En Son Eklenenler


Rahim Ağzı Kanseri 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Rahim Ağzı Kanseri


Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanseri günümüzde kadınlarda en sık rastlanılan kanser türlerinden biri olmaktadır. Bu yüzden de kişilerin bu anlamda düzenli kontroller yaptırması, buna uygun korunma yollarını seçmesi oldukça önemli olmaktadır.

Rahim Ağzı Kanseri 2022

Rahim Ağzı Kanseri Genel Tanıtım

Rahim ağzı kanseri yılda 500.000 hastanın etkilenmesini sağlayan ve kadınlarda en çok karşılaşılan 5 kanser arasında bulunan bir tür hastalık olmaktadır. Bu hastalık serviks adı verilen rahim ağzı bölgesinde ortaya çıkmaktadır. Rahim ağzında bulunan hücrelerin anormal bir şekilde çoğalması ve dönüşmesi ile ortaya çıkan kanser hücreleri ile bu durum gelişme göstermektedir.


Hücrelerin bu şekilde değişime uğramasının en temel etkeni HPV adı verilen bir virüs olmaktadır. Bu virüsün açık adı ise Human Papilloma Virüsü olmaktadır. HPV virüsü hücrelerin farklı şekilde çalışmasına neden olduğu gibi genital siğillerinde ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bulaş yolu ise HPV virüsü taşıyan kişilerin ile cinsel birliktelik yaşanması durumunda vücuda girmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Rahim Ağzı Kanseri Nedenleri ve Risk Faktörleri

Rahim ağzı kanseri nedenleri arasında çok doğum yapmak veya erken yaşta cinsel birliktelik geçirmek, sık sigara kullanımı ve HPV virüsü taşıyan bir insan ile cinsel birliktelik yaşamak olmaktadır. Bunun yanı sıra rahim ağzı kanserinin oluşmasında rol oynayan diğer risk faktörleri ise şunlar olmaktadır;

  • Çok eşli bir cinsel hayatın olması,
  • Cinsel ilişkiye 20 yaşından önce girilmeye başlanması,
  • Sıkça sigara tüketimi,
  • Bağışıklık sisteminin düşük olması,
  • Çok sayıda doğum yapmak,
  • C ve A vitamininde eksiklik yaşama,
  • Genital organlarda sıklıkla ortaya çıkan viral veya bakterilerin doğru bir şekilde tedavi edilmemesi.

Rahim ağzı kanseri bulaşıcı özellik gösterip göstermemesi de birçok kişi tarafından merak edilen bir konu olmaktadır. Rahim ağzının oluşmasına neden olan HPV virüsünün cinsel yolla bulaşması mümkün olmaktadır. Ancak kanserin bulaşması gibi bir durum söz konusu olmamaktadır. Bundan dolayı da kişilerin rahim ağzı kanserinin tanısının koyulmasından sonraki dönemde hekimine danışması ile birlikte cinsel birliktelik yaşaması en doğrusu olmaktadır.



Rahim Ağzı Kanseri Belirtileri

Rahim ağzı kanseri bazı kişilerde erken dönemdeyken belirti vermesi mümkün olmamaktadır. Ancak vajinal kanamalar, vajende doluluk veya kitle hissi bunlara örnek olmaktadır. BU belirtilerin yanı sıra vajinal akıntı yaşamak ve cinsel birliktelik esnasında ağrı yaşamak da rahim ağzı kanserinin sıklıkla rastlanılan belirtileri arasında bulunmaktadır. Vajinal kanamalar ise sıklıkla cinsel ilişki sonrasında veya cinsel ilişkinin yaşanması esnasında oluşarak belirti göstermektedir.

Kanser yapan tümör belli durumlarda rahim içi boşluklara veya aşağıda bulunan vajina ve yanında bulunan pelvik duvarlarına yayılma ihtimali olmaktadır. Bu bölgelerin yanı sıra mesane ve rektuma yayıldığı durumlarda olması mümkün olmaktadır. Yayılmaların gerçekleşmesi durumunda ise kişilerde birçok belirti ortaya çıkmaktadır. Bu belirtiler ise şunlardan oluşur;

  • Kabızlık,
  • İdrar borusunda genişleme,
  • Böbreğin genişlemesi,
  • Vajenden idrar gelmesi,
  • Vajenden dışkı gelmesi.

Pelvik duvarına kanser hücresinin yayılması ile birlikte de kişilerde bacak ağrısı ve ödemlerin ortaya çıkması mümkün hale gelmektedir. Rahim ağzı kanseri genellikle ileri yaştaki kadınlarda ortaya çıksa da genç yaştakiler de bu riski taşımakta ve bu durum ile karşı karşıya kalmaları mümkün olabilmektedir.

Rahim ağzı kanserlerinin ortaya çıkmasındaki en temel risk faktörü HPV enfeksiyonu olmaktadır. Bu enfeksiyon ise HPV taşıyıcısı bir kişi ile cinsel birliktelik yaşanması durumunda geçmektedir. Bundan dolayı da kişilerin cinsel birliktelik öncesinde doğru korunma yöntemlerini mutlaka öğrenmesi gerekmektedir.



Rahim Ağzı Kanseri Tanı Yöntemleri

Rahim ağzı kanseri tanısının koyulmasında en önemli faktörlerden biri düzenli olarak yapılan jinekolojik muayeneler ve takipler olmaktadır. Bunun yanı sıra PAP smear testi sonucunda kolay bir şekilde tanının koyulması mümkün hale gelmektedir.

Pap smear testinin anormal çıkması ile birlikte aynı test belli bir süre sonra ikinci defa tekrar edilmektedir. Testin yanı sıra kişilere kolposkopi adı verilen elektronik cihazlar ile rahim ağzı görüntülemesi yapılmaktadır. Gerekli görülmesi durumunda ise kolposkopi yapılırken biyopsi işlemi de yapılması mümkün olmaktadır.

Rahim ağzı kanseri korunmak ve erken tanı teşhis için yapılacak olan düzenli kontrollerde genellikle PAP smear testi yapılarak sonuç alınmaktadır. Bunun yanı sıra HPV-DNA adı verilen tarama programları ile de kişide rahim ağzı kanserinin olup olmadığını rastlamak mümkün hale gelmektedir.

20 ile 30 yaşları arasında olan bir kadında HPV virüsünün görülme olasılığı %30 ile %50 arasında değişkenlik göstermektedir. Bundan dolayı da bu kişilere HPV testinin yapılmasında değerler pozitif çıkmasından dolayı testin herhangi bir anlamı kalmamaktadır. Bu yüzden de bu yaş grubunda bulunan kadınların 3 yılda bir defa smear testine girmesi ve böylelikle de HPV görülme oranının yüksek riskten düşmüş olduğu gözlemlenmektedir.



Rahim Ağzı Kanserinden Korunma Yolları

Rahim ağzı kanseri bulaş yollarından biri korunmasız cinsel hayat olmaktadır. Bu yüzden de partner ile birlikte cinsel ilişkiye girmeden önce kişilerin doğru korunma yollarını bilmesi ve uygulaması gerekmektedir. Onlar ise şunlardır;

HPV virüsünden korunmak için aşısının yapılması gerekmektedir. Bu aşı ile birlikte ortaya çıkabilecek riskler en aza inmekte ve yol açmış olduğu kanserlerden korunma riskini en üst seviyeye çıkartmaktadır.
11 ila 12 yaşında hem kız çocuklarına hem de erkek çocuğuna bu aşının vurulması gerektiğini Dünya Sağlık Örgütü söylemektedir. Ancak o zamana kadar vurulmaması durumunda erkekler 21 yaşında iken kadınlar ise her yaşında korunma için HPV aşısını yaptırması önerilmektedir.
21 ila 65 yaş arasındaki kadınlarda mutlaka düzenli olarak smear testleri ve bulaşıcı virüs testlerinin takibi yapılması gerekmektedir. Böylelikle de erken teşhis etmek mümkün hale gelmektedir.
Cinsel yönden aktif olunması ve çok eşli bir cinsel hayatın olması durumunda kondom kullanılmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Ancak kondomların kapsamadığı bölgeler ile de bu virüse bulaşma riski artmaktadır ve tam korunmanın sağlanmasına neden olmamaktadır. Tek eşlilik olması durumunda ise ihtimal oldukça düşük seviyelere inmektedir.



Rahim Ağzı Kanserinde Tedavi Yöntemleri

Rahim ağzı kanseri tanısının koyulması ile birlikte tedavide cerrahi veya radyoterapi olarak 2 farklı grupta tedavi etmek mümkün olmaktadır. Radyoterapi ile tedavi yapılması genellikle rahim ağzı kanserinin her evresinde yapılan bir uygulama olmaktadır. Genellikle kanserin erken tanı ile ortaya çıktığında ve yayılmasını önlemek için kullanılan ön tedavi şekli olmaktadır.

İleri evler de teşhis edilmesi durumunda ise cerrahi müdahaleler de ek olarak gerçekleştirilmektedir. Bu yöntem ile tümörün yayılmış olduğu bölgeler temizlenmektedir. Tümörün etkilemiş olduğu bölgeye ve büyüklüğüne göre de yapılacak olan işlemlerin büyüklüğü ve küçüklüğü değişkenlik göstermektedir. Diğer Rahim ağzı kanserinin tedavi yöntemleri ise şunlardan oluşmaktadır:

  • LEEP: Elektrik ile birlikte kanserli dokuyu kesmeye ve kanamanın durdurmasına yarayan bir tedavi yöntemi olmaktadır.
  • Kriyoterapi: Hücreler arasında bulunan suyun kristalleşmesine ve daha sonrasında hücrelerin ölmesine neden açan bir yöntem olmaktadır.
  • Lazer tedavisi: Rahim içerisindeki kanserli hücrelerin temizlenmesi için kullanılan bir tedavi yöntemi olmaktadır.
  • Konizyon: Rahim ağzından koni şeklinde parçaların çıkarılmasını sağlayan ve cerrahi olarak gerçekleştirilen tedavi yöntemlerinden biri olmaktadır.

Adet Düzensizliği, Adet Gecikmesi, Adet Sancısı, Anne Karnında Tedavi Ve Cerrahi, Beta HCG





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Rahim Ağzı Yetmezliği 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Rahim Ağzı Yetmezliği


Rahim Ağzı Yetmezliği

Rahim ağzı yetmezliği günümüzde gebelerde bulunan risklerden biri olmaktadır. Bu riski önlemek ve gerekli olan tedbirleri almak için ise mutlaka düzenli kontrollerin yapılması ve doktorun önermiş olduğu alternatif tedavi yöntemlerine özel gösterilmesi gerekmektedir.

Rahim Ağzı Yetmezliği 2022

Rahim Ağzı Yetmezliği Genel Tanıtım

Rahim ağzı yetmezliği tedavisi olan bir durum olmaktadır. Bundan dolayı da gebelerin korkmaması gerekmektedir. Ancak bazı gebelerde düşük nedeni olma ihtimali bulunmaktadır. Bu durum genellikle ağrısız bir şekilde rahim ağzı yaşayan gebelerde de mutlaka araştırılması gereken bir durum olması gerekmektedir. Çünkü anormal bir şekilde gerçekleşen durum olmaktadır.

Kişilerde rahim ağzı yetmezliği bulunmasına rağmen gebe kalınması durumunda genellikle 12 ila 22. Haftalar arasında düşük riski ile karşı karşıya kalmak oldukça yüksek olmaktadır. Bazı kişilerde ise bu durum 24 ile 32. Haftalarda da erken doğum riskinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu gibi durumlarda mutlaka doktor kontrollerinin düzenli bir şekilde yapılması büyük önem taşımaktadır.


Daha öncesinde bu gibi nedenlerden kişinin düşük yaşaması durumunda annenin mutlaka planlı bir şekilde gebe kalması ve bunun için korunması gerekmektedir. Planlanan gebelik sürecinde ise hekimi ile birlikte değerlendirmelerin ve tedavilerin gerçekleştirildikten sonra bu mümkün hale gelmektedir. Rahim ağzı yetmezliği durumunda kişilere tedavi olarak rahim ağzına yapılacak olan dikişler ile erken doğum riski olabildiğinde düşük seviyelere indirilme imkanı olmaktadır. Bu şekilde de bebek gelişimini istenilen sürede tamamlayabilmekte ve zamanı geldiğinde dünyaya gelebilmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Rahim Ağzı Yetmezliğinin Nedenleri

Rahim ağzı yetmezliği neden ortaya çıktığı tam olarak günümüzde bilinmemektedir. Ancak yapılan çalışmalar ve hastalarda bu duruma neden olan durumlar ise şunlar olmaktadır;

  • Rahim içerisinde miyom, poliplerin çıkartılması durumunda rahim ağzının normal seviyeden daha ok geniş bir yapı haline gelmesi.
  • Doğum esnasında rahim ağzında yırtılmaların meydana gelmesi.
  • Fazla ve peş peşe doğum yapmak.
  • Rahim ağzında zedelenmelerin ortaya çıkması.
  • İleriki haftalarda kürtaj yapılması durumunda rahim ağzında genişlemeler meydana gelmektedir.
  • Kollajen bozukluklarının meydana gelmesi.
  • Forseps veya vakum ile yapılan zor doğumların gerçekleşmesi durumunda.


Rahim Ağzı Yetmezliğinin Belirtileri

Rahim ağzı yetmezliği erken doğum ve düşük gibi sonuçlar doğurmasından dolayı kişilerin belirti göstermesinden hemen sonra hekime başvurması gerekmektedir. Bunun yanı sıra bu riskin bulunduğu durumlarda hekimin önermiş olduğu aralıklarda mutlaka kontrollerin yaptırılması gerekmektedir. Rahim ağzı yetmezliğinin belirtilerinde erken doğuma neden olan durumlar şunlardır;

  • Karın bölgesinde ağrıların oluşması,
  • Vajinadan gelen akıntı miktarının artması,
  • Vajinadan gelen akıntının sümüksü bir kıvamda olması,
  • Berrak bir sıvının bir anda gelmesi,
  • Vajinal bölgede baskı veya dolgunluk hissinin ortaya çıkması.

Günümüzdeki gebelik takip programları ve hekimlerin rahim ağzı yetmezliğinin tedavisine ve tanısına daha çok özen göstermesi ile birlikte ortaya çıkabilecek riskler en aza inmektedir. Ancak buna rağmen yine de dikkat edilmesi gerekmektedir.

Gebeliğin ilk haftalarında bu gibi belirtileri hissetmek mümkün olmamaktadır. Bundan dolayı da genellikle düşük olması hekim tarafından fark edilmektedir. Ancak gebelik 14 ila 20. Haftaya girmesi durumunda belirtilerin hafif bir şekilde ortaya çıkması mümkün olmaktadır. Belirtilerin fark edilmesi durumunda ise en kısa sürede hekime başvurularak gerekli tanı ve tetkikler ile birlikte durum kontrol altına alınması mümkün olmaktadır.



Rahim Ağzı Yetmezliği Tanı Yöntemleri

Rahim ağzı yetmezliği sorunu genellikle düzenli hekim kontrollerinde ortaya çıkabilen bir durum olmaktadır. Bu yüzden de gebeliğin ilk 3 ay içerisindeki kontrollerin asla aksatılmaması ve bu kontroller esnasında rahim ağzı ultrasonu ile tetkiklerin yapılması gerekmektedir.

Elektronik olarak yapılan tetkiklerin yanı sıra basit ve ağrısız olacak fiziksel muayeneler ile de rahim ağzının ne kadar olduğunun ölçülmesi mümkün olmaktadır. Ölçüm sonrasında rahim ağzının 25 mm altında olması durumunda ise rahim ağzı yetmezliğinden şüphelenilmeye başlanmaktadır.

Ölçümler esnasında rahim ağzının boyuna ek olarak yapısı da mutlaka göz önünde bulundurulmaktadır. Çünkü bazı gebelerde rahim ağzı boyu istenilen seviyelerde olsa da yapısının anormal olması veya bozuk olmasından dolayı erken doğumların veya düşüklerin ortaya çıkmasına neden olabilme ihtimali olmaktadır.

Düşük öyküsü bulunan annelerde genellikle hamileliğin ikinci üç ayında yani 2. Trimester döneminde mutlaka şüphe olmaktadır. Bu şüphe ile birlikte de hastanın düzenli aralıklar ile kontrol edilmesi sağlanmakta ve anormal bir durum oluşmasında hızlı bir şekilde müdahale etme şansı ortaya çıkmaktadır.



Rahim Ağzı Yetmezliği Tedavi Yöntemleri

Rahim ağzı yetmezliği tanısının koyulması ile birlikte hastanın rahim ağzına dikiş veya peserler yapılarak gebeliğin devam etmesi için uygun ortam hazırlanmaya çalışılmaktadır. Dikiş uygulamasının yapılacağı hafta ve hangi hastalarda yapılacağı ise hekimler tarafından hastanın durumuna göre belirlenmektedir.

Hastalığın tanısının koyulması ile birlikte uygulanan yöntemlerden biri de servikal sörklaj olmaktadır. Bu yöntem ile bebeğin rahimde kalarak 37. Haftaya kadar gelişmesi sağlamaktadır. Ancak bu uygulamanın yapılırken hastanın düşük hikayesinin olmaması, kürtaj yapılırken rahim ağzında hasar oluşmaması gibi durumlara büyük bir oranda dikkat edilmesi gerekmektedir.

Servikal Sörklaj işleminin yapılmasından sonraki dönemlerde kişilerin takip edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte;

  • Rahim ağzında kasılmaların ne kadar sık meydana geldiği takip edilmesi gerekmektedir.
  • İşlem sonrasında oluşacak olan hafif kanama normal şartlarda birkaç saatte kesilmektedir. Ancak kesilme durumunun meydana gelmemesi durumunda mutlaka doktora başvurulması gerekmektedir.
  • Enfeksiyon veya erken doğum riskine karşı hekimin önermiş olduğu ilaçların düzenli bir şekilde kullanılması gerekmektedir.
  • Dikişlerin atılması ile birlikte birkaç gün veya durumuna göre bütün hamilelik boyunca istirahat etmesi gerekmektedir.
  • Düzenli kontrollere ek kontroller eklenmektedir.
  • Günlük aktiviteler doktorun izin verdiği kadar yapılması gerekmektedir.
  • Dikişlerin zorlanmaması için bu gibi dönemlerde eşlerin anlayışlı ve cinsel aktivitelerden uzak durulması gerekmektedir.

Rahim ağzı yetmezliği sonrasında atılan bu dikişler 37.haftaya kadar tutulmakta ve çoğu gebelerde %80 ve %90 erken doğum riskini önlemektedir. Ancak hastada düzenli bir şekilde sancıların başlaması ve doğumun başladığına dair belirtilerin olunması ile dikişler sökülmektedir. Çıkarma işlemi ise zor bir işlem olmamaktadır.



Servikal Sörklaj Sonrasında Ortaya Çıkabilecek Acil Durumlar

Servikal Sörklaj yapımı esnasında riskler bulunmaktadır. Ancak bu risklerin ortaya çıkma durumu oldukça düşük olmaktadır. Muhtemel riskler ise şunlardan oluşur:

  • Erken kasılmaların meydana gelmesi,
  • Doğum başlamasına rağmen rahmin istenilen açıklığa gelmemesi,
  • Dikişlerin alınmadan doğumun başlaması durumunda rahimde yırtılmalar meydana gelmektedir.
  • Rahimde enfeksiyon oluşması.
  • Dikiş esnasında anesteziden kaynaklı belli komplikasyonların ortaya çıkması.


Rahim ağzı yetmezliği sonrasında dikişlerin atılmasından sonraki süreçte kişinin kendini takip etmesi ve belli başlı durumlar ortaya çıkması durumunda mutlaka doktor ile iletişime geçmesi gerekmektedir. Bu durumlar ise şunlardan oluşmaktadır;

  • Kasılma veya krampların sık sık meydana gelmesi
  • Doğum ağrısına benzeyen ağrıların meydana gelmesi. Yani kasıklardan veya bel kısmında sistematik bir şekilde ağrıların gelip gitmesi
  • Vajinal kanamaların meydana gelmesi
  • Berrak bir suyun gelmesi
  • 37.5 derecenin üzerinde ateşin bulunması ve buna bağlı olarak titremelerin ortaya çıkması
  • Bulantıların ve kusmaların ortaya çıkması
  • Vajinadan kötü kokulu akıntıların sık sık gelmesi.

Adet Düzensizliği, Adet Gecikmesi, Adet Sancısı, Anne Karnında Tedavi Ve Cerrahi, Beta HCG





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Rahim Kanseri 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Rahim Kanseri


Rahim Kanseri

Rahim kanseri diğer adı ile uterus kanseri rahim içini döşeyen tabakanın hücrelerinden kaynaklanan ve kadınlarda en sık görülen bir kanser türüdür. Bu kanserin pek çok adı vardır. Uterus kanseri, endometrium kanseri ya da endometrial kanser olarak ta adına sıkça rastlarız. Yaşadığımız süre boyunca vücut içerisinde olan sağlıklı hücreler belirli düzeyde büyürler, bölünürler ve daha sonra da ölürler.

Rahim Kanseri 2022

Tüm vücut içerisinde tüm organlarda bu işlem gerçekleşir. Fakat bazı hücreler değişikliğe uğrayarak hacre bölünmesi kontrolden çıkabilir. İşte bu hücreler komşu dokuları da istila ederek sağlıklı hücreleri tahrip etmeye başlarlar. Rahim kanserinde bu hücreler uterusun içini döşeyen tabakada oluşurlar. Fakat rahim kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir kanser türüdür.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Rahim Kanseri Belirtileri

Rahim kanseri; genel olarak incelendiğinde çoğunlukla kadınların adetten kesildiği dönem olan postmenopozal adı verilen menopoz sonrası dönemde ortaya çıkmaktadır. Uterus kanserinde menopoz sonrası görülen kanama ve adet süresinin uzaması belirtiler arasındadır. Diğer belirtiler arasında anormal düzeyde gelen akıntılar, pelvik ağrılar, cinsel ilişki sırasında yaşanan ağrılar ve birden bire yaşanan kilo kayıpları da belirgin olan belirtiler arasındadır. Bunun dışında karında şişlik ve genital bölgede oluşan kitle belirtiler arasındadır.

Kadınlarda bindiği üzere yumurtalıklardan iki çeşit hormon salgılanmaktadır. İşte salgılanan bu iki hormon yani östrojen ve progesteron hormonları arasındaki denge adet kanamaları esnasında değişime uğrar. Zamanla rahim içini döşeyen tabak diğer adı ile endometrium giderek kalınlaşır. Eğer kişi gebe kalmaz ise bu kalınlaşan bu tabaka zamanla dökülür. Rahim kanseri östrojen ve progesteron arasındaki dengeye bağlıdır. Eğer endometriumun büyümesini uyaran östrojen lehine dönerse kadında rahim kanserinin gelişme riskini artırmasını sağlayabilir.



Rahim Kanseri Tanı Yöntemleri

Bu kanser türünde öncelikle uzman hastanın şikâyetlerini dinleyerek değerlendirmeye alır. Daha sonra hastanın fiziksel yani pelvik muayenelerini yapar. Bu muayenelerden sonra hastaya transvajinal USG denilen vajinal yoldan kontrolünü sağlayan ve hastanın rahim içerisine ucunda kamera olan bu ince cihazla girilerek ultrason görüntüsünü alır. Böylelikle hastanın rahim duvarının durumu ve yumurtalıklarının durumu gözlemlenmiş olur. Bu cihaz sayesinde rahim duvarı kalınlığı değerlendirilmiş olur.

Rahim kanseri tanısının kesin olarak yapılabilmesi için hastadan biyopsi örneği alınmalıdır. Biyopsi örneği için hasta anestezi gerekmeden, ofis ortamında uzman doktor tarafından basit bir işlem ile hastadan biyopsi alınır. Bazı durumlarda biyopsi için alınan örnek yeterli olmaz ise hastaya kürtaj uygulamak gerekebilir. Bu işlem için ameliyathane şartları gerekebilir. Bu yöntemde ise endometrial tabakadan kazıma yolu ile örnek alınır. Daha sonra bu örnek pataloji laboratuarına gönderilir.
Pataloji sonuçları değerlendirildiğinde kanser tanısı konulan hastalar jinekolojik onkolog denilen uzmanlara yönlendirilirler.



Rahim Kanseri Tedavi Yöntemleri

Rahim kanseri erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Burada önemli olan hastanın hastalığını erken hissedip hemen bir uzmana danışması ve hemen tedavilere başlamak bu hastalıkta tedavi sürecini hızlandırmaktadır.
Rahim kanseri tedavisi 3 şekilde yapılmaktadır;

  • Cerrahi müdahale
  • Radyoterapi
  • Kemoterapi

Bu üç tedavi yönteminden en fazla başvurulan yöntem cerrahi müdahale yöntemidir. Şimdi bu tedavi yöntemlerini kısaca başlıklar hallinde açıklamaya çalışalım,

  • Cerrahi müdahale: Bu yöntem en sık uygulanan yöntemdir. Bu tedavi yönteminde rahim yani uterus, yumurtalıklar ve tüpler tamamen çıkarılır. Buna tıp dilinde rahmin alınması anlamına gelen histerektomi denilmektedir. Bu operasyon ile rahmin bir kısmı ya da tamamı operasyonla alınarak çıkarılır. Daha sonra bu çıkan parçalar patoloji laboratuarlarında incelemeye alınır. Bu patoloji işleminin amacı Rahim kanseri hastalığın diğer organlara ne akadır yayılmış olabileceğini tespit etmektir. Eğer sonuçlarda kanser hücreleri farklı organlara yayılmamış ise histerektomi operasyonu yapmak yeterli olacaktır. Fakat kanser hücreleri diğer organlara ve lenf dokularına kadar yayılmış ise radyoterapi ve kemoterapi tedavileri yapılmalıdır.
  • Radyoterapi: Eğer histerektomi yapıldıktan sonra gelen patolojik sonuçlarda hastalık diğer organlarda görülüyorsa kanserin tekrarlama riskine karşılık radyasyon tedavisi yapılması gereklidir.
  • Kemoterapi: Rahim alındıktan sonra yani histerektomi işlemi yapıldıktan sonra çıkarılan tüm organlar patoloji labaratuarına gönderilir ve incelemeye alınır. Eğer incelemeler sonunda hücreler organlara yayılmış ve lenf dokularını zarara uğratmaya başlamış ise hastaya derhal bu yayılımı durdurmak için kemoterapi uygulamalıdır. Kemoterapi kanser hücrelerini öldürmek için yapılan zorlu bir ilaç tedavisidir. Bu ilaçlar hastalara kombinasyonlar halinde verilmektedir. Bu şekilde yapılan tedavi ile diğer organlara yayılmasını önlemiş ve diğer organlara ulaşmış kanser hücrelerinin ölmesi sağlanır. Hastalar kemoterapi tedavisinden sonra da sürekli olarak fizikli muayene, pelvik muayene, AC grafisi ve düzenli aralıklarla laboratuar testleri yapılmaktadır.


Rahim Kanseri Risk Faktörleri Nelerdir?

  • Rahim kanseri; risk faktörü olarak tanımlanan etmenler sıralandığında hastalığın gelişme olasılığı üzerinde olan etkenler olarak belirtilir. Fakat burada unutulmaması gereken bir nokta vardır ki oda; bir kişinin bir veya birden fazla risk faktörüne sahip olması o kişide  mutlaka hastalığın gelişeceği ya da olacağı anlamına gelmemelidir. Çünkü tüm risk faktörlerine sahip olduğu halde kanser olmamış kişilere de epey sık olarak karşılaşabiliyoruz. Uterus kanserine tam olarak neyin sebep olduğu bilinmemesine rağmen, risk faktörleri şu şekilde belirtilmiştir;
  • Menstrüasyon süresinin uzun olması: Östrojen düzeyini artıran sebepler arasında olan bu durumda eğer kişi 12 yaşından önce adet olmuş ve geç menopoza girmiş ise rahim kanseri riski artmış olmaktadır. Bir kadın ne kadar çok adet döngüsü yaşar ise, endometrium yani uterus o kadar fazla östrojene sahip oluyor.
  • Hiç doğum yapmamış olmak: Tam olarak kesin bir bilgi olmamasına rağmen gebe kalmak rahim kanseri riskini azaltıyor gibi görünmektedir. Bu durumda hiç gebe kalmamış kadınların daha çabuk bu kanser türüne yakalandığı sanılmaktadır. Çünkü gebelikte çok yoğun bir şekilde östrojen salgılanmaktadır. Östrojenle bircikte progesteron hormonu da salgılandığı için östrojenin etkisini gölgeleyebilir. O yüzden tam anlamı ile bu şık doğru olmayabilir.
  • Ovülasyon düzensizliği: Ovülasyon aylık olarak yumurtanın overden atılması östrojen tarafından düzenlenen bir sistemdir. Bu doğal akış süresince düzensiz hale gelen ovülasyon ya da bu sürecin hiç olmaması, östrojene dengesini bozacaktır. Ovülasyon düzensizliklerinin baş nedenleri arasında; obezite ve polikistik over sendromu gelmektedir. Rahim kanseri riskinin azaltılması için obezite ve polikistik over sendromu tedavisi yapılarak; aylık ovülasyon ve menstrüasyon döngüsü tekrar düzenlenir.
  • Diyabet: Uterus kanserine diyabetli kadınlarda daha sık rastlandığı gözlemlenmiştir. Nedeni ise obezite ile diyabetin birlikte görülüyor olmasıdır. Fakat araştırmalarda diyabetli olan zayıf kadınlarda da kanser riskinin yüksek olduğu görülmüştür.
  • Obezite: Bilindiği üzere yağ dokusu da östrojen salgılamaktadır. Obezite olan kadınlarda vücuttaki östrojen düzeyi artar. Bu durum kadınları endometrium kanseri için riskli gruba dahil etmiş olur. Obez kadınlarda rahim kanseri riski 3 kat daha fazladır. Fakat yapılan araştırmalarda zayıf olan kadınlarında aynı şekilde bu kansere yakalandıkları görülmüştür.
  • İleri yaş: Rahim kanseri vakalarının çoğu 55 yaşı ve üzerinde görülmektedir.
  • Aile öyküsü: Ailede bu hastalığa sahip olan olması da riski artırır.

Adet Düzensizliği, Adet Gecikmesi, Adet Sancısı, Anne Karnında Tedavi Ve Cerrahi, Beta HCG





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Rahim Sarkması 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Rahim Sarkması


Rahim Sarkması

Rahim sarkması tanımına geçmeden önce rahim nedir? Nerede bulunur? kısaca bahsedelim. Rahim terimini kısaca, sperm ile yumurtanın döllenmesiyle oluşan embriyonun yerleştiği ve bebeğin doğum zamanına kadar gelişimini sürdürdüğü üreme organı olarak tanımlayabiliriz. Rahmin yeri tam olarak leğen kemiklerinin iç kısmında, bağırsakların önünde ve idrar torbasının arkasında bulunur ve adı tıp dilinde uterus olarak adlandırılır. Rahim sarkmasında; pelvik kaslar ve ligament bağ dokularının zayıflaması ile rahim yeterli desteği alamaz ve aşağı doğru kaymaya başlar ve zamanla o bölgede çıkıntı yapar.

Rahim Sarkması 2022

Buna rahim sarkması ya da tıp literatüründe ki adıyla uterus prolapsusu adı verilir. Bu rahatsızlık her yaşta kadında görülebilir. Fakat en fazla çok doğum yapan kadınlarda görülmektedir. Rahim sarkması ne yazık ki kadınların yaşam kalitesini etkileyen bir sorundur. Çok fazla hareket yeteneğine sahip olmayan ve vajinaya açılan rahmin boyutu hiç doğum yapmamış kadınlarda 5 ila 6 cm. boyutundadır. Rahim boyutu doğum yapan kadınlarda yaklaşık 6 ila 7 cm. aralığında olmaktadır


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Rahim Sarkması Tanı Yöntemleri

Rahim sarkması, kişinin hekime başvurması ile rutin kontrollerde ortaya çıkabilen bir durumdur. Kişide hiçbir belirti olmasa dahi rutin sağlık taraması sırasında rahim sarkması olduğu tespit edilebilir. Rahim sarkması belirtilerinin şiddetli bir şekilde ortaya çıktığı vakalarda kişinin hekime başvurması ile başlayan süreç, hekimin hastanın öyküsünü dinlemesi doktorun tanıyı koymasını kolaylaştırır.

Tıbbi öykünün alınmasının ardından fiziksel muayene olan pelvik muayenesi yapılır. Muayene sırasında uzman, sarkmanın şiddetini anlamak için kişinin ıkınmasını ister. Aynı zamanda hastanın pelvik kasları gözlemlemek için idrarını tutuyormuşçasına ilgili kasları kasmasını da ister. Muayene sonunda el de edilen veriler değerlendirilerek rahim sarkması tanısı koyulur. Bundan sonraki işlem ise hastalığın şiddetine bağlı olarak tedavi planlanması yapılmasıdır.



Rahim Sarması Nedenleri Nelerdir?

Rahim sarkması her yaştan kadında görülebilen bir rahatsızlıktır. Rahim sarkması olayı girişte belirttiğimiz gibi; bağ dokusu olarak bilinen ligament dokunun ve pelvik kaslarının zayıflaması sonucunda, bulunduğu bölgede asılı duran rahim yer çekiminin etkisiyle aşağı doğru sarkması şeklinde meydana gelir. Her yaştan kadında meydana geldiği şeklinde bilgi verilmiş olsa da en çok 50 yaş ve üzeri kadınların yaklaşık yarısında görülmektedir. Bu rahatsızlık en çok menopoz döneminde östrojen miktarının azalmasıyla da oluşmaktadır. Bazı hastalıkların tedavi edilememesi örnek olarak kronik kabızlık ve öksürük gibi rahatsızlıklar olabilir, rahim sarkması için risk faktörü oluşturur. Rahim sarkması aynı zamanda ağır kaldırmak gibi durumlarda da görülmektedir.

Bu yüzden kadınların mümkün olduğu kadar ağır kaldırmaması gerekmektedir. Bu yüzden alt karın kaslarını güçlendirmek için egzersiz yapmalı ve rahim sarkması riskinin azalmasını saplamalıyız. Rahim sarkmasına yol açan nedenleri bir şu şekilde sıralayabiliriz;

  • İleri yaş
  • Gebelik
  • Çok fazla sayıda doğum yapmış olmak
  • Çoklu gebelik yağmış olmak. İkiz, üçüz gibi
  • İri yapılı çocuk dünyaya getirmek
  • Aşırı kilolu olmak
  • Östrojen seviyesi
  • Doğum sırasında ve doğum sonrasında travma yaşamak
  • Menopoz sonrası çok kilo vermek
  • Kronik öksürük
  • Kronik kabızlık
  • Pelvik tümörler
  • Geçirilmiş pelvis operasyonlar
  • Ağır kaldırmak
  • Aile hikâyesi,
  • Sigara içmek

Rahim sarkması nedenleri arasında bulunan aile hikâyesi içinde rahim sarkması yaşayan kadınların öncelikle fazla kilolarından mutlak kurtulması gerekir. Bunun dışında sarkmayı önlemek için alt karın çalıştırıcı egzersizleri yaparak kendilerinde bu rahatsızlığın olmasına engel olabilirler. Burada belirtilen diğer husus bu durumda olan kadınların ağır kaldırmamaları gerekir. Bu tedbirler yapılabilir olduğu için ihmal edilmemelidir. Kronik öksürük konusunda tedavi görmek ve kabızlık tedavisi görerek de rahim sarkması hastalığını önlemiş olacaksınız.



Rahim Sarması Belirtileri

Hafif düzeyde olan rahim sarkmaları çok fazla belirti göstermez. Fakat eğer hastalık ilerlemiş ise ya da orta derecede olan Rahim sarkması halinde şu belirtiler görülür;

  • Vajina içerisinde dışarı sarkan doku parçası
  • Rahimde hissedilen ağırlık hissi ya da pelvis kaslarınızda yaşanan çekme.
  • İdrar yapamama, idrar kaçağı, idrar yolunda bulunan enfeksiyonlar gibi sağlık sorunları
  • Vajinal dokuda hissedilen gevşeklik hissi
  • Vajinal kanamada artış ve sürenin uzaması ve akıntı miktarındaki artış.
  • Kişinin kendisini bir topun üzerinde oturmuş ve öylece kalmış bir halde gibi hissetmesi
  • Bağırsak hareketlerinde problemler, kabızlık sorunları olması
  • Belin alt kısmında ortaya çıkan ağrılar.
  • Kasık ağrıları, kasıklarda kasılma

Yukarıda belirtilen durumlar genelde sabah saatlerinde hissedilmez. Fakat gün ilerledikçe bu belirtileri hissetmeniz giderek artabilir.



Rahim Sarkması Tedavi Yöntemleri

Rahim sarkması tedavisi hastalığın oluş durumuna ve şiddetine göre çoğu zaman değişiklik gösterir. Genelde hafif şiddette seyreden rahim sarkmaları çoğunlukla tedavi gerektirmeden kişi hayatına devam edebilir. Fakat kişi zamanla bu durumdan rahatsız olup, tedavi olmak isterse tedavi olarak problemi önleyebilir. Aynı zamanda hastalığın ilerleme riskine karşı sürekli olarak uzman doktora görünüp, muayene olmakta gerekir. Hastalığın seyri hafif olarak görülmüş olsa dahi ihmal etmeden en yakın zamanda bir uzmana danışılmalıdır.

Rahim sarkmasını önlemek ve belirtileri hafifletmek için uzmanların önerdiği şekilde kegel egzersizleri yapmak gerekir. Kegel egzersizleri pelvik kasların çalıştırılmasını sağlayarak pelvik kaslarınızın güçlenmesini sağlar.

Şiddetli rahim sarkması yaşayan kişilerde yapılacak olan tedavi için, tedavi olacak kişinin gebelik planlayıp planlamadığına göre tedavi uygulanır. İleride ya da yakın zamanda gebe kalmak isteyen kişilere vajinal halka olarak bilinen vajinal pesser takılması önerilir. Bu halkanın takılması işleminde öncelikle rahmin boyutunun doğru tespit edilmesi ve kişiye en uygun halkanın kullanımı önerilir.

Vajinal pesser takılan kişiye bu halkanın nasıl kullanılması gerektiği uzman tarafından detaylı bir şekilde anlatılır. Hamilelik dönemine kadar olan süreçte kullanılan ve hamilelikte de rahim sarkması şikâyetinin ilerlememesi için kullanılmaya devam eden bu vajinal halka, cinsel birleşme sırasında da herhangi bir aksilik olmadan rahatlıkla kullanılabilir. Vajinal halka sistemi hekimler tarafından önerilen güvenli bir sistemdir.



Rahim Sarkması Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Rahim sarkması çok ileri boyuttaysa cerrahi tedavi yani ameliyat ile sorunun giderilmesi gerekir. Hastalığın derecesi iyice artmış olan vakalarda artık cerrahi müdahale yapılması gerekli hale gelmektedir. Uzmanlar rahim sarkması ameliyatını üç farklı şekilde uygulamasını yaparlar. Bunlar;

Uzmanlar ilk olarak zayıflamış pelvik dokuların, kişinin farklı bölgesinden alınan dokular ya da sentetik doku ile değiştirilmesi işlemini yaparlar. Bu şekilde yapılan ameliyatlar başarılı olup, sorun ortadan kaldırılmaktadır. Pek çok kişi bu yöntemle rahim sarkmasından kurtulmuştur.
Bu tedaviden sonra olan ikinci diğer seçenek olarak histerektomi yöntemi önerilir. Bu seçenek çok fazla ilerlemiş ve çok şiddetli vakalarda uygulanan bu cerrahi girişimdir. Bu cerrahi yöntemde laparoskopik yani kapalı ameliyat  veya açık ameliyat yöntemleriyle uygulanır.
Bu yöntemde vajenin kapatılması olarak tanımlanabilen kolpoklezis ise cinsel olarak aktif olmayan kişilere uygulanabilir. Vajen duvarının dikilmesiyle yapılan kolpoklezis işlemi ile rahim sarkması engellenir. Bu yöntemi herkes uygulamak istemez. Ancak kişi buna razı gösterdiğinde uygulanabilir.

Uzman hekim hastalığın seyrine göre hangi yöntemi uygulayacağını hastaya sunarak karar verir.

Rahim Ağzı Kanseri, Rahim Ağzı Yetmezliği, Rahim Kanseri, Adet Düzensizliği, Adet Gecikmesi





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Sezaryen Doğum 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Sezaryen Doğum


Sezaryen Doğum

Sezaryen Doğum normal olarak yapılan vajinal doğumun gerçekleşmemesi veya istenmeyen acil durumların ortaya çıkması durumunda ayrıntılı konuşmadan başvurulan bir yöntemdir. Doğum başlamasına rağmen rahimde istenilen süreçlerin tamamlanmaması durumunda hem bebek sağlığı hem de anne sağlığı için bu yola başvurulmaktadır. Bu yüzden de gebelik bu konu hakkında detaylı bilgi bilmesi gerekmektedir.

Sezaryen Doğum 2022

Sezaryen Doğum Genel Tanıtım

Sezaryen Doğum karın ve rahim kesesine müdahaleler yapılarak bebeğin cerrahi işlem ile birlikte dışarı alındığı doğum yöntemlerinden biri olmaktadır. Bu yöntem ile birlikte doğuma bağlı bir şekilde komplikasyonların gerçekleşmesi mümkün olmaktadır. Çünkü normal doğum yani vajinal doğum kadar güvenli bir doğum yöntemi olmamaktadır. Bu yöntem önceki çocuklarında normal doğum yapmamış veya istenmeyen sağlık problemlerinin ortaya çıkması durumunda uygulanmaktadır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Sezaryen Doğum Hangi Durumlarda Tercih Edilir?

Sezaryen Doğum her kadında yapılan bir durum olmamaktadır. Bu yüzden de yapılması için belli durumların meydana gelmesi gerekmektedir. Bunlardan ilki ve genellikle en sık karşılaşılan durum doğumun istenilen şekilde ilerlememesi olmaktadır. Bu gibi durumlarda genellikle anne güçlü kasılmalar hissetmekte ve saatlerce devam etmektedir. Sancıların sürmesine rağmen bebeğin dışarı çıkacağı rahim aralığı istenilen açıklığa ulaşmaması durumunda sezaryen yöntemi tercih edilmektedir.

Bir diğer neden ise bebeğin stres altında olması olmaktadır. Bu durumda genellikle bebekte kalp atışlarında değişimler ortaya çıkmaktadır. Kalp atışlarının yanı sıra bebek oksijensiz kaldığında da stres ortaya çıkmaktadır. Böyle durumlarda ise hem anne hem de bebek sağlığını riske atmamak için sezaryen doğum yapılması mümkün olmaktadır.



Doğumun yaklaşması ile birlikte annenin belinde ve karın bölgesinde ağrılar ve kasılmalar ortaya çıkmaktadır. Bu ağrılar ile birlikte bebek rahim kanalına düşmekte ve başını çıkış yönüne doğru döndürmektedir. Ancak sancıların başlamasına rağmen bebek rahimde anormal bir pozisyon alması durumunda vajinal doğum gerçekleşmeyebilmektedir. Bebeğin normal bir şekilde gerçekleştireceği dönme durumu gerçekleşmemesi durumunda ise hekimler tarafından sezaryen yöntemi ile doğum yaptırma tercih edilebilmektedir.

İkiz veya üçüz gibi çoğul gebelikler vajinal doğum ile oldukça zor olmasından dolayı bebeklerin göstermiş oldukları pozisyonlara bağlı olarak sezaryen yöntemi daha güvenli olmasından dolayı tercih edilebilecek yöntemler arasında yer alması mümkündür.

Sezaryen doğum yönteminin seçilmesi için riskli durumlar ise şunlardır:

  • Plasenta hastalıklarının bulunması,
  • Göbek bağının bebeğin boynuna dolanması,
  • Anne de kalp veya beyin gibi hayati olan fonksiyonlarda ciddi rahatsızlıkların bulunması,
  • Bebeğin geçeceği doğum kanalının istenilen açıklığa sahip olmaması,
  • Daha öncesinde ki çocuklarını sezaryen ile dünyaya getirmesi.


Sezaryen Doğum Nasıl Yapılır?

Sezaryen Doğum önceden planlanacak bir durum olsa da bazı durumlarda vajinal doğuma hazırlık yapılsa da sezaryen yapılması mümkün olmaktadır. Genellikle bu durum bebek 39. Haftasını tamamlamasına rağmen doğumun başlamadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır.

Sezaryen doğumun başlamadan önce anneye anestezi verileceğinden dolayı bu duruma uygun olup olmadığı değerlendirilmektedir. Kan grubu tahlilleri, çeşitli kan tahlilleri ve diğer testler ile durumu değerlendirilmektedir. Bu testlerin yapılmasındaki amaç ise doğum esnasında herhangi bir komplikasyon ile karşı karşıya kalınması durumunda hızlı müdahale etmek için olmaktadır.

Anestezi uygun olunması durumunda karın bölgesi steril edilir ve anneye ilaçların vücuda girmesi için damar yolu açılmaktadır. Mesane yolunun boşaltılması için ise sonda kateter takılır ve işlemler tamamlanır. Daha sonrasında damar yolu ile birlikte epidural anestezi yapılır. Bu anestezi şeklinde anne belden altını hissetmemekte ama bilinci açık olmaktadır.

Pubik kıllanma adı verilen bölgeye paralel bir şekilde çizik atıldıktan sonra bu kesi ile birlikte rahime ulaşılmaktadır. Rahime atılacak bir diğer kesi ile birlikte de bebeğe ulaşılmakta ve bebek dışarıya çıkarılmaktadır. Böylelikle de yapılan iki farklı kesik darbesi ile bebeğin doğumu hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu işlemler yapılırken anne yüz üstü yatsa da herhangi bir acı hissetmemekte ve önünde bulunan perdeden dolayı da süreçleri izlememektedir.

Bebeğin anne vücudundan dışarı çıkartılması ile öncelik olarak kordonu kesilmekte ve daha sonrasında ağzı, gözü ve burnu hızlı bir şekilde temizlenmektedir. Temizlenme sonrasında ise doktor tarafından hızlı bir muayene yapıldıktan sonra anne ile ilk teması gerçekleştirilmektedir. Daha sonrasında ise bebeğin diğer sağlık kontrolleri için sağlık personelleri almakta ve annenin kesik atılan yerleri dikilmektedir. Anne servise alındıktan ve bebeğin kontrolleri tamamlandıktan sonra ise bebek annesine verilmektedir.

Sezaryen Doğum süreci yapılan bu işlemler dahilinde sağlıklı ve normal bir şekilde olması durumunda 40 veya 50 dakika sürmektedir. Daha sonrasında ise hem bebeğin takibi hem de annenin takibi için birkaç gün hastanede kaldıktan sonra taburcu edilmektedir.



Sezaryen Doğum Sonrasında Dikkat Edilecekler

Sezaryen Doğum vücudu yoran ve dikiş gibi durumlar bulunmasından dolayı belli durumlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Böylelikle annenin sağlığı riske atılması engellenmektedir. Bu durumlar ise şunlardır:

  • Birkaç hafta boyunca düzenli ve bol bol besin değeri yüksek yiyecekler yemek,
  • Dikişler olduğu için kendini yormamak ve dinlenmek,
  • Bol sıvı tüketimine özen göstermek,
  • 4 ila 6 hafta arasında cinsel ilişkiye girmekten uzak durmak,
  • Ağrı yaşanması durumunda doktorun önermiş olduğu ilaçları içmek,
  • Karnın aşağıya düşmesini engellemek için doğru ürünleri ve doğru pozisyonlarda oturmak, yatmak veya uzanmak.


Sezaryen Doğum Riskleri Nelerdir?

Sezaryen Doğum bazı durumlarda planlanan şekilde gitmesi mümkün olmamaktadır. Ancak planlanan bir şekilde olması durumunda ise gebeler genellikle daha az ağrısız olmasından dolayı tercih edilmektedir. Olumlu yönleri bulunsa da hem anne sağlığına hem de bebek sağlığını riske atacak durumlar ortaya çıkması mümkün olmaktadır. Doğum esnasında veya doğum sonrasında oluşabilecek riskli durumlar ise şunlardan oluşur:

  • Şiddetli kanamalar,
  • Pıhtıların oluşumu,
  • 39. Haftadan sonra yapılan doğumlarda bebeğin solunum problemleri yaşama riski,
  • Hem annede hem de bebekte enfeksiyon riski,
  • İyileşme süresinin normal doğum yapan kişilere göre daha uzun sürmesi,
  • Ameliyat esnasında istenmeden diğer organların zarar görme riski,
  • Sonraki gebeliklerde oluşabilecek diğer riskler,
  • Karın bölgesinde fıtık veya yapışma gibi sorunların ortaya çıkması olmaktadır.

Sezaryen doğumun planlanan bir şekilde gerçekleşecekse hamilelik sürecini takip eden doktor ile mutlaka bu konu hakkında görüşülmesi gerekmektedir. Bu operasyonun sağlamış olduğu avantajlar ve dezavantajlar hakkında bilgi edinilmesi gerekmektedir. Daha sonrasında ise doğum uzmanınız ile birlikte hem gebe sağlığı için hem de bebek sağlığı için en sağlıklı yöntemin seçilmesi gerekmektedir.



Sezaryen Doğum Sonrası Psikolojik Sorunlar

Sezaryen Doğum sonrasında anne adayında ani ruhsal değişimler, ağrılardan dolayı hayattan zevk alamama veya sürekli olarak bunaltıcı bir yorgunluk hissettiğini belirtmesi olası durumlar olmaktadır. Bununla birlikte de depresyona girmesi, bebeğine çok fazla düşkün olması veya bebeği için kendini yetersiz hissetmesi karşılaşılan durumlardan olmaktadır.

Özellikle sezaryen doğum sonrasında annelerde sütünün yetmeyeceğine dair korku yaşaması, bebeğine bir şey olacağına dair korku yaşaması veya ona yetemeyeceği hissi sıklıkla karşı karşıya kalınan durumlardan olmaktadır. Bu gibi durumlar ortaya çıkmasında veya diğer kişiler tarafından rahatsız olacakları şekilde göze batması durumunda ise en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir. Böylelikle de annenin kaygılarını belli bir miktarda olsa azaltmak mümkün olmaktadır.

Adet Düzensizliği, Adet Gecikmesi, Adet Sancısı, Anne Karnında Tedavi Ve Cerrahi, Beta HCG





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Üçlü Test 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Üçlü Test


Üçlü Test

Üçlü test anne adaylarının gebeliğinin belirli haftalarında yaptırdığı ve doktorların şiddetle tavsiye ettiği tarama testlerinden birisi olarak tanımlanmaktadır. Bebeklerin kalıtsal hastalık riski olup olmadığı gibi çok önemli bir konuda risk analizi yapan bu test gibi ikili, dörtlü testler de bulunmaktadır. Günümüzde kalıtsal hastalık oranlarının oldukça arttığı ve sıklıkla görüldüğü bilinmekle birlikte bu risklerin hesaplanması ve önceden öngörülebilmesi adına birtakım testler geliştirilmiştir.

Üçlü Test 2022

Özellikle 2000’li yılların başından bu yana dek oldukça yoğun bir çalışma yapılan bu alanda anne adayları ve bebekler için en doğru ortamın yaratılması amaçlanmaktadır. Kişilerin tüm bu testlere gününde ve gerekli hassasiyet ile gitmesi gerekirken süreç için doktoru ile sürekli ilişki içerisinde olması önerilmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Üçlü Test Genel Tanıtım

Üçlü test anne adaylarına doktorların belirlediği tarih aralığında yapılan ve bebek anomali riski hesaplamak için kullanılan bir tarama yöntemidir. Kişilerin gebelik süresi boyunca bebek ve anne sağlığı açısından yüzlerce test, tetkik, analiz yaptırdığı bilinmekle birlikte bu yapılan kalıtsal anomali risk hesaplama testlerinin de büyük önem arz ettiğini söylemek gerekmektedir. Tarama testi kullanımı dünya çapında son yıllarda oldukça yaygınlaşış ve her anne adayının yaptırması gereken tetkikler olarak belirlenmiştir. Belirli dönemler içerisinde yapılabilen bu testler sonucunda ise bebeklerde oluşması ihtimal olan hastalıkların risk analizi yapılarak kesin tanı koyulmadan kuvvetli ihtimaller doğrultusunda sürece devam edilmektedir.

Üçlü test, anne karnındaki bebeklerin kromozom bozuklukları (kromozom anomalileri) gibi taşıdığı çeşitli mutasyon kritiklerini (özellikle Down sendromu – mongol bebek) sunmaya belirli haftalar içerisinde gereken şartlar çerçevesinde yapılan tarama testi olarak değerlendirilmektedir. Dünya üzerinde birçok doktorun ve bilim insanının en doğru sonuçlar için önermiş olduğu gebeliğin 16 ile 18. haftaları arasında yapılması en doğru sonuçları ortaya sunan ancak genel olarak 15 ile 20.haftalar arası da uygulanabilen bir tarama testi olarak belirlenmektedir. Kişilerin gebelik haftası zamanlarını kontrol etmesi ve istenilen tüm testler için doğru bir zaman içerisinde bu tetkikleri yaptırması sonucun doğruluğu açısından oldukça büyük bir etkiye sahip olabilmektedir.

Üçlü tarama testi anne adayından alınan kan numunesi içerisinde adından da anlaşıldığı gibi 3 maddenin incelemesi yapılması anlamına gelmektedir. kan numunesi içerisinde yer alan HCG (human chorionic gonadotropin), E3 (estriol) ve AFP (alfa fetoprotein) değerlerine bakılmaktadır. Anne adayından alınan kan değerinde 3 temel madde değerlerinde bakıldıktan sonraki aşamada ise annenin teste doğrudan etki eden birtakım özellikleri de göz önünde bulundurularak bilgisayar dili ile birleştirilmektedir. Anne adayından alınan kan numunesi ile birlikte bebeğin Down sendromu (Mongol bebek, Trizomi 21) ve Trizomi 18 gibi kalıtsal hastalığa sahip bireyler olabilme riskini ortaya sunmaktadır. Anne adayının tüm bu bilgilere dikkat etmesi gerekmektedir.



Kalıtsal Anomali Nedenler

Üçlü test gibi birçok test sayesinde anne karnındaki bebeklerin taşıdığı riskler analiz edilerek süreç hakkında ebeveynler bilgilendirilmektedir. Gebelik süresi boyunca yapılan birbirinden farklı birçok test ile bebeğin durumu, annenin durumu ve bebeğin anneye olan etkisi hakkında birçok tarama yapılarak kritik durumlar belirlenmektedir. İkili test, üçlü test ve dörtlü test gibi tarama testleri ile de bebeklerde oluşabilme riski olan kalıtsal anomaliler hakkında risk haritası oluşturularak sürecin nasıl ilerleyeceğine yön tayin edilmektedir. Kişilerin bu testlerin önemini kavrayarak doktorları ile eşgüdümlü bir şekilde süreci yönetmesi ve tüm tetkikleri istenilen şekilde ve doğru bir biçimde uygulaması gerekmektedir.

Üçlü test ile bebeklerin kalıtsal risk analizleri ortaya koyularak bebekte olabilen birtakım hastalıklar değerlendirilmektedir. Kişilerin bu rahatsızlıkların belirli nedenlere dayandığı ve sadece anne adayı ile ilgili bir durum olmadığı bilincine varması gerekmektedir. Birçok faktöre bağlı olan bu kalıtsal hastalıkların oluşmasına neden olan başlıca etmenler ise şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Aile geçmişinde doğumsal sorunlar yaşayarak özel durumları olan
  • Anne adayı yaşı 35 ve üstü olmak
  • Hamilelikte zararlı ilaç veya hap kullanmış olanlar
  • İnsülin veya diyabet rahatsızlığı olanlar
  • Hamilelikte virüs kaynaklı enfeksiyon geçirmiş olanlar
  • Ailesinde doğuştan özel durumlu bireyler olanlar
  • Doğuştan özel durumlu çocuğu olanlar


Üçlü Test Doğruluk Payı Nedir?

Üçlü test dünyanın birçok yerinde anne adaylarına yaptırması istenen ve aktif bir şekilde kullanılan tarama testlerinden olarak değerlendirilmektedir. Bebeklerde var olan kalıtsal problemlerin erken tespiti ve sürece olan etkisini yönetmek amacı ile yapılan bu tarama testlerinde kesin doğruluk bildirilmediği gibi yüksek oranda doğruluk oranına sahip olunduğunun altını çizmek gerekmektedir.

Kişilerin bu testin doğruluğuna emin olmaması ile birlikte belirli durumlara bağlı olarak gerçekleşen hata payını da göz ardı etmeden süreci yönetmesi gerekmektedir. dünya üzerinde birçok doktorun şiddetle önerdiği ve anne adaylarının yaptırmaktan memnun olduğu bu tarama testleri sayesinde kalıtsal rahatsızlığın önceden fark edilme oranının %95 gibi bir değer olduğu görülmektedir.

Kişilerin ihmal etmesi gereken en önemli nokta üçlü testin tanı saptamak değil yalnızca tarama yaptığı olması gerekmektedir. Birbirinden arklı birçok kalıtsal anomalinin olması ile birlikte tarama testleri sonucunda bu hastalıkların ihtimalleri belirlenmektedir. Üçlü tarama testi ile down sendromlu bebek ihtimallerinin tamamı saptanamamaktadır fakat % 70 gibi bir değer de başarı elde edildiği de ihmal edilmemesi gerekmektedir.

Kalıtsal anomalilerin en bilinen çeşidi olan down sendromunda ise tarama testi yaptırmış anne adaylarında üçte bir gibi bir oranda risk bulunamaz ve değerler normal olarak görülmektedir. Başarılı risk analizleri yapılsa da ihmal edilemeyecek ölçüde başarısız olan bu oran sebebi ile üçlü tarama testinin tek balına yeterli olmadığı da görülmektedir.



Üçlü Test Analizleri Nasıldır?

Üçlü test genel olarak doğru sonuçlar bildirse de bazı durumlarda yanlış risk hesaplamaları yaptığı da saptanmaktadır. Kişilerin dikkat etmesi gereken hususun ise üçlü tarama testi ve diğer tarama testlerinde hastalık teşhisi koyulmadan sadece o hastalığın risk hesaplaması ve kritiği yapıldığını bilmek olacaktır. Tarama testlerinde kesin teşhis koyulamamasının ise birbirinden farklı birçok sebebi de bulunmaktadır.

Tarama testlerinin hata payını arttıran en önemli faktör bebeğin gebelik haftasının yanlış takip edilmesi ve olması gerekenden önce ya da sonra testin yaptırılmış olmasıdır. Gebelik tanısı koyulduktan sonra anne adayının son adet tarihini karıştırması durumunda bu gibi durumların söz konusu olduğunu söylemek mümkün olmaktadır. Gebelik haftası takibinin yanlış yapılmasına ek olarak anne adayının kilosu ve çoğul gebelik olguları da tarama testine etki eden faktörler olarak değerlendirilmektedir.

Kişilerin tüm bu durumları ihmal etmeyerek sürece olan motivasyonunu kaybetmeden aynı zamanda doktorun görüşlerine de başvurarak yönlendirmesi gerekmektedir. Tarama testlerinin kesin doğruluk kararları olmadığı gibi yüksek oranda doğru riskler ortaya çıkararak erken teşhislerde %95 oranında etki yarattığının altını da çizmek gerekmektedir. Anne adaylarının tüm bu tetkikleri ve taramaları yaptırmaları ise büyük önem taşımaktadır. Tarama testi ve ayrıntılı ultrason ile büyük oranda doğruluk kazandırılan bu gibi durumlarda hiçbir şekilde kesinlik bildirilemeyeceği ve durumun nasıl sonuçlanacağı kesinlik kazanamayacağı bilinmesi gerekmektedir.

Adet Düzensizliği, Adet Gecikmesi, Adet Sancısı, Anne Karnında Tedavi Ve Cerrahi, Beta HCG





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Vajinal Mantar 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Vajinal Mantar


Vajinal Mantar

Vajinal mantar; diğer adı ile Vajinal kandidiyaz olarak da adlandırılan bu hastalık enfeksiyonu, vajina ve vulvada, yani diğer bir deyişle vajinal açıklıktaki dokularda, tahrişe, akıntıya ve yoğun kaşıntıya sebep olan bir mantar enfeksiyonu olarak tanımlanır. Bu enfeksiyona yakalanan kişiye yerleşen kandida adı verilen mantar hücreleri kontrolsüz bir şekilde çoğalmaya başlar.

Vajinal Mantar 2022

Bu enfeksiyon kadınlar arasında çok yaygın bir enfeksiyon olup her 4 kadından üçünde görülmektedir. Vajinal mantar enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon olarak kabul edilmez çünkü cinsel hayatı olmayan kadınlarda daha fazla bir şekilde görüldüğü gözlemlenmiştir. Fakat bunun yanında düzenli cinsel birliktelik yaşayanlarda vajinal mantar enfeksiyonu riskini artırır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Vajinal Mantar Nedenleri

Vajinal mantar enfeksiyonunun en yaygın bilinen sorumlusu kandida albikans adlı bir mantar türüdür. Aslında normal şartlar altında vajinada çeşitli bakteriler ve mantarlar doğal olarak vücuda giren yabancı organizmaların vücuda yerleşmesini önlemek amacı ile dengeli bir oranda bulunurlar. Aslında bu bakteriler vajinal organların koruyucusu olarak görev yapan iyi bakterilerdir.

Vücudumuzda bulunan bakteri türleri arasında olan  lactobacillus adındaki bu bakteri türünün görevi, kandida mantar türünün aşırı çoğalmasını önlemektir. Ancak bazı nedenlerden dolayı bu denge bozulabilmektedir. Bunun sonucu olarak kandida albikans aşırı büyümeye ve çoğalmaya başlar. Bu bakteri çoğaldıkça daha derinde bulunan, normalde ulaşamadığı vajinal hücre katmanlarına ulaşmaya başlamıştır.

Bu durumda mantar enfeksiyonu belirti ve semptomlara neden olur. Vücutta kullanılan antibiyotikler bazen vajinada doğal olarak bulunan bakteri sayısını azaltarak mantar enfeksiyonlarına yol açarlar. Vajinal mantar enfeksiyonuna neden olan diğer sebepler şunlardır;

  • Gebelik
  • Diyabet
  • Bağışıklık sisteminin zayıf hale düşmesi
  • Sağlıksız beslenme ve şekerli yiyecek, içeceklerin aşırı tüketimi
  • Hormonsal oluşan dengesizlikler
  • Doğum kontrol hapı kullanımı ve östrojen seviyesi yükselten hormon tedavileri
  • Uykusuzluk
  • Stres

Nedenlerini de sayabiliriz. Bu enfeksiyon tedavi edildikten sonra da tekrar eden bir enfeksiyondur.



Vajinal Mantar Belirtileri

Vajinal mantar enfeksiyonunun belirtileri hafif ve orta şiddet arasında değişen ve kişiye göre değişen seviyelerde görülebilir.Bunlar dışında daha birçok belirti de hissedilir derecede görülür. Hissedilen en bariz belirti vajina ve vulva içerisinde olan şiddetli kaşıntılar ve tahriş olan yerlerdir.

Bu belirtiler dışında sırası ile;

  • Vajina çevresinde şişlik, ağrı, kızarıklık, döküntü gibi vajina görünümünde değişimler
  • Vajinadan gelen koyu kıvamda beyazımsı-gri ve topak şeklinde vajinal akıntı görülmektedir. Bazı kadınlar bu akıntının süzme peynire benzediğini söyleyerek koyuluk durumunu tarif ederler. Nadirde olsa sulu akıntılar görülebilir.
  • İdrar yaparken yanma veya ilişki sırasında yanma ve aşırı hassasiyet hissetmek
  • İlişki sırasında ağrı hissetmek. Ağrılı acı hissetmek gibi belirtiler açık olarak hissedilen belirtiler arasındadır.

Vajinal mantar rahatsızlığında; bu belirtilerden başka diyabet yani şeker hastalarında, bağışıklık sistemi bazı tıbbi rahatsızlıklardan ya da kişinin kullanılan çeşitli ilaçlardan zayıflaması ve hamile bireylerde görülen mantar enfeksiyonları da vajinal mantar enfeksiyonu olarak kabul edilmektedir. Bu durumdaki bireylerin tedavisi için uzman hekim tarafından verilen 14 günlük bir kür tedavisi uygulanmalıdır.



Vajinal Mantar Tanı Yöntemleri

Vajinal mantar enfeksiyonu teşhisinin yapılması fizik muayene sırasında kolayca anlaşılmaktadır. Bu muayene sürecinde uzman hekim hasta olan kişiye tıbbi geçmişi hakkında sorular sorarak geçmişte böyle bir enfeksiyon yaşayıp yaşamadığını öğrenmiş olur. Bu yüzden bu hastalığın tanısı çok kolay yapılmaktadır.

Bundan sonraki adım ise pelvik muayene denilen fiziki muayenedir. Pelvik muayene rahim ağzı, vajinal duvar ve dış genital bölgelerin incelenmesini sağlayan ayrıntılı bir jinekolojik muayenedir. Muayene yapıldıktan sonra veriler değerlendirilir. Bundan sonraki verilere bağlı olarak vajinadan bazı hücreler toplanarak laboratuara tahlil için gönderilir. Laboratuar testleri özellikle bu hastalığı sürekli tekrarlar halinde yaşayan ve tedaviye dirençli mantar enfeksiyonları olan kadınlar için yapılmaktadır. Daha sonra gelen sonuçlara göre uzman hekim tanıyı koyar ve tedavi süreci başlar.



Vajinal Mantar Tedavi Yöntemleri Hakkında

Vajinal mantar tedavi yöntemleri arasında her mantar enfeksiyonu farklı özelliktedir. Bu nedenle tedavi için gittiğiniz uzman doktor belirtilerin durumuna göre hasta için en uygun tedavi seçeneğini önerecekti. Uzman hekim basit derecede olan mantar enfeksiyonları için genellikle antifungal krem, merhem, tablet veya fitil reçetesi yazarak tedavi eder. Fakat bazı durumlarda basit mantar enfeksiyonu yaşayan kadınlarda tedaviden sonraki iki ay içinde belirtiler tekrarlayabilmektedir. Bu durumda tekrar doktora başvurarak yeniden tedavi olmaları gerekmektedir. Hastalık derecesi daha yüksek olan komplike enfeksiyonların tedavisinde ise daha farklı bir yol izlenir.

Komplike enfeksiyon bulguları aşağıda belirtilen bulguları içermektedir;

  • Mantardan meydana gelen vajinal dokuda yara oluşumu
  • Vajinal çatlak veya doku yırtılmalarına yol açan acı hissi yaratan şiddetli kızarıklık
  • Şişme ve şiddetli kaşıntı gibi hasta şikayetlerinde sıklık
  • Bir yılda dört ya da daha fazla mantar enfeksiyonu geçirmek,
  • Candida albicans dışındaki farklı bir kandida türünden kaynaklanan enfeksiyonlar


Bunların dışında oluşan bazı durumlarda vajinal mantar hastalığı tedavisi aşanda belirtilen durumlarda farklı şekilde planlanır, Bu durumlar;

  • Gebelik durumu
  • Kontrolsüz diyabet yani şeker
  • İlaç kullanımından kaynaklanan zayıf bağışıklık sistemi
  • HIV pozitif hastalarda farlı tedavi yöntemleri uygulamalıdır.

Bu gibi durumlarda uygulanan tedavi yöntemleri şunlar olmalıdır;

  • 14 günlük krem uygulaması, merhem, tablet ve vajinal fitil tedavisi
  • Ağızdan verilecek olan iki yada en fazla üç doz uygulanacak ilaç tedavisi
  • Altı hafta süreyle haftada bir kez ağızdan veya uzun süreli lokal antifungal ilaç kullanımı yapılarak mantar tedavisi yapılır. Mantar için bu ilaçlar sayesine kısa sürede düzelecektir.


Vajinal Mantar Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Vajinal mantar tedavisi bitkisel yöntemlerle evde tedavi sağlanabilir. Bazı eczanelerde satılan yağlar ile maya enfeksiyonlarında bazı bitkiler bu enfeksiyonu geçirebilir. Bu bitkiler arasında;

  • Çay ağacı yağı: Çay ağacı yağının antifungal özellikleri olduğu bilinmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalarda çay ağancı yağının mantar öldürme özelliği ortaya çıkarılmıştır. Yapılan çalışmaların çoğunda, çay ağacı yağı vajinal enfeksiyonlarda en fazla bilinen mayalardan biri olan candida albicans üzerinde defalarca denenmişti. Pek çok kişi çay ağacı yağı içeren vajinal fitilleri deneyerek vajinal mantar enfeksiyonlarının kaybolduğunu görmüştür. Çay ağacı yağı uçucu bir yağdır ve bu nedenle kullanılırken mutlaka bir taşıyıcı yağ ile karıştırılması gerekir. Tedavi için kullanılacak tampon ıslatılırken 30 gram ılık hindistan cevizi yağıyla 3-5 damla çay ağacı yağı beraber kullanılmalıdır. Mantar tedavisi için kullanılan tamponun düzenli olarak değiştirilmesi önemlidir. Pek çok kişi vajina içerisine yerleştirilen çay ağacı yağı yöntemi ile vajinal mantar rahatsızlığından kurtulmuştur.
  • Yabani kekik yağı: Bitkisel tedavi yönteminde yabani kekik yağı kullanımıyla Candida albicansın çoğalmasını durdurmak mümkün olabilmektedir. Bu yüzden mantar enfeksiyonu için kekik yağı içeren kapsülleri geceleri vajinaya yerleştiren kişilerde kaşıntıların azamadığı ve mantar enfeksiyonun gerilemeye başladığı gözlenmiştir. Kekik yağı uygulamak isteyen kişiler isterlerse bir tampona da uygulanabilirler. Fakat kekik yağıda esansiyel yağlar arasında olduğundan kullanımdan önce taşıyıcı yağlarla karıştırılmalıdır. Bu şekilde  doğrudan cilde uygulanmadan önce 30 gr tatlı badem yağı, ılık hindistan cevizi yağı veya zeytinyağı kekik yağına eklenmelidir.

Rahim Ağzı Kanseri, Rahim Ağzı Yetmezliği, Rahim Kanseri, Rahim Sarkması, Sezaryen Doğum





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Vajinismus 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Vajinismus


Vajinismus

Vajinismus günümüzde birçok kadının problemi olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun ortaya çıkmasında birçok neden olabilmektedir. Nedenin bulunarak gerekli olan tedavinin uygulanmasından sonra rahatça çözülebilen bir rahatsızlık olmaktadır.

Vajinismus 2022

Vajinismus tanısının koyulmasıyla birlikte birçok çift oldukça zorlu bir hayata adım atmaktadır. İstenilen cinsel birlikteliğin yaşanmaması genellikle kadınların kendini yetersiz hissetmesine ve böylelikle kendini daha da strese sokmasına neden olmaktadır. Bu yüzden de çiftlerin bu gibi dönemlerde birbirlerine karşı büyük bir hassasiyet ile yaklaşması gerekmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Vajinismus Genel Tanıtım

Vajinismus, kadının vajina girişinde bulunan kasların ilişkiye girilmeden önce istemsiz bir şekilde kasılması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Kasların kasılmasıyla da cinsel birliktelik yaşamak mümkün olmamaktadır. Bu gibi durumlar genellikle çiftler tarafından oldukça sıkıntı bir sürece adım atılmasına neden olmaktadır. Ancak her ilişkiye girememe durumu vajinismus rahatsızlığının olduğu göstergesi olmamaktadır.

Vajinismus cinsel birliktelik esnasında penisin vajinaya girmemesini engellemektedir. Bu durum vücut kasları tarafından her ne kadar sıkıntı bir durum gibi gözükse de kadın cinsel birlikteliği ne kadar istekli ve arzulu olsa da birleşme yaşamak mümkün olmayabilmektedir. Bu yüzden de kişinin istekleri ile orantılı bir durum olmamaktadır.



Vajinismus Nedenleri

Vajinismus birçok çiftin cinsel yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Ancak ortaya çıkmasındaki amaç isteğe bağlı olarak gelişmemesinden dolayı erkek tarafından anlayışlı bir şekilde karşılanması gerekmektedir.

Bu durumun ortaya çıkmasında genellikle farklı nedenler bulunmaktadır. Bundan dolayı da altında yatan nedenler bulunup ona uygun bir tedavi şekli gerçekleştirilerek bu sorundan kurtulmak mümkün olmaktadır. Vajinismusun ortaya çıkmasındaki nedenler veya oluşmasına neden olabilecek durumlar ise şunlardan oluşmaktadır:

  • Cinsel taciz veya tecavüz vakasına uğramak veya buna bizzat şahit olmak
  • Vajina da oluşan mantar enfeksiyonları
  • Doğum esnasında annenin travmatik olaylar yaşaması
  • Jinekoloji işlemlerinde kötü bir hikayesinin bulunması
  • Anksiyete bozukluğunun olması
  • İlk cinsel ilişkiye dair korkuların olması
  • Cinsel anlamda olmasa dahi diğer şekillerde oluşan fiziksel travmalar
  • Stresli bir hayatın olması
  • Aile içerisinde şiddetli bir yaşam sürmesi
  • Cinsel ilişki esnasında eşine karşı güven duygusu yaşamaması
  • Kontrolcü bir insan olma
  • Cinsel anlamda bedenen kendini yetersiz hissedilmesi


Vajinismus Belirtileri

Vajinismusun genel anlamda ortaya çıkmasındaki temel sebep psikolojik sorunlara dayanmaktadır. Doğru destek alınmaması ve buna uygun bir tedavi şeklinin gerçekleştirilmemesi durumunda bu tarz durumlar ile karşılaşmak mümkün olmaktadır. Bu durum ilk defa cinsel ilişki yaşayacak kadınlarda da görülmekte veya cinsel yaşamı aktif olan kadınlarda da görülmesi mümkün olmaktadır.

Vajinismusun birçok farklı çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlerden biri olan primer vajinismus ise genellikle daha öncesinden herhangi bir şekilde cinsel birliktelik yaşamamış olan kadınlarda olmaktadır. Sekonder vajinismusun özelliği ise cinsel hayatı olan ancak daha sonrasında ortaya çıkan durumlara bağlı olarak cinsel birliktelik yaşayamayan kadınların rahatsızlıklarına verilen bir tür olmaktadır. Bu durum genellikle eşlerinden, psikolojiden veya doğumdan kaynaklı ortaya çıkabilmektedir.

Vajinismusun olup olmadığına dair belirtileri anlamak oldukça kolay olmaktadır. Ancak net tanı için doktora başvurularak tedavi planının gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Belirtiler ise şunlardan oluşmaktadır:

  • Kadının cinsel ilişkiden kaçınması ve bu gibi durumlarda korku halinin ortaya çıkması
  • Yeterli durum sağlanmasına rağmen penisin vajinaya girişi esnasında kadının ağır bir acı ve ağrı çekmesi
  • Kasların kasılmasından dolayı vajinanın içerisine penisin girememesi

Cinsel birlikteliklerin sorunsuz bir şekilde ilerlemesi ne kadar doğal ise bu gibi problemlerin ortaya çıkması da o kadar doğal olmaktadır. Bu gibi durumlarda eşlerin destekçi olması ve cinsel birliktelik için sürekli olarak kadını sıkıştırmaması büyük bir önem taşımaktadır. Böylelikle tedavi sonrasında cinsel hayat istenildiği şekilde yaşamak mümkün olmaktadır.



Vajinismus Tanı Yöntemleri

Vajinismusun ortaya çıkmasında genellikle birçok farklı neden bulunmaktadır. Ancak bu sorun ile hastanelere başvuran kişilerin çoğunda psikolojik nedenler olmaktadır. Bu duruma göre psikologlar veya psikiyatristler ile görüşülerek tanı koyulmakta ve buna uygun şekilde tedaviler gerçekleştirilmektedir.

Her ağrılı cinsel ilişki veya cinsel ilişki yaşayamama bir vajinismus belirtisi olmamaktadır. Bu nedenle belirtilerin yaşanması durumunda tanının doğru bir şekilde konulması ve buna uygun bir tedavinin gerçekleştirilmesi için mutlaka en kısa zamanda hekime başvurulması gerekmektedir.

Kadın doğum uzmanları veya jinekologlar genellikle bu konularda eğitim almış ve birçok deneyime sahip olmuş kişiler olmaktadır. Bu yüzden de bu alanda daha rahat ve sizi en iyi şekilde anlayacak kişiler olmaktadır. Tanının koyulması için ise öncelik olarak sizden tıbbi öykü almaktadır. Bu öyküye yönelik de jinekolojik muayenelerini gerçekleştirmektedir. Vajinismus tanısının koyulmasından sonra ise altında yatan asıl neden araştırılmaktadır. Nedene bağlı olarak da alanında uzman hekimlere yönlendirilerek tedaviler gerçekleştirilmektedir.



Vajinismus Tedavi Yöntemleri

Vajinismusun ortaya çıkmasındaki genel neden psikolojik sorunlardan dolayı olmasından kişinin kendi kendine tedavi edebileceği bir durum olmamaktadır. Bundan dolayı mutlaka hastanın eşi ile birlikte hekime başvurması gerekmektedir. Eşinin bu süreç içerisinde yanında olduğunu hissettirmesi ve desteklemesi de çok önemli olmaktadır. Vermiş olduğu desteğin yanı sıra ortam ve birbirleri ile olan ilişkileri hakkında yeterli derece de bilgi de alınması sağlanmaktadır. Bu da tedavinin nasıl bir şekilde yapılacağı hakkında önemli olan bir detay olmaktadır.

Psikolojik olarak desteklerin yanı sıra hekimler tarafından yapılacak olan jinekolojik muayeneler de büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu durumlar düşünülenin akışına anatomik veya enfeksiyonlara bağlı olarak gelişmesi mümkün olabilmektedir. Bu yüzden de tanının koyulmasının ardından aileye özel olarak geliştirilecek olan tedavi planlarıyla çiftler detaylı bir şekilde bilgilendirilmektedir.

Vajinismus cinsel hayatı büyük bir oranda olumsuz etkilemesinden dolayı kişilerin bu süreçte cinsel terapistler ile çalışmaları olumlu yönde etki yaratmaktadır. Çünkü davranışsal terapiler çoğu zaman kişilerin tedavi olmasında yardımcı olmaktadır. Bu gibi durumlarda da kişilerde cinsel korku yenilebilmekte ve sağlıklı cinsel birlikteliklerin yaşanmasına yardımcı olmaktadır. Vajinanın giriş kısmını rahatlatacak olan egzersizler ve hareketler ise bu terapiler esnasında çiftlere detaylı bir şekilde anlatılmaktadır.



Vajinismus öksürük veya grip gibi normal bir problem olmaktadır. Ancak normal bir problem diye de geçiştirilmemesi gerekmektedir. Bu yüzden de çiftlerin bu problemi bir bütün olarak ele alması tedavinin olumlu bir şekilde gerçekleşmesi için büyük önem taşımaktadır.

Çiftler bu dönemlerde genellikle birbirinden uzaklaşma ve kopya biri durumlar ile karşı karşıya kalabilmektedir. Bu da kadın daha da çok kötü bir şekilde etkilenmesine neden olabilmektedir. Ortaya çıkan bu yaklaşımlar ise oldukça yanlış olmaktadır. Eşlerin bu dönemde birbirlerine destek vermesi ve hekimlerden yardım alması büyük önem taşımaktadır.

Vajinismusun sorununun eşler tarafından hekime başvurmadan çözülmeye çalışılması da mümkün olmaktadır. Ancak bu durumlar kadının kendini yetersiz hissetmesine ve duygusal olarak travmatik durumların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Kadında ortaya çıkan bu durumların doğru bir şekilde tedavi edilmemesinde ise erkekte de cinsellik algısında bozulmalar ve bu algıya doğru orantılı şekilde sertleşme problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden de cinsel birliktelik esnasında problem yaşanması ile jinekologlara mutlaka başvurulması gerekmektedir. Böylelikle de istenmeyecek daha büyük durumlar ortaya çıkmadan rahatsızlığı tedavi etmek mümkün olmaktadır.

Adet Düzensizliği, Adet Gecikmesi, Adet Sancısı, Anne Karnında Tedavi Ve Cerrahi, Beta HCG





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Vulva Kanseri 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Vulva Kanseri


Vulva Kanseri

Vulva kanseri ve diğer kanserlerin ortaya çıkmasındaki sebep hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması ve daha sonrasında büyüme göstermesi ile ortaya çıkmaktadır. İlk hücrelerin anormal bir şekilde çoğalma göstermiş olduğu alan ise kanserin adı olmaktadır.

Vulva Kanseri 2022

Vulva Kanseri Genel Tanıtım

Vulva kanseri kadınlarda sıklıkla rastlanılan kanser türleri arasında yer almaktadır. Diğer bütün kanser türlerinde bulunduğu gibi erken tanı oldukça önemli olmaktadır. Erken aşamada teşhis edilmesi durumunda ise tedavi edilmesi mümkün olmaktadır.

Kadınların genital bölgesindeki dış yüzeye tıbbi olarak vulva adı verilmektedir. Yani klitoris ve dış yüzeyinde bulunan her bölgeyi içerisine kapsayan cilt tabakası olmaktadır. Bu bölge yapısı itibari ile oldukça hassas özellik göstermektedir. Bu yüzden de sebepsiz bir şekilde ağrılar ile karşı karşıya kalmak mümkün olmaktadır. Ancak bazı durumlarda bu ağrılar bir kanser vakasının nedeni olabilmektedir.

Her vulva ağrısı Vulva kanseri demek mümkün olmamaktadır. Çünkü her kadın hayatının belli dönemlerinde vulva ağrısı ile karşı karşıya kalması mümkün olmaktadır. Bu dönemler ise genellikle adet görmeden önce veya cinsel ilişki esnasında olabilmektedir. Ancak herhangi bir nedene bağlı olmayarak da vulva bölgesinde ağrılar ortaya çıkabilmekte ve daha sonrasında aylar boyunca devam etmesi mümkün hale gelmektedir.


Vulva diğer vücut bölgelerine oranla en hassas bölgelerden biri olmaktadır. Bu yüzden de birçok kadın adet dönemlerinde ağrı yaşaması oldukça normal olmaktadır. Ancak bu dönemler dışında vulva bölgesinde sık sık ortaya çıkan şiddetli ağrılarda mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından muayene edilmesi gerekmektedir. Böylelikle de herhangi bir durum olmasında kişiler erken tanı ile birlikte tedavi edilme imkanı bulabilmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Vulva Kanseri Nedenleri

Vulva kanseri yapılan araştırmalara göre nedeni tam olarak bilinmeyen bir durum olmamaktadır. Her kanser türündeki gibi vulva bölgesinde bulunan hücrelerin mutasyon geçirmesi ve bunun sonucunda hızlı bir şekilde çoğalması ve tümöre dönmesi ile ortaya çıkmaktadır.

Dış genital bölge olarak adlandırılan vulva bölgesi genellikle hastalarda dış dudak bölgesine yerleşme göstermektedir. Bu yerleşim nedeninin tam olarak bilinmese de yapılan çalışmalarda ve hastalarda cinsel yolla bulaş gösteren HPV virüsünün etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu yüzden de HPV virüsüne yakalanma riskini en aza indirmek için 11 veya 12 yaşlarında iken bütün çocuklara bu aşını vurulması Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilmektedir. Böylelikle de Vulva kanseri ortaya çıkması engellenmektedir.

Vulva kanserinin ortaya çıkmasına neden olarak düşünülen risk faktörleri ise şunlardan oluştuğu düşünülmektedir;

  • İleri yaşlarda kaliteli vulva dokusunun oluşmaması,
  • HPV virüsü,
  • Aşırı sigara kullanımı,
  • HIV virüsü,
  • Vulva bölgesinde çeşitli cilt hastalıklarının meydana gelmesi.


Vulva Kanserinin Belirtileri

Vulva kanseri ilk ortaya çıktığı dönemde genellikle diğer kanser türleri gibi belirti göstermemektedir. Bu yüzden de düzenli aralıklar ile jinekolojik muayenelerin yapılması büyük önem taşımaktadır. İleri dönemlerde belirti göstermeye başlayan bu kanser türünde ise şiddetli kanamalar ile ortaya çıkmaktadır. Düzenli kontroller yaptırmayan kişilerde ise genellikle birkaç sene sonra fark edilebilir düzeye gelmektedir.

Vulva kanseri genellikle kasık bölgesinde uzun süreli kaşıntıların olması durumunda veya ortaya çıkan yaraların belli bir süre boyunca iyileşmemesi olarak belirti göstermektedir. Bu gibi belirtiler ile karşı karşıya kalınması durumunda ise mutlaka doktorlara başvurulması ve gerekli tetkiklerin yapılması gerekmektedir.

Vulva yapısı itibari ile dış vücutta bulunması ve gözle görülen bir yapı olmasına rağmen kanser belirtileri vermemesinden dolayı tanı koyulması oldukça geç sürelerde olmaktadır. Bu gibi durumlarda ise kadınların vücutlarını iyi tanıması ve kendilerini muayene etmesi oldukça önemli olmaktadır. Şişkinlikler veya uzun süreli geçmeyen yaralar, ağrılar ve ele gelen dokular çıkması durumunda ise mutlaka bir doktora başvurulması gerekmektedir.

Vulva kanserinin tanısının koyulmadan önce göstermiş olduğu belirtiler ise şunlardan oluşmaktadır;

  • Vajinal kanamaların ortaya çıkması,
  • Dış genital bölgede sürekli olarak kaşıntıların olması,
  • Dış genital bölgede ve kasık çevresinde deri döküntülerinin ortaya çıkması,
  • İdrar yaparken ağrı yaşama,
  • Cinsel ilişki esnasında veya sonrasında ağrı yaşama,
  • Kasıklarda düzenli olarak ortaya çıkan şiddetli ağrılar,
  • Kasık bölgesinde ve çevresinde iyileşmeyen yaralar,
  • Genital bölgenin dış yüzeyinde şişmeler veya yumru şeklinde parçaların ele gelmesi,
  • Regl dönemleri haricinde ağrı, yanma veya kramp yaşama,
  • Siğillerin ortaya çıkması,
  • Derinin eski kalınlığına göre daha da kalınlaşması.


Vulva Kanserinde Tanı Yöntemleri

Vulva kanseri ortaya çıkmasındaki temel neden bilinmemektedir. Ancak tanısı koyulması günümüz teknolojilerinde mümkün olmaktadır. Belirtiler ile hekimlere başvurulması durumunda ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü alınmakta ve daha sonrasında fiziksel olarak muayene gerçekleştirilmektedir. Fiziksel muayene esnasında kanser şüphesi olması durumunda ise biyopsi ile örnek alınarak patolojik incelemeler yapılmaktadır. Bu incelemeler sonucunda ise oluşan kitlede herhangi bir anormallik olup olmadığı kolay bir şekilde tespit edilmektedir.

İncelenme işlemi bitip tümör sonucuna varılması durumunda ise tümörün büyüklüğü ve ne kadar yayıldığını öğrenmek için görüntüleme teknikleri yapılmaktadır. Bu teknikler ise bilgisayarlı tomografi, PET veya MR gibi hastanın durumuna göre istenmektedir. Hekimin daha net bir tanı koymak için ise mesane kontrolü de yapması mümkün olmaktadır bu gibi durumlarda ise sistoskopi veya kalın bağırsağa bakmak için proktoskopi işlemleri tercih edilmektedir. Bunun yanı sıra HIV veya HPV virüsünün olup olmadığına dair kan testleri ile de araştırmalar yapılmaktadır.



Vulva Kanserinde Tedavi Yöntemleri

Vulva kanseri tanısının koyulması ile birlikte kanserin hangi evresinde olduğu, ne kadar yayılım gösterdiği ve büyüklüğü gibi birçok etken göz önüne alınarak gerekirse eş zamanlı gerekirse de cerrahi müdahaleler ile tedavi işlemleri gerçekleştirilmektedir. Tedavi yöntemleri ise şunlardır:

  • Cerrahi Tedavi: Bu yöntem genellikle kanserin ne kadar yayıldığına ve hangi bölgeleri ne kadar etkilediğine göre yapılmaktadır. Belli durumlarda kanserli hücrelerin belli bir kısmı temizlenmekte bazı durumlarda ise etkilemiş olduğu tüm bölge alınarak yeniden ortaya çıkması belli bir oranda etkilemektedir. Genellikle cerrahi operasyonlar gerçekleştirildikten sonra birkaç gün gözlem yapılmakta ve daha sonrasında taburcu edilmektedir.
  • Radyoterapi Tedavisi: Bu tedavi şekli hastaya tek başına uygulanabilmesinin yanı sıra cerrahi işlem öncesinde veya cerrahi işlem sonrasında da hastanın durumuna göre uygulanması mümkün olmaktadır.
  • Kemoterapi Tedavisi: Kemoterapi bir ilaç tedavisi yöntemi olmasından dolayı aynı radyoterapi gibi cerrahi operasyon öncesinde ya da cerrahi operasyon sonrasında uygulanması mümkün olmaktadır. Genellikle radyoterapi ve cerrahi operasyonların yetersiz kalması durumunda tercih edilmektedir. Yani Vulva kanseri son evrelere girmesi ile kullanılmaktadır. Son evrelerde kullanılan bir işlem olarak görülse de hastanın durumuna göre ilk evrelerde düşük dozlu ilaçlar ile uygulanabilen bir yöntem de olabilmektedir.


Vulva kanseri tedavisinde radyoterapi alan kadınlarda belli başlı yan etkilerin ortaya çıkması mümkün olmaktadır. Bu yan etkiler ise şunlardır:

  • Dış genital bölgenin yani vulvanın şişmesi,
  • Vulva bölgesinde ağrıların hissedilmesi,
  • Mesane bölgesinde iltihap oluşumu,
  • Vajinada daralmaların meydana gelmesi,
  • Kasık kıllarında kalıcı olacak şekilde dökülmelerin ortaya çıkması.


Kemoterapi alan kadınlarda ortaya çıkan yan etkiler ise şunlardan oluşmaktadır:

  • Ağız bölgesinde ülserler,
  • Saçların dökülmesi,
  • Mide bulantılarında ve kusmalarda artış,
  • Daha sık enfeksiyon kapma ihtimalinde artış.

Adet Düzensizliği, Adet Gecikmesi, Adet Sancısı, Anne Karnında Tedavi Ve Cerrahi, Beta HCG





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Yalancı Gebelik 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Yalancı Gebelik


Yalancı Gebelik

Hamile kalmak ve bebek sahibi olmak her çiftin hayalinde olan bir durum olmaktadır. Bu hayali gerçekleştirmek kolay gibi gözüken bir süreç olsa da belli durumlarda istenilen şekilde gerçekleşmesi mümkün olmamaktadır. Bu durumun ortaya çıkması durumuna ise yalancı gebelik adı verilmektedir.

Yalancı Gebelik 2022

Yalancı Gebelik Genel Tanıtım

Yalancı gebelik kadının evde yapılan testlerin pozitif çıkması ve gebeliğe dair diğer bulguların net bir şekilde ortada olmasına rağmen biyolojik olarak ortada herhangi bir gebelik durumunun olmaması olmaktadır. Bu durum ise tıp dilinde psödosiyezi olarak adlandırılmaktadır. Yani bilinen diğer adı ile de sahte gebelik olmaktadır.


Bu durumun ortaya çıkmasındaki temel neden genellikle kişinin çok fazla gebe kalmak istemesinden kaynaklanmaktadır. Psikolojik olarak bu hislerin çok hissedilerek yaşanılması durumunda ise vücudun kendisini gebe gibi davranmasına neden olmaktadır. Böylelikle de gebeliğe dair bütün hisler ve belirtiler ortaya çıkmaktadır. Ancak bu tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olmaktadır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Yalancı gebelik günümüzde oldukça düşük seviyelerde görülen bir durum olmaktadır. Ancak bazı gruplarda bulunan kadınlarda bu risk oldukça fazla olmaktadır. Çünkü bu grupta bulunan kişilerin psikolojik olarak problemlerinin olmasından kaynaklanmaktadır. Yalancı gebelik risk grubunda olan kişiler ise şunlardır;

  • Bebek sahibi olmayı çok fazla istemek,
  • Daha öncesinde bebeklerini düşürenler veya ölümü gibi kişiyi psikolojik olarak etkileyen durumlar yaşayanlar,
  • Erken menopoza giren kişiler,
  • Hiç evlenmemiş kadınlar,
  • Doğum kontrol yöntemlerinin istenilen düzeyde koruma sağlamadığına inananlar,
  • Biyolojik olarak hamile olma ihtimali bulunmaması rağmen bunu bir sorun haline getirip hamile olabileceğini düşünen kişiler,
  • Çok istenmesine ve denenmesine rağmen hamile kalamayan kişiler yalancı gebelikler ile karşı karşıya kalma riski yüksek olmaktadır.


Yalancı Gebelik Nedenleri

Yalancı gebelik birçok hastada psikolojik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden de her ne kadar test yapılsa da yapılsın tam olarak neyin bu duruma yol açtığını söylemek mümkün olmamaktadır. Genellikle merkezi sinir sisteminin bebeğin var olduğuna inanması ve böylelikle bebek varmış gibi hareketler göstermesi ile bu belirtilere yol aştığı düşünülmektedir.

Yalancı gebeliğin oluşmasının nedenleri psikolojik nedenlere bağlanmaktadır. Bu nedenler ise şunlardır;

  • Kadının gebe kalma isteğinin aşırı olması,
  • Kısırlık hastalığının bulunması ve tedavi edilmesi esnasında çok uğraş verilmesi,
  • Rahmin alınması veya tüplerde sorun olan kadınların hamile kalma ihtimali sıfır olmasına rağmen hamile kaldığını düşünmesi,
  • Daha önceden düşük veya bebek ölümü gibi travmatik durumlar ile karşı karşıya kalmak,
  • Doğum kontrol yöntemlerinin işe yaramadığını düşünme,
  • Hiç evlenmemiş olmak veya evlendikten sonra buna bağlı olarak çocuğunun olmayacağını düşünerek bu konuda endişe sahibi olmak,
  • Taciz veya tecavüz gibi travmatik olayların yaşanması durumunda hamile gibi tepkilerin ortaya çıkması.

Genellikle hastaların tıbbi öyküsünde Yalancı gebelik gibi durumlar olmasından dolayı yabancı gebeliklerin ortaya çıkmasındaki nedenler psikolojik olarak geliştiği görülmektedir. Yani beynin vücuda oynamış olduğu bir oyundan ibaret olması demek doğru olmaktadır.



Yalancı Gebeliklerde Adet Görmek Mümkün Mü?

Yalancı gebelik durumu normal gebelik ile aynı belirtiler göstermesinden dolayı kişi kendini hamile gibi hissetmesinden dolayı bu mümkün olmaktadır. Yani kişinin adet görme zamanı gelmesine rağmen adet görememe ve buna ek olarak da bulantı, kusma gibi tepkiler ile ortaya çıkması mümkün olmaktadır. Hastalık tamamen psikolojik olmasından dolayı ise kişiler ne kadar bu duruma inanmazsa o kadar süre boyunca adet kanaması kesilmektedir.

Hamile kalmayı isteyen kişiler genellikle bu süreçte adet kesilmeleri ile karşılaşması ile hamilelik testi yapmaktadır. Ancak yalancı gebeliklerde evlerde yapılacak olan gebelik testleri negatif çıkmaktadır. Buna en olarak da sağlık kuruluşlarında yapılan idrar ve kan testleri de negatif çıkacaktır.

Yalancı gebelik benzeyen diğer iki gebelik türü ise dış gebelik veya boş gebelik olmaktadır. Dış gebelikte genellikle embriyo rahim yerine başka yerde tutunma özelliği göstermektedir. Boş gebelikte ise sadece bebeğin gelişimini sürdüreceği kesenin oluşumu gözlemlenmektedir. Bu iki durumda da kişilerin evlerde yapmış olduğu testlerin pozitif çıkması mümkün olmaktadır. Anca gerçek bir hamilelikten söz edilmesi yanlış olmaktadır. Bu durumlarda aynı yalancı gebelikteki gibi sağlık kuruluşlarında yapılacak olan testler ile rahatlıkla tanısı koyulmakta ve buna uygun tedavi yapılmaktadır.



Yalancı Gebelik Belirtileri

Yalancı gebelik kişilerin aynı gebelik sorunlarını hissetmesi olmaktadır. Bu yüzden de aynı bebek bekleyen kadınlardaki belirtiler ile karşı karşıya kalınmaktadır. Belirtilerin aynı olmasından dolayı ise hem kişi hem de etrafında bulunan diğer kişiler hamile olduğuna inanmaktadır. Hatta hamilelik ile doktora başvurulduğunda bile doktorlar buna ihtimal vermekte ancak yapılan tetkikler ve fiziksel muayeneler sonucunda böyle bir şeyin olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Yalancı gebeliğin göstermiş olduğu belirtiler ise şunlardan oluşmaktadır;

  • Adet gecikmelerinin ortaya çıkması,
  • Göğüslerde hassasiyet oranının artması,
  • Sürekli olarak mide bulantısı ve kusmaların ortaya çıkması,
  • Baş dönmelerinin meydana gelmesi,
  • Karında büyümelerin gerçekleşmesi,
  • Kilo artışının ortaya çıkması,
  • Yorgunluk ve halsizlik belirtileri gösterme,
  • Ciltte sivilcelerin ortaya çıkması,
  • Meme uçlarında renk değişimlerinin meydana gelmesi,
  • Rahim ağzında yumuşamaların meydana gelmesi,
  • Karında bebek varmış gibi hareket hissedilmesi,
  • Farklı besinlerin istenmesi yani aşerme durumu.

Bu gibi belirtiler aynı normal hamilelik belirtileri ile aynı olmaktadır. Ancak psikolojik bir rahatsızlık olan bu durum mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durum olmaktadır. Belirtiler aynı olmasından dolayı da testler ve yapılacak olan fiziksel muayeneler haricinde de anlaşılması mümkün olmamaktadır.



Yalancı Gebelik Tanı Yöntemleri

Yalancı gebelik tanısı aynı normal hamilelik belirtileri gösteren kişilerdeki yöntemler kullanılarak yapılmaktadır. Bunun için evde yapılacak olan testler yerine kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının yapacakları testlerin yapılması gerekmektedir.

Yalancı hamileliğin oluşup oluşmadığını ayırt etmek için iki farklı tanı yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden ilki ultrason muayenesi olmaktadır. Bu yöntem ile genellikle kişiden tıbbi öykü alınmasından hemen sonra amniyon kesesi, bebeğin kalp atışının olup olmadığı veya rahimde herhangi bir bebek varlığının bulunup bulunmadığı gibi durumlar araştırılmaktadır. Bu üç nedenin herhangi bir şekilde bulunmaması durumunda ise yalancı gebelik tanısı rahatlıkla koyulmaktadır.

İkinci bir tanı yöntemi ise kan testleri olmaktadır. Bu testlerde ise kan ve idrar testleri ile hamilelikte kontrol edilen Beta-HCG değerinin ne seviye de olduğuna bakılmaktadır. Test sonucunda Beta-HCG hamilelik değerlerinde olmaması durumunda ise gebeliğin gerçek olmadığı ortaya çıkmaktadır.



Yalancı Gebelik Tedavisi

Yalancı gebelik tanısının koyulması ile birlikte birçok kişi bu durumun normal olduğunu kabul etme davranışı gösterebildiği gibi belli kişilerde de buna inanmama durumu ortaya çıkması mümkün olmaktadır. Bu durum bir sağlık problemi olmasından dolayı ise mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durum olmaktadır. Ancak psikolojik bir durum olmasından dolayı kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının bunu sakin bir dille anlatması ve psikolojik destek almalarını önermektedir.

Psikolojik bir sorun olmasından dolayı herhangi bir ilaç tedavisi uygulamak mümkün olmamaktadır. Altında yatan asıl neden ise hastanın durumuna göre alanında uzman kişiler tarafından belirlenerek tedavi edilmektedir. Bundan dolayı ya yalancı gebeliklerde psikolojik destek haricinde yapılacak herhangi bir tedavi bulunmamaktadır.

Adet Düzensizliği, Adet Gecikmesi, Adet Sancısı, Anne Karnında Tedavi Ve Cerrahi, Beta HCG





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp