En Son Eklenenler


Bağımlılık Merkezi 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Bağımlılık Merkezi

Bağımlılık merkezi, kişilerin bağımlılıklarından kurtulmasına yardımcı olan yerlerdir. Pek çok birey için, iyileşmeye doğru ilk adım, madde bağımlılığı ile kişisel mücadelelerini kabul etmektir. Bir sonraki adım, genel sağlık, refah ve mutluluklarını geri kazanmalarına yardımcı olabilecek bir tedavi programı bulmaktır.

Bir kişinin seçebileceği sayısız tedavi seçeneği vardır. Örneğin, şiddetli bağımlılığı olan bazı insanlar rehabilitasyona geçmeden önce bir detoks programına girerler. Diğerleri, yatış tedavisi veya ayakta tedavi tesisinde iyileşmeye başlamayı seçebilmektedir. Tedavi sonrası destek gruplarına ve terapi seanslarına katılarak rehabilitasyonda öğrenilen derslerin pekiştirilmesine devam edilmesi önerilmektedir.

Bağımlılık Nedir?

Bağımlılık, bir şeyi kişinin kendisine zarar verebilecek noktaya kadar yapması, alması ya da kullanması olarak tanımlanabilmektedir. Bu durum fiziksel bir ihtiyaç olabildiği gibi ayrıca psikolojik de ihtiyaçtır. 

Bağımlılık ile en sık eşleştirilenler, kumar, uyuşturucu, alkol ve nikotin alımı, reçetesiz olarak bazı ilaçların kullanımı gibi durumlardır. Bu durumlar haricinde kişiye bağlı olarak her şeye bağımlı olmanın mümkün olduğu düşünülmektedir. Bunlardan bazıları:

  • İş bağımlılığı: İşkolikler, fiziksel yorgunluktan rahatsızlık duyacakları kadar işlerine takıntılıdırlar. Kişinin ilişkileri, aile ve sosyal yaşamı problemliyse ve neredeyse hiç tatil yapmıyorsa iş bağımlısı olabileceği düşünülmektedir. 
  • Bilgisayar bağımlılığı: Günümüzde bilgisayar kullanımı arttıkça bilgisayar bağımlılığı da artmaktadır. İnsanlar hayatlarının bilgisayar dışındaki kısımlarını ihmal ederken sürekli internette gezinmek veya oyun oynamak için saatler harcayabilirler. Bilgisayar bağımlılığı, teknoloji ve internet bağımlılığı olarak da adlandırılabilmektedir.
  • Uçucu madde bağımlılığı: Uçucu madde bağımlılığı, kişiye sarhoşluk ve sersemlik hissi vermek için tutkal, boya, aseton ya da daha hafif maddelerin solunmasını içermektedir. Çucu maddelerin fazla solunması ölümcüldür.
  •  Alışveriş bağımlılığı: Alışveriş yapmak, ihtiyaç duyulmayan veya istenilmeyen şeylerin satın alınması bir süre sonra bağımlılığa neden olmaktadır. Alışveriş yaptıktan sonra kişi çabucak suçluluk, utanç veya umutsuzluk duyguları hissedebilmektedir.

Bir kişi neye bağımlı olursa olsun, onu nasıl kullandığını kontrol edemez ve ona bağımlı hale gelebilir.

Bağımlılığın Nedenleri

Bağımlılık, arkasında çeşitli biyolojik ve psikososyal yönleri olan, anlaşılması gereken karmaşık bir konudur. Bağımlılık aslında beyni etkiler. Bağımlılık genetik, çevre ve genel ruh sağlığı durumu gibi bir dizi faktörden etkilenmektedir.

Genetik

Bağımlılık söz konusu olduğunda genetiğin önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bağımlılık genleri ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca bağımlılığı etkileyebilecek dürtüsellik ve baskılamayı kontrol eden genler de vardır. Örneğin, bir kişinin DNA’sından kaynaklı alkol bağımlılığı oranının %40 ile%60 arasında olduğu belirlenmiştir. Aynı şekilde, uyuşturucu bağımlılığına sahip bir kişinin, aynı soruna sahip doğrudan bir akrabası varsa, bağımlı olma ihtimali yaklaşık %50 daha yüksektir .

Çevre

Sosyal çevre aynı zamanda insanların davranışlarını da etkiler. Akran baskısı güçlü bir şeydir. Stresli bir ortamda yaşamak, bir kişinin günlük durumlarından kaçış aramasına neden olabilmektedir. Ya da kişiler imajlarını iyileştirmenin yollarını arayabilirler. Örneğin, bir üniversite öğrencisi notlarını yükseltmek için uyarıcı madde almaya başlayabilir. Bazı insanlar hayatlarından sadece sıkılmış olabilir ve “yeni bir zirve” aramaya çabasında olabilirler.

Hem genetik hem de çevreyle ilgili olarak, bağımlılık herkeste görülebilmektedir. Bir kişinin genetik yatkınlığı olmaması, bağımlı olamayacağı anlamına gelmemektedir. Alternatif olarak, bir kişinin bağımlı olmaya yatkın olması, uzun vadede bir sorun yaşayacağı anlamına gelmemektedir.

Akıl sağlığı

Araştırmalara göre, bağımlılık ve akıl hastalığı arasında açık bir bağlantı var. Aslında, bir bozukluk diğerini tetikliyor gibi görünmektedir.

TSSB veya kişilik bozukluğu gibi altta yatan zihinsel sağlık sorunları olan kişiler zaten depresyon, anksiyete ve paranoyaya eğilimlidir. Bağımlılık hastalıklarını sadece şiddetlendirmekle kalmaz, aynı zamanda zihinsel sorunu daha da kötüleştirir. Ruh sağlığı sorunları olan çoğu insana eşlik eden olumsuz duygusal durumlar, onları bağımlılık için daha fazla risk altına sokmaktadır.

Bazı insanlar için, uyuşturucuyla veya zevkli aktivitelerle kendi kendine ilaç tedavisi, günlük mücadelelerinden bir kaçış görevi görmektedir. Psikolojik bir bozukluğun yanında bir bağımlılığa sahip olmak, ikili tanı olarak adlandırılır.

Manik depresif hastalık veya şizofreni gibi bazı bozuklukların, bağımlı olmayı daha da kolaylaştıran belirli genetik faktörleri olduğu düşünülmektedir.

Bağımlılık Nasıl Tedavi Edilir?

Bağımlılık tedavi edilebilir, ancak tüm iyileşme yolları aynı değildir. Her hasta aynı belirtileri göstermeyeceği gibi, tedaviye de aynı biçimde yanıt vermeyecektir, bu nedenle tedavi zaman alabilmektedir.  Kullanılan yaygın tedavi yaklaşımlarından bazıları şunlardır:

  • Psikoterapi : Bilişsel davranışçı terapi (BDT) , bağımlılıklara katkıda bulunan düşünce ve davranış kalıplarını ele almak için kullanılabilmektedir. Kullanılabilecek tedaviler içerisinde acil durum yönetimi, aile terapisi ve grup terapisi ter alabilmektedir.
  • İlaçlar: Bağımlılık içerisindeki yoksunluk semptomlarının tedavisine yardımcı olacak ilaçların yanı sıra anksiyete veya depresyon gibi altta yatan zihinsel bozuklukları tedavi etmek için diğer ilaçlar önerilebilir. Bağımlılık sorununu çözmek için reçete edilebilecek ilaçlar arasında metadon, buprenorfin, nikotin replasman tedavileri ve naltrekson bulunmaktadır.
  • Hastaneye yatış: Bazı durumlarda, insanların bir uyuşturucu maddeden arınması gerekirken oluşacak olan potansiyel olarak ciddi komplikasyonları tedavi etmek için hastaneye kaldırılması gerekebilmektedir.
  • Destek grupları ve kendi kendine yardım: Kişiler iyileşme ile başa çıkma sırasında desteğe ihtiyaç duyabilmektedir. Bunun için destek grupları ve çevrimiçi destek seçenekleri bulunmaktadır. Ayrıca kişi biraz araştırma ile kendi kendine de yardım edebilmektedir. 

Tamamen uzak durma ihtiyacını vurgulayan bazı düşünce yapıları olsa da, birçok insan içme, yemek, alışveriş ve seks gibi bağımlılık yapıcı davranışları kontrol etmeyi öğrenebilir. Kişi için en iyi olan yaklaşım birçok faktöre bağlıdır ve en iyi tedavi şekli için kişi terapist ve doktoruna danışmalıdır.

Bağımlılık Merkezleri Ne İşe Yarar?

Bağımlılık tedavi edilebilir bir durumdur. Bağımlılık ne olursa olsun, yardım almanın birçok yolu vardır. Kişi doktoruna tavsiye için başvurabilir veya bağımlılığı olan kişilere yardım etme konusunda uzmanlaşmış bir kuruluşla iletişime geçebilir.

Yaşanılan yerdeki bağımlılık tedavisi hizmetlerini aramak için bazı anahtar kelimeler kullanılabilmektedir:

  • Alkol bağımlılığı hizmetleri
  • Uyuşturucu bağımlılığı hizmetleri
  • Sigara içmeyi bırakın

Madde bağımlılığı yapacak durumlar için daha uzun süreli tedavi programları daha çok etkili olabilir ve genel olarak sosyal problemler ve aile sorumlulukları dâhilinde uyuşturucudan temizlenmeye ve hayata devam etmeye odaklanabilmektedir. Birkaç tür tesis bu durum için tedavi ortamı sağlayabilmektedir:

  • Kısa süreli yatılı tedavi: Bu, vücudu temizlemeye ve yoğun danışmanlık yoluyla bir terapötik topluluk içinde bir kişiyi daha uzun bir süre için hazırlamaya odaklanır.
  • Terapötik topluluklar: Şiddetli bağımlılık bozukluğu türleri için uzun süreli tedavi arayan bir kişi, tesis içi personel ve iyileşme sürecinde olan diğerleriyle birlikte 6 ila 12 ay arasında bir binada yaşayacaktır. Topluluk ve personel, uyuşturucudan kurtulma ve uyuşturucu kullanımına yönelik tutum ve davranışlardaki değişikliklerde yardım etmek için hizmet eder.
  • Kurtarma konutu: Bu, insanların sorumluluklarla meşgul olmalarına ve sürekli madde kullanımı olmaksızın yeni, bağımsız bir hayata adapte olmalarına yardımcı olmak için konutta denetimli, kısa süreli bir kalış sağlar. 
  • İyileştirme konutu: mali durumla başa çıkma ve iş bulmanın yanı sıra iyileşmenin son aşamalarında ve toplum destek hizmetlerinde bir kişi arasındaki bağlantıyı sağlamaya yönelik tavsiyeleri içerir.



Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Bipolar Bozukluk 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluk, duygusal yükselme ve düşmelere neden olan zihinsel bir rahatsızlıktır. Bipolar bozukluklar, eski ismi ile manik depresyon, ruh halini etkileyen tıbbi bir depresif bozukluktur. Depresif bozukluklar, bir bireyin beyninin çalışma biçimine etki eder.

Depresif bozukluklar yaygındır.  Her yıl en az 17,4 milyondan fazla yetişkinin depresif bozukluk yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu, her 7 kişiden 1’inde görülebilir demektir, bu nedenle sizin veya tanıdığınız birinin depresif bir bozuklukla mücadele etme olasılığı yüksektir.

Bipolar bozukluğun birçok adı vardır: manik depresyon, manik depresif bozukluk, manik depresif hastalık ve bipolar duygu durum bozukluğu aynı durum için tıbbi terimlerdir.

Bipolar Bozukluk Nedir?

Ruh sağlığı uzmanları, bu hastalığı 3 türde inceler. Bunun nedeni bipolar bozukluk semptomlarının her bireyde farklı biçimde ortaya çıkmasıdır. Doktorlar bireyin hangi tip bozukluğa sahip olduğunu bildiklerinde, tedaviyi o kişinin özel ihtiyaçlarına göre uyarlayabilirler. Bipolar bozukluk üç farklı türe ayrılır:

  • Bipolar I
  • Bipolar II
  • Siklotimik Bozukluk

Bipolar I Bozukluğu, insanların bir veya daha fazla mani atağı geçirdiği bir hastalıktır. Bipolar I teşhisi konan çoğu insanda hem mani hem de depresyon belirtileri olacaktır, ancak teşhis için bir depresyon belirtisi gerekli değildir. Bipolar I teşhisi konulabilmesi için, bir kişinin manik atakları en az yedi gün sürmeli veya hastanede kalmayı gerektirecek kadar şiddetli olmalıdır.

Bipolar II Bozukluğu, insanların hipomanik belirtilerle ileri geri değişen depresif belirti yaşadıkları, ancak asla “tam” manik belirti yaşamadıkları bipolar bozukluk alt kümesidir.

Siklotimik Bozukluk veya Siklotimi, insanların en az iki yıl boyunca hipomani ve hafif depresyon yaşadığı, kronik olarak dengesiz bir ruh hali durumudur. Siklotimili kişilerde kısa süreli normal ruh hali olabilir, ancak bu dönemler sekiz haftadan daha kısa sürer.

Bipolar Bozukluk diğer, bir kişinin bipolar I, II veya siklotimi kriterlerini karşılamaması, ancak yine de klinik olarak anlamlı anormal ruh hali yükselmesi dönemleri yaşamasıdır.

Bipolar Bozukluk Nedenleri

Doktorlar ve bilim adamları bipolar bozukluğun kesin nedenini bilmemektedir, ancak biyokimyasal, genetik ve çevresel faktörlerin hepsi bu rahatsızlığa neden olabilir. Bu duruma, nörotransmiterler adı verilen bazı beyin kimyasallarındaki dengesizliklerin neden olduğu düşünülmektedir. Nörotransmiterler dengede değilse, beynin ruh halini düzenleyen sistemi olması gerektiği gibi çalışmayacaktır.

Genler de bu hastalıkta bir rol oynar. Yakın bir akrabada bipolar bozukluk varsa, kişinin durumu geliştirme riski daha yüksektir. Ancak bu, bipolar bozukluğu olan bir akrabası olan herkesin bipolar bozukluğa sahip olacağı anlamına gelmemektedir. Aynı evde yetiştirilen tek yumurta ikizlerini içeren çalışmalarda bile, bir ikizde bazen bipolar bozukluk varken diğerinde görülmeyebilir. Uzman araştırmacılar günümüzde bipolar bozukluğa neden olan gen veya gen topluluklarını tespit etmeye çalışmaktadır. 

Bipolar bozuklukta çevresel faktörler rol oynayabilmektedir. Bazı gençler için, ailede ölüm, ebeveynlerinin boşanması veya diğer travmatik olaylar gibi stresler, ilk mani veya depresyon atağını tetikleyebilmektedir. Bazen ergenlik çağındaki değişikliklerden geçmek bir dönemi başlatabilmektedir. Kızlarda semptomlar aylık adet döngüsüne bağlanabilmektedir.

Bipolar Bozukluk Belirtileri

Bipolar bozukluğu olan bir kişi, mani atakları geçirecek ve diğer zamanlarda depresyon atakları yaşayacaktır. Bunlar herkesin zaman zaman deneyimlediği normal mutluluk ve üzüntü dönemleri değildir. Bundan farklı olarak yükselen bir sarkaç gibi yoğun veya şiddetli ruh hali değişimleridir.

Bipolar Bozukluk Manik dönem belirtileri şunları içerir:

  • Hızlı konuşma ve hızlı geçen düşünceler
  • Artan enerji
  • Uyku ihtiyacının azalması
  • Yüksek ruh hali ve abartılı iyimserlik
  • Artan fiziksel ve zihinsel aktivite
  • Aşırı sinirlilik, agresif davranış ve sabırsızlık
  • Karar vermede zayıflık
  • Aşırı harcama, aceleci kararlar verme ve düzensiz sürüş gibi pervasız davranışlar
  • Konsantrasyon bozukluğu
  • Abartılmış öz-önem duygusu

Depresyon belirtileri şunları içerir:

  • Olağan faaliyetlere ilgi kaybı
  • Uzun süreli üzgün veya huzursuz ruh hali
  • Enerji kaybı veya yorgunluk
  • Suçluluk veya değersizlik duyguları
  • Çok fazla uyumak veya uyuyamamak
  • Notlarda düşüş ve konsantre olamama
  • Zevki deneyimleyememe
  • İştah kaybı veya aşırı yeme
  • Öfke, endişe ve kaygı
  • Ölüm veya intihar düşünceleri

Yetişkinlerde, bipolar bozukluk mani veya depresyon dönemleri, daha kısa olsalar da genellikle haftalarca veya aylarca sürmektedir. Yine de çocuklarda ve ergenlerde bu dönemler çok daha kısa olabilir ve bir çocuk veya genç, gün boyunca mani ve depresyon arasında gidip gelebilir.

Mani veya depresyon dönemleri düzensiz bir şekilde meydana gelebilir ve öngörülemeyen bir durumu takip edebilir. Her zaman bir depresyon dönemini takip eden manik bir belirtiyle bağlantılı olabilir veya bunun tersi de geçerlidir. Bazen dönemlerin mevsimsel bir düzeni vardır. Örneğin bahardaki maniyi, kışın depresyon izleyebilir.

Dönemler arasında, bipolar bozukluğu olan biri genellikle normal (veya normale yakın) işleyişine geri döner. Yine de bazı insanlar için, döngüleri arasında çok az “ara dönem” vardır veya hiç yoktur. Bu ruh hali değişim döngüleri, mani ve depresyon arasındaki hızlı döngü kadınlarda, çocuklarda ve ergenlerde çok daha yaygın olduğu için yavaş veya hızlı değişebilir.

Bipolar bozukluk sahibi olan bazı insanlar, sarhoş olduklarında geçici olarak daha iyi hissettikleri için alkole ve uyuşturucuya yönelebilmektedir. Ancak alkol ve uyuşturucu kullanmak, bipolar bozukluğu olan kişiler için feci sonuçlar doğurabilmektedir. Madde bağımlılığı semptomları daha da kötüleştirebilir ve doktorların durumu teşhis etmesini zorlaştırabilir.

Bipolar Bozukluk Tanı Yöntemleri

Bipolar bozukluğu olan çoğu kişiye yardım edilebilir, ancak bir psikiyatrist veya psikolog önce bozukluğu teşhis etmelidir. Ne yazık ki, durumu olan birçok kişiye teşhis konulamaz ya da yanlış teşhis konulmaktadır. Doğru teşhis ve tedavi olmazsa bozukluk daha da kötüleşebilmektedir. Tanı konulmamış bipolar bozukluğu olan bazı gençler, bir psikiyatri hastanesine veya yatılı tedavi merkezine, uyuşturucu kullanımına veya intihara neden olabilmektedir.

Bipolar bozukluk belirtileri gösteren çocuklar ve gençler genellikle bu duruma sahip yetişkinlerle aynı davranış kalıplarını göstermediklerinden, bir akıl sağlığı uzmanı tanı koymadan önce bir gencin davranışını dikkatlice gözlemleyecektir. Bu, kişinin geçmiş ve şimdiki deneyimlerinin tam bir geçmişini almayı içermektedir. Aile üyeleri ve arkadaşlar da kişinin davranışları hakkında yararlı bilgiler sağlayabilmektedir. Doktor ayrıca bir kişinin diğer koşulları elemek için tıbbi bir muayene yaptırmasını isteyebilmektedir.

Bipolar bozukluk teşhisi zor olabilmektedir. Henüz, onu teşhis edecek beyin taraması veya kan testi gibi herhangi bir laboratuvar testi yoktur. Kişilerde bipolar bozukluk bazen şizofreni ve travma sonrası stres bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve diğer depresif bozukluklarla karıştırılabilmektedir. Bu nedenle eksiksiz, ayrıntılı bir tarih çok önemlidir.

Bipolar Bozukluk Tedavi Yöntemleri

Bipolar bozukluk tedavisi olmamasına rağmen, tedavi, ruh halini dengelemeye ve kişinin semptomları yönetmesine ve kontrol etmesine yardımcı olabilir. Uzun süreli tıbbi rahatsızlıkları (astım , diyabet veya epilepsi gibi) olan diğer kişiler gibi, bipolar bozukluğu olan kişilerin de bunu tedavi etmek için doktorları ve diğer tıp uzmanlarıyla yakın bir şekilde çalışması gerekir.

Tıp uzmanlarından oluşan bu ekip, kişi ve aileyle birlikte tedavi planı adı verilen şeyi geliştirir. Bipolar bozukluğu olan kişiler muhtemelen bir psikiyatrist veya başka bir tıp doktorundan duygu durum dengeleyici gibi bir ilaç alacaklardır. Bir psikolog veya başka türden bir danışman, kişi ve ailesi için danışmanlık veya psikoterapi sağlayacaktır. Doktorlar hastanın belirtilerini yakından izler ve gerekli görürse ek tedavi yöntemleri sunmaktadır.




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Bulimia Nervoza Nedir?, Bulimia Nervoza Belirtileri 2022

Bulimia nervoza, ciddi bir ruhsal rahatsızlık ve yeme bozukluğu durumudur. Tedavi olmazsa kişinin yaşamını tehdit edebilir. Bulimia nervozalı bir birey kısa süre içerisinde büyük miktarlarda yemek yer, sonra aşırı egzersiz yaparak, oruç tutarak veya temizleyerek bunu telafi etmeye çalışır. Temizleme durumu, kişinin kendini kusturmasını, müshil veya idrar söktürücü ilaçlar kullanarak sindirim sistemini temizlemeyi amaçlamasını içerebilir.

Bulimia Nevroza Nedir?

İstatistikler, bulimia nervozanın herhangi bir zamanda kadınların  %1’ini ve erkeklerin %0,1’ini etkilediğini göstermektedir. Genel durum ortalaması olarak, bir kişinin ergenliğinin son yıllarında veya 20’li yaşlarının başında gelişmektedir, ancak bu kesin değildir, kişi herhangi bir zaman diliminde de bu hastalığı geliştirebilmektedir.

Bu durumun iki ana semptomu vardır. Birincisi, genellikle 2 saatlik aralıklarla olmak üzere kısa sürelerde düzenli olarak çok fazla yemek yemeyi içerir.
Tıkanma olarak da adlandırılan bu dönemde hasta kişi yemek yemeyi bırakamayabilir. İkinci belirti ise, aşırı yemek yemeyi telafi etmek için kişinin temizlenme, oruç tutma veya çok fazla egzersiz yapma gibi durumlarda bulunmasını içermektedir.

Bulimia Nervoza Nedenleri

Doktorlar, buliminin neden geliştiğinden tam olarak emin olamamaktadır. Genetik, biyolojik, psikolojik, sosyal ve davranışsal faktörlerin bir birleşiminden kaynaklanabildiğini düşünmektedir.

Bilinen, bulimia nervoza hastalığının bir zihinsel sağlık durumu olduğudur, kişinin davranışları duygusal stresle başa çıkmanın bir yoludur. Araştırmalar sonucunda doktorlar yeme bozuklukları durumunda, aileden taşınan genetik faktörlerin rol oynayabileceğini düşünmektedir.

Beyin görüntüleme teknolojisini kullanan bir çalışma, bulimialı kişilere, normal kilodaki kadınlar ile zayıf kadınların resimleri gösterildiğinde ikisi arasında beyin tepkilerinin farklı olduğunu bildirdi. Sonuçlar, bulimialı insanlar arasında farklı beyin işlemlerinin olduğunu göstermektedir.

Ayrıca, bulimia nervoza genellikle büyük hormonal değişikliklerin ve vücudun farkındalığının arttığı ergenlik döneminde ortaya çıkar. Bir çalışma yumurtalık hormonlarındaki değişikliklerin riski artırabileceğini düşünmektedir.

Vücuduna veya yeme alışkanlıklarına yönelik cinsel istismar veya eleştiri yaşayan kişilerde bulimia gelişme olasılığı daha yüksek olabilmektedir. Ayıca doğal ve gerçekçi olmayan birtakım fiziksel görünüşlere sahip olması için kişiye çevresel baskı gelebilmektedir. Bir diğer çevresel etken ise spor ve benzeri faaliyet yapma zorunluluğudur.

Bulimia hastaları bazı hastalıklar sonucu da bu rahatsızlığı gösterebilir. Kişilik bozuklukları, anksiyete bozuklukları, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk gibi hastalıklar bunlardan başlıca olanlarıdır. Bu koşullar yeme bozukluğu ile aynı anda veya ondan önce veya sonra gelişebilmektedir. Bu hastalıklar Bulimia kaynaklı olabilir veya bulimiaya katkıda bulunabilirler.

Bulimia Nervoza Belirtileri

Bulimia hastalığı, vücut ölçüsü, cinsiyet, yaş ve kültürden bağımsız olarak herkesi etkileyebilmektedir. Bu nedenle, kişinin veya tanıdığı birinin Bulimia nervoza ile mücadele ediyor olabileceğine dair bu uyarı işaretlerini bilmesi önem taşımaktadır. 

Fiziksel işaretler

  • Kilo, alıp vermede sık sık değişiklikler
  • Yanaklarda veya çenede şişlik, eklemlerde nasırlar, dişlerde hasar ve ağız kokusu dâhil olmak üzere kusmaya bağlı hasar belirtileri
  • Kabızlık, şişkinlik hissi
  • Kadınlarda adet dönemlerinde rahatsızlık
  • Bayılma veya baş dönmesi
  • Yorgun hissetmek ve iyi uyumamak

Psikolojik işaretler

  • Yemek yemek, vücut şekli ve kiloyla meşgul olma
  • Yiyecek, kilo, vücut şekli veya egzersizle ilgili yorumlara duyarlılık
  • Özellikle yemek yedikten sonra düşük benlik saygısı ve kendinden nefret etme, utanç veya suçluluk duyguları
  • Bozuk vücut görüntüsü
  • Gıda tutkusu ve kontrol ihtiyacı
  • Depresyon, kaygı veya sinirlilik
  • Vücut memnuniyetsizliği bulimia nevroza hastalığının psikolojik belirtileridir.

Davranışsal işaretler

  • Çok miktarda yemek yemenin kanıtı
  • Kusma veya müshil, lavman, iştah kesici veya idrar söktürücü kullanma
  • Özel yemek yemek ve diğer insanlarla yemek yemekten kaçınmak
  • Anti-sosyal davranış, giderek daha fazla yalnız zaman geçirmek
  • Vücut şekli ve ağırlığı ile ilgili tekrarlayan veya takıntılı davranışlar
  • Yiyeceklerin etrafında garip davranış
  • Diyet yapmak

Bulimia Nervoza Tanı Yöntemleri

Bulimia nervoza tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Hastalık ile görülen birçok semptom ve bulgu çoğunlukla tedaviye yanıt vermektedir. Kişinin akıl sağlığı konusunda uzmanlaşmış bir doktoru yoksa, aile doktoru ile konuşması gerekmektedir.

Bir doktor veya akıl sağlığı uzmanı, fiziksel sağlık, zihinsel sağlık, davranışlar ve tıbbi geçmiş hakkında sorular soracaktır. Fiziksel bir muayene de yapılacak ve diğer koşulları veya hastalıkları elemeye yardımcı olmak için laboratuvar testleri istenebilmektedir. Yeme bozukluğu olan birçok insanın davranışlarını gizlemesi, teşhisi karmaşıklaştırabilir. Kişinin göstereceği bazı işaretler:

  • Nispeten kısa bir süre içinde alışılmadık derecede büyük miktarlarda yemek yemek, aynı zamanda aşırı yemek yeme olarak da bilinir.
  • Yiyeceklerle kontrolden çıkmış hissetmek
  • Rahatsızlık hissedene kadar yemek
  • Yemek yedikten sonra kasıtlı olarak kusmak
  • Yemek sırasında veya hemen sonrasında banyoyu kullanmak
  • Yorgunluk, yaralanma veya hastalığa rağmen yenen yiyecekleri telafi etmek için kuvvetli egzersiz yapmak
  • Vücut veya ağırlık konusunda endişeli, kaygılı veya üzgün hissetmek
  • Yeme alışkanlıkları, egzersiz alışkanlıkları veya görünüşle ilgili düşüncelerin bir sonucu olarak sorumlulukları yerine getirme mücadelesi

Bulimia nevroza hastaları yapılan öz değerlendirmeden, vücut şekli ve ağırlığına yapılan yorumlardan etkilenmektedir. Bulimisi olan birçok kişi ortalama ağırlıkta olduğu için, buliminin fiziksel semptomları, bozukluk aşırı derecede şiddetli hale gelene kadar başkaları tarafından fark edilmeyebilir. İlişkili belirtileri yaşayan kişilerin doktorları tarafından değerlendirilmeye alınması gerekmektedir.

Bu tanı kriterlerine ek olarak, kanama / temizleme son üç ay boyunca haftada en az bir kez yapılmalıdır. Fazla yapılması durumunda anoreksiya neden olmaktadır.

Herhangi biri bulimia nervoza belirtileri gösteriyorsa, lütfen kişileri profesyonel yardım almaya ve doktora gitmeye teşvik edin. Yemek yemek, stres ve daha fazlasına karşı davranışlar hakkında konuşmalar yapmak, doktoru için kişiye yardımcı olacak değerli bilgiler verebilir.

Bulimia Nervoza Tedavi Yöntemleri

Diğer yeme bozukluğu rahatsızlıklarında olduğu gibi, bulimianın tedavisi de genellikle tedavi seçeneklerinin bir birleşimini içerir ve kişinin bireysel ihtiyaçlarına bağlıdır.

Tıkanma ve temizlemeyi azaltmak veya ortadan kaldırmak için, bir hasta beslenme danışmanlığı ve psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi alabilir ve ilaç reçete edilebilir. Bulimia nervoza tedavisi için sağlık bakanlığı tarafından onaylanan tek ilaç olan fluoksetin (Prozac) gibi bazı antidepresanlar, depresyon ve anksiyeteden mustarip hastalara yardımcı olabilir. İlaç aynı zamanda aşırı yeme ve temizlemeyi azaltmanın yanı sıra hastalığın nüksetme şansını azaltmaya yardımcı oluyor gibi görünmekte ve yeme tutumlarını iyileştirebilmektedir.

Bulimia tedavisine göre uyarlanmış bilişsel – davranışçı terapinin aynı zamanda tıkanma ve temizleme davranışını değiştirmede ve yemeye yönelik tutumları iyileştirmede etkili olduğu gösterilmiştir. Bire bir terapi yapılabileceği gibi grup terapisi de yapılabilmektedir.

Yeme bozuklukları karmaşık ve zorlayıcıdır ve yeme bozuklukları üzerine davranışsal, psikolojik ve sinirbilim araştırmaları nedenlere ve tedavilere devam etmektedir. Araştırmacılar ayrıca bozukluklarla ilgili temel süreçleri tanımlamak, risk faktörlerini anlamak, bozukluğun biyolojik belirteçlerini belirlemek ve yeme davranışını etkileyen belirli yolları hedefleyen ilaçlar geliştirmek için çalışıyorlar. Nörogörüntüleme ve genetik çalışmalar, belirli tedavilere bireysel yanıtlar için ipuçları sağlayabilir.

Bulimia nervoza hastası olan herkes için, tedavi süresince bakımı ile ilgilenmeye devam edebilecek, empatik ve yetenekli bir pratisyen hekimden bakım istemek önemlidir. Bulimia nervoza, bir yeme bozukluğudur ve şiddetli semptomları olabilen bir psikolojik sağlık durumudur. Bulimia hastası olanlar ve sevdikleri kişiler için yardım mevcuttur. 




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Anksiyete

Anksiyete, endişe ya da korku gibi, hafif veya şiddetli olabilen bir tür huzursuzluk hissine denilmektedir. Anksiyete bozuklukları, kişilerde aşırı sinirli olma durumu, korku, kaygı ve endişeye yol açan bir akıl sağlığı hastalığı türlerinden biridir.

Bu tür bozukluklar, bir kişinin duyguları hissetme ve davranış biçimlerini değiştirerek fiziksel belirtiler göstermesine de neden olmaktadır. Hafif şiddette anksiyete rahatsız edici ve belirsiz olabilmekte, şiddetli türdeki anksiyete ise kişinin günlük yaşamını ciddi biçimde etkileyebilmektedir.

Ara sıra anksiyete yaşamak hayatın normal bir parçasıdır. Ancak anksiyete bozukluğu olan bireylerde sık sık yoğun, kalıcı ve aşırı endişe görülür ve günlük durumlar konusunda korku vardır. 

Anksiyete Nedir?

Çoğunlukla, anksiyete bozuklukları, belki de saniyeler içerisinde yükselen panik atak (ani ve yoğun anksiyete) ile dehşet ve korku gibi duyguların tekrarlandığı dönemleri içermektedir.

Bu tür endişe ve panik gibi duygular kişinin günlük yaşantısına müdahalede bulunur, kontrol edilmesi güçtür, gerçek olabilecek tehlike ile orantısızdır ve uzun sürebilmektedir. Bu duyguları önlemek için duyguları tetikleyen yerlerden veya durumlardan kaçınılması önerilmektedir. Belirtiler kişinin çocukluk ya da gençlik yıllarında başlayabilmekte ve tedavi edilmezse ömrünün sonuna kadar devam edebilmektedir.

Anksiyete bozukluklarının türleri arasında yaygınlaştırılmış anksiyete bozukluğu, sosyal fobi (sosyal anksiyete bozukluğu), belirli türde fobiler ve ayrılık nedenli anksiyete bozukluğu yer almaktadır. Kişiler birden fazla anksiyete bozukluğuna sahip olabilmektedir. Bazen anksiyete bozukluğu, tedavi edilmeyen tıbbi bir rahatsızlıktan kaynaklanır.

Anksiyete Nedenleri

Anksiyete bozukluklarının nedenleri tam olarak anlaşılmamıştır. Kişinin yaşamında travmaya sahip olan olaylar, kaygıya yatkınlığı olan insanlarda anksiyete durum bozukluğunu tetikleyebilmektedir. Ayrıca kişinin kalıtsal özellikleri de bu duruma yol açabilmektedir.

Bazı kişilerde anksiyete, bir sağlık problemiyle bağlantılı olabilmektedir. Bazı durumlarda, anksiyete belirtileri tıbbi bir rahatsızlığın ilk semptomlarıdır. Kişinin doktoru sahip olduğu endişenin tıbbi bir sebebi olabileceğinden şüphelenirse, problemin belirtilerini bulmak için testler isteyebilmektedir. Anksiyete bozukluğu ile bağlantılı olabilecek tıbbi rahatsızlıkların bazıları şunlardır:

  • Kalp hastalığı
  • Şeker hastalığı
  • Tiroid sorunları
  • KOAH ve astım gibi solunum bozuklukları
  • Uyuşturucu kullanımı ya da uyuşturucuyu bırakmak
  • Alkolü, anksiyete önleyici ilaçları (benzodiazepinler) veya diğer ilaçları bırakmak
  • Kronik ağrılar veya bağırsak problemleri
  • Bazı hormonları üreten az rastlanan tümörler
  • Bazen anksiyete, kullanılan bazı ilaçların yan etkisi olabilir.

Ayrıca bazı durumlar, kişinin bir anksiyete bozukluğu geliştirme riskini artırabilir.

İstismar gören ya da travmatik durumlara tanık olan çocukların, yaşamlarında anksiyete bozukluğu geliştirme riski daha yüksektir. Travmatik bir olay ile karşılaşan yetişkinlerde de anksiyete bozuklukları gelişimi görülebilmektedir.

Bir hastalıktan kaynaklanan stres anksiyeteye sebep olmaktadır. Hastanın sağlık durumu veya ciddi bir hastalığa sahip olması, tedavi ve geleceği gibi konularda önemli endişelere neden olabilir.

Büyük bir olay yaşanması veya daha küçük stresli yaşamsal durumlarının birikmesi, anksiyeteyi tetikleyebilir – örneğin, aileden birinin ölümü, işteki stres veya mali kaygılar.

Belirli kişilik özelliklerine sahip bireyler, anksiyete bozukluklarına diğer bireylerden daha çok yatkınlık gösterir. Depresyon gibi diğer bozuklukları olan kişilerde genellikle anksiyete bozukluğu da görülmektedir.

Anksiyete bozuklukları gen ile aktarılabilir ve ailelerde ortaya çıkabilir. Uyuşturucu veya alkol gibi zararlı alışkanlıklara sahip olmak ya da bu alışkanlıkları bir anda bırakmak anksiyeteye neden olabilir veya sahip olunan anksiyeteyi daha da kötüleştirebilir.

Anksiyete Belirtileri

Birçok anksiyete türü ve buna bağlı olarak farklı belirtileri vardır. Yaygın anksiyete belirtileri çoğu hastada ortak görülen durumlardır. Kişi kendini gergin, huzursuz veya endişeli hisseder. Ayrıca kişilerde bir tehlike yaklaştığı, kıyametin gelmekte olduğu gibi panik duyguları görülebilir.

Anksiyeteye sahip bireylerde kalp atışlarında hızlanma, hızlı nefes alıp verme, terleme ve titreme gibi durumlar gözlenebilir. Ayrıca kişiler zayıf ve yorgun hisseder, uyumakta güçlük çekebilir.

Bireyler mevcut olan endişe dışında başka bir şeye konsantre olamaz ve farklı şeyler düşünmekte güçlük çeker. Endişelerini kontrol etmekte güçlük çekerler. Ayrıca anksiyete tabanlı kaygıyı tetikleyen şeylerden kaçma dürtüsüne sahiptirler.

Anksiyete Tanı Yöntemleri

Sahip olunan anksiyete bozukluğunun fiziksel belirtileri, bazı tıbbi rahatsızlıklarla kolayca karıştırılabilmektedir. Bu nedenle, bir doktor muhtemelen fiziksel muayene, görüşme ve laboratuvar testlerini içeren bir değerlendirme yapacaktır. Doktor, altta yatan bir fiziksel hastalığı eledikten sonra, bir kişiyi değerlendirme yapması için bir ruh sağlığı uzmanı yönlendirebilir.

Bir ruh sağlığı uzmanı, semptomlara neden olan özel anksiyete bozukluğu tipini ve dâhil olabilecek diğer olası bozuklukları belirleyebilmektedir. En iyi iyileşme stratejisi, kapsamlı tedavi yöntemleri ile sahip olunan tüm rahatsızlıkların üstesinden gelmektir.

Doktor tanı koyarken hastayı muayene edecek ve tıbbi geçmişi hakkında sorular soracaktır. Belirtilere neden olabilecek diğer sağlık koşullarını elemek için test yapılması istenmektedir. Ancak laboratuvar testleri anksiyete bozukluğunu doğrudan tespit edemez.

Doktor hastanın nasıl hissettiğine dair herhangi bir fiziksel neden bulamazsa, hastayı bir psikiyatriste, psikoloğa veya başka bir akıl sağlığı uzmanına gönderebilir. Bu doktorlar, bir anksiyete bozukluğu olup olmadığını anlamak için sorular soracak ve testler kullanacaklar.

Doktorlar, hastanın ne kadar süredir semptomları olduğunu ve teşhis ederken ne kadar yoğun olduklarını değerlendirecekler. Anksiyetenin evde, işte veya okulda günlük işlerin tadını çıkarmayı veya işleri tamamlamayı zorlaştırıp zorlaştırmadığını doktorlara veya danışmanlara bildirmek önemlidir. 

Anksiyete Tedavi Yöntemleri

Anksiyete tedavisinde kişiye psikoterapi, davranışsal terapi ve ilaç tedavisinden oluşan kapsamlı bir tedavi önerilmektedir. Alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, depresyon ve diğer durumlar bazen zihin sağlığı üzerinde çok güçlü etkilere sahip olabilmektedir. Bu nedenle anksiyete bozukluğunu tedavi etmek için altta yatan nedenleri bulmak ve tedavi etmek gerekir.

Bazı durumlarda, anksiyete bozukluğu tedavisi evde klinik gözetim olmaksızın tedavi edebilir. Ancak bu yöntem, şiddetli anksiyete bozuklukları için etki göstermemektedir. Kişilerin daha hafif veya daha kısa süreli anksiyete bozuklukları ile savaşmasına yardımcı olabilecek çeşitli egzersiz ve durumlar vardır.

Stresi yönetmeyi öğrenmek, potansiyel tetikleyicileri sınırlamaya yardımcı olabilir. Yaklaşan baskıları ve teslim tarihlerini düzenlemek, göz korkutucu görevleri daha yönetilebilir hale getirmek için listeleri derlemek ve çalışma veya işten zaman ayırmaya çalışmak bu durum için önerilen yöntemlerdir.

Basit egzersizler, anksiyetenin zihinsel ve fiziksel semptomlarını hafifletmekte yardımcı olmaktadır. Bu teknikler arasında meditasyonlar, nefes egzersizleri, uzun ve meditatif banyolar ve yoga bulunmaktadır.

Kaygının bir sonucu olarak görülebilecek olumsuz düşüncelerin bir listesini yapmak ve yanına onların yerine olumlu, inandırıcı düşünceler içeren başka bir liste yazmak önemlidir. Belirli bir korkuyla doğru ve etkili şekilde yüzleşmek ve o durumu yenmek için zihinsel bir yöntem oluşturmak,  sahip olunan anksiyete semptomları fobi gibi belirli bir nedenle ilgili ise fayda sağlayabilmektedir.

Hastaya bir aile üyesi veya arkadaş gibi destekleyici tanıdık kişilerle konuşması önerilmektedir. Destek grubu hizmetleri yaşanan bölgede ve çevrimiçi olarak da mevcut olabilmektedir. Fiziksel güç harcamak, hastanın görünüşünü iyileştirirken ve beyinde pozitif duyguları tetikleyen kimyasalları serbest bırakabilmektedir.

Anksiyeteyi tedavi etmenin standart yolu psikolojik danışmadır. Bu, bilişsel davranışçı terapi, psikoterapi veya terapilerin bir birleşimini içerebilmektedir. Kişi, çeşitli ilaç türleriyle anksiyete yönetimini destekleyebilmektedir. Piyasada anksiyetede görülen bazı belirtileri kontrol edebilecek ilaçlar bulunur. Bunlardan bazıları antidepresan, benzodiazepin, trisiklik ve beta blokerler gibi ilaçlardır. Hastanın sahip olduğu anksiyete türüne göre tedavi yöntemleri değişebilmektedir. Her tür aynı yöntem ve ilaç ile tedavi edilememektedir. 

Depresyon, Cinsel İsteksizlik, Deliryum, Hiperaktivite, Kanserde Psikolojik Destek




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Depresyon 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Depresyon

Depresyon, ara sıra hüzünlü, üzgün veya aşağılık duygusu hissetmekten daha fazlasıdır. Genellikle basitçe depresyon olarak anılan depresif bozukluk, üzgün hissetmekten veya zorlu bir dönemden geçmekten daha fazlasıdır. Anlayış ve tıbbi bakım gerektiren ciddi bir akıl sağlığı durumudur. Tedavi edilmeden bırakıldığında depresyon, depresyona sahip olanlar ve aileleri için yıkıcı olabilir. Neyse ki, erken teşhis, teşhis ve ilaç, psikoterapi ve sağlıklı yaşam tarzı seçimlerinden oluşan bir tedavi planı ile birçok insan daha iyi olabilir ve iyileşir.

Bazı kişiler yaşamları boyunca yalnızca bir depresif dönem yaşarlar, ancak çoğu için depresif bozukluk tekrar eder. Tedavi edilmezse dönemler birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir.

Kadınlarda depresyon, erkeklerden daha çok görülen yaygın bir ruh sağlığı bozukluğudur. Her 15 yetişkinden birinin depresyondan etkilendiği tahmin edilmektedir. Depresyon tedavi edilmezse başka duygusal ve fiziksel sorunlara yol açabilen ciddi bir tıbbi hastalıktır. Her yaştan ve her ırk, etnik ve sosyoekonomik geçmişten insan depresyon yaşar, ancak depresyon bazı grupları diğerlerinden daha fazla etkiler.

Depresyonun Nedenleri

Depresyonun tek bir nedeni yoktur. Bir yaşam krizi, fiziksel hastalık veya başka bir şey tarafından tetiklenebilir ama aynı zamanda kendiliğinden de meydana gelebilir. Bilim adamları, birkaç faktörün depresyona katkıda bulunabileceğine inanmaktadır.

İnsanların erken yaşta travma yaşaması, beyinlerinin korku ve strese verdikleri tepkilerde vadeli değişikliklere neden olabilir. Bu değişiklikler depresyona sebebiyet verebilmektedir.

Depresyon gibi duygu durum bozuklukları ailelerde sıkça görülme eğilimindedir. Medeni durum, ilişki değişiklikleri, mali durum ve bir kişinin yaşadığı yer, bir kişinin depresyon geliştirip geliştirmediğini etkiler.

Beyin görüntüleme çalışmaları, bir kişi depresyondayken beynin ön lobunun daha az aktif hale geldiğini göstermiştir. Depresyon aynı zamanda hipofiz bezinin ve hipotalamusun hormon uyarımına verdiği tepkideki değişikliklerle de ilişkili bir durumdur.

Uyku bozuklukları, tıbbi hastalık, kronik ağrı, anksiyete ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) geçmişi olan kişilerde depresyon gelişme olasılığı daha yüksektir. Bazı tıbbi sendromlar (hipotiroidizm gibi) depresif bozukluğu taklit edebilir. Bazı ilaçlar da depresyon belirtilerine nedeni olabilmektedir.

Uyuşturucu ve alkol kötüye kullanımı da depresyon konusunda belirleyicidir.  Araştırmalara göre madde kullanım bozukluğu olan yetişkinlerin %21’i büyük bir depresif dönem yaşamıştır. Alkol depresif semptomları kötüleştirebileceğinden, birlikte ortaya çıkan bozukluklar her iki durum için de koordineli tedavi gerektirir.

Depresyonun Belirtileri

Depresyon, kişiye bağlı olarak farklı semptomlar gösterebilir. Ancak çoğu insan için depresif bozukluk, günlük olarak ve tipik olarak iki haftadan fazla süreyle görünümlerini değiştirir. Yaygın semptomlar şunları içerir:

  • Uykudaki değişiklikler
  • İştahta değişiklikler
  • Konsantrasyon eksikliği
  • Enerji kaybı
  • Faaliyetlere ilgi eksikliği
  • Umutsuzluk veya suçlu düşünceler
  • Harekette değişiklikler (daha az aktivite gibi)
  • Fiziksel ağrılar 
  • İntihar düşünceleri

Depresyon için Risk Faktörleri 

Depresyon en yaygın akıl sağlığı bozuklukları arasındadır ve genetik, çevresel, biyolojik ve psikolojik faktörlerin bir birleşiminden kaynaklandığı düşünülmektedir. Depresyon en yaygın olarak yetişkinlerde ortaya çıkarken, çocuklar ve gençler de bu bozukluğu yaşayabilmekedir. Yaşlı yetişkinler arasındaki depresyon, kalp hastalığı, kanser veya diyabet gibi kronik sağlık koşullarının bir sonucu olabilir.

Depresyon için risk faktörleri şunları içerir:

  • Ailede depresyon geçmişi (genetik)
  • Travma veya şiddet, taciz veya yoksulluk geçmişi
  • Beyindeki belirli kimyasallar veya yapılar
  • Büyük yaşam değişiklikleri (ölüm, boşanma, iş kaybı vb.)
  • Stres
  • Kendine güvensizlik
  • Bazı fiziksel hastalıklar
  • Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı
  • Bazı ilaçlar

Depresyon Tanı Yöntemleri

Depresif bozukluk tanısı konması için, kişinin iki haftadan uzun süren depresif bir dönem yaşamış olması gerekir. Depresyon hastalığında depresif dönemin semptomları kişiye göre değişiklik gösterebilir. Kişi yaptığı tüm faaliyetlerde ilgi kaybı veya zevk kaybı yaşayabilmektedir.

Kişilerde iştah kaybı veya kiloda değişiklik görülmektedir. Depresyonlu birey uyku bozuklukları yaşayabilir. Depresyon kişilere, tedirginlik veya yavaşlama hissi verir.

Kişiler depresyon halindeyken yorgunluk hissedebilir.

Depresyona sahip hasta düşük öz değer, suçluluk veya eksiklik duyguları hissetmektedir. Konsantre olma veya karar verme zorluğu yaşayan hasta işlerine odaklanamaz. 

Eğer tedavi edilemezse ya da erken teşhiste bulunulmazsa hasta intiharı düşünür ya da intihara kalkışabilir.

Depresyonun Tedavi Yöntemleri

Sürekli gelişen teknoloji ile depresyonu tedavi etmenin çeşitli yolu bulunmaktadır. Bu tedaviler kişinin ne kadar süredir depresyona sahip olunduğu ve semptomların ciddiyeti gibi durumlara bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Depresyon hastalığı için ilaç almakta utanılacak bir şey yoktur. İnsanlar rutin olarak fiziksel rahatsızlıklar için ilaç almaktadır. Bu durumda  akıl hastalığına sahip olmak ve bunun için ilaç kullanmak da farklı değildir.

Antidepresanlar, beyindeki nörotransmiterleri etkileyerek çalışır. Yaygın antidepresan türleri arasında seçici serotonin geri alım inhibitörleri, serotonin ve norepinefrin geri alım inhibitörleri ve norepinefrin-dopamin geri alım inhibitörleri bulunur. Bu ilaçların bir listesini ve açıklamalarını araştırmalı ve hangi ilacın kişi için uygun olduğunu belirlemek için doktor ile konuşulmalıdır. Olası yan etkilerden endişe eden hastaların, herhangi bir ilacı doktor kontrolünde azaltılabileceği veya kesilebileceği unutulmamalıdır.

Tedaviye dirençli depresyon için çeşitli araştırmalar yapılmakta ve tıp için ilaçlar üretilmektedir. Bazen ilaçla birlikte psikoterapi (diğer adıyla konuşma terapisi), bir depresyon atağının tedavisinde, yönetilmesinde ve süresini kısaltmada oldukça faydalı olabilir.

Psikiyatristler ve psikologlar gibi eğitimli uzmanlar, mevsimsel duygusal bozukluk için ışık terapisinden düşünce süreçlerini değiştirmeye çalışan BDT’ye kadar bu tedavilerin birçok türünü sunabilir. BDT’nin bir amacı, davranışsal aktivasyonu, etkili bir tedaviyi ve bir terapistin hayatınıza tatmin, anlam veya zevk getiren daha keyifli aktiviteler planlanmasına yardımcı olabileceği bir tekniği içerir. doktorlara göre, davranışsal aktivasyon, terapist desteği alanların depresyon olasılığını potansiyel olarak azaltabilir.

Terapi günümüzde her zamankinden daha erişilebilir bir durumdur. Gelişen teknoloji ile, klinisyenlerin dörtte üçünden fazlası artık hizmetlerini, öncelikli olarak belirlenmiş bir telesağlık platformunda telefon veya video aracılığıyla uzaktan sağlamaktadır. Yani randevu almamak için hiçbir engel kalmadı. Diğer bir deyişle, tedavi için seyahat etmeye veya günlük işleri ertelemeye gerek yok, artık isteyen herkese evinden tedavi olma seçeneği sunulmaktadır.

Depresyon için tedavi, sağlıklı bir diyet, düzenli egzersiz, verimli bir uyku programı ve hatta bilinçli kişisel terapi uygulamaları ile sağlanmaktadır. Doktorlar, bunların hepsinin semptomların şiddetini hafifletmede yardımcı olduğunu söylüyor.

Egzersiz, kişinin stresle daha iyi başa çıkmasına yardımcı olur ve egzersiz sırasında salınan endorfinler kişiye zihinsel bir destek sağlayabilir. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, fiziksel aktivitenin kişilerin geceleri daha iyi uyumasın yardımcı olduğunu ve daha destekleyici bir rutin için zincirleme bir reaksiyon başlattığını bildiriyor.

Meditasyon, zihni temizlemenin ve vücudu sakinleştirmenin oldukça etkili bir başka yoludur. Kişilerin günlük tutmayı da denemesi de önerilmektedir. Kişi yakın arkadaşları ve ailesi mücadeleleri hakkında konuşmalıdır. Bir sosyal destek sistemine sahip olmak, zihinsel sağlığı ve refahı korumada önemli bir rol oynar.

İyileşme bir yolculuktur, varış noktası değil. Kötü günler yine de gelecek, ancak iyi hedeflenmiş tedavi ile depresyonun üstesinden gelinebilmektedir. Bilim, depresyon gibi ruhsal bozukluklar için henüz bir çare bulamamış olsa da, buna rağmen mutlu ve doyurucu bir hayat yaşamak tamamen mümkündür.

Cinsel İsteksizlik, Deliryum, Hiperaktivite, Kanserde Psikolojik Destek, Kişilik Bozuklukları




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Cinsel İsteksizlik 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Cinsel İsteksizlik

Cinsel isteksizlik, pek çok erkeğin ve kadının hayatlarının bir noktasında karşılaştığı yaygın bir sorundur.  Cinsel isteksizlik kendi başına bir tanı değildir ve çeşitli faktörlerden kaynaklanabilmektedir. Öncelikle sürekli olarak seksten kaçınma olarak kendini gösterir. Cinsel isteksizliği olan kişiler, partnerleriyle herhangi bir cinsel yakınlık yaşamadan aylar hatta yıllar geçirebilirler. Cinsel isteksizlik, kişinin kendini cinsellikten mahrum ederek kendi bedeninin kontrolünü kazanmanın bir yolu olarak algılanabilir. 

Cinsel İsteksizlik Nedir?

Cinsel isteksizliği olan kişiler, cinsellik konusunda kendilerini suçlu veya utanç verici hissedebilir, partnerlerinin kendileriyle seks yapmaya olan ilgisini azaltmak için kilo alma veya uyuşturucu kullanma gibi sağlıksız uygulamalarda bulunabilir ve zorunlu olarak seksten veya sekse yol açabilecek herhangi bir eylemden kaçınabilir.

Cinsel isteksizliği olan bazı insanlar birincil partnerleriyle seks yapmazlar, ancak pornografi izler veya seks için ödeme yapabilmektedirler. Bu gerçekleştiğinde, cinsel isteksizlik, cinsel ilişkiden ziyade bir yakınlık korkusuyla ilişkilendirilmektedir.

Cinsel isteksizliği olan kişilerin cinsel yakınlıktan kaçındıkları, korktukları ve bazen erkeklerde iktidarsızlık gibi fiziksel sorunları içerebileceği düşünülmektedir.
Durum cinsel bağımlılığın tam tersi olarak görülse de, bazı uzmanlar ikisini birbirine bağlayarak hem bağımlılığın hem de isteksizliğin aynı nedenlerden kaynaklanabileceğini öne sürmektedir. Her iki koşul da partnerlerle anlamlı ve kalıcı ilişkiler kurma durumunu zorlaştırabilmektedir.

Cinsel İsteksizliğin Nedenleri

Eskisinden daha az seks arzulamak daha çok yaygın olan bir durumdu. Cinsel isteksizlik, her cinsiyetten ve yaştan insanları etkileyebilir. Ve çoğu insan bunu hayatının bir noktasında deneyimlemektedir. Ancak bunun kişi için bir sorun olup olmadığı, ne kadar sürdüğüne, ne kadar şiddetli olduğuna ve ilişkisini etkileyip etkilemediğine bağlıdır.

Belirtildiği gibi, cinsel dürtü çoğu insan için doğal olarak yükselir ve düşer. Ancak cinsel isteksizlik bazen fiziksel veya zihinsel bir sağlık sorununa işaret edebilir, özellikle de kişi belirgin veya uzun süreli bir değişiklik fark ederse.

Hastalık, kanser , diyabet , kalp hastalığı, kronik ağrı ve obezite gibi kişinin refah duygusunu etkileyebilecek kronik  durumların tümü kişinin libidosunu etkileyebilir.

Herhangi bir zihinsel sağlık durumu (özellikle depresyon) cinsel isteksizlik durumuna neden olabilir. Aynı şekilde, hastalığı tedavi etmek için kullanılan antidepresanlar da libidoyu etkileyebilir. Kişi kullandığı ilacın cinsel yaşamını etkilediğini düşünüyorsa doktoru ile konuşmalıdır. Elbette, azalmış arzu genellikle bir özgüven sorununa işaret edebilir. Benlik saygısı ve libido, fiziksel görünüş ile ilgili öz-değer duygularıyla o kadar iç içe geçmiş durumdadır. Kişinin istenmediğini hissetmesi cinsel isteksizliğe neden olabilir. Böyle durumlar için herkesin partnerinden gerçekçi beklentileri olması gerekmektedir.

Hormonlar, özellikle hamilelik ve menopoz çevresinde libidoyu da etkileyebilir. Buna seks hormonları, tiroid hormonu ve kortizol dahildir. Bazı kadınlar, doğum kontrol haplarının belirli markalarının cinsel yaşamlarını da etkileyebileceğini düşünmektedir.

İlişki zorlukları, muhtemelen uzun süreli ilişkilerde kaybedilen cinsel dürtülerin en bariz nedenidir. Ve eğer arzu ortadan kalkarsa, kişi partnerinin gerçekten birlikte olmak istediğiniz kişi olup olmadığını dikkatlice düşünmelidir. Öte yandan, konu cinsel isteksizlik olduğunda kişi sadece partneri ile uyumsuz olabilmektedir. Bu durumda eğer tedavi mümkünse tedaviye başlanmalı ya da partner değişikliğine gidilmelidir.

Araştırmalar cinsel dürtüleri kalıcı olarak uyumsuz görünen çiftlerin bir çözüm bulmak için daha çok çalışması gerekebileceğini, ancak mastürbasyonun da cinsel hayal kırıklığını önlemeye yardımcı olabileceğine işaret etmektedir.

Cinsel İsteksizlik Belirtileri

Cinsel isteksizliğin ana belirtisi, cinsel istek veya ilgi eksikliğidir. Cinsellik veya cinsiyetle ilgili konular gündeme geldiğinde korku, öfke, hayal kırıklığı veya kaygı duyguları olabileceği gibi, günlük yaşamda seksten kaçınma saplantısı da olabilir.
Cinsel isteksizlik diğer belirtileri şunları içerir:

  • Düşen cinsel zevk
  • Devam eden seks korkusu
  • Cinsiyetle bağlantılı her şeyden kaçınma
  • Cinselliği yargılayıcı bir şekilde izlemek
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıkları çevreleyen takıntı ve korku
  • Samimiyetten kaçınmak
  • Kendine zarar verse bile seksten kaçınmak
  • Bozuk vücut imajı ve bedensel işlevlerden nefret
  • Cinsel işleyişi çevreleyen depresyon
  • Başkalarının cinsel aktivitesine takıntı

Tanı Yöntemleri

Cinsel isteksizliğin ardında hem fizyolojik hem de psikolojik nedenler olduğu için, kişinin kendi içindeki belirtileri erkenden tespit etmek önemlidir. Sorunlar psikolojik ise, bir konuşmadan ya da cinsiyet ile ilgili herhangi bir şeyden kaçınırken ortaya çıkan düşünce kalıpları belirlenebilir. Bu konuda doktor yardımı alınması önerilmektedir. 

Cinsel isteksizlik veya cinsel ilişkiye girme aruzunun eksikliğinin teşhis edilmesi zor olabilir çünkü bunun arkasında çeşitli fizyolojik ve psikolojik faktörler olabilir. Ancak, bir kişi seksten kaçınmak için başvurduğu bir düşünce kalıbını belirlediğinde, bir psikolog ya da klinik bir psikiyatrist ile konuşmak faydalı olabilir. Bir seks terapisti, hastanın semptomlarına veya belirtilerine göre durumu teşhis edebilir. 

Fizyolojik değişiklikleri içerebilecek bazı durumlar vardır. Bir danışman ya da bir doktor, kan testleri gibi birkaç test yapılmasını önerebilir ve bu hastanın seks yapma arzusunu sınırlandıran ya da azaltan hormonal dengesizliklerin bulunmasına yardımcı olacaktır.

Tedavi Yöntemleri

Cinsel isteksizliğin gelişmesine bir dizi faktör katkıda bulunabilir. Düşük libidonun aksine cinsel isteksizliğe hormonal dengesizlikler neden olmaz.  Cinsel isteksizlik aseksüellikle de karıştırılmamalıdır. Bunun yerine, cinsel isteksizliğin, kendini tatmin edici samimi bir yaşam olasılığından mahrum bırakmasıyla karakterize edilen psikolojik bir fenomen olduğu düşünülmektedir. Depresyon, anksiyete, istismar, ilişki sorunları, beden imajı sorunları ve cinsellikle ilgili deneyimsizliğin hepsi bu duruma katkıda bulunabilir.

Psikoterapi, cinsel isteksizliğin tedavisinde son derece yardımcı olabilir ve cinsel isteksizlik sorunu yaşayan çiftler sıklıkla ilişki danışmanlığından yararlanır. Terapi, insanların cinsellikle ilgili olumsuz düşüncelerini yavaşça yeniden çerçevelendirmelerine ve cinsel isteksizliğe katkıda bulunabilecek geçmiş deneyimleri veya zor duyguları ortaya çıkarmalarına yardımcı olabilir. Cinsel isteksizliği olan bazı insanlar hiç seks yapmadıkları ve seks hakkında konuşmaktan ya da öğrenmekten kaçındıkları için, bu duruma sahip olabilmektedir. Bazı insanlar, sonunda seks yaptıklarında kendilerini daha rahat hissetmelerine yardımcı olabilecek cinsel eğitimden yararlanır.

Cinsel İsteksizlik Bir Bağımlılık mı?

Cinsel isteksizlik bir süreç bağımlılığı olarak tanımlanabilir. Uzmanlar, cinsel isteksizlik ile yaşayan insanların, seksten kaçınma arzusu zorlayıcı hale geldiği ve bir kişinin hayatını ele geçirdiği için seksten kaçınma bağımlısı olabileceğini açıklamaktadır. Cinsel isteksizlik aynı zamanda seks bağımlılığı yelpazesine de uyar. Bir ucunda, bir kişinin zorunlu olarak seks aramasına neden olan seks bağımlılığı vardır. Diğer uçta ise birinin zorunlu olarak ondan kaçındığı cinsel isteksizlik vardır.

Uyuşturucu bağımlılığının cinsel isteksizlik ile ilişkili olabileceğine dikkat etmek de önemlidir. Uyuşturucu bağımlılığı öyküsü olan erkekler ile yapılan bir araştırma , çoğunun uyuşturucu kullanmaya başlamadan önce cinsel işlev bozukluğu ile mücadele ettiğini buldu. Yaklaşık yarısı, cinsel performanslarını artırmak için uyuşturucu kullandığını belirtti. Cinsel isteksizlik ile mücadele eden kişilerin, kendi kendilerine ilaç kullanımı sağlamak veya sekse yönelik sıkıntı duygularını gizlemek için uyuşturucu kullanmaları da sık rastlanan bir durumdur. 

Bağımlılıktan kaynaklanan cinsel isteksizlik ve bağımlılığa neden olan cinsel isteksizlik mevcuttur. Ancak ikisi de terapi yardımı ile tedavi edilebilmektedir. Kişiler cinsel isteksizliğe sahip olduklarını düşündüklerinde doktorlarına başvurmalı ve tedavi talep etmelidir.

Deliryum, Hiperaktivite, Kanserde Psikolojik Destek, Kişilik Bozuklukları, Kronik Yorgunluk




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Deliryum 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Deliryum

Deliryum, aniden ortaya çıkan ve saatler veya günler süren bir kafa karışıklığı durumudur. Deliryum, yoğun bakım ünitelerinde ve kanser servislerinde çok yaygındır, ancak huzurevlerinde bulunabilmekte ve özel evlerde, özellikle yüksek riskli hastalarda ortaya çıkabilmektedir.

Deliryum Genel Tanıtım

Deliryum, kişinin kafası karışmış veya yönünü şaşırmış gibi görünmesine veya odaklanmayı sürdürmekte, net düşünmekte ve son olayları hatırlamakta güçlük çekmesine neden olan, tipik olarak dalgalı bir seyir izleyen, beyin işlevindeki ani ve ciddi bir değişikliktir. Deliryum, enfeksiyon gibi ciddi tıbbi hastalık, belirli ilaçlar ve ilacın kesilmesi veya sarhoşluk gibi diğer nedenlerle tetiklenebilir. 65 yaşın üzerindeki yaşlı hastalarda deliryum gelişme riski çok yüksektir. Daha önce beyin hastalığı veya beyin hasarı olan kişiler de risk altındadır. Bazı hastalar tedirgin olurken, diğerlerinin kafası sessizce karışabilmektedir.

Deliryum, demanstan farklıdır çünkü aniden, aylar veya yıllar yerine saatler, günler içinde gelişmektedir. Ve bunamanın aksine, deliryum genellikle geçicidir ve altta yatan neden derhal ele alındığında çözülmektedir. 

Deliryum ayrıca, yönelim, konsantrasyon ve dikkatin genellikle daha az bozulduğu psikiyatrik hastalık psikozundan farklıdır. Ancak bu özellikler her zaman her hastada ortaya çıkan bir durum değildir. 

Deliryum Nedenleri

Yaşlı yetişkinlerde deliryumun genellikle birden çok nedeni vardır. Bunlar şunları içerebilir:

  • Enfeksiyon
  • Diğer ciddi tıbbi hastalıklar 
  • Metabolik dengesizlikler
  • Dehidrasyon
  • İlaçların yan etkileri
  • Uyku eksikliği
  • Kontrolsüz ağrı
  • Duyusal bozukluk 
  • Alkol yoksunluğu

Deliryum Belirtileri

Deliryum, saatler veya günler içinde hızla gelişir ve deliryum semptomları gün boyunca dalgalanır, ancak genellikle geceleri daha kötüdür. Belirtiler şunları içerir:

  • Dikkati yönlendirmede, odaklamada ve işi sürdürmede zorluk,
  • Bilinç bulanıklığı, 
  • Dalgalanan veya azalmış bilinç,
  • Zamana ve yere yönelim bozukluğu,
  • Uyku-uyanma döngüsünün bozulması, 
  • Bozulmuş son hafıza,
  • Konuşma veya dil bozuklukları, 
  • Artan veya azalan psikomotor aktivite,
  • Duygusal rahatsızlıklar,
  • Halüsinasyonlar ve sanrılar,
  • Uyuşukluk ve yorgunluk deliryum hastalığı belirtileri arasında yer alır.

Deliryum Tanı Yöntemleri

Deliryumun tanınması zor olabilir çünkü davranış değişiklikleri kişinin yaşına, demans geçmişine veya diğer zihinsel bozukluklara atfedilebilir. Ayrıca, semptomlar, kişinin günün erken saatlerinde hiç semptom göstermediği veya çok az semptom gösterdiği, ancak günün geç saatlerinde veya akşamları giderek kötüleşecek şekilde gelip gidebilir.

Bir bakıcı veya aile üyesi, kişinin deliryum geçirdiğinden şüphelenirse, kişinin altta yatan nedeni belirlemek ve mümkünse tedaviye başlamak için derhal değerlendirilmesi önemlidir. Hayatı tehdit eden bazı durumlar deliryuma neden olabilir, bu nedenle hızlı bir şekilde değerlendirilmesi önemlidir.

Kişi hastaneye kaldırılırsa, değerlendirme ilgili hekim veya ekip tarafından yapılabilir. Kişi evde ise, hasta birinci basamak sağlık hizmeti sağlayıcısını görmeli veya acil servise gitmelidir. Deliryum şüphesi olan bir kişiyi değerlendiren klinisyenlerin, hastanın tam tıbbi geçmişini ve hem reçeteli hem de reçetesiz olarak mevcut tüm ilaçları bilmesi çok önemlidir. Hasta yakın zamanda başka bir hastanede veya klinikte görüldüyse, sağlık kaydının elektronik kopyaları talep edilmelidir.

Laboratuvar testi: Kişinin deliryumunun nedenini belirlemek için kan ve / veya idrar testleri yapılabilir. Deliryum, ciddi bir enfeksiyon veya sepsisin ilk belirtisi olabilir, bu nedenle enfeksiyonu tanımlamak için ek testler yapılabilir. Pnömoniyi dışlamak için genellikle bir göğüs röntgeni gerekir.

Beyin görüntüleme testleri: Bir kişinin deliryum hastalığının nedeni geçmişe, fiziksel muayeneye ve laboratuvar testine dayalı olarak belirlenemiyorsa, bilgisayarlı tomografi (BT) taraması veya başın manyetik rezonans görüntüleme (MRI) taraması önerilebilir. Bu test, beyinde anormal bir büyüme, kanama, enfeksiyon veya iltihap olup olmadığını belirlemeye yardımcı olabilir.

Lomber ponksiyon: Lomber ponksiyon veya spinal musluk sırasında, klinisyen belde omuriliğin etrafındaki alandan spinal sıvının bir örneğini çıkarmak için bir iğne kullanır. Bir enfeksiyonun (menenjit veya ensefalit gibi) deliryuma neden olup olmadığını ve eğer öyleyse, hangi antibiyotik tedavisinin en iyisi olduğunu belirlemek için sıvı üzerinde birkaç test yapılır.

Deliryumlu kişi için başka nedenler varsa lomber ponksiyon gerekli değildir. Diğer testler nedeni belirleyemiyorsa veya başka merkezi sinir sistemi enfeksiyonu belirtileri varsa yapılabilir.

EEG testi: Elektroensefalografi (EEG) beyindeki elektriksel aktiviteyi ölçer. Deliryumlu bir kişide, genellikle nöbetler ve epilepsi ile ilişkili anormal elektriksel aktiviteyi araştırmak için yapılabilir. Deliryumlu tüm insanlar için tavsiye edilmez, ancak diğer testler nedenini belirleyemezse yapılabilir.

Deliryum Tedavi Yöntemleri

Deliryum için spesifik bir tedavi yoktur. Bunun yerine, tedavi birkaç temel ilkeye odaklanır:

  • Bazı ilaçlar gibi deliryuma neden olduğu veya şiddetlendirdiği bilinen durumlar araştırılır.
  • Altta yatan hastalık varsa tanımlanır ve tedaviye başlanır.
  • Hastaya destekleyici ve onarıcı bakım sağlanır.
  • Hastaya veya başkalarına zarar vermekten kaçınmak için kişinin göstereceği tehlikeli ve yıkıcı davranışlar kontrol edilir.

İlk deliryum atağı geçiren kişilerde, ilk tedavi genellikle bir hastane ortamında sağlanır. Bu, sağlık uzmanının hastayı izlemesine, altta yatan sorunun tedavisine başlamasına ve hasta ve / veya aileyle uzun vadeli bir bakım planı geliştirmesine olanak tanır. Destekleyici bakımın amacı, hastanın sağlığını korumak, ek komplikasyonları önlemek ve deliryumu ağırlaştırabilecek faktörlerden kaçınmaktır. Destekleyici bakım aşağıdaki durumları içermektedir:

  • Kişinin yeterince yiyecek ve içecek almasını sağlamak 
  • Kabızlıktan kaçınma dahil olmak üzere ağrıyı tedavi etme ve rahatsızlıktan kaçınma 
  • Düşmeyi önlemek için gerekli yardımla hareketi teşvik etmek 
  • Zatürreye yol açabilecek yiyecek, içecek veya tükürük soluma riskini en aza indirmek için yemek sırasında birinin yardımına sahip olmak ve kişinin dik oturmasını sağlamak
  • Özellikle kafası karışıklığı yaşayan hastalar için rahatsız edici olabilecek kısıtlayıcıların ve mesane kateterlerinin kullanımının en aza indirilmesi
  • Mümkün olduğunda düzenli bir gece-gündüz / uyku-uyanma döngüsünü sürdürmek ve uykusuzluktan kaçınmak 
  • Deliryum hastalığını kötüleştirebilecek aşırı uyarılmadan ve aynı zamanda yetersiz uyarılmadan kaçınmak
  • Hasta evde kullanıyorsa işitme cihazlarını ve gözlükleri hastanede bulundurmak

Deliryumlu bazı insanlar, potansiyel olarak kendilerine veya başkalarına zarar vermelerine neden olan yıkıcı davranışlara sahiptir. Kişi müstehcen veya saldırgan şeyler söyleyebilir veya yapabilir, ancak bu tür davranışlar kişinin gerçek inançlarını yansıtmaz. 

 

Bir aile üyesinin veya başka bir bakıcının hasta başında yatak başında kalmasına izin vermek, hastanın davranışını yönetmeye yardımcı olabilir. Bu bakıcı güvence verebilir, soruları yanıtlayabilir, hastayı yeniden yönlendirebilir ve kişinin yardıma ihtiyacı olursa personeli bilgilendirebilir. Bazı durumlarda, bir aile üyesi yoksa hastane bir bakıcı sağlayabilir. Bununla birlikte, tanıdık ve güvenilir bir aile üyesi veya arkadaşı, hastaya ek güvence sağlayabilir.

Deliryum hastalığında zor davranışları kontrol etmek için kullanılan ilaçlar, ancak hastanın ajitasyonu potansiyel bir zarar kaynağı olacak kadar aşırı ise, son çare olarak düşünülmelidir. Bazı ilaç sınıfları, özellikle sakinleştiriciler kan dolaşımında birikerek kişinin daha fazla kafasının karışmasına neden olabilir. Haloperidol gibi antipsikotik ilaçlar, sadece küçük dozlarda ve kısa süreler için düşünülebilir. Gerekirse, hastanın yeniden değerlendirilebilmesi için bu ilaçlar hekimin talimatıyla veya onayı ile sık sık kesilmelidir. Uzun süreli tedavi için antipsikotik ilaçlar tavsiye edilmez.

Kısıtlamaların kullanılması neredeyse uygun değildir, zira kısıtlamalar kişinin gerektiğinde hareket etmesini önleyerek ek sorunlar yaratabilir. Hareketin engellenmesi ayrıca potansiyel olarak uzun süre aynı pozisyonda oturmak veya yatmaktan kaynaklanan cilt yaralarının gelişmesine izin verir. 

Bununla birlikte, hastanın zarar görme riskinin yüksek olduğu ve kısıtlamaların uygulandığı nadir durumlarda, hastane personeli hastayı en az iki saatte bir izlemeli ve hastanın pozisyonunu değiştirmelidir. Kısıtlamalar mümkün olan en kısa sürede çıkarılmalıdır.

Hiperaktivite, Kanserde Psikolojik Destek, Kişilik Bozuklukları, Kronik Yorgunluk, Obsesif Kompulsif Bozukluk




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Hiperaktivite 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Hiperaktivite

Hiperaktivite, bir kişide normal yaşı için beklenene kıyasla aşırı aktivite görünmesi olarak tanımlanabilir. Kapalı bir ortamda kalamamak veya sessizce oturmamak, farklı yaşlarda ve zaman zaman meydana gelen normal bir çocukluk davranışıdır. Ancak bu davranış sıklıkla meydana gelirse ve kişinin günlük yaşamına müdahale ederse, bu Hiperaktivite olabilir.

Hiperaktivite Nedir?

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), kısaca Hiperaktivite, kişinin yaşamını etkileyebilen nörogelişimsel bir durumdur. DEHB davranışı genellikle yedi yaşında ortaya çıkar, ancak bundan önce de birtakım zor davranışlar ortaya çıkabilir.  DEHB tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. DEHB ile çocuklar dürtüsellik, hiperaktivite, dikkat dağınıklığı, talimatları takip etme ve görevleri tamamlama ile ilgili sorunlar yaşayabilir.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu semptomları çocuklukta ortaya çıkar ve vakaların yaklaşık yarısında yetişkinliğe kadar devam etme eğilimindedir. Hiperaktivite bozukluğuna sahip yetişkinler genellikle talimatları takip etmekte, bilgileri hatırlamakta, görevlere yoğunlaşmakta veya görevleri organize etmekte zorlanırlar. Bu davranışların normal olduğunun düşünülmesi, yönetilmemesi ve tedavi edilmemesi durumunda, hiperaktivite, kişinin yaşam kalitesini düşüren davranışsal, duygusal, akademik, mesleki ve sosyal sorunlara yol açabilir.

Hiperaktivite Nedenleri

Araştırmalar, hiperaktivitenin bir dizi genetik, genetik olmayan ve çevresel nedeni olabileceğini ortaya koymaktadır. Hiperaktiviteye sahip olanlar kişilerde beynin prefrontal ve frontal bölgelerinin aktivasyonundaki farklılıklar bulunmuştur. Beynin bu alanları, davranışın, özellikle dürtüselliğin düzenlenmesinde rol oynamaktadır.

Beynin prefrontal ve frontal loblarına verilen hasar, düzenleme işlevinde bir eksikliğe neden olabilir, bu da dürtüsellikle ilgili sorunlara ve hiperaktivite olanlarda sıklıkla görülen davranış düzenleme eksikliğine yol açabilir.

Aile ve ikiz çalışmaları, hiperaktivitenin genler ile aktarılabileceğini göstermiştir. Bir çalışma, hiperaktivite olan bir kardeşe veya aileye sahip olmanın, bozukluğu geliştirme olasılığının iki ila sekiz kat daha fazla olduğu anlamına geldiğini göstermiştir.

Hiperaktiviteye neden olan diğer faktörler arasında hamilelik sırasında uyuşturucu, alkol ve sigara kullanımı, prematüre doğum ve kurşun gibi toksinlere maruz kalma sayılabilir. 

Hiperaktivite Belirtileri

Hiperaktivite olan çocuklar, gençler ve yetişkinler genel olarak sürekliliği olan birtakım davranışlara sahiptir:

  • Dikkatsizlik: Kişiler görevlere ve durumlara karşı dikkat geliştirmekte zorlanır.
  • Dürtüsellik: Kişiler sınıfta konuşmak, oyuncak fırlatmak veya birisinin konuşmasını bölmek gibi düşünmeden ani dürtüler üzerine şeyler yapmakta zorlanabilmektedir. Yetişkinlerde, çok fazla para harcamak gibi dürtüler sorumsuzluklar görülebilmektedir.
  • Sürekli hareket: Kişi hareket etmeden duramama, okul park gibi yerlerde sürekli tırmanma isteği duyabilmektedir. Oturduğunda ya da hareketsiz durduğunda kişinin huzursuz hissetmesi sık görülen bir durumdur. 

Hiperaktivitesi olan çocuklar, gençler ve yetişkinler, onlara uygun belirtiler gösteren hiperaktivite türleri tedavi edilmektedir. Hiperaktivite yaygın olarak 3 başlıkta incelenir. Bunlar Ağırlıklı Olarak Dikkatsiz, Ağırlıklı Olarak Dürtüsel ve bu ikisinin birleşimidir.

Ağırlıklı olarak dikkatsiz hiperaktivite bazı davranışlar göstermektedir:

  • Kişi ayrıntılara çok dikkat etmez, okul çalışmalarında, işte veya diğer faaliyetler sırasında dikkatsizce hatalar yapmaktadır.
  • Görevler veya oyun sırasında dikkatini toplamakta güçlük çekmektedir.
  • Kişi ile doğrudan konuşulsa bile dinlemiyor gibi görünmektedir.
  • Talimatları yerine getirmekte güçlük çeker.
  • Genellikle görevleri veya etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.
  • Okul ödevi veya rapor hazırlama, formları doldurma ve uzun kağıtları gözden geçirme gibi sürekli zihinsel çaba gerektiren görevleri yapamaz.
  • Kitaplar, kalemler, aletler, cüzdanlar, anahtarlar, evrak işleri, telefon ve gözlük gibi ihtiyaç duyulan eşyaları sık sık kaybeder.
  • Mevcut görevle ilgisi olmayan eylemler veya düşünceler kolayca dikkati dağıtabilir.
  • Günlük aktivitelerde genellikle unutkan olur.

Ağırlıklı olarak dürtüsel hiperaktivite bazı davranışlar göstermektedir:

  • Kişi el ve ayakları ile sürekli dokunur ya da hareket eder.
  • Kişi oturarak beklediğinde genelde sürekli hareket halindedir.
  • Kişi sürekli hareket etmediğinde, koşmadığında ya da tırmanmadığında huzursuz hisseder.
  • Sessizce boş zaman aktivitelerine katılmakta veya oynamakta güçlük çeker.
  • Çok fazla konuşur.
  • Sorular tamamen sorulmadan cevaplar verir. Daha büyük çocuklar genellikle konuşan başkaları için cümleleri bitirebilir.
  • Sık sık sıra beklemekte güçlük çeker.
  • Genellikle başkalarının konuşmalarını veya oyunlarını kesintiye uğratır veya başkalarını rahatsız eder.

Hiperaktivite Tedavi Yöntemleri

Psikostimülanlar adı verilen bir grup ilaç, hiperaktivite tedavisi için etkilidir. Bu sınıftaki en yaygın kullanılan iki ilaç, metilfenidatlar (genellikle Ritalin olarak bilinir) ve dekstroamfetaminlerdir (Adderall’a benzer). Bu ilaçlar, hiperaktivite olan kişilerin düşüncelerine odaklanmalarına ve dikkat dağıtıcı şeyleri görmezden gelmelerine yardımcı olur. Uyarıcı ilaçlar, hiperaktiviteli hastaların %70 ila %90’ında etkilidir. Durum için yeni ilaçlar da geliştirilmektedir. Bu ilaçların kısa etkili, orta etkili ve uzun etkili formları vardır.

Uyarıcı olmayan ilaçlar arasında atomoksetin, guanfacine ve klonidin bulunur. Bu ilaçlar genellikle ek tedavi olarak kullanılırlar.

Kişi deneyene kadar hangi ilaçların ve doz seviyelerinin hasta için en iyi sonucu vereceğini gerçekten bilmenin bir yolu yoktur. Sağlık uzmanının birkaç farklı ilaç yazması ve hastanın nasıl tepki verdiğini görmesi gerekebilir. Genel olarak doktor düşük dozda başlar ve yavaş hareket eder.

Hiperaktivite ilaçlarının en yaygın yan etkileri arasında iştah azalması, uyku problemi ve sinirlilik bulunur. Yan etkiler genellikle hafif ve kısa sürelidir, genellikle tedavinin erken döneminde ortaya çıkar. İlaçlar hastanın günlük yaşamına müdahale ederlerse, doktoru muhtemelen ilacını değiştirecek veya dozu düşürecektir. Sorulması gereken en önemli soru şudur: “İlacın yararı, yan etkiden daha mı ağır basıyor?” 

Önemli araştırmalarla desteklenen hiperaktivite için en iyi önleme, hem davranışsal müdahale hem de ilaçların birlikte olduğu bir yaklaşımı kullanmaktır. İlaçlar hastanın hiperaktivitesini tedavi etmek için her zaman yeterli değildir. Bu nedenle tıbbi tedavileri davranışsal tedavilerle birleştirmek en iyisidir.

Çocukluk çağı hiperaktivite durumu için davranışsal tedaviler şunları içerir:

Davranış değişikliği: Bu tedavi ile çocuğun davranışları analiz edilir ve uygun davranışları artırmak ve uygunsuz davranışları azaltmak için stratejiler tasarlanır. 

Davranışsal ebeveyn eğitimi: Bu eğitim, ebeveynlerin bir çocuğun davranışlarına, büyümeyi ve gelişmeyi güçlendirecek ve olumlu bir ebeveyn-çocuk ilişkisini teşvik edecek şekilde yanıt vermesine yardımcı olur. Ebeveyn eğitimi genellikle çocuk için davranış değişikliği veya sosyal beceri eğitimi ile aynı anda gerçekleşir. 

Sosyal beceri eğitimi: Bu eğitim, çocuğun okulda ve evde yaşıtları ve yetişkinlerle olumlu ve etkili hareket etme yeteneğini geliştirecek sosyal becerileri öğretir. Ayrıca, becerileri güvenli bir ortamda uygulamak için bir ortam sağlar.

Örgütsel beceri eğitimi: Bu eğitim, daha büyük çocuklara evde ve okulda verimliliği ve işi tamamlamayı artırmak için zaman yönetimini, organizasyon becerilerini geliştirmelerine ve yürütme işlevlerini etkili bir şekilde kullanmalarına yardımcı olacak becerileri öğretir.

Yetişkinlerdeki davranışsal tedaviler, işlerin, ilişkilerin ve eğitim fırsatlarının taleplerini yönlendirilmesine yardımcı olur. Hiperaktivite koçları, yaşamlarının çeşitli zorluklarını yönetebilmeleri için hiperaktiviteli yetişkinlere yardımcı olmak için eğitilmiş ve onaylanmıştır.

Hiperaktiviteli yetişkinler için davranışsal tedaviler şunları içerir:

  • Bir kişinin öz-yeterlik duygusunu geliştirmek için bireysel bilişsel davranışçı tedavi (konuşma terapisi).
  • Kaygı ve stresi azaltmak için gevşeme eğitimi ve stres yönetimi.
  • Ev ve iş aktivitelerini organize etme stratejilerini öğretmek için davranış koçluğu.
  • Daha iyi çalışma ilişkilerini desteklemek ve iş başında performansı iyileştirmek için iş koçluğu veya rehberlik.
  • Ailedeki herkesin hiperaktiviteyi ve semptomlarını anlamasını sağlamak için aile eğitimi ve terapisi.

Kanserde Psikolojik Destek, Kişilik Bozuklukları, Kronik Yorgunluk, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Otizm Spektrum Bozukluğu




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Kanserde Psikolojik Destek 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Kanserde Psikolojik Destek

Kanserde psikolojik destek, kanserli hastaların stres ile başa çıkmayı öğrenmelerine yardımcı olabilecek bir durumdur. Duygusal ve sosyal destek, hastaların psikolojik stresle baş etmeyi öğrenmelerine yardımcı olabilir. Bu tür bir destek, hastalar arasında depresyon, anksiyete, hastalık ve tedaviyle ilişkili semptomların düzeylerini azaltabilir. Destek yaklaşımları şunları içerebilir:

  • Gevşeme, meditasyon veya stres yönetimi konusunda eğitim
  • Danışmanlık veya konuşma terapisi
  • Kanser eğitimi oturumları
  • Grup ortamında sosyal destek
  • Depresyon veya anksiyete için ilaçlar
  • Egzersiz yapmak

Bazı uzman kuruluşlar, tüm kanser hastalarının tedavi süreci erken safhalarında psikolojik açıdan taranmasını önermektedir. Bazıları, bakımın seyri boyunca kritik noktalarda yeniden tarama yapılmasını da faydalı görmektedir. Sağlık hizmeti sağlayıcıları, kanser hastalarının duygularını yönetmek için kanserde psikolojik destek konusuna ihtiyaç duyup duymadıklarını veya diğer pratik kaygılarla ölçmek için tehlike ölçeği veya anket gibi çeşitli tarama araçlarını kullanabilmektedir. Orta ila şiddetli sıkıntı gösteren hastalar tipik olarak klinik sağlık psikoloğu, sosyal hizmet uzmanı veya psikiyatrist gibi uygun kaynaklara yönlendirilir.

Psikolojik stres kanserli insanları nasıl etkiler?

Kanserli kişiler, hastalığın fiziksel, duygusal ve sosyal etkilerini stresli bulabilirler. Sigara içmek, alkol almak gibi riskli davranışlarla stresi yönetmeye çalışanlar ya da tedavi süresince hareketsiz hale gelenler, kanser tedavisi sonrası daha kötü bir yaşam kalitesine sahip olabilmektedir. 

Aksine, stresle başa çıkmak için gevşeme ve stres yönetimi teknikleri gibi etkili başa çıkma stratejilerini kullanabilen kişilerin, daha düşük seviyelerde depresyon, anksiyete ve kanser ve tedavisi ile ilgili semptomlara sahip olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, psikolojik stresin başarılı bir şekilde yönetilmesinin kanserde hayatta kalmayı iyileştirdiğine dair kanıt araştırılmaktadır.

Deneysel çalışmalardan elde edilen kanıtlar, kanserde psikolojik destek sağlanmasının bir tümörün büyüme ve yayılma yeteneğini etkileyebileceğini göstermektedir. Örneğin, bazı çalışmalar, insan tümörleri taşıyan fareler kapalı tutulduğunda veya diğer farelerden izole edildiğinde tümörlerinin büyüyüp yayılma olasılığının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bir dizi deneyde, farelerin meme yağ yastıklarına nakledilen tümörler, eğer fareler kronik olarak stresliyse, akciğerlere ve lenf düğümlerine çok daha yüksek yayılma oranlarına sahipti. Farelerde ve laboratuvarda yetiştirilen insan kanser hücrelerinde yapılan çalışmalar, vücudun savaş ya da kaç yanıt sisteminin bir parçası olan stres hormonu norepinefrinin, anjiyogenez ve metastazı destekleyebileceğini bulmuştur.

Başka bir çalışmada, neoadjuvan kemoterapi ile tedavi edilen üçlü negatif meme kanserli kadınlara, kemoterapi öncesinde ve sırasında belirli stres hormonlarına müdahale eden ilaçlar olan beta blokerleri kullanıp kullanmadıkları sorulmuştur. Beta bloker kullandığını bildiren kadınların kanser tedavilerinde hayatta kalma şansı, beta bloker kullanımını bildirmeyen kadınlara göre daha yüksek görünmektedir. Bununla birlikte, hastalığı atlatma açısından gruplar arasında hiçbir fark yoktur.

Hala stresin kanser sonuçlarını doğrudan etkilediğine dair güçlü kanıtlar olmamasına rağmen, bazı veriler, hastaların stres aşırı hale geldiğinde bir çaresizlik veya umutsuzluk duygusu geliştirebileceğini öne sürmektedir. Bu yanıt, bu sonucun mekanizması net olmasa da, daha yüksek ölüm oranları ile ilişkilidir. Çaresiz veya umutsuz hisseden insanlar hastalandıklarında tedavi aramıyor, erken vazgeçiyor veya potansiyel olarak yararlı tedaviye uymakta başarısız oluyor, uyuşturucu kullanımı gibi riskli davranışlarda bulunuyor veya sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmüyor olabilmektedir. Bu gibi durumların olumlu bir yöne doğru ilerleyebilmesi için kanserde psikolojik destek şarttır.

Kanserde Psikolojik Destek Nasıl Alınır?

Kanser hastalığı hem kişinin kendisini hem de sevdiklerini etkiler. Kansere sahip olmak, yaşamın fiziksel, sosyal, duygusal ve ruhsal kısımlarını etkilemektedir. Bu, kanserin psikososyal etkisidir.

Kanserde psikolojik destek sürecinde karşılaşılabilecek psikososyal sorunlar şunları içerebilir:

  • Kansere yakalandığını inkar etmek
  • Aileden ve arkadaşlardan ayrı hissetmek
  • Bir ailenin geçinme ve birlikte çalışma şeklindeki değişiklikler
  • Karar verme ile ilgili sorunlar
  • Zevk alınan şeyi yapamama kaygısı
  • Çalışma veya işe geri dönme sorunları
  • Para konusunda endişeler
  • Bakımla ilgili seçimler yapma konusunda stres
  • Nasıl hissedildiği hakkında konuşma sorunları
  • Vücut ve cinsel benlik hakkında hissedilenlerde değişiklikler
  • Keder
  • Kanserin geri gelme korkusu
  • Ölüm korkusu
  • Kanserli bir kişiye iyi bakım sağlayabilmekle ilgili endişeler

Bazı insanlar anksiyete, depresyon ve sıkıntı gibi ruh hali değişikliklerine sahiptir. Yardıma ihtiyaç duyulduğunda, kanserin bir kişiyi ve sevdiklerini nasıl etkilediğini anlayan uzman ekiplerden destek alınabilir.

Söz konusu hastalık bir hayli zorlu bir süreçtir. Bu nedenle kanserde psikolojik destek ihtiyaç olarak görülmektedir. Ancak destek hizmetlerinden yararlanabilecek pek çok kişi, onları bilmedikleri veya onları nasıl bulacaklarını bilmedikleri için kullanmıyor. 

Psikososyal destek, danışmanlık, eğitim, manevi destek, grup desteği ve diğer hizmetleri içerebilir. Bu hizmetler psikiyatristler, psikologlar, sosyal hizmet uzmanları, psikiyatri klinik hemşire uzmanları veya hemşire pratisyenleri, lisanslı danışmanlar veya pastoral danışmanlar tarafından sağlanabilir. Sorunlar ile başa çıkılmasına yardımcı olabilir ve gerektiğinde kişiyi diğer kanserde psikolojik destek türlerine yönlendirebilirler. 

Kanserde psikolojik destek konusunda kişinin doğru kişileri ve kurumları bulmasına yardımcı olabilmek için, kişi yaşanılan herhangi bir psikososyal sorun hakkında kanser bakım ekibi ile de konuşmalıdır.

Kanserde Ne Tür Psikolojik Destek Danışmanları Vardır?

Lisanslı bir danışman, genellikle eğitimi tamamlayan bir ruh sağlığı çalışanıdır. Bazı lisanslı çalışan türleri:

  • Psikiyatristler: Psikiyatristler tıp doktorlarıdır. Ruh sağlığı sorunlarını bulma ve tedavi etme konusunda uzmanlaşmıştır. Danışmanlık sağlayabilirler ve ilaç yazabilirler.
  • Psikologlar: Bu uzmanların doktora derecesi vardır. Bu, ileri eğitime sahip oldukları ve zihinsel sağlık sorunlarını bulmak ve tedavi etmek için eğitildikleri anlamına gelir. Kanserde psikolojik destek sağlayabilir, danışmanlık ve araştırma yapabilirler. Psikologlar, tıp doktorları olmadıkları için ilaç reçete edemezler. Ancak hastayı psikiyatriste yönlendirerek ilaç almasını sağlayabilirler. 
  • Lisanslı klinik sosyal hizmet uzmanları: Bu uzmanlar, sosyal hizmet alanında yüksek lisans derecesine ve danışmanlıkta ileri eğitime sahiptir. Ayrıca, sağlık sigortasını yönetmek ve kişiyi destek grupları gibi yerel kaynaklara bağlamak gibi pratik konularda da yardımcı olurlar.
  • Onkoloji sosyal hizmet uzmanları: Onkoloji sosyal hizmet uzmanlarının da yüksek lisans derecesi vardır. Kanserli insanlar ve aileleri için özel danışmanlık, eğitim ve yönlendirmeler sağlarlar. Onkoloji sosyal hizmet uzmanı ayrıca hastanın sağlık bakım ekibi ile konuşmasına ve sağlık bakım sisteminde gezinmesine yardımcı olabilir. 
  • Psikiyatri hemşireleri: Bu uzmanlar ruh sağlığı hemşireliğinde yüksek lisans derecesine sahip kayıtlı hemşirelerdir. Ruhsal bozuklukları tedavi ederler ve danışmanlık sağlarlar. Psikiyatristlere yardımcı olan hemşireler, hastaya destek olur ve ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olmaktadır.
  • Lisanslı danışmanlar: Bu tür bir danışman, danışmanlık alanında yüksek lisans derecesine sahiptir. Ayrıca lisanslı ruh sağlığı danışmanları olarak da adlandırılabilirler. Hastanın psikolojik durumunu kontrol eder ve ruh sağlığını düzenlemesinde yardımcı olurlar.
  • Lisanslı evlilik ve aile terapistleri: Bu uzmanların yüksek lisans derecesi vardır ve çiftlere ve ailelere yardım etmek için eğitilirler. Bazen kişiye bireysel danışmanlık da sağlarlar. Bir evlilik ve aile terapisti ailenin dağılmasını engellediği gibi, kişilere içerisinde bulundukları durum hakkında da bilgi verir.

Kanserle psikolojik destek, hasta ve yakınları için oldukça önemli bir durumdur. Bu nedenle çeşitli alanlarda destek sağlanmaktadır. Kişiler ve yakınları bulundukları duruma uygun bir destek seçebilir ve yardım alabilirler. 

Kişilik Bozuklukları, Kronik Yorgunluk, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Otizm Spektrum Bozukluğu, Savant Sendromu




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Kişilik Bozuklukları 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozuklukları, kişinin duygu ve düşüncelerini normal olmaktan uzaklaştıran bozukluklardır. Birçok farklı kişilik bozukluğu türü vardır. Kişilik bozukluğu olan bazı insanlar içine kapanık, bazıları dramatik ve duygusal ve diğerleri tuhaf görünebilir. Ortak noktaları, semptomlarının yaşamın birçok farklı alanını etkileyecek kadar şiddetli olmasıdır.

Kişilik Bozuklukları Nedir

Kişilik bozukluğu, işlevsiz, aşırı ve esnek olmayan uzun vadeli bir düşünme, davranış ve duygu kalıbı anlamına gelmektedir. Kişide sıkıntıya neden olur ve günlük yaşamda kişinin iş görmesini zorlaştırır. Kişilik bozukluğuna sahip insanlar, davranışlarını değiştirmekte veya farklı durumlara uyum sağlamakta zorlanmaktadırlar. Çalışmayı sürdürmede veya başkalarıyla olumlu ilişkiler kurmada sorun yaşayabilirler.

İnsanlar genellikle ergenlik döneminde kişilik bozuklukları erken belirtileri geliştirirler. Kişilik bozukluğu olan insanların kesin sayısı bilinmemektedir. Kişilik bozukluğu olan kişilerde, depresyon ve madde bağımlılığı gibi bir arada var olan akıl sağlığı durumları görülmesi yüksektir.

Kişilik bozukluklarını sınıflandırmanın farklı yolları vardır ve uzmanlar onları bir arada gruplandırmanın en iyi yolu konusunda genellikle fikir birliğine varmazlar. Genel olarak, kişilik bozukluklarının normal kişilik özellikleriyle birlikte bir spektrumda yattığını kabul ederler. Bu nedenle, bazı kişiler, tüm bozukluğa sahip olmadan bir kişilik bozukluğunun bazı özelliklerine sahip olabilir. Bazı insanlar birden fazla kişilik bozukluğunun özelliklerini de gösterebilir. Ana sınıflandırma sistemlerinden biri kişilik bozukluklarını 3 ana kümeye ayırır.

Küme A Kişilik Bozuklukları

A Küme kişilik bozuklukları olan kişiler genellikle ‘tuhaf’ düşüncelere veya davranışlara sahip olarak tanımlanır:

  • Paranoid kişilik bozukluğu: Bu bozukluğa sahip kişiler şüphelidir ve başkalarına güvenmez. Başkalarının güdülerini zararlı olarak yorumlar ve düşmanca veya duygusal olarak kopuk olabilir.
  • Şizoid kişilik bozukluğu: Bu bozukluk, kişinin sosyal ilişkilere ilgisiz kalmasına ve sosyal etkileşimlere duygusal olmayan bir tepki vermesine neden olur.
  • Şizotipal kişilik bozukluğu: Bu, insanların tuhaf davranmasına, tuhaf giyinmesine, alışılmadık veya tuhaf düşünce ve inançlara sahip olmasına, sosyal ortamlarda rahatsızlık hissetmesine ve yakın ilişkiler kurmakta zorluk çekmesine neden olabilir.

Küme B Kişilik Bozuklukları

B Küme kişilik bozuklukları genel özellikleri arasında dengesiz duygular ve dramatik veya dürtüsel davranışlar bulunur:

  • Antisosyal kişilik bozukluğu: Bu bozukluk, yalan söyleme ve hırsızlık, saldırganlık, şiddet veya yasa dışı davranış dahil olmak üzere pişmanlık eksikliği ile yasalara veya başkalarının haklarına aldırış etmemeye neden olabilir.
  • Histrionik kişilik bozukluğu: Bu bozukluğa sahip kişiler oldukça duygusal ve dramatiktir. Aşırı dikkat ve onay ihtiyacı vardır ve görünüşlerine takıntılı olabilirler.
  • Borderline kişilik bozukluğu: Temel özellikler arasında terk edilme korkusu, yoğun ve dengesiz ilişkiler, aşırı duygusal patlamalar, kasıtlı kendine zarar verme davranışı veya kırılgan bir benlik yer alır.
  • Narsistik kişilik bozukluğu: Bu bozukluk, kişide kendini aşırı beğenme olarak görülmektedir. Diğer kişilerin hayranlığını ve ilgisini beklerler. Kişilerde empati eksikliği sıkça görülmektedir.

Küme C Kişilik Bozuklukları

C Küme kişilik bozuklukları genel özellikleri arasında endişeli ve korkulu düşünceler ve davranışlar bulunur:

  • Kaçınan kişilik bozukluğu: Bu bozukluğa sahip kişiler sosyal etkileşimden kaçınırlar ve başkalarının olumsuz yargılarına aşırı derecede duyarlıdırlar. Çekingen ve yetersizlik duygularıyla sosyal olarak izole edilmiş olabilirler.
  • Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu: Bu bozukluğa sahip insanlar, hayatın diğer yönlerinin üzerinde kurallar, düzen ve değer çalışmaları ile meşguldür. Mükemmeliyetçidirler ve kontrol altında olmaları gerekir. 
  • Bağımlı kişilik bozukluğu: Bu bozukluk, yalnız kalma korkusuna ve bakılma ihtiyacına, sevdiklerinden ayrılmada veya bağımsız kararlar vermede zorluğa neden olur. İnsanlar itaatkar olabilir ve hatta baskıcı veya kötü ilişkilere tahammül edebilmektedir.

Kişilik Bozuklukları Nedenleri

Kişilik bozuklukları nedenleri tam olarak anlaşılmamıştır. Genel olarak kişiliğin çocuklukta oluştuğunu, kişinin nasıl doğduğu ve erken çocukluktaki çevresi bu bozukluklara neden olabilmektedir. Kişilik bozuklukları için tek bir gen yoktur, birden fazla gen söz konusudur. Bir ebeveyn ile bebek arasında güvenli bir bağlanma sürecine veya bağlanmaya sahip olmak, bebeklerin kişiliklerinin gelişebileceği olumlu bir ortam sağlamaktadır.

Kişilik bozukluğu olan kişilerde (özellikle borderline kişilik bozuklukları gibi belirli tipler) çocuklukta istismar, travma veya ihmal oranları daha yüksektir.

Olumsuz erken yaşam deneyimleri ile genetik faktörler arasındaki karmaşık etkileşime bağlı olarak kişilerde kişilik bozukluklarının ortaya çıkabileceği düşünülmektedir.

Ebeveynler ve bebekler arasındaki bağlanmada kesintiler, ebeveyndeki zihinsel, fiziksel hastalık veya madde bağımlılığı, ebeveynler ile bebekler arasındaki uzun süre ayrılık nedeniyle kişilik bozuklukları olabilmektedir. Erken çocuklukta yeterli bakım vermemenin de kişilik gelişimi üzerinde olumsuz bir etkisi olabilmektedir.

Kişilik Bozuklukları Belirtiler

Kişilik bozukluğunun türüne bağlı olarak belirtileri değişiklik göstermektedir. Ancak kişilik bozukluklarının çoğu benzer belirtiler gösterir.

Kişilik bozuklukları belirtileri yaygın olarak şunları içerir:

  • Garip veya düzensiz davranış
  • Şüphe ve güvensizlik
  • Risk almak
  • Aşırı ruh hali değişimleri 
  • İlişkilerde zorluk
  • Okulda veya işte sorunlar
  • Anlık tatmin ihtiyacı

Birçok insan bu özelliklerden bazılarına sahiptir, ancak mutlaka bir kişilik bozukluğu tanısına sahip olmaları gerekmemektedir. Kişilik bozuklukları çocuklukta başlar ve düşünceler ve davranışlar yetişkinliğe kadar daha çok yerleşir.

Kişilik bozuklukları olan kişiler bir problemleri olduğunun farkında olmayabilir veya yardım istemekte zorlanabilmektedirler. Aile veya arkadaşları, kişilik bozukluğu olan bir kişiyle iletişim kurmakta oldukça zorlanabilir ve tedavi için genelde onlar başvuru yapmaktadır.

Kişilik Bozuklukları Tanı Yöntemleri

Uzman doktorlar, mevcut semptomlar ve son olayların yanı sıra geçmiş akıl sağlığı sorunları, aile geçmişi, ilişkiler, tıbbi geçmiş ve herhangi bir uyuşturucu veya alkol problemi hakkında hastaya ve yakın çevresine sorular soracaktır.

Doktor ayrıca tıbbi sorunları ekarte etmek için fiziksel muayene ya da kan testleri yapabilmektedir Daha ileri değerlendirme ya da tedavi için hastaların bir psikiyatriste veya psikoloğa başvurmaları gerekebilmektedir. Bir sağlık uzmanının kişiyi tanıması için zamana ihtiyacı olacağından kişilik bozukluğunun teşhisi biraz zaman alabilmektedir.

Kişilik Bozuklukları Tedavi Yöntemleri

Kişilik bozukluğu olan birinin bir doktora veya terapiste güvenmeyi öğrenmesi zor olabilmektedir. Bununla birlikte, bir sağlık hizmeti sağlayıcısı ile olumlu bir ilişki kurmak, iyileşme yolunda önemli bir adımdır. Tedavi, kişilik bozukluğunun türüne ve mevcut olabilecek diğer koşullara göre değişebilmektedir.

Kişilik bozuklukları tedavisi ve destek ile hastalığa sahip olan birçok kişi semptomlarını yönetmeyi öğrenebilmekte, olumlu ve sağlıklı ilişkiler geliştirebilir ve anlamlı bir yaşam yaratabilmektedir.

Psikoterapi

Psikoterapi, kişilik bozuklukları için en etkili uzun süreli tedavi seçeneğidir. Psikoterapi, bir psikolog, psikiyatrist veya psikoterapistin insanlara düşüncelerini, motivasyonlarını ve duygularını anlamalarına yardımcı olan uzman kişilerdir. Bu bilgiler, insanların semptomlarını yönetmelerine, tatmin edici ilişkiler geliştirmelerine ve olumlu davranış değişiklikleri yapmalarına yardımcı olabilmektedir.

Psikoterapi yöntemleri şunları içerir:

  • Bilişsel davranış terapisi (CBT)
  • Diyalektik davranış terapisi (DBT)
  • Psikodinamik psikoterapi
  • Psikoeğitim

Tıp Ve Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozuklukları durumunu tedavi edecek özel bir ilaç yoktur. Bununla birlikte, antidepresan ilaçlar, anksiyete ve depresyon gibi ilişkili durumları tedavi etmek veya insanların semptomlarıyla baş etmelerine yardımcı olmak için kullanılabilmektedir. 

Daha seyrek olarak, antipsikotikler veya duygu durum düzenleyicileri gibi diğer ilaç türleri reçete edilebilmektedir. Tıp, psikoterapi ile birlikte en etkili şekilde çalışmaktadır. Kişilik bozukluğuna sahip bireylere yardımcı olmaya çalışmaktadır.

Kronik Yorgunluk, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Otizm Spektrum Bozukluğu, Savant Sendromu, Sosyal Fobi




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!


Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.


Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…


Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.


Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp