Kol-Ağrısına-Hangi-Bölüm-Bakar-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Kol Ağrısına Hangi Bölüm Bakar?

Kol-Ağrısına-Hangi-Bölüm-Bakar-Dora-Hospital

Kol Ağrısına Hangi Bölüm Bakar? Kol ağrısına bakan bölümler, ortopedi, fizik tedavi ve nöroloji poliklinikleridir. Kol ağrısının sağ ya da sol kolda meydana gelmesi, ağrının kaynaklarının değişmesine sebep olabilir. Boyun ve omurganın üst bölümünde meydana gelen problemler sonucunda ortaya çıkan kol ağrısı, kalp hastalıklarının belirtisi olabilir. Sol kolda görülen tüm ağrılar kalp krizine sebep olmayacağı gibi, bölgede sık sık spazmların oluşması, uzman kontrolüne gidilmesini gerektirmektedir. Kol ağrısının oluşma sebepleri, psikolojik, fiziksel ya da dış etkenlerden kaynaklanabilir. Kol ağrısı oluşumunu tetikleyen faktörler tespit edildikten sonra, bu faktörlerin ortadan kaldırılmasıyla kol ağrısı sorunu tekrarlanmayacaktır.


Kol Ağrısı Nedir, Nasıl Oluşur?

Kol ağrısı oluşumu, kolun tamamında ya da belli bir bölümünde kendini göstermektedir. Kolda yanıcı bir etki oluşturan kol ağrısı, kolda batmalara, yanmalara, kramplara ve kasılmalara yol açmaktadır. Sadece kolun tek bir bölgesinde oluşabilen kol ağrısı, kolun tamamına yayılmış şekilde de görülmektedir. Kol ağrısı, bazı durumlarda tek bir kolda ortaya çıkarken, her iki kolda sistemli olarak görülmektedir. Kol ağrısı oluşumunu tetikleyen faktörlere göre, kol ağrısının özellikleri ve etkisi genişleyecektir. Kolun istirahat halinde olması ya da hareket ettirilmesi gibi durumlarda, kol ağrısıyla karşılaşılmaktadır. Ağrının boyutuna göre, kronik ya da akut şekilde, kol ağrısının tekrarlandığı görülmektedir.

Kol Ağrısı Bilgi Formu

Kol Ağrısının Belirtileri Nelerdir, Kol Ağrısı Nasıl Anlaşılır?

Kol ağrısı bulguları, hastadan hastaya değişse de genel olarak kol ağrısını temsil eden belirtiler bulunmaktadır. Kol ağrısının belirtileri arasında yerini alan etkenler şu şekilde sıralanabilir:

Kol bölgesinde sertlik oluşması
Kolun kızarması
Ağrı görülen bölgenin şişmesi
Kolun alt kısmındaki lenf bezlerinin şişmesi
Kolun karıncalanması
Kol kaslarının zayıflaması
Kolun hareket ettirilememesi
Kol hareketlerinin kısıtlanması
Kolun aşırı hassasiyet göstermesi
Belirtilen nedenlerin haricinde, kolun kıpırdamaması durumunda da ağrı yaşanması söz konusudur. Kol ağrısı belirtilerinden bir ya da birkaç tanesiyle karşılaşıldığında, derhal uzman kontrolünden geçilmesi gerekir.

Kol Ağrısının Oluşma Sebepleri Nelerdir?

Kol ağrısının nedenleri arasında yerini alan faktörler, aşağıda listelenmiştir:

Kol bölgesinde anjin oluşumu
Brakiyal pleksus kaynaklı hasarlar
Kolda kırıkların oluşması
Kolun yerinden çıkması
Kol kaslarının zedelenmesi
Kolun ezilmesi
El ve bilek kemiklerinde kırılmalar
Bursit oluşumu
Kolda gelişen karpal tünel sendromu
Dirseğin çıkması
Omuzun yerinden çıkması
Meralgia parestetika
Hiyatus henrisi oluşumu
Koldaki sinirlerin sıkışması
Kolda gelişen romatizmal eklem iltihaplarının artması
Rotator manşet yaralanmaları
Kolda zorlanma ve burkulmaların oluşumu
Kolda gelişen tendon iltihapları
Tenisçi dirseği
Kol sinirlerinin sıkışması ya da esilmeleri
Torasik çıkış sendromunun gelişmesi
De Quervain tenosinoviti gelişimi
RSI adlı yenilenen zorlanma sakatlıkları
Boyun fıtığı oluşumu
Kalp hastalıkları ve kalp krizi (Sol kol için geçerlidir)

Belirtilen etkenler sonucu, her iki insandan birinde kol ağrıları meydana gelmektedir. Kolların dengesiz şekilde hareket ettirilmesi, ağır yük kaldırılması, kola darbe alınması ya da farklı sebepler sonucu ortaya çıkan kol ağrıları, ağrının kaynağı tespit edildikten sonra kontrol altına alınacaktır.

Kol Ağrısıyla Kalp Hastalıklarının Alakası Var Mıdır?

Kap hastalıklarının kola etkisi, özellikle sol kolda kendini göstermektedir. Kalp krizi geçiren hastaların, ilk olarak sol kolda sıkışma yaşamalarından dolayı, sol kolu ağrıyan kişiler derhal kalp ve damar hastalıklarına gitmektedir. Ancak tüm kol ağrıları, kalp hastalıklarından kaynaklı değildir ve birçok kol ağrısı, dış etkenler sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Kalp damarlarında yetersizlik görülmesi ya da kalbe giden damarların sıkışması sonucu ortaya çıkan sol kol ağrısı, kalp krizinin habercisi olmaktadır. Kalp hastalıklarında sol kol etkin olurken, bazı durumlarda sağ kolda da aynı problemlerle karşılaşılması mümkündür.

Kalp krizinin belirtisi olan kol ağrısı, ilk olarak nefes darlığı ve göğüs sıkışmasıyla başlamakta, daha sonra çene ve sırta yayılmaktadır. Baş dönmesi ve boncuk şeklinde terlemelerle birlikte görülen sol kol ağrısı, kalp krizi ya da kalp spazmlarının belirtisi sayılabilir.

Kol Ağrısının Çeşitleri Var Mıdır?

Kol ağrısı bulguları, birbirinden farklı türlerde kendini belli etmektedir. Her hastada aynı semptomlarla kendini göstermeyen kol ağrısı, yanıcı ve batıcı etkiler uyandırabilir. Nosiseptif ağrı, noktasal ağrı, yayılan ağrı ya da hareket ve istirahat anlarında görülen ağrıların tamamı, kol ağrısının bulguları arasında yerini almaktadır. Kol ağrısının kaynağına bağlı olarak, ağrının artması ya da azalması, sürekli tekrarlanması, sancı şeklinde görülmesi ya da sadece hareket ettirildiğinde ortaya çıkması mümkündür.

Kol Ağrısının Tanısını Koymak İçin Neler Yapılmaktadır, Kol Ağrısı Nasıl Muayene Edilir?

Kol ağrısı muayenesinde, hastaların şikayetleri dinlenmekte ve ağrının asıl kaynağı araştırılmaktadır. Kolda görülen ağrının tipi, görülme sıklığı, görüldüğü bölge ve olası nedenler araştırıldıktan sonra, uzmanlar tarafından muayene yapılacaktır. Kolun hareket ettirilmesi ve belirli bölgelere bası uygulanması gibi işlemler sonucunda, kol muayenesi tamamlanacaktır. Kol Ağrısına Hangi Bölüm Bakar? Kol ağrısı için muayene yapan uzmanlar, ağrının asıl kaynağını tespit etmek için belli başlı testler talep edecektir.

Dışarıdan alınan bir darbe sonucunda ortaya çıkan kol ağrıları, genellikle kırılma, ezilme, burkulma ya da çatlama gibi durumlara yol açacaktır. Düşme ya da çarpma sonucu ortaya çıkan şiddetli kol ağrıları için hastalar derhal röntgene alınmaktadır. Kol kemiğinde herhangi bir tahribat olup olmadığı araştırıldıktan sonra, travmanın boyutuna göre tedavi başlatılmaktadır.

Kol ağrısı muayenesi aşamasında, parmak uçlarında güç kaybı ve uyuşma olduğu tespit edilirse, boyun fıtığından şüphelenilir ve boyun için MR görüntülemesi yapılır. Omuz ve kolun aynı anda ağrıması ve dinlenme anlarında ağrının yok olması durumlarında, omuz patolojisinden şüphelenilmektedir. Omuz patolojisinin olup olmadığını anlamak için omuz MRG çekimi yapılmaktadır. Omuzlardaki sinir sıkışmasına bağlı kol ağrısının oluştuğu şüphesi uyandığında, ulnak sendromu ve karpal tünel sendromu olup olmadığını anlamak için EMG çekimi yapılmaktadır.

Kol Ağrısı Tedavisinde Kullanılan Yöntemler Nelerdir?

Kol ağrısının tedavi sürecinde, ağrının oluşasına sebep olan faktörler ele alınmakta ve bu faktörleri ortadan kaldırmak için yöntemler geliştirilmektedir. Kol ağrısı için aynı türden tedavilerin kullanılmama sebebi, kol ağrısında yol açan etkenlerin birbirinden farklı kaynaklar olmasıdır. Travma sonucu ortaya çıkan kol ağrılarının tedavi edilmesi için kaslarda meydana gelen tahribatlar, kırıklar, çatlaklar ve çıkılar tespit edilmektedir.

Kırık ya da kas zedelenmesi gibi durumlarda, kolun sabitlenmesi için alçı ve benzeri uygulamalar kullanılmaktadır. Alçı ve atel türündeki uygulamaların ardından, hastalara damar yolu veya ağızdan ağrı kesici verilmektedir. Boyun fıtığı sebebiyle ortaya çıkan kol ağrılarının tedavisi için fıtığın kola etkileri dikkate alınmaktadır. Fıtık kaynaklı oluşan kol ağrısı bulunan hastaların, kollarında güç kaybı olup olmadığı incelenmektedir.

Kolda güç kaybı yaşanmadığında, 2-3 hafta kullanılan ağrı kesici ve kas gevşetici benzeri ilaçlarla tedavi gerçekleştirilir. İlaç tedavisi sonrasında kol ağrısı azalırsa, boyun fıtığı için ameliyata ihtiyaç kalmamaktadır. Boyun fıtığı kaynaklı kol ağrısı ilaç tedavisiyle geçmediğinde, cerrahi müdahaleyle boyun fıtığı geçirilmektedir.

Kol ağrısı tedavisinde kullanılan yöntemler, boyun fıtığı kaynaklı keskin ağrı için direkt cerrahi müdahale olarak belirlenmektedir. Boyun fıtığı haricindeki kol ağrılarında, kola fizik tedavi uygulamaları yapılmakta ve ağrının kaybolması sağlanmaktadır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Eklem-Ağrılarına-Hangi-Bölüm-Bakar-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Eklem Ağrılarına Hangi Bölüm Bakar?

Eklem-Ağrılarına-Hangi-Bölüm-Bakar-Dora-Hospital

Eklem Ağrılarına Hangi Bölüm Bakar? Eklem ağrılarına bakan bölüm; ortopedi ve travmatoloji bölümüdür. Eklem ağrısı nedeni ile ortopedi bölümünden randevu alınması ile beraber; lif ve bağ kopmaları, kas ağrıları, romatizma hastalıkları ve eklem ağrıları için gerekli tetkikler yapılmaktadır. Ardından hastanın eklem ağrısının ana nedeni teşhis edilerek tedaviye başlanmaktadır. Eklem ağrısı tedavisi için cerrahi olmayan birçok yol uygulanabilmektedir.

Özellikle ilaç tedavisi ile ağrının hafifletilmesi sağlanmaktadır. Enfeksiyon, gut hastalığı, lopus hastalığı, bel soğukluğu, tekrarlayan hareketler ve romatoid artrit gibi nedenler ile eklem ağrıları olabilmektedir. Eklem ağrısının ileride daha ciddi bir probleme yol açmaması için hastalığın belirtileri ortaya çıkmaya başladıktan sonra uzman bir ortopedistten randevu alınması gerekmektedir.


D Vitamini Eksikliği Eklem Ağrılarına Neden Olabilir Mi?

Eklem ağrısında D vitamini eksikliğinin önemine bakıldığında; eklem ağrısı çeken 14.925 hastanın 11.029’unun D vitamini eksikliği sebebi ile eklem ağrısı çektiği görülmektedir. Özellikle kadınlarda ve kapalı alanlarda çalışanlarda D vitamini eksikliği yaşanma olasılığının daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu sebeple yağlı balık, yumurta sarısı, dana karaciğeri, tereyağı gibi D vitamini içeren besinlerin tüketilmesi ve günün belirli saatlerinde güneşe çıkılması gerekmektedir.

Eklem Ağrısı Bilgi Formu

Eklem Ağrılarının Sebepleri Nelerdir?

Eklem ağrılarının nedenleri aşağıda sıralanmıştır:

Sınırlı kan akışına bağlı olarak kemik dokusunda ölüm yaşanması, yani avesküler nekroz olması durumunda; eklem ağrısı çekilebilmektedir.
Kemik kanseri olan kişilerde bu durum eklem ağrısına neden olabilmektedir.
Kemiklerinde kırık veya çıkık olan kişilerde ilgili kemiğin ekleminde ağrı yaşanmaktadır.
Eklem iltihabı, eklem ağrısı yaşanmasına sebep olmaktadır.
Fibromiyalaji, eklem ağrısının nedenleri arasındadır.
Gonokokal artrit, eklem ağrısının sebeplerindendir.
Gut hastalığı, eklem ağrısına neden olan hastalıklardandır.
Hipotiroidi, eklem ağrısının sebepleri içerisinde yer almaktadır.
Lösemi hastaları eklem ağrıları çekebilmektedirler.
Sistemik lupus eritematozus, yani lupus hastalığı; emlem ağrısının nedenleri içerisindedir.
Lyme hastalığı eklem ağrısına sebep olmaktadır.
Kemik enfeksiyonu ismi verilen osteomiyelit, eklem ağrısının nedenleri içerisindedir.
Eklem ağrısının nedenleri arasında paget kemik hastalığı bulunmaktadır.
Eklem ağrısının sebeplerinden iri romatizmal ateştir.
Romatoid artrit, yani inflamatuar eklem hastalığı eklem ağrısına neden olmaktadır.
Raşitizm eklem ağrısına sebep olmaktadır.
Eklem burkulmaları nedeni ile eklem ağrısı görülebilmektedir.

Eklem Ağrılarının Semptomları Nelerdir?

Eklem ağrılarının belirtilerinden aşağıda bahsedilmiştir:

Eklemlerde şişlik görülmesi, eklem ağrılarının habercisi olabilmektedir.
Eklemleri kaplayan deri yüzeyinde sertlik ve kızarıklık görülmesi durumunda, bu durum eklem ağrı nöbetlerinin habercisi olabilmektedir.
Hareket ve yürüyüş bozukluğu yaşayan kişilerde bu durum eklem ağrısı semptomlarından kaynaklanıyor olabilmektedir.
Ağrıyan eklemi hareket ettirmede güçlük çekiliyor ise; bu durum eklem ağrısının habercisidir.

Eklem Ağrıları Ciddiye Alınmalı Mıdır?

Eklem ağrılarının önemine bakıldığında; birçok eklem ağrısı çeken kişi bu problem için doktora başvurmamaktadır. Ancak eklem ağrısı ciddi bir ağrıdır. Sportif faaliyetler gösteren kişilerde yaygın olarak görülmektedir ve bu kişilerin dinlenmeleri durumunda eklem ağrısı geçmektedir.

Fakat yoğun olarak spor yapmayan kişilerde sebepsiz yere eklem ağrısı oluşuyor ise; bu durum ciddiye alınmalıdır ve doktora başvurulmalıdır. Çünkü bu problemin altında başka bir sağlık probleminin yatma olasılığı bulunmaktadır. Dolayısı ile de nedensiz eklem ağrıları tedavi edilmez ise; ilerleyen zamanlarda çok daha ciddi problemlere yol açabilmektedirler.

Eklem Ağrısının Ciddiye Alınması Gereken Durumlar Nelerdir?

Eklem ağrısı için doktora gidilmesi gereken durumlar aşağıda belirtilmiştir:

Eklem bölgesinde şişlik, sıcaklık, ağrı ve kızarıklık olanlar hemen doktora gitmelilerdir.
3 veya 5 günden daha uzun süren eklem ağrısına sahip olanların bu ağrıyı ciddiye alması ve doktora gitmesi gerekmektedir. Özellikle bel, sırt ve kaburga bölgesinde ağrısı olanların doktor randevusu alması gerekmektedir.
Geçirilen kaza sonrasında eklem bölgelerinde şişlik, ağrı ve hareket azlığı olan kişilerin acilen doktora gitmeleri gerekmektedir.
Kısa süre içerisinde ani kilo kaybı olanlar eklem ağrısı sebebi ile doktora başvurmalılardır.
Soğuk algınlığı problemi olmayan, ateşi yüksek olan kişiler; eklem ağrısını ciddiye almalılardır.

Eklem Ağrısının Tanısı Nasıl Konur?

Eklem Ağrılarına Hangi Bölüm Bakar? Eklem ağrısının teşhisi konurken ilk olarak fiziksel muayene yapılmaktadır. Ağrının olduğu bölge tespit edilmektedir. Eklem hareket kabiliyeti sınanmaktadır. Sonrasında ise ağrı olan bölgede herhangi bir sertlik, şişlik veya kızarıklık olup olmadığına bakılmaktadır. Ayrıca eklem ağrısının kesin nedeninin bulunabilmesi için kan testleri de istenmektedir. Kan testi istenmesinin nedeni, iltihaplanma olup olmadığını öğrenmektedir.

Eklem ağrısı çekenlerin eklem bölgelerinde meydana gelen şişlikler genellikle iltihaplanma kaynaklı olabilmektedir. Ayrıca kişinin eklem bölgesindeki kemikte herhangi bir kırık veya çıkık olduğundan şüphelenilmesi halinde de röntgen istenmektedir. Eklem ağrısına neden olan başka bir hastalıktan şüphelenildiğinde ise tanı koymak amacı ile MR veya BT incelemelerine başvurulabilmektedir. Hastanın şikayetlerine ve uzman doktorun fiziksel muayenesine göre gerekli tetkikler yapıldıktan sonra eklem ağrısı çeken kişiye bir tanı konmaktadır.

Eklem Ağrısı Genetik Olabilir Mi?

Eklem ağrısının genetik yatkınlığına bakıldığında; düşük olasılık olsa da kalıtsal olarak aktarılabilen bir hastalıktır. Örnek vermek gerekir ise; romatizmal hastalığı olan bir bireyin akrabalarında da bu hastalığın görülme olasılığı %1 ile %2 arasında, oldukça düşük bir ihtimaldir. Ancak aynı yumurta ikizlerinin birinde bu hastalık var ise; diğerinde de olabilme olasılığı yaklaşık %15 ile %20 arasında olmaktadır.

Eklem Ağrılarının Tedavi Yolları Nelerdir?

Eklem ağrılarının tedavi yöntemleri aşağıda verilmiştir:

Eklem ağrısı çeken kişilere doktorlar kaplıca tedavileri önerebilmektedirler. Isı ve mineral içeren suların etkisi ile beraber eklem ağrılarının hafifleyebileceği görülmektedir. Oluşan basınç ile beraber eklem ağrısı çeken kişilerin ağrıları geçebilmektedir.
Eklem ağrısı çekilen bölgeye fizik tedavi uygulanabilmektedir. Fizik hareketleri ile beraber ağrıyan bölgedeki kasların daha da güçlendirilebilmesi mümkün olmaktadır. Bu sayede eklemin hareketliliği korunabilmektedir.
Akupunktur tedavisi ile eklem ağrıları önlenebilmektedir. Geleneksel akupunktur ve şok tedavisi olmak üzere iki farklı çeşidi bulunmaktadır.
Eklem ağrıları için ilaç tedavisi uygulanabilmektedir. Doktorlar tarafından verilen ilaçlar ile beraber eklem ağrıları dindirilebilmektedir ve ağrıya neden olan iltihap ortadan kaldırılabilmektedir.

Eklem Ağrısını Hafifletmek İçin Neler Yapılabilir?

Eklem ağrısına iyi gelebilecek tavsiyeler şu şekildedir:

Spor yapılabilmektedir. Özellikle yüzme sporu vücudun bütün bölgelerini çalıştırdığı için hem kilo verilmesini ve eklem ağrılarının azalmasını sağlayabilmektedir.
Masaj yaptırarak eklem ağrıları hafifletilebilmektedir. Ancak masaj yöntemlerinin doğru şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu yüzden de profesyonel bir kişinin masaj yapması olumlu bir etki bırakabilmektedir.
Eklem ve kasların dinlenmesi ve eklem ağrılarının hafiflemesi için boyunluk takılabilmektedir. Boyunluk boyun hareketlerini kısıtlayıcı bir etkiye sahip olduğu için bu da eklem ağrılarını hafifletebilmektedir.
Soğuk ve sıcak kompres ile eklem ağrıları hafifletilebilmektedir. Ağrı hissedilen bölgeye ortalama 10 dakika ile 15 dakika arasında bir süre sıcak veya soğuk kompres uygulaması yapılabilmektedir.
İlgili bölgeleye pompalanan kan miktarını arttırabilmek ve ağrıları hafifletebilmek için ağrının olduğu bölgeye esneme hareketi yaptırılabilmektedir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Kuyruk-Sokumu-Ağrısı-Hangi-Bölüm-Bakar-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Kuyruk Sokumu Ağrısı Hangi Bölüm Bakar?

Kuyruk Sokumu Ağrısı Hangi Bölüm Bakar? Dora Hospital

Kuyruk sokumu ağrısına bakan bölüm; kişinin ağrısının kaynağına göre değişiklik göstermektedir. Proktoloji uzmanına giderek veya ortopedi bölümünden randevu alarak kuyruk sokumu ağrısı için muayene olunabilmektedir. Kemik problemi olanların ortopedi bölümüne, diğerlerinin ise proktoloji uzmanına gitmesi gerekmektedir. Aynı zamanda fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne de kuyruk sokumu ağrısı şikayeti ile gidilebilmektedir.


Kuyruk Sokumu Ağrısının Belirtileri Nelerdir?

Kuyruk sokumu ağrısının semptomları aşağıda belirtilmiştir:

Sert bir zemine oturulduğunda, ilgili bölgede şiddetli bir ağrı hissedilir ise; bu kuyruk sokumu ağrısına yorulabilmektedir. En bilinen semptomu budur.
Kuyruk sokumu ağrısı, bacak bölgesine de yayılabilmektedir.
Kişi oturur pozisyondayken, ayağa kalkmaya çalıştığında eğer güçlü bir ağrı hissediyor ise; bu kuyruk sokumundaki ağrıdan kaynaklanıyor olabilmektedir.
Cinsel ilişki sırasında yoğun bir ağrı hissediliyor ise; kuyruk sokumu ağrısından kaynaklanıyor olabilmektedir.
Dışkılama sırasında şiddetli bir ağrı hissediliyor ise veya bağırsak hareketleri ağrıya sebep oluyor ise; kuyruk sokumu ağrısından kaynaklanıyor olabilmektedir.

Kuyruk Sokumu Ağrısı Bilgi Formu

Kuyruk Sokumu Ağrısının Sebepleri Nelerdir?

Kuyruk sokumu ağrısının nedenleri aşağıda açıklanmıştır:

Kuyruk sokumu bölgesindeki kemiğe veya çevresindeki kaslara darbe alınması durumunda ağrı ortaya çıkabilmektedir. Örnek vermek gerekir ise; bisikletten düşmek kuyruk sokumunda ağrıya neden olabilmektedir. Bisikletin bir yere çarpılması durumunda ise; kuyruk kemiğine yayılan bir ağrı oluşabilmektedir.
Sağlıksız pozisyonlarda uzun süre oturulması durumunda kuyruk sokumu ağrısı oluşabilmektedir.
İdeal kilosundan çok uzakta olan, aşırı kilolu olan kişilerin oturma pozisyonlarında kuyruk sokumu bölgesine yapılan baskı daha fazla olmaktadır. Aşırı zayıf olanlarda ise; kuyruk sokumu bölgesindeki kemiği koruyabilecek olan yağ miktarı yeterli olmadığı için ağrıya neden olabilmektedir.
Özellikle bisiklet sporu ile ilgilenen kişilerde tekrarlayan gerilme hasarı olabilmektedir.
Normal doğum yapan kadınlarda görülebilmektedir. Doğum esnasında bebeğin doğum kanalında ilerlerken kuyruk kemiğinin hasar görmesine neden olması halinde, doğum yapan kadında kuyruk sokumu ağrısı görülebilmektedir. Çok düşük ihtimal olsa da, doğum esnasında bu kemiğin kırıldığı da görülmüştür.
Hamilelik gibi sinir sıkışmasına neden olabilecek durumlarda meydana gelen basınç ile beraber kuyruk sokumu ağrısı oluşabilmektedir.
Pelvik taban disfonksiyonu sebebi ile kuyruk sokumu ağrısı olabilmektedir. Genellikle doğum yapan kadınlarda görülmektedir.
Levator sendromu yaşanması kuyruk sokumu ağrısına sebep olabilmektedir. Anüs kaslarında spazm yaşatan bu sendrom; kuyruk kemiği, kalça ve diğer yakın çevrede bir ağrı oluşmasına neden olmaktadır.
Kabızlık veya hemoroid gibi problemleri olan kişilerde görülebilmektedir. Ağrının sebebi ise aşırı zorlanmadır.
Spinal cerrahi, dejeneratif lomber disk hastalığı gibi omurga problemleri; kuyruk sokumunda ağrı hissedilmesine neden olmaktadır.
Enfeksiyon, tümör, kemik mahmuzları ve büyümeleri gibi durumlarda kuyruk sokumu ağrısı oluşmaktadır.

Kuyruk Sokumu Ağrısının Teşhisi Nasıl Yapılmaktadır?

Kuyruk sokumu ağrısına tanı konurken Kuyruk Sokumu Ağrısı Hangi Bölüm Bakar? sorusunun cevabı olan doktorun izlediği yöntemler şu şekildedir:

Hastanın tıbbi geçmişi hakkında bilgi edinilmektedir. Bu sırada hastadan öğrenilmesi gereken bazı durumlar bulunmaktadır. Hastanın daha önce hamilelik yaşayıp yaşamadığı, doğum deneyimlerinin nasıl olduğu, gastrointestinal problem geçmişi, diğer kas problemleri hakkında bilgi istenmektedir.
Ağrının kaynağının doğru tespit edilebilmesi adına; pelvik ve rektal muayeneler yapılabilmektedir.
Hastadan bazı testler istenebilmektedir ve bu testlerin sonucuna göre kuyruk sokumu ağrısının kaynağı tespit edilebilmektedir. Röntgen, manyetik rezonans görüntüleme (MRG), enfeksiyon veya otoimmün hastalıklarının olmadığı kararına varabilmek için kan testleri gerekmektedir.

Kuyruk Sokumu Ağrısının Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Kuyruk sokumu ağrısı için uygulanan tedavilerden aşağıda bahsedilmiştir:

Kuyruk sokumunun çevresindeki kasları güçlendirebilmek, pelvik tabanı destekleyebilmek ve kuyruk sokumu kemiğindeki hasarı azaltabilmek için fizik tedavi uygulaması yapılabilmektedir. Bunun için bazı egzersizler yaptırılabildiği gibi, çeşitli öneriler de verilebilmektedir. Fizik tedavi uzmanı dışında başka birine egzersiz yaptırılmamalıdır. Yanlış hareketlerin yapılması, kalıcı hasara neden olabilmektedir.
Doktor muayene ettikten sonra kişiye reçeteli ağrı kesici verebilmektedir. Reçetesiz ilaçlar ile bir sonuç alınamaması durumunda, reçeteli ilaçlara geçiş yapılmalıdır.
Pelvik taban prolapsusu veya fıtıklaşmış diskler olması durumunda; cerrahi müdahale yapılmaktadır.
Ağrının hafifletilmesi adına steroidli veya steroidsiz lokal anestezik enjekte edilebilir ilaçlar kullanılabilmektedir. Fizik tedavi esnasında hissedilen kas gerginliğini de çözmektedir.
Psikoterapi uygulaması ile kuyruk sokumu ağrısının önüne geçilebilmektedir. Ağrı toleransının az olması, ağrı yönetimini engelleyen aktif olmayan bir yaşam tarzının benimsenmesi gibi durumların da çözülebilmesini sağlamaktadır. Ağrının psikolojik bileşenleri üzerinden çözülebilmesini sağlamaktadır.
Başka bir hastalık sebebi ile kuyruk sokumu ağrısı çekilmesi durumunda; altta yatan tıbbi durumun tedavi edilmesi ile beraber ağrı çözülebilmektedir. Örnek vermek gerekir ise; hemoroid kaynaklı olarak kuyruk sokumu ağrısı yaşanabilmektedir. Bu durumda öncelikle hemoroidin tedavi edilmesi gereklidir. Sonrasında kuyruk sokumu ağrısı geçmektedir. Oturma banyosu ile veya hemoroidi iyileştiren cerrahi müdahaleler ile bu ağrının önün geçilebilmektedir.

Kuyruk Sokumu Ağrısı İçin Tamamlayıcı Tedaviler Nelerdir?

Kuyruk sokumu ağrısını azaltmak için uygulanabilecek ek tedaviler şunlardır:

İbuprofen, aspirin, asetaminofen gibi reçetesiz satılan ilaçlar kullanılabilmektedir.
Yoga ve pilates gibi nazik esneme hareketlerinin olduğu sporlar yapılabilmektedir.
Özel oturma yastıkları kullanarak ağrının daha az hissedilmesi sağlanabilmektedir. Bu yastıklar, basur yastıkları olarak da geçmektedirler. Aynı zamanda oturma simidi de denmektedir.
Ağrıyan kuyruk sokumu bölgesine sıcak ve soğuk uygulaması yaparak ağrının önüne geçebilmek mümkün olmaktadır. Kan akışının artmasını sağlayabilecek bir uygulama olmasının yanı sıra, iltihaplanmayı azaltmaya da yardımcı olmaktadır. Önce sıcak ve sonra soğuk uygulaması yapılmalıdır. Sıcak kompresin yaklaşık 15-20 dakika süre ile uygulanması gerekmektedir. Ardından ortalama 15-20 dakika ara verilmelidir ve sonrasında tekrar 15-20 dakika soğuk kompres yapılmalıdır. Gün içerisinde birden fazla tekrarlanmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.
Kuyruk sokumu bölgesinin etrafındaki kaslara hafifçe masaj yaparak ağrı azaltılabilmektedir.
Ağrı azaltan kremler kuyruk sokumu bölgesine düzenli olarak sürüldüklerinde ağrı azalmaktadır.

Kuyruk Sokumu Ağrısından Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

Kuyruk sokumu ağrısını önlemek için yapılabilecekler aşağıda verilmiştir:

Ağır yük kaldırmamaya özen gösterilmesi gerekmektedir.
Günlük hayatta zorlayıcı hareketlerden kaçınmaya özen gösterilmelidir.
Masa başı işi olanların uzun süre aralıksız oturmaması gerekmektedir. Arada araya kalkarak yürüyüş yapmalılardır.
Uzun yolculuklar kuyruk sokumu ağrısına iyi gelebilmektedir.
Kuyruk sokumu ağrısının erken teşhis edilebilmesi adına, ağrı hissedildiği anda bir doktora gidilmesi gerekmektedir.
Hissedilen ağrının kendi kendine geçmesi beklenmemelidir.
Kuyruk sokumu ağrısına iyi gelebileceğini düşünerek doktordan onay alınmayan tedaviler uygulanmamalıdır.

Kuyruk Sokumu Ağrısı Kendiliğinden Geçer Mi?

Kuyruk sokumu ağrısının doktora gitmeden geçmesinin beklenmemesi gerekmektedir. Ağrı hissedildiği anda doktora gidilmelidir. Ağrı devamlı olarak üzerine oturulan bir bölgede olduğu için bu bölgeye sürekli yük binmektedir. Dolayısı ile de bölgenin dinlenebilmesi mümkün olmadığından, geç iyileşmektedir. Bu yüzden ağrı herhangi bir tedavi uygulanmadan kendiliğinden geçmeyebilmektedir. Kuyruk sokumu ağrısının geçebilmesi için ağrıya neden olan problemin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu yüzden de bir uzmana muayene olunmalıdır. Kuyruk Sokumu Ağrısı Hangi Bölüm Bakar? sorusunun cevabı olan Ortopedi ve Proktoloji uzmanına muayene olunmalıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Sırt-Ağrısına-Hangi-Bölüm-Bakar-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Sırt Ağrısına Hangi Bölüm Bakar?

Sırt Ağrısına Hangi Bölüm Bakar? Dora Hospital

Sırt ağrısına bakan bölümler; ortopedi, fizik tedavi ve nörolojidir. Sırt ağrısı yaşayanların ağrılarının 2-3 günden daha uzun sürmesi ve şiddetinin azalmaması durumunda mutlaka doktora başvurmaları gerekmektedir.


Sırt Ağrısının Türleri Nelerdir?

Sırt ağrısının çeşitleri aşağıdaki gibidir:

Akut sırt ağrısı; ani gelişen ve kısa süren bir sırt ağrısıdır. Genellikle 1 haftadan 6 haftaya kadar bir süre sürmektedir. Yaşam tarzının, duruş bozukluklarının değiştirilmesi ile beraber ağrının azalması gerekmektedir.

Kronik sırt ağrısı; 6 haftadan daha uzun süren sırt ağrılarına verilen isimdir. Ağrının azalmaması ve daha da şiddetlenmesi durumunda bir doktora başvurulmalıdır. Sırt Ağrısına Hangi Bölüm Bakar? sorusunun cevabı olan ortopedi bölümünde ortopediste başvurulmalıdır.

Sırt Ağrısı Bilgi Formu

Sırt Ağrısında Dikkat Edilmesi Gereken Belirtiler Nelerdir?

Sırt ağrısında görülebilecek belirtiler aşağıdadır:

Gece terlemeleri belirtilerdendir.
Gece artan sırt ağrıları belirtiler arasındadır.
Bacaklarda uyuşma, güçsüzlük ve idrar kaçırma gibi problemler sırt ağrılarının belirtileri arasındadır.
Uzun süre kortizon kullanmak belirtilerdendir.
Bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalık var ise; sırt ağrısı yaşabilmektedir.
Kemik erimesi olan kişilerde sırt ağrısı görülebilmektedir.

Sırt Ağrısının Sebepleri Nelerdir?

Sırt ağrısının nedenleri aşağıda sıralanmıştır:

Yaşanan travmalar sırt ağrısına neden olabilmektedir.
Akciğer kanseri ile beraber sırt ağrısı oluşabilmektedir.
Kalp krizi ve kalp hastalıkları yaşayan kişilerin sırt ağrıları olabilmektedir.
Bel, boyun ve sırt fıtığı;sırt ağrısına sebep olabilmektedir.
Aşırı yorgunluk sonucu sırt ağrısı çekilebilmektedir.
Gün içerisinde uzun süre ayakta kalanların veya uzun süre oturanların sırt ağrıları olabilmektedir.
Çok fazla ağır kaldıran kişilerde sırt ağrısı görülebilmektedir.
Klimaya veya cereyana maruz kalanlarda, bu durum sırt ağrısına neden olabilmektedir.
Rahatsız bir yatakta yatan kişi, sırt ağrısı yaşayabilmektedir.
Kullanılan sırt çantasının ağır olması halinde, sırt ağrısı görülebilmektedir.
Sigara kullananlar sırt ağrısı ile karşılaşabilmektedirler.
Kullanılan ilaca bağlı olmak üzere, bazı ilaçlar yan etki olarak sırt ağrısına neden olabilmektedirler.
Mide rahatsızlıkları sırt ağrısına yol açabilmektedir.
Skolyoz, sırt ağrısına sebep olabilmektedir.
Zona olanlar sırt ağrısı çekebilmektedirler.

Sırt Ağrısının Ciddiye Alınması Gereken Durumlar Nelerdir?

Sırt ağrısının kırmızı bayrak bulguları şöyledir:

20 yaşından küçükler ve 50 yaşından büyükler, sırt ağrılarını ciddiye almalılardır.
Şiddeti azalmayan ve devamlı olan ağrılar ciddidir.
Gece uykudan uyandıran ağrılar var ise; doktora başvurulmalıdır.
Bacaklarda güç kaybı olması durumunda zaman kaybetmeden doktora gidilmelidir.
Ateş, döküntü, kızarıklık, kilo kaybı gibi durumlar oluşur ise; sırt ağrısı şikayeti ile doktora gidilmelidir.

Sırt Ağrısı İçin Hangi Bölümlerin Doktorlarına Gidilmelidir?

Sırt Ağrısına Hangi Bölüm Bakar? Sırt ağrısına bakan bölümler bulunmaktadır. Ancak öncesinde aile hekimine giderek fiziksel muayene olabilmek de mümkündür. Aile hekimi fiziksel muayene sonucunda kişiyi buna göre bir bölüme yönlendirebilmektedir. Yönlendirilebilecek bölümlerden ise aşağıda bahsedilmiştir:

Ortopedi ve travmatoloji bölümüne yönlendirilebilmektedir.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne sırt ağrısı için gidilebilmektedir.
Nörolojiye giderek nörolog tarafından muayene olunabilmektedir.

Sırt Ağrısı Tanısı Konurken Hangi Sorular Sorulmaktadır?

Sırt ağrısı tanısı için cevaplanması gereken sorular şu şekildedir:

Ağrıyan bölgenin tam konumu sorulmaktadır.
Sırt ağrısının vücudun başka bir noktasına yayılıp yayılmadığı ile ilgili bilgi istenmektedir.
Ağrının ne kadar süredir var olduğu sorulmaktadır.
Hangi durumlarda veya hangi pozisyonlarda durulurken ağrının olduğuna cevap verilmelidir.
Ağrının arttığı ve azaldığı zamanlar söylenmelidir.
Sırt ağrısının şiddetinin söylenmesi gereklidir.
Ağrının beraberinde getirdiği fiziksel veya psikolojik şikayetlerin olup olmadığı söylenmelidir.

Sırt Ağrısının Tedavi Yolları Nelerdir?

Sırt ağrısı tedavisi için öncelikle sırt ağrısının hangi sebepten kaynaklandığının bulunması gerekmektedir. Hastanın şikayetlerini doktora anlatması ve doktorun fiziki muayene gerçekleştirmesi ile tedavi süreci başlamaktadır.

MR, BT, EMG ve direkt grafi gibi incelemeler ile hastanın sırt ağrısının net teşhisi konulabilmektedir. Lokal etkili merhemler, kas gevşeticileri kullanılarak sırt ağrısı hafifletilebilmektedir.

İlaç tedavisi ile sırt ağrısı gemeyen hastalara ise fizik tedavi uygulanmaktadır. Ayrıca nöral terapi, akupunktur, soft lazer, masaj gibi alternatif tedaviler ile de sırt ağrısı geçirilebilmektedir. Bu süreçte stres faktörünün de sırt ağrısına etki ettiği düşünüldüğü için hastanın stresten uzak olması istenmektedir.

Stres yönetimini sağlayamayan hastalara ise psikiyatriste gitmesi önerilmektedir. Tedavinin sonlanması ile beraber, sırt ağrılarının tekrarlamaması için düzenli egzersiz yapması önerilmektedir.

Sırt Ağrısını Neler Hafifletmektedir?

Sırt ağrısına iyi gelebilecek tavsiyeler aşağıda verilmiştir:

Sırt ağrısı çekenlerin ideal kilolarına ulaşmaları ve sonrasında da beslenmelerine dikkat ederek kilolarını ve sağlıklarını korumaları gerekmektedir.
Sırt kaslarını güçlendirebilmek adına düzenli olarak egzersiz yapılması gerekmektedir.
Otururken ve yürürken dik durulması, sırt ağrısını hafifletebilecek tavsiyelerden biridir.
Yatak seçimi yapılırken; kişinin kilosu ile uyumlu olmasının yanı sıra, ortopedik olmasına da dikkat edilmelidir.
Kadınlar sutyen seçimlerinde destekleyici olanları tercih etmelilerdir.
Kullanılan sırt veya kol çantalarının ağır olmaması gerekmektedir.
D vitamini alımının normal seviyelerde olması gerekmektedir.

Sırt Ağrısına İyi Gelen Egzersizler Nelerdir?

Sırt ağrısı çekenlerin yapabilecekleri egzersizler aşağıda açıklanmıştır:

Kapı çerçevesinin iki yanına eller koyulmalıdır. Ardından eller ile kapı çerçevesinden destek alınması ve belirli aralıklar ile öne doğru esnenmesi gerekmektedir.
Sandalyeye düzgün bir şekilde oturulmalıdır. Ardından iki el başın arkasında birleştirilmelidir. Geriye doğru esnerken, diğer taraftan da tavana bakılmalıdır.
Sırtı duvara yaslayacak şekilde dik durulmalıdır. Kollar iki yana açılmalıdır ve dirsekler ile bilekler duvara temas edecek şekilde duvara yaslanmalıdır. Ardından temas korunarak kollar yukarı ve aşağı hareket ettirilmelidir.
Kürek kemiklerini birbirine yaklaştırıp sonra gevşetme hareketi yapılabilmektedir. Bu hareket 5 saniye süresince yapıldıktan sonra ara verip tekrar 5 saniye yapılmalıdır.
Göğüs altına bir yastın koyacak şekilde yüz üstü bir yere uzanılmalıdır. Kollar iki yana açıldıktan sonra, baş parmağı yukarıya doğru dik ve diğer parmaklar yatay duracak şekilde pozisyon alınmalıdır. Ardından kollar yukarı ve aşağı hareket ettirilmelidir.
Düz bir zemine oturulmalıdır. Ayaklar dümdüz olacak şekilde uzatılmalıdır. Bacakların iki yandan eller yardımı ile tutulması gereklidir. Ardından baş göbeğe yaklaştırılmalıdır. Eğildikten sonra ise, kolların iki yana açılıp aşağı yukarı hareket ettirilmesi gereklidir.
Kürek çekme egzersizleri yaparak sırt ağrısı hafifletilebilmektedir.
Düz bir zemin üzerinde eller ve dizler zemine değecek şekilde durulmalıdır. Ardından karın kasları kasılmalıdır. Omurganın düz olması önemlidir. Bu pozisyondayken sol kolun öne ve sağ ayağın arkaya uzatılması gerekmektedir. Birkaç saniye o şekilde durduktan sonra başlangıç pozisyonuna geri dönülmelidir. Ardından sağ kol öne ve sol ayak arkaya uzatılmalıdır. Bu yapılırken herhangi bir şekilde karın gevşetilmemelidir.

Hamilelik Döneminde Sırt Ağrısının Geçmesi İçin Neler Yapılmalıdır?

Hamilelikte sırt ağrısının önlenebilmesi için egzersiz yapmaya özen gösterilmelidir. Belden eğilmeden diz eklemlerini bükerek eğilmek, yüksek topuklu ayakkabı giymemek, yürüyüş ve yüzme gibi aktiviteler yapmak, otururken beli destekleyecek yastıklar kullanmak, uzun süre ayakta durmamak gibi önlemler ile sırt ağrılarını önleyebilmektedirler.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Diz-Ağrısına-Hangi-Bölüm-Bakar-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Diz Ağrısına Hangi Bölüm Bakar?

Diz Ağrısına Hangi Bölüm Bakar? Dora Hospital

Diz ağrısına bakan bölüm; ortopedi ve travmatoloji bölümüdür. Ancak ani yaralanmalar sonucu dizi ağrıyan kişiler fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne de gidebilmektedirler. Diz ağrıları ciddiye alınması gereken ağrılardır. Bu yüzden belirtileri ile karşılaşıldıktan sonra uzman bir doktora başvurulmalıdır.


Diz Ağrısından Korunmak İçin Neler Yapılmalıdır?

Diz ağrısını önlemek için yapılabilecekler aşağıda açıklanmıştır:

Eklem ve kasların tembelleşmesi ile beraber işlevlerini de kaybetmeleri mümkün olmaktadır. Dolayısı ile vücuttaki eklemlerin ve kasların hareketlenmesi gerekmektedir. Bunun için ise küçük egzersizler yapılabilmektedir. Kişilerin kendilerini daha zinde hissetmeleri sağlanmaktadır. Düzenli olarak egzersiz yapan kişilerde diz ağrısı görülme olasılığı daha azdır.
Merdiven kullanmak diz ağrısına iyi gelen bir eylem değildir. Genellikle asansör kullanmak yerine merdiven çıkmak önerilmektedir. Ancak inme ve çıkma hareketleri eklemleri zorlayan hareketler oldukları için aksine diz ağrısına sebep olmaktadırlar. Özellikle belirli bir yaşı aşmış olan, kronik ağrı şikayeti olan kişilerin merdiven yerine asansör kullanmaları önerilmektedir.

Diz Ağrısı Bilgi Formu

Diz Ağrısının Sebepleri Nelerdir?

Diz ağrısının nedenleri aşağıda belirtilmiştir:

Kireçlenme problemi nedeni ile diz ağrısı olabilmektedir.
Vücudun toksin oranının artması ile beraber eklem aralarında iltihap birikebilmektedir ve biriken bu iltihap diz ağrısına neden olabilmektedir.
Menüsküs yırtılması diz ağrısına sebep olabilmektedir. Özellikle sporcularda görülen bir problem olmaktadır.
Diz kapağındaki kemiği hasar görenlerde diz ağrısı görülebilmektedir.
Kişinin dizlerinden geçen sinirlerdeki veya damarlardaki vitamin oranının azalması halinde, dizinde ağrı meydana gelebilmektedir.
Aşırı kilolu kişiler diz ağrısı çekebilmektedirler.
Uzun süre hareketsiz hayat süren kişilerin aniden spora başlaması ve sporu düzensiz yapması durumunda; diz ağrısı meydana gelebilmektedir.
Ayak bileklerinden hasar alan kişilerin vücut ağırlıklarını dizleri çekmeye başlayacağı için diz ağrısı görülebilmektedir.
Dizlerindeki kemiklerin enfeksiyon kapması halinde, diz ağrısı yaşanabilmektedir.

Diz Ağrısının Semptomları Nelerdir?

Diz ağrısının belirtileri aşağıda verilmiştir:

Hareket ederken zorluk çekmek, vücudun verdiği sinyallerden bir tanesidir. Özellikle yürürken, merdiven inip çıkarken zorlanan kişilerde diz ağrıları görülebilmektedir. Harekette zorluk çekilmesi ile beraber birkaç gün içerisinde bu ağrı baş gösterebilmektedir.
Genellikle çarpmalara ve kazalara bağlı olarak şişlik meydana gelebilmektedir. Şişliğin önüne geçebilmek için ise; buz ile ilgili bölgeye müdahale edilmelidir. Darbe alınmasının hemen ardından şişmesi muhtemelen olan yere soğuk kompres yapılır ise; bu durumda şişlik olmayabilmektedir. Ayrıca yaşanacak olan ağrı da azalmaktadır.
Romatizma ve kireçlenme gibi problemleri olanlarda diz kapaklarında kızarıklık olabilmektedir. Bu kızarıklıklar diz ağrısının habercisidir.

Diz Ağrısının Ciddiye Alınması Gereken Durumlar Nelerdir?

Diz ağrısı çekenlerin doktora danışması gereken durumlar aşağıdaki gibidir:

Diz bölgesinin üzerinde herhangi bir yük taşıyamayan ve dizini dengesiz olarak hisseden kişiler diz ağrısı nedeni ile doktora başvurmalılardır.
Gözle görülebilecek kadar belirgin şekilde şişlik var ise acilen doktora gidilmelidir.
Dizini tamamen düz bir şekilde uzatamayanlar veya dizini katlamakta problem yaşayanlar bu problemi ciddiye almalılardır.
Bacağında veya dizinde gözle görülebilecek şekilde şekil bozukluğu olanların doktora gitmeleri gerekmektedir.
Dizinde kızarıklık, ağrı ve şişme olanlar; bunlara ek olarak ateş problemi de yaşıyor iseler, bu durumda doktor randevusu almalılardır.
Herhangi bir yaralanma sonrasında çekilen bir diz ağrısı ise kendiliğinden geçmesi beklenmemelidir ve doktora gidilmelidir.
Evde ağrı giderici uygulamalar yapılmış ise, ağrı kesici alınmış ise ve bunlara rağmen ağrı herhangi bir şekilde geçmemiş ise; bu durumda acilen doktora gidilmelidir.
Diz bölgesinde takılma ve kilitlenme olanlar, bu problemi ciddiye alarak doktora gitmelilerdir.
Diz ağrısının yarattığı acı ile günlük rutinini sürdürmekte zorlanan kişiler mutlaka doktora başvurmalıdır.

Diz Ağrısı Tedavisi Nasıldır?

Diz ağrısı tedavi uygulamaları; diz ağrısı çeken kişinin yaşına, aktivite durumuna ve mesleğine göre değişiklik göstermektedir. Yeni yeni diz ağrısı çekmeye başlayan kişilerde dokunun iyileşmesine yönelik tedavi uygulanmaktadır. Bunun için öncelikli olarak buz uygulaması yapılabilmektedir. Ayrıca ağrı kesici ilaç verilmektedir. Dizi ağrıyan hastanın dizini yormaması ve dinlenmesi de istenebilmektedir. Elastik bandaj ve splint uygulaması yapıldıktan sonra kendisinden istirahat etmesi istenmektedir. Fizik tedavi uzmanının önerilerine göre kişiye bir egzersiz programı hazırlanmaktadır. Bu program doğrultusunda kişinin düzenli olarak egzersiz yapması gerekmektedir. Eklem bölgesinde sıvı birikmesi olan hastaların ise, fazla sıvının verdiği gerginlikten kurtulabilmeleri için diz bölgelerindeki sıvı boşaltılmaktadır. Bu işlem birden fazla kere tekrarlanabilmektedir. Ancak ikinci tekrarlamada kortizon enjeksiyonu da bir çözüm olabilmektedir. Kronik diz ağrılarında elektroterapi ile de tedavi uygulanabilmektedir. Bu da diz ağrısı çeken kişiyi oldukça fazla rahatlatan bir tedavi yöntemidir.

Diz Ağrısı Tedavisinde Cerrahi Müdahale Uygulanır Mı?

Diz ağrısı için ameliyat yapmak da bir seçenektir. Ancak doktorların en son tercih ettiği yöntem cerrahi müdahaledir. Diz ağrısı çekenlerin büyük bir çoğunluğu egzersiz ile, ilaç kullanarak veya bandaj ile dizlerini dinlendirerek ağrının dinmesini sağlayabilmektedirler. En kısa sürede en etkili sonucun alındığı tedavi yöntemi ise; egzersiz yapılması olmaktadır. Diz ağrısı çekenlerin %80’i egzersiz sonrasında ağrılarından kurtulmaktadır. Ancak cerrahi müdahale gerektirmeyen tedavi yöntemleri ile iyileşemeyen kişiler ameliyata alınabilmektedir ve ameliyat ile beraber patella üzerindeki yük azaltılmaktadır.

Diz Ağrısı Çekenlerin Uygulayabilecekleri Egzersizler Nelerdir?

Diz ağrısı için egzersizler şu şekildedir:

Harmstring adı verilen uyluk arkası germe hareketi yapılabilmektedir. Ağrıyan bacağın arkada bırakılması gerekmektedir. Ardından öne doğru 45 derecelik bir açı yaparak eğilmek gerekmektedir. Bu pozisyonda iken ellerin öne doğru uzatılması ve diz hizasında birbirine bitişik olması istenmektedir. Ağrıyan bacak arkada düz ve gergin bir pozisyonda tutulmalıdır. Gerilme hissedilene kadar eğilmek gerekmektedir. Birden eğilmek doğru değildir. 2-3 saniyede bir yavaş yavaş, gerginliği arttıracak şekilde eğilmek gerekmektedir. 20 saniye yapılması yeterlidir.
Elastik bandın ağrıyan dizin arkasından doğru geçirilmesi ve sonrasında diğer ucunun sabit bir yere bağlanması gerekmektedir. Bant gergin olmalıdır. Ağrıyan bacağın 30 derece bükülmesi ve sonra düzleştirilmesi gereklidir. Bu hareket tekrarlanmalıdır.
Ağrıyan dizin olduğu ayak bileğini elastik banda geçirdikten sonra ucunun sabit tutulması ve sonrasında bacağın öne doğru çekilmesi gerekmektedir.

Diz Ağrısı Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar Nelerdir?

Diz ağrısı hakkında yanlış bilinenlerden aşağıda bahsedilmiştir:
Diz ağrısı çekenler genellikle diz ağrısının tek bir nedenden kaynaklandığını düşünmektedirler. Ancak diz ağrısının birçok farklı nedeni vardır.
Menüsküs bağlarının kopmasından kaynaklanan diz ağrıları ağırlıklı olarak sporcularda görülüyor olsa da; menopoza giren kadınlarda da sıklıkla görülmektedir.
Diz ağrısının kaynağının araştırılması, bir uzmana görünülmesi ve sonrasında tedavinin uygulanması gerekmektedir. Her ağrı kesici veya her ilaç, her diz ağrısı için uygun değildir.
Topuklu ayakkabı giyilmesinin diz ağrısını hafiflettiği yönünde bir söylenti bulunmaktadır. Ancak diz kaplarının arkaya doğru sıkışmasına sebep olduğu için ağrı azaltan bir etkisi bulunmamaktadır.
Dizi hareket ettirmek, masaj uygulamak veya krem sürmek; diz ağrıları için kesin bir tedavi yöntemi değildir. Bir uzmandan destek alınması gerekmektedir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Bel-Ağrısına-Hangi-Bölüm-Bakar-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Bel Ağrısına Hangi Bölüm Bakar?

Bel Ağrısına Hangi Bölüm Bakar?

Bel ağrısına bakan bölümler aşağıdaki gibidir:

-Bel ağrısı nedeni ile nöroloji bölümüne gidilebilmektedir.
-Ortopedi ve travmatoloji bölümünde muayene olunabilmektedir.
-Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünden başvurulabilmektedir.
-Genel cerrahi bölümüne bel ağrısı nedeni ile gidilebilmektedir.


Bel Ağrısı Çeşitleri Nelerdir?

Bel ağrısının türleri aşağıda verilmiştir:

Akut Bel Ağrısı: 6 haftadan daha kısa süredir beli ağrıyan kişilerin yaşadıkları problemdir. İstatistiklere bakıldığında; insanların %80’i en az 1 kere akut bel ağrısı problemi ile karşılaşmaktadır. Bunların %30’u ise; sonraki zamanlarda da tekrarlayan bir bel ağrısı yaşamaktadırlar. Herhangi bir aktivite sonucu yaşanabileceği gibi, aktiviteden bağımsız olarak da meydana gelebilmektedir. Herhangi bir uygulama yapılmasa da kendiliğinden geçebilecek bir ağrıdır. 2 hafta içerisinde ağrının büyük bir kısmı azalmaktadır. 6 hafta içerisinde ise tamamı geçmektedir.

Kronik Bel Ağrısı: 3 aydan daha uzun süredir yaşanan bel ağrılarına verilen isimdir. Ağrı olan bölgedeki kan akışı ve oksijenlenme azalmaktadır. Ayrıca ağrılı bölgede şişlik de olabilmektedir. Ağrının yaşanma nedeni ise; doku irritasyonu olan bölgedeki sinir uçlarının uyarılması ve buna tepki olarak ağrı oluşmasıdır. Uygun tedavi yöntemi, ağrının kaynağına göre belirlenmelidir ve uygulanmalıdır.

Bel Ağrısı Bilgi Formu

Bel Ağrısının Sebepleri Nelerdir?

Bel ağrısının nedenleri şu şekildedir:

Ağır nesnelerin kaldırılması bel ağrısına neden olabilmektedir.
Zorlayıcı ve yanlış spor hareketlerinin yapılması sonucu bel ağrısı yaşanabilmektedir.
Devamlı olarak hareketsiz kalınması ve oturulması sonucu bel ağrısı olabilmektedir.
Sürekli ayakta duranlarda bel ağrısı görülebilmektedir.
Fiziksel olarak zorlayıcı işlerde çalışanlarda rutinleri kaynaklı olarak bel ağrısı görülebilmektedir.
Sinir tahrişi, bel ağrısına neden olabilmektedir.
Omurga kırıkları, kayması gibi travmatik sebepler sonucu bel ağrısı olabilmektedir.
Bel omurgasının kireçlenmesi, bel ağrısına sebep olabilmektedir.
Tüberküloz, brusella gibi hastalıklar sonucu bel ağrısı yaşanabilmektedir.
Mide, karaciğer ve böbrek gibi bel çevresine yayılan organlarda bir problem olması durumunda, bel ağrısı yaşanabilmektedir.
Omurgaya yayılmış veya omurgada baş gösteren kanser sonucu bel ağrısı görülebilmektedir.

Bel Ağrısına Yol Açabilecek Hastalıklar Nelerdir?

Bel ağrısının neden olduğu rahatsızlıklar; kasların tutulması, bel fıtığı gibi rahatsızlardır. En çok karşılaşılanı ise bel fıtığıdır. Disk kayması, omurga kemiklerinde hasar oluşması, bel ve kalça eklemi iltihabı, sinirlerin sıkışması ve tahrişi gibi rahatsızlıklar olabilmektedir.

Bel Ağrısı İçin Hangi Doktorlara Gidilebilir?

Bel ağrısı için gidilmesi gereken doktor; ağrı geçmişine ve ağrının derecesine göre değişiklik göstermektedir. Ancak ilk kez bel ağrısından dolayı doktora gidecek olanların genel cerraha veya aile hekimine gitmesi gerekmektedir. Sonrasında ağrının kaynağına bağlı olarak kişi nörolog, ortopedist veya fizik tedavi uzmanına sevk edilebilmektedir. Bel ağrısı yaşayan kişinin vücudunun belirli bölgelerinde uyuşma da olması durumunda; direkt bir nörolog tarafından muayene edilmelidir. Sonrasında bir cerrahi operasyon geçirmesi gerekebilmektedir. Bel ağrısının nedeninin çarpma veya darbelerden dolayı olması durumunda, fizik tedavi uzmanı ile görüşülmelidir.

Bel Ağrısı İçin Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

Bel ağrısı için doktora gidilmesi gereken zaman; ağrı kesici ile, dinlenme ile azalmayan şiddetli bel ağrılarının yaşandığı dönemdir. Özellikle ayağında kuvvetsizlik hisseden, ateşi yükselen, ani kilo kayıpları yaşayan kişiler mutlaka bel ağrısı için bir doktora görünmelidir.

Erken Teşhis İle Bel Ağrısı Tedavi Edilebilir Mi?

Erken teşhis edilen bel ağrısı ile tedavide iyi sonuç alabilmek mümkündür. Bel ağrısı hissedilmeye başlandığında doktora gidilmesi gereklidir. Doktora gitmekte geç kalınması, tedavi sürecinin uzaması ve daha da zorlaşması anlamına gelmektedir. Erken teşhis edilmeyen bel ağrıları; bel fıtığı, bel kayması ve dar kanal hastalıkları olarak geri dönebilmektedir. Ayrıca tedavi edilmemesi ve ilerlemesi durumunda; bacaklarda güçsüzlük, altına kaçırma, yürüyememe gibi problemler de yaşanabilmektedir. Bu yüzden hayat kalitesini arttırabilmek ve daha kötü sonuçlarla karşılaşmamak için erken teşhis amacı ile doktora gidilmelidir.

Bel Ağrısı Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Bel ağrısına yapılan müdahaleler aşağıda belirtilmiştir:

Hareket ederken belin zorlanmaması ve belin dinlendirilmesi ile tedavi edilebilmektedir.
Ağrının giderilmesi için ağrı kesici veya ödem giderici ilaçlar verilebilmektedir.
Enjeksiyon olarak bel ağrısını giderecek ilaçlar verilebilmektedir.
Bel ağrısı hissedilmesinin nedeni bel fıtığı veya disk kayması ise; bu durumda ameliyat ile bel ağrısı dindirilebilmektedir.
Ameliyat sonrasında hastaların doktorun belirlediği bir süre boyunca dinlenmesi gerekmektedir.
Bel Ağrısını Geçirmek İçin Tamamlayıcı Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Bel ağrısından kurtulmak için kullanılan tamamlayıcı tedavilerden aşağıda bahsedilmiştir:

Akupunktur: Bel ağrısı çeken hastanın vücudunda bulunan özel noktalara, ince ve sterilize edilmiş olan iğnelerin batırılması ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Enerjinin serbest bırakılması ile beraber bel ağrısını hafifletebilmektedir.

Spinal Manipülasyon: Vücuda basınç uygulanmasına dayanan bir yöntemdir. Tedaviyi uygulayacak olan kişinin bu alanda eğitiminin olması gerekmektedir. Omurga hizalanmasının düzeltilmesini sağlamaktadır.

Masaj: Hastanın vücudunun ağrıyan kısmının gevşeyebilmesi için yapılabilmektedir.

PRP: Disklerden kaynaklı bel ağrısı çeken kişilere tamamlayıcı tedavi olarak uygulanabilmektedir. Omurların arasındaki disklerde bulunan hasarın daha hızlı iyileşmesini sağlamaktadır. Bel ağrısı çeken kişinin kanından trombosit elde edilmesi ve bunun ilgili bölgeye enjekte edilmesi şeklinde uygulanmaktadır.

Proloterapi Enjeksiyonları: Hücre büyümesini ve doku iyileşmesini hızlandırabilmek amacı ile proloterapi dekstroz veya benzeri maddelerin enjekte edilmesi ile uygulanan yöntemdir. Özellikle kronik bel ağrısında tamamlayıcı tedavi olarak kullanılmaktadır.

Bel Ağrısını Hafifletebilecek Uygulamalar Nelerdir?

Bel ağrısına iyi gelebilecek uygulamalar aşağıda açıklanmıştır:

Düzenli egzersiz yaparak gergin ve güçsüz kaslardan dolayı yaşanan bel ağrıları hafifletilebilmektedir. Yürüyüş, yoga, yüzme veya ağır olmayacak herhangi bir sportif aktivite yapılarak endorfin salınımı uyarılabilmektedir. Bu sayede bel ağrısının tekrarlanması da önlenebilmektedir.
Bel ağrısının yaşandığı bölgeye ilk 48 saat soğuk ve sonrasında sıcak uygulaması yapılmalıdır. Havluya sarılmış bir buz torbasını ağrıyan bölgeye uygulamak gereklidir. Bu uygulama 20 dakikalık periyotlarda yapılmalıdır. 48 saatlik soğuk uygulamasından sonra yapılacak olan sıcak uygulaması için sıcaklık ayarı uygulanacak bölgenin yanmaması odaklı ayarlanmalıdır.
30’ar saniye germe hareketleri yapılmalıdır. Ayak parmaklarına dokunmak, kobra duruşu ve çocuk duruşu yapmak; bel ağrısını hafifletebilecek olan germe hareketleridir.
Kişinin günlük rutininde kullandığı çalışma alanının ergonomik olarak tasarlanması gerekmektedir. Oturduğu zaman belini destekleyebileceği ve ayağını yere basabileceği bir ortam hazırlanmalıdır.
Yüksek topuklu ayakkabıların sık sık kullanılması; dengesiz bir duruş yaratacağı için bel ağrılarını arttırabilmektedir. Bu yüzden 2.5 cm’den daha yüksek topuklu ayakkabılar özellikle bel ağrısının yoğun olduğu dönemlerde giyilmemelidir.

Bel Ağrısı Yaşamamak İçin Yapılabilecekler Nelerdir?

Bel ağrısından korunmak için dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

Bel ağrısı yaşamak istemeyenler, hareketsiz kalmamaya çalışmalılardır.
Düzenli olarak spor yapanlarda bel ağrısı görülme olasılığı daha azdır. Çünkü bel kaslarını ve omurlarını güçlendiren bir etkisi vardır. Ancak bilinçsiz yapılan spor sonucunda sakatlanmalar ve bu sakatlanmalardan doğan ağrılar olabilmektedir. Bu yüzden beli aşırı zorlayabilecek, bilinçsiz hareketler yapılmamalıdır.
Dengeli ve düzenli beslenilmesi gerekmektedir.
Her gün yeterli miktarda su içilmesi gerekmektedir.
Yeterli miktarda D vitamini ve kalsiyum alınmalıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Sağ-Diz-Kapağı-Ağrısı-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Sağ Diz Kapağı Ağrısı

Sağ Diz  Kapağı Ağrısı Fiyat Formu

Sağ diz kapağı ağrısı gibi eklem rahatsızlıkları ihmal edildiği taktirde dizdeki hasarı arttırdığı gibi iyileşme sürecini geciktirmektedir.


Sağ Diz Kapağı Ağrısı Dora Hospital

Bağ dokusu veya küçük kemikte meydana gelen ağrılar sağ diz kapağında ağrıya yol açtığı gibi kontrol ve tedavi edilmesi gereken ciddi bir durumdur. Diz ağrıları çeşitli yaş gruplarına göre farklı nedenlerle ortaya çıkmaktadır. Sahip olduğunuz ağrı konusunda en doğru bilgilendirme için ortopedi uzmanından bilgi almanız sağlığınız açısından önemlidir.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Ön-Kol-Ağrısı-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Ön Kol Ağrısı

Kol ağrısı, birbirinden farklı sebeplerden ötürü oluşabilir. Kol hareketlerinin kısıtlanması, eklem yerlerinde acı hissinin meydana gelmesi gibi sonuçlara sebep olan bu rahatsızlık, koroner arter hastalığı ya da kalp krizinin belirtisi olabilir.



Ön Kol Ağrısının Özellikleri Nelerdir?

Detaylar aşağıda belirtildiği gibidir:

  • Koldaki sinirlerin, kasların, derinin ya da yumuşak dokuların hasar görmesi sebebiyle oluşmaktadır.
  • Koldaki zayıflama hissi, kolun karıncalanması, koldaki uyuşmalar ve kolun düzleştirilmesinde zorlanılması, kol ağrısının belirtileridir.
  • Kol ağrıları, çok düşük bir ihtimal olsa da kalp rahatsızlıklarının habercisi olabilir.
  • Kalp krizi ya da spazmları sebebiyle ortaya çıkan kol ağrılarıyla birlikte, aşırı terleme, mide bulantısı, nefes daralması, çarpıntı ve baygınlık hisleri de meydana gelmektedir.

blank

Ön Kol Ağrısının Oluşmasına Sebep Olan Faktörler Nelerdir?

Sebepleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Kolun cildinde, kaslarında, eklemlerinde ya da kemiklerinde iltihaplanma olması durumunda, ön kol ağrısı oluşur.
  • Kolun eklemleri ya da asar görmesi, ön kol ağrısının oluşmasına sebep olmaktadır.
  • Sürekli daktilo ya da klavye kullananlarda, ön kol ağrısı görülmektedir.
  • Yazı yazan kişilerde, ön kol ağrısı görülmektedir.
  • Sürekli spor ve egzersiz yapmak, ön kol ağrısına sebep olmaktadır.
  • Bilekteki ağrılar ve basınçlar, ön kol ağrısına sebep olabilir.
  • Bilekteki karpal tünel sendromu, ön kol ağrısı oluşturmaktadır.

Ön Kol Ağrısının Tedavisi İçin Yapılması Gerekenler

Geçmesi için kullanılan yöntemler aşağıdaki gibidir:

  • Koldaki sinirlerin hasar görmesiyle oluşan kol ağrılarında, sürekli tekrarlayan hareketlerden kaçınmak gerekir.
  • Dirsek ya da bilekte sıkışma görüldüğü zaman, kolun dinlendirilmesi ve hareketlere ara verilmesi gerekir.
  • Kol, omuz, dirsek ya da bilek bölgesinde şişlikler oluşmuşsa, şişen bölgeye buz uygulaması yapılmalıdır.
  • Kolun sabit durması için askı kullanılmalıdır.
  • Eklem bölgesindeki ağrıların azaltılması ya da herhangi bir kol ağrısı semptomunun belirmemesi için glukozamin takviyesi uygulanabilir.

Kol ağrısı tedavisi için birbirinden farklı nedenlere bağlı olarak, çeşitli tedavi yöntemleri kullanılmaktadır. Dış etkenlerle meydana gelen kol ağrıları, dinlenme, buz takviyesi ve kolun askıya alınması gibi uygulamalarla iyileşebilir. Ağır sebepler sonucu oluşan kol ağrıları, cerrahi kontrol ve müdahale gerektirebilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Skolyoz-Omurga-Eğriliği-Nedir-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Skolyoz Nedir?

Skolyoz Nedir?

Skolyoz Nedir?

Skrolyoz eğriliği ya da diğer adı ile omurga eğriliği, omurganın sırt ve bel bölgesinin yana doğru eğilmesi durumudur. Skolyoz oldukça ciddi bir hastalıktır ve dikkatli bir şekilde tedavi edilmesi gereklidir. Skolyoz teşhisi, yüzde 80 oranında gelişme çağındaki çocuklarda görülmektedir.



Skolyoz hastalığının oluşma nedeni kesin olarak bilinmemektedir fakat son yıllarda yapılan araştırmalarda doğum sonrası oluşan komplikasyonların ve genetik faktörlerin skolyoz oluşumuna neden olduğu düşünülmektedir. Skolyoz, omurganın sağa ya da sola eğrilmesinde olduğu gibi kendi etrafında dönmesi sonucu da oluşmaktadır.

blank
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Skolyoz Belirtileri Nelerdir?

Skolyoz belirtileri erken dönemlerde anlaşılamayabilir. Skolyoz kız ve erkek çocuklarının gelişme döneminde daha kolay teşhis edilebilir ve tedavi uygulanmaya başlanabilir. Skolyoz, kişilerde şikayet durumu oluşturmadığı için fark edilemez. Skolyozun başlıca belirtileri:

  • Omurganın yana doğru eğriliği,
  • Nefes darlığı ve yorgunluk,
  • Sırt ve bel ağrısı,
  • Omuz ve kalçanın simetrik olarak durmaması,
  • Omurganın yan ve öne doğru eğriliği,

Omuzlardan birinin öne doğru ilerlemesi başlıca belirtiler arasındadır.

Skolyoz Tanısı Nasıl Konulur?

Skolyoz tanısı için mutlaka doktor kontrolü gereklidir. Muayene sırasında çocuklara bakan doktorlar, omurgada yer alan asimetriyi fark edebilir. Aile hekiminin fark etmesi durumunda fizik tedavi rehabilitasyon ya da hastaneye sevk edilerek detaylı olarak muayene yapılır.


Skolyoz tanısının konulması için ilk aşamada röntgen çekilir. Bu sayede tanı doğrulama ve eğrilik noktasının tespit işlemleri yapılır. 6 aylık aralıklarla skolyoz röntgeni çekilir ve skolyoz durumu sürekli takip edilir. Radyografi sayesinde teşhis doğru ve sağlıklı bir şekikde konulmaktadır.

blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Skolyoz Tedavisi Nasıl Yapılır?

Skolyoz tedavisi için erken teşhis konusu büyük önem taşımaktadır. Skolyoz kendi kendine düzelen bir eğrilik değildir. Cerrahi müdahale kapsamına girip girmeme konusu eğrilik derecesi ile ilişkilidir.
Cerrahi müdahale olmayan durumlarda uygulanan tedavi yöntemleri:

  • Skolyoz korsesi kullanımı,
  • Skolyoz egzersizleri,
  • Fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları,
  • Yoğunlaştırılmış skolyoz rehabilitasyonu yöntemleri uygulanmaktadır.

Skolyoz derecesinin 50 derece ve üzeri olduğu durumlarda cerrahi müdahale gereklidir. Cerrahi müdahale sonrası uygulanan fizik tedavi yöntemleri ile skolyoz tamamen iyileşmektedir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Dize-Yük-Ayarı-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Dize Yük Ayarı

Dize Yük Ayarı

Dize yük ayarı, yük dağılımı dengelemesi ameliyatı adını verdiğimiz “Denge“ ameliyatını kısaca anlatmak gerekirse, hastanın hastaneye başvurduğu gün ameliyat olup aynı gün taburcu olabilmesi gibi bir avantaja sahiptir.

Bilindiği üzere diz kireçlenmesi ileri yaş grubundaki ortopedik problemlerin başında gelen çok ağrılı ve kısıtlayıcı bir rahatsızlıktır. 50 yaş üstü orta ve ileri yaş grubu insanların neredeyse üçte biri, bu problemle karşı karşıyadır.

blank

Diz ekleminin kıkırdaklarındaki bozulmayla başlayan bu durum giderek dahada rahatsız edici bir hal almakta, ağrı giderek artarken dizde de şekil bozuklukları görülmeye, bacaklar eğilmeye, O-bacak dediğimiz, dizlerin dışa doğru açılanmasına sebep olmaktadır.

Bu durum bir kısır döngüye dönüşüp kıkırdaklardaki bozulmayı, bir tarafa fazla yük geldiğinden daha da hızlandırmaktadır.

Dize Yük Ayarı Fiyatı Nedir?

3 Dakikada Fiyat Alın

Bütün dünyada durum aynıdır.

Amerika gibi gelişmiş bir toplumda yılda 500 bin civarında diz protezi uygulanmaktadır. Diz protezleri tabiiki altın standart bir ameliyat olup meseleyi kökünden çözmede son basamak tedavisidir.Bu ameliyat hasta için biraz ağır bir ameliyat olup ,potansiyel komplikasyonları vardır.

Özellikle ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde,bir enfeksiyon kapması veya gevşemesi durumunda 2. bazan 3. ameliyatlar gerekebilmekte bazan ameliyatın getirdiği komlikasyonların tedavisi yıllar sürebilmektedir.Bu yüzden diz ekleminde dondurma ameliyatına hatta amputasyona kadar giden komplikasyonlar yaşandığını duymakta ve görmekteyiz.

Yıllardır buna alternatif çözümler aranmakta,diz içine PRP,Kök hücre,çeşitli jel enjeksiyonları,bazan kortizon enjeksiyonları denenerek gidişat geciktirilmeye çalışılmaktadır.

Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar alternatif çözümler olduğu yönündedir.İlgimizi çeken son 2 3 yıldır bize ulaşan yayınlardan bu ameliyatların sonuçları çok başarılı bildirilmiş, bizde 27 hastamızda uygulama şansı bulduk ve memnuniyeti görünce paylaşmak istedik. Dize yük ayarı, yük dağılımı dengelemesi ameliyatı adını verdiğimiz “Denge” ameliyatını kısaca anlatmak gerekirse, hastanın hastaneye başvurduğu gün ameliyat olup aynı gün taburcu olabilmesi gibi bir avantaja sahiptir.

Dize Yük Ayarı Fiyat Dora Hospital

Protez ameliyatına kıyasla ekonomik açıdan oldukça uygun, ameliyat sonrası koltuk değneği, tekerlekli sandalye gibi yürüme desteği gerektirmeyen bir ameliyattır. Hastanın, ameliyattan 3 saat kadar kısa bir zaman sonra yürümesine izin verilir. Komplikasyonu yoktur. Uyguladığımız hastalarda hemen diz ağrılarının azalmaya başladığını ve eklem aralığının genişlemeye başladığını gözlemledik.

Dize Yük Ayarı Nasıl Yapılır?

3 Dakikada Bilgi Alın

Dize yük ayarı ameliyatının detayına girecek olursak, spinal anestezi,yani belden bir iğne ile bacaklar uyuşturulduktan sonra, ilgili bacak veya bacaklara, dizin hemen bir 10 cm altından, dış yandan, 4 cm’lik bir girişle, fibula dediğimiz bacağın ince kemiğinden sadece 2 cm’lik bir parça çıkarılmasıdır.

Estetik dikişle kapatıldığında iz kalma oranıda çok düşüktür. 4 gün arayla sadece 2 pansuman yapılır. Sonrasında tamamen rahatlayıp işine dönebilir. Bu yeni ameliyatın kısaca hikayesinide anlatalım. Hindistanda hapishanede çıkan isyanlarda, gardiyanlar mahkumların sopa veya jopla dizlerinin altına, bacaklarına vuruyor. Bacaklarındaki ince kemiği, yani fibulası kırılan hastalar hapishane doktoruna başvurduklarında, vurulan yerlerinin, bacaklarının ağrıdığını, ama eskiden olan diz ağrılarının geçtiğini ifade ediyorlar.

Bunlardan yola çıkılarak yapılan araştırmalarda şu teze kanaat getiriyorlar ki; normalde vücudumuzun altıda biri oranında yükümüzü çeken bacaklarımızın ince kemikleri olmayınca, vücut yük taşıma ekseni dengeleniyor ve diğer tarafta yük taşımaya başlayor, O-bacak gelişen, eğilen taraf kıkırdakları hem düzeliyor. Ağrıları geçiyor, hemde O-bacaklı hastaların dıştan görünüşleride normal bacak şekline geliyor. Dünyada çeşitli merkezlerden yapılan yayınlarda bu yöntemin oldukça etkili bir yöntem olduğu ve protez hastalarına alternatif olduğu yönünde sonuçlar bildirilmektedir. Henüz ülkemizde sık uygulanmamaktadır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp