Koronavirüs-Coronavirus-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Koronavirüs ( Coronavirus ) Nedir?

Koronavirüs Coronavirus Dora Hospital

Coronavirüs Belirtileri

Tip 229E, NL63, OC43 ve HKU1 dahil olmak üzere yaygın insan koronavirüsleri, soğuk algınlığı gibi genellikle hafif ve orta derecede üst solunum yolu hastalıklarına neden olur. Çoğu insan hayatının bir noktasında bu virüslere yakalanır. Bu hastalıklar genellikle sadece kısa bir süre devam eder. Belirtiler şunları içerebilir:

Burun akması
Baş ağrısı
Öksürük
Boğaz ağrısı
Ateş
Genel bir rahatsızlık hissi

İnsan coronavirüs leri bazen pnömoni veya bronşit gibi alt solunum yolu hastalıklarına neden olabilir. Bu, kardiyopulmoner hastalığı olan kişilerde, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, bebeklerde ve daha büyük yetişkinlerde daha yaygındır.


Koronavirus (Coronavirüs) Teşhis

Doktorunuz coronavirüs lerini tespit etmek için solunum veya serum (kanınızın bir parçası) üzerinde laboratuvar testleri isteyebilir. Ciddi bir hastalığınız varsa veya MERS olduğundan şüpheleniyorsanız laboratuvar testlerinin kullanılması daha olasıdır.

Semptomlar yaşıyorsanız, sağlık hizmeti sağlayıcınıza son zamanlarda seyahat veya hayvanlarla temas hakkında bilgi vermelisiniz. Çoğu MERS-CoV enfeksiyonu Arap Yarımadası’ndaki ülkelerden bildirilmiştir. Bu nedenle, MERS tanısı koymaya çalışırken bir seyahat geçmişi veya develer veya deve ürünleriyle temasın bildirilmesi çok önemlidir.

Koronavirus ( Coronavirüs ) Bulaşıcılığı

İnsan coronavirüs leri genellikle enfekte bir kişiden başkalarına yayılır.

Öksürme ve hapşırma ile birlikte hava yolu ile
Dokunmak veya el sıkışmak gibi yakın kişisel temaslar ile
Üzerinde virüs bulunan bir nesneye veya yüzeye dokunmak, sonra ellerinizi yıkamadan önce ağzınıza, burnunuza veya gözlerinize dokunmak ile
Nadiren, dışkı kontaminasyonu ile

Amerika Birleşik Devletleri’nde insanlar genellikle sonbahar ve kış aylarında yaygın insan coronavirüs leri ile enfekte olurlar. Bununla birlikte, yılın herhangi bir zamanında enfekte olabilirsiniz. Çoğu insan, yaşamları boyunca bir veya daha fazla ortak insan coronavirüs leri ile enfekte olur. Küçük çocukların enfekte olma olasılığı daha yüksektir. Bununla birlikte, insanlar yaşamları boyunca birden fazla enfeksiyon geçirebilirler.

Koronavirus ( Coronavirüs ) Önlemleri – Koruma

Kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?

İnsanları coronavirüs enfeksiyonuna karşı koruyacak hiçbir aşı mevcut değildir. Aşağıdakileri yaparak enfeksiyon riskinizi azaltabilirsiniz.

Ellerinizi en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkayın.
Gözlerinize, burnunuza veya ağzınıza yıkanmamış ellerle dokunmaktan kaçının.
Hasta olan insanlarla yakın temastan kaçının.

Etfarınızdakileri Nasıl Koruyabilirsiniz?

Soğuk algınlığı semptomlarınız varsa, aşağıdakileri yaparak başkalarının korunmasına yardımcı olabilirsiniz

Hastayken evde kalın.
Başkalarıyla yakın temastan kaçının.
Öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda ağzınızı ve burnunuzu bir peçete ile örtün, ardından peçeteyi çöp kutusuna atın ve ellerinizi yıkayın.
Nesneleri ve yüzeyleri temizleyin ve dezenfekte edin.

Koronavirus ( Coronavirüs ) Tedavi

Coronavirüs lerinin neden olduğu hastalıklar için spesifik bir tedavi yoktur. Coronavirüs hastalığı olan çoğu insan kendi kendine iyileşir. Bununla birlikte, belirtilerinizi hafifletmek için bazı şeyler yapabilirsiniz;

Ağrı kesici ve ateş ilaçları alın (Dikkat: Çocuklara Asprin vermeyin.)
Boğaz ağrısı ve öksürüğü hafifletmek için bir oda nemlendiricisi kullanın veya sıcak bir duş alın.

Hafif hastaysanız,

Bol miktarda sıvı tüketin.
Evde kalın ve dinlenin.

Belirtileriniz hakkında endişeleriniz varsa, sağlık uzmanınıza görünmelisiniz.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Vertigo-Nasıl-Geçer-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Vertigo Nasıl Geçer?

Vertigo Nasıl Geçer? Dora Hospital

Vertigo oldukça ciddi bir hastalıktır. Eğer önlem alınmazsa ya da tanı koyulmazsa hasta olan kişinin yaşamında ciddi sorunlara neden olabilir. Bu durumun önüne geçmek adına vertigo nasıl geçer adımlarının doğru olarak takip edilmesi ve sonuca varılması gerekmektedir.


Vertigo Hastalığı Nedir?

Genel itibariyle kişinin hareket etmediği anlar da bile etrafı hareket ediyor hissine kapılıyor ve bu durum neticesinde baş dönmesi yaşıyorsa vertigo hastalığından söz edilebilir. Vücudun dengesinin bozulmasının tanısı olarak adlandırılan bu hastalık neticesinde bulantı, kusma gibi semptomlar da görülebilmektedir.

Buradaki önemli bir nokta her baş dönmesinin vertigo hastalığı olarak adlandırılamayacağıdır. Çünkü vertigo baş dönmesi olarak kendisini gösterse bile baş dönmesi pek çok sebep yüzünden gerçekleşebilir. Vertigo ise kronik bir halde, kişinin gündelik işlerini yapmasına engel olacak şekilde belirmektedir. Aynı zamanda vertigo nedeniyle belirtildiği üzere kusma, bulantı ya da işitme kaybı gibi belirtiler görülebilmektedir.

Vertigo Tedavisi Formu

Vertigo Hastalığı Nasıl Oluşur?

Vertigo hastalığı sık görülen hastalıkların başında gelmektedir. Temel itibariyle vertigo hastalığı oluşumu, vücut dengesinin bozulması anlamına gelmektedir. Vücut, hareketlerini orantılı yapabilmesi adına bir denge sistemine sahiptir. Denge sistemi ise iç kulaktaki denge kısımları tarafından sağlanmaktadır. İşitme organları ile yan yana bulunan denge yapısı 3 yarım daire kanalı ve iki keseden oluşmaktadır.

Bu yüzden kulaklarla ilgili bir rahatsızlık oluştuğunda; örneğin şiddetli bir ses sonrası denge bozulabilmektedir. Ancak vertigo sadece kulak rahatsızlığından oluşmamaktadır. Denge bölümü, vücudun nasıl hareket etmesini ya da durmasını özel sinyaller ile beyine iletmektedir ve beyin de bu kanaldan aldığı sinyallere göre hareket etmektedir. Eğer beyin bu kanallardan doğru sinyaller alamazsa vücudun dengesi bozulmaktadır.

Sağlıklı bir insanda hareketsiz olunduğunda sağ ve sol kulakta bulunan denge keseleri beyin ile eşit hale gelirler. Fakat keselerden birisinin ya da ikisinin bozulması durumunda, beyin hareketleri algılayamaz ve bu durumda vücut da dengesizce hareket eder. Vertigo’ya neden olan sebepler arasında ise en sık görülenleri şu şekilde sıralanabilir;

-Kulağın içinde yer alan kristallerin bulundukları yerden oynamaları sık rastlanan vertigo nedenidir. İç kulak içerisinde kalsiyum ve mineral kristalleri bulunur. Ancak stres, yorgunluk ya da travma nedeniyle kristaller yerinden oynayabilir. Kristallerin yerinden oynaması ise vertigoya neden olur. Hangi kulağın kristali yerinden oynamışsa o tarafa doğru baş eğildiğinde şiddetli bir baş dönmesi yaşanır. Öyle ki bu baş dönmesi kişiye deprem olduğu hissini bile verebilir. Bu durumda tedavi için kristal testi uygulanmalıdır.
-İç kulakta yer alan sıvı da vücut dengesi için önemli bir yapıdadır. Sıvının çeşitli nedenler ile artması sonucunda vertigo görülebilir. Bu durumda yoğun bir çınlama ya da işitme kaybı görülmektedir. Tedavi için öncelikli olarak ilaç tedavisi uygulanmaktadır.
-Vücudun dış nedenle virüs kapması da vücudun dengesinin bozulması adına önemli etkendir. Baş dönmesi bu sebeple oluşuyorsa virüsün vücuttan atılması oldukça zaman alacağı için hastanede yatış gerektiren durumlar oluşabilir.

Vertigo Nasıl Geçer?

Vertigo hastalığı ile mücadele etmek için birkaç noktaya önem gösterilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda;

  1. Vertigo tedavisi için ilk önemli nokta hastalığın altında yatan sebeplerin bulunmasıdır. Hastalığın nedenlerine bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Örneğin vertigo meinere hastalığından kaynaklanıyorsa ilaç tedavisi, tümörden kaynaklanıyorsa tedavi için ameliyat gerekmektedir.
  2. Vertigo belirtileri görünüyorsa mutlaka doktora başvuru yapılmalıdır. İlk olarak kulak burun boğaz bölümüne yapılacak başvuru neticesinde gerekli olan müdahaleler yapılacaktır. Burada iç kulaktaki sıvının durumu, iç kulak zarının durumu, iç kulaktaki kristallerin ölçümü ve dengeyi sağlayan yapının tespit edilmesi için gerekli tetkik ve tahliller yapılır. Vertigoya neden olan iç kulaktaki bir sorun ise buna yönelik ilaç ya da küçük cerrahi müdahaleler uygulanır.
  3. Bazı durumlarda beyindeki sinir sistemlerinin bozulması sonucunda vertigo oluşabilmektedir. Bu durumda ise beyin hastalıkları bölümünde gerekli tetkik ve tahlillerin yapılması gerekmektedir. Eğer sinir sistemindeki bir yavaşlık ya da bozulma vertigoya neden oluyorsa, ilaç ya da cerrahi operasyon yapılmaktadır.
  4. Vertigoya kulak ve beyin dışında da pek çok durum etki etmektedir. Bu yüzden kulak ve beyin bölgelerinde yapılacak araştırmalar sonucunda vertigoya neden olacak bir hastalık tespitinde bulunulmazsa, gerekli kontrollerin yapılması için ilgili bölümlere başvurulması gerekmektedir.

Vertigo tedavisinde hastanın katılımı da oldukça önemlidir. Bu yüzden doktorun tavsiyelerinin yanı sıra hem hastalığı gidermek hem de hastalığın oluşmasını engellemek adına şu adımlar takip edilmelidir;

  1. Hastalığın ilk nedeni gündelik yaşamdan kaynaklanan strestir. Stres vücudun geneline zararlı olduğu gibi baş dönmesi ve mide bulantısına da doğrudan etki ederek vertigo hastalığını pekiştirmektedir. Bu yüzden stresten uzak durmak, stresli durumları ise çabuk atlatmak bu hastalık için alınacak en önemli tedavi yöntemidir.
  2. Sağlıklı ve düzenli beslenmeye özen gösterilmelidir. Vertigonun sık yaşanma sebeplerinden birisi de beslenme alışkanlığının düzenli şekilde yapılmamasıdır. Özellikle hazır gıdalarda bulunan katkı maddeleri sağlık açısından oldukça zararlıdır. Bu durumda doğal yollardan beslenmek de vücudun dengesinin korunması adına önem taşımaktadır.
    Tuzu azaltın; vücudun dengesini sağlayan önemli etmenlerin başında tuz tüketimi gelmektedir. Çünkü tuz, iç kulaktaki sıvının artmasına neden olmaktadır. Bu durum ise vertigoyu tetiklemektedir.
  3. Su içmek; su içmek vücuda pek çok yarar sağladığı gibi vertigonun da oluşumunu engellemektedir. Böylece çünkü bol su tüketimi ile vücuttaki fazla tuz oranı dışarıya atılır ve böylece dolaylı yoldan olsa da su vertigo oluşumunu engeller.
    Vertigo hareketleri yapın; egzersiz vertigonun geçmesi ya da engellenmesi adına büyük önem taşımaktadır.

Vertigo hareketlerinde esas olan vücut dengesinin sağlanmasıdır. Bu hareketlerden en sık yapılanı, vertigo vakalarında azalmaya sebep olmaktadır. Hareketi yapmak için öncelikli olarak bir koltuğa oturup ayaklar yere basılmalıdır. Bu durumda önec vücut sağa doğru tam bir şekilde yatırılmalıdır. Bu pozisyondayken yukarıya doğru bakılır. Bu pozisyon esasında baş dönmesi yaratacaktır. Aynı hareket, ardından sol tarafa doğru yapılmalıdır.

Hareketin sabah ve akşam düzenli olarak beşer kez yapılması sonrasında kulak içindeki sıvı dengelenmeye başlayacağı için vertigo etkileri azalacaktır. Ancak hareket yapıldığı anda şiddetli bir baş dönmesi oluşuyorsa harekete devam edilmemelidir. Bu durumda hareketin yapılış miktarı azaltılarak, daha kısmi yatış pozisyonunda yapılmalıdır. Bu hareketin yanında gözleri yukarı aşağıya doğru hareket ettirmek, başı öne ve arkaya doğru yavaşça yatırıp kaldırmak, omuzları silkelemek, yere doğru eğilip kalkmak, merdiven inip çıkmak da vertigo hastaları için hastalığın etkilerini azaltmak için tavsiye edilmektedir.

Bu hareketlerdeki amaç vücut dengesinin tekrar sağlanmasını hızlandırmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki vertigo kronik bir hal alıp kişinin gündelik işlerini yapması adına ciddi sorunlar doğurabilecek bir boyut kazanabilir. Bu durumda ise yapılması gereken tıbbi yardım almaktır. Tıbbi yardım sonucunda vertigo hastalığının nedeniyle birlikte tedavi edilecektir. Vertigo tedavi edilebilen bir hastalıktır ancak bu süreçte doğru adımların ve teşhisin önemi oldukça büyük bir yer kaplamaktadır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Vertigo-Hastalığı-Nedir-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Vertigo Hastalığı Nedir?

Vertigo Hastalığı Nedir Dora Hospital

Her 100 kişiden 3’ünde rastlanan ve kişiyi sağlık anlamında oldukça zor bir duruma düşüren Vertigo hastalığı çoğu kimse tarafından bilinmemektedir. Öyle ki bu hastalığa sahip olanlar dahi hastalığın tanımından habersiz olabilmektedir. Vertigo ciddi bir rahatsızlık olup önlem alınmadığı takdirde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.


Vertigo Nedir?

Vertigo hastalığı genel itibariyle iç kulak hastalıkları ve daha seyrek görülmekle birlikte beyin ile ilgili rahatsızlıklar sonucu ortaya çıkmaktadır. İç kulak, vücudun dengesini sağlamak açısından önemli bir rol oynamaktadır. Kulak bu açıdan sadece işitme için önemli olmayıp denge unsurlarını sağlaması açısından da öne çıkan bir yapıdadır. Kulağın içinde bulunan işitme kanalının yanında bulunan denge organları, labirent adı altında 3 yarım daire kanalı ve iki keseden oluşmaktadır.

Sağ ve sol kulağın ikisinde de bu labirent yapısı bulunmaktadır. Bu yapıların özelliği ise ileri geri hareket etme, yer çekiminin algısı, dönme ya da yarım daire kulak içindeki kanallar tarafından algılanmaktadır. Denge sistemi sayesinde nasıl hareket edileceği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle kulakta bulunan denge bölümleri sayesinde vücut hareketlerini kontrol etmektedir. Örneğin yüksek alkol alındığı durumlarda dengenin yitirilişi bu kanalların işlevlerini tam olarak yerine getirememesinden kaynaklanmaktadır.

Vertigo Hastalığı Formu

Hareket olmadığı durumlarda ise her iki kulaktan beyne eşit duyumlar gitmektedir. Ancak sağa sola ya da ileri geri vb. hareketlerde meyledilen yön ne tarafta, o kısımda bulunan kulaktan beyne daha fazla sinyal gönderilir ve bu sayede beyin vücudun kontrolünü yönetir.

Bir benzetme ile kulak içinde bulunan bu denge yapısına direksiyon adı verilebilir. Vertigo rahatsızlığında ise iç kulak içindeki bu kanallarda sorun oluşmakta ve beyne mesajlar geç gönderilmekte ya da hiç gönderilmemektedir. Bu durumda da kişi dengesini yitirmekte, hareketsiz olduğunda bile etrafındaki her şeyi hareket ediyor şeklinde algılayacaktır. Bu baş dönmesine ise vertigo hastalığı denilmektedir.

Vertigo Hastalığının Belirtileri Nedir?

Vertigo hastalığı bulunan kimseler için ilk ve en önemli belirti sıklıkla görünen baş dönmesidir. Pek çok sebebe bağlı olarak kısmen baş dönmesi anları yaşanabilir. Ancak hareketsiz olunduğu halde ve sık bir şekilde baş dönmesi yaşanıyorsa, bu durum vertigo hastalığına işaret ediyor olabilir. Baş dönmesinin yanı sıra şu belirtilerin olması da vertigo hastalığının belirtileri sayılmaktadır;

-Kulakta sürekli bir halde devam eden basınç hissi,
-Kulağın içinden doğru gelen ve sesleri işitmeyi engelleyecek düzeyde çınlama,
-Özellikle sabahları uykudan uyanma esnasında akıntı oluşması,
-Sık bir halde görülen mide bulantısı,
-Sık ya da seyrek halde geçerli bir neden olmaksızın kusma

Eylemleri vertigo hastalığının belirtisi olarak sayılabilir. Vertigo hastalığı belirtileri olarak gözlerdeki anormal kasılma, kısılma ya da seyirme hareketleri de dikkate alınmalıdır.

Vertigo Hastalığının Teşhisi Nasıl Yapılır?

Vertigo hastalığının tedavisinden önce belirtilerin bu hastalık nedeniyle oluştuğu için öncelikli olarak tanı koyulması gerekmektedir. Bu kapsamda;

-Doktor tarafından gerekli tahliller yapılmalıdır çünkü belirtiler başka bir hastalıktan kaynaklanabilir.
-Vertigo’dan şüphelenildiği durumda ilk olarak kulak burun boğaz uzmanına gidilmelidir. Burada vücudun dengesini neyin bozduğuna dair kapsamlı bir muayene yapılacaktır.
-Mide bulantısı diğer belirtilerden daha baskın haldeyse öncelikli olarak mide bulantısı ve buna bağlı olarak gelişen kusmanın önüne geçmek için hareket edilecektir. Kısa süreli ilaç tedavisi ile mide bulantısının önüne geçilecektir.
-Dengeyi yitirmeye sebep olan hallerde kronikleşen bu durumdan hastayı kurtarmak adına doktor vertigo ilaçları tavsiye edecektir. Bu ilaçlar vertigonun şiddetini azaltmasına yardımcı olacaktır.
-Şayet kulak burun boğaz doktoru tarafından herhangi bir hastalık emaresi bulunmamışsa sorun beyin ile ilişkilendirilecek ve bu durumda beyin hastalıkları uzmanına görünmek gerekecektir.
-Ancak buradaki temel nokta vertigonun temel nedeni; belirtildiği üzere kulağın içindeki denge kanallarının bozulmasından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden sinir ya da beyin hastalıkları bölümünde vertigo yerine başka teşhis ve tedaviler uygulanbilecektir.
-Vertigoyu tetikleyen asıl bir unsur ise strestir. Stresli olunduğunda kulak içindeki denge yapısı deforme olacağından vücut dengesini yitirmektedir. Bu durumda stresten uzak kalma ve düzenli beslenme alışkanlığı da vertigonun önüne geçmek için önemli bir adımdır.

Vertigo Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır?

Doktor tarafından vertigo hastalığı teşhisi koyulduktan sonra vertigo hastalığının tedavisi için farklı tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Bunlardan ilki Vestibüler Rehabilitasyon olarak bilinen ve hastanelerin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon merkezlerinde yapılan tedavi yöntemidir. Bu tedavi kapsamında öncelikli olarak vücuttaki dengeyi neyin bozduğuna dair inceleme yapılır. Ardından sorun saptanır ve semptomlar ortadan kaldırılmaya çalışır.

Ancak bu durum genelde tam bir çözüm sağlamaz. Vertigo vücudun farklı bölgeleri ile ilişkili bir hastalık olduğu için hastalığın net olarak saptanması önem taşımaktadır. Bu kapsamda fizik tedaviden bir sonuç alınmazsa, kulak burun boğaz uzmanı tarafından gerekli müdahaleler yapılacaktır. Vertigo hastalığın tedavisi altta yatan hastalığa göre yapılmaktadır.

Kulakta oluşan rahatsızlıklar giderildiğinde hastalık da büyük oranda ortadan kalkacağı için tedavide odaklanılan asıl kısım kulak içindeki rahatsızlıklardır. Bu durumda antibiyotikler kullanılır. Eğer enfeksiyon iyileşmiyorsa cerrahi müdahale yapılacaktır. Eğer vertigoya Menier hastalığı neden oluyorsa bu durumda da tuzsuz diyet ve idrar sökücü ilaçlar verilecektir. Bening Parksizmal Pozisyonel Vertigo ise (BPPV) hastalık birkaç ay içerisinde düzenli bir müdahale sonucunda sonlanmaktadır.

Vertigo tedavisinde belirtiliği üzere asıl önemli olan vücuttaki denge unsurunun neden bozulduğunun tespit edilmesidir. Vertigo kendi başına oluşabileceği gibi bir başka rahatsızlık tarafından da tetikleniyor olabilir. Bu durumda ilk olarak hastalığın kaynağı saptanır ve bundan hareketle ilgili tedavi yöntemleri uygulanır. Kulak ve beyin bölümleri için yapılan müdahaleler ise vertigo hastalığı için ilk yöntemler olmaktadır.

Vertigo Hastalığında Dikkat Edilecek Noktalar Nedir?

Vertigo hastalığının oluşumunu engellemek ya da hastalığın tesirini azaltmak için şu noktalara dikkat edilmelidir;

-Vertigo’yu kafein, alkol, stres, sigara, tuz tüketimi gibi nedenler ortaya çıkarabilmekte ya da tetiklemektedir. Dolayısıyla bu durumların azaltılması ya da ortadan kaldırılması kişinin sağlığı için önemlidir.
-Denge egzersizleri de vertigo teşhisi koyulmuş hastalar için bir başka önemli tedavi yöntemidir. Denge egzersizleri spor hareketleri olarak da yapılabilir.
-Hızlı hareketlerden kaçının; vücut dengesini bozan eylemlerin başında ani hareketler gelmektedir. Bu sebeple özellikle sık bir şekilde başın sağa sola çevrilmesinden kaçınılmalıdır.
-Lunapark gibi yerlerdeki araçlar vücudun dengesini bozmak adına tasarlanmışlardır. Son zamanlarda yaygınlaşan “sanal gözlük”ler de yine vücudun dengesini bozarlar. Bu araçların kullanımı esnasında kısa süreli vertigo yaşanmaktadır. Ancak kronik bir hale gelmesi oldukça muhtemeldir.
-Stresten uzak durulmalıdır; stres en büyük vertigo nedeni olarak öne çıkmaktadır. Stres vücut dengesini bozar ve buna bağlı olarak bozulan beslenme alışkanlığının kötüleşmesi de vertigoyu tetikler.
-D vitamini takviyesi alın; vücudun D vitamini alması denge unsurunun bozulmaması için önemlidir. Bu yüzden güneşlenmek ya da D vitamini almak vertigonun engellenmesini sağlayacaktır.
-Bol su için; vücuttaki tuz oranın korunması için bolca su içilmelidir çünkü fazla tuz iç kulak sıvısının yükselmesine neden olmaktadır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Vertigo-Tedavisi-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Vertigo Tedavisi

Vertigo Tedavisi Dora Hospital

Vertigo eğer tedavi edilmezse ciddi boyutlara varabilen bir hastalıktır. Hastalığın tedavisi kadar teşhisi de önemli olduğu için vertigo tedavisi için ilk yapılması gereken doğru bir teşhis koyabilmektir.


Vertigo Hastalığı Nedir?

Gündelik yaşamdaki hareketleri yapmayı sağlayan vücuttaki denge unsurudur. Bu denge eğer bozulursa kişi, gündelik alışkanlıklarını yerine getiremez ve ciddi durum bozuklukları ile karşılaşabilir. Örneğin eşyalar ya da zemin sabit olduğu halde onları dönüyor gibi algılaması vertigo hastalığına işaret ediyor olabilir. Her 100 kişiden 3’ünde görülme oranı ile sık rastlanan hastalıkların başında gelen vertigo hastalığı tedavi edilmediği durumlarda ciddi sorunlar yaratabilmektedir. Baş dönmesi ve semptomları olarak işitme sorunları, mide bulantısı ya da kusma olarak beliren rahatsızlığa vertigo hastalığı denilmektedir.

Vertigo Tedavisi Formu

Vertigo Hastalığına Ne Sebep Olur?

Vertigo hastalığına sebep olanlar temelde iç kulak rahatsızlıklarından meydana gelmektedir. Çünkü kulak bölümlerinde vücudun dengesini sağlayan keseler bulunmaktadır. Bu keseler etraflarını algılarlar ve beyne sinyal göndererek kişinin hareket etmesini sağlarlar. Ancak keselerde herhangi bir aksama ya da bozukluk olduğunda beyne yanlış sinyal gönderildiği ya da hiç gönderilmediğinden ötürü baş dönmesine bağlı olarak mide bulantısı ve kusma durumları görülür. Bu durum anlık baş dönmeleri olabileceği gibi kronik bir halde de seyredebilir.

Baş dönmesinin yolda yürürken ya da araç sürerken ne gibi büyük bir etkilere sahip olabileceği göz önünde tutulursa, vertigo ciddi rahatsızlıklara sebep olan bir hastalıktır olarak tanımlanabilir. Kulak içindeki bu denge keselerinin doğru olarak işlev gösterememesine bağlı olarak vertigo rahatsızlığı sık olarak görülmektedir. Ancak vertigo için vücudun başka bölümlerindeki rahatsızlıklar da etkili olabilmektedir. Bu kapsamda vertigo hastalığına sebep olan durumlar için şu şekilde bir sıralama yapılabilir;

-İç kulak rahatsızlıkları,
-İç kulak dengesini sağlayan yapılarda oluşacak bozulmalar,
-Meniere hastalığı ya da bir başka deyişle iç kulak sıvısındaki değişiklikler,
-Denge sinyallerini beyne ulaştıran kanalların çalışmaması,
-Orta kulak iltihabı,
-Psikolojik rahatsızlıklar,
-Beyin tümörü

En sık görülen vertigo rahatsızlıklarıdır. Ancak genele bakıldığında vertigonun kulak ile ilgili sorunlardan kaynaklandığı görülmektedir. Bu durumda kulaktan kaynaklanan vertigo rahatsızlıkları periferal Vertigo olarak adlandırılmaktadır.

Periferal Vertigo Nedir?

Periferal vertigo, hastalığın büyük bir kısmının kulaktan kaynaklandığı durumlarda verilen isimdir. Bu durumda iç kulak kristallerinin yer değiştirmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu durum da kulak sıvısının bozulmasına neden olduğu için vertigo rahatsızlığının oluşmasına neden olur. Periferal vertigo nedenleri ise şu şekilde sıralanabilir;

-Vücudun hareket etmesine bağlı olarak baş dönmesi atakları,
-Meniere hastalığı,
-Perilenf fistülü,
-Menenjit,
-Akustik nörinom,
-Kabakulak,
-Menenjiom

Şeklinde sıralanmaktadır. Bu rahatsızlıklar vertigo hastalığını tetikleyecek durumlar yaratabilmektedir.

Santral Vertigo Nedir?

Kulak dışında, beyinden kaynaklanan denge rahatsızlıklarına santral vertigo denilmektedir. Bu kapsama girecek sorunlara başka rahatsızlıklar da eşlik edebilmektedir. Santral vertigonun oluşum nedenleri şu şekilde sıralanabilir;

-Migren,
-Multiple skleroz,
-İnme, kanama, anevrizma gibi beyin damar hastalıkları.

Ayrıca santral vertigo ile birlikte çift görme, konuşma bozukluğu, baş ağrısı, bilinç kaybı, uyuşma gibi semptomlar da birlikte yaşanmaktadır.

Poziyonel Vertigo Nedir?

Kısa süreli görülen poziyonel vertigo rahatsızlığı, iç kulak içerisindeki kristallerin hareket etmesinden kaynaklanmaktadır. Kristaller, vücudun dengesini sağlayan önemli etmenlerdir. Travma, yüksek gürültü, ani hareketler sonucunda bu kristaller yerinden oynayabilir. Bu durumda da pozisyonel vertigo adı verilen denge kaybı oluşmaktadır. Kısa sürede kristaller eski yerini aldığından tedavisi en kolay vertigo türüdür.

Vertigo Tedavisi Nasıl Olur?

Vertigoya neden olan rahatsızlıklar göz önünde tutularak, vertigo tedavisi farklı yöntemler şeklinde gerçekleştirilebilmektedir. Ancak vertigo tedavisinde en önemli nokta, vertigoya neden olan ve altta yatan hastalığın bulunmasıdır. Vertigo, kendi başına bir hastalık olmayıp mutlaka başka bir rahatsızlık ya da hastalığın sonucunda oluşmaktadır. Ancak vertigo hastalığında bu durum yeteri kadar ciddiye alınmazsa kalıcı hasarlara sebep olmaktadır. Bu yüzden vertigo belirtilerinin oluşması akabinde sağlık kuruluşlarına müracaat etmek gerekmektedir. Hastanelerde vertigonun tespiti için şu tespitler yapılacaktır;

-Elektrokokleografi,
-Elektronistagmografi,
-Odyometrik testler,
-MR, boyun doppler,
-Rutin biyokimya tahlili,
-Ultrasonografi,

Elektrokardiyografi gibi yöntemler baş dönmesinin neden kaynaklandığının bulunması için sık olarak yapılan testlerdir.
Aynı zamanda kulak burun boğaz uzmanına yapılacak başvuru da vertigonun teşhisi ve tedavisi için önem kazanmaktadır. Vertigo hastalığının yüzde 80’e varan bir oranda sebebi kulakta oluşan hastalıklar oluşturmaktadır. Kulak burun boğaz uzmanının gerekli tetkik ve tahlilleri yapması sonucunda vertigoya sebep olan asıl hastalığın teşhisi yapılacak ve gerekli müdahaleler alınacaktır.

Vertigo İlaç ile Geçer mi?

Vertigo, günlük yaşamın aksamadan sürmesi için tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Baş dönmesi sırasında ciddi boyutlarda hasta kendisine zarar verebilir. Bu yüzden belirtilerin görülmesi durumunda derhal hastaneye gidilmelidir. Hastaneye yapılan başvuru sonucunda eğer vertigoya neden olan durum meniere gibi bir hastalık ise ilaç ile tedavisi mümkündür. Genelde mide bulantısı, kusma gibi semptomların tedavisi için de ilaç kullanılmaktadır. Ancak beyindeki tümör nedeni ile vertigo oluşuyorsa, bu durumda ameliyat gerekli görülmektedir.

Vertigo Psikolojik ise Nasıl Tedavi Edilir?

Vertigonun bir nedeni de psikolojik etmenlerdir. Gündelik yaşamdaki ağır stres ve stres altında çalışma kişilerde sıklıkla vertigo belirtisi olarak ortaya çıkmaktadır. Eğer baş dönmesi, bulantı ve kusma gibi rahatsızlıklar görülüyorsa ilk olarak hastaneye gidilmesinde yarar bulunmaktadır. Hastanede yapılacak tetkikler sonucunda fiziksel olarak herhangi bir rahatsızlığa denk gelinmemişse vertigoya neden olan psikolojik gerekçelerdir. Psikolojik nedenlerin başında ise stres gelmektedir. Bu durumda hasta, strese neden olan faktörleri ortadan kaldırmalı ve kendisine daha rahat bir zemin hazırlamalıdır. Aynı şekilde bu süreçte psikolog desteği de alınabilir. Bu gibi önlemlere bağlı olarak vertigo rahatsızlığı giderilecek ve ya da ortaya çıkması engellenecektir.

Vertigo Tedavisinde Hastanın Rolü Nedir?

Vertigo tedavisi için tıbbi yardım gerekiyor olsa da hastanın kendisinin alacağı tedbirler de önem taşımaktadır. Bu doğrultuda vertigo hastalarının ya da vertigoyu önlemek isteyenler şu tavsiyelere uymaları gerekmektedir;

-Duygu durum bozukluğu yaşatacak olaylardan uzak durun. Stres, acı, büyük beklenti gibi durumlar vücut kimyasını bozar ve bu nedenle vertigo rahatsızlığını tetikler. Bu etmenlerden uzak kalmak, hastalığın tedavisi için yararlı olacaktır.
-Düzenli beslenmeye özen gösterin. Vücut, aldığı besinler ile işler ve besinler yanlış ya da zararlı olmaları halinde vücut yapısında dengesizlikler baş gösterir.
-Uyarıcı içeren gıda ve içeceklerden kaçının. Özellikle alkol, sigara ve uyuşturucu kullanımı sinir sistemi üzerinde ciddi hasarlara neden olmaktadır. Kısa vadede alkol ve uyuşturucu, uzun vadede ise sigara geri dönülemez hasarlar yaratmaktadır. Bu hasarların başında ise baş dönmesi, bulantı ve kusma şeklinde kendisini gösteren vertigo gelmektedir.
-Düzenli spor ya da egzersiz yapın; vücudu dinç ve zinde tutmak, tüm vücut fonksiyonlarının çalışmasına neden olacağı gibi vertigoya neden olacak rahatsızlıkların da önüne geçecektir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Yetişkinlerde-Kulak-Ağrısı-Neden-Olur-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Yetişkinlerde Kulak Ağrısı Neden Olur?

Kulak ağrısının oluşmasına sebep olan faktörler, kronik ya da geçici etmenler olabilir. Kulak ağrısıyla birlikte, çene, baş ve boyun bölgelerinde de ağrılar görülebilir. Bu bölgelerde meydana gelen ağrıların, kulağa yansıdığı da görülmüştür.


Yetişkinlerde Kulak Ağrısının Oluşma Sebepleri Nelerdir?


Kulak ağrısının oluşma nedenleri aşağıda sıralandığı gibidir:

  • Kulak ağrıları, kulağın kendisinden kaynaklanan sebeplerle ya da dışardan etki eden faktörlerle oluşabilir.
  • Orta kulak ve dış kulakta meydana gelen enfeksiyonlar, kulak ağrılarının ortaya çıkmasına sebep olan faktörlerin en başında gelmektedir.
  • Dış kulak kanalı üzerinde egzama oluşumu, kulak ağrılarının başlamasına sebep olmaktadır.
  • Barotravma yani basınç travması olarak adlandırılan durum, kulağın ağrımasına sebep olmaktadır. Basınç travmaları, uçak seyahatleri sırasında meydana gelmektedir.
  • Kulak zarının yırtılması ya da delinmesi sonucunda, yırtılmanın boyutlarına göre ağrının şiddeti artacaktır.
  • Kulak içerisinde biriken kirler, kulak ağrısının oluşmasına sebep olmaktadır.

blank

Yetişkinlerde Kulak Ağrısının İyileşmesi İçin Yapılması Gerekenler

Kulak ağrısı tedavisinde kullanılan yöntemler şu şekildedir:

  • Kulakların rüzgârdan ve soğuktan uzak tutulması gerekir.
  • Kulak üzerine ılık su tutulabilir. Sıcak su uygulaması, kulak içindeki iltihabın daha da şiddetlenmesine yol açacaktır.
  • Havuza, denize ya da duşla girerken, kulağa su kaçırmamaya dikkat edilmelidir.
  • Bolca sıvı tüketilmesi gerekir.
  • Kulak içerisinin temizliği için kulak çubuğu ya da farklı bir cisim kullanılmamalıdır.
  • Enfeksiyon sebebiyle oluşan kulak ağrısı tedavisi için antibiyotik takviyesine başlanacaktır.

Yetişkinlerde Kulak Ağrısının Muayenesi Nasıl Yapılır?

Kulak ağrısı teşhisinin konulması için kulak burun boğaz hekimlerine gidilmesi gerekir. Kulak burun boğaz hekimi tarafından yapılan muayenenin detayları aşağıda belirtilmiştir:

  • Kulak burun boğaz hekimine gidilerek, kulak ağrısı şikayetinden bahsedilmelidir. Hekim tarafından ağrıların detayları öğrenildikten sonra, muayeneye geçilecektir.
  • Kulak için hazırlanmış mikroskop kullanılarak, kulak içindeki durum tespit edilecektir.
  • Kulakta herhangi bir kir bulunuyorsa, kulak içi yıkanarak kirlerden arındırılacaktır.
  • Kulak dışı sebeplerden ötürü oluşan ağrıların tespiti için kameralı bir kablo burunun içine sokulur.
  • Kulak, çene ve şakak bölgelerine elle baskı yapılarak, bu alanlarda ağrı olup olmadığı tespit edilir.

Kulak ağrısı muayenesinde kullanılan yöntemlerin tamamı acısızdır. Ağrının sebebi tespit edildikten sonra, tedavi süreci başlatılabilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Odyometri-Nedir-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Odyometri Nedir?

Odyometri; İşitmenin ölçülmesini ve işitme fonksiyonlarının değerlendirilmesini sağlayan bir test türüdür. İşitme ile ilgili test ve ölçümleri kapsar.



İşitme Testinin Türleri Nelerdir?


Saf Ses Odyometrisi: En sık uygulanan işitme testidir. Her iki kulağın değişik frekanslardaki duyabildiği minimum ses şiddetini belirler.Kişiden anamnez alınır ve test anlatılır.Teste başlamadan önce kişiye  değişik tonlarda sinyal sesleri duyacağı ve duyduğunda elindeki butona basması istenir.Kişi  ses geçirmez bir kabine alınır.Kulaklık aracılığı ile hastaya sesler gönderilir.Her iki kulak test edilir ve işitme eşikleri belirlenir.

Kişi sesi duyduğu zaman elindeki butona basarak işaret verir. Böylece işittiği ses seviyesi belirlenmiş olur. Bu ölçümde hava yolu ve kemik yolu işitme seviyesi belirlenir. Hava yolu ölçümleri kulak kepçesinden beyine kadar olan işitme yolları hakkında bilgi verir.


blank

Kemik yolu ise iç kulaktan itibaren bilgi verir. Hava yolu ve kemik yolu ölçümlerine bakarak işitme kaybının kulağın hangi bölümünden kaynaklandığı hakkında da bilgi edinilir.Hava yolu eşikleri kulağa takılan kulaklık yardımı ile,kemik yolu eşikleri ise mastoid adı verilen çıkıntıya yerleştirilen kemik vibratyör yardımı ile belirlenir. İşitme eşikleri belirlendikten sonra eşikler odyogram üzerine  işaretlenir.

İşitme testi yapılırken hastada dikkat edilmesi gereken hususlar:

  • -Eğer hastada kulak çınlaması şikayeti varsa bu durumu uzmana bildirmeli ve sesin warble adı verilen çınlama şikayeti olan hastalara özel tonda gönderilmesi gerekir.
  • -Hastalar, yalnızca duydukları en yüksek seste değil, en düşük seste de butona basmalıdır.
  • -Kemik yolu ses ileticisinin takılması halinde olabildiğince hareketsiz durulması gerekir.

Konuşma Odyometrisi

Konuşma tanıma derecesini belirlemek için yapılan test türüdür.Konuşma odyometrisi yaparken hastaya mikrofon verilir ve okunan kelimelerin tekrar edilmesi istenir.Test anlatımı yapıldıktan sonra başlanır.Bu test sonuçları işitme cihazı gerekliliğinin tespiti ve ne kadar faydalı olabileceği konusunda önemli bilgiler verir.

Konuşmayı alma eşiği SRT(SPEECH RECEPTİON THRESHOLD) :

Hastaya söylenen kelimelerin %50’sini doğru olarak işitebildiği ses şiddetidir.Hastaya saf ses ortalaması temel alınarak 10dB – 15dB üzeri 3 heceden meydana gelen 6 kelime verilir. Hastanın tamamını doğru tekrar etmesi üzerine ses şiddeti 5dB azaltılır ve 3 heceli farklı bir liste verilir. Bunu da doğru tekrarlarsa 5dB azaltılarak devam edilir. Hasta 6 kelimeden; örneğin 2’sini doğru yanıtlamış yani %50’nin altına düşmüşse bir önceki basamakta verilmiş olan ses şiddeti hastanın SRT skorunu belirlenir ve kayıt edilir.

Konuşmayı ayırt etme SDS(Speech Discrimination Score):

Hastaya söylenen tek heceli kelimeleri doğru tekrar etmesi ile konuşmayı ayırt etme yüzdesi belirlenir.SRT(Konuşmayı Ayırt Etme Eşiği) nin üzerine 25dB – 40dB eklenir ve 25 adet tek heceli kelime listesi hastaya tekrar ettirilir. Doğru cevaplar %4 ile çarpılır elde edilen rakam hastanın konuşmayı ayırt etme seviyesini belirler.

Rahat dinleme eşiği MCL (Most Comfortable Loudness):

Hastanın konuşma sesini en rahat duyduğu ses seviyesidir.Konuşmayı alma eşiği(SRT) ile rahatsız edici ses düzeyi(MCL) arasındaki kalan dinleme düzeyi belirtir.

Rahatsız edici düzey UCL (Uncomfortable Loudness):

Hastanın, konuşma seslerinden rahatsız olduğu, tolere edemediği ses şiddetinin belirlenmesi amacıyla yapılan bir konuşma testidir. İletim tipinden kaynaklanan işitme kayıplarında hastaların SRT ve UCL skorları yüksektir. Konuşma odyometrisi testine göre herhangi işitme problemi olmayan kişilerde SRT değeri 20dB, MCL değeri 40-60 dB, SDS değeri %90-100, UCL değeri 100-120 dB’e eşit olmalıdır.

Timpanometri:

Orta kulağın basıncını ölçen test türüdür. Ölçümün yapılabilmesi için kulak zarının delik olmaması gerekir.Acısız ve ağrısız bir testtir.Dış kulak yoluna hava basıncı uygulanarak orta kulak ve kulak zarı hareketliliği ölçülür. Ölçümler kulağa yerleştirilen bir prob yardımıyla gerçekleştirilir. Bebeklere de rahatlıkla uygulanabilen kolay bir testtir.

Akustik Refleks:

Dışardan gelen yüksek ses dalgaları kulak zarını ve sonra kemikçikleri titreştirir. Ses şiddeti aşırı yüksek ise; üzengi kemikçiğine bağlı olan stapes kası kasılarak üzengi kemiğinin aşırı hareketini ve iç kulağın zarar görmesini engeller. Orta kulakta gerçekleşen bu olaya akustik refleks adı verilir. Üzengi kemiğinin hareket etmesi ile zarda oluşan hareketler kaydedilir ve refleks değerleri ölçülür.
Bu test ile şiddetli bir uyarana karşı akustik refleks yollarının ne derecede çalışıp çalışmadığı hakkında bilgi edinilir. Sağ ve sol kulak için ayrı ayrı ölçüm yapılır

İşitme Testi Neden Yaptırılmalıdır?

İşitme testi, işitme kaybı şüphesi ile gelen kişilere uygulanan testtir. Erken teşhis için insan hayatında önemli bir rol oynar. Erken dönemde teşhis belirlenerek uzmanlarımızca önlem alınıp tedaviyi mümkün kılabilmektedir.

İşitme Kaybının Dereceleri Nelerdir?

-Normal işitme
20 dBHL’ye kadar düşük sesleri işitebilirsiniz.

-Hafif işitme kaybı
En iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 25 – 39 dBHL arasındadır.
Gürültülü ortamlarda konuşulanları takip etmekte zorluk çekersiniz.

-Orta dereceli işitme kaybı
En iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 40 – 69 dBHL arasındadır.
İşitme cihazı olmadan konuşulanları takip etmekte zorluk çekersiniz.

-İleri düzeyde işitme kaybı
En iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 70 – 89 dBHL arasındadır.
Güçlü işitme cihazları veya implant gerekir.

-Ağır işitme kaybı
En iyi olan kulağınızdaki işitme kaybı 90 dBHL’den başlar.
Daha çok dudak okuma ve/veya işaret dili veya implant kullanımına ihtiyaç duyarsınız.

Yeni Doğanlarda İşitme Testi Neden Önemlidir?

İşitme kaybı ne kadar erken yaşta farkedilirse tedavinin ve bireyin tüm gelişiminin o kadar sağlıklı olacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle işitme kaybı olan bir bebeğe erken tanı konulmadığında; dil gelişimi, çevreye uyum, psikososyal gelişim ve iletişimde gecikmeler görülebilir. Bu durum çocuğun ilerleyen yaşlarda gerek okul gerek sosyal hayatının kısıtlanmaması açısından da büyük önem taşır. Tanı ne kadar erken dönemde konulur ise tedavi başarısı da o derece artar. Bebeğinizin duyma fonksiyonunun nasıl işlediği hakkında en kesin sonucu ise BERA testi vermektedir. Bu test; yenidoğan BERA-ABR testi ve klinik BERA-ABR testi şeklinde uygulanır.

ABR (BERA) Testi Nedir ve Nasıl Yapılır ?

İşitsel beyin sapı cevabı (ABR) cihazı ses uyarısına karşı oluşan elektro ensefalografik(beyin dalgaları) dalgaları bebeğin başına yerleştirilen elektrodlarla kaydeder.Bu test doğal uykuda ya da uyku hali sağlanarak yapılabilmektedir. Bebeğin kafasının belirli bölgelerine elektrotlar yardımıyla kulaktan gönderilen ses karşı beyin sapında oluşan aktiviteler kaydedilir. Kayıtların uygun koşullarda alınması kadar doğru yorumlanması da önemli olduğu için, testin uzmanlar tarafından yapılması ve yorumlanması gerekir.

Bebeklerde İşitme Kaybına Yol Açacak Riskler

Doğum Öncesine Ait Olan Riskler;
-Ailede genetik işitme kaybı hastalığı
-Annenin gebeliği sırasında geçirdiği ciddi rahatsızlıklar ya da kullandığı ilaçlar
-Akraba evliliği

Doğum ve Hemen Sonrasındaki Döneme İlişkin Riskler;
-Düşük doğum ağırlığı
-Sarılık
-Yoğun bakım gerekliliği
-Mekanik havalandırma gerekliliği (özellikle 5 günden daha uzun süreyle gerekmişse)
-Kulağa zarar veren ilaç kullanımı
-Erken doğum (prematüre bebek)
-İşitme kaybı da yaptığı bilinen çoklu hastalıkların varlığı (sendromlar)

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Uyku-Apnesi-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Uyku Apnesi Tedavisi

Uyku esnasında horlama ve sadece uyuma sırasında meydana gelen nefes kesikliği problemlerine, uyku apnesi adı verilmektedir. Uyku apnesi problemi olan kişiler, uykuları esnasında yeterli şekilde dinlenemez ve yorgun şekilde uyanırlar. Horlamanın sebep olduğu uyku apnesi tedavisi, kulak burun boğaz doktorları tarafından gerçekleştirilmektedir. Uyku apnesinin türüne göre, tedavinin türü ve derecesinde değişiklikler meydana gelebilir.



Uyku Apnesinin Belirtileri Nelerdir?


Uyku apnesinin etkileri ve hastalarda ortaya çıkan belirtiler şu şekildedir:

  • Uyku sırasında huzursuz olma
  • Sürekli olarak horlama
  • Sık sık uyanma ve idrara gitme
  • Uyku esnasında terleme
  • Uyku sonrası ağız kuruluğu oluşması
  • Reflü
  • Uyku esnasında yaşanan solunum durmaları

Uyku Apnesi Tedavisi Dora Hospital

Online Uyku Apnesi Formu


Uyku Apnesi Whatsapp Hattı

Uyku Apnesi Whatsapp Hattı

Uyku Apnesine Sebep Olan Faktörler

Uyku apnesinin nedenleri ve hastalığı tetikleyen faktörler aşağıda detaylıca açıklanmıştır:

  • Boğazda bulunan kaslar, havanın geçeceği bölgeyi gelerek kapatmaktadır. Boğaz kaslarının fazla gerilmesi, uyku apnesine sebep olmaktadır.
  • Üst solunum yolunma meydana gelen darlıklar, uyku apnesi sorununa sebep olmaktadır. 
  • Çocukluktan beri üst solunum yolu darlığı yaşayan kişilerde, solunum yolu tahribatı meydana gelir ilerleyen dönemlerde uyku apnesi rahatsızlıkları oluşur.
  • Fazla kilolu olan kişiler, uyku apnesi problemiyle karşılaşmaktadır.
  • Bademciklerin normalden daha büyük olması, uyku apnesi problemine yol açmaktadır. 
  • Geniz eti bulunan kişiler, uyku apnesiyle karşılaşabilirler. 

Uyku apnesi problemi, sadece yetişkinlerde değil çocuklarda da görülebilir. Uyku apnesi tedavisi, kişilerin yaşlarına göre değişiklik göstermektedir.

Uyku Apnesi Testi Nasıl Yapılır?

Uyku apnesi muayenesi, kulak burun boğaz doktorları tarafından gerçekleştirilmektedir. Uyku apnesi testinin genel özellikleri ve muayene detayları aşağıda açıklandığı gibidir:

  • Uyku apnesinin teşhisi için kullanılan teste, “Polisomnografi” adı verilmektedir.
  • Bu cihaz sayesinde, hastaların 1 gecelik uykuları takip edilir.
  • Tüm gece boyunca meydana gelen beyin aktiviteleri ve solunum olayları, Plisomnografi adlı cihaz sayesinde kaydedilmektedir.
  • Uyku apnesi testi aşamasında kalbin atış hızı, beyin dalgaları, göz hareketleri, ağızdan hava alımı, burundan hava alımı, bacak hareketleri ve uyku esnasında alınan oksijen seviyeleri takip edilmektedir.
  • Uyku apnesi testinin gerçekleştirilmesi için hastaların 1 gece boyunca test odasında uyumaları ve sabaha kadar ölçümlere tabi tutulmaları gerekir.
  • Sabaha kadarki ölçümlerde elde edilen kayıtlar incelenerek, uyku apnesinin seviyesi ve tedavi yöntemleri belirlenebilir.

Uyku Apnesi Tedavisi ve Özellikleri

Uyku apnesi tedavi sürecinin genel özellikleri aşağıda açıklandığı gibidir:

  • Uyku apnesi tedavi sürecinin en başında, hastalarda obezitenin olup olmadığının incelenmesi gelmektedir. Hastalarda fazla kilo bulunuyorsa, ilk aşamada obezitenin önüne gelmesi gerekir.
  • Üst solunum yollarında meydana gelen belirgin anatomik bozukluklar ve darlıklar sebebiyle uyku apnesi oluşmuşsa, kulak burun boğaz uzmanları tarafından ameliyat değerlendirmesi yapılır.
  • İleri derecede uyku apnesi problemi bulunan hastalara, burun ameliyatı tedavisi uygulanmaktadır

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Burun-Eti-Şişmesi-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Burun Eti Şişmesi

Burundaki konkaların şişmesi sebebiyle, solunum sıkıntısı çekilmektedir. Burnun sağ ve sol deliğinde, üçer adet olmak üzere toplamda 6 adet konta yani burun eti bulunmaktadır.



Havanın teneffüs edilmesi, nefes alıp verme, havanın filtrelenmesi ve ciğerlere oksijen gitmesi gibi amaçlarla görev yapan konkalar, havanın durumuna göre büyür ya da küçülür. Havadaki olumsuz etkenler, burun etinin şişmesine ve solunum problemlerinin oluşmasına sebep olacaktır.


Burun Eti Şişmesi

Burun Eti Şişmesinin Belirtileri Nelerdir?

Burun eti şişmesi rahatsızlığında ortaya çıkan belirtiler şu şekildedir:

  • Burun eti şişmesi belirtilerinin en başında, burun tıkanıklığı yer almaktadır.
  • Burundan alınan nefes, ciğerlere yetmediği için bilinçsiz olarak ağız açılır ve ağızdan nefes alınıp verilir.
  • Ağızdan nefes alınması sebebiyle, üst solunum yolarında kuruluklar oluşmaya başlayacaktır.
  • Özellikle uyku aşamasında ağızdan nefes alınmaya başlanmaktadır.
  • Uyku esnasında düzenli nefes alınamadığı için vücut dinlenemez ve sabahları yorgun şekilde uyanılır.
  • Uyku süresi boyunca ağızdan solunum yapıldığı için sabah uyanıldığı zaman, ağız kuruluğu ve ağızda tat bozuklukları hissedilmektedir.

Burun Eti Şişmesine Sebep Olan Faktörler Nelerdir?

Burun eti şişmesinin sebepleri aşağıda detaylıca açıklanmıştır:

  • Havanın çok sıcak ya da çok soğuk olması sebebiyle, burun etleri şişmeye başlar.
  • Çok kirli ve dumanlı havalarda, burun etleri şişerek solunumu zorlaştırır.
  • Toz, polen, küf, mantar ya da duman gibi etmenlere alerjik reaksiyon gösteren kişilerde, burnun en alt kısmında bulunan konkalar şişmektedir.
  • Sinüzit ve solunum yolu enfeksiyonları, burun etinin şişmesine yol açmaktadır.
  • Burun kemiğinde eğrilik bulunması, konkaların şişmesine sebep olacaktır.

Burun Eti Şişmesine İyi Gelen Tedavi Yöntemleri

Burun eti şişmesi tedavisi için kullanılan yöntemler şöyle sıralanmaktadır:

  • Burun eti şişmesinin azaltılması için uzun bir tedavi süreci uygulanmaktadır.
  • Kortizonlu burun spreyi tedavisiyle, burun etlerinin şişlikleri azaltılabilir.
  • Burun eti şişmesine sebep olan faktörler belirlenerek, bu etkenlerin önüne geçilmesi gerekir.
  • Sürekli olarak ilaç tedavisi uygulanması, burun yapısında kanamalara ve farklı hastalıklara yol açmaktadır.
  • Sigara sebebiyle oluşan burun eti şişmeleri, sigaranın bırakılması ve sigara içilen ortamlardan uzak durulması sonucunda ortadan kaybolacaktır.

Burun eti şişmesi tedavisi, bazen cerrahi müdahaleler gerektirebilir. Burnun iç yapısı sebebiyle oluşan hastalıklarda, cerrahi müdahaleden başka çözüm bulunmamaktadır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Horlama-Neden-Olur-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Horlama Neden Olur?

Horlamanın bazı sebepleri vardır ve horlamanın başlıca sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz.



Fazla Kilo: Horlamanın başlıca sebeplerinden birisi fazla kilolardır. Obezite gibi durumlarda özellikle boyun bölgesinde meydana gelen fazla yağlanma nefes darlığına sebep olacağı gibi aynı zamanda nefes alırken zorlanmaya ve buna bağlı olarakta horlamaya sebep olmaktadır.

Anatomik Problemler: Solunum yolunda meydana gelen darlık ne kadar artar ise horlamada o kadar artacaktır. Bu nedenle ağız içinde ve solunum yolunda anatomik olarak bir problem varsa, bu durum nefes alırken titreşime ve buna bağlı olarak horlamaya sebep olacaktır.

blank

Uyku Pozisyonu: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki horlama; sırt üstü uyuma durumunda daha sık yaşanıyor. Yan şekilde uyumak yerine sırt üstü uyuyan kişilerde horlama daha sık oluşuyor. Bunun sebebi ise; sırt üstü uyumada sırt kaslarında meydana gelen gevşemedir.

Horlamanın sebepleri bunlar ile sınırlı olmayıp; sinüzit, uyku apnesi, alkol ve saman nezlesi gibi farklı durumlardan kaynaklanıyor olabilir. Bu nedenle horlama tedavisi için uzman bir doktora danışıp horlama sebebinin teşhis edilmesi gerekmektedir.


Horlama Tedavisi hakkında bilgi almak ister misiniz?



Horlama Nasıl Olur?


Horlama az öncede belirttiğimiz gibi; nefes alırken havanın dar yerden geçmesi ve buna bağlı olarak titreşime sebep olması ile oluşur. Horlamanın yani titreşimin şiddeti, nefes alınan yerdeki daralmanın artması ile alakalıdır. Fakat horlamanın tek sebebi nefes alınan yerdeki darlık değildir. Bu nedenle horlama tedavisi yapılabilmesi için ilk olarak horlamanın hangi sebepten kaynaklandığını bilmek gerekir.

Çocuklarda Horlama Görülür mü?

Çocuklarda da mekanizma aynı.Çocuklarda da en büyük horlama nedeni geniz eti olduğu için çocuk yeteri kadar oksijen alamayacak bu da tıkanıklık oluşturucaktır.

Horlama En Çok Hangi Yaşta Görülür?

Horlama her yaşta görülebilir. Çocuklarda geniz etine bağlı. Daha ileri yaşlarda daha çok artar çünkü yumuşak dokular ağız içinde daha çok gevşiyeceği için horlamanın ana nedenlerinden biri görülebilir yani 45 yaşında üzerinde horlama ya da apne daha fazla görülebilir.

Horlama Bandı İşe Yarar mı? Horlama Protezi İşe Yarar mı?

Horlama bandı işe yarar fakat devamlılığı yoktur.Bantlarla burnu biraz daha açmaya uğraşıyorsunuz açıyorsunuz biraz daha rahat nefes alıyorsunuz sürekli bunu bantla yapacağınıza ameliyat size tavsiyemdir. Horlama protezi hava yolunun açılmasına yardımcı olarak horlamayı önler. Horlama protezi alt ve üst dişler üzerine takılan plaklardan oluşur.

Horlamanın Kesin Bir Çözümü Var mı?

Horlamanın ve uyku apnesinin kesin bir çözümü var ama horlamada genellikle tıkalı yerleri açıyoruz bunun yanında alerjiyi ameliyat edemiyoruz. Alerji genellikle mevsim dönüşlerinde oluyor. Alerji tedavisi ile düzeltebiliyoruz.

Horlamada Yatış Şekli Önemi Nedir?

Horlama ve uyku apnesinde yatış şekilleri önemli genellikle küçük dille yumuşak damak çok uzun ve gevşek olduğu zaman uykuda tamamen çöküp kapanacak dolayısıyla burundan geçen hava nefes borusuna rahat inemeyecek.Bu hastaları nasıl anlıyoruz sırtüstü yatamazlar. Hastanın yan yatması lazım ki yanına doğru küçük dil kaysın altından bir miktar hava geçebilirsin yani yatış şekli de önemli genellikle apnesi olan insanlar çok rahat sırtüstü yatamazlar.

Horlamanın Nedenlerinden Biri Olan Burunda Tıkanıklığı Nasıl Anlıyoruz?

Burnumuzun hep bir tarafı hep sağa tarafı kapanıyor veya hep sol tarafı kapanıyorsa bu burundaki kemik eğriliğine işaret ediyor. Kemik eğriliğin düzeltmek gerekiyor. Bu kemik eğriliğini düzeltme işlemi eskiden çok zordu buna birer metrelik bez konurdu. Şimdi parmak büyüklüğünde yan tarafında boru olup nefes almamızı sağlayan tampon varken burun tamponları silikonlar koyuyoruz hem çok hafif hem de nefes almanıza engel değil. Ameliyatlı iken de zorluk vermiyor, çok daha kolay. Horlamada mutlaka önce burnunu düzeltiyoruz.

Eğer burnun biri tıkanıp biri açılıyorsa bu burundaki konka hipertrofisi dediğimiz burun etlerinin şişdiğini gösteriyor onu da ne yapıyoruz tedavisinde aşağı yukarı iki 3 dakikalık bir ameliyat tedavisi. Çok kolay diş dolgusunun aynısını dişe vurulan iğnenin aynısını vuruyoruz. Burun içine etlere belli frekansta akım veriyoruz.

Buruna herhangi bir tampon koymuyoruz ameliyattan iki saat sonra burna iki tane küçük bez koyuyoruz onları da alıyoruz gönderiyoruz. Hasta bundan çok fazla yarar görüyor dolayısıyla burun tıkanıklığı geçtiği için horlamaması için etki etmiş oluyoruz.Bunun devamı apneye dönüşürse ağız içi ameliyat yapıyoruz.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


bademcik.jpg


Bademcik Şişmesi


Bademcikler her insanda doğumdan itibaren bulunan önemli yapılardır. Bu önemli yapılar vücudu koruma altına almakla ve mikropların içeri sızmasına engel olmakla görevlidir.

blank

Bu sebeple vücudu koruyan ve hastalıklara karşı savunma sistemi olarak varlığını sürdüren bademcikler bazı durumlarda şişebilmektedir.

Virüsler ve bakteriler sebebi ile yaşanan bademcik şişmesi problemi kişide pek çok soruna neden olacak ve iltihap yaparak ateşli bir hastalığa dönüşecektir. Bademcikler görevini yaparken yani vücudu mikroplara karşı savunurken bazı durumlarda sorunlar yaşanabilmektedir. Bu noktada şişmesi problemi ortaya çıkmaktadır.

Bademcik şişmesi neden olur?

Bademcik şişmesi hastalığının başlıca sebebi vücudun bağışıklık sisteminin çökmesi ve bademciklerin iltihaplanmasıdır. İltihaplanma başladığında şişme durumu da başlayacak ve bu durum kişinin yutkunmasına engel olacaktır. Tedavisi mümkün olan bademcik şişmesi problemi daha çok çocuklarda ve bazen de yetişkinlerde görülmektedir. Bademcikleri şiş olan çocukların mutlaka bir kulak burun boğaz doktoruna gösterilmesi gerekmektedir. Sorunun kaynağı daha ciddi olabileceğinden gerekli olan tüm tetkikler yaptırılmalıdır.


  • Bademcik şişmesi belirtileri
  • Bademcik şişmesi tedavileri
  • Bademcik ameliyatı
Bademcik şişmesi belirtileri

Bademcik şişmesi rahatsızlığı birçok belirti verecek ve bu belirtiler hastalığın oluşmaya başladığını işaret edecektir. Bademcik şişmesi sorunun ilk belirtisi boğazlarda yaşanan yanmalardır. Henüz şişme durumu söz konusu olmasa bile boğazlarda yanmalar yaşanacak ve kişi kendini her zamankinden daha yorgun hissedecektir.

İlerleyen aşamalarda boğazda kitle haline bir şişlik hissedilmesi ve yemek yerken zorluk yaşanması mümkündür. Bademciklerin şişmesi probleminin bir diğer önemli belirtisi de kişinin ateşinin yükselmesidir. İltihaplanma durumlarında olan bu belirti hastalığın son aşamalarda olduğunu ve tedavi edilmesi gerektiğini işaret etmektedir. Bu gibi belirtiler doğrudan bademcikleri işaret ettiğinden mutlaka tedavi olunması ve antibiyotik kullanımına başlanmalıdır.

Bademcik şişmesi tedavileri

Bademcik şişmesi hastalığı acilen tedavi edilmesi gereken ciddi bakteriyel rahatsızlıklardandır. Bakterilerden kaynaklı olarak oluşan ve kişinin vücut ısının artmasına neden olan bu rahatsızlık tedavi edilmediği müddetçe daha ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Hastalığın yaygın olan tedavisi antibiyotiklerdir. Bunun için bir uzman muayenesinde geçilmesi ve boğazlarda iltihap olup olmadığının anlaşılması gerekecektir.

Antibiyotikler sayesinde boğazlardaki baskı azalacak ve bademciklerin şişliği inecektir. Bu tedavi olmadan sorunun giderilmesi mümkün olmayacaktır. Fakat bademcik şişmeleri sürekli olarak tekrarlanıyor ise bademcik ameliyatı denilen kalıcı ameliyatın uygulanması da mümkündür. Bu durum daha çok çocuk hastalar için geçerlidir.

Bazı çocuklarda boğaz ağrıları ve bademcik şişmeleri sık sık tekrarlanmakta ve bu durum ilaçlar ile tedavi edilemez hale gelecektir. Bu noktada devreye giren bademcik ameliyatı sayesinde sorun kökten bir şekilde çözülecek ve bir daha kesinlikle tekrarlamayacaktır.

Bademcik ameliyatı

Bademcik ameliyatı kronik bir hal almış olan bademcik şişmesi probleminde devreye giren yaygın bir tedavi biçimidir. Bademciklerin alındığı ve sorunun kökten çözüldüğü bu problemde aynı sorunların tekrarlamaması hedeflenmektedir.

Bademcik şişmesi problemi oluştuğunda ilk olarak ilaç tedavileri uygulansa da geçmeyen sorunlarda ameliyatlar tercih edilebilmektedir. Bademcik ameliyatı daha çok 3 yaşını geçmiş olan çocuklara uygulanmakta ve bademcikler tamamen alınmaktadır. Operasyon kısa sürede tamamlanacak ve hasta taburcu edilecektir. Bademcik ameliyatı yalnızca çocuklara değil yetişkinlere de uygulanabilmektedir. Fakat ameliyatın yapılabilmesi için durum ciddi olması gerekecektir.

Yıl içerisinde sürekli olarak bademcik şişmesi ve iltihaplanması yaşanıyorsa ve kişi ilaçlarla bile bu sorundan kurtulamaz hale gelmişse bademcik ameliyatı yapılması şart olacaktır. Ameliyat sonrası taburcu işlemleri yapıldıktan sonra hasta yediğine ve içtiğine dikkat etmeli ve çok sıcak ya da çok soğuk besinler yerine ılık yiyecekleri tüketmelidir. İlk günler katı besinler tüketilemeyecek fakat iyileşme süreci ilerledikçe katı besinlere de geçilecektir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp