Beyin Damar Hastalıkları

Beyin Damar Hastalıkları

Beyin damar hastalıkları kişinin hayatını olumsuz anlamda etkileyen ve ciddi semptomlara neden olan hastalıklardır. Beynimiz vücudumuzun yönetim merkezidir ve burada yaşanan bir problem bütün vücudumuzu etkiler.

Vücudumuzun diğer bölgelerini denetleyerek, duyularımızın faaliyetlerinin gerçekleşmesini sağlar. Beyin bölgesi vücudumuzun diğer kısımları gibi damar yollarından oluşur ve bazı sebepler nedeniyle beyin damarlarımız tıkanabilir, daralabilir ya da yırtılma olması sebebiyle dışarıya çıkan kan dolayısıyla hastalıklar meydana gelebilir.



Beyin Damar Hastalıkları Nedir?

İnme olarak bilinen hastalık beyin damar hastalıklarından biridir. Yırtılma sonucu oluşan kanamalar ise beyin kanamasını oluşturur. Beyin sürekli çalışır halde olduğu için eğer çalışmasını aksatacak bir hasar meydana gelirse kişinin hayatı da olumsuz anlamda etkilenebilir. Beyin damar hastalıkları beynimizde kalıcı hasarlara yol açarak tüm vücudumuzu etkileyen sonuçlara sebep olabilir. Hayati tehlike taşıyan hastalıklar olarak kişi hayatını kaybedebilir.

Uzman doktora beyinde oluşan hastalıklar için başvuran bir kimse bu süreci asla hafife almamalıdır. Hastalıkların oluşma sebepleri farklı olduğu için kişi gerekirse yaşam tarzını değiştirmelidir. Beyin damarlarında oluşan hastalıklar dünyada en çok ölüme sebep olan hastalıklardan olduğu için oldukça dikkatle tedavi edilir ve üzerinde özel çalışmalar yapılır.

Belirli bir yaş sınırı olmadığı için bu tür hastalıklar her yaş insanda görülebilir. Bununla birlikte yaş aldıkça beyin bölgemizde meydana gelebilecek hastalık riski de artmaktadır. Belirli aralıklarla yapılan kontroller hayat kurtarıcı olabilir.


Beyin Damar Hastalıkları Bilgi Formu



Beyin Damar Hastalıkları Nedenleri

Kişiye göre farklılık gösteren hastalık nedenleri olabilir. Beyin damar hastalıkları beyin bölgesindeki herhangi bir hasardan ya da vücudumuzun başka bir bölgesindeki bir organda yaşanan olumsuz bir durum dolayısıyla meydana gelebilir.

Tek bir sebebi yoktur ve kişinin sahip olduğu başka hastalıkların bir sonucu da olabilir. Beyin damarları kendinden kaynaklı bir tıkanma sebebiyle de hasar görebilir ya da başka bir organda örneğin kalpte oluşan bir pıhtılaşmadan ufak bir parça koparak beyin damarlarına ulaşıp orayı tıkaması sonucunda da gelişebilir.

Her damar tıkanıklığı aynı şekilde semptom göstermez. Kendi kendine düzelebilen tıkanıklıklar da vardır. Bir diğer durum da bu tıkanıklığın oluşturduğu sonuçların kalıcı olabilmesidir. Beyin damar hastalıkları eğer oluşan hastalık damar tıkanıklığı ise nasıl oluştuğu, kendinden mi oluştuğu yoksa başka bir yerden mi geldiği gibi çeşitli soruları ortaya çıkarır.

Kanama durumları olduğunda kanamanın hangi derecede olduğu, ne kadar büyük bir yeri etkilediği ve nasıl etkilediği gibi sorular ortaya çıkar. Tüm bu sorular oluşan durumun sebeplerine ulaşılmasını sağlar.

Damar tıkanıklığı var ise başka bir hastalık sonucu olup olmadığı araştırılır. Örneğin tümör ya da sinir sistemine bağlı hastalıklar buna sebep olabilir. Eğer kanama durumu varsa nasıl bir kanama olduğuna ve nereyi etkilediğine bakılır. Tıkanma durumunda hangi damarların tıkandığını tespit etmek de önemlidir.



Beyin Damar Hastalıkları Belirtileri

Beyin damarı hastalıkları kişilerde oldukça ağır semptomlara sebep olabilir. Her hastalıkta olduğu gibi hafif atlatan ve kendiliğinden düzelen durumlar da vardır. Örneğin damar tıkanıklığı oluşursa bir süre sonra kendiliğinden vücut onu yok edebilir. Böyle durumlarda hasta normal hayatına devam eder.

Bazı durumlarda ise hastalığın semptomları çok ağır ve hızlı şekilde ortaya çıkarak hastanın hayatını kaybetmesine sebep olur. Damarlarda tıkanma, kanama gibi durumlar olduğunda herkeste görülen semptomlardan biri baş ağrısıdır.

Baş ağrısı ile birlikte gelen mide bulantısı ve kusma görülen semptomlardandır. Damar hastalıkları kişinin özellikle vücudunun belirli bir bölgesinde kol ve bacak kısımlarında güç kaybı ve duyusal anlamda bozulmalar meydana getirir. Örneğin kişi vücudunun yarısını hissetmeyebilir. Beyin damarı hastalıkları kişinin konuşmasını etkileyerek düzgün konuşamama gibi durumlar ortaya çıkarır.

Hasta kendisini ifade edemez ve kendisine söylenen sözleri anlamakta zorluk çeker. Görüş kayıpları oluşur ya da nesneleri ve insanları çift görmeye başlarlar. Epilepsi atak süreçleri yaşanır ya da sara nöbetleri geçirilir.

Bilinç kaybı, algılama problemleri, bellekte boşluklar meydana gelir. Kişinin davranışları ve psikolojisi değişebilir. Daha agresif ve öfkeli olabilirler. Davranışlarında anormallik gözlemlenebilir. Eğer tıkanıklık söz konusu ise vücudun diğer kısımları da bundan etkilenebilir. Örneğin kişinin tansiyonu ve kalp kısmı bu durumdan olumsuz olarak etkilenir.



Beyin Damar Hastalıkları Tanı Yöntemleri

Beyin damar hastalıkları için erken teşhis hayati önem taşır. Ölümler erken teşhis sonucunda büyük ölçüde engellenebilir. Genellikle yaşlı insanlarda görülen hastalıklar olduğu için belirli bir yaştan sonra her insan sık sık kontrole gitmelidir.

Anevrizma dediğimiz damarların şişmesi ya da balonlaşması en sık görülen hastalıklardan biridir. Şişmeler sonucunda genellikle damar patlamaları ve bunun sonucunda da kanamalar yaşanır. Bu patlama bazı durumlarda kendiliğinden gelişir bazen de kişi çok fazla efor sarf ederse patlama üzerinde etkisi olur. Beyin damarlarında oluşan anevrizmalar ilk başlarda herhangi bir semptom göstermedikleri için teşhis edilmesi de zordur. Anevrizma oluşan damar patlamadıkça ya da yırtılmadıkça kendisini belli etmez. Beyin damar hastalıkları oluşan yırtılma ya da patlama sonucu hastanın çok yoğun baş ağrıları oluşumu sebebiyle doktora gitmesiyle teşhis edilebilir.

Acile ya da uzman doktora giden hastanın beyin tomografisi çekilerek herhangi bir kanama oluşup oluşmadığı kontrol edilir. Bu görüntülemeden sonra bir dizi test daha yapılır. Anjiografi uygulanan yöntemlerden biridir. MR görüntüleme ile yapılan anjiografi de diğer bir yöntemdir. Dijital kateter anjiografi son olarak hastaya uygulanarak hastalığa dair kesin tanı konulmuş olur. En çabuk yöntem olan tomografi beyin bölgesinde bir kanama varsa bunu direkt olarak gösterir. Oluşan pıhtının ne derece büyük olduğunu ise BT yöntemi ile gözlemlenir.



Beyin Damar Hastalıkları Tedavi Yöntemleri

Hastalıkların tedavisi ağır risk altında olan kişiler için ameliyatlar ile gerçekleştirilir. Beyin damar hastalıkları türlerinden eğer damar tıkanıklığı yaşanıyorsa cerrahi operasyon ile öncelikle tıkanıklığın oluştuğu alanın çevresi kurtarılmaya çalışılır.

Pıhtının büyüklüğü ne olursa olsun tıkadığı alanı işlevsiz hale getirdiğinden çevresi de etkilenir ve oradaki alan beslenemez duruma gelir. Eğer tıkanma gerçekleşen damar büyük damarlardan biriyse bu damarı açarak içindeki pıhtının alınması işlemi gerçekleştirilir. Tedavi yapılırken önemli olan bu alanda tekrar bir tıkanmanın meydana gelmeyeceğinden emin olmaktır.

Eğer tıkanıklık dar bir yapıya sahip damarlarda olduysa bu damarı açmak imkansızdır. Bu sebeple hasar meydana geldiği için oluşan plak kısmı tamamen çıkarılma suretiyle operasyon gerçekleşir. Beyin damar hastalıkları için çeşitli ilaç destekleri ile önleyici güvenlik önlemleri alınabilir. Tiklopidin, aspirin, klopidogrel isimli ilaçlar en sık kullanılan ilaçlardır.

Damar tıkanıklığı felce sebep olabildiği için felç olan hastalar için kurulmuş özel ünitelerde tıkanma büyük damarlardan birinde olduysa ilaç desteği ile damarı açmak için tedavi uygulanır. Bu ilaçlar trombolitik ilaçlardır. Bu ilaçların kullanımı hasta için 3 saatlik bir dilimde işe yarar. Büyük damarın %21 ila %93 oranında açılmasını sağlarlar. Fakat bu ilaçların kullanımında %15 oranında bir kanama riski de bulunur.

Kanama durumlarında hastanın mide bulantısı ve kusmasına yönelik tedavi uygulanır ve tansiyonuna dikkat edilerek kanama olan bölge boşaltılır.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Beyin Tümörleri

Beyin Tümörleri

Beyin tümörleri beyin hücrelerimizin kendilerini yenilediği sırada ortaya çıkan yabancı hücre yapılarının büyüyerek kitle haline gelmesiyle oluşur. Herhangi bir yaş sınırı olmayan beyin tümörü oluşumunda yeni doğmuş bebekler ya da yaşlı insanlar da etkilenebilir.

Anormal hücre denen bu kitleler büyümeye başlar ve büyüdükçe kafatasının içerisine baskı yapmaya başlarlar. Oluşmaya başlayan basınç yüzünden beyin fonksiyonları çalışırken birtakım problemler yaşanır. Beyin işlevlerini düzgün bir şekilde yerine getirememeye başladığında hastalar da birtakım belirtiler açığa çıkmaya başlar.



Beyin Tümörleri Nedir?

Belirtileri ve tedavi süreci oldukça zorlayıcı olan beyin tümörlerine beynimizde işleyiş sırasında ortaya çıkan anormal hücreler diyebiliriz. Bu hücreler zamanla kitle halini alır ve beynimize basınç yapmaya başlarlar. Beyin tümörleri nedir yazarak siz de internette daha fazla araştırma yapabilirsiniz.

Beyin tümörleri iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayrılırlar. Hayatını kaybeden hastalar olduğu gibi erken teşhis sebebiyle tedavi olan hastalar da vardır. İyi huylu olursa bir müdahale gerekmediği zamanlar da olur. Her durumda şüphe duyduğunuz anda doktora giderek erken teşhise imkân tanımak en mühim şeydir.

Vücudumuzdaki hücreler tıpkı diğer kısımlar gibi beynimizde de kendilerini sürekli yenilerler ve bu yenileme aşamasında birtakım anormal hücre oluşumları meydana gelebilir. Bu oluşumların sebebi aileden kaynaklanan genetik bir problem olabilir, sigara gibi madde kullanımı ya da cep telefonlarımız bile beyin tümörü oluşmasına sebep olabilir.


Beyin Tümörleri Bilgi Formu



Beyin Tümörleri Nedenleri

Beyin tümörlerinin hepsinin nasıl oluştuğu tamamen bilinemez fakat bilimin gelişmesiyle oluşumda etkisi olan birçok farklı neden ortaya çıkmıştır. En bilinen nedenlerden biri genetik oluşudur. Beyin tümörü nedenleri arasında gösterilen kalıtsal geçiş pek çok insanda tespit edilmiştir.

Araştırmalar sonucu bazı biyolojik özelliklerin de beyin tümörü riskini arttırdığı görülmüştür. Analizler sonucu erkek bireylerin beyin tümörü riskinin daha yüksek olduğu ispat edilmiştir. Beyaz renkli insanlarda beyin tümörüne daha sık rastlanır.

Belirli bir yaşı geçmiş kişiler beyin tümörü oluşumu açısından daha risk altındadır. Örneğin 70 yaşındaki bir birey 30 yaşındaki bir bireye göre daha risklidir. Çocuklarda rastlanan beyin tümörleri ise genellikle 10 yaş altında olup beyincik kısmında gerçekleşir.

Radyasyon olan bir ortamda bulunmak ve maruz kalmak da beyin tümörü riskini arttırır. Tedavisi zor olan HIV virüsü gibi hastalıklara yakalanan insanlarda beyin tümörü oluşumu da görülür. Sigara içmek beyin tümörü riskini arttıran önemli faktörlerdendir.

Yine radyasyon yaydığı bilinen ve henüz kesinleşmese de beyin tümörü oluşumunda etkili olduğu düşünülen cep telefonları da hala araştırılmaktadır. Vücudun başka bir bölgesinde oluşmuş bir tümör beyin bölgesine sıçrayarak buraya da etki edebilir.
Kadın bireylerde de tümör görülür fakat iyi huylu beyin tümörlerinin görünmesi daha çoktur. Yaşlılarda ve çocuklarda ise kötü huylu tümörler daha çok rastlanır.



Beyin Tümörleri Belirtileri

Beynimizi koruyacak şekilde gelişmiş olan kafatasımız genişlemez ya da esneyemez. Bu sebeple beyinde oluşan anormal hücreler büyümeye başladıkça basınç oluşturmaya başlarlar. Beyin tümörleri belirtileri oluşan anormal hücre öncelikle kafatasının yapısına uygun biçimde olduğun hemen ortaya çıkmaz. Büyüme başlayıp basınç oluştukça belirtiler de ortaya çıkmaya başlar.

Belirtilerin birdenbire ortaya sert bir şekilde çıkması kişinin de yoğun tepkiler vermesine yol açar. Belirtilerden en çok görüleni baş ağrısıdır. Oluşan baş ağrıları çok yoğun ve şiddetli yaşanır. Vakaların %60’ı şiddetli baş ağrıları çekme şikayetiyle doktora başvurmuştur.

Şiddeti yüksek olan baş ağrıları herhangi bir ağrı kesici ya da etkenle geçmeyecek şekilde olur. Özellikle gece vakitlerinde baş ağrıları artar ve sabah kalktığında da baş ağrısıyla uyanırlar.

Bağ ağrısına bağlı mide bulantısı ve kusma belirtisi de oldukça yoğun yaşanır. Hıçkırık tutması sık yaşanır ve yine özellikle sabahları bulantı artar. Beynin içinde sürekli büyüyen ve baskı uygulayan bir tümör olduğu için kişi bir süre sonra kendisini yorgun ve uykulu hissetmeye başlar.

İlerleyen vakalarda görme bozukluğu ve konuşma bozukluğu oluşur. Net görememe, çift olarak görme, odaklanamama ve nesnelerin kayması, görme kayıpları ortaya çıkan belirtilerdir.

Beyin tümörü olan kimsede bilincini kaybetme ya da titreme gibi nöbet atakları yaşanmaya başlar. Beyinde yaşanan baskı sonucu kişide denge kayıpları yaşanabilir. Hastada agresiflik ve kolay sinirlenme gibi kişilik değişimleri gözlemlenebilir.



Beyin Tümörleri Tanı Yöntemleri

Beyin tümörü şüpheniz varsa bütün donanımı tam bir hastanede teşhis konulması önemlidir. Beyin tümörleri yöntemleri içerisinde olan ve herkese uygulanan ilk yöntem MR çekilmesidir.

İlk incelemede iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğu hemen anlaşılamayacağı için patoloji incelenmesinin yapılması için laboratuvara gönderilir. Yapılan testlerden sonra ortaya çıkan sonuca göre tedavi yöntemi belirlenir. Nörolojik olarak yapılan muayene de tümörün belirlenmesine yardımcı olur.

MRG denilen beyin manyetik rezonans çekimi de beyin tümörü tanısını koyabilmek için uygulanan görüntüleme yöntemidir. Görüntüleme yöntemleriyle istenilen netlikte bir teşhis konulamıyorsa biyopsi yoluna başvurulur.

En riskli yöntem biyopsi ile teşhis koymaktır ve uzun ve zorlu bir cerrahi müdahale gerçekleştirilir. Teknolojinin gelişmesiyle MR görüntüleme yöntemi de oldukça ilerlemiş ve her türden ve büyüklükten tümörlerin belirlenmesi için yeterli hale gelmiştir.

Görüntüleme yöntemi bize tümörün ne kadar büyüklükte olduğunu ve tam olarak nerede bulunduğunu söyler. Ameliyat olacağı sırada tam tümörün bulunduğu alana müdahale edilmesi önemlidir ve bu imkanı sunar. Birden fazla tanı yöntemi ile her hastanın tümörü ile ilgili bilgi elde edilir ve tedavi yolu belirlenir.

Eğer bir tümör iyi huyluysa yine cerrahi müdahale ile çıkarılır ve ek bir tedavi yöntemine gerek kalmaz. Kötü huylu bir tümör ise ameliyat daha farklı tedavi yöntemleri ile desteklenmek zorundadır.



Beyin Tümörleri Tedavi Yöntemleri

Beyin tümörleri tedavisi tümörün türüne göre farklılık gösterebilir. İyi huylu bir tümör varsa yalnızca cerrahi operasyon ile tümörlü alanın temizlenmesi yeterlidir. Kişi ameliyattan sonra hayatına sıkıntısız şekilde devam edebilir. Beyin tümörü tedavi yöntemleri tür olarak üç şekilde ele alınabilir. İlaçla tedavi, cerrahi müdahale ve radyasyon ile tedavi.

Kötü huylu tümörlere müdahale edilmemesi durumunda hastanın ölümüne yol açabileceklerinden dolayı tedavi yöntemleri uzman kişiler tarafından yapılmalı ve dikkatli olunmalıdır.

Cerrahi operasyonlar her iki tümör türü için de uygulanır. Önce görüntüleme yöntemleriyle tümörün nerede olduğu belirlenir ve sonra o bölgeye cerrahi operasyon düzenlenerek tümör çıkarılır. Tümör çıkarıldıktan sonra hiçbir parçasının kalmadığından emin olmak için temizlenir ve kapatılır. Gelişen bilim sayesinde yüksek teknolojik cihazlar ile bu ameliyatlar kusursuz bir biçimde gerçekleştirilir.

Beyin tümörü ameliyatı sonrası hastanın herhangi bir riski kalmaz ve ilerleyen tedavi yöntemleri sayesinde de iyileşme süresi çok uzun değildir. Bir diğer tedavi yöntemi ise kemoterapidir. İlaç yoluyla tedavi ederek tümörü yok etme pek çok hastada kullanılan bir yöntemdir ve kesin sonuçlar elde edilir.

Kötü huylu tümörler için genellikle uygulanan kemoterapi hasta için biraz zor bir süreç olsa da bazen tümörden kurtulmasını sağlıyor ya da daha uzun süre yaşaması için bir şansa sahip oluyor. Radyasyon ile tedavi etmek de çok uzun senelerden beri kullanılan ve sonuç alınan yöntemlerden biri.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Kas Distrofisi

Kas Distrofisi

Kas distrofisi gibi has hastalıkları kişinin kas yapısında kayıplar ve ileri derecede zayıflık yaşamasıdır. Bu hastalıkların yüzde yüz çözüm sunan bir tedavi yöntemi mevcut değildir. İlaç tedavisi ve birtakım farklı müdahaleler ile hastalık kontrol altına alınmaya çalışılır.



Kas Distrofisi Gibi Kas Hastalıkları Nedir?

Kas hastalıkları pek çok insanda gözlemlenebilen hastalıklardır. Farklı türlerde görülebilen hastalıkların belirli bir yaş aralığı yoktur. Yetişkinler ve çocuklarda birbirinden farklı türler görülebilir. Kas distrofisi gibi has hastalıkları nedir gibi sorularınız için internette arama yaparak bilgi elde edebilirsiniz.

Hastalığa sahip olan kişilerde bir süre sonra semptomlar ağırlaşmaya başlar. İleri derecede semptom gösteren kişilerde yürüme bozuklukları, konuşma zorluğu ya da kendi kendinin bakımını gerçekleştirme zorluğu yaşanabilir. Bu ağır durumlar her hastada görünmez ve çok sık yaşanmaz. Çoğu kişi bu hastalığı çok hafif belirtiler göstererek atlatmayı başarır.

Tek bir kas hastalığı yoktur ve keşfedilip tanısı konulabilen 30 farklı kas hastalığı bulunmuştur. Her insanda farklı bir tür başka nedenlere dayanabilir. Kalıtsal özellikler sonucu insandan insana değişim gösterir. Bir insanın sahip olduğu kas yapısı da hastalığı nasıl yaşayacağı ve atlatacağını belirleyici olur.

Semptomlar herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir ve bu tedavi süreci için oldukça önemlidir. Bazı insanlarda yavaş ilerleyip az semptom gösterirken bazı kişilerde çok hızlı ilerleme gösterebilir. Hastanın durumuna göre tedavi yöntemi belirlenir.


Kas Distrofisi Bilgi Formu



Kas Distrofisi Gibi Kas Hastalıkları Nedenleri

Kas hastalıklarının belirli bir tedavisi olmadığı gibi kesin olarak gösterilen belirli bir nedeni de yoktur. Hastalığın sebepleri de kişiden kişiye değişebilir. Kas distrofisi nedenleri en çok genetik faktörlerin sebep olduğu durumlara bağlıdır. Kalıtsal olarak oluşan bir kas yapısı bozukluğu var ise hasta çocukluğundan itibaren kas hastalıklarına sahip olabilir.

Genetik yapılarında belirli bozukluklar olan kişilerde bu durum bir süre sonra kas yapısını da etkiler. Kas yapısı etkilenen kişide kaslar işlevlerini yerine getiremez hale gelebilir ve hayatı da bu durumdan oldukça fazla etkilenir. Eğer aileden gelen kalıtsal bir bozukluk söz konusuysa kas distrofisi çoğunlukla bebek yaşta ya da genç yaşta görünür. Erken teşhis kişinin tedavisi için yardımcı olur ve hayatını normal bir şekilde geçirebilir.

Kas distrofisi hastalıklarının bir diğer sebebi de kişinin genlerinde oluşan mutasyonlardır. Çok sık görülmese de kasların mutasyon geçirirken yeterli ölçüde protein üretememesinden kaynaklanır. Üretilmesi gereken bu proteinler kişinin sağlıklı ve güçlü bir kas yapısına sahip olmasını sağlar.

Yeteri kadar protein üretilmediği zaman da kişinin kas yapısı güçsüzleşir ve sağlığını kaybedebilir. Böylece kas hastalıklarının görülme ihtimali artar. Bu proteinler kasları yaralanma gibi durumlara karşı da koruyucu olurken az olduğunda yaralanmalar da daha kolay gerçekleşir. Bazı kas hastalıkları yalnızca erkeklerde görünür ve X kromozomunun üzerinde gelirler. Diğer türler de hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilir.



Kas Distrofisi Gibi Kas Hastalıkları Belirtileri

Genetik bozukluk sebebiyle ortaya çıkan kas hastalıkları özellikle çocukluk ve gençlik çağında ortaya çıkarlar. Kas distrofisi belirtileri arasında en çok bilineni hasta olan kişinin çok fazla düşme durumu yaşamasıdır.

Kasların güçsüz olması sebebiyle kişi sık sık düşer ve bu duruma engel olamaz. Güçsüz kaslarda kramp oldukça sık ve acılı yaşanır. Yürürken pek bir etkisi olmasa da özellikle koşarken ya da merdivenlerden çıktıkları sırada zorlanma yaşarlar. Zıplamada zorluk çekerler ve oturdukları yerden kalkmaya çalıştıklarında diğer insanlara göre daha zorlanırlar.

Kas distrofisi yaşayan hastalarda sürecin ağrılı olması ve güçsüz olması sebebiyle kişi ağrısını geçirmek için parmak uçlarında yürüme gibi semptomlar gösterebilir. Omurga kas hastalıklarından en çok etkilenen bölge olduğu için kas hastalığına sahip olan kişilerde omurga kısmı kavisli durur.

Kasların problemli olması kişinin vücudunun her bölgesini etkileyebilir. Örneğin hastanın sarkık göz kapakları olması belirtilerden biridir. Kas hastalığına sahip olan kişi kalp bölgesinde birtakım sorunlar yaşayabilir.

Solunum yollarının ağrıması ve yemek yediği sırada yutkunma problemleri kişilerde sık görülen belirtilerdir. Göz kapaklarının sarkık olmasının yanında bazı kişilerde görüşte kayıp ve problemler yaşanabilir. Kişinin yüz bölgesinde bulunan kaslar zayıf olur ve kişi bunu doğrudan hisseder. Görüşte sıkıntı yaşayan kişiler bazı durumlarda çift görme gibi problemler yaşayabilir. Kasların incelmesi ve güçsüzlüğü darbelere dayanıksızlığı arttırır.



Kas Distrofisi Gibi Kas Hastalıkları Tanı Yöntemleri

Kas hastalıklarının tanısının konması için öncelikle uzman doktor hastanın hikayesini dinler ve hastaya fiziki muayene uygular. Muayene öncesinde hastanın daha önce ne gibi rahatsızlıklara sahip olduğu ve ne tür ilaçlar kullandığına dair detaylı geçmişi öğrenilir. Kas distrofisi tanı yöntemleri gösterilen semptomların şiddetine ve hastanın hikayesine göre değişiklik gösterebilir.

İlk olarak tercih edilen tanı yöntemlerinden biri elektrotlar ile hastanın kas yapısının gözlemlenmesidir. EMG yöntemi ile kişinin bedeninin farklı kısımlarına elektrotlar yerleştirilir ve hareket etmesi sonucunda kaslarını çalıştırması beklenir.

Kas distrofisi için uygulanabilecek bir yöntem de biyopsi yöntemidir. Kaslardan alınan ufak bir parça ile protein eksikliği var mı ya da başka türlü bir hasar söz konusu mu diye bakılarak tanı konulur.

Birtakım fiziki testler ile kasların durumu ve gücü de kontrol edilebilir. Kaslardaki güçsüzlüğün başka bir sinir sistemi hastalığından kaynaklanmadığından emin olmak için yapılır. EKG yöntemi ile kişinin kalp sağlığı da kontrol edilir. Ritim bozukluğu olup olmadığı ya da ne kadar hızlı attığı ölçülerek sonuçlar çıkarılır. MR görüntüleme yöntemi ya da daha kolay olan ultrasonla bakma gibi yöntemler kullanılarak da kas hastalıklarına tanı konulabilir.

Kalıtsal bir bozukluk dolayısıyla gelip gelmediğini anlayabilmek için doktor hastadan kan testi isteyebilir. Ayrıca kişi bu testlere girerse ve genetik bir problem varsa kendisinin çocuğu için de önceden bir önlem almış olur.



Kas Distrofisi Gibi Kas Hastalıkları Tedavi Yöntemleri

Kesin bir tedavisi bulunmayan kas hastalıkları sık rastlanan bir hastalık olduğu için alternatif birçok tedavi yöntemi ortaya çıkmıştır. Bu yöntemler hastalığı tamamen geçirmese de semptomları azaltır ve kişinin hayatını idame ettirmesine yardımcı olurlar. Kas distrofisi tedavi yöntemleri içerisinde en sık kullanılan yöntem egzersiz yaptırmadır.

Fizik tedavi denen yöntem birçok hastanın semptomlarını azaltarak hayat kalitesini arttırır. Egzersizler sayesinde kişinin kasları güç kazanır ve esnekliğini korurlar. Kas zayıflıkları yalnızca vücut uzuvlarında değil yüz bölgesinde de görülür.
Yüz bölgesinde görülen kas zayıflıkları için konuşma egzersizleri uygulanır. Solunum yollarındaki kaslarda zayıflık varsa kişi nefes alıp vermesini kolaylaştıracak solunum makinelerini kullanarak etkilerini azaltabilir.

Cerrahi müdahale en çok kalp bölgesindeki kasların zayıflığı ya da boğaz bölgesinde yutma problemleri yaşatabilecek kas zayıflıkları varsa uygulanır. Kas hastalıklarının tedavisi için kullanılabilecek birtakım ilaçlar da mevcuttur. Bu ilaçlar sayesinde kişinin kasları güç kazanabilir ve yaşamını daha rahat geçirebilir.

Kas distrofisi tedavisinde kullanılan Eteplirsen, nöbet önleyen ilaçlar, tansiyon için kullanılan ilaçlar, bağışıklık sistemini baskılama yoluyla etkileyen ilaçlar, steroid kullanımı, kreatin kullanımı gibi pek çok farklı ilaç seçeneği vardır.

Bağışıklık sistemi baskılandığında kaslarda oluşan hasarların da önüne geçilebilir ya da azaltılması sağlanabilir. Steroidler de özellikle solunum yollarında problemler yaşayan hastalar için rahatlatıcı etki ederler. Kreatin kullanımı enerji depolamayı kolaylaştırır.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Titreme Hastalığı (Esansiyel Tremor)

Titreme Hastalığı

Titreme hastalığı vücudumuzun belirli bir bölgesinde ya da birkaç farklı bölgede gözlemlenen istemsiz şekilde oluşan hareketlerle görülür. Tremor olarak bilinen hastalık hareketlerin devamlı bir şekilde tekrarlanmasından meydana geldiği için titreme hastalığı da denir.



Titreme Hastalığı Nedir?

Vücudumuzdaki bir ya da birden fazla bölgenin ritmik bir şekilde kontrol edemeyeceğimiz titremeler yaşamasına tremor denir. Kişiden kişiye yoğunluk farklılığı gösterebilen titreme hastalığı bazen riskli bir duruma işaret etmezken kimi insanlar için ise edebilir. Titreme hastalığı nedir gibi sorularınız için internet arama motorlarına yazarak farklı makaleler de okuyabilirsiniz.

Bir kişi semptom göstermeye başladığında tedavi süreci uzun olur fakat bazı durumlarda titreme hastalığı kendiliğinden de kaybolabilir. Bazı kimseler kas spazmı ile tremor hastalığını karıştırabilir fakat ikisi birbirinden tamamen farklı şeylerdir. Kas spazmları kaslardaki gerilmelere bağlı olur ve çıplak gözle kasılma hareketleri gözlemlenir. Titreme hastalığında herhangi bir gerilme ya da kasılma meydana gelmez.

Tremor hastalığında kişi kontrol edemeyeceği şekilde sallanma durumu yaşar. İnsanlarda en fazla ellerde gözlemlenir fakat kişiye göre kolları, bacakları, gövdeyi, ses tellerini de etkileyen durumlar vardır. Bazen iki farklı bölgede aynı anda gözlemlenebilir. Esansiyel tremor titreme hastalığının en sık görülen tipidir. Bu türde titremenin kesin nedeni tam olarak bilinemez. En sık görüldüğü bölgeler eller, boyun ile baş bölgeleridir. Nedeni tam bilinemediği için tanı konulması zordur.


Titreme Hastalığı (Esansiyel Tremor) Bilgi Formu



Titreme Hastalığı Nedenleri

Bir insan titreme durumu yaşadığında bu gelir geçer bir durum olabilir. Örneğin stres ve korku içinde olan bir kişide titreme nöbetleri gözlemlenebilir. Stres ve korku içindeki insan kendini güvende hissetmeye başladığında ve olumsuz duygular geçtiğinde titremesi de diner. Titreme hastalığı nedenleri arasında en hafif olanları ve geçici olanları bu tür hislerdir.

Kişi hiçbir olumsuz duygunun tesirinde değilken birdenbire titreme atakları geliyorsa bu durumda uzman bir doktora danışılması gerekir. Problem sinir sistemindeki bir sorun, beyin bölgesindeki ya da kas sistemindeki bir problemden kaynaklanıyor olabilir. Duygusal anlamda hiçbir sebebi olmadığı durumlarda muayene için hastaneye gidilmesi faydalıdır.

Bir hastalığınız var ise ve ilaç kullanıyorsanız ilacın yan etkisi olarak titreme hastalığı ortaya çıkabilir. Gün içerisinde çok fazla kahve, çay içiyorsanız kafein dozu yüksek olduğundan bu da titremelere sebep olabilir. Yaralanma durumlarında ya da başka bir hastalık geçiriyorsanız yine titreme semptomları ortaya çıkabilir.

Fazla zorlama sebebiyle kaslarınız yorulduysa titreme semptomları gözlemlenebilir. Çok fazla kahve tüketirseniz özellikle ellerinizde titreme hali görebilirsiniz. Belirli bir yaşı geçmiş kimselerde de yaşlanmaya bağlı titreme hastalığı oluşabilir.

MS, Parkinson, inme gibi ağır hastalıklar tremor hastalığına yol açabilir. Bir kaza geçirilmesi durumunda kişi travma yaşıyorsa titreme durumları ortaya çıkar. Çok fazla alkol tüketimi de titreme oluşumuna sebep olan nedenlerdendir.



Titreme Hastalığı Belirtileri

Tremor hastalığı farklı kişilerde farklı belirtilere sebep olabilir. Başlangıç aşamasında birbirine benzer semptomlar gözlemlense de sonrasında değişime uğrayabilirler. Titreme hastalığı belirtileri genellikle vücudumuzun el, bacak, ayak, kafa, boyun kısımlarında titreme hali olarak kendini göstermeye başlar.

Bu titremeler kontrolsüz ve istemsiz olurlar. Ellerinde titreme olan kişiler yazı yazarken zorlama yaşayabilirler. Yazı yazarken zorlanmada olduğu gibi eşyaları tutmak ya da kontrol altına almakta da zorlanabilirler. El ve bacak bölgelerinden sonra en çok rastlanılan bölgelerden birisi de ses telleri ve dil bölgesidir.

Hastalanan kişi konuşurken sesinin ve dilinin titremesine engel olamayabilir. Esansiyel tremor semptomları tüm bunlara ek olarak bazı farklar da ortaya koyarlar. Bu hastalığa sahip olan kimselerin bölgesel titremeleri stresli ya da yoğun hisler yaşadıkları dönemlerde artış gösterirler.

Titreme hastalığı belirtileri söz konusu olduğunda ya da gündüz hareket ederken titremeler daha fazla olurken eve döndüklerinde ve dinlenmeye başladıklarında titremelerde azalma görülür. Dinlenmeye çekilen kişideki titremeler tamamen yok olmaz az da olsa semptom göstermeye devam ederler.

Vücudun el ve ayak bölgeleri haricinde göz kısımlarında da seğirmeler görülür. Göz kapaklarında ya da yüzün herhangi bir bölgesinde istemsiz seğirmeler oluşur. İleri derecede semptom gösteren hastalarda ise denge kayıpları yaşanabilir. Denge problemleri sebebiyle düşmeler ve yaralanmalar görülebilir. Yemek yerken çatal bıçak tutuşlarında yaşanan zorluklar da titreme hastalığına sahip olan kişilerde görülür.



Titreme Hastalığı Tanı Yöntemleri

Semptom göstermeye başlayan kişiler uzman doktora giderek öncelikle titreme görülen bölgeyi ve hikâyesini anlatmalıdır. Titreme hastalığı tanı yöntemleri ilk önce titreme görülen bölgenin gözlemlenmesi ile başlar.

Muayene sürecinde uzman doktor gözlemlemek için sizden yazı yazmanızı isteyebilir. Siz yazı yazarken doktor da titremenin ne şiddette olduğunu ölçer. Yazı yazmak yerine herhangi bir nesneyi tutmanızı da isteyebilir.

Sinir sisteminden kaynaklı bir problem olup olmadığının anlaşılması için nörolojik muayene yapılır. Muayene sonucunda kaslarınızın dokusu, kuvveti, tendon incelemesi, refleksler, duruş ve koordinasyon incelemesi yapılır.

Hastanın vücudu üzerindeki hakimiyetini ölçmek için çeşitli egzersizler yaptırılabilir. Örneğin işaret parmağıyla burnunuzun ucuna dokunmak ya da tek bir çizgi üzerinde dengeli bir şekilde yürüyebilmek gibi.

Kan testi ile idrar testi istenebilir. Bu testlerdeki amaç tiroid kontrolü ya da hastalığa sebep olabilecek başka bir hastalığın kontrolü içindir. EMG testi yapılabilir. Uygulanan bu test yine kas sisteminiz üzerindeki kontrolünüzü ve sinir sisteminizi ölçer. Görüntüleme ile de kaslarınız ve sinirleriniz incelenebilir. Hastalığın kesin tanısını koyabilmek için tek bir yöntem ya da test yoktur. Tremor başka bir hastalıktan kaynaklanıyorsa diye farklı testler uygulanarak o hastalığın önüne geçilmesine çalışılır.

Yapılan egzersizler, testler ve görüntüleme yöntemleri sonucunda tanı konması yine de uzun zaman alabilir. Bu sebeple önerilen tüm tanı yöntemlerinin uygulanması tavsiye edilir.



Titreme Hastalığı Tedavi Yöntemleri

Titreme hastalığı için tek bir tedavi yöntemi yoktur. Hastaların semptom gösterme derecelerine göre çeşitli tedavi yöntemleri uygulanır. Eğer hasta çok küçük titreme nöbetleri yaşıyorsa belirli bir tedavi uygulanmayabilir. Titreme hastalığı tedavi yöntemleri genellikle semptomları ağır gösteren kişiler için uygulanır.

Üç türlü tedavi yöntemi vardır. Bunlardan ilki ilaçla tedavidir. Esansiyel tremor olan hastalara genellikle ilaç tedavisi uygulanır. Kullanılan bazı ilaçlar şunlardır:

  • Propranolol
  • Flunarizin
  • Alpazolam
  • Primidon

İlaçlar hormonları düzenleyici olurlar ve kan basıncını düzenlerler. Alpazolam bir tür antidepresandır. Tüm ilaçlar hastanın duygu durumunu uygun seviyeye indirerek titremeleri azaltmayı hedefler.

Bir diğer tedavi yöntemi de botoks yöntemidir. Bu yöntem titremeler yüz bölgesinde ya da kafa bölgesinde görülüyorsa uygulanabilir. Enjeksiyon yöntemiyle titreyen bölgedeki kaslar felç edilerek titremeler azaltılır ya da yok edilir. Hastanın onayı olursa bazı durumlarda el bölgesi için de uygulanabilir.

Titreme hastalığı tedavisi için kullanılan bir diğer yöntem de cerrahi müdahaledir. Bu müdahale titremeleri çok şiddetli olan ve hayatını olumsuz olarak etkileyen hastalar için uygulanır. Beynin ilgili bölümüne yerleştirilen elektrotlar sayesinde titremelerin önüne geçilir. Bu elektrotlar göğüs bölgesine yerleştirilen bir pil ile çalışır ve kontrol edilirler.

Bu elektrotlar titremeyi önlemek için beyne sinyaller gönderirler ve semptomların önüne geçerler. Bazı hastalara da X ışını tedavisi uygulanır. X ışınları ile titreyen bölgeye müdahale edilir.

Beyin Damar Hastalıkları, Nöroloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Nöroloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar

Nöroloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar

Nöroloji hastalıkları sinir hastalıklarının tanısı ve tedavisi ile ilgilenen bir tıp dalıdır. Kişilerin yaşadıkları sinir sistemi sorunlarında, nöroloji bölümüne sevkleri gerçekleştirilmektedir.



Nörolojik Hastalıklar

Sinir sisteminde fiziksel ya da çevresel tetikleyicilere bağlı olarak meydana gelen rahatsızlıkların tamamı nöroloji ana bilim dalı ile ilişkilendirilebilir. Bu anlamda oldukça geniş bir inceleme alanı bulunur. İnceleme alanına gire başlıca rahatsızlıklar,

  • Beyin ve damar yolları ile ilişkili rahatsızlıklar
  • Migren, epilepsi ve ya kronik hale gelmiş baş ağrısı
  • Periferik sinir sistemi rahatsızlıkları
  • Kas hastalıkları
  • Uyku bozuklukları
  • Multipl Skleroz ve türevi rahatsızlıklar
  • Baş dönmesi
  • Demans hastalıkları
  • Alzheimer hastalığı
  • Beyin ve omurilik sisteminde meydana gelen enfeksiyonlar ve tümör oluşumları bu alanla ilişkilendirilen rahatsızlıklardandır.

Bu hastalıklarla ilgili olarak detaylı tetkik ve analiz gerekmektedir. Nörolojik hastalıklar bütünüyle tüm vücut üzerinde kalıcı etkiler yaratabilmekte ve yaşam kalitesini düşürebilmektedir.


Nöroloji Bilgi Formu



Nörolojik Test Çeşitleri

Sinir sistemi hastalıkları konusunda tespit yapılmasına yardımcı olan test çeşitlerine nörolojik test çeşitleri adı verilir. Bu testlerden çıkacak sonuç doğrultusundan nen uygun tedavi yöntemi seçilir ve tedavi süreci buna bağlı olarak şekillenmektedir.

  • Genel itibariyle beyin check-up adı da verilen testler
  • EGG sistemi
  • MR
  • Nöropsikolojik testler
  • Gen taramadır.

Bu testler söz konusu uzmanın talebi doğrultusunda gerçekleştirilir. Yapılan tetkikler, hastalığın seyri esnasında tekrar yöntemine de tabi tutulabilmektedir. Bu tamamen tedavi görün kişini ile ilgili olan kişisel bir durumdur.



Elektroensefalografi (EGG) Sistemi Testi

Nörolojik hastalıklar konusunda, saçların kazınması işlemi söz konusu olmadan yapılabilen testlerden biridir. beyin fonksiyonları ile ilgili incelemeye olanak tanır. EGG testi genel itibariyle

  • Beyin tümörlerinin teşhis edilebilmesi,
  • Darbelere bağlı meydana gelen kafa travmalarında yaşanan hasarın tespiti
  • Uyku bozukluklarının nedenlerinin tespiti
  • Dejeneratif hastalıkların tanısı
  • Psikolojik hastalıkların ileri safhaları
  • Nöbetler konusunda başvurulan bir yöntemdir.

Bu testte hastalara ayakta uygulanmaktadır. Hasta üzerinde yaratacağı bir hasar söz konusu olmaz ve uygulama esnasında ağrı ya da sızı hissedilmez. Test esnasında, uygulamayı yapan uzman hastanın belli periyotlarda nefes almasını ve gözlerini açıp kapamasını ister. Yaklaşık olarak yarım saat süren test öncesinde kişinin tok ve uykusunu almış olması gerekir.



Manyetik Rezonans Görüntüleme Testi (MR)

Bu testte hasta özel olarak tasarlanan tıbbi bir cihaz içerisine yatay pozisyonda konumlanır. Cihaz içerisinde yer alan çok sayıda magnet ile nörolojik hastalıklar teşhis edilir. Hastanın test esnasında üzerinde bulunan metalleri çıkarması gerekmektedir.

Beyinde ve omurilikte meydana gelen tümörlerin tespiti enfeksiyonlar, dejeneratif hastalıklar bu testle tespit edilebileceği gibi ayrıca göz hastalıklarının tanısı ve inlamasyonlar içinde başvurulan bir test çeşididir.

Gen Tarama Testleri

Kişilerin genetik yapıları nörolojik hastalıkların nedenleri konusunda oldukça belirleyicidir. Pek çok sinir sistemi rahatsızlığı genetik özelliklerden ileri gelebilir. Yapılan bu test ile kişinin ne tür bir nörolojik hastalığa sahip olduğu tespit edilir ve uygun tedavi yöntemi uzman tarafından belirlenir.



Nöropsikolojik Testler

Nöropsikolojik testler ile, benzer belirtilere ve etkilere sahip olan rahatsızlıkların birbirinden ayrılması ve doğru teşhisin konulması konusunda oldukça etkilidir. Yaklaşık olarak 2 saat süre ile uygulanan bu testler, demans ve depresyon gibi birbirine çok benzeyen nörolojik hastalıklar konusunda doğru verilerin elde edilebilmesi sağlar. Tanının dışında tedavi sürecinde de hastalığın seyri ve hastanın iyileşme sürecinin de tespit edilebilmesine olanak tanır.

Nöropsikolojik testler, kişinin ihtiyacına göre çeşitli alt dallara ayrılmakta ve her bir türü ayrı bir durumun tespitine yönelik olarak uygulanmaktadır.

  • Stroop test
  • Wechker bellek testi
  • Harf akıcılığı testi
  • Semantik akıcılık
  • Winsconsin kart eşleştirme testi
  • Yüz tanıma testi
  • Adlandırma analizi
  • İz sürme testi
  • Sözel bellek süreçleri tespiti testi

Wais ikili benzerlikler testi olarak kendi içerisinde ayrılan bu testlerin her biri dikkat tespiti, görsel mekânsal beceriler ve dil becerilerinin tespiti konuların analizine yöneliktir.

Uzmanın görüşüne göre paket şeklinde de uygulanabilen bu testler yardımıyla nörolojik hastalıklar konusunda oldukça etkilidir.

Nöroloji Randevu Nasıl Alınır?

Nöroloji bölümünden randevu almak iki farklı kanaldan yapılmaktadır. Devlet hastanesinde randevu almak için, 182 nolu telefon numarası aranmalıdır. tüm operatörlerden ve sabit hatlardan aranabilmektedir. Yetkililerle yapılan, görüşmede hangi ilde bulunan poliklinikten randevu aldığınızı belirtmeniz gerekmektedir. Uygun gün ve saat size bildirilir. belirtilen bu gün ve saatlerde randevunuzu talep edip onaylayarak işleminizi tamamlayabilirsiniz.

Özel bir hastaneden randevu talebiniz olduğu takdirde, ilgili hastanenin iletişim kanalları aracılığıyla irtibata geçerek talebinizi iletebilir, randevunuzu oluşturabilirsiniz.

Beyin Damar Hastalıkları


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Uyku Apnesi

Uyku Apnesi

Uyku apnesi bir kişi uyku sürecine girdiğinde süreç içerisinde nefes durmalarının yaşanmasıdır.

  • İlk sebep olarak horlama görülür.
  • Uykuya daldığımızda bütün bedenimiz dinlenmeye geçer fakat solunum yollarımızın kasları çalışmaya devam ederek yolların açık kalmasını sağlar.
  • Uyku apnesi olan bir hastada solunum yolları kaslarının gevşemesi problemi yaşanır.
  • Kasların gevşemesi, dil kökünün, bademciklerin, damağın yumuşak kısmının büyüme sebebiyle solunum yollarını tıkaması durumları da uyku apnesine sebep olur.


Uyku Apnesi Nedir?

Uyku durumunda olan bir kişi 10 saniye boyunca nefes alamadığı durumlar yaşıyorsa uyku apnesi var demektir. Vücut uyku apnesi sebebiyle nefes alamama durumu yaşandığında bir tepki verir ve nefes almaya çalışır. Bu çaba da horlama olarak dışarıya yansır. Uyku apnesi nedir gibi sorularınız için web sitesinden bilgilendirici yazılara da ulaşabilirsiniz.

Uyku apnesi olan kişinin bir doktor ile görüşmesi ve tedavi olması şarttır. Eğer zamanında müdahale edilmezse günlük hayatta birtakım kazalara sebep olabilir. İş sırasında yaşanılan kazalar ya da trafik kazaları uyku apnesi olan kişilerde daha yüksek ihtimal dahilinde oluyor.

Hastalık ülkemizde çok fazla görülmüyor fakat yüzde 1 ile 4 arası bir orana sahip. Bu da yeterince dikkat edilmesi gereken bir hastalık olduğunu kanıtlıyor. Örneğin diyabet hastalığının ülkemizde görülme olasılığı yüzde 3’tür ve uyku apnesi yüzdesi bu rakama hiç de uzak değildir. Bu sebeple uzman doktor müdahalesi gereklidir.


Uyku Apnesi Bilgi Formu



Uyku Apnesi Nedenleri

Uyku apnesinin nedenlerini araştırmadan önce kaç tür olarak görüldüğünü açıklamak daha faydalı olur.

Üç tür uyku apnesi vardır:

  • Obstrüktif uyku apnesi
  • Santral uyku apnesi
  • Mikst uyku apnesi

Obstrüktif uyku apnesi solunum yollarının işlevini kaybetmesi dolayısıyla yaşanan tıkanmalara denir. Oksijenin yeterli gelmemesi ve tıkanma sebebiyle uykudan uyanma durumları çok fazla yaşanır. Vücut tepki olarak horlama ve gürültülü nefes alma ile karşılık verir.

Santral uyku apnesi beynin solunum yollarındaki kaslara gereken sinyali yeteri kadar gönderememesi sonucuyla yaşanan nefes tıkanmalarıdır. Hava alma tamamen imkansız hale gelir ve oksijen alımı olumsuz yönde etkilenir.

Mikst uyku apnesi ise yukarıda bahsedilen iki tür uyku apnesinin tek bir kişide aynı anda görülmesi durumudur. Uyku apnesi nedenleri türlere göre farklılıklar gösterebilir.

Kasların yeterince gerilmemesi ve işlevlerini yerine getirememesi obstrüktif uyku apnesine sebep olur. Bu durum gerçekleştiğinde bir süre sonra nefes tıkanmaları dolayısıyla hasta rahat nefes alamaz ve oksijen yetersiz gelmeye başlar. Oksijen alımı düştüğünde de vücut kendini uyandırarak korumaya çalışır.

Çok fazla kilo sahibi olma, uyumamıza yardımcı olsun diye aldığımız uyku hapı ya da içecekler, sigara, alkol gibi maddelerin kullanımı, doğuştan dar olan solunum yolları gibi nedenler de uyku apnesine sebep olan durumlardır. Santral uyku apnesine beyinde yaşanan rahatsızlık durumları örneğin beyin sapı problemi gibi durumlar sebep olabilir.



Uyku Apnesi Belirtileri

Uyku apnesi türleri olan obstrüktif ve santral uyku apneleri için benzer belirtiler söz konusu olur. Belirtiler benzer olduğu için tanı konulurken özellikle dikkat etmek gerekir. Birbirinden ayrı türler olduğu için tedavi yöntemleri de buna göre belirlenmelidir. Uyku apnesi belirtileri her yaştan kişide görülebilir ve farklı şekilde kişi üzerinde etki edebilir.

İki türde de ortak görülen belirtilerin ilki horlamadır. Horlama sesi oldukça yüksek olur. Eğer evli çiftlerden biri uyku apnesi sahibiyse ve uyurken solunumu duruyorsa bu eşi tarafından fark edilecek şekilde ataklarla gerçekleşir.

Aynı şekilde eğer uyku apnesi sahibi bir çocuk ise solunum kesilmelerini aile bireyleri gözlemleyebilir. Uykusuzluk, ani uyanma, uykusuzluk sebebiyle gün boyunca yorgunluk da belirtilerdendir. Sinirli ve agresif bir ruh hali de hastalarda sıkça gözlemlenir.

Uykudan uyandığı andan itibaren kişinin boğazında kuruluk hissi olur ve ağrı görülür. Boğaz ağrıları ile birlikte baş ağrıları da yaşanır. Uykusuzluk problemi yaşandığı için dikkat dağınıklığı ve odaklanamama yaşanır.

Ağız bölgesinde kuruma görülür ve kişi olduğundan daha depresif bir moda girer. Özellikle çocuklar için horlama problemi yaşanıyorsa uyku apnesi olup olmadığına dair doktor kontrolüne götürülmelidirler. Bir çocuk için uyku apnesinin tedavi edilmemesi günlük hayata odaklanması ve arkadaş edinebilmesi için büyük bir engeldir. Her gece kontrol edilerek sürece doğru anda müdahale edebilme önemlidir.



Uyku Apnesi Tanı Yöntemleri

Uyku apnesi tanı yöntemleri için ilk olarak uzman bir doktora giderek şikayetlerinizi anlatmalısınız. Doktor hastayı dinleyerek öyküsünden hastalığın belirtilerini tespit etmeye çalışır. Daha sonra solunum yollarının kontrolü için solunum yollarının genel bir muayenesini yapar.

Solunum yollarının incelenmesi ucunda küçük bir kamera bulunan cihaz ile görüntülenme yoluyla kontrol edilir. Böylece daralma ya da gevşeme varsa hemen tespit edilir. Doktorun isteğine göre MR çekimi de yapılabilir.

Hastanede yatışı verilen hasta için uyku düzeninin izlenmesi yoluyla bir çizelge oluşturulabilir. Uygulanan test ile kişinin uyku sırasında kaç kere nefes alamama sorunu yaşadığı tespit edilir. Bu testin adı polisomnografidir. Aynı zamanda kalbinizin ritmini de ölçerek genel bir kontrol gerçekleştirir. Hastalığın tanısının koyulması tedaviye başlamak için büyük bir adımdır.

Polisomnografi testi sonucunda uyku sırasında oluşan nefes tıkanıklıkları ve solunum durması yüksek düzeyde çıkarsa kişiye uyku apnesi tanısı konur. Bu test uyku apnesinin her iki türü için de doğru sonuçlar verir.

EEG yöntemi ile de hastanın uyku sırasında beyin dalgalarının nasıl tepkiler verdiği ölçülür. Bu dalgalar kontrol edildiğinde hastanın uykuya dalışı, derin uykuya geçişi ve solunum durması sebebiyle oluşan düzensizlikler dikkatli bir şekilde takip edilebilir. EOM denilen göz hareketlerini izleyen yöntem ile göz hareketleri de izlenir ve yine aynı bilgileri kesin olarak bize verir.



Uyku Apnesi Tedavi Yöntemleri

Uyku apnesi hastalığının tedavisi vardır. Dünyanın genelinde de kullanılan ve kesin sonuç veren yöntemlerin başında CPAP denen tedavi yöntemi gelir. Açılımı Kesintisiz Pozitif Nazal Basınç olan yöntem bir cihaz yardımıyla gerçekleştirilir. Uyku apnesi tedavi yöntemleri arasında en kesin sonucu veren budur.

Bir maske ve cihazdan oluşan yöntemde uyku sırasında hasta cihazı baş ucuna koyar ve maskeyi yüzüne takar. Maske sayesinde burun yolunda oldukça hafif hissedilen bir basınç meydana gelir. Bu verilen basınç sayesinde solunum yolları uyku sırasında her zaman açık kalır. Hastalığın sonucu olan horlama ve gürültülü nefes alma gibi problemleri de tamamen ortadan kaldırır.

Uyku apnesi tedavisi için kullanılan maskeler kişi için özel olarak tasarlanır ve tedaviden önce hasta için en uygun maske modeli hangisiyse o seçilir. Herhangi bir ameliyat ya da cerrahi yönteme başvurmadan cihazı kullanmaya başladığınız anda etkisini hemen hissedersiniz ve ertesi gün hiç olmadığınız kadar dinç kalkarsınız.

Cerrahi yönteme ihtiyaç duyulduğu durumlar yalnızca eğer kişinin burun, boğaz gibi bölgelerinde şekil bozuklukları varsa düşünülür. Bu gibi durumlar yoksa CPAP yöntemi sizin için en uygun ve kolay yöntemdir.

Tedavi yöntemine başladıktan sonra solunum düzeleceği için uyku da düzene girer ve kişi daha sağlıklı bir hayat sürmeye başlar. Agresif ruh halinden tamamen kurtulur.

Beyin Damar Hastalıkları, Nöroloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Boyun Fıtığı

Boyun Fıtığı

Boyun fıtığı boyun bölgemizde bulunan ve omuriliğe bağlı disklerimizin birtakım sebeplere dayanarak hasar alması, bulunduğu bölgeden kayması veya yırtılma durumlarının oluşması sonucunda disklerin omurilik bölgesine ve burada bulunan sinirlere doğru baskı uygulamasıdır.



Boyun Fıtığı Nedir?

Omurgamız toplam 33 kemikten meydana gelir ve hareketlerimizi ve duruşumuzu belirler. Diskler ile birbirine bağlanan omurlar hareket halinde ya da dik duruyorken bu disklerden destek alır. Disklerin hasar görmesi ya da yerinden kayması durumu yaşanırsa boyun fıtığı gibi hastalıklar meydana gelir. Boyun fıtığı yazıp araştırarak siz de hastalık hakkında çeşitli bilgiler elde edebilirsiniz.

Boyun bölgesinde oluşan fıtıklar her insanda farklı sebeplere dayanabilir. Yaşlılık ya da meydana gelen kazalar gibi etmenler hastalığa yol açabilir. Koruyucu görev gören disklerin kayması söz konusu olduğunda etrafındaki boşluklara doğru yer değiştirirler ve bu da o bölgede fıtık oluşumuna neden olur.

Boyun bölgemizde bulunan 7 kemik birbirine disklerle bağlıdır ve hareketlerimizi bu diskler sayesinde gerçekleştirebiliriz. Diskler koruyucudur ve kıkırdak bir dokuya sahiptir. Bir darbe alındığında diskler yastık gibi davranarak sizi darbelerin etkilerinden korurlar.

Hareketlerimizi diskler sayesinde yaparız. Örneğin boynumuzun sağa sola oynatılması bu diskler sayesinde olur. Disklerin dış kısmı kıkırdak yapıda ve serttir. İç kısım merkezinde ise jöle gibi yoğun sıvı halde bulunan bir yapı vardır. Disklerde bir problem olduğunda günlük hayatımızı etkileyecek problemler ortaya çıkabilir.


Boyun Fıtığı Bilgi Formu



Boyun Fıtığı Nedenleri

Boyun fıtığı kişiden kişiye değişen sebeplerden kaynaklanabilir. Genellikle 20 ile 40 yaş arasındaki kişilerde görülen bir hastalıktır. Semptom gösteren hastaların ortak özellikleri çok fazla hareket ediyor oluşlarıdır. Boyun fıtığı iş dolayısıyla ağır yükleri kaldırmak zorunda kalan kişilerde çok rastlanır.

Uzun süren hareketlerin tekrarı ile oluşabileceği gibi ani ve ters hareketlerin bir anda oluşu sebebiyle de ortaya çıkabilir. Kişi ağır bir eşyayı itmeye çalışırken boyun omurlarını zorlaması sebebiyle oluşabilecek yırtılmalar da fıtık oluşumuna neden olabilir.

En çok görülen nedenlerden biri de ofis ortamında çalışan kişiler için ya da ders çalışan kişiler için uzun süreler boyunca bilgisayar başında ya da masa başında aynı duruşla oturmaya devam etmek bir süre sonra boyun fıtığı oluşumuna sebep olabilir.

Kullandığımız elektronik cihazların devamlı kullanılması fıtığa yol açabilir. Cep telefonunuzu sürekli kullanıyorsanız ve konuşurken cep telefonunuzu omzunuz ve boynunuzun arasına sıkıştırıyorsanız bir süre sonra bu duruş boyun fıtığı oluşumuna neden olabilir.

Masa başında otururken dik değil de başınızı ve boynunuzu eğerek uzun süre ekrana bakıyorsanız boyun fıtığınız olabilir. Oturduğunuz yerde cep telefonunuza ya da tablete göz hizanızda değil de daha aşağıda tutarak bakıyorsanız ileride fıtık oluşumu olabilir. En uygun kullanım göz hizanızda tutmak ve eğilmeden oturmaktır. Bazı durumlarda genetik faktörler de boyun fıtığı oluşumuna neden olabilir.



Boyun Fıtığı Belirtileri

İlk olarak görülmeye başlayan semptomlar her kişide boyun bölgesinde oluşan ağrı olarak ortaya çıkar. Boynunuzda oluşan ağrılar her zaman fıtık olduğu anlamını taşımayacağı için eğer ağrılar çok şiddetliyse uzman bir doktora görünmenizde fayda vardır. Boyun fıtığı kişi kendini bir nedenle çok fazla zorladıysa ya da taşıyabileceğin fazla ağırlık kaldırdıysa oluşur.

Hastalık sonucunda oluşan ağrı kişinin yalnızca boyun bölgesiyle sınırlı kalmaz. Sırt bölgesi, omuzlar ile kürek kemikleri, parmak uçlarından hastanın kafasının arka kısmına kadar geniş bir ağrı hissi oluşur. Şiddetli ağrılar boyun bölgesindeki hasar nedeniyle özellikle ellere ve parmaklara yayılabilir. Parmaklarda uyuşukluk olarak da kendini gösterebilir.

Fıtık ağrısı başladığında genellikle uzun saatler geçmez ve vücudun diğer bölgelerine de yansır. Kişi gövdesinin üst kısmındaki ağrı sebebiyle rahat hareket edemez. El bölgesine inen uyuşukluk hissi sebebiyle ellerini tam anlamıyla kullanamayabilir.

Uyuşukluk sebebiyle ellerinde duyularının kaybolması sık rastlanan bir semptomdur. Uyuşukluk ile beraber karıncalanma da görülebilir. Elektrik çarpması hissi gibi semptomlar ortaya çıkabilir. El parmaklarının uyuşukluğuna ek olarak kol kısımlarında güçsüzleşme görülür.

Bir durum için oluşturulan refleksler düzgün çalışmayabilir ya da yavaş kalabilir. Kol kaslarının güçsüzleşmesi sebebiyle incelme de gözlemlenebilir. Bazı hastalarda boyun fıtığı bacak bölgesini de etkiler. Ayak bölgesinde oluşan uyuşmalar da kişilerde gözlemlenmiştir.



Boyun Fıtığı Tanı Yöntemleri

Uzman hekime danışan hastanın ilk önce hikayesi dinlenir ve ağrı oluşan bölgelerin saptanmasına çalışılır. Ağrının şiddetini ve cinsini ölçen doktor diğer belirtilerin oluşup oluşmadığını kontrol eder. Ellerde ve parmaklarda uyuşma var mı, kişi bir nesneyi tutarken kuvvetsiz hissediyor mu, zamansız ve istemsiz oluşan bir refleks var mı gibi çeşitli gözlemler yapar. Boyun fıtığı görüntüleme teknolojisi ile daha net anlaşılır.

MR, BT gibi görüntüleme yöntemleri ile kişinin boyun bölgesinin üç boyutlu ve detaylı görüntüsüne ulaşılır. Burada disklerde herhangi bir hasar ya da kayma var mı tespit edilir. Hasar oluşumu varsa omurgadaki yıpranma kontrol edilir. Omurga bölgesindeki yıpranmalar genelde oluşan kemik çıkıntıları şeklinde olur.

Görüntüleme yöntemleri direkt olarak bize fıtığın görüntüsünü vermez eğer hasar oluşumu varsa bunu gösterir. MR görüntüleme yöntemi eğer boyun fıtığı varsa bu oluşumun omuriliğimize nasıl bir baskı yaptığı açık bir şekilde gözlemlenebilir.

Röntgen filmleri ile de desteklenen görüntüleme sistemleri omurga yapınızda herhangi bir kayma ya da hasar meydana geldiyse bunun gözlemlenmesini sağlar. Tüm bu muayeneden sonra eğer fıtık oluşumuna dair bir bulgu görünemiyorsa hastaya dinlenmesi tavsiye edilir. İlaç kullanımı ya da fiziksel hareketler ve egzersizler ile ağrı giderilmeye çalışılır. Fıtık omurda bulunan sinirler üzerinde herhangi bir olumsuz etki yapmamışsa bu şekilde egzersiz yöntemleri önerilir.



Boyun Fıtığı Tedavi Yöntemleri

Boyun fıtığı olan hasta öncelikle günlük hayatında nasıl durması, oturması ya da davranması gerektiği konusunda uzman doktor tarafından bilgilendirilir. Masa başı bir işte çalışıyorsa doğru oturma yöntemi ve nasıl egzersizler yapması gerektiği anlatılır. Boyun fıtığı kişinin ağrısının ve diğer belirtilerinin ne derece görüldüğüne bağlı olarak değişebilir.

Eğer omurilik sinirlerine zarar veren bir fıtık değilse ilaçla tedavi ve düzenli egzersiz önerilir. Ağrı kesici kullanımı hastanın ağrılarını geçirebilir. Eğer ağrılar şiddetliyse doktorun tavsiyesiyle hasta boyunluk kullanabilir.

Boyunluk her hasta için 3 gün süre boyunca tavsiye edilir. Çünkü fazla kullanımı boyun kasları için zayıflatıcı olabilir. Fizik tedavi yöntemleri de hastanın tedavi edilebilmesi için en sık kullanılan yöntemlerdir. Boyun bölgesi için itme ve germe egzersizleri düzenli olarak yaptırılır. Tüm bu egzersiz ve ilaç kullanımları uzman doktorun bilgisi dahilinde olur.

Hastanın ağrıları omurilik bölgesini oldukça olumsuz şekilde rahatsız ediyorsa kortizon enjekte edilerek ağrıların önüne geçilebilir. Enjeksiyon hastanın direkt olarak fıtık bulunan bölgesine uygulanır.

Yaşam şartlarını olumsuz etkileyecek şekilde semptom gösteren hastalar için cerrahi operasyon yapılır. Boyun fıtığı olan hastanın ameliyat sırasında kayma oluşan diskin omur boşluğuna taşan kısmı oradan çıkarılır. Ağrıların şiddeti azalmıyorsa ve iyileşme göstermiyorsa doktorlar bu tedavi yöntemini uygular. Ameliyat hastaya anestezi uygulanarak yapılır ve hasta üzerinde herhangi bir tehlikesi bulunmayan güvenli operasyonlardır.

Beyin Damar Hastalıkları, Nöroloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar, Boyun Fıtığına Hangi Bölüm Bakar?


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Huzursuz Bacak Sendromu

Huzursuz Bacak Sendromu

Huzursuz bacak sendromu ülkemizde çok fazla bilinmemesine rağmen oldukça sık görülen bir hastalıktır. İnsanlar bu hastalığı bilmedikleri için yaşasalar bile tedavi edilmedikleri için senelerce bu durumu yaşayabilirler.

Uyku sırasında ya da dinlenirken bacaklarımızda hissettiğimiz karıncalanma, ağrı ve insanda oluşan devamlı hareket ettirmek istemek bu hastalığın göstergelerdir.



Huzursuz Bacak Sendromu Nedir?

Nörolojik hastalıklar içerisinde yer alan huzursuz bacak sendromu sık sık akşam vakitlerinde ve gece artış gösterir. Kişi uyumaya hazırlanırken ya da dinlenmeye çalışırken bacaklarında yaşadığı rahatsızlık hissi ve hareket ettirme isteği çok yoğun bir şekilde yaşanır. İlk başlarda akşam saatlerinde ortaya çıkarken eğer hastalık ilerleme gösterdiyse gündüz vakti de yaşanabilir. Huzursuz bacak sendromu nedir diye arattığınızda siz de konuyla alakalı durumu yaşamış kişilerin görüşlerini okuyabilirsiniz.

Belirli vakitlerde oluşan bacaklardaki rahatsızlık hissi kişi yerinden kalktığında ya da bacaklarını hareket ettirdiğinde rahatlama ile çözülür. İki bacak için de aynı hissiyatı yaşayan hastaların çok az bir kısmının vücudunun diğer bölgelerine sıçraması da görülebilir.

Genellikle akşam vakitlerinde ya da gece yaşanan bir durum olduğu için kişilerde uykusuzluğa sebep olur ve günlük hayatlarını da olumsuz etkiler. Uykuya dalan hastalarda da bacaklarda farkında olmadıkları ve istemsiz bir şekilde yaptıkları hareketler ortaya çıkar. Bu gibi durumlara Periyodik Bacak Hareketleri denir. Her hastada rastlanmaz ama çoğunda bu durum görülür.


Huzursuz Bacak Sendromu Bilgi Formu



Huzursuz Bacak Sendromu Nedenleri

Huzursuz bacak sendromunun kanıtlanmış bir nedeni olmamakla birlikte kişiden kişiye sebepler değişim gösterebilir. Herhangi bir nedene bağlanamayan durumlar da yaşanır. Bir neden bulunamayan durumlara primer huzursuz bacak sendromu denir.

En çok rastlanan nedenlerden biri kişilerde olan demir eksikliğidir. İncelemelerde kandaki demir seviyesi az olarak ölçülürken aynı zamanda beyinde bulunan demir seviyesi de ölçülür. Huzursuz bacak sendromu nedenleri arasında yer alan beyindeki demir eksikliği sık rastlanan bir durumdur.

Bir kişide kanındaki demir seviyesi ölçüldüğünde normal değerler görülürken beyindeki demir seviyesinde azalma meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda da hastalık görülür. Beyindeki demir seviyesinin ölçülmesi için görüntüleme yöntemleri kullanılır.

Sık rastlanan nedenlerden bir diğeri de genetik faktörlerdir. Aileden geçen kalıtsal bir durum olarak karşımıza çıkabilir. Genellikle hastalık 40 yaş altındaki kişilerde görülmeye başlar. Genç yaşta görülüyorsa arkasında genetik sebepler aranır.

Hamilelik döneminde bir kadının hormonlarının yapısında değişiklikler meydana gelir ve bu durum huzursuz bacak sendromuna sebep olabilir ya da olan bir durumu daha ağır şekilde ortaya çıkarır.

Doğuma az kaldığı zaman kadınlarda genellikle bu semptomlar ortaya çıkarken doğum gerçekleştiğinde semptomların yok olduğu gözlemlenir. Cinsiyet olarak bakılırsa kadınların hastalığa yakalanma oranı erkeklerden daha yüksektir.

Başka bir hastalıktan dolayı huzursuz bacak sendromu yaşanabilir. Böbrek yetmezliği, Parkinson gibi hastalıklar buna örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca vitamin eksikliği de hastalığa sebep olur.



Huzursuz Bacak Sendromu Belirtileri

Huzursuz bacak sendromu olan kişiler özellikle akşam saatlerinde ve uyku vaktinde belirtileri yüksek yoğunlukta hissetmeye başlarlar. Bacaklardaki rahatsızlık hissi giderek artar ve kişi kendini bacaklarını hareket ettirmek zorunda hisseder. Huzursuz bacak sendromu belirtileri kişilerin daha önce hissetmediği rahatsızlık hissiyle ortaya çıkar.

Yalnızca bacak bölgesini değil kollarda ya da göğüs kısmında da birtakım rahatsızlık hissi olarak ortaya çıkabilir ama bu çok sık rastlanmaz. Bacaklardaki rahatsızlık hissi haricinde karıncalanma olarak da kendini gösterir.

Kaşıntılar artar ve bacaklarda yanma hissi ortaya çıkabilir. Bir süre sonra eğer hareket edilmezse zonklama ile ağrı iyice rahatsız edici olur. Hastalar ile görüşüldüğünde ve tarif edilmesi istendiğinde bacakların içerisinde bulunan damarların içinde yabancı bir sıvı madde dolanıyormuş gibi hissettiklerini bildirmişlerdir.

İleri derecede semptom gösteren hastalarda kramp olarak da belirtiler ortaya çıkabilir. Bazı insanlarda semptomlar hafif olarak kendini gösterse de bazı hastalarda da oldukça şiddetlidir. Şiddetli olduğu durumlarda hastanın bir uzman doktora danışması şarttır.

Uyku esnasında da rahatsızlık hissi devam ettiği için hasta yatakta durmadan hareket eder ve bacaklarını oynatır. Kendini anca bu şekilde rahatlatabileceği için hareketler gece boyunca devam eder. Hafif semptomlu hastalarda seyrek olarak ortaya çıksa da ağır geçiren hastalar hemen hemen her gece bu rahatsızlık hissini yaşarlar.



Huzursuz Bacak Sendromu Tanı Yöntemleri

Uzman doktor ile görüşerek hastalığa bir tanı konması tedavi başlangıcı için gereklidir. Huzursuz bacak sendromu hastalığının tanısını uyku hastalıkları uzmanı doktorlar koyar. Huzursuz bacak sendromu tanı yöntemleri uzman doktorun hastanın hikayesini dinlemesiyle başlar.

En sık rastlanan nedenlerden biri olan kanda ya da beyindeki demir eksikliği olup olmadığının kontrolü için birtakım testler yapılır. Kan testi sonucuna göre de böbreklerin incelenmesi, şeker incelemesi, anemi gibi ek testler uygulanabilir.

Bu üç test konusu huzursuz bacak sendromuna en çok sebep olan durumlardır. Kadınlar için yapılan hormon testleri de hastalığa karşı tanı konulmasını sağlar. Örneğin tiroid hormonu düşük çıkması hastalığın sebeplerinden biri olarak görülebilir.

Kontrol amaçlı uyku apnesi testleri de yapılarak kişide bu hastalığın olup olmadığı kontrol edilir. Tüm testler yapıldıktan sonra duruma göre beyin görüntülenme ya da beyin dalgalarını izleme ile kalp atışına dair testler de yapılabilir.

Tüm yapılan testlerin sonunda bir tanı konulacak kadar veri elde edilemezse hasta nörolojik muayeneye gönderilir. Kişinin başka bir hastalığı var ise bu hastalığın tedavisinde kullandığı ilaçlar incelenerek yan etki olup olmadığı araştırılır. Başka bir hastalıktan kaynaklı olan bir durum var ise öncelikle ilk hastalığın tedavisi üzerine yoğunlaşır.

Yapılan tetkikler sonucunda bile huzursuz bacak sendromu kolay tanı koyulabilen bir hastalık değildir. Kişi tanı konmadan önce birçok farklı teste ihtiyaç duyabilir.



Huzursuz Bacak Sendromu Tedavi Yöntemleri

Huzursuz bacak sendromu ilaç ile tedavi edilebilen bir hastalıktır. Kullanılan ilaçlar daha çok bu hastalığa sebep olan nedenleri ortadan kaldırmak için kullanılır. Huzursuz bacak sendromu tedavi yöntemleri demir eksikliği ya da diyabet gibi hastalıklar sebebiyle yaşanıyorsa ilaçlar bu hastalıkları tedavi amaçlı hastaya kullandırılır.

Demir eksikliği varsa hastaya ilaç haricinde ağız yoluyla alabildiği demir takviyesi de yapılır ve demir oranlarının normale dönmesinin sağlanması amaçlanır. Eğer hasta semptomları çok şiddetli göstermiyorsa gün içerisinde yaptığı masaj ya da sıcak, soğuk uygulama rahatsızlık hissini azaltabilir.

Eğer huzursuz bacak sendromu kişinin kullandığı bir ilacın yan etkisi olarak ortaya çıktıysa bu ilaçların doktorun izniyle azaltılması da bir tedavi yöntemidir. Zararlı madde kullanımı örneğin sigara kullanımı varsa hastanın bunu bırakması istenir.

İleri yaşlı kişilerde görülen semptomlar için eğer kişide varis oluşumu varsa varis tedavi süreci başlatılır ve bu şekilde semptomlara da etki edilir. Kişide vitamin eksikliği sebebiyle semptomlar görülüyorsa yine ağız yoluyla vitamin takviyeleri yapılır.

Huzursuz bacak sendromu yaşayan hastalar için birtakım fizik tedavi hareketleri de tavsiye edilir. Bu hareketler için hasta hastaneye gitmek zorunda değildir kendi evinden de uygulayabilir. Şiddetli semptom gösteren hastalar hem ilaç hem de egzersiz ile kısa zamanda ağrıların ve semptomların şiddetinde azalma yaşarlar. Tedavi süreci çoğu hastada başarıyla sonuçlanır.

Beyin Damar Hastalıkları, Nöroloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Torasik Outlet Sendromu

Torasik outlet sendromu

Torasik outlet sendromu genellikle kadınlarda görülen ve göğüs kısmındaki sinirlerin ve kan damarlarının baskısı sonucu bir ağrı oluşması ve bu ağrının kollar, eller ve omuzlar üzerinde de etkili olmasıdır. Vücudumuzda torasik çıkış olarak adlandırılan yer köprücük kemiğimiz ile ilk kaburga bölgesinin arasında bulunan boşluktur.

Bu boşluğun belirli sebepler dolayısıyla daralma göstermesi ya da hasar alması durumunda da burada bulunan sinir ve kan damarları üzerinde baskıya sebep olur. Bu baskılar sonucunda da ağrılar meydana gelir.



Torasik Outlet Sendromu Nedir?

Torasik çıkış sendromu da denen bu hastalık en çok kadınlarda doğum sonrası ya da belirli kazalar sonucu görülebilir. Torasik outlet sendromu nedir diye aratarak siz de ileride başınıza gelirse ne yapmanız gerektiğine dair bilgi elde edebilirsiniz. Bu hastalığa sahip olan kişilerde tanı konması ve tedavi aşaması çok önemlidir.

Vücudumuzun kol bölgesinde özellikle etkili olan hastalık ağrı ya da uyuşma olarak kendisini gösterebilir. Ağrı kişiyi rahatsız edecek kadar yoğundur ve kolların çabuk yorulmasına sebep olur. Yazı yazarken, iş yaparken ya da nesneleri taşırken kollarınızda ağrı ve uyuşma meydana gelir. Belirli bir yaş sınırı olmayan hastalık herhangi bir yaşta gözlemlenebilir.
Voleybol, basketbol gibi sporlarla uğraşan insanlarda daha çok görülme durumları vardır. Teşhis konulduktan sonra tedavisi mümkün olan bir hastalık olup erken teşhis edilmesi önemlidir.


Torasik Outlet (Çıkış) Sendromu Bilgi Formu



Torasik Outlet Sendromu Nedenleri

Vücudumuzun ilk kaburga ve köprücük kemiği arasındaki boşlukta birçok sinir, kan damarı bulunur ve eğer bu boşluk olması gerekenden daha darsa ya da hasar alırsa buradan geçen sinir ve kan damarları sıkışır. Bu sıkışma sonucunda da torasik outlet denen hastalık meydana gelir. Torasik outlet sendromu nedenleri kişilere göre farklılık gösterebilir.

İlgili kısımlarda meydana gelen travmalar bu hastalığa neden olabilir. Köprücük kemiği, beyin ve kaburga bölgemizdeki travmalar tokasik çıkış sendromuna sebep olurlar. İş dolayısıyla sürekli yazı yazıyorsanız ya da bilgisayar başında çok fazla zaman harcayarak Mouse kullanıyorsanız bu hastalık görülebilir.

Sporla uğraşan kişilerde semptomların görülmesi sık rastlanır. Voleybol, yüzme ya da tenis gibi sporlar başta gelir. Kişini duruşunda birtakım bozukluklar varsa bu hastalığa sebep olabilir. Aynı şekilde uyku bozuklukları da torasik çıkış sendromuna yol açan nedenlerden biridir.

Sırt bölgesinde meydana gelen yaralanma ve kazalar da Torasik outlet sendromu sebeplerinden olabilirler. Tümör oluşumu hastalığa sebep olan nedenlerden biridir. Göğüs kısmında ya da koltuk altı bölgelerinde oluşan tümörlerin erken teşhisi ve müdahale önemlidir.

Dışarıdan bir etki olmamasına rağmen kalıtsal olarak torasik çıkış bölgesi kendiliğinden dar olabilir ve bu sebeple torasik çıkış sendromu hastalığı oluşabilir. Kadınlarda daha sık görülen bu hastalık hem iç hem de dış etkenler sebebiyle günlük hayatı da olumsuz etkileyebilecek seviyelere çıkabilir.



Torasik Outlet Sendromu Belirtileri

Özellikle kol, omuz, el parmakları ve ayak parmakları bölgeleri başta olmak üzere oluşan ağrı ve uyuşma hissi tüm hastalarda ortak olan belirtilerdendir. Torasik outlet sendromu belirtileri bu ağrı ve uyuşmalar dolayısıyla bir süre sonra elleri kullanmada yaşanan problemlere de dönüşebilir.

Bir nesneyi taşırken ya da kavrarken zorlanmak en sık rastlanan belirtilerden biridir. Yalnız eller değil kol kısımları ile kavrama da zor hale gelir. Bir süre sonra hareket ederken kişi kısıtlanır ve istediği gibi rahat hareket edemez. Yalnızca ağrı ve uyuşukluk gibi iç etkenler değil kolların ya da ellerin dış kısımlarında kızarıklık ya da şişlik olarak da kendini gösterebilir.

Ağrı ile beraber gelen şişlik ve kızarıklık olursa muhakkak bir uzman doktora danışılması gerekir. Kollarla birlikte başlayan ağrı bir süre sonra boyun bölgesinde oluşan ağrılar ile de ortaya çıkabilir.

Torasik outlet sendromu belirtilerden en sık rastlananlardan biri de deride mavi bir renk dönüşümü yaşanmasıdır. Bu renk değişimine siyanoz denir ve mavimsi bir görünüme sahip olur.

Ağrı ve uyuşma yaşanan bölgelerde bir süre sonra his kayıpları yaşanır ve ağrıyan bölgeler günlük hayatta işlevselliğini de iyice kaybeder. Kendi kendinizi test etmek için kollarınızı yukarı kaldırdığınızda ağrı ya da uyuşukluk hissinin olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Eğer torasik sendromu var ise kollarınız hemen ağrımaya ve uyuşmaya başlayacaktır.



Torasik Outlet (Çıkış) Sendromu Tanı Yöntemleri

Hastalığın teşhis edilmesi için uzman doktor öncelikle hastanın hikayesini ve şikayetlerinin hangi bölgede olduğunu gözlemler. Torasik outlet sendromu tanı yöntemleri çok bilinen bir hastalık olmadığından her doktorun uzmanlık alanı değildir.

Tanı konulması zor olduğundan dolayı birçok hasta test yaptırmasına rağmen sorunun ne olduğuna dair kesin bir sonuç elde edememiş olabilir. Öncelikli olarak doktor hastayı muayene eder. Ağrı şikayeti olan bölgenin durumunun gözlemlenmesi için o bölgeye baskı uygulama gibi yöntemler denenir.

Bölgeye uygulanan baskı sonucunda çoğu hasta ağrı hissederek bir tepki verir. Fizik muayenesi sonrasında doktor gerek görürse birtakım testler uygulanabilir. Öncelikle tomografi çekilmesi istenebilir. BT tarama yapılarak göğüs kısmı ve torasik çıkış boşluğu incelenerek yapısında hasar olup olmadığı kontrol edilir.

MR görüntüleme ile ağrı olan bölgede herhangi bir tümör oluşumu olup olmadığı kontrol edilir. EMG yöntemi ile kas sisteminin potansiyeli ölçülür. Baskı karşısında ağrı oluşumu olup olmadığı ya da dayanıklılık oranları ölçülür.

Kan damarlarının sıkışması sonucu da Torasik outlet sendromu ortaya çıkabileceği için buna dair tetkikler de yapılabilir. Doppler ultrasonografi, anjiyogram, arteriyografi yöntemleri ile kan dolaşım sistemi kontrol edilir. Anjiyogram eğer hasta görüntüleme yöntemiyle test edilecekse kan damarlarını daha görünür hale getiren bir tür ilaçtır ve damar yoluyla hastaya verilir. Bu yöntemler hastayı zorladıkları için ileri derecede semptom gösteren hastalar için tercih edilir.



Torasik Outlet (Çıkış) Sendromu Tedavi Yöntemleri

Semptom gösteren hastaların durumlarına göre farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir. Ağır belirti göstermeyen hastalar için genellikle egzersiz ve fizik tedavi yöntemleri tercih edilir. Torasik outlet sendromu tedavi yöntemleri ağır durumlar haricinde cerrahi müdahaleyi tercih etmezler.

Kişi eğer hastalığı taşıyorsa fizik muayenesi ile birlikte torasik çıkış boşluğuna botoks yöntemiyle müdahale edilebilir. Ağrı ve uyuşukluk görülen kol ya da göğüs bölgesine de bu şekilde müdahale edilerek hastanın rahatlaması sağlanabilir.

Bu yöntemler işe yaramıyorsa cerrahi müdahale düşünülür. Ameliyat olması gereken hastalar için cerrahi müdahale gerçekleştirilir. Ameliyat sırasında ilk kaburga çıkarılarak burada sıkışmış halde olan sinir ve kan damarları kesilir ve oluşan baskı ortadan kaldırılır. Ameliyat için hastanın koltuk altında bir kesi açılarak buradan içeri girilmek suretiyle gerçekleştirilir.

Fakat Torasik outlet sendromu olan kişilerin büyük bir bölümü ameliyata gerek duymadan hastalıktan kurtulabilir. Bunun için geliştirilen egzersiz yöntemleri vardır. Boyun germe hareketleri, omuzlarınızı çevirme, boyun bölgesinde gerçekleştirilen çekmeler bu egzersizlere örnektir.

Kişi hayatında birtakım değişiklikler yaparak da bu hastalıktan kurtulabilir. Örneğin sürekli bilgisayar kullandığınız masa başı bir işiniz varsa iş değiştirebilirsiniz. Kişi kendini korumak için birtakım kurallara da uyabilir. Örneğin boyun ve omuzlarınızı etkileyecek şekilde ağır sırt çantalarının taşınmaması gerekir. Kilolu kişilerde daha sık görüldüğü için doktor kontrolünde diyet uygulaması da hasta için faydalı olur.

Beyin Damar Hastalıkları, Nöroloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Omurilik Bozuklukları

Omurilik Bozuklukları

Omurilik bozuklukları kişilerin dik duruşlarına olanak tanıyan omurgalarında meydana gelen her türlü hastalığı ifade eder. Yapılan çeşitli tetkikler sonucunda, hastalığın tanısının konmasının ardından en uygun tedavi yöntemi belirlenerek süreç başlatılır. Tedavi süresi boyunca, fizik tedavi ve rehabilitasyona yönelik aktiviteler yapılabilmektedir. İlerleyen safhalarda, cerrahi müdahaleler de operatör doktorlar tarafından gerçekleştirilir.



Omurilik Bozuklukları Nedir?

Omurilikle ve ya bütünüyle omurga ve sinir sistemlerinde meydana gelen olumsuz durumlardan kaynaklı meydana gelen çok çeşitli hastalıklar bu sınıf içerisinde değerlendirilmektedir. Hastaların pek çoğu şiddetli ve periyodik ağrılar nedeniyle gündelik hayatını idame ettirmekte güçlük çekmektedir. Omurilikte meydana gelen hastalıklardan kaynaklı kişilerin büyük bir bölümü yürüme yetisini de kaybedebilmektedir. Bu nedenler belirtiler gözlemlendiği an itibariyle mutlaka uzman bir hekime başvuru yapılmalı ve ertelemesiz bir biçimde tedaviye başlanmalıdır.

Skolyoz
Kamburluk
Omurgada ve omurilikte meydana gelen enfeksiyonlar
Boyun fıtığı
Bel fıtığı
Omurga kireçlenmesi
Omurga kayması
Disk kayması
Dar kanal
Omuriliği ve sinir uçlarını zedeleyecek travmatik yaralanmalar
Tümör oluşumları
Darbeler sonucunda meydana gelen omurga kırıkları
Bel ve boyun bölgesinde meydana gelen kronik rahatsızlıkların tamamı bu alanın ilgisi dâhilindedir.

Kişinin yaşadığı ağrıların kısa bir süre içerisinde dindirilebilmesi için erken tanının önemi oldukça hayatidir. Başlangıç safhasında tüm rahatsızlıklarda olduğu gibi Omurilik bozuklukları söz konusu olduğunda da, tedavi süreci çok daha etkin ve mümkün olduğundan kısa sürede tamamlanabilmektedir. Erken tedavi sayesinde hastalığın izleri kısa bir süre içerisinde ortadan kaldırılarak, kişinin yaşam kalitesi mevcut seviyesine ya da mevcut seviyesine yakın bir noktaya getirilebilir.


Omurilik Bozuklukları Bilgi Formu



Omurilik Bozuklukları Nedenleri

Omurilikte meydana gelen bozuklukların nedenleri doğuştan gelen ya da sonradan çevresel etkenlerle oluşan şeklinde sınıflandırılabilir.

Metabolizma ile ilgili nedenler
Genetik faktörler
Akraba evlilikleri
Sinir sisteminde meydana gelen anomaliler
Kas sistemine ait bozukluklar
Duruş bozukluğuna neden olabilecek sendromlar
Yanlış ve ani hareketler
Hasar yaratacak darbeler, düşmeler ve ya kazalar
Ağır kaldırmak
Kalıtsal ya da çevresel etmenlerle oluşan iyi ve ya kötü oluşumlu tümörler
Omurga artriti
Spina bifida
Kemik erimesi
İskelet sisteminde meydana gelen çökmeler veya kırıklar
İleri yaş omurilik bozuklukları ve omurga hastalıklarının nedenleri arasında ifade edilebilir.



Omurilik Bozuklukları Belirtileri

Omurilikte baş gösteren rahatsızlıklar oldukça çeşitlidir. Bu nedenle her rahatsızlıkta farklı belirtiler gözlemlenebilmektedir. Bu rahatsızlıkların belirtilerine dair genelleme yapmak gerekirse,

Hastalığın oluştuğu bölgede gündelik yaşamı olumsuz etkileyecek ve hiçbir biçimde kontrol altına alınamayan şiddetli ağrı
Kollarda ve göğüs bölgesinde meydana gelen uyuşma
Bacaklarda ve kollarda yoğun güçsüzlük
Yürüme yetisinde kayıp
Dengede durmakta güçlük çekme
Sindirim sisteminde ve bağırsaklarda meydana gelen sorunlar
Isıya karşı yoğun hassasiyet
İskelet sisteminde gözlemlenebilir anomaliler
Özellikle fıtık gibi rahatsızlıklarda deride gözlenebilen şişlikler
Hareket kabiliyetinde azalma
Kuvvetsizlik
İdrarda ve gaita bölgesinde kontrol sorunları
Kas erimeleri
Duyu kaybı
Şiddetsiz darbelere karşı aşırı hassasiyet
Bacak bölgesinde ani ve gözlemlenebilir incelme denebilir.

Omurilik bozuklukları kişilerin hayatlarını büyük oranda sekteye uğratmaktadır. Hastalığı yaşayan kişinin bedeninde de gözle görülebilir deformasyonlara sebep olduğu için, estetik bir kaygı da yaratır. Yaşanan estetik bozukluklar kişinin psikolojik açıdan da olumsuz etkilenmesine sebep olarak sosyal ilişkilerinin de olumsuz yönde etkilenmesini doğrudan etkilemektedir.



Omurilik Bozuklukları Tanı Yöntemleri

Omurilik rahatsızlıkları adı altında ifade edilen rahatsızlıkların genelinde uzman hekimler benzer adımları izlemektedir. Omurilik bozuklukları tedavisinin öncesinde tanının konulması en uygun yolun izlenebilmesi ve hastalığın ilerlemeden kontrol altına alınabilmesi açısından oldukça önemlidir. kişinin hastalığının seviyesine bağlı olarak ilaç tedavisi ve ya cerrahi müdahale söz konusu olabilmektedir.

Omurilikle ilgili bir rahatsızlık söz konusu olduğunda uzman hekim ilk olarak hastanın öyküsünü talep eder. Bu öykü içerikte hastanın yaşadığı sorunları ifade ettiği çizelgelerdir. Net tanının konulması konusunda hasta öyküsü önemli bir yere sahiptir.
Öykünün ardından fiziksel testler uygulanmaktadır. Bu testler esnasında özel tıbbi ölçüm cihazları kullanılır. Yapılan ölçümlerle hastalığın safhası tespit edilir ve ilerleyen süreçte alınacak önlemleri belirler.

Röntgen çekimi omurilik bozuklukları tanısında sıklıkla kullanılan ve oldukça etkili sonuç alınabilmesine olanak tanıyan bir tespit yöntemidir. Tüm sistemin görüntülemesi röntgen cihazı yardımıyla yapılır. Yaygın olarak kullanılan tanı teknikleri içerisinde; EGG ölçümlemesi, bilgisayarlı tomografi, gen tarama, MR ve gerekiyorsa nöropsikolojik testler de kullanılmaktadır.



Omurilik Bozuklukları Tedavi Yöntemleri

Omurilik bozuklukları bir anda ortaya çıkabileceği gibi uzun süreli sinsi bir biçimde ilerleyebilir. Hastalıklara ilişkin uygulanan tedavi yöntemleri üzerinde belirleyici olan en önemli nokta hastalığın ne olduğunun tespitidir. Bunun yanında hastalığın ilerleme seviyesi de tedavi yöntemleri üzerinde belirleyicidir. Tedavilerde hedef aşamaları deformasyonun ilerlemesinin engellenmesi, deformasyonun düzeltilmesi ve düzeltilebilmiş omurga formunun korunması şeklindedir. Genel itibariyle bu hastalıkların tedavisinde,

Hastanın vücudundaki deformasyon seviyesine bağlı olarak korse tedavisi uygulanabilir.
Deformasyon ileri boyuttaysa cerrahi işlemler yardımıyla düzeltme işlemi yapılır.
Bir tümör söz konusu ise, yine cerrahi müdahale ile kitle alınır.
İleri seviye olmayan bozukluklarda çeşitli fizik tedavi ve güçlendirme teknikleri kullanılmaktadır.
Hastalığın ilerlemesini durdurabilmek konusunda etkili olan egzersizler yapılabilir. Bu egzersizler omurilik bozuklukları uzmanı önerisi ile yapılmalıdır.
Epidural steroid enjeksiyonları yöntemi ile baskının azaltılması sağlanabilir.
Kifoplasti tekniği ile kişinin çektiği yoğun ağrılar dindirilebilir.
Vertebroplasti yöntemi ile, omurları bir arada tutarak ağrıyı azaltmak ve düzgün bir form elde ederek korumak.
Süreç içerisinde iyileşebilecek bir hastalık tanısı konulmuşsa istirahat yöntemi kullanılabilir.
İskelet sisteminin destekçisi olan kasların güçlendirilebilmesi için pilates ve yoga gibi yöntemlerde doktor gözetiminde yapılabilir.

Erken tanının konabilmesi ve tedavi sürecinin kısa sürede tamamlanabilmesi için kişiler söz konusu belirtileri gözlemlediklerinde mutlaka bir uzman başvuru yapmalıdır.

Beyin Damar Hastalıkları, Nöroloji Bölümü Hangi Hastalıklara Bakar


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!


Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.


Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…


Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.


Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp