Hipertansiyon Hakkında Merak Edilenler

Title:

Description:



Hipertansiyon Hakkında Merak Edilenler

Tansiyon kişinin kalp durumu ile ilgili olan sorunlardandır. Düşük olması da yüksek olması da zararlı olan tansiyonu dengede tutulması kişinin sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Kalp organlara besin maddeleri ve oksijeni göndemıek. atık maddeleri toplamak için pompa görevi yapar. Tüm organların etkili bir şekilde ihtiyaçlarına ulaşabilmesi (perfuzyon) için kan dolaşımı belirli bir basınç altında olmalıdır. Basınç düşüklüğü yetersiz perlîizyona yol açarak çeşitli semptom ve bozukluklar oluşturur. Beyni etkileyen basınç düşmesi baş dönmesi ve bayılmaya yol açar. Basınç yüksekliği ise damarlarda hasarlanma, çeşitli semptom (baş ağrısı, çarpıntı) ve hastalıklara (kalp yetersizliği, felç, böbrek yetersizliği vb) yol açar. Kan basıncının normal sınırlardan (140 mmllg ve üzeri sistolik ve 90 mmllg ve üzeri diyastolik basınçlar) fazla olmasına yüksek kan basıncı- hipertansiyon denir.


  • Tansiyon (Kan basıncı) nedir?
  • Kan basıncı (tansiyon) ölçümü nasıl yapılır?
  • Kan basıncının (Tansiyon) normal değeri nedir? İdeal kan basıncı var mıdır?
  • Kan basıncı neden yükselir? Hipertansiyon nedenleri nelerdir?
  • Kan basıncı ne zaman ve nasıl düşürülmelidir?
  • Hipertansiyonun (kan basıncı yüksekliğinin) belirtileri nelerdir?
  • Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar nelerdir?
Tansiyon (Kan basıncı) nedir?

Kan basıncı kalbin atardamarlara attığı kanın damar duvarına yaptığı basınçtır. Kan dolaşımı bu basınçla sağlanır. Basınç her kalp atımıyla yükselir sonra düşer. Basıncın kalp atımıyla yükseldiği en yüksek seviye sistolik kan basıncı (halk arasında büyük tansiyon) ve düştüğü en alt seviye ise diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) olarak adlandırılır.

Kan basıncı damar içine yerleştirilebilecek bir kateter yardımıyla doğrudan, atardamardaki kan akımının dışarıdan bir manşon yardımıyla baskı altına alınmasıyla da dolaylı olarak ölçülebilir. Manşon yardımı sıkıştırılaran damarda dolaşımın durur ve manşonun indirilmesiyle dolaşımın başladığı basınç manometreyle belirlenir. Ayrıca kalp atımının damarlarda oluşturduğu basınç ve kan dolaşımı damarların titreşmesine yol açar bu seslerde steteskop yardımı ile nabız bölgelerinden duyulabilir. İşte manşonla sıkıştırılan nabız bölgesinin bir steteskopla dinlenildiğinde dolaşım seslerinin ilk duyulmaya başladığı basınç sistolik (büyük tansiyon), seslerin kaybolduğu basınçta diyastolik (küçük tansiyon) kan basıncıdır.

Kan dolaşımının çeşitli bozukluklara yol açmaması için belirli (normal kan basıncı-tansiyon) düzeylerde olması gereklidir. Kan basıncı normalden düşükse özellikle beyin beslenme yetersizliğine yol açarak baş dönmesi-bayılmaya, yüksekse tüm damarlarda ve özellikle beyin, kalp, böbrek gibi organlarda hasarlanmaya yol açabilir. Sistolik kan basıncının optimum değeri 120 mmHg ve diyastolik kan basıncının 80 mmHg’dır. 140 mmHg sistolik ve 90 mmHg diyastolik basınç hipertansiyon eşik değerleridir.

Kan basıncı (tansiyon) ölçümü nasıl yapılır?

Kan basıncını ölçerken dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır. Ağrı, ateş ya da kızgınlık gibi durumlarda yapılan kan basıncı ölçümünün hipertansiyon hastalığı teşhisinde yardımcı olmayacağı bilinmelidir. Akut rahatsızlık durumunda yapılan ölçümlerin çok değişkenlik gösterebileceği ve güvenilir olmayacağı bilinmelidir.

Ölçüm öncesi 30 dakikalık sürede tüketilen yemek, sigara ya da kahve gibi içeceklerin kan basıncını etkileyebileceği unutulmamalıdır. Yemekten hemen sonra yapılan ölçümlerde kan basıncı daha düşük olarak ölçülürken, sigara ve kahve sonrası ise daha yüksek basınçlarla karşılaşılabilir. Bazı ilaçlar kan basıncını etkiler, ilk kez kan basıncı ölçülecekse ölçüm her iki koldan yapılmalı, sonraki ölçümler yüksek çıkan koldan yapılmalıdır.

Ölçüm sırasında bacak bacak üstüne atılmamalı, konuşmamalı, öksürülmemelidir. Kan basıncı ölçülürken 5 dakikalık istirahat sonrası sırt dayalı oturur ya da yatar pozisyonda olunmalıdır. Kol ya da bileğe bağlanan cihaz kalp hizasında tutulmalı, ölçüm yapılan kısım kollukla ya da diğer elle desteklenmelidir. El avuç yukarı bakacak şekilde gevşek tutulmalı, bilekten bükiilmemeli ve yumruk yapılmamalıdır. Manşon nabız hissedilen atardamarın bir kaç cm yukarısına yerleştirilmelidir. Manşon genişliği cihazı ölçüm yapılacak kişinin kol genişliği ile uyumlu olmalıdır. Standart ölçülerde bir manşon ile obez birinin kan basıncının ölçülmesi (küçük manşon kullanılması) kan basıncının olduğundan daha yüksek ölçülmesine yol açabilir. Manşon bölgesi çıplak olmalıdır. Dar ve kalın kıyafetlerin üzerinden manşon yerleştirilmesi damarın fazla sıkışmasına nedeniyle kan basıncının yanlış ölçülmesine yol açabilir.

Elle yapılan manşon şişirmelerinde nabız hissedilerek basınç artırılmalıdır. Steteskop ile dinleme nabız bölgesinden yapılmalıdır. Nabız hissedilmediği basıncın 20 mmHg kadar üzeri yapılan şişirmeler yeterlidir. Nabız hissedilmeksizin yüksek basınçlara kadar yapılan şişirme manşon bölgesinde fazlaca rahatsızlığa yol açacak, kan basıncı ölçümünü geciktirecek hem de damarda spazm oluşturarak kan basıncının olduğundan daha düşük bulunmasına yol açabilecektir.

Elle yapılan manşon indirmelerinde basınç saniyede 2-4 mmllg kadar indirilmelidir. Daha

hızlı yapılacak indirmelerde nabız hissedilmesi ya da seslerin duyulması daha geç (daha düşük basınç) algılanabilir. Uzun süreli manşon şişik kalması durumunda dinleme ile sesler daha az duyulabilir. Tekrarlanan ölçümlerde manşon tam olarak indirilip bir kaç dakika beklendikten sonra ölçüm yapılmalıdır. Üst üste sık yapılan ölçümlerde damarda spazm oluşması ile kan basıncı daha düşük ölçülebilir. Otomatik cihazlarla yapılan ölçümlerde cihazın pilinin zayıf olmaması önemlidir.

Ambulatuvar kan basıncı aleti denilen 24 saat süreyle kan basıncı yapan aletlerle yapılan ölçümler kan basıncı yüksekliği tanısı konulmasında yararlı bir şekilde kullanılmaktadır. Vücutta hergiin olan hormonal dalgalanmaya bağlı olarak kan basıncı değerlerinde de dalgalanma olur. Sabah saatlerinde kan basıncı akşama göre daha düşüktür. Gece uykuya dalınması ile belirgin olarak düşer. Sabahın erken saatlerindeyse hormonal uyanma ile kısa bir süre yükselir. Bu durum takip sırasında günlük ya da farklı zamanlarda farklı kan basınçları ile karşılaşılmasını sağlar, işte 24 saatlik ambulatuvar kan basıncı aletleri ile yapılan ölçümler gece, gündüz ve istirahat çalışma dönemleri gibi basınçları yansıttığı için oldukça yararlıdır.

Kan basıncının (Tansiyon) normal değeri nedir? İdeal kan basıncı var mıdır?

İdeal kan basıncı düzeyinin belirlenmesine yönelik birçok çalışma yapılmıştır. Sistolik kan basıncı değerinin 120 mmHg’dan fazla olmasıyla daha fazla hastalık ve ölüm oranı görülmektedir. Optimum sistolik kan basıncı 120 mmHg’dan daha düşük, optimum diyastolik kan basıncıysa 80 mmHg’dan daha düşük basınçlardır. Örneğin sistolik kan basıncı 130 mmllg olan kişi için daha yüksek hastalık ve ölüm oranı olmasına karşın ilaç tedavisi gerektirdiği sonucuna işaret etmez. Optimum kan basıncıyla ilaç tedavisi gerektiren kan basıncı düzeyleri farklıdır.

Normal kan basıncının üst sınırı sistolik için 139 mmllg ve diyastolik için 89 mmllg’dir. Yani yüksek kan basıncı (hipertansiyon) sistolik kan basıncının 140 mmllg (halk arasında 14) ve üzeri ya da diyastolik kan basıncının 90 mml Ig (halk arasında 9) ve üzeri olmasıdır.

fek bir kan basıncı ölçümünün yüksek olması da hipertansiyon teşhisi koymak için yeterli değildir. Bir kaç gün takip yapılarak ya da farklı zamanlarda birden çok kez kan basıncının yüksek ölçülmesi hipertansiyon olarak kabul edilir. En az iki kez sistolik kan basıncının 140 mmllg ve üzeri ya da diyastolik kan basıncının 90 mml lg ve üzeri olduğunda kan basıncı kontrolüne yönelik davranışsal ve ilaç tedavileri başlanmalıdır. Hatta davranışsal önlemler optimum kan basıncı değerlerinden daha yüksek kan basıncı değerleri ölçüldüğünde tavsiye edilmelidir.

Kan basıncı neden yükselir? Hipertansiyon nedenleri nelerdir?

Kan basıncının iki önemli belirleyicisi vardır. Bunlar kalbin pompaladığı kan miktarı ve

sinir-endokrin (nöroendokrin) sistemlerin damar duvarı üzerinde oluşturduğu dirençtir. Kan dolaşımının devamlılığının sağlanabilmesi için kan basıncının vücut için gerekli düzeylerde

tutulmalıdır. Bu denge pompalanan kan ya da dirençte değişiklikler oluşturularak sağlanır. Kalbin kan pompalamasında ya da kan dolaşımını düzenleyen nöroendokrin sistemde ya da damarların bu bu sistemin uyarılarına verdiği yanıttaki bozukluk durumunda kan basıncı regiilasyonu bozulur.

Her ne kadar kan basıncının yükselmesini sağlayan mekanizmayı bilsek de erişkinlerde kan basıncı yüksekliğinin nedeni hastaların % 95’inde belirlenememektedir. Altta yatan neden belirlenemediyse esansiyel hipertansiyon olarak adlandırılırken bir hastalığa bağlı olduğu belirlendiyse sekonder hipertansiyon olarak adlandırılır. Sekonder hipertansiyon erişkin hipertansiyonlularda ancak % 5 oranındadır.

Sekonder hipertansiyon nedenleri

*Böbrek kaynaklı nedenler: parankimal böbrek hastalığı, glomerülonefrit, polikistik böbrek, diabetik nefropati, romatolojik böbrek tutulumu, renal arter hastalığı, renal tümörler.
*Endokriıı nedenler: hipertiroidi, hipotiroidi. hiperparatiroidi, akromegali, cushing sendromu. primer hiperaldosteronizm, adrenal hiperplazi, adrenal tümörler, karsinoid.
*Aort koarktasyonu
*Gebelik hipertansiyonu
*Serebral nedenler: kafa içi basınç artışı, beyin tümörleri, ensefalit
*Akut strese bağlı: hipoglisemi, hiperventilasyon, pankreatit, yanık, postoperatif vealkol
bırakılması.
*Uyku apnesi
*Hipervolemiye ya da bazı ilaçlara bağlı (aspirin, antiinllamatuvar ilaçlar, steroidler. siklosporin, oral kontraseptif, eritropoietin, bazı bağımlılık yapıcılar -amfetamin, kokain, kafein-, meyan kökü)

Kan basıncı ne zaman ve nasıl düşürülmelidir?

Sistolik kan basıncı 140 mmHg ve üzeri ve/veya diyastolik kan basıncı 90 mm lig ve üzeri olduğunda kan basıncı yüksekliği olarak kabul edilir. Kan basıncı yüksekliği herhangi bir semptoma yol açmışsa doktor kontrolü ile kan basıncı normal sınırlara getirilmelidir. Bunun için dil altı ya da damar yolu ile ilaç verilerek kan basıncının daha erken düşmesi sağlanır. Kan basıncının tekrar yükselmesinin önlenmesi ve normal sınırlarda tutulması içinde bazı tedbirler alınmalıdır. Kan basıncının sabah ve akşam düzenli takibi yapılmalıdır.

ilk önlem tuzun kısıtlanmasıdır. Orta düzeyde tuz azaltılması kan basıncında yaklaşık 5 mmHg düşme sağlar. Vücuda alınan sodyum kan basıncının yükselmesindeki ana tetikleyicidir, tek kaynağı da sofra tuzu olan NaCl değildir. Hazır, dondurulmuş gıdalar, turşu, sirke, şalgam ve soda gibi maddelerde sodyum kaynağıdır.

ikinci önlem diyete başlanmasıdır. Diyet hem ideal ağırlığın sağlanmasına yönelik olmalı hem de potasyum içeriği yüksek, lifli gıdaların, sebze ve meyvenin oranının artırılması sağlanmalıdır. Şişmanlarda verilen her 10 kg yaklaşık 15 mmHg kan basıncı düşüşü sağlayabilir. Lifli ve potasyum içeriği daha yüksek gıdaların tüketilmesi ile kan basıncında yaklaşık 4 mmHg azalma sağlanabilir.

Sigara ve/veya alkol kullanımı kan basıncını yükseltmektedir. Sigaranın bırakılması kardiyovasküler riskin azalmasını sağlar. Alkol ve sigara kullanımı kan basıncı düşürücü ilaçların etkinliğini azaltır.

Düzenli aerobik egzersiz yapanlarda kan basıncı yaklaşık 4-8 mmHg azalır. Haftada en az 3- 4 gün 30-45 dakika hızlı yürüyüş, koşu tarzı aerobik egzersizler faydalıdır.

Psikolojik gerginlik, anksiyete kan basıncında yükselmeye yol açar. Kişiselleştirilmiş gevşeme saylayıcı yöntemlerin uygulanmasını kan basıncının düşüşüne katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

Halk arasında kısa sürede kan basıncının düşmesine katkı verebileceği düşüncesine bağlı olarak yaygın olarak uygulanan çeşitli yaklaşımların (sarımsak yemek, limon-greyfurt suyu içmek, başına soğuk su dökmek vb) yararlı olduğuna yönelik kanıtlar sınırlıdır. Sarımsak, limon, kereviz vb gıdaların içerdiği potasyum ya da çeşitli kan basıncı düşürücü bileşikler nedeniyle hipertansif hastalarda diyet içeriği olarak önerilirken akut tedavi edici etkinliği tartışmalıdır.

Kan basıncı yüksekliğine eşlik eden çeşitli semptomların (başağrısı, kalp çapıntısı vb) varlığında doktor kontrolü ile kan basıncı kontrollü olarak düşürülür. Kan basıncının kısa sürede düşürülmesinde dil altına konularak ya da damardan uygulanacak çeşitli ilaçlar kullanılır. Kan basıncı kontrol altına alındıktan sonra kan basıncının daha sonra da kontrol altında kalmasını sağlayacak ilaçlar başlanır.

Hipertansiyonun (kan basıncı yüksekliğinin) belirtileri nelerdir?

Kan basıncı yükseldiğinde başağrısı (sıklıkla enseden başlayan), başdönmesi, kulaklarda uğultu ya da çınlama, görme bulanıklığı, çarpıntı, burun kanaması, göğüs ağrısı, nefes darlığı, halsizlik (dayak yemiş gibi olma), sık idrara çıkma, terleme belirtilerinden bir ya da bir kaçı görülebilir. Uyku ile kan basıncının düşmemesi ya da sabah erken saatlerde görülen ani kan basıncı yükselmesine bağlı sabahları baş ağrıları ya da uyku bozukluğu görülebilir. Artmış kan basıncı ve kan hacmine bağlı olarak geceleri sık idrara çıkma görülebilir. Bu belirtiler birşeylerin ters gittiğinin, vücut alarm sisteminin devreye girdiğini gösteren işaretlerdir.

Kan basıncı yavaş yavaş yükseldiğindeyse herhangi bir semptoma yol açmaksızın ya da oluşan semptomlar kan basıncı yüksekliğine değilde yorgunluk, yoğunluk, stres ya da diğer hastalıklara bağlı olduğu düşünüldüğünden (kan basıncı ölçümü yapılmaksızın) yıllarca habersiz şekilde kan basıncı yüksekliğiyle yaşanabilir, ilk defa kan basıncı yüksekliği saptanan hastaların bir kısmında uzun süreli kan basıncı yüksekliğinde ortaya çıkabilen kalp, beyin, böbrek ya da gözlerde bozukluklar saptanabilmektedir.

Uzun süreli ve oldukça yüksek kan basıncına maruziyeti bulunan hastaların bir kısmında kan basıncının tedavi ile normal düzeye indirildiği durumlarda halsizlik, yorgunluk, başdönmesi gibi beyin beslenme bozukluğu belirtileri olabilmektedir. Bu durum hastanın tedaviye ve doktora olan güveninin sarsılmasına yol açabilmektedir. Böyle hastalarda kan basıncının zamana yayılarak normale indirilmesiyle (tedavinin kademeli olarak yapılması) bu sorun aşılabihnektedir.

Hipertansiyonun (kan basıncı yüksekliğinin) semptom ve belirtileri nelerdir sorusuna yanıt aramaktan yerine kan basıncının belirli dönemlerde ölçülerek normal sınırlarda olup olmadığının kontrol edilmesi daha yararlıdır.

Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar nelerdir?

Kan basıncını kontrol etmek için kullanılan çok sayıda ilaç mevcuttur. Bu ilaçlar altı ana grupta incelenebilir. Kan basıncını düşürmek için bir ya da daha fazla sayıda ilaç kan basıncı düzeyi ve hipertansiyonla ilişkili olabilecek faktörler göz önünde bulundurularak seçilir. İlaçlar her ne kadar çeşitli gruplara ait olsa da her ilacın etki ve yan etki düzeyi kendine özgüdür. Beta blokerler. Kalsiyum antagonistleri, ACE inhibitörleri, ARJB blokerleri, diüretikler, diğer ilaçlar olarak gruplandırılabilir.

Hipertansiyon tedavisinde ilaç kullanımında amaç kan basıncını normal sınırlara (sistolik 140 mmllg’nın altı ve diyastolik 90 mmHg’nın altı) indirmektir, ilaç kullanmakla tedavi olmak aynı şey değildir, ilaç kullanılmasına rağmen kan basıncı yeterince düşürülemiyorsa tedaviden yeterli fayda sağlanaz. Bu durumda kan basıncını normal sınırlara düşürecek ilaç ya da ilaçlar tedaviye eklenmelidir. Kan basıncı normal sınırlara indirildiğinde böbrek, kalp, beyin ve gözler için yeterli faydalar elde edilebilir.

Kan basıncı düşürücü ilaçlar bağımlılık yapmaz. Tam tersine kan basıncını kontrol altına alınamamışsa damarlarda ve diğer organlarda olan bozulmalara bağlı olarak kan basıncı düzeyi giderek daha da yükselir, ilaçlardan bazılarının etkilerinde giderek azalma görülebilir ancak bu durum ilacın başka ilaç ile değiştirilmesi ya da diüretik etkili ilaçların tedaviye eklenmesiyle düzelir, ilaç kısa süreli bırakıldığında kan basıncı bir müddet daha düşük gidebilmekte ancak sonrasında ani yükseliş görülebilmektedir. Kan basıncı ilaçlarla kontrol altına alman hastalar mutlaka tuzsuz, lifli ve potasyumdan zengin diyet, ideal ağırlığa ulaşılması , egzersiz ve sigaranın bırakılması gibi önlemlere uymalıdır.

Bazı hipertansiyon ilaçlarını doktor kontrolü ile dönem dönem değiştirmek gerekekse de hipertansiyon tedavisinin ömür boyu olduğu unutulmamalıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Kategori
Kardiyoloji

Yorum Yapın

Eposta adresiniz gösterilmeyecektir. İşaretli alanların doldurulması gereklidir *



Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Whatsapp Hattımız

7/24 Arayabilir & Soru Sorabilirsiniz
0507 178 17 78


Dora Hospital Fulya

Dora Hospital Adres :
Fulya Mahalle, Yavuz Sokak.
No:7, 34758 Şişli / İstanbul


Sosyal Medyadan

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Estetik,Diş ve Obezite Bilgi Hattı
Diğer Bölümler Bilgi Hattı