En Son Eklenenler


Kalp sağlığı 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Kalp sağlığı

Kalp sağlığı bireylerin yaşamlarını sağlıklı bir biçimde sürdürebilmeleri için dikkat edilmesi gereken bir husustur. Bireyler kalp ve kalp damar hastalıklarına karşı oldukça dikkat etmelidir. Bireyler, dikkatleri sonucunda sağlıklı bir hayat kazanırken kalp ve kalp damar hastalıklarına karşı herhangi bir önlem almayan hatta hiçbir şekilde dikkat etmeyen bireyler bu tür hastalıklara diğer bireylere nazaran çok daha sık yakalanmaktadır. Eğer ki bireyler aslında kalp sağlıklarına ne kadar dikkat ederse bu hastalıklardan da o kadar korunmuş olurlar. 

Kalp sağlığını koruyabilmek için bireyler yaşamlarını sürdürürken yaşam biçimlerinde değişiklikler yapmalıdır. Bireyler yaptıkları bu değişiklikler ile birlikte hayatlarında onları olumsuz etkileyebilecek ne varsa çıkarmalıdırlar. Kalp sağlığını ise bireyler birçok şekilde korunabilmektedir. 

Kalp sağlığı için nelere dikkat edilmelidir?

Kalp sağlığının korunması için bireyler birçok etmene dikkat etmelidir. Bu etmenler bazen bireylerin tükettiği besinler olabilirken bazen ise bireylerin yaşam tarzı olmaktadır. Etmenler çeşitlilik göstermektedir. Kalp sağlığının korunması ise bireylerin yaşamlarını çok daha özgürce ve sağlıklı bir biçimde sürdürmelerini sağlamaktadır. Bu konu üzerinde çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Kalp sağlığına dikkat etmek için önemsenmesi gereken konulardan birinin ise tüketilen besinler olduğu bilinmektedir. Kalp sağlığı bireylerin tükettiği besinler ile doğru orantılıdır. Bireyler sağlıklı beslenerek kalp sağlıklarını korumaktadırlar. Bireylerin balık, lifli gıda, keten tohumu, sebze, meyve ve kuru baklagiller tüketmesi bireylerin kalp sağlığına iyi gelmektedir. 

Kalp sağlığı için hangi besinler tüketilmeli hangi besinler tüketilmemelidir?

Kalp sağlığının korunması bireyler için oldukça önemlidir. Kalp birey yaşamının temelini sağlamaktadır. Bu yüzden kalbin sağlığı bireylerin yaşamlarını etkilemektedir. Kalp sağlığıysa çeşitli sebeplerden ötürü bireylerde değişiklik göstermektedir. Bireyler, kalp sağlıklarına dikkat etmek için beslenmelerine de dikkat etmelidirler. Omega3 yağ asitleri içeren besinlerin tüketimi de aynı şekilde kalp sağlığında büyük rol oynamaktadır. Omega3 yağ asidi içeren besinler kanda pıhtı oluşumunu azaltmaktadır. Kanda pıhtı oluşumunun azaltmasının yanında ise damarlarda genişletici etki yapmaktadır. Bireylerde balık tüketimi ise kalp ve kalp damar hastalıklarına karşı bir bariyer görevi görmektedir. Doymuş yağ bakımından fakir, lif, antioksidan, tekli doymamış yağ ve balık bakımından ise zengin içerikli yapılan diyetlerin ise bireylerin kalp sağlığı üzerinde olumlu etki yapmaktadır. 

Bireylerin taze meyve, sebze ve lifli gıdaları tüketmesi ise kalp için oldukça önemlidir. Kırmızı et tüketimi de aynı derecede önemlidir. Kırmızı et haftada 1 ya da 2 kez tüketilmelidir, yaklaşık 100’er gram tüketimi uygundur. Tatlı tüketimi ise ağır tatlılardan ziyade sütlü tatlılar üzerine olmaktadır. Trigliserid değeri ise bireylerin kalp sağlığında oldukça önemlidir. Bireylerde trigliserid değeri olması gerekenden yüksek ise ve bireylerde alkol tüketimi varsa birey alkolü bırakmalı ya da kısıtlı içmelidir. Günlük tuz tüketiminin azalması kalp sağlığı için önemlidir. Günlük tüketilen tuz miktarı 5 gram ile sınırlandırılmalıdır.

Bireyler sağlıklarını korumak için çeşitli şeyleri tüketmelidirler. Bunun yanında ise bireylerin tükettiği taktirde onlara çeşitli zararlar verebilecek besinler de bulunmaktadır. Bireylerin sakatat, kabuklu deniz hayvanları, tam yağlı etler, aşırı yağ içeren gıdalar, yağda yapılan kızartma ya da kavurmalar, içeriği bilinmeyen ya da içeriğinden emin olunmayan hazır gıdalar, alkollü içkiler, hazır meyve suyu ya da meşrubatlar ve tereyağının tüketimi sonucunda ise bireyler çeşitli şekillerde sağlık problemi yaşayabilirler. Bu sağlık problemlerinin içerisinde ise kalp sağlığı tehdit unsurları da bulunmaktadır. Bu yüzden bireyler tükettikleri besinlere dikkat etmelidirler.

Hipertansiyon ve kalp sağlığı

Hipertansiyon (arterlerdeki kan basıncının sürekli yüksek olması durumu) kalp ve kalp damar hastalıklarına etki etmektedir. Hipertansiyonun ise kalp sağlığına oldukça zararlı etkileri bulunmaktadır. Hipertansiyon ise kalp ve kalp damar hastalıklarına çeşitli mekanizmalar üzerinden etki etmektedir. Hipertansiyonun erken evrelerinde ise bireylerde damar iç yüzeyi bozukluğu görülmektedir. Görülen bu damar iç yüzeyi bozukluğu bireylerin kalp sağlığında ciddi bozulmalara sebep olmaktadır. Bireyde hipertansiyon olması kalp damarlarının iç yüzeyindeki genişliği azaltmaktadır. Aynı zamanda hipertansiyon, hücrelerde yağ birikimini kolaylaştırarak bireylerde kalp sağlığı unsurunu bozmaktadır. Hipertansiyon, kanın akışkanlığını bozuyor, kireçlenmeyi artırıyor bunun yanında ise hücre ve pıhtı birikimini kolaylaştırmaktadır. 

Hipertansiyonun kontrol altında tutulması demek kalp sağlığının da kontrol atlında tutulması demektir. Kalp sağlığının kontrolü için bireyler ideal kilolarına ulaşmalılardır. Bireyler, sigara tüketimini bırakmalı ve alkol tüketimini kısıtlamalıdırlar. Doymuş yağ alımı ise oldukça tehlikelidir. Bu yüzden doymuş yağ alımı sınırlandırılmalıdır, yeterli miktarda magnezyum ve kalsiyum barındıran besinler tüketilmelidir. Günlük tuz alımı ise en fazla 5 gram olacak şekilde sınırlandırılmalıdır. Bireylerin, günlük hayatta etkin olması ya da düzenli egzersizler yapması da çeşitli kalp sağlığını olumsuz etkileyebilecek unsurlardan kurtulmayı sağlamaktadır.

Kalp sağlığını olumsuz etkileyecek risk faktörleri nelerdir?

Kalp sağlığı bireylerin koruması gereken en büyük unsurdur. Bireyler bu sağlığı çeşitli önlemler alarak korumaktadırlar. Kalp sağlığını olumsuz etkileyen faktörler ise köklü yaşam tarzı değişimi ile durdurulabilmektedir.

  • Sigara tüketimi,
  • Hareketsiz yaşam,
  • Stres,
  • Obezite,
  • Alkol kullanımı,
  • Uyuşturucu madde kullanımı kalp sağlığının olumsuz yönden etkilenebileceği faktörler arasında bulunmaktadır.

Kalbin sağlığının korunması ile birlikte bireyler, çok daha kaliteli yaşam sürdürmektedirler. Bireyler, kalp konusunda oldukça hassas olmalıdırlar. Kalp, insanın yaşamının temel kaynağıdır. Dolayısı ile burada gerçekleşen herhangi bir sorun bütün vücudu etkilemektedir. Kalp sağlığına dikkat etmek için yapılması gereken çeşitli unsurlar bulunmaktadır. Bunun yanında ise kalp sağlığını olumsuz yönde etkileyen risk faktörleri de bulunmaktadır. 

Bireylerin sigara tüketimi kalp sağlığını oldukça olumsuz etkilemektedir. Sigara ile kardiyolojik hastalıklar birbiri ile iç içedirler. Bireyler sigara yüzünden birçok hastalığa yakalanabilmektedir. Sigara kalp ve kalp damar hastalıklarına yol açmaktadır. Kalp sağlığı için sigara kullanımı bırakılmalıdır. Sigara kalpte bulunan damarların iç yüzeyinde daralmalara sebep olmak ile birlikte damarların iç yüzeyinde kolesterol ve yağ kireç birikimi oluşmasına ortam hazırlamaktadır. Sigara, kan fibrinojen konsantrasyonunu yükseltmektedir. Bireylerde sigara tüketimi yüzünde pıhtı hücrelerinin tepkileri artarak kan akışkanlığı bozulmaktadır. Kalp sağlığını olumsuz etkileyen tek faktör sigara değildir. Bireylerin sahip olduğu hareketsiz yaşam biçimi de kalp sağlığını oldukça olumsuz etkilemektedir. 

Bireylerin hareketlerinde gün geçtikçe azalmalar görülmektedir. Fiziksel aktivite aktifliği sayesinde ise birçok kalp ve kalp damar hastalıklarının önüne geçilmelidir. Bireyler kalp sağlıkları için haftada en az 3 gün yarım saat egzersiz yapmaktadır. Kalp sağlığı açısından bireylerin düzenli hareket etmesi oldukça önemlidir. Bunun yanında ise bireylerin kan şekerlerinin kontrol altında olması da kalp sağlığını önemli ölçüde etkilemektedir. Diyabet hastaları en sık kalp krizi geçiren hastalık grubunda yer almaktadırlar. Diyabet hastalığı damar duvarının esnekliğini bozmaktadır. Bu nedenle kanla pıhtılaşma artmaktadır ve damar iç yüzeyinde hücre hasarı oluşması kolaylaşmaktadır.

Kalp sağlığının risk faktörlerinden bir diğeri ise strestir. Stresin bireydeki boyutu arttıkça bireyde çeşitli hastalıklar görülmektedir. Stres, öfke ve depresyon ise kalp damar hastalıklarının oluşma riskini artırmaktadır. Bireyler stres altında olduklarında bu durumu kontrol etmek için bireyleri sıkıntıya sokan durumlar düşünülür ve sorunun ortadan kalkması için adım atılmalıdır. Birey bu durumu tek başına yapmakta güçlük çekiyorsa bir uzmandan yardım almalıdır.




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Kalp krizi nedir? 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Kalp krizi nedir?

Kalp krizi bireylerin göğüslerinde aniden kendini gösteren ağrı ve sıkışma hissi ile başlamaktadır. Kalp krizinde ise bireylere erken müdahale etmek oldukça önemlidir. Bireylere yapılan erken müdahale hayati riskin azaltılmasını sağlamaktadır. Bunun yanında ise kalp krizine erken müdahale bireylerdeki kalp kasının zarar görmeden kurtulabilmesini sağlamaktadır. Diyabet hastalığı, bireyde aşırı kilo, kötü, sağlıksız ve düzensiz beslenme alışkanlığı ve hareketsiz yaşam unsurları bireylerde kalp hastalıklarına yol açabilmektedir. Bu faktörler üzerinde yapılacak olumlu değişiklikler ise hastalığın ortaya çıkmasını önleyebilmektedir.

Kalpte bulunan damarındaki plakların bir anda yırtılması ve damarların üzerine pıhtı oturması ile birlikte kalp damarlarında aniden oluşan tıkanıklıklar görülebilmektedir. Bu durumun sonucunda ise kalp kası oksijensiz kalmaktadır. Oksijensiz kalan kalp kası hücreleri ise aradan bir süre geçtikten sonra ölmeye başlamaktadır. Bu sürece ise kalp krizi adı verilmektedir.

Kalp krizinde risk faktörleri nelerdir?

Kalp krizinde tedavi durumu olay başladıktan sonra geçen ilk saatler içerisinde oldukça önemlidir. Bu neden ile kalp krizinden şüphelenildiği taktirde hemen en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Hızlı tanı ve tedavi ile birlikte bireylerin kalp krizini hasarsız atlatması oldukça muhtemeldir. Bu durumda erken önlem alıp sağlık kuruluşuna başvurabilmek için kalp krizinin belirtilerini tanımak son derece önemlidir. Kalp krizinde ise birçok risk faktörü bulunmaktadır.

  • Aile bireylerinde kalp krizinin öyküsünün bulunması,
  • İlerleyen yaş,
  • Sigara kullanımı,
  • Yüksek kan basıncı,
  • Diyabet,
  • Kan yağlarının yüksek seyreden seviyesi,
  • Obezite çeşitli risk faktörleri arasındandır.

Bireylerde kalp krizinin yaşanmasını artıran önemli risk faktörleri bulunmaktadır. Bu risk faktörleri ise kategorize edilmektedir. Bu kategorizenin bir alt başlığı ise değiştirilemeyen risklerdir. Değiştirilemeyen riskler arasında ise genetik faktörler, ilerleyen yaş ve cinsiyettir. Erkek bireylerde kadın bireylere göre kalp krizi geçirme olasılıkları daha fazladır. Bunun yanında ise ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunanlar ve erkek olan bireyler çok daha büyük bir risk altında olmaktadırlar. Bu riskler ise yaş ile birlikte artmaktadır.

Bir diğer risk faktörü kategorisi ise değiştirilebilen risklerdir. Bu risk grubunda ise faktörlerini azaltmak kişinin çabalarına bağlıdır. Kişilerin sigara kullanması, yüksek kan basıncına sahip olması, diyabet hastalığına sahip olunması, kan yağlarının normal seviyeden yüksek olması ve obezite hastalığı bireylerin çabalarına göre değişkenlik gösteren faktörlerdir. Bu risk faktörlerin tamamına sahip olan bir birey en üst düzeyde riskli kişi demektir. Bu neden ile beraber bireylerin kalp krizi geçirme riskini daha önceden bilmeleri oldukça önemlidir.

Kalp krizini ise toplum içerisindeki bazı bireyler daha çok yaşamaktadır. Bu sebep nedeni ile tüm bireyler risk analizine tabi tutulmalıdır. Bu risk analizi sonucunda ise yüksek riske sahip olan bireylerin belirlenmesi ve risk azaltıcı önlemlerin uygulanması hayat kurtarıcı olmaktadır.

Kalp Krizi Belirtileri Nelerdir?

Kalp krizinin çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Bu sebepler neticesinde bireyler bu durumu yaşayabilmektedir. Bireyler, durumu yaşamadan önce çeşitli belirtiler hissetmektedir. Çoğu kalp krizi ise göğüs kafesinin ortasında hissedilen bir ağrıya neden olmaktadır. Şikayetler ise genellik ile birkaç dakika sürmektedir. Gelip geçici karakterde olabilirler. 

  • Göğüs kısmında baskı, 
  • Sıkışma,
  • Ağırlık 
  • Ağrı 
  • Hazımsızlık,
  • Göğüste yanma 
  • Mide rahatsızlıkları şikayetleri ile de yaşanılacak kriz kendisini gösterebilmektedir. 

Gövdenin üst kısmında ağrı hissedilmektedir. Bir ya da her iki kolda, sırtta, omuzlarda, boyunda, çenede ve midenin üst kısmında hissedilen ağrı da kalp krizinin belirtilerinden biri olabilmektedir. Bireylerde nefes darlığı oldukça sık görülmektedir. Nefes darlığı kalp krizinin tek belirtisi olabilmektedir. Ağrı yaşanmadan önce ya da hemen sonra kendisini gösterebilmektedir. 

Bireyler belirtileri yaşadığı taktirde en yakın sağlık kuruluşuna gitmelidirler. Kalp krizi kendisini farklı belirtiler ile de gösterebilmektedir. Kalp krizinden önce bireylerde ani soğuk ter basması, ani gelişen yorgunluk atakları, bulantı, ani baş dönmesi, göz kararması ve kusma durumu görülebilmektedir. Kalp krizinin en temel belirtisi göğüs ağrısı olmasına rağmen bazı bireylerde bu durum geçerli olmamaktadır. Aksine kalp krizinin gerçekleşmesi durumu bireyler herhangi bir şikayet hissetmeden sessizce gerçekleşebilmektedir.

Kalp krizi tanı yöntemleri nelerdir?

Kalp krizinin tanısı hekimler tarafından konulabilmektedir. Bu tanı için en önemli iki bilgi bulunmaktadır. Bunlar hastanın yakınmaları ile birlikte EKG’sinin değerlendirilmesiyle sağlanmaktadır. EKG (elektrokardiyografi) bulguları sonucu tipik olarak kalp krizi ile uyumlu ise ve hastanın yakınmalarının da kalp krizine uyuyorsa tanı konuluyor ve vakit kaybedilmeden tedaviye başlanmaktadır.

Bazı durumlarda ise EKG sonuçları belirgin olmamaktadır. Bu durumda ise kalp kasının zarar görmesi sonucunda kanda yükselen bazı enzimler ölçülmektedir. Bu kan testleri ise tanı koymada yardımcı olsa da ancak aradan belirli bir vakit geçtikten sonra yükselmesi durumu tarzında detavantajı da bulabilmektedir. Bu sebep ile uzmanlar ekokardiyografi ya da anjiyografi tetkiklerini isteyebilmektedirler. 

Kalp Krizi Tedavi Yöntemleri

Kalp krizinin erken tanı ve tedavisinin yapılması sonucunda bireyin kalbinin aldığı hasar azaltılmaktadır. Kesin olarak kalp krizi tanısı konmadan önce ise yalnızca şüphe durumunda bile bireylere çeşitli tedaviler uygulanmaktadır. Bu uygulamalarda kan pıhtılaşmasını engelleyen çeşitli ilaçlar kullanılabilmektedir. Bunun yanında oksijen tedavisi uygulanmaktadır. Kalp krizinin tanısı kesinleştirildikten sonra hekimler hastanın kalp damarlarındaki tıkanıklığı açmak amacı ile hızlıca tedaviye başlayacaklardır. Bu amaç doğrultusunda uygulanabilecek iki tedavi yöntemi vardır. Bunlardan biri pıhtı eritici ilaçlardır ve ikincisi ise perkütan koroner girişimidir.

Trombolitik tedavi de kalp krizi için uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemde ise damar içerisinde oluşmuş olan pıhtıyı eritme amacına yönelik damar yolu ile pıhtı eritici ilaçlar kullanılmaktadır. Hekimlerin uyguladığı bu ilaç tedavisi ise kalp krizinden sonraki yaklaşık ilk 6 saat içinde etkilidir. Bu tedavi tanı konar konmaz uygulanmalıdır. İlaçların ciddi kanama yapıcı yan etkileri bulunmaktadır. 

Perkütan koroner girişimler ise bir diğer tedavi yöntemidir. Tıkanmış ya da daralmış olan damarları açmaya yaramaktadır. Cerrahi olmayan bir tedavi yöntemidir. Bireylerin kol ya da kasık damarının içinden ince, plastik, ucunda balon bulunan, bir tüpün bireylerin damarının içine doğru ilerletilmesi ve darlık seviyesine gelindiğinde ise balonun yapılmaktadır. Bu durum ise tıkalı olan damarların açılması için uygulanan bir tedavi yöntemidir. Kalp krizi tedavisi için uygulanan bu yöntem sonunda ise kan damarındaki kanın akımı sağlanmaktadır. İşlem esnasında ise darlık yerinin yıllar boyunca açık şekilde kalmasını sağlayan ve stent isminde kafese benzeyen yapılar yerleştirilmektedir. 

ADE İnhibitörleri kan basıncını düşürmektedir ve bu sayede kalp kası üzerindeki baskıyı azaltmaktadır. Kan basıncını düşüren ve kalp kası üzerindeki baskıyı azaltan bu ilaçlar ise kalp kasının kriz sonrasında zayıflamasını önlemek şeklinde ek avantajları da bulunmaktadır.

Kan sulandırıcı ilaçlar ise pıhtılaşma hücrelerinin birleşerek istenmeyen pıhtı oluşumunu engellemektedirler. Ek olarak ise stent içinin pıhtı ile tıkanmasını da engellemektedirler. Bu neden ile de stent sonrasında ez az 1 yıl boyunca kullanılmaları gerekmektedir.

Kolesterol düşürücü ilaçlar yani stainler kan kolesterolünü düşürmektedir. Bu ilaçlar kan kolesterolünü kontrol altında tutmaktadır. Bu sayede ise kalp krizi ya da inme atağı yaşanması durumu engellenebilmektedir. Kalp ritmini kontrol ederek ise ek ritim düzenleyici ilaçlar bulunmaktadır. İlaçlar ise doktorun önerdiği şekilde kullanılmalıdır.




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Kalp Kası Hastalıkları 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Kalp kası hastalıkları kardiyomiyopatiler olarak da bilinmektedir. Tedavisi ise kalp nakline kadar bulunmaktadır.

Bazen bu durumlarda bu hastalık genetik, bazen ise çevresel nedenler ile ortaya çıkabilmektedir. Bu hastalıklar ise 5 farklı şekilde kendini belli etmektedirler. Hastalıkların tedavisinde de çeşidine göre kalp nakline uzanan farklı yöntemler bulunmaktadır. Kardiyomiyopatiler ise kalp fonksiyonlarının çeşitli sebepler dolayısı ile bozulmasına yol açan kalp kası hastalıklarıdır. Kardiyopatiler ise 4 alt gruba ayrılmaktadırlar.

Kardiyomiyopati çeşitleri arasında dilate kardiyomiyopati, hipertrofik kardiyomiyopati, Restriktif Kardiyomiyopati, aritmojenik sağ ventrikül bulunmaktadır. 

Miyokard normal işlevlerini sürdüren kalp kasına verilen tıbbi bir isim olmaktadır. Kalp kasında meydana gelen hastalıklara ise genel adlandırılma yapılır ve bu adlandırmaya genel olarak kardiyomiyopati denmektedir. Kardiyomiyopati ise hem kalp kasının kendisinde başlayan bir hastalık sebebi ile hem de kalp dışı çeşitli hastalıkların kalbi etkilemesi sebebi ile kendisini gösterebilmektedir.

Kalp kası hastalıkları ise eğer kalp ile ilgili çeşitli hastalıklar sebebi ile meydana geliyorsa bu duruma bir isim verilmektedir. Bu durumun tıbbi adı primer kardiyomiyopatidir. Başka hastalıkların kalbi etkilemesi sonucunda meydana çıkan durumlar da bulunmaktadır. Bu duruma da sekonder kardiyomiyopati denmektedir. Kardiyomiyopati ise oldukça çeşitli sebepler ile ortaya çıkmaktadır. Bir çeşit hastalıklar kardiyomiyopati sebebi ile ortaya konamamaktadır. Bunlar ise sebebi bilinemeyen kardiyomiyopati olarak tanımlanmaktadır. Sebebi bilinemeyen kardiyomiyopatinin tıp dilinde adı ise İdiopatik Kardiyomiyopatidir. 

Kalp kası hastalıkları oldukça sessiz bir seyir izleyebilmektedir. Bu durum sonucunda ise bu hastalıklar bireyler yetişkin döneme gelene kadar belirti vermeyebilmektedir. Bazı kalp kası hastalıklarında ise çocukluk çağından itibaren belirtiler kendisini göstermeye başlamaktadır. 

Kalp Kası Hastalıkları Nedir?

Kardiyomiyopati kısaca KMP bir kalp kası hastalığıdır. Kalp kasını tutan hastalıkların belirli bir kısmı ise kalp kasında sadece büyümeye bunun ile birlikte kalp duvarlarında kalınlaşma yaşanmasına yol açmaktadırlar. Bu duruma ise hipertrofik KMP denmektedir. Kalp kası hastalıklarının belirli bir kısmı ise kalp kasında kasılma kusuruna bunun ile birlikte kalpte ciddi boyutlarda büyümeye yol açmaktadır. Bu duruma ise tıpta dilate KMP denmektedir. Kardiyomiyopati ise çeşitli kalp hastalıklarını kapsamaktadır. Kalp kası hastalıkları ile ilgili hastalıkları tanımlamak amacı ile kullanılan bir grup hastalığı ifade etmek için kardiypmiyopati adı kullanılmaktadır. 

Hastalığın sebebi ne olursa olsun kardiyomiyopati hastalarında belirlenen ortak bir sorun mevcuttur. Bu sorun ise kan pompalanmasında oluşan yetersizlik durumudur. Bu durumun sonucunda ise pek çok hastada kalp yetmezliği şikâyetine benzeyen şikâyetler ya da bazı hasta bireylerde kalpte değişik ritim bozukluklarına bağlı gelişen hayatı olumsuz etkileyen çeşitli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sebep ile birlikte kardiyomiyopati hastalıklarının mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.

Kalp Kası Hastalıklarının Nedenleri Nelerdir?

Kardiyomiyopatiler, kesinlikle tedavi edilmesi gereken hastalıklardır.

Bu hastalıklar tedavi edilmediği taktirde bireylerin hayatında bir tehdit unsuru olmaktadırlar. Kalp kası hastalıkları araştırılırken neredeyse %50’lik kısmında herhangi bir sebep bulunamamaktadır. Bu durumlara ise idiopatik KMP adı verilmektedir. Bu tür KMP’ler aynı zamanda da primer KMP sınıfında kendilerini göstermektedirler. İdiopatik KMP’nin ise gözlenen formu hipertrofik KMP olmaktadır. Bu tip KMP’lerin çoğu ise genellikle genetik kökenli olmaktadır.

Bu tür KMP’ler özellikle anne ile babada varlığını sürdürmekte olan KMP’nin çocuklara geçmesi ile olmaktadır. Bu tip hastalarda ise kalp kasında belirgin kalınlaşma ve büyüme görülmektedir. Bazen bu kalınlaşma ya da büyüme durumu oldukça ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Bu durum sonucunda ise kalp boşluğu daralmakta ve kalbin içinde kalbin kasılması sonucunda pompalanacak kanın depolama hacminde ciddi boyutta bir azalma görülmektedir. Bu durum ise kalbin yetersiz kan pompalamasına neden olmaktadır.

Kalp kası hastalıkları çeşitli sebeplerden ötürü ortaya çıkmaktadır. Bu durumun sebepleri arasında bazı ritim bozukluklarına bağlı olarak gelişmekte olan kalp büyümeleri, bireylerde fazla miktarda alkol tüketimi, uyuşturucu madde kullanımları ve kanser tedavisi amacı ile kullanılan bazı ilaçlar bulunmaktadır

Kalp Kası Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?

Kardiyomiyopati hastalıklarının çeşitli türleri bulunduğu gibi çeşitli belirtileri de bulunmaktadır. Bebeklerde ve yetişkinlerde bu belirtiler çeşitlilik göstermektedir. Çeşitliliğin yanında ise bireyler aynı hastalık türüne sahip olsalar dahi bebekler ve yetişkin bireyler arasında belirti farklılıkları gözlemlenmektedir. Kalp kası hastalıkları arasında bulunan Dilalite hastalığını yaşayan bireyler belirtileri farklı olarak yaşamaktadır. Bebek dilate kardiyomiyopati hastalarında çeşitli belirtiler mevcuttur.

  • Beslenme anında zor nefes alma, 
  • Normalden çok daha uzun sürede beslenme 
  • Beslenme sırasında terleme durumu, 
  • Hareketsizlik 
  • Ödem sebebi ile hızla kilo alma,
  • El ve ayak bileklerinde morarma şeklinde belirtilerini göstermektedir. 

Yetişkin kardiyomiyopati belirtileri de farklılıklar göstermektedir. 

  • Karın ağrısı, 
  • Bulantı 
  • Kusma 
  • Hareketsizlik, 
  • Nefes darlığı 
  • Öksürük,
  • Ritim bozukluğu, 
  • Baş dönmesi 
  • İştahsızlık belirtiler arasında bulunmaktadır.

Kalp kası hastalıklarının bir diğer çeşidi ise hipertrofik kardiyomiyopatidir. Bu hastalık ise bebeklerde kendisini beslenme sırasında zor nefes alma, normalden uzun sürede beslenme ve beslenme sırasında terleme, hareketsizlik ve hızla aşırı kilo alımı şeklinde belirtiler aracılığı ile göstermektedir. Yetişkinlerde ise hipertrofik kardiyomiyopati hastalığı kendisini egzersiz yapmada güçlük çekme, hareketsizlik, egzersiz sırasında ortaya çıkan göğüs ağrısı, baş dönmesi bunun ile beraber çarpıntı hissi ve egzersiz sırasında bayılma durumu ile göstermektedir.

Kalp kası hastalıkları arasında restriktif kardiyomiyopati bulunmaktadır. Kan pompalama görevini yapan kalp boşluklarında meydana gelen bozukluklardır. Bu boşluklara karıncık adı verilmektedir. Resriktif kardiyomiyopati karıncık adı verilen ventriküllerin ise düzgün şekilde gevşeyememesi sebebi ile ortaya çıkan bir sorun olmaktadır. 

Kalbin kanı pompalama işlemini yaparken sahip olduğu kasılma gücü ne kadar önemli ise kasıldıktan sonra da gevşeme gücü bir o kadar önemli olmaktadır. Çünkü: Yeterli seviyede gevşeyemeyen kan yeterli miktarda kanı içinde toplayamamaktadır. Bu durum dolayısı ile kalp kasıldığında esnada da yeterli miktarda kanı vücuda gönderememektedir Bu durum ise çocuklarda nadir rastlanmakta olan bir kardiyomiyopati türüdür.

Kalp kası hastalıkları arasında yer alan bu sorunun belirtileri arasında ise bireylerin nefes alırken güçlük çekmesi, nefes darlığı yaşaması, gün içerisinde günlük işler yaparken dahi çabuk yorulma hissi ve ani bayılmaların yaşanması görülmektedir. Bu durumların dışında ise vücudun değişik bölgelerinde şişlik yaşanması ancak bu şişlikler genellikle ayaklarda görülmektedir durum ilerlediği taktirde ise şişliklere bireylerin karnında ve ellerinde de rastlanabilir ve bunun yanı sıra bireylerin karaciğerinde ve dalağında anormal büyümelerin görülmesi mümkündür.

Noncompaction kalp kası hastalıkları ise tıpkı dilate kardiyomiyopatide de olduğu gibi ventrikülün genişlemesi sonucu ile oluşan bir çeşit rahatsızlık olmaktadır. Bu durum ise aslında özel bir çeşit dilate KMP türüdür. Genellikle bu durum sol karıncığı tutmaktadır. Ancak bu durum sadece sol karıncıkta görülmemektedir. Her iki karıncığı tutan ciddi vakalar da bulunmaktadır. Genellikle pek fazla belirti vermemektedir. Durumun farkında varma genellikle ekokardiyografi sırasında tesadüfen olmaktadır. Bu durum ise genetik sebepler neticesinde oluşmaktadır. Bilinen herhangi bir primer sebebi bulunmamaktadır. Hastalar ise genellikle şikayete üzerine gelmektedirler. Hata başvuruları sonucunda sık olarak kalp atışında ritim bozukluğu görülmektedir.




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Varise Hangi Bölüm Bakar 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Varise Hangi Bölüm Bakar


Varise hangi bölüm bakar

Varise hangi bölüm bakar, sorusu için aradığınız yanıtlar makalemizde yer almaktadır. Varise hangi bölüm bakar sorusu ve alt başlıkları ile makalemizden güncel verilere ulaşabilirsiniz.

Varis ve örümcek damarlar bir çok insanı etkileyen, yaygın görülen bir durumdur. Varis 50 yaş ve üstündeki her iki kişiden birini, tüm yetişkinlerin ise yüzde 15 ila 25’ini etkiler. Bu durum hem erkek hem de kadınlarda görülür fakat kadınlarda daha yaygındır.

Varise Hangi Bölüm Bakar 2022

Bir toplardamarın amacı kanı daha fazla oksijen için kalbe götürmektir. Çalışmayan kapakçıklardan kanın geriye doğru akması bacaklarda varise neden olur. Normalde tek yönlü kapakçıklar kanın sadece yukarıya doğru akmasına izin verir. Damarların içindeki kapakçıklar elastikiyetini kaybedince damar duvarlarında balon gibi görünen kesecikler oluşur. Varis olarak bilinen kesecikler kanı içinde tutar, iltihaplanma ve küçük pıhtılara neden olabilir. Varis ile damarlar genişler ve kıvrılır, bu genellikle bacaklarda görülmekle beraber vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir. 

Örümcek damarlar varisin daha hafif bir şeklidir ve genellikle herhangi bir tıbbi bakım gerektirmez fakat varise yol açabilirler.


Varis için ne zaman doktora gitmeliyim

Birçok insan için, varisli damarlar ve örümcek damarlar sadece kozmetik bir endişedir. Çirkin görünüşü bir yana, varis bacakta kramplar ve ağırlık, kaşıntı, şişme ve yaraya neden olabilir. 

Varisli damarların ağrısını hafifletmek veya kötüleşmesini önlemek için egzersiz yapabilir, bacaklarınızı kaldırarak uzanabilir veya kompresyon çorabı giyebilirsiniz. Ancak damarlarınızın görünüşü konusunda endişeleriniz varsa ve bakım önlemleri durumunuzun kötüleşmesini engellemediyse doktora başvurun.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Varisin nedeni ve belirtileri

Varisin birkaç farklı nedeni vardır, bazıları genetiktir. Eğer anne veya büyükannenizde varsa  sizde de varis oluşma riski normalden daha yüksektir. Hormonlar, obezite ve uzun süreli ayakta kalmak da varise neden olabilir.. Çünkü ayakta durmak ve dik yürümek, alt bedeninizdeki damarlardaki basıncı artırır. 

Varisli damarlar herhangi bir ağrıya neden olmayabilir. Koyu mor veya mavi renkli damarlar, bükülmüş ve şişkin görünen damarlar varisli olabilir.

Ağrılı belirtiler ve semptomlar ortaya çıktığında ise şunlar olabilir:

  • Bacaklarınızda ağrılı veya ağır bir his
  • Alt bacaklarınızda yanma, zonklama, kas krampları ve şişme
  • Uzun süre oturduktan veya ayakta durduktan sonra kötüleşen ağrı
  • Bir veya daha fazla damarınızın çevresinde kaşıntı
  • Varisli damar çevresinde cilt rengi değişikliği

Örümcek damarları varisli damarlara benzer, ancak daha küçüktürler. Cilt yüzeyine daha yakındır ve genellikle kırmızı veya mavidir. Genellikle bacaklarda oluşur, ancak yüzde de bulunabilir. Boyutları değişir ve genellikle bir örümcek ağına benzedikleri için bu ismi almışlardır.



Varis İçin Hangi Bölüme Gitmeliyim?

Varisle ilgili herhangi bir sorununuz olduğunda “Kalp Damar Cerrahisi” bölümünden randevu almalısınız. Kalp damar uzmanı, şikayetlerinizin şiddeti ve varislerinizin durumuna göre bir tedavi süreci planlayacaktır.

Doktorunuz, varisli damarları teşhis etmek ve şişme olup olmadığını kontrol etmek için ayakta dururken bacaklarınıza bakmak da dahil olmak üzere bir fizik muayene yapacaktır. Ayrıca bacaklarınızdaki herhangi bir ağrı ve şikayeti tarif etmenizi isteyebilir.

Damarlarınızdaki kapakçıkların normal çalışıp çalışmadığını veya herhangi bir kan pıhtısı olup olmadığını görmek için ultrason isteyebilir.



Varis Nasıl Tedavi Edilir

Egzersiz yapmak, kilo vermek, dar giysiler giymemek, bacaklarınızı yükseltmek ve uzun süre ayakta durmaktan veya oturmaktan kaçınmak gibi kişisel bakım ağrıyı hafifletebilir ve varislerin kötüleşmesini önleyebilir.

Kompresyon çorabı giymek, genellikle diğer tedavilere geçmeden önce denenecek ilk yaklaşımdır. Tüm gün giyilen bu çoraplar bacaklarınızı sürekli olarak sıkarlar, kanın, damarlar ve bacak kaslarında daha verimli bir şekilde hareket etmesini sağlarlar.



Daha Şiddetli Varisler İçin

Kişisel bakım veya kompresyon çoraplarına yanıt vermiyorsanız veya durumunuz daha şiddetliyse doktorunuz aşağıdaki varis tedavilerinden birini önerebilir:

  • Skleroterapi
  • Büyük damarlara köpük skleroterapisi
  • Lazer tedavisi
  • Radyofrekans veya lazer enerjisi kullanan kateter destekli prosedürler
  • Yüksek ligasyon ve damar soyma
  • Ayakta flebektomi
  • Endoskopik damar cerrahisi

Hamilelik sırasında gelişen varisler genellikle doğumdan sonraki üç ila 12 ay içinde tıbbi tedavi olmaksızın iyileşir.



Acil servise ne zaman gitmeliyim

Çok genişlemiş varisler, cilde çok yakın ve zayıf yapılı olduklarından basit hareketlerle, sıcak su etkisiyle ve uyku sırasında patlayabilirler. Kılcal damarlar çatlamışsa kanama cilt altında kalır ve morluklara neden olur. Cilt dışına kanama ise damarın patlamasıdır. Özellikle uyku sırasında patlarsa çok tehlikeli olabilir.  Varis kanaması genellikle yüksek basınçlı ve fışkırır tarzda bir kanama olduğu için durdurulması zordur. 

Bu durumda öncelikle kanayan bölgeye temiz bir bezle bastırıp bacaklarınızı kalp seviyesinin üzerine kaldırın. Kanamayı durdurmaya çalışın. Vakit kaybetmeden en yakın hastanenin acil servisine ve varislerinizi takip eden doktorunuza başvurun. Kanamayı durdurmuş olsanız bile tekrar kanama riski vardır. Mutlaka bir kalp damar cerrahisi uzmanının durumunuzu değerlendirmesi gerekir.




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Trigliserid 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Trigliserid 

Trigliserid bireylerin kanında bulunmakta olan bir tür yağ çeşididir. Vücut ise bireylerin aldığı ve hemen kullanılmasına gerek duyulmayan bu kalorileri, trigliseride dönüştürmektedir. Bu dönüşüm sayesinde ise kaloriler yağ hücrelerinde depolanmaktadır. Bireylerin uzun süre boyunca aç kalmaları durumu, çok enerji sarf ettiren egzersiz programı uygulamaları ve çeşitli hormon üretimi durumlarında vücut içerisinde depo edilmiş olan trigliseridler kullanılmaktadır. Trigliseridler bireylerin vücutlarında gerekli durumlarda kullanılmak amacı üzerine yağ hücrelerinde depolanmakta ve birey buna ihtiyaç duyduğu zamanlarda enerjiye dönüştürülerek vücutta bulunan çeşitli görevlerini yerine getirmektedirler. 

Trigiliseridler vücuttaki birçok şeyin kontrolünü ve seviyesini sağlamaktadır. Trigileridin ise aynı zamanda vücut için depolama alanında bulunan önemli görevi vardır ve bu bir yağ çeşidi olmaktadır. Trigiliserid ise tansiyon ve kolestrol seviyelerinin yanında kalp sağlığı için de önemli bir ölçü olmaktadır. Bireylerin kanında bulunma oranlarına bakılarak da bireylerin sahip olduğu kalp sağlığını inceleme adında izlenmesi gereken bir çeşit parametredir. Bireylerin kanında yüksek oranda trigliseridin bulunması durumu kalp hastalıklarının olası riskinin artmasına sebep olabilmektedir. Trigliseridse bu durumların yanında vücudun endokrin sisteminin çalışma mekanizmasının kontrolünü de elinde tutmaktadır. Kandaki aşırı bulunan oranları ise tehlikeli durumları beraberinde getirebilmektedir bu seviyenin sağlıklı bireylerde belirli düzeyde seyir etmesi gerekmektedir. Kandaki trigliserid oranının düşmesi ya da artması durumunda ise bu durum sağlığınızı tehlikeye sokabilecek etkilere sebebiyet verebilmektedir.

Trigliseridin faydaları nelerdir

Trigileseridin vücuda pek çok faydası bulunmaktadır. Vücutta enerji depolanmasını sağlayan bu yağ çeşidi vücutta bulunması ile birlikte vücuda enerji depolama haricinde pek çok olumlu avantaj sağlamaktadır. Trigileridin kandaki seviyesi her ne kadar belirli düzeyde stabil tutulursa birey o kadar sağlıklı olmaktadır. Trigiliseridin bireylerin kanlarında belirli seviyede bulunmaması dahilinde ise çeşitli sağlık problemleri yaşanmaktadır. Ancak trigiliserid bireylerin vücutlarında gerekli seviyede ise bireylerin vücudunun temel ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlamaktadır. Bunun yanında ise vücuttaki tansiyon seviyesini dengede tutar ve tansiyonun yükselmesini engeller. Vücut ısısının belirli bir dengede kalmasını sağlar, bağışıklık sisteminin daha güçlü olmasına sebep olur, organları çeşitli dış etkilerden korur ve hücrelerin, vücudun ihtiyaçlarını karşılayarak onların beslenmesini sağlamaktadır. Bu olumlu yönleri ile birlikte vücut için trigiliseridin varlığı vazgeçilmez olmaktadır.

Trigliserid neden yükselmektedir?

Vücutta bulunan trigliseridin seviyesi bazı durumlarda yükselmektedir. Bu yaşanan trigiliseridin seviyesindeki artış hipertrigliserimi olarak adlandırılmaktadır. Bu duruma neden olan faktörler ise bireyler arasında genellikle farklılık göstermektedir. En doğru tanı ve tedavi uygulaması için bir hekime başvurmak en doğrusu olmaktadır. 

Trigliserid seviyesi yüksekliğine beraberinde yüksek tansiyon, kalp rahatsızlıkları, böbrek hastalıkları, akut hepatit, diyabet, tiroid hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları, Cushing Sendromu ve akromegali gibi hastalıklar bireylerde gözlemlenebilmektedir.  Bireylerin gebelik döneminde olması, çeşitli obezite sorunları, hareketsiz bir yaşam biçimi, bireylerde aşırı sigara tüketimi ve alkol kullanımı, öğünlerde aşırı yemek, gece geç saate yemek yeme, sağlıksız, düzensiz beslenme, çok fazla işlenmiş hazır gıda tüketmek ve kullanılan bazı ilaçların doğurduğu yan etkiler yaşam koşullarının getirmiş olduğu çeşitli nedenler kandaki trigliseridin yükselmesine sebep olmaktadır. Bireylerde bulunan yüksek trigliseridin seviyesi nedeni ile tedavi gören bireylerin aileleri de belli periyodlar ile rutin olarak çeşitli kan ölçüm testlerini yaptırmalıdır.

Trigliserid yüksekliğinin belirtileri nelerdir?

Trigliserid seviyesi çok yüksek olmadığı sürece bireylerde belirli semptomlar görülmeyebilmektedir.  Bireylerde bulunan bu yüksek trigliseridin oranı ise sessiz ve sinsi bir problem olarak bireylerde mevcudiyetini koruyabilmektedir. Ancak bir süre sonra bu seviye artık 500mg/dL değerini aşmaktadır. Bu durumda ise bireylerde bu durum ciddi semptomlar ile birlikte kendisini gösterebilmektedir. 

  • Pankreatit
  • Baş ağrısı
  • Yorgunluk
  • Eklemlerde nodül oluşumu şeklinde çeşitli belirtiler bulunmaktadır.

Trigiliseridin bireylerde yüksek olması sebebi ile de belirli belirtiler mevcuttur. Bu belirtiler arasında ise en yaygın görülen belirtiler arasında pankreatit, baş ağrısı, yorgunluk hissiyatı, dirsek ve diz eklemlerinde meydana gelen çeşitli nodül oluşumları şeklindedir. Bireylerde ise bu belirtilerin görülmesi durumu kandaki trigliseridin sahip olduğu oranının çok fazla artması durumu demektir. Rahatsızlığın bu seviyelere erişmesi durumunda ise bireylerde farklı sağlık sorunlarının da meydana gelme olasılığı da oldukça fazladır.

Bireyler trigliserid seviyelerini kontrol altında tutmak için yapmaları gereken 6 ayda bir rutin olarak yaptırılan kan testidir. Bu sayede durum çok yüksek seviyede seyrediyorsa genellikle günlük hayatta bulunan alışkanlıklar değiştirerek durum bireyler tarafından kontrol altına alınabilmektedir. Bu durumun ise yeterli gelmediği noktalarda bireyler hekimleri ile birlikte alternatif tedavi yöntemleri düşünebilmektedir.

Yüksek trigliserid seviyesi nasıl düşürülür?

Bireylerde bulunan yüksek trigiliseridin çeşitli yöntemler ile düşürülmesi gerekmektedir. Aksi taktirde ise durumun bu seyri bireyler üzerinde oldukça olumsuz durumların yaşanmasına sebep olabilmektedir. Bireylerde bulunan bu yüksek trigliseridi düşürmenin en iyi ve en yaygın yolu ise bireylerin sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemektir. Bunu sağlayabilmek için bireyler düzenli egzersiz yöntemine başvurabilmektedirler. Bireyler haftanın en az 3 günü, 30 dakika boyunca yapacakları çeşitli egzersizler ile kanlarında bulunan trigliserid düzeyinin düşmesini sağlayabilmektedirler. Bireyler günlük işlerini yaparken çok daha fazla hareket etmeye çalışarak da bu durumun yaşanmasına vesile olabilmektedirler. Bireylerin günlük işlerde fazla enerji harcaması durumu ise her gün bireyler tarafından yapılan asansöre binme eylemi yerine merdiven kullanma tarzında alternatif yollar aracılığı ile kandaki trgiliseridin düzeyinde düşme sağlanabilmektedir. Bireylerin şeker ve işlenmiş hazır gıda tüketimi de bireylerin trigliseridini artırıp kilo almalarına sebep olmaktadır. Bunun sebebi ise bu tür ürünlerin içerisinde şeker ve beyaz un bulunmasıdır. Besinlerin tüketilmesi neticesinde ise ihtiyaç fazlası olan kaloriler trigliseride dönüştürülerek vücutta depo edilmektedir. Bu durum ise birey için yüksek trigliseridi sorunu yaşamasına sebep olabilmektedir. Bunun için bireyler, kalori tüketimini azaltmaya odaklanmalıdırlar. Bireylerin bu duruma dikkat etmesi çeşitli faktörler ile sağlanabilmektedir.

  • Yemek esnasında porsiyon miktarına dikkat etmek,
  • Sağlıklı beslenmek düzenli ve yeterli beslenmek,
  • Aşırı yağ ve karbonhidrat içeren besinlerden kaçınmak,
  • Alkol tüketimini azaltmak ya da durdurmak,
  • Paket gıdalardan kaçınmak bu faktörler arasındadır.

Bireyler sağlıklı beslenerek vücutlarında bulunan yüksek trigliserid seviyesini düşürebilmektedirler. Bu durumda ise bireyler yemek yerken porsiyon miktarlarına dikkat etmelidirler. Çünkü vücutta yüksek miktarda çıkan trigiliseridi sağlıklı, düzenli ve yeterli beslenme ile düşürebilmektedir. Bireyler aşırı karbonhidrat ve yağ içeren öğünlerden kaçınmalıdırlar. Bunun yanında ise bireylerin öğün atlamalarından da kaçınmaları gerekmektedir bunun yerine ise sık sık ve az yemeye özen gösterilebilmektedir. Kepekli tahılların tüketimi ve soda tüketimi de trigliseridin kontrol altında tutulmasına destek olmaktadır. Bireyler ise bal ve pekmez tarzında doğal şekerleri gereğinden fazla tükettiklerinde de çeşitli sorunlar ile karşılaşılabilmektedir. Bireylerin sağlıklı yağları tüketmeleri de aynı şekilde bu seviyeyi kontrol altında tutmaya yardımcı olmaktadır. Trans yağ tüketimi yapılırken ise omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan besin gruplarının tüketilmesi tercih edilmektedir. Kandaki yüksek trigliserid miktarını düşürmek için ise uzmanlar haftada 2 kez balık tüketiminin yararlarının altını çizmektedirler.

Bireylerin yaşam biçimi trigiliseridin seviyesi için oldukça önemlidir. Alkolü fazla tüketen bireylerde trgiliseride bağlı olarak çeşitli hastalıklar da meydana gelmektedir. Kandaki bu yükselen seviyeyi düşürmek için bireyler alkol tüketimini kısıtlayabilir ya da sonlandırabilmektedir. Alkol ise içerdiği çeşitli şekerler sebebi ile yüksek dozda kilo alımına sebep olmaktadır. Durum böyle olunca trigiliseridde çeşitli yükselmeler görülebilmektedir. Bunun haricinde ise yapılan bu değişiklikler sağlıklı bir yaşam stilinin benimsenmesi durumu bazı bireylerde yeterli gelmemektedir. Bu noktada ise bireyler sahip oldukları yüksek trigliseridin seviyesini düşürmek amacı ile hekimlerin yazdığı ilaçları kullanabilmektedirler.

solunum yetmezliği, Varisler, Kalp romatizması, Kalp Yetmezliği




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Solunum Yetmezliği 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Solunum Yetmezliği

Solunum yetmezliği sebebi ile bireyler akciğerler vücudun ihtiyacı olan oksijeni dışarıdan almada ya da vücudun üretmiş olduğu zararlı karbondioksiti dışarıya vermekte yetersiz kalmaktadır. Bu durum ile birlikte biriken zararlı karbondioksitin vücutta bulunması sebebi ile kan ve diğer vücut sıvıları zaman ile gereğinden fazla asitli bir hale gelmektedir. Bu sıvıların ve kanın asitli hale gelmesi sonucunda ise bireylerde çeşitli sorunlar oluşmaktadır. Bu oluşan soruna ise solunumsal asidoz yani asitlenme denmektedir.

Solunum yetmezliği nedir?

Solunum yetmezliğiyle birlikte bireylerin solunum sistemini sahip olduğu oksijen ve karbondioksit değişimi durumunu sağlamada yetersiz kalmaktadır. Bu sebep ile birlikte bireylerin günlük yaşantısını oldukça olumsuzluğa sürükleyecek çeşitli etmenler bulunmaktadır. Bu etmenler dolayısı ile bireyler yaşamlarını sürdürürken çeşitli zorluklar yaşamaktadır.

Solumun yetmezliği sebebine bağlı olarak bireylerin atar damarlarındaki kanda oksijen miktarı azalmaktadır. Bu oksijen miktarı azalırken ise kandaki karbondioksit miktarı artmaktadır. Durumun böyle olması ise bireylerde çeşitli sağlık problemlerinin görülmesine sebebiyet vermektedir. Bireylerde bu problemler doğrultusunda astım ve KOAH tarzında çeşitli akciğer hastalıklarına bağlı gelişebilen başka sağlık problemleri de olmaktadır. Bu hastalıklar çeşitli durumlar sonrasında da ortaya çıkabilmektedir. Bireylerin geçirdiği zatürre, soba zehirlenmesi ya da trafik kazası gibi durumlar sonrasında bireylerde oluşabilecek sağlık problemleri arasında çeşitli solunum yetmezliğine bağlı problemler görülmektedir.

Solunum yetmezliği problemi gittikçe gelişen hasta bireylerde çeşitli durumlar görülebilmektedir. Bu hasta bireylerde zaman zaman oluşan nefes darlığı, hızlı soluk alıp verme, çarpıntı, dudaklarda morarma ya da bir anda oluşan bilinç kaybı görülebilmektedir. Böyle bir durum ile karşılaşıldığı müddetçe bireyler sağlık kuruluşlarına götürmelidir. Bu durum ise oldukça hızlı olmalıdır çünkü bireylerin bu durumu devamlılığını korursa bireyler üzerinde çeşitli problemlere yol açabilmektedir ve hatta ölümle dahi sonuçlanabilmektedir. Solunum yetmezliğinin ise tedavisi genellikle yoğun bakım şartlarında yapılmaktadır oksijen ya da solunum desteği ile birlikte bireylerde solunum yetmezliğine neden olan hastalığa yönelik tedaviler uygulanmaktadır.

Günümüzde ise gelişen ve gelişmekte olan tedavi olanaklarının yanı sıra bireylere yapılan erken müdahale ile bu hastaların büyük bir kısmı yeniden sağlıklarına kavuşmaktadırlar. Bu neden ile de bireyler kendilerinde herhangi bir solunum yetmezliği şüphesi bulunduruyorsa bireyler, zaman kaybetmeden bir hekim ile görüşmelidir. Bu sayede çok daha erken teşhis edilip durum çözülmeye başlanmaktadır. Bireyler bu durumu fark ettiği taktirde bir hekime başvurmuyorsa bireylerde çeşitli hayati riskler görülebilmektedir. Bu durumun devam ettiği her gün ise bireylerin taşıdığı bu hayati risk daha da artmaktadır.

Solunum yetmezliği tipleri nelerdir?

Bireylerde solunum yetmezliğinin tipleri bulunmaktadır. Bu hastalıkların ise tiplere ayrılması oldukça önemlidir. Hastalıklar, ayrıldıkları tipler neticesinde çeşitli tedaviler aracılığı ile iyileşmektedirler. Bireyler, hastalığın tiplere ayrılması sayesinde çok daha detaylı bir tedavi görmektedir. Bu sayede ise bireyler sağlıklarına çok daha kolay bir şekilde kavuşmaktadırlar. Solunum yetmezliği tipleri ise kendi aralarında iki tip olarak ayrılmaktadır. Bunlardan biri tip I Hipoksemik solunum yetmezliğidir. Bu tip ise bireylerin kan dolaşımındaki oksijen eksikliğini ifade etmektedir. Tip II Hiperkapnik solunum yetmezliğiyse bireylerin kan dolaşımındaki fazla karbondioksit nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Bu durumlar ayrı ayrı görülebildiği gibi aynı anda da görülmektedir. Bu hastalıkların tipinin teşhisi oldukça önemlidir. Her ikisi de bireylerde ciddi sağlık problemlerine yol açabilmektedir. Bu yüzden gerekli önlemler en erken şekilde alınmalıdır.

Solunum yetmezliği nedenleri nelerdir?

Bireylerde oluşan çeşitli tiplerdeki solunum yetmezliği nedenleri bulunmaktadır. Tip I solunum yetmezliğine çeşitli sebepler neden olmaktadır. Tip I solunum yetmezliğine sebep olan faktörler çeşitlilik göstermektedir. 

  • KOAH, 
  • Astım, 
  • Zaatüre, 
  • Bronşiektazi, 
  • Akciğer hastalıkları, 
  • Akciğer ödemi, 
  • Obezite hastalığı 
  • Koronavirüs Tip I solunum yetmezliğinin nedenleri arasında bulunmaktadır. 

Bireylerde bulunan tip II solunum yetmezliğine sebebiyet veren sebepler de bulunmaktadır. Tip II solunum yetmezliğine sebep olan faktörler çeşitlilik göstermektedir. 

  • KOAH, 
  • Ciddi astım gibi akciğer hastalıkları, 
  • İlaç ya da soba zehirlenmeleri, 
  • Çeşitli kas hastalıklar, 
  • Çeşitli sebeplerden ötürü oluşan çeşitli beyin ve omurilik hasarları 
  • Akciğer ödemi bu faktörler arasında bulunmaktadır. 

Solunum yetmezliği hastalığı belirtileri nelerdir?

Solunum yetmezliği belirtilerinin kişilerde görülmesi taktirinde derhal bir önlem alınmalıdır. Alınan önlemler ise hekime başvurmak ile başlamaktadır. Bu hastalıkların belirtileri ise kan dolaşımında bulunan yetersiz oksijen ya da kan dolaşımında bulunan aşırı karbondioksit sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu durumlarda ise bireylerde çeşitli belirtiler görülmektedir. Bu belirtiler ise bireylerde çeşitlilik göstermektedir. Kimi bireyde sık görülen belirti bir baş bireyde hiç görülememektedir. Bu durum oldukça normaldir. Bireyler bu hastalıklara sahip olduğu sürece ise hastalık belirtileri kendisini göstermektedir. 

  • Nefes darlığı, 
  • Siyanoz, 
  • Bireylerde ani ve hızlı kalp atışı, 
  • Öksürük ya da hırıltı,
  • Şiddetli baş ağrısı, 
  • Soluk hızında artış durumu, 
  • Bireylerde kafa karışıklığı ya da oryantasyon bozukluğu, 
  • Yüksek tansiyon, 
  • Baş ağrısı, 
  • Sürekli uyku hali, 
  • Bireylerde hissedilen uyuşukluk hali, 
  • Kalp ritmi düzensizliği, 
  • Nöbet, 
  • Bayılma ve panik atak belirtiler arasında görülmektedir.

Bireylerde bu belirtiler düzenli olarak bulunuyorsa derhal bir hekim ile görüşmeleri gerekmektedir. Bu sayede ise bireyler çeşitli önlemleri erkenden alabilmektedirler.

Solunum yetmezliğinde tanı yöntemleri

Fizik muayene ile birlikte bireylerde solunum yetmezliği şüphesinin oluşmasının hemen ardından ise tanıyı kesinleştirmek ve solunum yetmezliğine neden olan durumu tespit etmek amacı ile çeşitli tetkikler uygulanmaktadır. Tektik uygulamaları sonucunda ise bireylerde tanı konulmaktadır.

Arteryal kan gazı tetkiki ile kanda bulunan çeşitli minerallerin miktarı ile birlikte kandaki asitlik dengesine bakılmaktadır. Bunun yerinde ise bireyin kanının oksijenlenmesine bakılmaktadır. Çeşitli muayeneler sonucunda ise bireylere uygun tanı hekimler tarafından konulmaktadır. Bunun yanında ise kan tetkiki uygulaması da bulunmaktadır. Bu tetkikte ise anemi tarzındaki dokuların oksijenlenmesini azaltan hastalıkların tespiti yapılmaktadır. Bunun yanında ise polisitemi tarzındaki çeşitli solunum yetmezliğinin uzun süredir var olup olmadığı gösteren çeşitli hastalıkların tespiti için kullanılabilmektedir. Akciğer röntgeni sayesinde ise hekimler bireylerde solunun yetmezliğine sebep olabilecek akciğer hastalıklarının tespitini yapmaktadır. Bunun yanında ise son zamanlarda ise oldukça sık kullanılan tetkik ise bilgisayarlı tomografidir. Bu sayede akciğerlerin anatomisinin yani akciğerlerin şekli ve yapısının daha detaylı incelenmesi sağlanmaktadır. Çeşitli incelenmeler sonucunda ise hekimler bireylerde hangi tür solunum yetmezliği hastalığı bulunduğunu tespit etmektedir.

Solunum yetmezliği tedavi yöntemleri nelerdir?

Solunum yetmezliği tedavisi ise genellikle altta yatan nedenin ortadan kaldırılması ile mümkün olmaktadır. Bu durumda ise öncelikle, sigara kullanan kişilerin bu alışkanlıklarını terk etmesi bulunmaktadır. Başka tedavi yolları da bulunmaktadır. Hava yolu tıkanıklığını en aza indirecek ilaçlar verilmesi de bir başka tedavi yöntemidir. Bronkodilatör adı verilmekte olan ve genellik ile fısfıs-sprey şeklinde olan ilaçlar solunumu kolaylaştırmak için havayollarının açılmasına yardımcı olmaktadır. Oksijen tedavisi ise oksijen seviyeleri çok düşük olan kişiler için evde kullanabilecekleri bir tedavi yöntemidir. Mekanik ventilasyon ise diğer bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem ile hastaların bir entübasyon tüpü yani ağız yolu ile akciğerin hava borularına yerleştirilen bir tüp yardımı ile  ya da trakeostomi tüpü yani gırtlak bölgesinde cerrahi bir deliğe yerleştirilen tüp ile birey solunumu sağlanmaktadır.

Varisler, Kalp romatizması, Kalp Yetmezliği




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Varisler 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Varisler

Varisler bacak toplardamarlarındaki değişimlerden kaynaklı meydana gelmektedir. Bacak toplardamarlarında meydana gelen genişlemeler, uzama ve bükümlü hale gelme durumuna varis denmektir. Batı toplumunda genel olarak bireylerin %10-20’sinde görülmektedir. Yaş ile birlikte bu olasılık da artış göstermektedir. 50 yaşın üzerindeki her iki bireyden birinde ise varis görülmektedir. Varisin ayrıca tipleri bulunmaktadır. Varis tipleri ise 4 tanedir. Bu 4 tip ise örümcek ağı, retiküler varis, derindeki büyük damarların varisleri ve büyük toplardamar varisleri şeklindedir.

Varis tipleri nelerdir?

Varis tipleri çeşitli sebepler ile meydana gelmektedir. Varislerin 4 farklı çeşidi bulunmaktadır. Varis çeşitlerinden biri olan örümcek ağında telanjiektazi adı verilen damarlar ciltte yüzeysel bir yerleşim göstermektedir. 1 mm. ya da çok daha az çapta olmaktadırlar. Bu varisler el ile hissedilememektedirler. Genellikle kırmızı bir renge sahiptirler ve bölgesel olarak yayılmaktadırlar. Bölgesel olarak yıldız şeklinde ya da örümcek ağına benzer şekildedirler. Bu tür varislerde yaygın çizgisel oluşumlar olup varislerse tüm bacağı sarabilmektedirler.

Varis tiplerinin ayrımı sayesinde varislere uygun müdahale yapılmaktadır. Bu sayede varislerin tedavileri çok daha kolay yapılmaktadır. Bir diğer varis türü ise retiküler varislerdir. Bu tür varislerde ciltten hafif kabarık bir şekilde ve çapları ise 4 milimetreden küçüktür. Bu tür varislerin rengi ise genellikle mavidir. Bu varis türü ise el ile zor hissedilebilmektedir. Varislerin oluşum sebeplerinden biri de toplardamar genişlemesidir. Büyük toplardamar varisleri ise bir diğer varis türüdür. Bu varis türünde ise varisler büyük ve küçük safen venlerinin seyirleri boyunca büyük ve geniş kıvrımlar oluşturmaktadırlar. Bu varis türü ise el ve göz ile kolaylık ile fark edilebilen varislerdir. Bu tür varisler 3 milimetreden büyüklüğünde çapa sahiptirler. Varis türü, cilt altında oluştukları için genellikle derinin rengine herhangi bir etkileri olmamaktadır. Damarların kendilerine ait yeşilimsi renginin bir yansıması görülmektedirler. Deriden kabarıktırlar. Bireyler ayakta durdukları taktirde belirginleşmektedirler. Bireyler yatıp bacaklarını yukarı kaldırıldığı zaman ise kayıp olmaktadırlar.

Varis, genellikle tedavi edilebilmektedir. Varislerin bir çeşidi de derindeki büyük damarların varisleridir. Toplardamarlar bacakta derin bir tabakada bulunmaktadırlar. Bu varis türünde ise varislerin dışardan görünmesi mümkün olmasa da bacakta ödem sorunu ve dolaşım sisteminde çeşitli bozukluklara sebep olmaktadırlar.

Varisler kimlerde görülmektedir?

Varisler kadın bireylerde erkek bireylerden daha sık görülmektedir. Varislerin kalıtımsal olanları da bulunmaktadır. Varislerin kalıtımsal olması durumu da aile bireylerinde varise sahip olan kişilerde varis görülme olasılığının diğer bireylere göre daha fazla olduğu anlamına gelmektedir. Varislerse şişmanlık, yaşlanma, hamilelik, menopoz, bireylerin uzun süreli ayakta kalmalarının yanı sıra vücuttaki derin toplardamarların tıkanıklığı sonucu ile de gözlemlenmektedir.

Varis nedenleri nelerdir?

Varislerin oluşma nedeni tam olarak bilinmemektedir. Temel sorunun ise toplardamar duvarında oluşan yapısal bozukluk nedeni ile damarın genişlemesi ve damar içindeki kapakçıkların bozulması ile kanın geri kaçması olarak görülmektedir. Bu kaçak sonucu ise kan kalbe doğru dönmekte zorlanmaktadır. Toplardamarların içindeki basınç ise gittikçe artmaktadır. Basıncın artması dumuru ile de damarlar zaman ile genişlemekte ve böylelikle damarlar bir kısırdöngü içerisinde girmektedir. 

Varisler oluşum sebebi açısından daha nadir görülen sebepleri de barındırmaktadır. Bazı bireylerin derin toplardamarları tıkalıdır. Normalde ise bacak kanının yüzde 10’unu taşıyan yüzeysel toplardamarlar, bacaktaki bütün kirli kan dönüşünü üstlenmektedir. Bu neden ile de damarların çapları artmaktadır. Çapı artan damarlar ise varis görünümü almaktadır.

Varis hastaları ise çeşitli sebeplerden ötürü durumdan yakınmaktadırlar. Varis hastaları özellikle akşamüzeri ve akşam saatlerinde ağrı yaşamaktadırlar. Varis hastaları çeşitli zorluklar yaşamaktadırlar.

  • Harcanan efor sonrasında ağrı,
  • Yorgunluk,
  • Ağırlık hissi, 
  • Ayak bileklerinde şişlik, 
  • Ayak bileklerinde morluk bu hastaların yaşadığı çeşitli zorluklar arasında bulunmaktadır.

Bacaklarında kılcal damarlar oluşmaktadır. Varis hastası bireylerin ayak bileklerinde şişlik ve çeşitli mor lekeler oluşabilmektedir. Kendiliğinden ya da çok küçük çarpım etkisi olmasına rağmen cilt altında iyileşme süresi gereğinden uzun süren kanamalar görülmektedir. 

Varis tanı yöntemleri nelerdir?

Varisler tanı konulması genellik ile muayene sonucunda gerçekleşmektedir. Ancak tedavi yöntemini belirlemek için Doppler inceleme yapılmaktadır. Bu Doppler inceleme ise bir çeşit ultrason ve her bireye rahatlık ile uygulanabilen, yan etkisi bulunmayan, ağrısız ve ilaçsız bir inceleme yöntemidir. Bu inceleme yöntemi ile birlikte bireylerin damarlarının çapları, damarlarının içinden geçen kanın hareketleri, damar içindeki kapakçıkların çeşitli fonksiyonları ve derin damar hakkında da çok kıymetli bilgilere ulaşılmaktadır.

Varislerden nasıl korunulmaktadır?

Bireyler varislerden herhangi bir ilaç kullanımı yaparak kurtulamamaktadırlar. Böyle bir yöntem bulunmamaktadır. Ancak varislerden çeşitli yöntemler ile korunmaktadır. Varisler ise çeşitli sebeplerden ötürü oluşabilmektedir.

  • Uzun süre ayakta kalma,
  • Hareketsiz yaşam stili,
  • Aşırı kilo,
  • Aşırı sıcakta uzun süre bulunma durumu bireylerde varislerin oluşmasına sebep olmaktadır.

Varislerden korunmak için bireyler uzun süre ayakta kalmaktan kaçınmalıdırlar. Hamilelikte ise koruyucu varis çorabı giyilebilmektedir. Düzenli yürüyüşler de varisler için bir önlem olmaktadır. Akşamları ise bireylerin bacaklarını yarım saat kadar yukarı kaldırmaları varis oluşumunu engelleme faktörüdür. Bunun yanında ise bireylerin aşırı sıcaktan korunması bunun yerine ise bireylerin bacakları soğuk su ile yıkaması varis oluşumunu engellemektedir. 

Varis tedavi yöntemleri nelerdir?

Örümcek ağı ve retiküler varislerin tedavisi için skleroterapi ya da transdermal lazer tedavisi yapılmaktadır. Bu tedavinin ana amacı ise estetik görünümdür. Bu oluşumlar ise bireylerde ciddi anlamda herhangi bir sağlık problemi yaratmamaktadır. Transdermal lazer tedavisi ise genellikle kırmızı renklidir. 1 milimetre ya da 1 milimetreden daha ince kılcal damarların tedavisi için kullanılmaktadır. Skleroterapi ise 1 milimetreden kalın olan lezyonların tedavisi amacı ile uygulanmaktadır. İki tedavi yöntemi de birbirlerinin alternatifleri değildirler. Bu iki tedavi yöntemi daha çok birbirlerini tamamlayıcı tedavilerdir. Her iki tedavi de seanslara bölünerek yapılmaktadır. Varisler için uygulanan işlemler sonucunda ise hastanın hastanede yatması gerekmemektedir.

Varislerin tedavisi için cerrahi tedaviler de uygulanmaktadır. Bu tedavilerden biri ise stripping tedavisidir. Bu bir çeşit klasik cerrahi tedavi yöntemidir. Bu tedavi yönteminde ise bireylerin kasık ve ayak bileğindeki kesilerden yararlanarak yapılmaktadır. Yüzeysel toplardamar ise boylu boyunca sıyrılarak çıkarılmaktadır. Genellikle de ek olarak diz altı bölgede bulunan genişlemiş yan dallar 2 ila 3 milimetrelik ayrı ayrı kesiler ile temizlenmektedir. Varisler için uygulanan bu işlem ise genel anestezi ile yapılmaktadır. Hastalar ise genellikle bir gece hastanede yatmaktadır. Aynı gün içerisinde ise ayağa kalkıp yürüyebilmektedirler. Hastalardan ise bir hafta boyunca işe gitmemeleri istenmektedir. Bu tekniğin komplikasyonlarından biri ise enfeksiyondur. İşlem sonucunda ise hematom (cilt altında kanama), derin damar pıhtılaşması olabilmektedir. Yüzeysel sinir hasarına bağlı hissizlik ve keçeleşme tarzında yüzeysel his kusurları oluşabilmektedir.

Tedavi Olunmazsa Ne Olur?

Bireylerde görülen varisli damarların büyük bir çoğunluğu ise genellikle iyi huylu olmaktadır. Ancak çok ciddi varisler bulunabilmektedir. Bu tür varisler ise ilgili bacakta dolaşım bozukluğuna bağlı olarak dikkate alınması gereken çeşitli problemler oluşmaktadır. Bireylerde ise ağrı, bacaklarda dolgunluk hissi, uzun süre ayakta kalamama durumu, yürüyememe sonucu iş gücünde azalma hali ve yaşam kalitesinde çeşitli bozulmalar da görülmektedir.

Kalp romatizması, Kalp Yetmezliği




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Kalp romatizması

Kalp romatizması akut romatizmal ateş olarak da bilinmektedir. A grubu streptokok adlı bakteriler bu hastalığa yol açmaktadır. Bu hastalık ise edinsel kalp hastalığı olmaktadır. Genellik ile beta mikrobu olarak bilinen A grubu streptokok çocukluk çağındaki insanlarda sıklık ile boğaz enfeksiyonuna yol açmaktadır. Bu durumda ise çocukların boğaz enfeksiyonu tedavi edilmediği müddetçe yaklaşık üç hafta boyunca sonra akut romatizmal ateş oluşmaktadır. Bu sebep ile birlikte kalpte kalıcı işlev bozukluğuna yol açmaktadır. Kalp kapakçıklarının sağlıklı şekilde işlevini yerine getirememesi durumu ise oldukça zararlı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durum ise kalpteki kapakta kalınlık ve darlık oluşumuna yol açmaktadır bu durum vasıtasıyla da kanın kapakçıklardan sızmasına bağlı olarak çeşitli sağlık problemleri görülmektedir. Özellikle de 5 ile 15 yaş arası çocuklarda bu rahatsızlık görülmektedir. Ayrıca görülen bu rahatsızlığın semptomları, tedavi edilmediğinde kendiliğinden geçmektedir. Ancak ilerleyen dönemlerde rahatsızlığın kalpte oluşturduğu kalıcı işlev bozuklukları bulunmaktadır. Bu bozukluklara bağlı olarak da bireylerde nefes darlığı, çarpıntı ve çabuk yorulma gibi şikayetler görülmektedir. Özellikle bu durum gerekçesi ile de kalp romatizması mutlaka tedavi edilmelidir. Bu hastalık ise son derece bulaşıcıdır. Bu hastalığa sahip olan bu kişiler kendisini toplumdan soyutlamalı ve tedavi süresince olabildiğince ev ortamında dinlenmelidirler

Kalp romatizması nedir?

Akut romatizmal ateş ya da diğer adı ile kalp romatizması, bademcik iltihabına yol açmakta olan A grubu streptokok bakterisinin neden olduğu bir çeşit rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık ise tedavi edilmeyen boğaz enfeksiyonu sonrasında gelişen bir tür romatizmal hastalıktır. Kalp romatizması ise özellikle 5 ile 15 yaş aralığındaki çocuklarda görülmektedir. Vücuttta bulunan çeşitli bağ dokuları, cilt, beyin ve kalbi etkileyebilmektedir. Kalp romatizması ise Dünya çapında çocukluk ve yetişkinlik döneminde görülmektedir. Bu hastalık edinsel kalp hastalıklarının en yaygın sebebi olmaktadır. Sıklıkla hastalarda görülen ateş, eklemlerdeki ağrı ve şişlik gibi belirtiler çoğunlukla hasara yol açmadan iyileşmektedir. Ancak bu durum kalbin etkilenmesi ile göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi belirtileri de beraberinde getirmektedir. Durumun yanı sıra ise beyin ve santral sinir sisteminin etkilenmesine bağlı oluşan çeşitli rahatsızlıklar görülebilmektedir. Bunun yanı sıra ise kalp romatizmasının vücutta yarattığı hasarlanma sebebi ile bireylerde bazı cilt rahatsızlıkları da görülebilmektedir. Durumun böyle olması yüzden ise çocukluk çağında görülen boğaz enfeksiyonlarının tanısı ve tedavisi oldukça önemlidir.

Kalp romatizması belirtileri nelerdir?

Tedavi edilmemekte olan tonsilit ve faranjit tarzındaki çeşitli boğaz enfeksiyonlarının ardından yaklaşık üç haftalık bir süreçten sonra ortaya çıkan akut romatizmal ateş diğer adı ile halk arasında kalp romatizması olarak da bilinmektedir. Bu durumun başlangıç döneminin ardından geçen senelerde ise hastalık özellikle kalp kapak hastalıklarına yol açmaktadır. Bu hastalık ise kadınlarda çoğunluk ile mitral kapak olarak tanımlanan kalbin sol kulakçığı ile sol karıncığı arasında bulunan bir yerde ve akciğerlerde oksijenlenen kanın tekrar dolaşıma gitmesini sağlamakta olan kapak etkilenmektedir. Bireylerde kalp romatizmasının çeşitli belirtileri bulunmaktadır.

  • Nefes darlığı şikayeti, 
  • Öksürük, 
  • Sık soluk alma, 
  • Çabuk yorulma, 
  • Baş dönmesi, 
  • Sersemlik hissi, 
  • El ve ayaklarda üşüme, 
  • Morarma, 
  • Mide bulantısı, 
  • Eklemlerde şişlik, 
  • Kalp ritminde düzensizlik, 
  • Göğüs ağrısı 
  • Kan basıncının yüksek ya da düşük olması tarzında pek çok belirtiler de görülebilir.

Kalp romatizması hangi hastalıklara yol açar?

Erken döneminde görülen bu hastalığın belirtilerin kaybolmasının ardından hastalığın vücutta bıraktığı etki kısa süre içerisinde ortaya çıkmamaktadır. Hastalığın yol açtığı rahatsızlıklar ise yıllar sonra ortaya çıkmaktadır. Kalp romatizması birçok kalıcı rahatsızlıklara yol açmaktadır. Halk arasında kalp iltihabı olarak bilinen bu hastalık tıp dilinde kardit olarak bilinmektedir. Kalp iltihabı ise göğüs ağrısı, çarpıntı ve nefes ağrısı gibi şikayetlere yol açmaktadır. Kalpte üfürüm varlığı ile belirlenmektedir. Ateşli evreden sonraki 10 ile 20 yıl kapakçıkta meydana gelen yetmezlik ya da darlık olarak ortaya çıkmaktadır. Artrit hastalığı da kalp romatizması durumunun yol açtığı hastalıklardan biridir. Halk arasında ise eklem iltihabı olarak da bilinen artrit, diz, dirsek, el ve ayak bileği gibi büyük eklemleri tutmaktadır. Bu tutum ise ağrılı, hareket kısıtlılığına neden olmaktadı. Bu hastalık ise eklemlerde ısı artışı ve kızarıklıklara yol açan bir rahatsızlık olmaktadır. Eklemlerin herhangi birinde olan ağrı, çoğunlukla birkaç hafta içinde farklı bir ekleme geçerek burada ağrı yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu durum ise bireylerde yaşın ilerlemesi ile birlikte belirtilerde artış görülmektedir

Kalp romatizması neden olur?

Genellikle çocukluk döneminde yaşanan çeşitli boğaz enfeksiyonunun ardından ortaya çıkan kalp romatizması vücuda giren A grubu streptokok bakterisi ile başlamaktadır. Bakteri ise sıklık ile bireylerde boğaz enfeksiyonuna ve nadiren kızıl hastalığına yol açmaktadır. Bakteride bir çeşit protein bulunmaktadır. Bakteride bulunan bu protein ise bazı vücut dokularında bulunan protein türlerine benzerlik göstermektedir. Bu benzerlik özelliği sayesinde ise bağışıklık sistemi hücreleri, bakteriyi hedef alırken vücut dokularına da zarar vermektedir. Bu durumda ise kalp başta olmak üzere, deri ve merkezi sinir sistemi dokuları bu süreçte oldukça büyük zararlar görebilmektedirler. Buna bağlı olarak da etkilenen dokularda çeşitli iltihaplanmalar oluşmaktadır. İltihap oluşumu ise tedavi edildiği taktirde dahi oluşan hasarlanma ile ilerleyen yıllarda kalp kapağının kalınlaşmasına ve dolayısı ile kalp kapağında daralma ve kaçağa yol açmaktadır.

Kalp romatizması nasıl tedavi edilir?

Kalp romatizması çeşitli sebepler ile tedavi edilebilmektedir. Kalp romatizmasına yol açan ve özellikle de bireylerde çocukluk döneminde görülen çeşitli boğaz enfeksiyonlarının erken safhada tanısının konması ve tedavi edilmesi son derece önem taşımaktadır. Bu enfeksiyonların büyük bir bölümü virüs kaynaklıdır. Ancak boğaz enfeksiyonu dikkate alınmadığı taktirde bireylerde kalp romatizmasının olduğu bilinmemektedir. Bu durumun geç fark edilmesi ise bireylerin hayatını pek çok açıdan olumsuz etkilemektedir. Boğaz enfeksiyonunun varlığı süresince bir hekime başvurmak ve hekimin tanı amaçlı istediği boğazdan sürüntü ile alınarak kolayca uygulanan laboratuvar testini yaptırmak gerekmektedir. Böylece test sonucuna bakılarak bireylerde A grubu streptokok bakterisinin pozitif ya da negatif olduğunu hekimle kolayca anlamaktadırlar. Bakteri varlığında ise kalp romatizmasının tedavisi için antibiyotik kullanımı gerekmektedir. Bu durumun ise kalp romatizmasının önlenmesi için son derece önemi bulunmaktadır. Kalp romatizması varlığında ise tedavi yöntemi fizik muayene, laboratuvar ve radyolojik testlerin sonuçlarına göre şekil alarak düzenlenmektedir.

Kalp romatizmasından korunmak mümkün mü?

Kalp romatizması sebebine bağlı olarak görülen kardit, taşikardi, kalp yetmezliği ve kalp büyümesi tarzındaki kalp fonksiyon bozuklukları ise bireylerin ileriki yaşlarıında ciddi problemlere yol açabilmektedir. Bireylerde bulunan kalp romatizması hastalığını geçirirken ve de geçirmeden önce hastalığa karşı çeşitli önlemler alınmaktadır:

  • Bireylerin rahatsızlığı geçirdiği müddetçe toplum içinde bulunmamaları,
  • Okul çağlarında olan bireylerin ise okula bu süre zarfında gönderilmemesi,
  • Bireylerin yaşam biçimleri,
  • Bireylerin sağlıklı ve düzenli beslenme alışkanlıkları,
  • Bireylerin, gün içerisinde aktif olması,
  • Bireylerin, periyodik aralıklar ile muayene olması tarzında pek çok önlem ile bireyler bu hastalıktan kurtulabilmektedir.

Kalp Yetmezliği




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Kalp Yetmezliği 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Kalp Yetmezliği 

Kalp yetmezliği, bireylerin kalbinin çeşitli sebepler nedeni ile zarar görerek vücudun ihtiyacı duymuş olduğu kanı yeterli miktarda gönderememesi olarak tanımlanmaktadır. En sık kalp yetmezliği sebebi ise kalp kasının kalp krizi nedeni ile zarar görmesi sonucunda kasın kasılamaması durumudur. Ancak bunun yanında uzun süren hipertansiyon, çeşitli kalp kapak hastalıkları ve doğumsal kalp kas hastalıkları tarzındaki sebepler ile de bireylerde kalp yetmezliğine rastlanılmaktadır. Kalp yetmezliğiyse kroniktir, bireyler hayatları boyunca bu hastalık ile mücadele etmektedir ancak çeşitli önlemler ile bu hastalık kontrol altına alınabilmektedir. Bu hastalıklar ise ilerleyici bir hastalık türüdür. Hastalıklarda ise ilaç tedavisi ile kalp yetmezliğinde bulunan bulgu ve belirtileri kontrol altına alınabilmektedir. Hatta bazı durumlarda yapılan müdahaleler aracılığı ile zaman geçtikçe bireylerin kalp kası güçlenebilmektedir.

Kalp Yetmezliği Belirtileri Nelerdir?

Bireylerde kalp yetmezliği kendisini çeşitli belirtiler ile göstermektedir. Özellikle de hareket sırasında gelişir ve bireylerde en basit işleri yapmak bile onların nefesinin daralmasına yol açmaktadır. Bazı hastalarda ise uykuya daldıktan birkaç saat sonra ani nefes darlığı görülmektedir. Bu durumu ise sırt üstü yatarak bireyler tarafından kontrol altına alınmaktadır.  Bireylerde bulunan kalp yetmezliğinin çeşitli belirtileri olabilmektedir. 

  • Ayak, ayak bileği, karın alt kısmında şişmeler, 
  • Yorgunluk hissi,
  • Halsiz hissetme belirtileri bu durumun belirtileri arasındadır.

Kalp Yetmezliği Tedavi Yöntemleri 

Kalp yetmezliği kronik bir süreçtir ve bireylerde ömür boyu tedavi gerektirmektedir. Düzenli tedavi ile birlikte çoğu hasta normale oldukça yakın bir hayat sürdürmektedir. Tedavi sayesinde hasta bireylerin hastaneye yatışların azalmaktadır. Bireylerin hayat süreleri ise bu duruma bağlı olarak uzamaktadır. Bunun yanında ise ani ölümün engellenmesi amaçlanmaktadır. Kalp yetmezliği tedavisi için bireyler sağlıklı yaşam tarzına uymaktadır. Bireylerin kötü alışkanlıkları bulunuyorsa tedavi süresince bu alışkanlıklardan olabildiğince uzak durması gerekmektedir. Bu hastalıklar oldukça tehlikelidir. Bu yüzden bireyler çeşitli sebepler ile bu hastalıklara yakalanıp sonucunda ise ağır sağlık problemleri yaşayabilmektedirler. Bu durumun yaşanmaması amacı ile de bireyler tedavileri süresince ve daha sonrasında kendilerine oldukça dikkatli bakmalıdırlar. Kalp yetmezliğinin çeşitli tedavi yöntemleri bulunmaktadır.

  • İlaç tedavisi, 
  • Ameliyatlar 
  • Tıbbi destek cihazlarının kullanımını da tedavi yöntemleri arasındadır.

Bireyler ise bu tedavi yöntemleri sayesinde sağlıklarına kavuşmaktadırlar. Yapılan tedavi yöntemleri ise hekimler tarafından belirlenmektedir. İlaç tedavisinde ise bireylerin genellikle birden fazla ilaç kullanılması gerekmektedir. Anjiotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörleri, bu ilaçlar sayesinde kalp kasının güçlenmektedir. Bu sayede ise kalp kanı vücuda çok daha iyi pompalamaktadır. Bu ilaç tedavisi ise özellikle kalp kası zayıflamış hasta bireyler için oldukça faydalıdır. Bu ise bir çeşit tansiyon ilacı grubudur. Anjiotensin reseptör blokerleri (ARB) ise ADEİ grubu ilaçlarına benzer etkilerde bulunmaktadır. Bu ilaçlar ise tansiyon düşürücü ilaç sınıfına dahil bir ilaç grubu olmaktadır. Genellikle ise ADEİ ilaçları ile ilişkili öksürük yan etkisi gelişen hasta bireylerde ikinci tercih kapsamında kullanılmaktadır. Beta blokerler ise kalp hızını düşürmektedir. Bu ilaçlar kalp hızını düşürerek ve kalp damarları genişleterek kalbin daha iyi beslenmesini sağlamaktadır. İlaçlar kalp kasının güçlenmesine yardımcı olmaktadır. Bireylerde ani kal ölümüne yol açan ritim bozukluklarını önlemede bu ilaçlar oldukça etkilidir. Ayrıca bunların yanı sıra ilaçlar kalp yetmezliği belirtilerinin de iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Diüretikler ise idrar sökücü olarak bilinmektedir. Bu ilaç ise kalp yetmezliği nedeni ile vücutta birikmiş olan ödemi böbrek yolu yardımı ile atmaktadır. Bu sayede ise nefes darlığı şikayetinin de azalmasına yardımcı olmaktadır. Bu ilaçların kullanımı dahilinde ise sık idrara çıkmak zorunda kalınmaktadır. Ancak belirtilerin azalmasında ise bu ilaç en etkili ilaç grubundadır. İlaç kullanımı sırasında ise hekimler aralıklı olarak kanda sodyum ve potasyum tuz oranlarını takip etmektedir. Digoxin ilacı ise kalp kasının kasılma gücünü arttırmaktadır. Ek olarak ise kalp hızını da yavaşlatmakta görev almaktadır. Genellikle ritim bozukluğu şikayeti ile birlikte olan kalp yetmezliği tedavisinde kullanımı görülmektedir. 

İlaçların dışında ise bireyler kan sulandırıcı, kolesterol düşürücü ilaçlar da alabilmektedir. Bu durum bazı sebepler gerekçesi ile gerekli hale gelebilmektedir. Çoklu ilaç kullanımı gerektire bu tedavi zordur. Ancak tedavinin zor olmasına rağmen ise tedavinin başarısı açısından dikkatli ve düzenli periyodlar ile ilaç kullanmak son derece önemlidir.

Zaman zaman bireyler düzenli ilaç tedavisi uygulamalarına rağmen kalp yetmezliği bulguları kötüleşerek hastane yatışı gerekmektedir. Bu durumda ise bireylere damar yolu ile daha yoğun ilaç tedavisi verilmektedir. Bu duruma ek olarak ise sürekli oksijen desteği verilmesi de gerekmektedir.

Tedavi yöntemlerinde ise çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Bazı yöntemler içerisinde cerrahi müdahaleler gerekmektedir. Aortokoroner bypass greftleme ise kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan bir çeşit cerrahidir. Bu cerrahi yöntem ile kalp kasına oksijen götürülmektedir. Bu sayede ise kalp yetmezliğinin tedavisine katkıda bulunulmaktadır. Kalp kapak değişimi ya da onarımı ise hasta bireyin kalp kapakçığı ile ilgili olan çeşitli kalp yetmezliğine bağlı olan hastalıkların tedavisi için uygulanmaktadır. Kapak değişim ya da onarımı yöntemi ile birlikte kalp yetmezliğinin gelişimi engellenebilmektedir. Bunun yanında ise bazı durumlarda bu işlem sonucunda bu hastalık tedavi edilebilmektedir. Kapak değişim ameliyatlarında ise hastalıklı olan kapak çıkarılmaktadır. Çıkarılan hastalıklı kapağın yerine ise mekanik ya da bioprotez kapak takılmaktadır. Kapak cerrahileri ise açık ameliyat yerine minimal girişim gerektiren ya da robotik cerrahi yöntemleri ile çeşitli yöntemler ile de uygulanabilmektedir. İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatörler kısaltması olarak ise ICD. ICD’ler pile benzeyen bir yapıya sahiptirler. Bir ucu cilt altına yerleştirilen bataryadan diğer ucu ise kalp içine bırakılmaktadır ve bu cihazlar telden oluşan cihazlardır. ICD ise kalp ritmini takip etmektedir. Bireylerin hayatı tehdit eden bir aritmi başladığı taktirde ise cihaz kalp ritmini normale döndürmek amacı ile bireylerin kalbine şok uygular ve ritmi düzeltmektedir. Bir ICD cihazı kalp pili olarak da görev görebilmektedir. Kalp hızınız çok yavaşlar ise devreye girip kalp ritmini arttırma özelliği de bulunmaktadır.

Bunun yanında ise kalp yetmezliği hastalıklarında kardiyak resenkronizasyon tedavisi yani kısaltması ile birlikte KRT ya da çift odacıklı kalp pili yöntemi kullanılmaktadır. Kalp yetmezliğine sahip olan bireylerin kalplerinde zaman ile zayıflamış olan kalp kası bulunmaktadır. Bu kalp kasının ise daha da düzensiz çalışmasına yol açan çeşitli elektriksel sistem kaynaklı problemler bulunmaktadır. Bu durumu tedavi etmek amacı ile çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu durumun tedavisi amacı ile ve kalp odacıklarının senkronize bir şekilde devamlı olarak çalışmasını sağlamak için çift odacıklı kalp pili kullanılmaktadır. Kalp pompası ise bir diğer kalp yetmezliği hastalığının tedavi yöntemi olmaktadır. Ventriküler assiste edici cihazlar yani kısacası VADs’lar. Çeşitli sebepler dolayısı ile kalp pompaları zayıflamış kalbi desteklemek için bireylerin karın ya da göğüs boşluğuna yerleştirilen mekanik cihazlardır. Bu yöntem ise en sık sol karıncık yetmezliği ile ilgisi olan hastalıklarda kullanılmaktadır. Kalp transplantasyonu yöntemi ise yapılana kadar bireyleri hayatta tutmak amacı ile kullanılmaktadır.




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!


Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.


Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…


Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.


Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp