Koroner-Arter-Hastalığı-Çeşitleri-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Koroner Arter Hastalığı Çeşitleri

Koroner Arter Hastalığı Çeşitleri

Koroner arter hastalığı tanısı, kalbi besleyen ana damarlarda çeşitli nedenlere bağlı olarak daralma veya tıkanmaların ortaya çıkması durumudur. Çoğu zaman iskemik kalp hastalığı olarak da tanımlanan koroner arter hastalığı, birçok ciddi kalp rahatsızlığına neden olabilir. Çoğu zaman ilaç tedavisine başvurulduğu gibi korener anjiyoplasti ve bypass uygulamaları yapılabilir.


Koroner arter hastalığına bağlı olarak ölümlü vakaların sayısı bir hayli fazladır. Hatalığın tetiklemesiyle ortaya çıkan sorunlar ölüme neden olmaktadır. Koroner arter hastalığı belirtileriyle karşılaşmanız halinde uzman bir doktora başvurmanız tavsiye edilmektedir.


blank
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Koroner Arter Hastalığı Nedir?

Koroner arter hatalığı risk faktörleri oldukça geniş bir çerçevede ele alınabilir. Kalbi besleyen damarlarda ortaya çıkan tüm daralma ve tıkanmalar, koroner arter hastalığı olarak tanımlanmaktadır. Damar sertliği olarak da ifade edilen koroner arter hastalığı, kan akışının yeterli yapılamaması sonucu hastalarda çabuk yorulma görülebilir. Tedavi edilmediği takdirde damar zaman içinde tıkanarak hastanın ölümüne neden olmaktadır.

Damarlarda yaşanan tıkanıklar kalbin ihtiyaç duyduğu kan ihtiyacını yeteri kadar karşılayamadığında kalp krizi ortaya çıkar. Koroner hastalığı basit yaşam tarzı ve doğru beslenme alışkanlıkları ile önlenebileceği gibi ortaya çıkması da aynı nedenlere bağlı olabilir.

Koroner Arter Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Koroner arter hastalığı belirtileri arasında:

  • Göğüs ağrısı,
  • Kalp krizi,
  • Çarpıntı,
  • Kolay yorulma,
  • Kalp yetmezliği vb.

Yer almaktadır. Koroner arter hastalığı genellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Obezite, sigara ve alkol tüketimi, yüksek kolesterol vb. unsurlar önemli etkendir. Koroner arter hastalığı tedavisi için ilaç ve cerrahi müdahaleler gerekebilir.

blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Koroner Arter Hastalığı Tedavisi Nasıl Yapılır?

Koroner arter hastalığı tedavisi belirlenirken hastalığın boyutları dikkate alınmaktadır. İlaç tedavisi için genellikle:

  • Antiplatetler,
  • Satatinler,
  • Beta blokörler vb.

Kullanılabilir. Koroner arter hastalığı cerrahi tedavisi için koroner anjiyoplasti en yaygın tedavi yöntemidir. Damar içine yerleştirilen özel balon damarın genişlemesine ve kan akışının yeniden sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Gerekliği görüldüğü hallerde stent takılarak kan akışı normal seyrine getirilmeye çalışılır. Ölümle sonuçlanabilen bu tip rahatsızların ilk belirtisini alır almaz uzman bir hekime görünmeniz tavsiye edilmektedir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Kronik-İskemik-Kalp-Hastalığı-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Kronik İskemik Kalp Hastalığı

Kronik İskemik Kalp Hastalığı

İskemik kalp hastalığı özellikleri oldukça dikkat çekicidir. Kalp kasının farklı nedenlere bağlı olarak beslenememesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir rahatsızlıktır. Kalbin beslenmesini sağlayan koroner damarların normalden daha sert bir hale gelmesine bağlı olarak tıkanma ve daralmalar ortaya çıkar. Bu tip fonksiyon bozuklukları sonucu kalp yeteri kadar oksijen alamadığı için gerekli besin maddelerini alamaz. Bu nedenlere bağlı olarak doğru beslenemeyen kalp zaman içinde iskemik kalp hastalığıyla vb. kronik fonksiyon bozukluklarıyla karşılaşır.


Son yıllarda yapılan bir çok araştırma en çok ölüme enden olan unsurlar arasında dolaşım sistemi hastalıklarından biri olan iskemik kalp hastalığı, genç yaşlarda da ortaya çıkabilir.


blank
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

İskemik Kalp Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

İskemik kalp hastalığı belirtileri başlarda kendini vücut bölgelerinde hafif ağrılar olarak gösterir. Bununla birlikte sürekli yorgunluk, enerji düşüklüğü, çarpıntı vb. başlıca belirtiler iskemeik kalp hastalığının belirtisi olabilir. Ani ölümlere neden olabilen bu rahatsızlığın genel belirtileri arasında:

  • Göğüste yoğun baskı hissi,
  • Boyun, kol ağrıları,
  • Karın bölgesinde ağrılar,
  • Yorgunluk,
  • Solunum güçlüğü,
  • Çene ve dişlerde belirsiz ağrılar vb.

Yer almaktadır. Bu belirtiler doğrudan iskemik hastalığının işaretçisi olsa da kesin tanı uzman doktor tarafından konulmalıdır. Tek başına bu belirtiler iskemik kalp hastalığı teşhisi için yeterli olmayabilir.

İskemik Kalp Hastalığının Başlıca Nedenleri Nelerdir?

İskemik kalp hatalığının nedenleri arasında en önemlisi kansızlıktır. Kalbin normal fonksiyonunda çalışmasına yardımcı kalp damarlarının tıkanması, kalp kasının birden kasılarak oluşan spazmlar ve kalp duvarlarının çeşitli nedenlere bağlı olarak kalınlaşması iskemik kalp hastalığının ortaya çıkmasına neden olur. Buna bağlı olarak iskemik kalp hastalığının temel nedenleri:

  • Kalp duvarının kalınlaşması,
  • Doğuştan gelen fonksiyon bozuklukları,
  • İltihaplanma,
  • Kansızlık,
  • Spazm vb.

Olarak sınıflandırılabilir.

blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Kronik İskemik Kalp Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

İskemik kalp hatalığı tedavisi için iki farklı yöntem uygulanabilir. Bu tedavilerden ilki hastanın şikâyetlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik uygulanmaktadır. Diğer yol ise doğrudan hastalığın ortadan kaldırılmasını hedefler. Cerrahi tedavi yöntemleriyle iskemik kalp hastalığı, isestent veya balon takılarak tedavi edilebilmektedir. Bu sayede damarların açılması sağlanır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Lazerle-Varis-Tedavisi.jpg


Lazerle Varis Tedavisi


Kadınlarda sık rastlanan ve estetik açıdan rahatsız edici olan varis hastalığı, toplardamarların genişlemesi ve şişmesi sonucunda yaşanır.

Ameliyatsız Varis Tedavisi Hakkında Bilgi Almak İster Misiniz?



blank

Vücudun en fazla basınca maruz kalan bölgesinde görülen sorun, görünümün yanı sıra sağlık açısından bakıldığında da tedavi edilmesi gereken bir konudur.

Gece krampları, kaşıntı, şişkinlik ve ayakta durulduğu sürece ağrı varis belirtileri arasında sayılabilir. Korkulduğu kadar kötü bir hastalık olmayan varis tedavisi gelişen tıp teknolojileri sayesinde basit bir şekilde gerçekleştirilir. Sıcağın damarlar üzerindeki genişletici etkisi bilindiği için sıcak uygulamalar bu rahatsızlık için tetikleyici rol oynayabilir. Topuklu ayakkabı kullanımı da varis oluşumunun en önemli sebepleri arasında gösterilebilir.


  • Düzenli Yürüyüşü İhmal Etmeyin!
  • Varisin En Belirgin Özellikleri Nelerdir?
  • Varis Tedavisi Nasıl Yapılır?
  • Doktora Ne Zaman Gitmek Gerekir?
Düzenli Yürüyüşü İhmal Etmeyin!

Düzenli yürüyüş ve yüzme sporu varis tedavisinin en önemli destekçileri olarak düşünülebilir. Dolaşım bozukluğuna neden olabilecek kadar dar pantolon kullanımı ve obezite de varis oluşumunu hızlandırabilir. İdeal kilonun korunması bacak ve ayaklara binecek yükün hafiflemesini sağlayacağı için uygulanacak tedavide başarı şansı da artırılmış olur.

Varisin En Belirgin Özellikleri Nelerdir?

Damarlarda oluşan mavi ya da mor renkler varisin en belirgin özellikleri arasında ilk sırada yer alır. Bacak damarlarında görülen kıvrılmış kablo görüntüsü, şişkinlik ve ağrı sorunun ortaya çıkmaya başladığını gösterir. Ağrı ve sızının yanı sıra yanma, zonklama ve alt bacakta şişme olarak da belirtiler veren varis, erken teşhis ve tedaviyle kolay bir şekilde tedavi edilebilir.

En çok bacaklarda, ellerde ve genital bölgede görülen varis tedavisi, etkili bir kontrol ve tedaviyle kısa sürede yok edilebilir. Belli durumlarda sorun yaşam kalitesi üzerinde ciddi olumsuzluklar gösterirken başlangıç ve orta seviye varisler kişinin günlük rutinleri üzerinde etkili olmayabilir. Özellikle akşamları yoğun bir şekilde hissedilen sızı ve ağrılar, pratik uygulamalarla geçirilebilir. Her gün 30 ila 60 dakika arasında yapılacak yürüyüşler varis oluşumunu engeller. Bu şekilde yaşamını planlayan kişiler çok kısa süre içerisinde ağrılarından kurtulabilir.

Bacakların yatar pozisyonda 20 cm yukarı kaldırılması, varis çorabı kullanımı ve medikal ürünler varis tedavisi dendiğinde akla ilk gelen yardımcı malzemelerdir. Normal bir damarda kan kalbe doğru hareket eder, varisli damarlardaysa kan damarlarda önce birikme ve daha sonra da şişme yapar. Hem erkeklerde hem de kadınlarda görünen rahatsızlık da kadın vücudunun varise daha yatkın olduğu söylenebilir.

Varis Tedavisi Nasıl Yapılır?

Yaşam biçiminin değiştirilmesi ve profesyonel müdahaleler varis tedavisi için uygulanan yöntemler arasında sayılabilir. Bilimsel olarak yapılan çalışmalar düzenli egzersizin varis oluşumunu engellediğini ortaya koymaktadır. Bölgedeki iltihabı önleyecek ve kanı sulandıracak ilaçlar hekim kontrolünde kullanılabilir. Varis çorabı giyilmesi ve özellikle çalışırken sürekli olarak ayakta kalınmaması yaşanan sıkıntıların hafiflemesini sağlayacaktır.

Profesyonel tedaviler cerrahi ve cerrahi olmayan yöntemler şeklinde uygulanır. Lazer tedavisi en bilinen cerrahi olmayan uygulamadır. Hekimin uygun görmesi halinde şişen damarların estetik açıdan görünümünün düzeltilmesi için sclertherapy adı verilen uygulama da denenebilir.

Doktora Ne Zaman Gitmek Gerekir?

Yayılma eğilimi gösteren varis oluşumunun gündelik hayatı etkilemesi halinde doktor kontrolü zorunlu hale gelir. Evde uygulanan varis tedavisi cevap vermediği zaman, bacaklarda görülen ani değişikliklerde, bacaklarda kırmızı leke ve döküntü olduğunda ve hafif bir darbede kesilmeyen kanama olması halinde vakit kaybetmeden bir hekime ulaşılması gereklidir.

Ameliyatsız varis tedavilerinin en bilinen yöntemi lazer uygulamalarıdır. İlk defa 1998 yılında kullanılmaya başlanan lazer tedavisi iki farklı şekilde uygulanır. Bunlar; cilt üzerinden ve damar içinden gerçekleştirilen yöntemlerdir. Bacak ve yüz bölgesinde yaşanan sorunlarda 0 başarılı sonuç elde edilmesini sağlayan lazer tedavisi, kısa süre içerisinde hedeflenen sonuca ulaşılmasını sağlar.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Hipertansiyon.jpg


Hipertansiyon


Tansiyon kişinin kalp durumu ile ilgili olan sorunlardandır. Düşük olması da yüksek olması da zararlı olan tansiyonu dengede tutulması kişinin sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

blank

Kalp organlara besin maddeleri ve oksijeni göndemıek. atık maddeleri toplamak için pompa görevi yapar. Tüm organların etkili bir şekilde ihtiyaçlarına ulaşabilmesi (perfuzyon) için kan dolaşımı belirli bir basınç altında olmalıdır. Basınç düşüklüğü yetersiz perlîizyona yol açarak çeşitli semptom ve bozukluklar oluşturur. Beyni etkileyen basınç düşmesi baş dönmesi ve bayılmaya yol açar. Basınç yüksekliği ise damarlarda hasarlanma, çeşitli semptom (baş ağrısı, çarpıntı) ve hastalıklara (kalp yetersizliği, felç, böbrek yetersizliği vb) yol açar. Kan basıncının normal sınırlardan (140 mmllg ve üzeri sistolik ve 90 mmllg ve üzeri diyastolik basınçlar) fazla olmasına yüksek kan basıncı- hipertansiyon denir.


Kan basıncının bedensel ve psikolojik bozukluk olmaksızın doğru teknik ile iki kez yüksek olduğunun saptanması hipertansiyon teşhisi koydurur. Hipertansiyon teşhisi için tekniğine uygun oturur pozisyonda beş dakikalık istirahat sonrası manşonu çok fazla şişirmeden ve yavaş bir şekilde indirerek doğru teknik ile ölçüm yapılması önemlidir. Tansiyon aletlerinin kalibrasyonunun yapılması da ayrıca önemlidir. Ayrıca hipertansiyon teşhisinin doğrulanmasında ve takibinde evde 24 saat kan basıncını otomatik ölçen-ambulatuvar kan basıncı cihazı ölçümleri önerilmektedir.

Hipertansiyon toplumda çok yaygın görülen, yaşlanmayla sıklığı artan bir rahatsızlıktır. Genetik yatkınlık, tuz tüketimi, şişmanlık, beslenme şekli, sigara ve alkol tüketimi ile ilişkilidir. Hastaların yaklaşık %95’inde hangi bozukluğun hipertansiyona yol açlığı saptanamaz. Hastaların % 5’indeyse çeşitli endokrin hastalıklar, böbrek hastalıkları ve aort koarktasyonu gibi sebepler belirlenir. Bu hastalıkların tedavisi ile genellikle hastanın hipertansiyonu da düzelir. Sebep belirlenemeyen hastalarında tedavi davranış ve ilaç tedavilerini gerektirmektedir.

Hipertansiyonun varsa nedenini belirlemek, çeşitli organlarda bozukluğa yol açıp açmadığını belirlemek ve tedavi yaklaşımına karar vermek için EKG, biyokimyasal, hormonal kan ve idrar incelemeleri ve ekokardiyografi gibi tetkikler yapılmalıdır.

Kan basıncı yükseldiğinde başağrısı, çarpıntı gibi rahatsızlıklar olur ancak hastalık tedavi edilmediğinde ya da tedaviye uyulmadığında ancak daha yüksek basınç değerlerinde rahatsızlık oluşmaktadır. Rahatsızlık olmaması kan basıncının normal olduğunun düşünülmesine yol açmakta ya da bu tansiyon benim için normal diye ifade edilmektedir.

Oysa oluşan şikayet ya da semptomlar vücut alarm sistemidir. Alarmın sürekli çalması bir müddet sonra duyarsızlaşmayı ya da alarm hassasiyetinin azalmasına yol açmaktadır. Yani herhangi bir rahatsızlık hissedilmemesi hastalığın olmadığı anlamına gelmez. Tansiyon yükselmesini bir balonun normalden daha fazla şişirildiğinde her an patlayabilirmesine benzetebiliriz. Yüksek seyreden kan basıncı rahatsızlık hissedilmeden de kalp, beyin, böbrek, göz ve daha bir çok organa ve tüm damarlara zarar vermektedir.

Kan basıncının normal sınırlarda tutulması hipertansiyon tedavisinin esasıdır. Tedavisideki öncelik kan basıncını düşüren ilaç başlamak değil kan basıncının düşmesini sağlayan davranışsal önlemleri hastaya uygulatabilmektir. Şayet kan basıncı kontrolü davranışsal önlemlerle sağlanırsa düzenli kan basıncı takibi ile ilaç başlanması gerekmeyebilir. Yalnız bu hipertansiyon hastalığının ortadan kalktığı demek olmayıp sadece kontrol altına alınarak ilaç tedavisine gerek kalmadığı anlamına gelir. Örmeğin şişman bir hipertansiyon hastası fazla kilolarından kurtulduğunda kan basıncı belirli bir oranda düşer bu durumda kullanılan ilaç tedavileri azaltılabilir ya da kesilebilir.

Davranışsal önlemlerle kan basıncı kontrolü sağlanamıyorsa ilaç başlanarak kan basıncı kontrolü sağlanmalıdır. İlaç tedavisi kan basıncını normal sınırlara indirmelidir. İlaç kullanmakla tedavi olmak aynı şey değildir. İlaç kullanıldığı halde kan basıncının normal sınırlara indirilemiyorsa tedavi olunmuyor ya da yeterli fayda sağlanamıyor demektir. Kan basıncı kontrolü kullanılan ilaçla sağlanamıyorsa ilaç tedavisi artırılabilir ya da farklı ilaç seçenekleri kullanılabilir.

Hipertansiyon hastasında

Tuz tüketiminin azaltılması, yemek ve salatalara ilave tuz kullanılmaması, tuz (sodyum) içeriği yüksek gıdalardan kaçınılması (turşu, sirke, soda gibi)

İdeal ağırlığın sağlanması (şişmansa kilo verilmesi)

Potasyumdan ve liften zengin gıdaların günlük beslenme içeriğindeki oranının artırılması

Sigara kullanımı varsa bırakılması

Alkol aliminin azaltılması ya da bırakılması

Düzenli egzersiz yapılması (kontrol altında olmayan hipertansiyonda egzersiz kan basıncım daha da yükseltebileceğinden kan basıncı kontrolü ile birlikte egzersize başlanması uygundur) kan basıncının düşmesini sağlayacak davranışsal önlemlerdir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Kalp-Hastalıklarında-Sık-Görülen-Semptomlar.jpg


Kalp Hastalıklarında Sık Görülen Semptomlar


Kalp hastalıkları başladığında çeşitli belirtiler oluşmaktadır. Bu belirtilerle doktora başvurulması hastalığın erken teşhisi sağlayarak, geri dönüşümsüz durumlar oluşmadan tedaviyi sağlayabilir.

blank

Bu belirtileri kalbin pompa fonksiyonunu yapamaması ya da yaparken karşılaştığı anormallikler ve bu anormallilerin vücut alarm sistemini çalıştırması oluşturur. En sık görülen belirtiler: nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı, ayaklarda şişlik, baş dönmesi-bayılma. morarmadır.


  • Göğüs ağrısı (angina pektoris):
  • Nefes darlığı (dispne):
  • Ayaklarda şişlik (ödem):
  • Çarpıntı:
  • Baş dönmesi-bayılma (senkop):
  • Morarma (siyanoz):
Göğüs ağrısı (angina pektoris):

Kalbi besleyen damarlarda oluşan darlık ya da tıkanıklık, kalp zarı iltihabı ya da kalp boşluklarındaki ani gerilmeler göğüs ağrısına yol açar. Kalp kası iltihabı (myokardit), kalp zarı iltihabı perikardit, safra kesesi taşları, mide ve yemek borusu, akciğer ve aort damar hastalıklarında bazen de boyun ya da omuz bölgesi kas iskelet sistemi rahatsızlıkları da göğüs ağrısına yol açar. Kalp damarlarındaki darlık ya da tıkanıklık nedeniyle yeterli kan gelmeyen bölgedeki beslenme bozukluğu bir alarm sistemi olan ağrı sinirlerinin uyarılmasına yol açar. Kalp damar darlıklarında (koroner arter hastalığı) görülen göğüs ağrısının belirli özellikleri vardır:

Göğüs kemiği arkasında hissedilir ve sol kol, boyun ya da çeneye yayılır, baskı, sıkışma ya da yanma şeklindedir, efor ya da sinirlilikle artar, istirahatle ya da nitrat denilen ilaçlarla azalır, kısa sürelidir (1-10 dakika kadar).

Koroner arter hastalığı halen dünya’daki en sık ölüm nedenidir. Koroner kaynaklı göğüs ağrısı başlayan hastaların yaklaşık % 30’u iki ay içinde kalp krizi geçirmektedir. Göğüs ağrısı başladığında doktora başvurulması koroner arter hastalığının teşhis ve tedavisinin yapılmasını sağlayarak ölümlerin azaltılmasına katkı sağlar.

Nefes darlığı (dispne):

Nefes almakta zorluk. Kalp hastalıklarında görülmekle birlikte akciğer hastalığı, kansızlık, psikolojik bozukluklar gibi başka birçok hastalıkta da görülür. Kalp hastalıklarının başlangıcında sadece yoğun eforla nefes darlığı olur, bazen de hafif eforla ya da istirahatte de nefes darlığı olabilir. Eforda kan ihtiyacın artması kalp hızı ve debisinin artışını gerektirir ancak yeterli miktarda pompalama sağlanaması bu kanın akciğer sahalarında birikmesine neden olur. Kalp yetersizliğinin en sık görülen semptomudur. Bazı kalp yetersizliği hastaları yastık sayısını artırılarak geceleri nefes darlığını azaltmaya çalışırlar.

Ayaklarda şişlik (ödem):

Ayaklarda sıvı birikimi olarak tanımlanabilir. Vücuttaki toplam sıvıda bir artış olduğunda oluşur. Kalp yetersizliğinde sık görülür. Böbrek hastalıkları, hipertansiyon, bazı tiroid bezi hastalıkları gibi durumlarda da görülebilir. Sabahları daha az olabilirken akşamları artış görülebilir. Karaciğer hastalıklarında daha çok karında şişlik görülebilir.

Çarpıntı:

Kalp atımının larkındalığı olarak tanımlanabilir. Bu farkındalık kalp atımında düzensizlik, tekleme, hızlanma ya da yavaşlama şeklinde olabildiği gibi bazende göğüs kafesimden çıkacakmış gibi diye tarif edilen güçlü vuru şeklindedir. İstirahatle, sol yana yatmakla ya da eforla hissedilebildiği gibi ruh hali ile (heyecan, sinirlilik) de ilişkili olabilir. Kan basıncı yüksekliğinde de hissedilebilmektedir. Bazen baş dönmesi, göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da bayılma eşlik edebilmektedir.

Çarpıntı temelde üç farklı şekilde gruplandınlabilir.

*Kalp ritminde ve hızında herhangi bir farklılık olmaksızın kan basıncı yüksekliği ya da ruh hali ile ilişkili çarpıntı. Bu durumda kalp daha kuvvetli kasılmakta ama ritminde ya da hızında herhangi bir anormallik saptanmamaktadır.
*Kalp ritminde herhangi bir bozukluk olmaksızın kalp hızında azalma (bradikardi) ya da artmanın (taşikardi) olduğu çarpıntı.
*Kalp ritminde tekleme ya da duraklama olan, geçici ya da kalıcı olan hız bozukluğunun eşlik edebildiği çarpıntı.

Çarpıntı sübjektif bir semptom olduğundan objektif olarak gösterilmesi için elektrokardiyografi ya da uzun süreli kalp ritim kaydediciler (holler ya da event recoıder) ile saptanması gereklidir.

Baş dönmesi-bayılma (senkop):

Baş dönmesinin bir çok farklı sebep olmakla birlikte ana mekanizma beyin kan akımındaki uygunsuzluktur. Kan akımındaki kısa süreli yetersizlik bazen sadece başdönmesine yol açarken bazen de senkopa yol açar. Senkop geçici bilinç kaybıdır. Kalbin ritim bozukluğu ya da yetersiz kan pompalaması (kısa süreli bir kaç saniye bile) beyin kan akımının bozulmasına yol açabilir. Diğer organlar kısa süreli kan akımı durması ya da azalmasına belirgin tepki vermezken beynin tepkisi çok daha kısa sürede görülür.

Kalp hızı ve kalbin oluşturduğu kan atım miktarı sinir sistemi tarafından otomatik olarak kontrol edilir. Ani gelişen bazı anormallikler bu otomatik kontrol mekanizmasında nadiren bir çeşit kısa devre oluşturabilir örneğin kalbin kuvvetli kasılma uyarısı sonrası kuvvetli bir vuru yapmaya çalışması ancak bu sırada kalbe dönen kan miktarında geçici bir azalma varlığı kalbin duraklamasını tetikleyerek bayılmaya yol açar. Bayılmayı başlatıtan çeşitli tetikleyiciler olabilir. Bu tetikleyicilere göre vazomotor senkop, pozisyonel senkop, efor senkopu, miksiyon (işeme) senkopu gibi isimlendirmeler yapılır.

Morarma (siyanoz):

Deri, dudak, dil, damak gibi bölgelerin mavimsi mor bir renk alması şeklinde tanımlanır. Efor sırasında ya da soğuk havaya maruz kalındığında larkedilebilir. Kandaki oksijenin azalması nedeniyle oluşur. Bu azalma ya bir dolaşım-solunum anormalliğine ya da dokular tarafından aşırı tüketimine bağlı olabilir. Doğumsal kalp hastalıklarında ve bazı kapak hastalıklarında görülür.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Kalp-Hastalıklarında-Sık-Kullanılan-Tetkikler.jpg


Kalp Hastalıklarında Sık Kullanılan Tetkikler


Kalp hastalıklarının teşhisinde bir çok tetkik kullanılır. Ancak bu tetkiklere karar vermeden önce en az bu tetkikler kadar önemli olan temel yaklaşım hastanın şikayetlerinin dinlenilmesi, bu şikayetlerin hangi hallerde olduğunun sistemik olarak değerlendirmesidir.

blank

Aksi durumda hastanın değil, tetkiklerin değerlendirilmesi ve tedavisi yapılır ki bunun hastaya bir faydası olmayabilir. Hastanın şikayetleri sonrası sistemik muayene yapılmalı boy, ağırlık, nabız ve kan basıncı ölçümleri yapılmalıdır. Gerek sistemik gerekse kardiyolojik kan tetkikleri ihtiyaca göre planlanmalıdır.


Kardiyolojide Sık Kullanılan Bazı Tetkikler;


  • Elektrokardiyografi (EKG):
  • Ekokardiyografi:
  • Holter:
  • Ambulatuvar Kan Basıncı:
  • Efor Testi:
  • Kardiyak Sintigrafi:
  • Kardiyak Tomografi:
  • Koroner Anjiyografi:
Elektrokardiyografi (EKG):

Kalbin kasılması için oluşturulan elektriksel uyarıların vücudun çeşitli noktalarından (kollar, bacaklar, göğüs kafesi) elektrotlar yardımıyla kaydedilmesidir. Kısa süreli (kayıt genellikle 3-5 saniyeyi yansıtır) kayıt sayesinde kalp hızı ve ritmi belirlenir. Kalp duvar kalınlıkları, kalp beslenmesi ve kalp kapakları hakkında dolaylı bazı bilgiler verir. Göğüs ağrısı ile başvuran bir hastada kalp krizinin teşhis edilmesini sağlayabilir. Ucuz, pratik, tekrarlanabilir bir testtir. Hastaya herhangi bir radyasyon ya da girişimsel işlem gerektirmez.

Ekokardiyografi:

Göğüs kafesi üzerinden ses dalgaları yardımıyla (bir çeşit ultrasonografı cihazı) kalbin yapısal durumunun, kapaklarının, duvar hareketlerinin ve pompa gücünün değerlendirmesini sağlar. Kalpteki kan akımının yön ve hızının görüntülenmesini sağlar. Kalp duvar kalınlığından, kapak açılığına, kan akım hızına kadar bir çok ölçüm yapılabilir. Bu ölçümler hastaya herhangi bir zarar vermeksizin yapılır, tekrarlanabilir. Kalp yetersizliği, kapak hastalıkları, doğumsal kalp hastalıkları gibi bir çok kalp hastalığının hem teşhis ve hem de takibinde kullanılır.

Holter:

Göğüs bölgesine yapıştırılan elektrotlar yoluyla kalbin elektriksel uyarılarının kişinin günlük aktivitelerine engel olmadan uzun süreli kaydedilmesini sağlayan cihazdır. EKG’deki kayıt kısa süreli iken holter kaydı 24-48 saat sürelidir. Hastanın kalp hızı ve ritmi kayıt altına alınır. Ayrıca kayıt sırasında semptom oluştuysa bu dönemin işaretlenerek netleştirilmesini sağlar. Kaydedilen veriler incelenerek kalp hızının ve ritminin zamansal, aktivitesel olarak analizi yapılır. Ritim bozukluğu baş dönmesi-bayıİmaların tespitinde kullanılır. Event recorder (olay kaydedici) adı verilen kaydedicilerle 15-30 gün bağlı kalarak nadir olan olaylar belirlenebilir.

Ambulatuvar Kan Basıncı:

Kan basıncı ölçen manometreye bir motor ve kaydedici eklenmesi ile oluşturulmuş cihaz olup günlük aktivite sırasında 24 saatlik kan basıncı ölçümü sağlar. Hastanede kan basıncı doktor-hastane stresi nedeniyle günlük hayatlakinden farklı değerlerde çıkabilmektedir. Günlük kan basınçları normal iken doktor stresi nedeniyle hastanede yüksek ölçülen hastalara da gereksiz yere ilaç başlanabilmektedir. Hipertansiyon teşhisinin doğru konulabilmesi için 24 saatlik ambulatuvar kan basıncı takipleri önerilmektedir.

Efor Testi:

İstirahat sırasında saptanan EKG bulgularının egzersizle değişiklik gösterebildiği prensibine dayanarak göğüs kafesine yerleştirilen elektrodlar ve iş yükü ayarlanabilen (yükseklik ve hız) bir yürüyüş bandının kombinasyonu ile oluşturulmuş bir sistemdir. Eforla kalbin yaptığı iş artırılmakta bu sırada kalbin beslenmesinde oluşabilecek bozuklukların elektrokardiyografik değişikliklerinin tespit edilmesi esasına dayanır. Koroner arter hastalığının teşhis ve takibinde, kapak hastalıkları ve kalp yetersizliğinde kardiyak değerlendirmede kullanılır. Ayrıca kişinin kalp, akciğer ve kas kondüsyonunun değerlendirilmesinde faydalıdır.

Kardiyak Sintigrafi:

Kol damarından nükleer bir madde verilerek kalbin istirahat ve efor sonrası tuttuğu maddenin dedektör vasıtası ile görüntiilenmesidir. Kalp beslenme bozukluklarının ve kalp dokusundaki hasarlı bölgelerin değerlendirilmesinde kullanılır. Efor testine göre daha güvenilirdir ancak radyasyona maruz kalınmaktadır.

Kardiyak Tomografi:

Kalp yapısının ve damarların bilgisayarlı tomografi yardımıyla kesitsel ve üç boyutlu olarak birleştirilerek görüntülenmesi esasına dayanır. Yapısal kalp hastalıklarının ve koroner arter hastalığının belirlenmesinde kullanılır. Kol damarından kontrast madde verilip görüntüler alınarak kalp ve koroner damarların görüntülenmesi sağlanır. Koroner anjiyografiye göre daha az girişimsel olması avantaj iken doğruluğunun çok yüksek olmaması, darlık saptandığında koroner anjiyografi yapılmasının gerekmesi ve müdahale işleminin yapılamaması dezavantajıdır. Ayrıca kalp hareketli bir organ olduğu için işlem sırasında kalp hızının düşük ve ritminin normal olması cihazın yüksek kesit gücüne sahip bir cihaz olması zorluklarıdır.

Koroner Anjiyografi:

Kol ya da kasık bölgesindeki bir damardan girilerek çeşitli kateterler yardımıyla kalp damarlarına kontrast madde verilerek dedektör yardımıyla koroner damarların görüntülenmesidir. Koroner damarlardaki tıkanıklık ve darlıklar çeşitli açılardan görüntülenek tespit edilir. Girişimsel bir işlem olması ve radyasyon ile çalışılması dezavantajıdır. Ancak koroner arterlerin görüntülenmesinde bilinen en iyi yöntem olması, tespit edilen darlık ve tıkanıklığın aynı anda ve aynı yolla tedavi edilebilmesi avantajıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Başlıca-Kalp-Hastalıkları.jpg


Başlıca Kalp Hastalıkları


Kalp tüm vücuda kan pompalamakla görevli organdır. Göğüs kafesinin sol yanında bulunur.

blank

Kalp bir bina gibi düşünürsek: temeli (kalbin iskeleti), duvarları (kalbi oluşturan kas kitlesi- myokard), kapıları (kalp kapakları), pencereleri (doğum öncesi açık olan doğumsal delikler), elektrik sistemi (gerek sinir ve gerekse kendine has kaslarda oluşturulan uyarı ve bu uyarıların iletim sistemi), alarm sistemi (kalbin ağrısını hisseden sinir sistemi), dış etkenlerden korunmayı sağlayan muhafaza ve yalıtım sistemi (kalbin dış zarları-perikard ve yağ yastıkçığı), kendi kendinin beslenmesini sağlayan dolaşım sistemi (koroner damarlar) vardır. Ayrıca kendisine bitişik komşu damar (aort vb.) ve organlarla (akciğer vb) koordineli bir ilişkisi vardır. İşte tüm bu sistemlerin çalışması ve koordinasyonunda olan bozukluklar kalp hastalıkları olarak isimlendirilir.

Kardiyoloji hem kalbi hem de koordineli yapılarla ilişkisini inceler. Kalp hiç dinlenmeden sürekli çalışmakta olmasına rağmen bu hissedilmez. Olabilecek en küçük bir olumsuzluk ise çeşitli semptom ve bulgulara yol açabilir. Bu semptom ve bulgular bazen bölgesel olarak kalp çevresinde hissedilirken bazen de bayılma, morarma gibi tüm vücudu ilgilendirir.


Kalp hastalıkları şu başlıklarda incelenebilir.

Doğumsal Kalp Hastalıkları: Atriyal septal defect, ventriküler septal defekt fallot tetrolojisi vb.

Kalp Kası Hastalıkları: Kardiyomiyopatiler, kalp yetersizliği, miyokardit vb.

Kapak Hastalıkları: Mitral, aort, triküspid, aort kapak darlık ve yetersizlikleri.

Ritim Bozuklukları: Atriyal ve ventriküler aritmiler, taşikardi ya da bradikardi vb.

Kalp Damar Hastalıkları: Koroner arter hastalığı

Perikard hastalıkları: Perikardit

Pulmoner Dolaşım Bozuklukları: Pulmoner enıboli, pulmoner hipertansiyon vb.

Kalp tümörleri: Miksoma, sarkoma vb.

Aort ve Periferik Damar Hastalıkları: Aort anevrizması, diseksiyonu vb.

Hipertansiyon

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Koroner-Arter-Hastalığı.jpg


Koroner Arter Hastalığı


Koroner arterler kalbi besleyen damarlardır. Kalp damarlarına ait hastalıklarda koroner arter hastalığı isimlendirilir.

blank

Koroner arterlere ait doğumsal anomali, kas köprüsü vb durumlarda koroner arter hastalığı kapsamında olsa bile toplumda koroner arterlerin aterosklerotik hastalıkları koroner arter hastalığı olarak düşünülmektedir.

Ateroskleroz damar iç yüzeyinin kan dolaşımındaki çeşitli maddelerce (kolesterol, yağ, çeşitli toksik maddeler ve çeşitli infeksiyöz, inflamatuar etkenler) zedelenmesi, bu yüzeyin altına kolesterol, yağ depolanması ile seyreden ve genellikle yavaş ilerleyici bir hastalıktır. Damar iç cidarında oluşan küçük plaklar zamanla daha büyük plaklara yol açarak damarlarda ciddi darlıklara yol açabilirken bazen de plağın yırtılması ile pıhtı oluşturak tam tıkanıklığa yol açabilir.


Koroner arterlerdeki darlık kalbin kan ihtiyacını karşılamasına engel olduğunda çeşitli şikayetler oluşur. Hafif darlıklarda hiçbir şikayet olmazken orta derecede darlıklarda efor ve psikolojik stres gibi durumlarda şikayetler görülebilir. En sık görülen şikayet göğüs ağrısıdır. Ağrı genellikle baskı ya da yanma şeklindedir, kola ya da çeneye yayılır, soğuk terleme eşlik edebilir, süresi genellikle bir kaç dakikadır. İstirahatle ya da dil altı hapı denilen ilaçlarla rahatlar. Ağrı süresinin uzaması klinik tablonun kalp krizine doğru evrilmekte olduğunu düşündürür.

Koroner arterlerde ani tam tıkanıklık gelişmesi kalp krizi ve ani kalp ölümü görülürken, daha yavaş gelişen ciddi darlık ya da tıkanıklıklarsa kararlı ve kararsız angina pektoris olarak isimlendirilen klinik tablolara yol açar.


  • Risk Faktörleri
  • Tanı
  • Tedavi
Risk Faktörleri

Koroner arter hastalığı dünyada ve ülkemizde en önde gelen ölüm nedenlerindedir. 45 yaş üzeri erkek ya da 55 yaş üzeri kadınlar, ailesinde erken yaşlarda koroner arter hastalığı olanlar, diyabeti ve hipertansiyonu olanlar, kan kolesterol ve yağları yüksek olanlar, sigara içenler, şişmanlar, hareketsiz yaşam sürenler ve yoğun stresliler koroner arter hastalığı ya da kalp krizi için riskli bireylerdir. Kadınlarda menapoz dönemine kadar diyabet ya da sigara içimi yoksa koroner arter hastalığı çok nadirdir. Menapoz sonrası ile sıklığı hızla artar.

Tanı

Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi, fizik muayenesi ve çeşitli tetkiklerle konur. Elektrokardiyografi (EKG), Ekokardiyografı, Efor Testi, Koroner Anjiyografı tanıda kullanılan tetkiklerdir. Koroner anjiyografı kalp damarlarının boyalı bir madde ile görüntüleme yöntemi olup % 100 doğrulukla tanı konulmasını sağlar.

Tedavi

Koroner arter hastalığının tedavisinde ilaçlarla darlıkların oluşturduğu semptomların azaltılması ya da giderilmesi, hastalığın ilerlemesinin durdurulması, kardiyak hasar ve ölüm oluşturma potansiyelinin azaltılması sağlanır. Ayrıca balon-stent ya da bypass gibi müdahalelerle hem semptomları hem de darlıkları ortadan kaldıracak girişimsel tedaviler uygulanır. İlaç tedavisinde aspirin ve diğer kan pıhtılaşmasını azaltacak ilaçlar, damar genişleticiler, kalbin yaptığı işi azaltıcı ilaçlar ve kan kolesterol ve yağlarını azaltıcı ilaçlar kullanılır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Kalp-Krizi.jpg


Kalp Krizi


Kalp krizi kalbi besleyen damarlardan birinin aniden tıkanması ile oluşur. Tıkanan kalp damarının beslediği kalp dokusu fonksiyonlarını kaybetmeye başlar.

blank

Genellikle giderek artan göğüs ağrısı olur terleme, bulantı, kusma bazen de bayılma gibi semptomlar görülür. Göğüs ağrısı baskı ya da yanma tarzındadır, sol kol, çene, sırt ve mideye yayılabilir. Bazı hastalarda ise (yaşlı, diyabetik) göğüs ağrısı olmaksızın halsizlik, terleme, bayılma kalp krizinin belirtileri olabilir. Hastaların byük bölümünde bilinç açıktır ancak ölüm korkusu olabilir.

Kalp krizi oldukça korkulan bir hastalıktır. Bu beklenmedik bir anda başlaması, ölüm olasılığının yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Kalp krizine bağlı ölümlerin çoğu hastaneye başvurmadan önceki dönemde ritim bozukluğuna bağlı ani kalp durmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle kalp krizi düşündüren şiddetli göğüs ağrısı, soğuk terleme gibi belirtilerin varlığında zaman geçirmeksizin hastaneye (112-acil servis) başvurulması hayat kurtarıcı olabilmektedir.


  • Tanı
  • Tedavi
Tanı

Kalp krizinde teşhisi EKG ve bazı kan tetkikleri ile konur. Ancak çoğu kez EKG’deki değişiklikler kan tetkik sonuçlarının beklenmesini gerektirmeyebilir. Teşhisin konulması ile tedavi sürecide başlamalıdır.

Tedavi

Kalp krizinin tedavisinde ilk olarak hastanın ağrısı azaltılarak sıkıntı ve stres rahatlatılması ve damarın tıkanmasına yol açan pıhtının büyümesine engel olacak aspirin ve diğer kan sıvılaştırıcı tedavileri başlanmalıdır. Sonrasında zaman kaybetmeden koroner anjiyografı ve balon-stentle tıkanan kalp damarının açılması esas tedavidir. Tıkalı damarın açılmasının mümkün olan en erken sürede yapılması hem geçirilmekte olan kalp krizinin tedavi başarısını artırmakta hem de kalp krizine bağlı oluşmakta olan hasarın azaltarak hastanın daha sonraki yaşamında kalp yetersizliği vb gibi ilave hastalıkların gelişimini önleyecektir.

Kalp krizi geçiren hasta en az 24 saatli yoğın bakım izleminin ardından bir kaç günde serviste takip edilir. Taburculuk sonrası kullanması gereken ilaç tedavisi ve normal yaşama dönüş süreci konusunda bilgilendirme yapılır.

Kalp krizi geçirmiş bir hastanın dikkat etmesi gerekenler

-Önerilen ilaçlara doktor kontrollerine kadar devam edilmelidir
-Kalp krizinden yaklaşık bir ay sonra ilk kontrolünü yaptırmalıdır.
-Kalp sağlığı ile dost yaşam tarzı değişiklikleri yapılmalıdır.
-Sigara kesinlikle bırakılmalıdır, (sigarayı bırakmak diğer tüm yaşam tarzı
değişikliklerinden daha etkilidir)
-Sıkı kan basıncı kontrolü
-Akdeniz diyeti olarak bilinen zeytinyağlı ve lifli gıdaların ağırlıkta olduğu gıdalar
tercih edilmeli
-İdeal ağırlığa ulaşılmalı
-Haftada en az 5 gün ve en az 30 dakikalık aerobik (yürüyüş, yüzme, joging vb) egzersizler yapılmalı (kalp krizi sonrası ilk bir aydan sonra)
-Psikolojik stresle baş etmeyi sağlayacak yöntemler uygulamalı

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Kalp-Kapak-Hastalıkları.jpg


Kalp Kapak Hastalıkları


Kalp kapakları kalp bölmeleri arasına yer alan tek yönlü geçiş sağlayan kapılardır.

blank

Sol atriyum (kulakçık) ile sol vetrikıil (karıncık) arasında mitral kapak, sol vetrikülle aorta arasında aort kapak, sağ atriyumla sağ vetı ikül arasında trikiispid kapak ve sağ vetrikülle pulmoner arter arasında pulmoner kapak olmak üzere dört kalp kapağı vardır.


  • Nedenleri
  • Semptomlar
  • Tanı
  • Tedavi
Nedenleri

Kalp kapaklarının bozuklukları doğumsal, inllanıatuvar (çeşitli enfeksiyon ve romatizmal hastalıklara bağlı) ya da dejcncratiftir (yaşlılığa bağlı), görülür. Gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde da da çok romatizmal kapak hastalığı yaygınken gelişmiş ülkelerde dejeneratif kapak hastalığı daha sıktır.

Kapak yapılarında oluşan bozukluklar tam kapanmamaya yol açarsa yetersizlik, tam açılmamaya yol açarsa darlı olarak isimlendirilir. Kapak hastalıkları ya darlık ya yetersizlik ya da ikisinin kombinasyonu şeklinde görülür. Kapak yapısının normalden uzun ya da gevşek yapıda olması prolapsus (sarkma-esneme) oluşturur.

Semptomlar

Kapak hastalığında nefes darlığı, egzersiz yapamama, öksürük, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma, ayaklarda şişlik gibi şikayetler olabilir. Kalbin dinlenmesi ile anormal kalp sesleri ya da üfıirüm duyulur.

Tanı

Kapak hastalığı tanısı ekokardiyografi ile konur. Ekokardiyografi gerek kapağın yapısını gerekse kapakta darlık ya da yetersizlik varlığını gösterir. Ekokardiyografi hastalığın sadece tanısını koydurmakla kalmayıp aynı zamanda takibinin yapılarak girişimsel tedavi zamanı geldiğinin belirlenmesinde kullanılır. Kapak hastalarında ritim bozukluğu sık görüldüğünden EKG ile ritim kontrolü önemlidir.

Tedavi

Kapak hastalarının tedavisinde amaç kalp ve bozukluğunun etkiyeceği diğer organların korunması, semptomların tedavisi ve kapağa müdahaleni en uygun zamanda yapılmasıdır. Müdahale zamanlaması son derece önemlidir. Geç kalınan hastalarda müdahale yapılsa bile istenen düzelme sağlanamazken erken müdahalede ise hastaya gereksiz riskler yüklenmektedir.

Mitral darlığında anjiyografı yapar gibi (perkütan yol ile) kasık bölgesinden girilerek balon ile kapak genişletilir ya da ameliyat ile kapak değiştirilir. Mitral yetersizliğinde ameliyatla kapak tamiri ya da değiştirilmesi uygulanır. Aort darlığında ameliyatla ya da perkütan yolla yeni kapak takılır. Aort yetersizliğinde ameliyatla yeni kapak takılır, fek başına triküspid ve pulmoner kapak problemlerine daha az rastlanır. Tedavi planı hastaya göre değişir.

Kapağı değişmek zamanı gelmiş hastalarda kapak seçimi hastanın yaşı, cinsiyeti, gebelik beklentisi olup olmamasına göre belirlenir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp