Skolyoza / Omurga Eğriliğine Hangi Bölüm Bakar?


SkolyozA / Omurga Eğriliğine Hangi Bölüm Bakar?

Skolyoz, omurga eğriliğine hangi bölüm bakar, bu konuda aradığınız cevap makalemizde yer almaktadır. Skolyoz, omurga eğriliğine hangi bölüm bakar soruları hakkında makalemizden bilgi edinebilirsiniz.

Skolyoz, anormal omurga eğriliğidir. Omurganız bir yandan diğer yana kıvrılmışsa veya “S” veya “C” şeklindeyse, skolyozunuz olabilir.

Çoğu skolyoz vakası hafiftir, ancak bazı eğrilikler yaş ilerledikçe kötüleşir. Şiddetli skolyoz vücut fonksiyonlarını kısıtlayabilir.

Skolyoza / Omurga Eğriliğine Hangi Bölüm Bakar? 2022

Örneğin, göğüs boşluğunu daraltarak akciğerlerin çalışmasını zorlaştırabilir.

Hafif skolyoz çoğu durumda, tedavi gerekmez. Bazı durumlarda eğriliğin kötüleşmesini önlemek için korse takılması gerekir. Eğriliğin şiddetli olması durumunda düzeltmek için ameliyat gerekebilir.


Skolyoz Belirtileri

Skoyloz belirtileri şu şekildedir;

  • Omuzların aynı hizada olmaması
  • Omuz çıkıntısının diğerinden daha belirgin göründüğü bel düzensizliği
  • Bir kalçanın diğerinden daha yüksek olması
  • Göğüs kafesinin bir tarafının öne doğru çıkıntı yapması
  • Öne eğilirken sırtın bir tarafında çıkıntı olması
  • Göğüs boşluğundaki daralma nedeniyle nefes problemleri

Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Çoğu skolyoz vakasında, omurga yan yana kıvrılmanın yanı sıra döner veya bükülür. Bu, vücudun bir tarafındaki kaburga veya kasların diğer taraftakine göre daha fazla dışarı çıkmasına neden olur.

Skolyoz zamanında müdahale edilmediğinde günlük yaşamı ve vücut fonksiyonlarını olumsuz etkileyen sonuçlara neden olur:
Solunum Problemleri. Şiddetli skolyozda göğüs kafesi akciğerlere baskı yaparak nefes almayı zorlaştırabilir.
Sırt sorunları. Çocukken skolyozu olan kişilerin, özellikle eğrilikleri büyükse ve tedavi edilmemişse, yetişkinlik dönemlerinde kronik sırt ağrısı yaşama olasılıkları daha yüksektir.
Görünüm. Skolyoz kötüleştikçe, düzensiz kalça ve omuzlar, belirgin kaburgalar ve bel ile gövdenin yana kayması gibi gözle görülür bozukluklara neden olabilir. Skolyozlu bireyler genellikle görünüşleri konusunda çekingen ve içe kapanık olurlar.



Skolyoz Neden Olur?

Skolyoz vakalarının çok büyük bir kısmının tanımlanabilir bir nedeni yoktur.
Kalıtsal faktörler gibi görünse de, eğrilik bazen doğumdan sonra ortaya çıkar.

Daha az görülse de skolyoz türleri şunlardan kaynaklanabilir:

  • Serebral palsi veya kas distrofisi gibi belirli nöromüsküler durumlar
  • Omurga kemiklerinin gelişimini etkileyen doğum kusurları
  • Bebeklik döneminde göğüs duvarında gerçekleştirilen ameliyat
  • Omurga yaralanmaları veya enfeksiyonları
  • Omurilik anormallikleri

Skolyoz belirtileri ergenlik döneminde görülmeye başlar. Kız ve erkek çocuklarda skolyoz görülme oranı hemen hemen aynı olmasına rağmen, kızlarda kötüleşme ve ameliyat gerektirme riski daha yüksektir. Ailesinde skolyoz öyküsü olan kişilerde skolyoz görülme olasılığı vardır ancak çoğu çocuğun ailesinde skolyoz yoktur.



Ne zaman doktora gitmeliyim?

Skolyozunuz olduğunu farkettiğinizde bir uzmana gidin. Hafif eğrilikler herhangi bir rahatsızlık vermediklerinden ve yavaş yavaş ortaya çıktıklarından çoğunlukla farkedilmezler. Özellikle çocukluk döneminde skolyozun farkında olmak tedaviyi kolaylaştırır ve olası komplikasyonları önler.

Skolyoz için hangi bölüme gitmeliyim?

Skolyoz şüpheniz varsa mutlaka hastanelerin Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’ne ve skolyoz cerrahisi çalışan bir ortopedi uzmanına gitmelisiniz. Doktorunuz, fizik muayene ve röntgen görüntüleme, gerekirse MR görüntülemesi ile omurga eğriliğinin tipi ve derecesini belirler. Başka omurga problemleri olup olmadığına da bakılarak tedavi planı belirlenir.



Skolyoz nasıl tedavi edilir?

Skolyoz tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. Eğriliğin kendiliğinden zamanla düzelmesi mümkün değildir.

Tedavi prosedürü, yaş, kemik gelişiminin hangi aşamada olduğu, eğriliğin derecesi, tipine göre değişir. Çocukluk döneminde tedavinin belirlenmesinde cinsiyet de etkilidir.

Skolyozu olan birinin kemik gelişimi de devam ediyorsa korse kullanması gerekebilir. Korse kullanmak eğriliği düzeltmez ama kötüleşmesini engelleyebilir.

Eğriliğin 40 dereceden fazla olduğu durumlarda ameliyat düşünülebilir. Standart skolyoz cerrahisinde kemik grefti, çubuklar ve vidalar kullanılarak omurlar birleştirilir. Ameliyatın, aşırı kanama, enfeksiyon gibi genel risklerinin yanı sıra sinir hasarı riski vardır.

Doktorunuz ağrıyı azaltacak yöntemler önerebilir. Hidroterapi, masaj, sırt destekleri ağrıyı azaltabilecek yöntemlerdir.

Egzersiz yapmak, kaslarını esnetip vücudunuzun daha güçlü olmasını sağlayacağından skolyoza bağlı ağrı ve diğer şikayetleri de hafifletecektir.




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Kifoz 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Kifoz


Kifoz

Kifoz halk arasında kamburluk denilen omurganın doğal eğriliğinin haricinde fazladan öne eğilmesi durumudur.

İnsan vücudunda bulunan 33 omurun doğal eğrilikleri mevcuttur bu eğrilikler bölgesel olarak isimlendirilmektedir. Bazı bölgelerde içe doru olan eğrilikler bazı bölgelerde dışa doğrudur.

Kifoz 2022

İçeri doğru gelişen olan eğrilikler bel bölgesinde olduğu gibi lordoz adını alırken dışa doğru olan eğrilikler sırtta olduğu gibi kifoz adını almaktadır. Bu eğrilikler omurganın hareketliliğini sağlarken insan vücudundaki ağırlığın eşit bir şekilde taşınmasına katkı sağlar. Durusu oluşturmak gibi görevi olan bu eğrilikler gereğinden fazla olması gibi, tıpkı kifozun artışıyla oluşan kamburluk gibi, bir hastalık düzeyine ulaşmaktadır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Kifoz Belirtileri

Kifoz belirtileri birçok hastalıkta da olduğu gibi hastadan hastaya ve hastalığın boyutuna göre değişkenlik gösterebilmektedir. Genel belirtisi sırt eğriliğinin gittikçe artmasıdır. Böyle bir durumda bas ve omuzlar öne doğru eğik bir pozisyon alarak kambur bir görünüm oluşturabilmektedir. Ağrı her hastalıkta olduğu bir kifozda da ilk belirtiler arasında yer almaktadır. Bilhassa boyun omuz bel bölgesinde oluşan ağrı kifozun habercisidir.

Kifoz belirtileri arasında vertebralar arası eklemlerde oluşan deformasyona bağlı olarak boyun omuz gövde hareketlerinde kısıtlanma meydana gelebilmektedir. Vertebralarin kostalara yaptığı baskıdan dolay akciğerlere yük binmekte ve hastalar kifozda solunum güçlüğü yasayabilmektedir.

Bozulan omurga yapısına bağlı olarak omurilikten gecen sinirlere baskı artabilmektedir buna bağlı olarak ekstremitelerde karıncalanma uyuşma ve güç kaybı gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir.



Kifozun Nedenleri

Sırt bölgesinde yer alan torakal vertebralarin eğriliği 50 derecenin üzerine çıktığında bu eğrilik düzeyi hastalık olan kifoz kabul edilir. Kifoz küçük eğrilik düzeyinde de de olabilmektedir büyük eğrilik düzeyinde olan kamburlukta olduğu gibi de olabilmektedir. Özellikle ergenlik döneminde görülen kifozun birçok çeşidi bulunmaktadır Bu nedenle kifozun çeşitlerine göre nedenlerini sıralamak ancak mümkün olabilmektedir. Kifoz çeşitleri ve nedenleri genel olarak su şekildedir:

  • Metabolik Gelişen Kifoz; İleri yaslarda özellikle yaşlılarda görülen kifoz çeşidi olup kemik erimesi dediğimiz osteoporoza bağlı olarak gelişebilmektedir. Aynı zamanda yasa bağlı olarak kemiklerde kireçlenme yıpranma durumlarına bağlı olaraktan ortaya çıkabilmektedir.
  • Inflamatuara bağlı olarak gelişen kifoz; Kemik deformesinin yanında gelişen kifoz kemik ve eklemlerde ki iltihaplar olarak bilinen ankilozon spondilit romatoid artrit gibi durumlar sonucunu kemik ve eklemlerin yanlış kaynamasına bağlı olarak gelişebilmektedir
  • Paralitik Kifoz; Bu kifoz turu parasempatik sinirlerin hastalıklarına bağlı olarak gelişebilmektedir. Özellikle serebral palsi ve poliomiyelit denilen kasları etkileyen hastalıklar kifoza da neden olabilmektedir
  • Posttravmatik Kifoz; Vertebra düzeyine alınan darbe sonucu oluşan travmalarda bazı vertebralarda fraktur meydana gelebilmektedir. Meydana gelen frakturler sonucu kişideki postur bozukluğuna bağlı olarak kifoz gelişebilmektedir.
  • Konjenital Kifoz; Doğumda var olan kifoz turu olup vertebralarin yanlış gelişimine bağlı olarak doğmaktadır. Bu yanlış gelişim vertebralar arasındaki eklem dokusunun olmayışına bağlı kemikleşme veya gereğinden fazla öne doğru eğilim gösterebilen vertebra yapısından kaynaklanabilmektedir.
  • Postural Kifoz; Çocuklarda görülen bu kifozun genel nedeni psikolojik bozukluktur. Çocuğun ders esnasında çekinerek sırada yanlış oturuşu, toplumdan kendini soyutlamak isteyişine bağlı olarak eğik yürüyüş ve çekinme gibi durumlar sonucu oluşabilmektedir. Ergenlik döneminde ki kız çocuklarında göğüs saklama içgüdülerinden dolayı oluşabilen kifoz genelde ergenlik sonrası durusun düzeltilmesi ile düzelebilmektedir.
  • Scheuermann Kifoz; Erkeklerde daha sık görülen bu kifoz turu torakal ve lomber vertebralarda veya her ikisinde meydana gelebilmektedir Genellikle ergenlik döneminde meydana gelebilmek ile beraber vertebralarda görülen nekroz sonucu meydana gelebilmektedir. Postural kifoza da olduğu gibi büyüme durması ile beraber ortadan kalkabilmektedir.
  • Cerrahi girişim sonrası oluşan kifoz; Bu kifoz türünde ameliyat esnasında yetersiz tedavi edilen yâda edilemeyen vertebral frakturler sonucu meydana gelebilmektedir.
  • Gelişimsel Kifoz; Vücut gelişimi büyümesi esnasındaki geçirilmiş olan bazı hastalıklar özellikle akondroplazi vb. gibi bu nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir.


Kifoz Tanı Yöntemleri

Kifoz tanısında birçok kifoz nedeni ve tipi olmasından kaynaklı doğru tanı doğru tedaviyi beraberinde getirebilmektedir. Hastaların genel öyküsü doktoru tarafından dinlenildikten sonra fiziki muayeneye geçirilmektedir. Fiziki muayenede hastanın durusu değerlendirdikten sonra kifoz derecesi ölçülmektedir.

Fizik muayyenin ardında direk grafik olan röntgen ile lateral tek grafik ile kifoz görülebilmektedir. Eğer hastanın belirtileri arasında yer alan sadece ağrı duruş bozukluğundan ziyade karıncalanma ekstremitede güç kaybı gibi semptomlar var ise hastanın kifoz sonucu sinirlerde ki baskı oluşumu gibi durumları tespit etmek adına manyetik rezonans görüntüleme olan MR den faydalanılmaktadır.

Hastalığın ilerleyen dönemlerinde kifozdan kaynaklanan nefes darlığı şüphesi gibi durumları göz önünde bulundurmak adına solunum testleri yapılmaktadır. Yine kifoz sonucu oluşan vertebralarin sinirlere yaptığı baskıdan ötürü oluşan durumların önüne geçmek adına ise hastaya nörolojik testler eşliğinde nörolojik muayeneden geçirilmesi gerekebilmektedir.



Kifozda Tedavi Yöntemleri

Konjenital ya da seconder olarak gelişen kifoz erken tanıda oldukça önem taşımaktadır. Kifoz ilerlediği takdirde kamburluk ile sonuçlanıp kişinin hayat kalitesini düşürmek ile kalmayıp solunum gibi yaşamsal fonksiyonlarına ciddi zarar da verebilmektedir. Hatta ve hatta sinirlere yapılan fazla baskıdan dolayı kısmi felçlere kadar uzanan bir noktaya varabilmektedir. Bu gibi sebeplerden ötürü erken taninin ardından erken tedavi hastaya oldukça fayda sağlamaktadır.

Kifozun başlangıç evresinde bilhassa çocuklarda ki başlangıç evresinde tedaviden ziyade hasta belirli aralıklarla gözlemlenmektedir. Kifozun artma durumuna göre ise tıbbi müdahale ile tedaviye başlanabilmektedir. Bu hastaya bazı kas gevşetici ağrı kesici ilaçlar verilerek hasta gözlemlenebilir.



Birçok ortopedi hastalıklarında olduğu gibi kifozda fizik tedavi oldukça önem taşımaktadır. Fizik tedavi ile kifozdan kaynaklanan ağrı ve kasılmalar giderilerek postur bozukluğunun düzeltilmesi sağlanmaktadır. Fizik tedavi hastadan hastaya değişkenlik göstermek ile beraber evde ya da bir fizik tedavi uzmanı ile fizik tedavi merkezlerinde yapılabilmektedir.

Sürekli olarak büyüyen kifoz hastaya bazı ortopedik destekler ile durusun kötüye gidilmesinin önüne geçilebilmektedir. Hastanın düzenle olarak korse kullanılmasına özen gösterilerek duruş düzelmesiyle korse kullanımı yavaş yavaş azaltılabilmektedir. Çocuk hastalarda korse kullanımı iskelet sistemi tam oturana ve normal vücut seklini alana kadar devam etmektedir.

Cerrahi tedavi taşıdığı riskten dolayı en son tercih edilen tedavi turu olup diğer tedavilerin yanıt vermediği durumlarda tercih edilebilir. Ayrıca kifoz acısı 75 dereceye kadar ulaşmış ise cerrahi tedaviye başvurulmaktadır.



Cerrahi tedavilerde genelde spinal fuzyon denilen kaynak işlemi uygulanarak vertebralar olması gereken kifoz açısında tek tek birleştirilmektedir. Bu sayede ileri düzeyde olan kifoz eğrisi ortadan kaldırılarak düzgün duruş geri kazanılır ve şiddetli sırt ağrılarının önüne geçilmektedir.

Cerrahi tedavinin ardından hastalara kemiklerin yanlış kaynamaması adına bir sure korse kullanması gerekmektedir. Hastaya kemiklerin kaynaşma esnasında oluşabilecek ağrılara karsın bir takım ilaç tedavisi de doktoru tarafından önerilmektedir. Sıkı bir şekilde takibi yapılan hastalarda bazı fiziksel aktivitelerden kısa süreliğine uzak durması önerilir. Bu bisiklet sürme yüzme koşu vb. gibi. Sert spor dallarından ise uzun bir sure uzak durması gerekmektedir.

Futbol basketbol voleybol gibi spor dallarında alacağı sert bir darbe ile kaynaşmayan kemiklerde oluşan deforme ile tekrar cerrahi işlem gerektirecek sonuçlar doğabilmektedir. İyileşme süreci fizik tedavilerle ile desteklenen kifoz hastaları yaklaşık bir yıl sonra normal yaşantılarına tamamen dönebilmektedirler.

Omurga Stres Kırığı, Omurga Sağlığı, Omurga Kırıkları, Minimal invaziv tramva cerrahisi, Menisküs





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Tendon Sorunlarına Endoskopik Yaklaşım 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Tendon Sorunlarına Endoskopik Yaklaşım


Tendon Sorunlarına Endoskopik Yaklaşım

Tendon sorunlarına endoskopik yaklaşım konusuna girmeden önce tendon ne demektir açıklamak istiyoruz.

Tendon ayak bileği çevresinde bulunur. İşte bu tendonlar yürürken vücudumuzun ileri doğru hareketini sağlayan anatomik olan yapılardır. Bu bölgede yaşanan tendon sorunları tüm vücudu etkiler. Çünkü ayak bilekleri tüm vücut ağırlığını taşımaktadırlar. Bu yüzden tendon rahatsızlığı olan  hastaların ayak hareketleri sırasında ağrı yaşamalarına sebep olur.

Tendon Sorunlarına Endoskopik Yaklaşım 2022

Dolayısı ile hastaların bu duruma spor aktivitesi katılımları da önemli ölçüde etkilenmiş olacaktır. Aslında oldukça hassas olan ayak bileği çevresi, bilinenin aksine cilt altı dokularının az olduğu bir bölgedir. Bu yüzden çık cerrahi işlemleri sonrası yara problemleri yaşaması oldukça yüksek ihtimal olan bir yapısal bölgeler arasındadır.

Bu nedenle bu bölgelerdeki tendon sorunları için cerrahi müdahale tedavisinde geniş yaralar oluşturmak yerine tendon sorunlarına endoskopik yaklaşım gibi çözümler bulmak çok daha kalıcı bir tedavi olacaktır. Üstelik açık cerrahiye uygun olmayan bir doku olan ayak bileği arkası tendonları sadece minimal kesi işlemi gerektiren bu endoskopik yöntem ile açık yaraların oluşması kolayca önlenmiş olacaktır.

Günümüz teknolojik olarak ilerlemesini sürdürürken bu tür tedavi yöntemleri sayesinde hastalar çok daha az zamanda, daha çabuk toparlanarak hayatlarına devam edebilirler.


Bu yöntemle artık açık cerrahi olmasına gerek kalmadan arka ayak ten donlar kolaylıkla tedavi edilmektedir. Üstelik kişinin arka ayak bileğinde hiçbir yara oluşmamaktadır. Tendon sorunlarına endoskopik yaklaşımı olan endoskopik yöntem sayesinde çok küçük kesi işlemi yapılarak sorun çözüldüğü için hasta cerrahi operasyonlarda olduğu gibi günlerce yatakta kalmak zorunda da kalmamaktır. Operasyondan hemen sonra ya da en geç 1 gün sonra evine dönebilmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Arka Ayak Endoskopisi

Tenden sorunlarına endoskopik yaklaşım sayesinde artık açık cerrahi yöntemi neredeyse tarihe karışmış bir hale gelmiştir. Endoskopik yöntemle nasıl tendom tedavisi yapılır sorusuna cevap vermek için bu yazımızda bilgi vermek istiyoruz.
Kısaca nasıl yapıldığını şöyle anlatabiliriz. Öncelikle ayak bileği anatomisi hakkında kısaca bilgilendirelim. İnsanda buluna ayak bileği eklemi, ayak ile bacağın birleştiği yerde meydana gelir.

Ayak bileği yani tıp dilinde talocrural eklem, ayak bileği ve kaval kemiğini oluşturan yani tıbbi adı olarak tibia ve fibulanın bu kemiğin iki distal ucunu bağlayan sinoviyal menteşe tipi bir eklemdir. Tibia ve talus arasındaki eklem, onlardan daha küçük olan fibula ve talus arasındaki eklemden çok daha fazla ağırlık taşımaktadır.

Tendon sorunlarına endoskopik yaklaşım yapılırken aşil tendonu yani arka bacağın en arkasında yer alan vücudumuzun en büyük tendonuna bulunan iki yanından yapılan 7-8 milimetrelik girişlerle görüntüleme için fiberoptik kamera kullanılır ve cerrahi müdahaleler içinde cerrahi ince aletler kullanılmaktadır. Ayak bileğinin arka kısmında diğer eklemlerde görülen eklem kapsülü yapısı bulunmaz. O yüzden yan eklem kapsülü yapısı bulunmadığı için bunun yerine yağ dokusu ve bağ dokusu içeren dokular arasından geçme işlemi yapılarak hedef dokulara bu şekilde ulaşım sağlanır.



Arka Ayak Endoskopisi Yaklaşımı ile Tedavi Edilen Rahatsızlıklar

Tendon sorunlarına endoskopik yaklaşım sayesinde pek çok tendon rahatsızlığı açık cerrahi müdahale olmadan tedavi edilmektedir. Arka ayak bileği olarak biline tendom rahatsızlıkları ayak bileğinin içyapısının Hakaslığından dolayı cerrahi müdahaleye çok da uygun değildir. Endoskopik yöntemlerin çıkması sayesinde artık aşağıda belirteceğimiz arka ayak rahatsızlıkları küçük kesi işlemleri ve ince kamera yöntemi ile tedavi edilmektedir.

Araka ayak endoskopi yaklaşımı ile tedavi edilen rahatsızlıkları size sırası ile belirtelim;

  • Ayak bileği posterior sıkışma hastalığı
  • Ayak bileği eklemi kıkırdak sorunları
  • Subtalar eklem kıkırdak sorunları
  • Ayak bileği osteoartriti (artrodez tedavisi) olarak belirtilmektedir.

Şimdi bu rahatsızlıkları sırası ile nasıl bir endoskopik tedavi uygulanır inceleyelim.



Ayak Bileği Osteoartriti Hastalığı

Tendon sorunlarına endoskopik yaklaşım olarak ayak bileği kırıkları, romatizmal hastalıklar gibi sebeplerle ayak bileği ekleminde ileri düzeyde kireçlenme görüldüğü durumlarda artrodez adı verilen eklemi dondurma işlemi tedavi seçeneklerinden bir tanesidir. Daha önceden geçirilmiş travma nedeni veya daha önce geçirdiği açık cerrahi ameliyatlar nedeni ile ayak bileğinin ön veya yanlarındaki yumuşak doku örtüsü ve cilt tekrar ameliyat yapılamaz bir durum gösterebilir.

Bu gibi farklı sebeplerle de ameliyatı ayak bileği arka kısmından endoskopi yardımı ile yapmak bu durumda en doğru seçenek olacaktır. Bu durumlarda artrodez girişimi tıptaki adı posterior Türkçe adı arka ayak bileği endoskopisi ile birlikte çivileme veya vidalama yöntemleri ile de yapılabilir.



Ayak Bileği Posterior Sıkışma Hastalığı

Tendon sorunlarına endoskopik yaklaşımı yöntemleri arasında olan ayak bileği posterior hastalığı diğer adı ile sıkışma hastalığı olarak geçer. İnsan anatomisinde ayak bileği eklemini oluşturan kemiklerden alt tarafta bulunan kemiğe tıp dilinde talus olarak adlandırılır. Talus kemiğinin arkaya doğru bir uzantısı şeklinde belirtilen “Stieda çıkıntısı” birçok insanda vardır. Bu çıkıntının çoğunlukla bir soruna yol açmadığı bilinmektedir.

İşte bu sheda adı verilen çıkıntı bazı durumlarda ayağın aşağı doğru büküldüğü hareketlerde, topuk kemiği ile ayak bileği arasında sıkışıp kalarak o bölgede ağrı meydana gelmesine neden olabilir. Bu sıkışma durumuı bazen basit olarak yapılan burkulmalardan sonra ortaya çıkabilir. Fakat aslında daha sık olarak fiziksel kondisyon gerektiren bale, dans ve futbol gibi ayak bileğinin aynı yönde tekrar tekrar zorlandığı hareketlerin yapılması sonucunda sıklıkla görülebilir. Tendon sorunlarına endoskopik yaklaşımı yöntemleri sayesinde yaklaşımla bu kemik çıkıntı veya serbest kemik parçası çıkartılarak sıkışma ortadan kaldırılabilir ak kişinin tedavisi kolayca sağlanabilmektedir.



Ayak Bileği Eklemi Kıkırdak Sorunları

Tendon sorunlarına endoskopik yaklaşımı yöntemi tedavisi oldukça zor yapılan kıkırdak sorunlarını da rahatlıkla çözebilmektedir. Ayak bileği ekleminde bulunan kıkırdak doku ayağın arka kısmının yaklaşık 3 te 1 oranı kadar bulunmaktandı. Fakat kıkırdak doku tedavisinde ayak kısmıma endoskopi yöntemi ile ayağın ön kısmında girilerek ulaşılamamaktadır. Bu yüzden hastaları yüzüstü pozisyonda yatmaları sağlanarak arka ayak endoskopisi ile bu hasarlı bölgelere ulaşılır ve kıkırdak onarımı bu şekilde yapılan endoskopik yaklaşım ile tedavi yapılır.



Ayak Bileği Subtalar Eklem Kıkırdak Sorunları

Tendon sorunlarına endoskopik yaklaşımı yöntemlerinin son ayak bileği rahatsızlığı olan subtalar eklem kıkırdak sorunlarına girmeden önce subtalar eklemin anlamını anlatmamız gerekir. Subtalar eklem denilen eklem talus diğer adı aşık kemiği olan ile kalkaneus yani topuk kemiği arasındaki sınırlı hareket yeteneğine sahip bir ekleme sublalar eklem adı verilir.  Bu İki kemik arasındaki en geniş eklem yüzü posterior faset adı verilen bu alanı arka ayak endoskopisi ile görüntülemek ve müdahalede bulunarak tedavi etmek mümkündür.

Eklem yüzündeki problem eğer küçük bir alanda kalmış ise kıkırdak yüzeyini düzeltmek veya kıkırdak onarımak gibi işlemler kolaylıkla yapılabilir. Fakat sorun eklemin ciddi bir biçimde bozulmasına neden olmuş veya bu durum çok geniş bir alanı ilgilendiriyorsa eklem yüzlerini eklem dondurma işlemi endoskopik yöntemle yapılabilir. Bu işlemde yapılan operasyonda aşınmış olan eklem yüzlerindeki kıkırdak tıraşlama yöntemi ile altındaki kemik yüzeyin ortaya çıkarılması ile yapılmaktadır.

Tıraşlama işleminden sonrada karşılıklı kemik yüzeyler vida ile birbirlerine kaynama sağlanır. Bu yapılan işlem eklemin hareketi değişikliğe uğrayarak iki kemik artık birlikte hareket etmeye başlar. Bu durumda yapılan bu işlem sayesinde ağrı ortadan kalkmış olur.

Omurga Stres Kırığı, Omurga Sağlığı, Omurga Kırıkları, Minimal invaziv tramva cerrahisi, Menisküs





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Spor ve Diz Yaralanmaları 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Spor ve Diz Yaralanmaları


Spor ve Diz Yaralanmaları

Spor ve diz yaralanmaları spor faaliyetleri sırasında sık olarak kişilerin başına gelen görülmektedir.

Özellikle de içinde rekabetin olduğu takım sporlarında özellikle futbol, basketbol, voleybol ve hentbol gibi spor karşılaşmalarında diz yaralanmaları çok sık olarak karşımıza çıkmaktadır. Travmatik olan diz yaralanmalarında dizin yapısını oluşturan tüm yapılarda değişik şekillilerde bozulmalar görülebilmesine karşın günlük olarak en fazla  menüsküs yırtıkları, ön-arka çapraz bağ yırtıkları, iç-dış yan bağ yırtıkları ve kıkırdak yaralanmalar olarak görülmektedir.

Spor ve Diz Yaralanmaları 2022

Spor esnasında düşmek veya darbe almak gibi bir kaza geçirilmesi veya uygun olmayan takım kullanımı gibi nedenlerle oluşabilecek tüm yaralanmalar  spor yaralanması olarak geçmektedir. Bu yaralanmalarda kişiler çoğunlukla diz üzerine düşerler. Bu tür yaralanmalarda en fazla diz yaranmalarına rastlanmaktadır.

Spor ve diz yaralanmaları spor ekipmanlarının yanlış veya eksik kullanılmasında olabileceği gibi uzun vadelerde gelişebilecek olaylar dışında beklenmedik kazalar sonucunda ani olarak da görülebilir. Özellikle kazalarda kaza anında heyecandan fark edilmeyen yaralanmaların olmasına rağmen spora devam edilmesi sonucunda meydana çıkan yaralanmalar çok daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Spor yaparken oyuna dikkat etmek kadar vücut yaralanmalarına da çok dikkat etmek gerekir.

Çünkü bu yaralanmalarının sonucu ileri boyutlara gelirse kişinin spor hayatı sonlanmak zorunda kalacaktır. Spor ve diz yaralanmalarının önüne geçebilmek için şunlara dikkat edilmelidir;

  • Spor öncesi ısınma yapmadan spor yağılmamalıdır.
  • Spordan sonra mutlaka gevşeme ve germe hareketleri yapılmalıdır.
  • Spor için en doğru ekipmanın seçilmesi gerekir
  • Seçtiğiniz sporun ağırlığını göz önüne alarak vücudunuz için gerekli tedbirin alınmasını sağlamak

Tüm bu belirtilen şartlar dikkat edildiğinde sağlıklı bir şekilde yaralanma olmadan spor hayatınıza devam edebilirsiniz. Eğer bu şartlara uymadan spor yaparsanız telafisi olmayan spor yaralanmaları yaşayabilir ve bir daha spor yapamama gibi risklerle karşılaşabilirsiniz. Başınıza böyle bir yaralanma geldiğinde derhal bir hastaneye başvurmalısınız.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Spor ve Diz Yaralanmalarında Ortaya Çıkabilecek Rahatsızlıklar

Spor ve diz yaralanmaları özellikle rekabetin birebir yaşandığı spor dallarında çok sık yaşanmaktadır. Bu yaralanmaların en sık yaşandığı spor dallarının başında futbol ilk sırada yer almaktadır. Diz yaralanmalarının en sık yaşandığı sert futbol karşılaşmalarında en fazla rastlanılan yaralanmalar arasında en fazla görülenler menüsküs yırtığı, ön çapraz bağ yaralanmaları ve kıkırdak yaralanmaları gelmektedir. Şimdi kısaca bu yaralanmaları daha detaylı bir şekilde inceleyelim.

Menüsküs Yırtığı

Spor ve diz yaralanmaları denilince akla ilk gelen menüsküs yırtıklarıdır. Spor karşılaşmalarında pek çok kez sporcuların korkulu rüyası olan bu durum tedavi edilmediğinde ciddi derecede sakatlıkta yaratabilir. Menüsküs yapısından bahsedecek olursak dizin yapısında iç ve dış menüsküs olmak üzere 2 adet menüsküs dokusu bulunmaktadır.

Spor ve diz yaralanmalar içinde menüsküs denilen doku, diz eklemi hareketi sırasında ekleme gelen yüklerin düzgün bir şekilde dağılmasını sağlayarak eklem kayganlığını, kıkırdak doku için yüklerin azalmasını sağlayan vücut için önemli bir dokudur.

Menüsküsler genellikle genç yaştaki kişilerde ani ve travmatik olaylar sonucunda yırtılır. Fakat daha ileri yaşlarda olanların menüsküslerinde doku kalitesinin yaşlanma ile beraber azalması sonucunda günlük yaşam içindeki yaptıkları ters hareketler sonucunda bile yırtılır. İleri yaşta kişilerin menüsküs yırtılmalarına karşı çok dikkatli olmaları gerekir. Çünkü dokular zamanla azaldığı için menüsküs yırtığı tedavisi ilerleyen yaşlarda zorlaşmaktadır.

Spor ve diz yaralanmaları esnasında yani spor yapma sırasında menüsküs yırtıldığı zaman ilk olarak ağrı ve şişlik olarak belirti gösterecektir. Daha sonraki dönemlerde bu durum dizde takılıp kalma, dizden hareket ederken çıt çıt ses gelmesi, hareket kısıtlılığı ve bazen dizlerde ortaya çıkan kilitlenme gibi yakınmalar eklenebilir. Menisküs yırtıkları önemli bir rahatsızlıktır. Çünkü eklem bölgesi vücudumuzun tüm ağırlığını taşıyan bir bölümüdür. Burada oluşan bir durum tüm vücudu etkiler.

Bu yüzden uygun şekilde tedavi edilmeyen menüsküs yırtıkları zamanla ilerleyen süre içinde diz ekleminde meydana gelecek başka sorunlara yol açabilir. Bu yüzden menüsküs yırtığı tedavisi sürecince size verilen ilaçları kullanarak, doktorunuzun talimatlarına harfiyen uymak tedavinizi en kısa zamanda çözülmesini sağlar. Doğru tedavi edilmeyen menüsküs yırtığı özelliklede artroza yol açtığı yani halk dili ile kireçlenme ye yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. İşte sadece bu nedenden dolayı bile spor yaralanmalarının ciddiye alınması gerektiğini göstermektedir.



Ön Çapraz Bağ Yaralanmaları

Spor ve diz yaralanmaları sırasında ikinci sırada olan ön çapraz bağ yaralanmaları dizin dengesini sağlayan en önemli dört bağdan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu diğer bağlarda sıra ile belirtecek olursak arka çapraz, iç yan bağlar ve dış yan bağlar olarak belirtilir.

Dizin yapısı incelendiğinde dizin orta-iç kısmında yer alan ön çapraz bağlarının başlıca görevi diz ekleminin öne doğru çıkmasını engellemek olarak belirtilir.

Ön çapraz yan bağları en fazla sportif aktivitede yapılan sporlarda olan yararlanmalar ile kişilerde meydana gelir. Bu durum ister kendi kendimize farklı bir işle uğraşırken, isterse de takım sporlarıyla uğraşanlarda görülebilmektedir. Ön çapraz yan bağlar en sık olarak rekabetçi spor müsabakalarında sabit bacak üzerinde ani dönme hareketi yapılması ile meydana gelir. Spor ve diz yaralanmaları sıralamasında ikinci olan ön çapraz bağ yaralanmaları sonrasında kişinin dizinde ilk olarak şişlik belirir daha sonra da yoğun bir ağrı hissedilir. Ön çapraz yan bağları zedelenen kişinin olay sonrasında spor müsabakasına devam edebilme şansı olmaz. Ön çapraz yan bağları kopması yüksek enerjili yaralanmalar sınıfında olduğu için arkasından ek olarak menüsküs yırtıkları veya kıkırdak yaralanmalarının olması ihtimalide oldukça yüksektir.

Bunun dışında dizde kronik dönemde denge bozulacağından sık sık diz ekleminde de kaymalar olabileceğinden normal olarak diz içinde yer alan yapılar kademeli olarak bozulmaya uğrayacaktır. Maalesef bu durum zaman geçtikçe diz ekleminde menüsküste olduğu gibi kireçlenme şeklinde karşımıza çıkacaktır. Bilimsel olarak yapılan araştırmaların gösterdiği verilen ışığında ön çapraz bağları kopmaları tedavi edilmediği takdirde bundan 10 yıl sonrasında %50 oranında kireçlenmeye yol açacağı belirtilmektedir. Bu nedenle bu yaralanma türünün tanısı ve tedavisi mutlaka uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.



Kıkırdak Yaralanmaları

Spor ve diz yaralanmaları kategorisinde üçüncü sırada yer alan kıkırdak yararlanmaları; spor yaralanmaları nedeniyle oluşan menüsküs yırtıkları ve ön çapraz bağ yaralanmalarında da kıkırdak sorunları olabilmektedir.

Kıkırdak yapı eklem kıkırdak dokusu eklemi oluşturan kemiklerin uç kısımlarda yer alan ve eklem hareketlerini sağlayan bir çeşit yüzey kaplaması diye tanımlanabilir. .Kıkırdak dokusu kendine has özelliği olan eklemlerin hareketini sağlamak amaca ile kaygan olan yapısı, parlak, pürüzsüz bir dokudur. Bizler daha doğrusu tüm canlılarda kıkırdak dokusu sayesinde günlük aktiviteleri ağrısız bir şekilde yapabilirler. Hatta ağır sporların rahatça yapılmasını sağlayan doku bilindiği üzere kıkırdak dokudur.

Spor ve diz yaralanmaları esnasında bu doku zarar gördüğünde  vücuttaki diğer dokuların aksine, eklem kıkırdağı yaralanma sonrası kendini tekrar yenileyebilme özelliğine sahip olmayan bir dokudur. Kıkırdakta iyileşme sağlayabilmek için mutlaka cerrahi müdahale yapılması gereklidir. Eklem kıkırdağı yaralanmaları oldukça ciddi yaralanmalardır ve tedavisi zor olan bir durumdur.

Omurga Stres Kırığı, Omurga Sağlığı, Omurga Kırıkları, Minimal invaziv tramva cerrahisi, Menisküs





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Skolyoz 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Skolyoz


Skolyoz

Skolyoz omurganın bel ve göğüs bölgelerinde görülen biçim bozuklukları ve yana doğru meydana gelen eğrilikler olarak ortaya çıkan ortopedik bir rahatsızlıktır. Ortopedik bir rahatsızlık olan omurga eğriliği tek başına ortaya çıkabileceği gibi ya da kamburlukla birlikte de açığa çıkabilmektedir. Skolyoz rahatsızlığının nedeni tam olarak açıklanamamakla birlikte serebral palsi gibi rahatsızlıkların etken olabileceği belirtilmiştir.

Skolyoz 2022

Bununla birlikte doğumda ve da sonradan olabilen skolyoza aynı zamanda vitamin eksiklikleri, diyabet, omurga yaralanmaları, enfeksiyonlar ve kalıtsal faktörlerinde neden olduğu gözlemlenmiştir.

Omurgamız vücut ağırlığımızın büyük bölümünü taşıyan vücudumuzun köprüsü görevindedir. Omurgamız ayrıca 33 adet omur adı verilen kemikten oluşur. Bunlardan 23 tanesi hareketlidir. Skolyoz rahatsızlığı omurga ile bağlantılıdır. Bu omur kemikleri birbirlerine bağ dokusu ile disk adı verilen yastıkçıklarla birbirlerine bağlanırlar. Aynı zamanda hareketleri sağlayan ve bu omurların her birini bağlayan omurga çevresini kaplayan güçlü kaslar vardır. Merkezi sinir sisteminin en önemli bölümlerinden biri olan omurilik işte bu belirttiğimiz omurganın içinde yer alır. Omurganın görevi omuriliği içinde barındırması ve korumasıdır.


Omurilik çok önemli bir organdır. Aynı bir elektrik kablosu gibi; el ve kollarımızın, ayak ve bacaklarımızın belirli bir uyum içinde çalışmasını sağlar. Omurga vücudumuzda ayrıca nefes almamıza yardımcı olduğu gibi tüm idrar ve dışkı fonksiyonlarını kontrol eder. Omurgamız bedenimizi döndürmemiz, başımızı çevirmemizi sağlar ve vücudun tüm dengesi ona bağlıdır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Skolyoz Nedenleri

Skolyoz hastalarıma görülen eğriliğin nedeni tam olarak saptanamamaktadır. Bunun yanı sıra skolyoza neden olan yapıdan kaynaklanan bozukluklar incelendiğinde en çok görülen doğumsal kaynaklı bozukluklar, sinir ve kas hastalıkları serebral palsi, siringomiyeli, çocuk felci, kas hastalıkları gibi sinir ve kas hastalıkları olduğu görülmüştür. Bunların yanı sıra omurga tümörleri, vuruk, omurga enfeksiyonları ve metabolik hastalıkların da skolyoza neden olabileceği belirtilmektedir.

Skolyoz nedenlerini kısaca açıklamak istersek;

  • Doğumsa olarak ortaya çıkan omurga kemik yapısı bozuklukları kaynaklı konjenital skolyoz
  • Erken çocukluk çağında görülmeye başlanan infantil ve juvenil skolyoz
  • Kas hastalıkları kaynaklı skolyoz
  • Marfan Sendromu gibi bağ dokusu hastalıklarına bağlı ortaya çıkan skolyoz
  • Polio, inflamatuar hastalıklar ve travmalara bağlı skolyoz
  • Bacak eşitsizliği ve kalça ve diz eklemi sorunlarına bağlı olarak oluşan durumlar

Skolyoz nedenleri arasında yer almaktadır.



Skolyoz Belirtileri

Skolyoz erken dönemde hastada belirti göstermeden seyreden bir rahatsızlık olabilir. Skolyoz belirtileri aslında kişide kendisini gösterse de şikâyet edilebilecek düzeyde oluşmadı ise kişi çoğu zaman bunu fark edemez. Şikâyet varsa bile normal bir ağrı zannedilerek önemsenmeyebilir.

Skolyoz türü rehasızlıklar genelde ya okul taramaları sonucu ya da herhangi bir nedenle çekilen röntgenlerde tesadüfen tespit edilen rahatsızlıklar arasında yer alır. Kolyozda beliren ilk bulgu görüntü bozukluğu ile ortaya çıkar. Skolyozda aile tarafından ilk fark edilen bulgu bir omuzun diğerine göre daha yüksekte olmasının fark edilmesidir. Görüntü olarak bakıldığında ilk olarak kürek kemiklerinde, meme seviyesinde ve gövde kısmında oluşan asimetri durum ilk göze çarpan bozukluklardır. Bu eğri görüntülerin farklı dereceleri vardır. Eğer bu derecelerden %50 üzerinde eğrilik var ise hasta solunum zorluğu dahi çekmeye başlar.

Skolyoz belirtileri sıralanacak olursa;

  • Omurganın bariz bir şekilde tek tarafa doğru eğilmesi,
  • Omurgada dışarıdan bakıldığında görülebilen kavis,
  • Omuz ve kalçada oluşan fark edilir derecede oluşan asimetri
  • Dik durmakta zorlanmak
  • Fark edilmeye başlayan nefes darlığı,
  • Yürüme esnasında çıkan problemler,
  • Yoğun bir şekilde hissedilen sırt, bel ve omuz ağrısı,
  • Kıyafetlerin vücuda oturmadığının açıkça hissedilmesi

Şeklinde belirtilen belirtiler skolyoz belirtilerinin başladığına işarettir. Bunlar fark edildiğinde zaman kaybetmeden uzman bir doktora danışılmalıdır.



Skolyoz Tanı Yöntemleri

Skolyoz tanısı için yukarıda belirtilen belirtileri fark eden aile çocuğunu vakit geçirmeden bir uzman doktora götürmelidir. Skolyoz uzman doktorun çocuğu muayenesi ile tespit edilir. Uzman fiziksel olarak yaptığı muayenede çıplak omurgaya karşıdan bakıldığında orta hattaki asimetriyi fark edecektir. Çocuğun öne doğru eğilmesi istendiğinde bir tarafa eğilme hali ve eğriliğin olduğu diğer tarafta kaburga kabarıklığı olduğu açıkça görülebilir. Bu görünüme tıp dilinde rip hump halk dilinde ise kaburga paketi denilmektedir. Bu görüntüyü bazen fark etmek zor olabilir. Çünkü dengeli skolyoz olarak geçmektedir.

Skolyoz tanısında uzman doktorunuz ilk olarak röntgen filmi çekilmesini isteyecektir. Burada amaç, omurgadaki eğriliği doğrulamak ve nu eğriliğin derecesini ve yerini saptamak olacaktır. Aynı zamanda kişinin kemik yapısına ait kalıtsal bir bozukluk olup olmadığını anlamaya yarayacaktır. Uzman bu süreçte çocuğa 6aylık aralarla röntgen filmi çekilmesini isteyerek skolyozun takibini yapmış olur. Diğer taraftan cerrahi uygulanacak hastalara kemik sintigrafisi, bilgisayarlı tomografi (CT) veya manyetik rezonans (MR) gibi diğer görüntülü tetkiklerin uygulanmasını da isteyebilmektedir. Skolyozda çoğu zaman MR çekimine gerek kalmadan sadece radyolojik tetkikte tanı koyulabilir.

Çekilen tüm görüntülü çekimler skolyozun formunu ve derecesini belirlemek içindir. Skolyoz derecesinde kullanılan en sık yöntem ise Cobb açısıdır. Cobb açısı sayesinde skolyoz takip edilerek kişiye en uygun tedavi yöntemine karar verilir. Cobb açısı alınırken eğilmenin başladığı omurganın üst sınırı ile eğilmenin bitiği omurganın alt sınırından çizilen çizgiler sayesinde ölçüm yapılmaktadır. Bu çizgilere çizilen dikmeler arasındaki açılar eğilme derecesini verecektir.



Skolyoz Tedavi Yöntemleri

Skolyoz çok nadir rastlanan bir durum olarak bazen kendiliğinden gerileyebilir. Fakat bunun olma yüzdesi oldukça düşüktür. Genellikle büyüme çağının başında ortaya çıkan skolyoz rahatsızlığının nasıl bir ilerleme göstereceğinin tahmin edilmesi oldukça zordur. Son yıllarda yapılan bazı incelemelerde, bir takım özelliklerini taşıyan çocuklarda hastalığın ilerleme yapabileceğini tespit etmişlerdir. Uzmanlar skolyozda tedaviyi belirleyen önemli takip kriterlerini kullanmaktadırlar. Fakat bazı durumlarda ilerleme o kadar hızlıdır ki bu da tedavi başarı oranının düşmesine neden olur.

Bunun sebepleri olarak ;

  • Tanının hastalık ilerledikten sonra gelindiği için yüksek derecede eğriliğin olması
  • Oluşan eğiciliğin hem sırt hem belde bulunması
  • Merkezi sinir sisteminden kaynaklanan skolyoz
  • Ciddi oranda kas kısalığı

Sebepleri arasındadır.

Skolyoz tedavisinde kabul gören bazı yöntemler bulunur. Bu yöntemler şunlardır;

Skolyoz tedavisinde kabul gören tedavi yöntemleri şunlardır:

  • Hastalığı izleme ve sürekli takip etmek
  • Korse uygulamaları ile skolyoz tedavisi
  • Skolyoz egzersizleri ve özel rehabilitasyon uygulamaları ile skolyoz tedavi
  • Cerrahi yöntemle skolyoz tedavisi


Skolyoz tedavisinde hastalığın derecesinin tespiti çok önemlidir. Örneğin henüz büyümenin başlamadığı çocuklarda skolyoz derecesi 15 derece altında Cobb açısı çıkıyorsa uzman tarafından takip edilmelidir. Eğer cobb açısı 15-20 derece gibi kişiye özel skolyoz egzersizleri ile desteklenerek rehabilitasyon programları eşliğinde tedavi yapılmalıdır. Eğer çocuğun cobb açısı 25 derecenin üzerinde ise bu tür çocuklara yoğunlaştırılmış bir şeklilde skolyoz rehabilitasyon tedavileri yapılmalıdır.

Çocuklara rehabilitasyon uygulamaları yanında mutlaka korse kullanmalarını sağlamak tedavi için oldukça yararlı olacaktır. Korse tedavisi hastalığın ilerlemesini engellediği için büyümenin durumu ve eğilmenin derecesine göre günde 16 saat ile 23 saat arasında takılması gereklidir. Korse kullanımı Çocuğun büyümesi tamamlanana dek devam ettirilmesi gerekli bir tedavidir.

Omurga Stres Kırığı, Omurga Sağlığı, Omurga Kırıkları, Minimal invaziv tramva cerrahisi, Menisküs





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Serebral Palsi 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Serebral Palsi


Serebral Palsi

Serebral palsi; diğer adı ile beyin felci çoğunlukla doğumdan önce meydana gelen ve insan vücudundaki kasların hareketlerini ve vücudun duruşunu etkileyen bir grup fiziksel bozukluk durumuna verilen bir rahatsızlıktır. Serebral palsi erken dönemde meydana gelen beyin hasarı sonucu oluşur. Bu hasarın derecesi ve etkileri hasarın meydana geldiği bölgeye göre değişkenlik gösterir. Bu hastalıkta en belirgin belirtiler hareket bozuklukları ve kaslarda meydana gelen aşırı kasılma hareketleridir.

Serebral Palsi 2022

Serebral palsi, kısaca tanımlayacak olursak kişinin erken dönemde oluşan beyin hasarı nedeni ile kas aktivitesi ve vücut duruşlarında meydana gelen rahatsızlıktır diyebiliriz. Bu rahatsızlıkta belirti ve bulgular çok küçük yaşlara ve okul öncesi dönemde açığa çıkmaya başlar. Çocukta oluşan normal olmayan refleksler, vücudun kaslarındaki gevşekliği, gövde, kol ve bacaklarda oluşan sertlikler, duruş ve yürüme bozuklukları çocuklarda açıkça görülen en baş belirtiler arasındadır.

Serebral palsi yani beyin felci, temel olarak kasların tonusun yani gerilimini, kasların hareketlerini daha da önemlisi kişinin motor becerilerini oldukça etkileyen bir problem olarak karşımıza çıkar. Bu durumda en büyük sorun vücudun normal işleyişinde birbirine bağlantılı ve amaçlı bir şekilde hareket edebilme mekanizmasını engellemesidir. Serebral palsi diğer yandan çocuğun solunum, mesane ve bağırsak kontrolü, yeme ve konuşma gibi yapılan motor becerilerini diğer kas ile yapılabilen vücut fonksiyonlarının hepsini etkileyebilir.


Serebral palsili çocuklarda kaslarla ve hareketlerle ilgili sorunların dışında yutkunma ve göz kasları ile ilgili problemler de görülmektedir. Bu kişiler göz kaslarını vücutla koordineli bir şekilde çalıştıramadıkları için nesneler üzerlerinde odaklanma sorunları vardır. Bunların dışında çocukta epileptik rahatsızlıklar, iletişim ve beslenme bozuklukları da yaşanabilir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Serebral Palsi Nedenleri

Serebral palsi, genellikle çocuk doğmadan önce beyin gelişiminde ortaya çıkan hasarlar sonucunda kaslarda meydana bozukluklardır. Bu hastalık araştırıldığında hasarın tam nedeni bilinmemekle birlikte, çocuğun beyin gelişimi ile ilgili sorunlara neden olabilecek faktörlerde bulunmaktadır.

Bu faktörler;

  • Annede meydana gelen enfeksiyonların gelişmekte cenini etkilemesi.
  • Bazı kalıtsal gen mutasyonlarının anormal gelişmeye yol açması.
  • Anne karnında oluşan bazı bebek enfeksiyonları beyinde iltihaplanmalar yol açar
  • Bir kaza veya düşmeden kaynaklanan kafa travması.
  • Gelişmekte olan beyinde kan akışının bozulması.
  • Rahimde veya yeni doğan döneminde oluşan beyin kanaması.
  • Zor doğum nedeniyle beyne giden oksijen yetersizliği

Serebral palsi birçok farklı türde beyin hasarı neden olabilir ve bazen birden fazla nedenden kaynaklanabilir. Meydana gelen vakaların %15 ila 20’si doğumdan kısa bir süre önce ya da doğum sırasında ortaya çıkan sorunlardan kaynaklanmaktadır. Bu sorunlar doğum sırasında oksijen eksikliği, zor geçen doğum sürecinde oluşabilen beyin travmaları ve enfeksiyonlardır.

Hamilelik sırasında geçirilen kızamıkçık, toksoplazma, zika virüsü veya grip enfeksiyonları bazen serebral palsi olmasına neden olabilir. Bundan başak cinsel yolla bulaşan bakteriyel bir hastalık frengide bebekte bu rahatsızlığa sebep olabilir. Bakteriyel menenjit enfeksiyonu da beyni ve omuriliği çevreleyen zarlarda iltihaplanmaya neden olduğu için serabral palsi olma riskini artıran etmeler arasındadır. Bebeğin premature olarak dünyaya gelmesi de bu riski artırır. Eğer bebek 2,5 kilonun altında ise bu hastalığın görülme olasılığı artacaktır.

Serebral palsi doğum sonrasında bebeğin kafa bölgesine alacağı travmalar, beyninin oksijensiz kalmasına neden olan durumlar olabilir. Bunlarda olmasında etkendir.



Serebral Palsi Belirtileri

Serebral palsi belirtileri, beyindeki hasarın konumuna ve durumuna göre değişiklik gösterebilir.

Serebral palside açığa çıkan hareket ve koordinasyon problemlerini sırası ile belirtecek olursak;

  • Aşırı salya akıtma veya yutma problemleri.
  • Kişinin ayak parmakları üzerinde yürüme, çömelerek yürüme, çapraz şekilde yürüme ve geniş adımlarla yürüme gibi yürüyüş zorlukları yaşaması
  • Vücutta denge ve kasların koordinasyonun eksik olması, uyum sağlayamaması
  • İnce motor becerilerinde çekilen zorluklar.
  • Emme veya yeme sırasında bebeğin güçlük yaşaması
  • Hareket sırasında vücudun tek tarafını tercih etmesi. Sürekli tek bir elini ya da ayağını kullanması
  • Havale nöbetleri.
  • Kas toncusunda değişiklikler.
  • Motor becerileri kazanmada gecikme yaşaması. Örneğin Kolları yukarı itme, oturma gibi hareketleri geç yapması
  • Vaktinden daha geç konuşması ve konuşma güçlüğü.
  • Çocuğun normal refleksleri olmasına rağmen kaslarda sertlik olması
  • Çok sert kaslar ve spastisite adı verilen abartılı refleks hareketleri
  • Titremeler

Serebral palsi ile ilişkili beyin anormallikleri yaşandığı için çeşitli nörolojik sorunların olmasına da yol açabilir.



Serebral Palsi Tanı Yöntemleri

Serebral palsi semptomları hafif oranda başlayarak zamanla artarak daha belirgin halde kendini gösterebilir. Bundan dolayı tanının konması doğumdan sonra bir kaç ay sürebilir. Bununla birlikte doktor çocukta serebral palsi olduğundan şüphe duyduğunda, çocukta görülen semptomları değerlendirerek büyümesi ve gelişmesini gözden geçirecek ve fizik muayenesini yapacaktır.

Uzman doktor çocuğu beyin ve sinir sistemi rahatsızlıkları olan çocukların tedavisi için eğitilmiş bir uzmana yani bir pediatrik nöroloğa yönlendirir. Uzman ise tanı koymak için gerekli testleri uygulamaya koyacaktır.

Bu testlerin en başında beyin taramalarının yapılması gerekir. Beyin görüntüleme sayesinde beyindeki hasar veya anormal gelişim alanları tespit edilebilir. Manyetik Rezonans Görüntüleme taraması ile çocuğun beyninin ayrıntılı 3B veya enine kesit görüntüleri elde edilir. Kısa adı MRG olan bu görüntülemede radyo dalgaları ve manyetik alanlar kullanılır.

Eğer çocuk havale geçiriyor ise epilepsi olabileceği ihtimaline karşı EEG çekilmelidir. EEG sayesinde çocuğun beyin dalgaları kontrol edilir.

Bu tetkikler dışında beyin taramalarının yanı sıra yapılacak laboratuar tahlillerinde kullanılacak kan veya idrar örnekleri sayesinde çocukta genetik veya metabolik problemlerin olup olmadığı konusunda da saptama yapılabilir.



Serebral Palsi Tedavi Yöntemleri

Serebral palsi tanısı konulan  olan çocuklar ve yetişkinle ile birlikte olacak olan bir tıbbi bakım ekibi ile uzun süreli bir tıbbi bakıma ihtiyaç duyulacaktır. Çocuğun tıbbi bakımını sağlayacak ekibin içerisinde çocuğun tıbbi durumuna göre öncelikle bir çocuk doktoru veya psikiyatrisi ile muhtemelen bir çocuk nörologu olacaktır. Bunların dışında çocuğun hareketleri için fiziksel ve ruhsal tedavi uzmanları da tıbbi ekip içerisinde yer alabilir.

Serebral palsinin tedavi sürecinde hedeflenen olay hastanın semptomlarının en aza indirilmesi hayat kalitesinin yükseltilmesi amaçlanır. Çocuğun kas gerginliğini azaltabilen ilaçlar, işlevsel yetenekleri geliştirmek için yapılacak alıştırmalar ve ağrıyı tedavi etmek onun yaşam kalitesini yükseltir.

Kasları gevşetmek için ağızdan alınan kas gevşetici ilaçlar sıklıkla kullanılır. Ancak bu amaçla kullanılan ilaçların bağımlılık riski taşıdığı için uzun süreli kullanılmak çok doğru değildir. İlaçların yan etkileri uyuşukluk, tansiyon değişiklikleri ve karaciğer hasarı yapabilir.

Serebral palsi tedavisinde ilaçla yapılan tedavilerin dışında yapılan çeşitli terapiler iyileşme sürecinde önemli bir rol oynar. Özellikle fizik tedavi sürecinde yapılan kas eğitimi ve egzersizleri sayesinde çocuğun kas gücü, esnekliği, dengesi, motor gelişimi ve hareketliliği artarak çocuğun hareket yeteneği kazanması sağlanır. Bu şekilde çocuğun ebeveynleri de çocuğun evde nasıl yıkanması gerektiği ve beslenmesi gibi günlük ihtiyaçlarını sağlayabileceklerini de öğrenmiş olacaklardır. Mesleki terapistler bu tür çocukların evde, okulda ve toplumdaki günlük aktivitelerde bağımsızlık kazanmalarına yardımcı olmak için çalışırlar.

Omurga Stres Kırığı, Omurga Sağlığı, Omurga Kırıkları, Minimal invaziv tramva cerrahisi, Menisküs





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Robotik Diz Cerrahisi 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Robotik Diz Cerrahisi


Robotik Diz Cerrahisi

Robotik diz cerrahisi; Teknoloji artık tamamen hayatımızın her dalında olduğu gibi tıpta da oldukça ilerlemiştir.

Robotik diz cerrahisi; tam veya kısmi diz ilişme ameliyatlarında kullanılmak üzere geliştirilmiş, çağımıza uygun bir robotik teknoloji sayesinde yapılmaktadır. Robotik teknoloji sayesinde artık dizin yalnızca hasarlı olan bölümüne son derece hassas bir şekilde kısmi protezi uygulanması yapılmaktadır.

Robotik Diz Cerrahisi 2022

Yeniçağın ve yeni neslin robotik cerrahi sistemi sayesinde ameliyat öncesi tomografi çekimine ihtiyaç duyulmadığı için hastalar radyasyona maruz kalmaz. Robotik diz cerrahisi sayesinde; son derece hassas teknik ölçümler ve uygulanan ince milimetrik kesiler ile protezin en doğru şekilde yerleştirilmesini sağlayarak, bu tür ameliyatlarda çok büyük kolaylık sağlar.

Tüm bu belirtilen üstün özellikleri ile kullanılan yeni nesil robotik diz cerrahisi sistemi sayesinde kısmi diz protez cerrahisinde teknik detayların hassasiyetle uygulanmasını sağlar. Böylelikle ameliyatta işlemin hata riskini azaltırken aynı zamanda cerrahın başarı oranını arttırır.

Protez uygulamaları destekleyici tedavilerden istenilen sonuç alınamadığı durumlarda gerekli olarak uygulanmaktadır. Takılan protezin cerrahi ömrü, protez cerrahisi sonrası yapılan cerrahi teknik, kullanılan malzemenin kalitesi ve hastanın kullanımına bağlı olarak değişmektedir.


Çağımızda uygulanan yeni nesil cerrahi tekniklerln yanında kullanılan kaliteli ürünler sayesinde bu protezlerin kullanım süresi yaklaşık 15-20 yıl sürdüğü için bu yıllar içinde hastalar ikinci bir cerrahiye dahi ihtiyaç duymadan protezlerini kullanırlar. .

Protezlerin kullanım süresini uzatmak ve ölçümlerin, kesilerin tam olarak yapılabilmesi robotik cerrahi yöntemleri son 5 yıl içinde kullanılmaya başlanarak, cerrahların ameliyatlardaki başarı oranını yükseltmiştir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Robotik Diz Cerrahisi Yöntemi ile Kısmi Diz Protezi Ameliyatı

Robotik diz cerrahisi yöntemi ile diz eklem kıkırdaklarının dejenerasyonu olarak tanımlanan kireçlenme şikâyeti ile başvuran hastaların bir kısmında, ameliyat dışı destekleyici tedavilere rağmen istenen sonuçlar alınamadığında ameliyat yapılması gerekir.

Bu ameliyatlarda diz eklemindeki kireçlenme ekleminin tümünü etkilememiş ise sadece bir kısmına yapılacak olan kısmi diz protezi yapılması çok daha uygun olmaktadır. Kısmi diz protezi iz ekleminin tümü değiştirilmeden ameliyat yapılmasını sağlamıştır. Kireçlenme hastalığı en çok 55 yaş üzeri hasta grubunda görülür. Hastalığın sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte; özellikle kadınlarda fazla kilolu olan kişilerde, diz ekleminde kırık ve travma sonrası deformasyona uğramış ve diz sorunları nedeni ile pek çok tedavi uygulanmış fakat sonuç alamamış kişilere uygun tedavi görmemiş hastalarda daha sık görülebilmektedir.

Robotik diz cerrahisi yöntemi ile uygulanan kısmi diz protez cerrahisinde çapraz bağlar korunarak, hastadan daha az sayıda kemik çıkarılır ve kesi işlemi daha az olur. Bu işlem hasta için daha küçük bir cerrahi girişim gibi görünmesine rağmen cerrahi teknik olarak aslında daha zor bir işlemdir. İşte bu zor işlem yeni nesil robotik cerrahi yöntemi ile ortadan kalkmış ve daha doğru bir şekilde ameliyat yapılmaya başlanmıştır. Üstelik bu cerrahi yöntemi sayesinde hastanın ultrasona girerek radyasyon almasına gerek kalmadan ameliyat yapılmaktadır.

Bu yöntemde kısmi diz protez ameliyatını yapılırken cerrah, kullandığı yeni nesil robotik el aleti ile hastanın kolayca diz eklem yüzeyinin haritasını çıkarır. Cerrah daha sonra bilgisayarda bu haritanın 3 boyutlu modelini oluşturur. İşte çıkan bu dijital bu 3 boyutlu harita sayesinde protez parçalarının koyulacağı alan ve kesilecek yerler kolayca belirlenip, işaretlenir. Robotik diz cerrahisi yöntemi uygulanırken bundan sonraki aşama olarak cerrah  bilgisayarda kemik kesim oranlarını, protez ölçülerini, protez parçalarının birbirine olan uyumunu ve yerleşim açılarını ince teknik detaylar ile hesaplayarak işlem yapar.

Cerrah tüm bu hesaplanan veriler sayesinde 3 boyutlu dijital diz eklem modeline öre kısmi protez yerleştirilir. Bu yöntemde robotik cerrahi sistemine ait bir özellik olan; bilgisayar programında dizin tüm hareket açılarında yumuşak doku ve tüm hareket analizleri yapılarak protezin fonksiyonel uygunluğuna bakılır ve diz protezi bu veriler ışığında yerleştirilir.

Robotik diz cerrahisi sistemi sayesinde; cerrah ameliyatı sadece hastanın eklem yapısına göre hesaplayarak, planlanmasını kolaylıkla sağlar. Fakat bunun yanında en çok yarar sağladığı nokta ise cerrah; bilgisayar ve robotik desteğini bir arada kullanma şansına sahip olduğu için kemik kesilerinin tam ölçülerde yapılmasını sağlayarak, kısmi diz protezinin en doğru, uygun ve kusursuz bir şekilde yerine yerleştirilmesini sağlar.

Oysaki eski klasik diz protezi ameliyatlarında, tecrübeli bir ortopedik cerrah bile protezin takılacağı yeri ayarlarken bir miktar da olsa hata yapma payı olmaktaydı. Fakat robotik cerrahi sistemi; ameliyat sırasında cerraha sağladığı ölçüm verileri sayesinde hata yapmadan operasyonu yapmasını sağlamaktadır.



Robotik Diz Cerrahi Yöntemi ile Kısmi Diz Protezi Ameliyatı Sonrası

Robotik diz cerrahisi sistemi kısmi diz protez cerrahi yöntemi ile ameliyatlarda hata payı olmadan ameliyat olmasının yanında ameliyat sonrası toparlanmada çok daha çabuk olmaktadır. Üstelik bu yöntem sayesinde hastanın klasik yönteme göre çok daha az ağrısı olduğu gözlemlenmiştir. Bu yöntem sayesinde hastalar ameliyattan hemen sonra toparlanmaya başlamaktadırlar. Hatta ameliyattan hemen sonra ertesi gün hatta kişilerin bünyesine göre ertesi gün bile hasta yürümeye başlayabilir. Fakat bu yürüme destekle yürüme şeklinde olmalıdır.

Hasta operasyondan sonraki birkaç hafta içinde kolaylıkla gündelik hayata dönerek, işlerini yapabilecek hale gelir. Bu operasyonun en iyi yanı ameliyat sonrası kişinin çok zaman harcamadan günlük hayata kısa sürede dönebilmesidir.



Robotik Kısmi Diz Cerrahi Yönteminin Avantajları

Robotik diz cerrahisi yöntemleri arasında en sık kullanılan yöntem olan robotik kısmi diz cerrahi yönteminin pek çok avantajı bulunmaktadır. Yazımızın daha önceki bölümlerinde belirtildiği gibi günümüz dijital çağının teknolojik nimetlerini sağlıkta kullanarak pek çok operasyonun hatasız ve ameliyat sonrası da hastaların hemen günlük hayata geçmesini kolaylaştırmıştır. Klasik yöntemlere göre çok avantajlı olan bu yöntem sayesinde bütün dizin operasyona alınmasına gerek kalamadan sadece bir kısmının ameliyat edilmesi hekime de hastaya da büyük bir avantaj sağlamaktadır.

Bunlar dışında avantajları;

  • İleri düzeyde gelişmiş robotik teknoloji sayesinde operasyonların daha kolay yapılır olması
  • Sistem içerisinde teknolojik olarak çekim yapılabilmesi sayesinde Tomografi çekimi gerektirmez ve hasta için ek radyasyon riski olmaz
  • Robotik diz cerrahisi operasyonu sırasında açılan diz ekleminin tıpatıp aynı modelinin oluşturulması
  • Oluşturulan 3 boyutlu dijital eklem modeli üzerinde hassas teknik detay hesaplanmasının yapılabilmesi
  • Protezin hastaya uygunluğunun tespitinde dizin tüm hareket açılarında nasıl olacağının değerlendirilmesi
  • Hassas robotik el aleti ölçümleri sayesinde ile planlama dışı hata yapılması konusunda hatayı minimuma indirmek hatta tamamen hatasız operasyonlar yapılmasını sağlamak
  • Klasik yöntemlerde kullanılan büyük çaplı kesiler yerine daha küçük cerrahi kesi uygulanması
  • Sağlıklı kemik dokusunun bozulmadan korunmasını sağlamak
  • Yumuşak doku travmasının olmaması olsa dahi çok küçük bir yüzde olması
  • Dizdeki bağların önemi büyüktür. Robotik diz cerrahisi yöntemi sayesinde dizde bulunan bağlar korunmuş olur.
  • Ameliyat sonrası çok daha hızlı ve daha ağrısız iyileşme süreci yaşanması.
  • Robotik kısmi diz cerrahisi ameliyatı sonrasında ertesi gün ya da aynı gen ayağa kalkmak ve sonrasında günlük hayata daha çabuk dönebilmek

Omurga Stres Kırığı, Omurga Sağlığı, Omurga Kırıkları, Minimal invaziv tramva cerrahisi, Menisküs





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Ortez Uygulamaları 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Ortez Uygulamaları


Ortez Uygulamaları

Ortez Uygulamaları genellikle ayak ve bacaklarda ağrı ve rahatsızlık ile ilgili çeşitli semptomları ele almak için kapsamlı bir tedavi planının parçası olabilir.

Ayak parmaklarındaki duruş bozukluklarında ya da kişinin yere basmasında oluşan problemlerde ortez uygulamalarına başvurulur. Doktor, bazı durumları düzeltmek için ortez tedavisi uygular:

Ortez Uygulamaları 2022

  • Ayak deformasyonlarını düzeltmek
  • Ayak veya ayak bileklerinin daha iyi hareket etmesine yardımcı olmak
  • Ayak bileğine destek sağlamak
  • Daha fazla yaralanma riskini azaltmak

Ortez, çoğu spor mağazasından satın alınabilecek bir topuk pedi veya ayakkabı ekinden daha fazlasıdır. Ayaklar için yapılmış son derece özelleştirilmiş ayakkabı veya topuk ekleri denilebilir. Doktorlar, yalnızca kullanıma hazır bir cihaz veya evde egzersizler gibi diğer tedavilerin etkili olmadığı kanıtlandığında hastaya ortez uygulamaları önerecektir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu





Ortezlerin Kullanım Amaçlar Nelerdir?

Ortezin amacı, akut veya uzun süreli yaralanma sırasında ayak fonksiyonunun etkinliğini arttırmaktır. Bu, yumuşak doku ve kemik yaralanmasının yanı sıra nörolojik değişikliklerin bir sonucu olarak değişiklikleri içermektedir. Kas güçlendirme ve germe, yürüme, yeniden denge sağlama eğitimi, uzanma ve kavrama stratejileri gibi fizyoterapi tekniklerinin yanında etkili bir yardımcı olabilirler.

Gerekli ortez tipine karar vermeden önce doktorlar bir takım hususları dikkate almalıdır:

  • Hastanın hedefleri nelerdir?
  • İşlevlerini etkileyen belirli bozukluklar nelerdir (baştan ayağa ve yürüyüş analizini düşünmek)?
  • Bozukluklar yumuşak doku değişikliklerinin sonucu mu? Terapi girdisi ile değiştirilebilirler mi?
  • Hastanın yürüme yardımına ihtiyacı var mı?
  • Yaralanmanın belirli hareketlerden korunması gerekiyor mu?
  • Bir ortez, bir aktivitenin verimliliğini artırabilir mi?
  • Hasta verilen herhangi bir ek ile baş edebilir mi?

Ortez uygulamaları hastanın ihtiyaçlarına göre önceden yapılabilir veya özelleştirilebilir.



Sorunun Teşhis Edilmesi

Önemli ayak ve topuk ağrısı yaşayan kişiler, uzman doktora girmelidir. Doktor hastaya önce belirtilerini soracaktır. Sorular, semptomları ilk ne zaman fark ettiğini, onları neyin daha kötü hale getirdiğini ve neyin daha iyi hale getirdiğini içerebilir.

Uzman doktor daha sonra hastanın ayaklarının fiziksel muayenesini yapacaktır. Deformiteleri ve özellikle ağrılı alanları arayacak, sorunun nedenini bulmaya çalışacaktır.

Doktor muhtemelen belirli egzersizler sırasında ayakların ve ayak bileklerinin nasıl konumlandığını belirlemek için hastanın yürümesini ve başka aktiviteler yapmasını isteyecektir. Bazı doktorlar, yürünen yerde özel görüntüleme veya pedlere sahip olabilir. Bu görüntüler, ayakların yere nasıl ve nereye çarptığını gösterecek ve ayakların yapısı ve işlevindeki sorunların tam yerini ve türünü belirlemeye yardımcı olabilir.

Bu testlere ek olarak ortez uygulamaları için geleneksel görüntüleme yöntemleri olan kemik taraması ve MRI kullanılarak da ayakların durumu görüntülenebilmektedir. Bu testler hastada bulunabilecek olan çeşitli sorunların belirlemesine yardımcı olabilmektedir.

Bir doktor, potansiyel olarak ortez reçete etmek de dahil olmak üzere, tedavi önerilerinde bulunurken tüm bu teşhis yöntemlerini dikkate alacaktır.



Ortez Uygulamaları Hangi Koşulları Tedavi Eder?

Doktorlar, birçok tıbbi problemi tedavi etmek için ortez tedavisi önerebilmektedir:

  • Artrit: Artrit türleri, kişilerin ayaklarında rahatsızlığa ve konumlanma problemlerine neden olabilmektedir. Ortez bu durumların tedavisi için tercih edilebilmektedir.
  • Sırt ağrısı: Bazen içe doğru yuvarlanan kemerler veya yastıklama eksikliği gibi ayakların kötü konumlandırılması, ortezlerin azaltabileceği ağrıya neden olabilir.
  • Bunyonlar: Bunyonlar, ayakların başparmağı tabanında oluşabilen ve ayak şekli bozulmalarına neden olabilen ağrılı şişliklerin adıdır. Geniş bir parmak tedavisine sahip ortez uygulamaları, ayak başparmağı üzerindeki baskıyı azaltmaya yardımcı olabilir.
  • Bursit: Topuklarda ve ayak parmaklarında sıvı dolu keseciklerin iltihaplanması bursit ağrısına ve rahatsızlığa neden olabilir. Ayağın topuğunu ve kemerini destekleyen ortezler, Bursit nedenli ağrıların azaltılmasına yardımcı olmaktadır.
  • Şeker hastalığı: Bazen diyabetli bir kişi, diyabetik nöropati olarak bilinen bir durum olan ayaklarında hissi kaybedebilir. Diyabetin bu etkisi, hastada ayak ülseri oluşumuna neden olabilmektedir. Ortez, ülserin oluşmasını engellemek için kullanılabilir.
  • Düz ayak: Düz ayağa sahip insanlarda ayak bileklerinde ve ayağın sırtında ağrı görülmektedir.  Ortez, ayakları desteklemeye ve uygun ayak pozisyonunu oluşturmaya yardımcı olabilir.
  • Çekiç ayak parmakları: Çekiç parmaklar genellikle bunyonların bir yan etkisi olarak ayak başparmağı üzerinde ortaya çıkar. Ayak parmaklarında ağrı ve deformitelere neden olurlar. Ortez uygulamaları, ayaklar için destek sağlar ve bu sayede çekiç parmakların kötüleşmesine engel olmaktadır.
  • Topuk dikenleri: Topuk dikenleri, kemiğin topuğun arkasında veya altında büyüdüğü durumlardır. Ortez ayağı destekleyebilir ve iltihabı azaltabilir.
  • Yüksek kemerler: Ayaklarda bulunan yüksek kemerler, kaslarda zorlanmaya neden olabilir ve çeşitli rahatsızlığa neden olmaktadır. Ortez, kişinin ayaklarının içe ve dışa doğru aşırı yönelimini engellemeye yardımcı olabilmektedir.
  • Yaralanmalar: Ayaklarında ve ayak bileklerinde travma yaşayan kişiler ortez ile iyileşme sürecinde ekstra desteğe ihtiyaç duyabilirler.
  • Plantar fasit: Plantar fasit, kişilerde topuk ağrısına neden olan yaygın bir durumdur. Doktorlar bazı durumlarda topuk ve ayak desteği için ortez önermektedir.

Doktorlar ayrıca ayakları veya bacaklarıyla ilgili konumsal endişeleri olan kişiler için özel ortez uygulamaları reçete edebilir. Bu durumlar, bacaklarında ve ayaklarındaki kasları az gelişen kişilerde daha çok görülmektedir.



Ortez Uygulamaları Nasıl Yardımcı Olabilir?

Ortez, genellikle birçok ayak ve ayak bileği sorunu için tedavi uygulamasının bir parçasıdır. Örnek verilirse, doktorlar destek ayakkabısı ve fizik tedavi egzersizlerinin yanında ortez uygulamaları da önerebilmektedir.

Bir doktor ayrıca ağrı ve iltihabı azaltmak için çeşitli ağrı kesici ilaçlar almayı önerebilir. Doktorlar genellikle tedavilerle birlikte ortez önerirler çünkü ortezler ideal olarak konumlandırılmamış ayakları düzeltebilmektedir. .

Ortezler ayrıca topuk gibi ayağın önemli bölgelerinde ek destek ve yastıklama sağlayabilir. Ortezler kişiye özel olduğundan, onları yapan kişi, kişinin ayakkabı ihtiyaçlarını dikkate alacaktır.

Genel olarak ortez uygulamaları ve diğer tedavi yöntemleri, kişinin ameliyat gibi riskli yöntemleri denemeden iyileşmesine yardımcı olmak için kullanılmaktadır.



Ayaklar İçin Ortez Çeşitleri

Ortezler çeşitli malzemelerle özelleştirilebilir. Bir doktor, kişinin hangi duruma ve semptomlara sahip olduğuna bağlı olarak ortez malzemesi için bir reçete yazacaktır.

Ortez türleri, genellikle karbon fiber veya plastik gibi malzemelerden yapılan sert malzemelerden çok esnek ve yastıklama sağlayan uyumlu malzemelere kadar değişebilir.

Bazı ortezler, birçok atletik ayakkabıda bulunan tabanlıklara benzer tam ayakkabı ekleridir. Diğerleri, ayakkabının arka kısmına uyan daha küçük bir topuk ekidir.

Ayak bileği ortez uygulamaları, sadece bir ayakkabı eki değil, aynı zamanda topuktan yukarıya ve baldırın etrafına uzanan dik bir kısma sahip olan başka bir seçenektir.

Doktorlar ortezlerin diğer ayakkabı ekleri veya kinesiyolojik bantlama gibi fizyoterapi bantları ile birlikte kullanılmasını önerebilmektedir.

Ortez gerçekten yardımcı olur mu?

Ortez, ayak ve ayak bileğini etkileyen koşullara sahip tüm insanlara evrensel olarak yardımcı olmaz.

Ortezlerin yardımcılığını etkileyen birçok karmaşık husus vardır:

  • Ortez yapan kişinin eğitimi ve deneyimi
  • Doktor reçetesi
  • Kişinin onları giydiği ayakkabı
  • Hastanın onları hangi sıklıkla kullandığı

Ayak ve ayak bileği problemlerinin tedavisinde ortez kullanımını destekleyen çalışmalar mevcuttur. Bununla birlikte, birçoğu ortezin tam oturması ve doğru şekilde takılması gerektiğini vurgulamaktadır.

Ortez, ayak ve ayak bileği sorunları olanlara yardımcı olmak için kapsamlı bir tedavi planının parçası olabilir. Herkesin kullanımı için uygun değildir ve maliyetli bir tedavi olabilmektedir.

Doktorun önerdiği ortez uygulamaları hakkında hastanın rutin kullanım, risk ve faydaları gibi çeşitli hususları doktoruna sorması önerilmektedir.

Omurga Stres Kırığı, Omurga Sağlığı, Omurga Kırıkları, Minimal invaziv tramva cerrahisi, Menisküs





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.




Omurga Tümörleri


Omurga Tümörleri

Omurga tümörü ve diğer bütün tümörler hücrelerin anormal bir şekilde gelişmesi ve büyümesi ile ortaya çıkmaktadır.

Tümörlerin gelişimi ve etkileri genellikle aynı gözükmekte ve çıkmış olduğu bölgeye göre isimlendirilmektedir. Tümörler iyi veya kötü huylu olarak vermiş oldukları hasara göre farklı adlara ayrılmaktadır. İyi huylu olan tümörler genellikle birçok farklı organda kötü sonuçların ortaya çıkmasını engellemektedir. Ancak bu durum omurgada geçerli olmamaktadır. Omurga da bulunan sinirlere baskı uygulamasından dolayı kişilere ağrı ve rahatsızlık vermekte ve yapılacak olan müdahaleler ile alınması gerekmektedir.

Omurga Tümörleri 2022

Omurga Tümörü Genel Tanıtım

Omurga tümörü omurilik veya omurgayı kaplayan kitleler olmaktadır. Bu kitleler ise hücrelerin anormal bir şekilde gelişim göstermesi ile oluşmaktadır. Omurilikte meydana gelen bu tümör ise sinir sistemine, kan damarına ve kemik problemleri gibi birçok hayati fonksiyonlara etki etmesinden dolayı tedavi edilmemesi durumunda kalıcı hasarlara veya sakatlıklara yol açma ihtimali bulunmaktadır.

Omurgada oluşan tümörler primer veya sekonder tümör olmak üzere iki farklı grupta incelemek mümkün olmaktadır. Primer tümör genellikle iyi huylu olmakta ve görülme sıklığı oldukça az olmaktadır. Sekonder tümör ise kötü huylu tümör olmakta ve başka organdan omuriliğe sıçraması ile ortaya çıkmaktadır. Genellikle kişilerde kötü huylu tümöre rastlanılmaktadır. Omuriliğe ve omurilik çevresine yayılan bu tümör kişinin akciğer, prostat, meme gibi alanlarda da kanser dokularının ortaya çıkmasına ve yayılma göstermesine neden olabilmektedir. Bu yüzden de mutlaka kontrollerin düzenli aralıklar ile yapılması gerekmektedir.


Omurga tümörü genellikle kişilerde tümörün olduğu bu bölgede şiddetli geçen ağrılar, uyuşmalar veya karıncalanma gibi hislerin ortaya çıkması ile birlikte belirtiler göstermektedir. Her kanser tedavisinde ki gibi erken tanı oldukça önemli olmasından dolayı belirtilerin bulunması ile birlikte hızlı bir şekilde hekime başvurulması gerekmektedir. Böylelikle de felç gibi ağır hastalıklar ile karşı karşıya kalmak büyük bir oranda engellenmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Omurga Tümörü Belirtileri Nelerdir?

Omurga tümörü sırt, boyun, kol ve bacaklarda oluşan şiddetli ağrılar ile ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra bu bölgelerde ki kaslarda zayıflama ve uyuşmaların meydana gelmesi, ileri zamanlarda ise idrara çıkma sorunlarının ortaya çıkması gibi kişiden kişiye göre değişecek birçok farklı belirtisi bulunmaktadır. Omurga tümörünün belirtilerinin ortaya çıkması ile birlikte genellikle hızlı bir yayılım göstermektedir. Bu anlamda da prostat ve böbrek gibi alanlara sıçraması olası olmaktadır. Bundan dolayı da mutlaka kişilerin ağrıların oluşması ile birlikte hekime başvurması gerekmektedir.

Hastalığın teşhisinin koyulduktan sonra tedavisinin gerçekleştirilmemesi durumunda kişide bacaklarını hareket ettirememe, felç veya diğer organlara sıçraması ile o organlarda da işlev kayıplarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Kişilerde göstermiş olduğu diğer belirtiler ise şunlardan oluşmaktadır:

  • Ellerde ve bacaklarda üşüme hissinin ortaya çıkması,
  • Sırt, kol ve bacak bölgesinde ağrı ve ağrı sonrasında uyuşma hissinin meydana gelmesi,
  • Kas spazm geçirme sıklığının artması,
  • Bağırsaklarda problemlerin oluşması,
  • Ağrıların sürekli tekrar etmesi ve her geçen gün şiddetini arttırması,
  • Kaslarda güçsüzlüklerin meydana gelmesi.


Omurga Tümörü Türleri Nelerdir?

Omurga tümörü ortaya çıkmasından itibaren birçok alanı farklı şekillerde etkilemekte ve farklı türlerde ortaya çıkmaktadır. Bu tümörlerin türleri ise şunlardan oluşmaktadır:

  • Astrositom: Genellikle çocuklarda ortaya çıkmaktadır. Büyümesi sonucunda bölgenin zayıflamasına ve sakatlıkların meydana gelmesini sağlamaktadır.
  • Kordoma: Kıkırdak hücrelerinde ortaya çıkmaktadır. Diğer omurga tümörlerine göre daha sık rastlanan bir tür olmaktadır.
  • Ependimoma: Merkezi sinir sisteminde ortaya çıkmaktadır. Beyin omurilik sıvısının geçmiş olduğu kanalları kaplayan bir özelliği bulunmaktadır.
  • Gliom: Beyin ve omurilikte bulunan hücrelerin anormal bir şekilde çoğalma göstermesi sonucunda oluşmaktadır. Büyüme hızı ve konumu kontrol altına alınmaması durumunda hayati tehlikelerin hızlı bir şekilde ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.
  • Meningiom: Omurilik sıvısı ve omuriliğin çevresini oluşturan zarda ortaya çıkmaktadır. Genellikle ileri yaşlı olarak kadınlarda daha sık rastlanılan bir tümör olmaktadır. Rastlanılan vakalarda iyi huylu genetik göstermektedir.
  • Neurofibrom: İyi huylu bir tümör özelliği göstermektedir. Yumuşak yumrular halinde ortaya çıkmakta ve genetik bozukluklara bağlı meydana gelmektedir.
  • Schwannoma: Periferik sinirlerin içerisinde gelişim göstermekte ve omurilik içerisinde ki kök hücrelerin işlevini kaybetmesi ile birlikte tümör oluşumuna neden olmaktadır.

Omurga tümörü türü her ne olursa olsun belirti göstermesi ile birlikte mutlaka hastaneye gidilerek hekimin istemiş olduğu tetkiklerin eksiksiz bir şekilde yapılması gerekmektedir.



Omurga Tümörü Tanı Yöntemleri

Omurga tümörü tanı yöntemlerinde ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü alınmaktadır. Daha öncesinde kanser geçirmiş olması veya ailesinde kanser öyküsü bulunan bir kişinin olması genellikle omurga tümörü ile karşı karşıya kalma riskini daha da yükselmektedir. Hekim hastanın aile öyküsünü de aldıktan sonra fiziksel bir muayene gerçekleştirmektedir. Fiziksel muayene sonrasında tümörden şüphelenilmesi ile birlikte MRI gibi omurilikte bulunan görüntüler alınmaktadır.

MRI haricinde bilgisayarlı tomografi de istemek mümkün olmaktadır. Yapılacak olan radyasyon ışınları ile bölgede ki tümörün net ve detaylı bir şekilde görüntülenmesi sağlanmaktadır. Belli başlı enjekte yöntemleri ile birlikte de tümörün daha net bir şekilde ortaya çıkması sağlanmaktadır. Ancak yaygın olarak tercih edilen yöntemler arasında bulunmamaktadır.

Omurga tümörü tanısında biyopsi en net tanıyı koyulmasına yardımcı olmaktadır. Alınan küçük doku örneği ile birlikte tümörün DNA yapısı, iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığı gibi birçok sorunun cevabı rahat bir şekilde alınmaktadır. Bunun sonucunda ise hastanın durumuna göre tedavi planı hazırlanmaktadır.



Omurga Tümörü Tedavi Yöntemleri

Omurga tümörü iyi veya kötü huylu olacak şekilde tanısının koyulmasıyla ilk olarak cerrahi operasyonlar önerilmektedir. Ancak hastanın omurgada nasıl bir yayılım gösterdiği, kaç tane olduğu, yerleşim yeri ve ortaya çıkan şikayetlere bağlı olarak cerrahi operasyonlar gerçekleştirilmeden diğer yöntemlere başvurmak mümkün olmaktadır. Bu yöntemler ise radyasyon veya kemoterapi olmaktadır. Bu tedavi yöntemleri hastanın durumuna göre cerrahi operasyonları öncesinde veya sonrasında tedavinin bir parçası olarak uygulanabilmektedir.

Radyasyon tedavisi genellikle iyi huylu tümörü bulunan hastalarda daha sıklıkla kullanılan bir tedavi yöntemi olmaktadır. Bunun yanı sıra omurilik metastazı bulunması ve tümörün omuriliğin diğer alanlarına yayılması durumunda daha fazla ilerlememesi için kullanılan bir yöntem olmaktadır. Hastanın durumuna bağlı olarak cerrahi müdahale esnasında tümörün hepsinin çıkarılmamasında ise iyi huylu tümörlerin düşük seviyede kalması için kullanılan bir yöntem olmaktadır. Ancak omurilik radyasyonun göstereceği etkilere duyarlılık göstermektedir. Bu da kişinin olumsuz bir şekilde etkilenmesine neden olacaktır. Bu sebeple hastaya en az hasar veren tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.



Omurga tümörü tedavisinde kullanılan bir diğer yöntem ise kemoterapi veya diğer adı ile ilaçlı tedavi olmaktadır. Kemoterapi genellikle yetişkinlerde kullanılan bir yöntem olmaktadır. Tedavinin amacı kanser hücresini öldürmek veya ortadan kaldırmak için çeşitli ağır ilaçların kullanılması olmaktadır. Genellikle bu tedavi ağız ya da damar yolu veya kas içine yapılacak enjeksiyonlar ile gerçekleşmektedir.

Kemoterapi genellikle döngü halinde yapılmaktadır. Yani belli bir süre tedavi gerçekleşmekte ve daha sonrasında kişide iyileşme olup olmadığı gözlenmektedir. İyileşme olması durumunda ise yeniden tedavi işlemleri gerçekleşmektedir. Böylelikle de tümörlü hücre şartlar planlanan şekilde geçmesi durumunda yok olmaktadır.

Omurga Stres Kırığı, Omurga Sağlığı, Omurga Kırıkları, Minimal invaziv tramva cerrahisi, Menisküs





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Omurga Stres Kırığı 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Omurga Stres Kırığı


Omurga Stres Kırığı

Omurga stres kırığı genellikle sporcularda meydana gelen bir sorun olmaktadır. Ortaya çıkmasındaki neden ise kemiklerin aşırı kullanım sonucunda omurga da bulunan kemikte küçük çatlakların meydana gelmesi olmaktadır.

Omurga Stres Kırığı 2022

Omurga Stres Kırığı Genel Tanıtım

Omurga stres kırığı genellikle uzun mesafe koşucularında veya atlama gibi kemiklerin çok sık kullanıldığı sporcularda sık bir şekilde rastlanılmaktadır. Stres kırıklarının ortaya çıkmasında ki bir diğer neden ise kişinin kemik erimesi hastalığının bulunması olmaktadır. Bu hastalığa sahip kişiler genellikle normal aktivitelerini gerçekleştirirken bile kırıklar ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Stres kırıklarının en çok meydana geldiği omurga bölgesi genellikle ağır eşya taşıyan veya atlet olan kişilerde sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Ancak her yaş grubunda bulunan kişilerde sıklıkla meydana gelebilecek bir durum olmaktadır. Hatta evde ağır bir eşya kaldırırken bile herkesin başına gelebilmektedir.

Bu bölgede oluşan stres kırıklarının nedeni aşırı yüklenmeye bağlı olarak gelişmektedir. Genellikle omurganın en çok hareketli olan bölgesi bel olmasından dolayı bu alanda daha çok ortaya çıkmaktadır. Hareketli bir yapısının bulunmasından dolayı ise iyileşme süreci diğer kırık olan bölgelere göre daha geç sürmektedir. Bu da kişinin kendini daha kötü hissetmesine neden olmaktadır.

Ergenlik çağında oluşan stres kırıkları genellikle çok bir sorun teşkil etmeden iyileşme göstermesi mümkün olmaktadır. Ancak erişkin çağlara gelinmesi ile birlikte omurga stres kırığı oluşması durumunda ciddi sorunları da beraberinde getirmesi olası olmaktadır.


Genellikle kırığa bağlı olarak üstte bulunan omurlar alttaki omura göre daha öne kayma özelliği gösterebilmektedir. Buna ise halk arasında bel kayması olarak adlandırılmaktadır. Durumuna bağlı olarak da ciddi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Genellikle belinde ağrı ile hekimlere başvuran %5 ile %10 oranında bel kayması teşhisi konulmaktadır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Omurga Stres Kırığı Belirtileri

Omurga stres kırığı genellikle ilk etapta belirti göstermeyen ve çeşitli testler yapılmadan gözlemlenmesi zor olan bir hastalık olmaktadır. İlerleyen süreçlerde ise kırık olan bölgede ağrılar oluşması ile belirti vermektedir. Genellikle ağrılar belirli bir noktada başlamakta ve kişilerin dinlenmesi esnasında ağrılarda azalmaların meydana gelmesini sağlamaktadır.

Ağrı veya acı hissedilen bölgelerde kırığa bağlı olarak şişliklerde ortaya çıkabilmektedir. En sık görülen omurga stres kırığı belirtisi ise baş ağrısı olmaktadır. Bu belirtiler olması durumunda ise mutlaka hekimlere başvurulması gerekmektedir.

Kırıkların nasıl bir yaralanma ile meydana gelmesi ağrıların oluşma şiddetinin seviyesini de etkilemektedir. Kişi sporcu olması ve basit bir aktivite sonrasında böyle bir durum ile karşılaşması sonucunda bile şiddetli ağrılar ile karşı karşıya kalabilmektedir. Veya dinlenirken, yürürken, ağırlık taşırken de ani bir şekilde ağrılar meydana gelmesi oldukça normal olmaktadır.

Omurga stres kırığı genellikle klinik olarak saptanacak bir belirti vermemektedir. Genellikle başka sorunlara bağlı olarak çekilen bel filmlerinde veya MR gibi görüntüleme teknikleri esnasında tesadüf bir şekilde fark edilmektedir.

Ancak klinik bir bulgu olmasında ise kişilerde şunlar olmaktadır:

  • Bel ağrısı,
  • Bacaklarda uyuşma,
  • Bel kaslarında gerginlik,
  • Baş ağrısı,
  • Boyun ağrısı,
  • Kaba etlerde ağrı,
  • Ayaklarda kuvvetin azalması.

Bu gibi belirtiler ise genellikle ayakta durma, yürüme veya diğer yapılan aktiviteler ile ağrıda çoğalma gözükürken dinlenme ve kişinin kendini rahat hissetmesi durumunda ise ağrılarda azalma ortaya çıkmaktadır. Belirtilerin bulunması ve bu durumdan şüphelenilmesi durumunda ise en kısa zamanda bir hekime başvurarak gerekli olan tetkiklerin yapılması gerekmektedir. Böylelikle de erken tanı ve tedavi ile kötü sonuçlar ortaya çıkmadan müdahale edilebilmektedir.



Omurga Stres Kırığı Tanı Yöntemleri

Omurga stres kırığı genellikle başka bir hastalık sonucunda hekimlere başvurularak ortaya çıkmaktadır. Ancak belirti sonucunda başvurulması durumunda hekim ilk olarak hastanın öyküsünü almaktadır. Daha sonrasında ise fiziki muayenelerini gerçekleştirerek tahmini kırığın nerede olduğunu düşünmektedir. Buna bağlı olarak da röntgen veya bilgisayarlı tomografi ile kırığın nerede olduğu ve ne kadar bir alanı etkilediği görüntülenmektedir.

Omurga stres kırığının oluşmasına neden olabilecek bir aktivite yapılmaması durumunda kişilerde kemik erimesi şüphesi düşünülmekte ve buna bağlı olarak da birtakım kan tetkikleri istenmektedir. Kan tetkiklerine bağlı olarak da kemikte ki mineral yoğunluğu veya metabolik bir sorunun olup olmadığı gibi birçok durumun cevabı araştırılmaktadır.

Strest kırığına bağlı olarak bazı kişilerde bel kaymaları da meydana gelmektedir. Bu gibi bir durumdan şüphelenilmesi durumunda ise film istenmektedir. Ancak bu film ile istenilen şekilde görüntüleme sağlanamaması durumunda ise sintigrafi veya BT istemek mümkün olmaktadır. Tanının net bir şekilde koyulduktan sonra tedavi planı için ise MR çektirmek mümkün olmaktadır.

Kişilerde kayma ile birlikte bacak ağrısı veya uyuşma gibi belirtiler bulunması durumunda ise hastalarda omurilik ve sinirlerin durumunun nasıl olduğunu belirlemek için ise MRG yapılması istenebilmektedir. Ancak bu her hastada uygulanacak bir yöntem olmamaktadır. Gerekli olan tetkik ve değerlendirmelerin yapılması sonucunda tanının koyulması ile birlikte tedavi planı gerçekleştirilmektedir.



Omurga Stres Kırığı Tedavi Yöntemleri

Omurga stres kırığı sonucunda bel kayması tanısının koyulmasında kaymanın şiddetli olmaması durumunda genellikle kişilere cerrahi müdahaleler yapılmamaktadır. Buna uygun olarak da kişilerin günlük aktivitelerinden uzaklaşarak dinlenmesini, ağrı kesicisi kullanması, korse kullanması veya durumuna bağlı olarak fizik tedaviye gitmesini önerebilmektedir. Bu tedavi şekillerinin bir veya birkaçının birden kullanımı hastanın durumuna göre değişkenlik göstermektedir.

Ağrıların yapılan müdahalelere rağmen geçmemesi durumunda kırık bölgeye veya omurları birbirine bağlayan eklemlere steroid veya ağrı kesici enjeksiyonlar ile müdahaleler yapılmaktadır. Sıkışmaya bağlı gerçekleşmesi durumunda ise epidural veya foraminal injeksiyonlar da bunların içerisine eklemek mümkün olmaktadır.

Omurga stres kırığı bulunan kişiler hafif olması durumunda yapılacak olan bu tedaviler ile birlikte iyileşme göstermektedir. Ancak bazı kişilerde kırık tamamen bir kaynama ortaya çıkmadığı durumlar olabilmektedir. Ağrının geçmesinden sonra kırık kaynamaması durumunda genellikle bir sorun yaratmaz ve ilerleyen zamanlarda gelişme göstermektedir. Bu durum ise genellikle ileri yaşlarda bulunan ve şiddetli bel kaymaları bulunan kişilerde beklenen bir durum olmasa da gerçekleşmesi durumunda radyografik tetkikler belli aralıklar ile yapılarak kontrollerinin takibi mutlaka yapılması gerekmektedir.



Cerrahi olmayan yöntemlerinin denenmesine rağmen kişide semptomlarda azalma meydana gelmemesi durumunda cerrahi operasyonlar yapılabilmektedir. Aynı zamanda kişilerde omurilik baskısının bulunması veya düşük ayak, idrar kaçırma gibi nörolojik bozuklukların bulunması durumunda erken cerrahi müdahaleler kaçınılmaz bir şekilde gerçekleştirilmektedir.

İki türlü gerçekleştirilecek cerrahi tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bunlardan ilki kırık olan bölgenin tamiri olmaktadır. Bu işlem genellikle 20 yaşının altında olan hastalarda uygulanmaktadır. Diğer tedavi yöntemi ise spinal füzyon olmaktadır. Yapılacak olan cerrahi operasyon ile birlikte omurilik baskısı kişiyi rahatlanması için temizlenmekte ve yıpranmaya bağlı kayma tedavi edilmektedir.

Spinal füzyon ile yapılacak cerrahi müdahaleler önden veya arkadan ya da hastanın durumuna göre her iki taraftan da yapılması mümkün olmaktadır. Bunun yanı sıra omurga stres kırığı tedavisinde tespit materyalleri de kullanılma ihtimali olmaktadır. Operasyonun istenilen bir şekilde gerçeklemesi durumunda ise kişinin olumlu bir yönde iyileşme göstermesi için iyi bir rehabilitasyon programına ihtiyacı olmaktadır. Rehabilitasyon programının doğru ve etkin bir şekilde yapılması durumunda ise iyileşme gerçekleşmektedir.

Deformite Cerrahisi, Çocuk El ve Üst Ekstremite Cerrahisi, Boyun Düzleşmesi, Ankilozan Spondilit





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!


Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.


Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…


Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.


Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp