Ozel-Hastane-Dogum-Fiyatlari-2021-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Özel Hastane Doğum Fiyatları 2021

Özel Hastane Doğum Fiyatları 2021 Dora Hospital

Özel Hastane Doğum Fiyatları 2021 doğum yapmak isteyen kişiler, doğum türüne ve doğumun niteliklerine göre farklı şekilde ücret ödemektedir. Özel hastane doğumları, normal doğum, isteğe bağlı sezaryen doğum ve zorunlu sezaryen doğum olmak üzere, üç farklı kriterde değerlendirilmektedir. Sezaryen doğum uygulamaları, ilk sezaryen, ikinci sezaryen ya da çoklu sezaryen olarak farklı şekilde ücretlendirilir. Kadınların doğum sayısı, genel hastalıları, uygulamanın özellikleri ve olası riskler dikkate alınarak, özel hastane doğum planlaması gerçekleştirilmektedir. Özel hastanelerde yapılmak istenen doğumların büyük bir kısmını Sosyal Güvenlik Kurumu karşılamaktadır. Kalan operasyon ücretleri ise hastaların kendileri tarafından ödenmek zorundadır. Özel hastanelerin doğum fiyatları, her yıl çeşitli zamlarla yükseltilmektedir.



Normal Doğum Nedir, Özellikleri Nelerdir?

Normal doğum süreci, hamilelerin doğal yoldan doğuma gitmesini desteklemektedir. Hamilelik süresinin dolması ve bebeğin kendiliğinden harekete geçmesiyle başlayan normal doğum süreci, rahmin kasılması ve açılmalar sebebiyle, belirli kasılmalarla kendini göstermektedir. Tamamen fizyolojik bir süreç şeklinde gerçekleşen normal doğum, uzmanların kontrolünde gerçekleştirilmektedir. Sezaryen ya da farklı doğumları talep etmeyen hastalar, bebeğin sağlık durumunun yerinde olması şartıyla normal doğuma alınabilir. Normal şartlarda, bebeğin sancısının kendiliğinden gelmesi beklenirken, bazı istisnai durumlarda, hastalara suni sancı içeren serum takılmakta ve sancının suni şekilde başlaması sağlanmaktadır. Hamilelerin normal doğuma alınabilmesi için açılma oranının kendiliğinden devam etmesi ve istenen boyutlara gelmesi gerekmektedir. 9 aylık süreçte bebeğin büyümesini sağlayan ve bebekle beraber büyümeye devam eden rahim, doğum zamanının gelmesiyle birlikte kasılmaya başlamaktadır. Hastaların 8-10 cm boyutundaki normal açılma yaşamasının ardından, normal doğum başlatılmaktadır.


Özel Hastane Doğum Fiyatları 2021 Bilgi Formu



Normal Doğum Yapmak İçin Gerekli Kriterler Nelerdir?

Normal doğum kriterleri, hastaların sağlık durumuna göre belirlenmektedir. Anne adaylarının herhangi bir risk taşımaması ve kronik hastalığının bulunmaması, normal doğum sürecinin ilk şartları arasındadır. Normal doğum yapabilmek için aranan başlıca kriterler, aşağıda sıralanmıştır:

Normal doğum süreci için kişilerin yüksek tansiyon, şeker ya da kalp hastalığının bulunmaması gerekir. Mevcut kronik hastalıkların, doğum öncesinde kontrol altına alınması şarttır.
Normal doğum öncesi, kan sulandırıcı herhangi bir besin ya da ilaç kullanmamaya dikkat edilmelidir.
Hastaların çatı yapış ve kemik yapının, normal doğumun gerçekleşmesi için uygun olması gerekir.
Rahmin doğumu gerçekleştirecek kadar dirençli olması gerekir. Rahim yapısında problem bulunan kişiler, normal doğum sürecine dahil edilmemekte ve sezaryen doğuma yönlendirilmektedir.
Hastaların çok fazla panik olması ve doğum esnasındaki sancıları yönetecek gücünün bulunmaması, normal doğumu zorlaştıracaktır.
Doğum esnasında uygulanacak tıbbi ilaçların, doğum sürecine uygun olması, anne ve bebeğin bu ilaçlara karşı herhangi bir reaksiyon göstermemesi, normal doğum sürecinin temel şartları arasındadır.
Hastaların rahim ağzı, yeteri kadar açılmalıdır. Rahim ağzının 8-10 cm arası açılması, normal doğum sürecini hızlandıracaktır.
Anne adaylarının sancısının başlaması, normal doğumun şartları arasında yer almaktadır. Hamilelik haftasının tamamlanmasına rağmen, normal doğum için gerekli sancının gelmemesi, suni sancı kullanımını gerekli kılacaktır. Suni sancıyla da yeterli açılmanın olmaması durumunda, kişiler sezaryen doğuma alınacaktır.



Normal Doğum Nasıl Gerçekleşir, İşlem Detayları Nelerdir?

Normal doğumun başlaması için belirlenen 3 aşama bulunmakta ve aşamaların teker teker gerçekleşmesi gerekmektedir. Hastaların sancısının başlaması ve rahim kasılmalarıyla birlikte, rahim ağzının 8-10 cm arası açılması, normal doğumun başlaması için yeterli görülmektedir. Doğumun başlangıcında, anne adaylarının yaşayacağı kasılma ve kramplar, doğum başlangıcına işaret etmektedir. Bu kasılmalar ve sancılar, 5 dakikada bir gelebileceği gibi, 30 dakikada bir olacak şekilde de tekrarlanabilir.

Doğum sancılarının başlamasıyla birlikte, rahim ağzının kolay açılması için anne adaylarının bol bol yürüyüş yapması gerekir. Hareket etmek, rahmin kasılmalarını sıklaştıracak ve annelerin daha kolay doğum yapmasını sağlayacaktır. Doğumun tamamen aktifleşmesi için kasılma sıklığının 3-5 dakika arasına inmesi ve açılmanın tamamlanması gerekir. Doğumun birinci aşaması olan kasılma ve açılmalar tamamlandıktan sonra, ikinci aşama olarak doğum gerçekleşmektedir. Doğum için hastalar doğum masasına alındıktan sonra, belirli nefes egzersizleri ve ıkınmalarla, bebeğin hareketlerinin yönlendirilmesi gerekir. Normal doğum, ortalama 1 saat içerisinde tamamlanmaktadır.

Hastaların sancısına ve açılmasına bağlı olarak, 5 dakika içerisinde doğum tamamlanabileceği gibi, 3 saat gibi uzun bir sürede de doğumun sona ermesi söz konusudur. Rahim ağzının, bebeğin çıkması için yeterli düzeyde açılmaması ve hastalarda yırtılma riskinin bulunması gibi durumlarda, bölgeye lokal anestezi iğnesi vurulmakta ve özel bir makasla, ortalama 2-3 cm boyutunca kesi açılmaktadır. Rahim ağzının genişlemesi için uygulanan bu kesi, doğumun sağlıklı şekilde tamamlanmasını sağlamaktadır. Bebeğin başı göründükten sonra, kadın doğum uzmanı bebeği çeker ve doğumu sonlandırır. Bebeğin gelmesinin ardından, doğumun üçüncü aşamasına geçilmektedir. Plesentanın çıkması için belirlenen üçüncü aşamada, rahim içerisindeki kalıntılar tamamen çıktıktan sonra, bölgeye dikiş atılmaktadır. Doğumun tamamlanmasının ardından, anneler doğum sonrasında yorgun olacaktır.



Sezaryen Doğumun Özellikleri Nelerdir, Hangi Durumlarda Sezaryen Doğum Yapılır?

Sezaryen doğum süreci, ameliyat ortamında ve anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Ameliyathane ortamında gerçekleştirilen sezaryen doğum için anne adaylarının sancısının gelmesi beklenmemekte ve bu aşamalar tamamen atlanmaktadır. Bebeğin normal doğamayacak kadar büyük olması, anne adayının sancısının gelmemesi, kişilerin çatısının ve rahim ağzının, normal doğum için uygun olmaması gibi etkenler, normal doğum yerine sezaryen doğum yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Annelerin hangi doğum türüne uygun olduğu, doğum öncesi yapılacak muayenelere göre değişiklik göstermektedir. sezaryen doğum annelerin isteğinden ziyade, doktorların gerekli görmesi gibi etkenler sonucu gerçekleştirilmektedir.



Sezaryen Doğumun Aşamaları ve Detayları Nelerdir?

Sezaryen doğumun detayları ve operasyon sırasında karşılaşılan durumlar şunlardır:

Sezaryen doğum için belirlenen zamanın gelmesiyle, anneler ameliyathaneye alınmaktadır.
Sezaryen doğum esnasında, kadın doğum uzmanı, anestezi uzmanı, çocuk doktoru, hemşireler ve sağlık teknisyenleri yer almaktadır.
Genel anestezinin oldukça az kullanıldığı sezaryen doğumda, genellikle epidural ya da spinal anesteziler tercih edilmektedir.
Hastalar tamamen uyuşturulduktan sonra, kadın doğum uzmanları operasyona başlayacaktır.
Karınla diz arasında kalan bölge, antiseptik solüsyon sürülerek hijyenik hale getirilmektedir. Bacak bölgesi ve karın üzeri bölgeler, steril şekilde örtüldükten sonra, operasyona geçilmektedir.
Hastaların rahim bölgesine denk gelecek şekilde, karnın altında ortalama 11 cm ila 15 cm arasında kesi açılmaktadır.
Karındaki tüm kartlar tek tek açıldıktan sonra, rahme ulaşılmaktadır.
Rahmin içine ulaşmak için ikinci kesinin de atılmasının ardından, bebek anne rahminin içerisinden çıkarılmaktadır.
Bebek çıkarıldıktan sonra, çocuk doktorları ve bebek hemşireleri, bebeği muayene edecektir.
Rahmin dikilmesinin ardından, karın katları tek tek kapatılmakta ve karnın dış kısmı özel şekilde dikilmektedir.
Operasyon sonrasında anneler odaya alınmaktadır. Bebeğin tüm test ve muayeneleri tamamlandıktan sonra, bebek annenin yanına getirilecektir.

Sezaryen Doğumun Sebepleri Nelerdir?

Sezaryen nedenleri, anne ve bebeğe bağlı olarak iki farklı kategoride ele alınmaktadır:

Normal doğumun başlamasına karşın, normal doğumun tamamlanamaması ve bebeğin çıkamaması, sezaryen doğumu gerekli kılmaktadır.
Bebeklerin doğum öncesinde saptanan herhangi bir riskinin bulunması durumunda, normal doğum beklenmemekte ve sezaryen doğum başlatılmaktadır.
Annenin sistematik özellikteki hastalıklarının bulunması, sezaryen doğumu gerekli kılmaktadır.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Özel-Hastane-Doğum-Fiyatları-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Özel Hastane Doğum Fiyatları

Özel Hastane Doğum Fiyatları Dora Hospital

Özel hastanede doğum yapmak için fiyatlar hastanenin nerede bulunduğunda, ekibin kimlerden oluştuğuna, doğum paketinin içeriğine ve buna benzer bir çok farklı etkene göre değişiklik göstermektedir. Hamilelik sürecinin başlaması ile birlikte, anne baba adayları en iyi kadın doğum doktoru, hastanesi arayışına başlarlar. Özel hastanede doğum yapmak istiyorsanız, hastaneler arası fiyat ve özellik karşılaştırması yapmalısınız. Genellikle doğum paketlerinden yararlanılmaktadır çünkü bu paketler daha uygun fiyatlı olmaktadır. Gebelik dönemi boyunca yapılması gereken rutin testler ile birlikte tetkikler ve diğer işlemler beraber yüksek maliyete neden olabilir.


Özel Hastane Doğum Planlaması Yaparken Fiyatları Karşılaştırın

Özel hastanede doğum yapmak için fiyat karşılaştırması mutlaka yapılmalıdır. Yüksek doğum ücreti ödemek istemezseniz, çoğu anne adayının tercihi olan hamilelik zamanında doğum sigortası yapabilirsiniz. Bu sigorta anne adaylarına yüksek standartlarda sağlık hizmeti vaat etmektedir. Sigortalı olan anne adayları fark ödemeden hizmet alırlar. Sigorta sahibi olmasanız hastaneler ile tek başınıza pazarlık yapmak zorunda kalacaktınız. Sigorta sayesinde, sigorta şirketi sizin için uygun bir fiyat alır.

Özel Hastane Doğum Fiyatları Form

Özel Hastane Doğum Planlaması için Doğum Sigortası Almak

Özel hastanede doğum yapmak için doğum sigortası paketleri hamile iken alınabilir. Doğum, tahliller ve muayene gibi ücretleri anlaşmalı sigorta şirketleri karşılayacaktır. Ödeme yaparken dilerseniz taksitlendirme yapabilirsiniz. Bu sayede kolay ödeme yaparsınız. Doğum sigortası aldığınız zaman sağlık sigortasına özel devlet desteklerinden faydalanma imkanınız olur. Ayrıca vergi avantajından da faydalanırsınız. Sağlık sigortanızdan yüzde 15 ile yüzde 35 arası tasarruf sağlayabilirsiniz. Hastane fiyatları da göz önünde bulundurulduğu zaman, toplam tasarruf ettiğiniz miktar yüzde 40’a kadar çıkar.

Özel Hastane Doğum Planlaması için Doğum Sigortası İçeriğinde Neler Var?

Özel hastanede doğum yapmak için doğum sigortası içeriğinde şunlar bulunuyor:

Oda refakatçi giderleri,
Normal ya da sezaryen doğum,
Blokesiz aylık ödeme,
9 taksit ile ödeme seçeneği,
2 geceye kadar yatış,
Doğum öncesi olası hastalık durumlarında yatışlar için uygun fiyatlardan ek sağlık paketi,
Muayeneler,
Gebelik rutin testleri,
Epidural,
Psikolojik danışmanlık,
SGK kapsamında bebek paketi hizmetleri,
Diyetisyen paketi,
Diş tasarruf paketi,
Göz taraması sahibi olursunuz.

Özel Hastane Doğum için Doğum Paketi Nedir?

Özel hastanede doğumda doğum paketi ya özel hastaneler ya da sigorta şirketleri tarafından doğum masraflarının karşılanması için oluşturulan hizmet paketidir. Bazı doğum paketlerinin içeriği yalnızca doğum sonrasını kapsarken, bazı doğum paketlerinde muayene ücretlerinden, testlere, doğum öncesi ve sonrası hakkında bir çok şey dahildir. Doğum paketlerinin var olma sebebi, özel hastanelerde doğum yapmak isteyen kişilerin, daha az para ödeyerek doğum yapmalarına yardımcı olmaktır. Doğum paketi satın almak için, hangi hastanede doğum yapmaya karar verdiyseniz, hastane ile iletişime geçebilirsiniz. Doğum paketi satan sigorta şirketleri ile iletişime geçerek de paketler arasında tercih yapabilirsiniz.

Özel Hastane Doğum için Doğum Paketi Ne Zaman Satın Alınır?

Özel hastanede doğumda doğum paketi satın alma zamanı yoktur. Dilediğiniz zaman paket satın alabilirsiniz. Gebe olduğunuzu öğrenir öğrenmez paketlere bakmaya başlayabilirsiniz. Doğum paketi satın alırken taksit miktarını ve ödeme, dilerseniz hastaneden dilerseniz de sigorta şirketinden öğrenebilirsiniz. Hangi paketi satın alırsanız, alacağınız hizmetler de buna göre farklılık gösterecektir. Genellikle yüksek fiyatı olan doğum paketlerinde ayrıcalıklı hizmetlerden faydalanırsınız. Daha düşük fiyatlı olan doğum paketlerinde ise anne adaylarının faydalandıkları paket içeriği sınırlıdır.

Hamilelik Sigortası Nedir?

Hamilelik sigortası yeni evlilerin ya da yakın zamanda evlilik planlayanların hem sağlık giderlerini hem de doğum masraflarını kontrol altında tutmalarına yardımcı olan bir sigorta poliçesidir. Hem de bütçenizi zorlamanız gerekmez. Poliçe içeriğinde bulunan bütün teminatlar sayesinde masraflar karşılanabilir. Hamilelik giderlerine ek olarak, hem yatarak tedavi hem de ayakta tedavi masrafları karşılanmış olur. 18 ile 45 yaş arasında olan herkes bu sigorta kapsamından yararlanabilir. Sigorta kapsamında teminatlar arasında:

Ayakta tedavi teminatı,
Diş bakım paketi,
2 seans psikolojik danışmanlık,
1 seans göz tarama,
Yatarak tedavi teminatı,
Limitsiz doğum teminatı,
Limitsiz doğum teminatı,
2 seans diyetisyen yer alıyor.

Paketi satın aldıktan sonra, bebekler 15 gününü tamamladığı zaman onlar adına da sigorta yaptırabilirsiniz. Poliçe kapsamına ilaçlar dahil değildir. Poliçe özel şartlarına göre, SGK kapsamında doktor muayenesi için ödenmesi gereken 15 TL ücret bulunuyor. Bunun dışında herhangi bir ek ücret ödemezsiniz.

Hamilelik Sigortası Aldıktan Sonra Provizyon Süreci Nasıl İşler?

Hamilelik sigortası aldıktan sonra provizyon süreci başlatılması gerekir. Sigorta satın alındıktan sonra, kişi sigortanın anlaşması olduğu özel bir hastaneye gider. TC kimlik no bilgisini bankoda bulunan görevliler ile paylaşır. Böylece provizyon süreci de başlamış olur. Eğer ayakta tedavi olunacaksa, hastanede bulunan görevliler internet üzerinden kısa sürede sigorta şirketinden provizyon alabilirler. Eğer planlı olarak yatış gerçekleştirilecekse, en az 3 gün öncesinden sigorta şirketinden provizyon alınması şarttır.

Hamilelik Sigortası Alımında Vergi Avantajından Faydalanırsınız

Hamilelik sigortası aldıktan sonra vergi avantajı hakkınız bulunuyor. Alınacak olan indirimi daha iyi anlaşılması açısından somut rakamlar ile açıklayalım. Ali bey’in çalıştğı iş yerinden brüt 10 bin TL maaş aldığını varsayalım. Ali bey, hem kendisi hem de eş ve çocukları için toplam ayda 250 TL prim ödemesi yaptığı bir sağlık sigortasından faydalanıyor olsun. Bu durumda Ali bey, ayda 87 TL ve yıllık bin TL vergi avantajından faydalanmış olur. Bu indirim Gelir Vergi Kanununda bulunan 63. Madde birinci fıkrada belirtilmiştir.

Normal Doğum için Hamilelik Sigortası Kapsamında Neler Yer Alır?

Normal doğum kapsamında hamilelik sigortası içeriği aşağıdaki gibidir:

Topuk kanı alımı,
Limitsiz ve yatarak tedavi teminatı,
Bebeğin ilk muayenesi,
Bebeğin ilk aşısı,
Rutin kontroller ve gebelik kontrolleri için +10 muayene hakkı,
2 günlük oda,
Refakatçi ücreti,
Sağlık branşlarında kullanılabilecek, ayakta tedavi teminatında geçerli 10 doktor muayene hakkı bulunuyor.

Her bir muayene için yasal olarak 15 TL katılım payı ödemek zorunda olduğunuzu unutmayın. SGK ile anlaşması olan özel sağlık kurumlarında doğum yapılması halinde, ek ücretler kapsam içindedir. Bu paketi tercih etmek isterseniz 12 ay bekleme süresi olduğunu unutmamanızda fayda var. Satın alınmak istenen sigorta ürünü poliçe başlangıç tarihinden itibaren 1 sene olacaktır. Hem Allianz Sigorta hem de Acıbadem Sigorta paket içeriklerini kapsar.

Hamileliğe On Kala Sigorta Paketi

Hamileliğe On Kala sigorta paketi için 10 ay bekleme süresi vardır. Sonrasında kişi tercih etiği kurumlarda ihtiyacı olan anda doğum teminatı fırsatından yararlanabilir. Hem bu şekilde ayakta tedavi teminatı olur hem de doğum öncesi kontrol tetkikleri gerçekleştirilebilir. Bu sayede özel hastanede doğum giderleri yüzde yüz karşılanmış olur. Paketten faydalanmak isteyen kişilerin ise en genç 18 en fazla 45 yaş aralığında olması gerekiyor.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Yumurtalık-Kisti-Çeşitleri-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Yumurtalık Kisti Çeşitleri


Yumurtalık kisti türlerinin isimleri şöyledir:

  • Föliküler Kistler
  • Luteal Kistler
  • Dermoid Kistler
  • Yumurtalık Kistadenomları

Belirtilen yumurtalık kisti çeşitlerinin her birine ait farklı bir yan etki bulunmaktadır. Düzenli adet döngüsüne sahip olan her kadın, ömründe en az bir defa yumurtalık kisti geliştirmektedir.


Yumurtalık Kisti Çeşitleri Dora Hospital

Yumurtalık Kisti Türleri ve Özellikleri

Yumurtalık kisti çeşitleri ve bu kist türlerinin özellikleri aşağıda detaylıca açıklanmıştır:

  • Föliküler Kistler: En fazla karşılaşılan yumurtalık kisti çeşididir. Adet dönemi içerisinde döllenmeyen ve patlaması gereken yumurtaların patlamaması sonucu oluşmaktadır. Yumurtalar patlamadığı zaman, içindeki sıvılar kist olarak gelişmeye başlar.
  • Luteal Kistler: Daha az karşılaşılan kist türüdür. Yumurtalık patladıktan sonra, arkasında corpus luteum adlı bir parça bırakır ve bu parça kanla dolmaya başlar.
  • Dermoid Kistler: Dermoid kistler iyi huylu olarak tanımlanmaktadır. Kistlerin yok olması için cerrahi müdahale gerekmektedir.
  • Yumurtalık Kistadenomları: Yumurtalığın dış tabakasını koruyan katman üzerinde meydana gelen kist türüdür. Kistin iç kısmında, mukus benzeri bir malzeme oluşmaktadır.

Yumurtalık Kistinin Semptomları Nelerdir?

Yumurtalık kistinin belirtileri şu şekilde sarılanabilir:


  • Karın bölgesinde oluşan şişlikler
  • Bağırsaklarda ağrı oluşması
  • Adet düzensizliği
  • Adet aralarında lekelenmeler
  • Adetten kesilme
  • Göğüs hassasiyeti
  • Pelvik bölgede ve uyluklarda şiddetli ağrılar
  • Göğüs hassasiyeti oluşumu
  • Mide bulantısı ve kusma isteği
  • Keskin pelvik ağrılar
  • Yüksek ateş
  • Baş dönmesi ve baygınlık
  • Hızlı solunum isteği
  • Hormonel bozukluklar
  • Vücutta tüylenme
  • Cinsel ilişki sonrası sancı

Yumurtalık kisti semptomları için sıralanan maddeler, herkeste görülmeyebilir. Özellikle adet düzensizliği ya da adetlerde meydana gelen problemler, yumurtalık kistlerinin habercisi olabilir. Yukarıdaki belirtilerle karşılaşıldığı zaman, kadın doğum uzmanlarına başvurarak, yumurtalık kistinin olup olmadığı konusunda teşhis alınması gerekir.

Yumurtalık Kistini Tedavi Eden Yöntemler

Yumurtalık kisti tedavisinde kullanılan yöntemler şunlardır:

  • Yumurtalık kistinin tedavisi için doktor kontrolü şart koşulmuştur.
  • Yumurtalık kistlerinin geneli, herhangi bir tedaviye ihtiyaç duyulmadan kısa süre içinde kaybolmaktadır.
  • Kistin boyutu büyükse ve görünümü normal dışıysa, doktor kontrolünde tedavi uygulanmalıdır.
  • Kistin gelişiminin takibi için pelvik ultrason çekimi yapılmaktadır.
  • Yumurtalık kisti olan kişilere, doğum kontrol hapı tedavisi uygulanabilir.
  • Kistin gidişatı kötü olduğu zaman, cerrahi müdahaleyle kist tamamen alınabilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Hamilelik-İdrar-Yolu-Enfeksiyonu-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Hamilelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu

Hamilelikte idrar yolu enfeksiyonu genellikle sık olarak karşılaşılan bir durumdur. Kadınların normal hayatlarında da sık sık başlarına gelen bu durum, kolaylıkla tedavi edilebilen bir durumdur.



Genellikle üriner sistem enfeksiyonu olarak bilinen bu durum, bakterilerin oluşması ve idrar yollarının iltihaplanmasıyla meydana gelmektedir. Genellikle hamile kadınlarda altıncı haftadan sonra ortaya çıkan bu durum, tedavi edilmediği durumlarda hem anneye hem de bebeğe ciddi anlamda zarar verebilmektedir. Özellikle hamilelikte sık olarak yaşanan bu durum çoğunlukla bebeğin rahimde gelişerek annenin mesanesine baskı yapması sonucunda ortaya çıkmaktadır.


Hamilelik İdrar Yolu Enfeksiyonu

Hamilelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu Nedenleri Nedir?

Hamile olan kadınlarda sıkça rastlanan idrar yolu enfeksiyonlarının oluşmasında pek çok farklı faktör gösterilebilmektedir. Buna göre hamilelikte idrar yolu enfeksiyonuna neden olan durumlar şunlardır;

  • Annenin bağırsağından gelen bakteriler,
  • Bebeğin anne karnında büyüyerek annenin mesanesine fazla baskı yapması,
  • Cinsel ilişki,
  • Kişide tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları,
  • Maternal diyabet,
  • Orak hücreli anemiler,
  • Böbrek rahatsızlıkları,
  • Daha önceden geçirilmiş üriner sistem rahatsızlıkları ya da operasyonu,

Gibi pek çok durum, hamile olan kadınlarda sıkça rastlanan idrar yolu enfeksiyonlarının oluşmasında rol oynayan faktörlerdir. Buna göre böylesi bir durum yaşandığında kişinin mutlaka doktoruna başvuruda bulunması gerekmektedir.

Hamilelikte İdrar Yolu Enfeksiyonu Belirtileri Nelerdir?

Hamile olan kadınlarda sıkça rastlanan idrar yolu enfeksiyonlarının en sık rastlanan belirtileri, kişinin idrarını yaparken oluşan yanma hissidir. Bunun yanı sıra bu rahatsızlıkta sık sık tekrarlayan belirtiler ise şunlardır;

  • Kişinin sık sık idrara çıkma durumu,
  • Yoğun idrar çıkışı,
  • Bulanık ve kötü kokulu idrar,
  • Kişide meydana gelen ateşlenme,
  • Kasıklarda ağrı,
  • Mide bulantısı,
  • Kusma,

Gibi pek çok belirtiye sahip olan bu hastalığın bir an önce tedavi edilmesi gerekmektedir. Hastalığa erken müdahale edilmediği durumlarda böbrek rahatsızlıklarının ya da enfeksiyonlarının ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bunun yanı sıra bu gibi durumlar, bebeğin erken doğmasına da sebebiyet verebilmektedir. Özellikle annelerin idrar yolu tedavisinde antibiyotik kullanamama durumlarından kaynaklı olarak farklı tedavilerin kullanılması bu rahatsızlığın biraz daha uzun sürede iyileşmesine neden olacaktır. Bu yüzden en baştan doktora gitmek yapılacak en mantıklı harekettir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Ofis-Histeroskopi-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Ofis Histeroskopi

Ofis Histeroskopi

Ofis histeroskopi yöntemi, rahim içine gönderilen bir kamera ile, döl yatağı olarak tanımlanan rahim içi boşluğun uzman tarafından değerlendirilme yöntemidir. Rahim içinin kolaylıkla görüntülenerek cerrahi işlemlerin ve tanıların konulmasında etkili bir yöntem olan ofis histeroskopi, tüplerin rahim içine açılan bölümlerinin optik kameralar yardımıyla görüntülenmesidir.


Ofis histeroskopi genellikle Ofis H/S olarak kısaltılmaktadır. Genellikle anestezi altında yapılan genel ameliyathane işlemlerinden biridir. Cerrahi yöntem ve tanı için oldukça faydalı bir uygulamadır. Ofis histeroskopi yöntemi vajinal yoldan rahime uygulanır.


blank
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Ofis Histeroskopi Nedir?

Ofis histeroskopi olanlar uygulama sonrası uygun tedavi yöntemleri belirlenerek hastalara tıbbi uygulamalar yapılabilir. Ofis histeroskopi, kadınlarda vajina kanalıyla rahim içi ve tüplerinin açılan kısımlarının kameralarla incelenmesidir. Farklı tür sorunlar için uygulanacak cerrahi işlem öncesinde veya teşhis için bu yöntem uygulanabilir.

Genellikle Ofis H/S olarak ifade edilen yöntem, histero (rahim), skopi (görme) terimlerinin birleşiminden oluşmaktadır. Ofis histeroskopi yöntemi, HSG gibi indirekt değil direkt bir yöntemdir.

Ofis Histeroskopi Uygulama Yöntemleri Nelerdir?

Anestezili ofis histeroskopi yapılabileceği gibi anestezisiz olarak da işlem rahatlıkla uygulanabilir. Yöntemin uygulanması sırasında vajinal kanaldan rahim ağzına özel aletlerle girilerek görüntüleme yapılmaktadır.

Rahim ağızından histeroskop yardımı ile CO2 ve diğer özel sıvılar verilerek içeri girilir. Rahim duvarları bu yöntemle ayrılarak, genişleyen rahim içinde tüm unsurlar doğrudan monitörler aracılığıyla incelenir.

Hangi Durumlarda Ofis Histeroskopi Yapılır?

Ofis histeroskopi ile HSG arasındaki fark birinin direkt diğerinin indirekt yöntemler arasında sayılmasıdır. Rahim içinin daha rahat görülmesi ve değerlendirilmesi adına, adet döneminin bitiminin hemen ardından uygulama yapılabilir. Ofis H/S uygulamasında temel hedef doğru tanının konulmasıdır. Uygun tanının konulmasının ardından gerekli tedavi sürecine başlanmaktadır. Ofsi H/S:

  • Tüp bebek işlemleri sonrası,
  • Tekrarlayan düşükler,
  • Rahim içinde spiral kayıpları,
  • Adet düzensizlikleri,
  • Menopoza bağlı olağan dışı kanamalar,
  • Şüpheli kitlelerin görülmesinde vb.

Durumlarında uygulanabilir. Ofis histeroskopi yöntemi bu tip sorunlara bağlı olarak ortaya çıkan sorunların teşhisi için oldukça önemlidir. Uygulama sırasında hastalar lokal anestezi ile ağrısı olarak incelenebilir. İlaçlı filimden daha rahat bir işlem olarak tanımlanmaktadır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Polikistik-Over-Sendromu-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Polikistik Over Sendromu Nedir?

Polikistik Over Sendromu Nedir?

Polikistik Over Sendromu Nedir? Polikistik over sendromu yaşayanlar uzun süre adet görmeme veya adetin kesilmesi şikayetleriyle doktora başvurmaktadır. Kadınlarda en sık görülen rahatsızlıklardan biri olan polikistik over sendromu temelde hormonal bir bozukluktur. Adet düzensizliği olarak kendini gösteren rahatsızlık, sivilcelenme, yağlanma, saç dökülmesi vb. belirtiler gösterebilir.


Yumurtalıkların androjenleri haddinden faz salgılaması ile ortaya çıkan polikistik over sendromu, kadınlarda kısırlık başta olmak üzere çok ciddi sorunlara yol açabilir. Polikistik over sendromu sorunu genellikle FSH/LH horman testinden 3 civarı çıkan kadınlarda bu değerin daha yüksek çıkmasına neden olmaktadır.


Polikistik Over Sendromu Dora Hospital
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Polikistik Over Sendromu Belirtileri Nelerdir?

Polikistik over sendromu belirtileri arasında en önemlisi uzun süre adet görmeme veya adet görmeme olarak ortaya çıkmaktadır. Başlıca belirtileri:

  • Saç dökülmesi,
  • Tüylenme,
  • İnsülene karşı direnç,
  • Ciltte yağlanma ve sivilcelenme,
  • İltihap sorunları,
  • Kilo artışı,
  • Baş ağrısı,
  • Depresyon vb.

Olarak sıralanabilir. Şeker direncinin düşmesi sonucu alt bölgelerde kilo artışları yaygın olarak görülmektedir.

Polikistik Over Sendromu Tanısı Nasıl Konulur?

Polikistik over sendromu tanısı genellikle ergenlik döneminde ve genç kadınlara yapılmaktadır. Her 10 kadından en az 1’inde PKOS gözlemlenmiştir. Her adet düzensizliği PKOS işaretçisi olmayabilir. Kesin tanının konulması için uzman bir hekime başvurmak gerekmektedir.

Hastalığın tanısı için genellikle ilk uygulanan yöntem hormon ve kan sayımı testleridir. Androjen seviyesinin ölçümü için FSH ve LH tespitleri de tanı için uygulanabilmektedir. Polikistik over sendromu sorunu aynı zamanda ultrasonografi ile de ortaya çıkarılabilir.

Polikistik Over Sendromu Tanısı Nasıl Konulur? Dora Hospital
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Polikistik Over Sendromu (PKOS) Tedavi Yöntemleri

PKOS tedavisi için farklı tür ilaç tedavileri ön görülmektedir. Kan testlerinde belirlenen hormon bozukluklarına göre hastalara doğum kontrol kapsülleri ve adet düzenleyici ilaçlar tavsiye edilebilir. Uzun süre tedavi edilmeyen ve ihmal edilen hastalık farklı birçok sorunun ortaya çıkmasına neden olabilir. Hasta geçmişi ve hastalık seviyesine göre doktor tarafından farklı tür tedaviler uygulanabilir.

İlaç tedavisi ile temelde hastaların yaşadıkları hormon sorunlarının yeniden dengelenmesi hedeflenmektedir. Yumurtlama fonksiyonlarının bozulduğu hastalar için çeşitli cerrahi müdahalelerde söz konusu olabilir. Polikistik over sendromu sorunu laparoskopik yöntemlerle tedavi edilebilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Rahim-Duvarı-Kalınlaşması-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Rahim Duvarı Kalınlaşması

Rahim Duvarı Kalınlaşması

Rahim duvarı kalınlaşması yaşayanlar genellikle östrojen hormonunu dengeleyecek yeterli progesteron salgılanmaması durumlarında sorun yaşamaktadır. Adet boyunca kadınlarda, salgılanan hormonların da etkisiyle rahim duvarlarında değişiklik gözlemlenir. Âdetin ilk yarsında östrojen salgılanarak rahim duvarlarının kalınlaşmasını sağlar ve rahmi gebelik için hazırlar. Rahim kalınlaşması oluşan tabakaların normalden daha fazla kalınlaşması olarak tanımlanabilir.


Temelde östrojen ve progesteron hormonlarının uyumuna bağlı bir sorundur. Gebeliğin oluşmaması halinde bu iki hormonun seviyesi azalmaktadır. İki hormon arasındaki dengenin bozulması ile rahim duvarında beklenenden daha fazla bir kalınlaşma yaşanabilir. Bazı durumlarda bu kalınlaşma kansere bile neden olabilir.


blank
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Kimlerde Görülür?

Rahim duvarı kalınlaşması adet öncesi ve sonrası dönemler incelenerek teşhis edilebilir. Rahim duvarı kalınlaşma sorunu genellikle orta yaş ve üzeri kadınlarla birlikte, farklı dış etmenlere bağlı olarak her yaş grubunda görülebilir. Rahim duvarı kalınlaşmasında risk grupları:

  • 35 yaş ve üzeri kadınlar,
  • Menopoz öncesi dönemde olanlar,
  • Adet arası dönemleri uzun olanlar,
  • Hiç gebelik yaşamayan kadınlar,
  • Şeker, polikistik over sendromu, obezite vb. hastalıklar,
  • Erken yaşta adet görenler,
  • Genetik yatkınlık vb.

Olarak sınıflandırılabilir.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Türleri Nelerdir?

Rahim duvarı kalınlaşması türleri dört ana başlık altında incelenebilir. Bunlar:

  • Basit atipisiz,
  • Basit atipili,
  • Kompleks atipili,
  • Kompleks atipilisiz,

Olarak sınıflandırılmıştır. Atipi, rahim içinden alınan örnek ile yapılan değerlendirilme sonucu, hücrelerde anormal değişikliklerin gözlemlenmesi olarak tanımlanabilir. Atipi durumuna göre dört farklı grupta rahim kalınlaşması durumu incelenmektedir.

blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.
blank
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Belirtileri Nelerdir?

Rahim duvarı kalınlaşması belirtileri yapılan detaylı tetkikler sonucu teşhis edilebilir. Rahim duvarının kalınlaşmasında en yaygın belirti, normalden uzun süren şiddetli adet kanamalarıdır. Ağrılı adetle birlikte kasık ağrıları da görülebilir. Düzensiz ve aşırı adet kanamaları doğrudan rahim duvarı kalınlaşması belirtisi olarak algılanmamalıdır. Ancak bu şüpheyle doktor tarafından kesin tanı konulabilir.

Teşhis için rahim kalınlaşması için özel uygulanan biyopsi yöntemi kullanılabilir. Yapılan teşhisler sonucunda uygun tedavi yöntemine geçilir. Farklı çeşitlerde ve seviyelerde ortaya çıkabileceği için her hastaya özel farklı bir tedavi uygulanabilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


menopoz.jpg


Menopoz ve Tedavisi


Adet dönemi kişi genç kızlığa adım attığında başlayan ve neredeyse ömür boyu süren bir süreçtir.

blank

Rahimde yer alan yumurtaların düzenli olarak vücuttan atılması amacı ile gerçekleşen bu süreç bir süre sonra tamamlanacak ve kişi adet göremez hale gelecektir. Bu duruma adı verilmektedir. kişinin artık adet görmeyeceği ve anne olamayacağı anlamında gelmektedir.

Yumurtalıkların sona ermesi ile başlayan bu süreç 45 ile 50 yaş aralığındaki kadınlarda görülmektedir. Tabi ki yalnızca yaş alındığında ortaya çıkan bir durum değildir. Bazı kadınlarda erken menopoz denilen sorunlarda görülebilmektedir. Bu normal oranla çok daha büyük bir sorundur. Çünkü bu sebepten dolayı anne olamayan birçok genç kadın bulunmaktadır. Menopoz 30’lu yaşlarda gerçekleştiğine erken menopoz kategorisine girmektedir. Bu durum genellikle genetik faktörlere bağlı olarak oluşmaktadır.

Kişinin annesinde ya da büyükannesinde erken gibi durumlar söz konusu ise kendisinde de bu tarz problemlerin görülmesi mümkündür. Normal sürecinde işleyen ve 40’lı yaşların sonuna doğru gerçekleşen menopoz dönemi de kadınlar için oldukça zorlayıcıdır. Ateş basması, psikolojik problemler ve daha birçok soruna yol açan döneminin sorunsuzca geçirilmesi için beslenme dahil bazı detaylara dikkat edilmeli ve gerektiğinde bir jinekoloğa başvurulmalıdır.


  • En Sık Görülen Menopoz Belirtileri Nelerdir?
  • Menopoz Migreni Tetikler mi?
  • Menopoz Dönemi belirtileri
  • Menopoz Döneminde beslenme
  • Menopozun Kadına etkileri nedir?
  • Menopoza Girme yaşı nedir?
  • Menopoz Tedavisi
En Sık Görülen Menopoz Belirtileri Nelerdir?

Kadınların bu dönemde en sık karşılaştıkları menopoz belirtileri arasında;

* Adette düzensizlik
* Ateş basması
* İdrar yollarında ve vajina çevresinde hacim kaybı
* Kemik erimesi
* Kalp ve damar hastalıkları

Kadınların yaşamlarının geri kalanındaki kaliteyi artırabilmeleri için menopoz belirtileri hakkında bilgi sahibi olmaları ve bu dönemde doktorlarından düzenli olarak yardım alması tavsiye edilir. En sık sorunlar arasında sayılacak olan ateş basmalarını neyin tetiklediği net olarak anlaşılabilirse gerekli önlemler de daha kolay alınacaktır. Kafein başta olmak üzere, stres, sigara tüketimi ve sıcak bir ortam da ateş basmalarının daha sık yaşanmasına neden olabilir. Bu dönemde sakin kalabilmek ve burundan derin nefesler alabilmek sürecin daha kolay geçmesine yardımcı olabilir.

Özellikle gece uykusu sırasında görülen ani ateş basmaları 3 dakikanın üzerinde sürebilir. Hafif pijamalar giymek, ince örtülerle yatmak ve tamamı pamuklu iç çamaşırları tercih etmek ateş basması yaşayan kadınların alması gereken tedbirler arasında sayılabilir. Gece boyunca yastığı çevirmek veya uyunan odaya bir havalandırma sistemi yerleştirmek de pratik çözümlerdir.

Menopoz Migreni Tetikler mi?

Bu dönemde kadınların başı daha fazla ağrıyabilir. Değişen hormon salınımı, ateş basmaları, ruh durumundaki değişiklikler ve gece uykusunun kalitesindeki düşüş bu duruma neden olabilir. Yaşanan değişikliklere bağlı bir baş ağrısının dışındaki sağlık sorununda detaylı bir tetkik gerekebilir.

Saçlar bu dönem boyunca daha fazla dökülebileceği gibi kalitede de düşüş yaşanabilir. Ciltte ani tüylenmeler, ergenlik dönemindeki gibi ciltte yağlanma ve sivilce, odaklanamamak ve kilo alma sorunu menopoz belirtileri olarak düşünülebilir.

Kadınların menopoza girmelerini tetikleyen en önemli faktör, kalıtım ve ırktır. Yapılan araştırmalara göre; Güneydoğu Asya ülkelerinde menopoza girme yaş ortalaması 51 iken, ülkemizde bu rakam 45’e kadar düşüş göstermektedir. Dünya geneline bakıldığındaysa ortalama yaşın 48-51 aralığında olduğu söylenebilir.

Sosyoekonomik düzeyi düşük, eğitimsiz ve çalışmayan kadınlarda menopoza girme yaşının daha aşağılara indiğini gösteren araştırmalar tıp çevresinde hayret uyandırmaktadır. Hiç doğum yapmayan kadınlar, doğum yapmış kadınlara oranla daha erken menopoza girebilirler.

Menopoz Dönemi belirtileri

Dönemi yaklaştığında bazı belirtiler verecek ve kişiyi uyaracaktır. Bu belirtiler sayesinde ne zaman gerçekleşeceğinin anlaşılması mümkündür. Menopoz öncesi gerçekleşen ilk belirti adet düzensizliğidir. Adetler hayatı boyunca düzenli olmuş olan kadınlarda bile geçerli olan bu durum yakın olduğunun ilk belirtilerindendir. Adetlerde gecikmeler yaşanacak ve ortalama 5 gün ile 7 gün süren adet olma süresi 3 güne kadar düşecektir.

Bunun yanı sıra sürekli ateş basması ve halsizlikte menopoz belirtilerindendir. Kişinin vücudundaki hormonel denge tamamen değiştiğinden bu tarz durumların oluşması son derece normaldir. Bu dengesizlik kişinin kilosuna da etki edecektir. Bu dönemde yaşanan kilo alımları birçok kadının şikayetlerindendir. dönemi öncesinde yaşanan belirtiler bunlarla sınırlı değildir. Tüm bunların yanı sıra aşırı sinir ve baş dönmesi gibi belirtilerin yaşanması da mümkündür. Bu gibi durumlarda kişi menopoza gireceğini anlamalı ve beslenme düzeni dahil bazı düzenleri değiştirmelidir.

Menopoz Döneminde beslenme

Döneminde çok kilo almamak ve sağlık anlamında sorun yaşamamak için bazı beslenme kurallarına uyulması gerekmektedir. Bu dönemde beslenme düzeninin değiştirilmesi ve daha sağlıklı beslenilmesi yaşanan belirtileri azaltacak ve daha kolay bir dönemi geçirilmesini sağlayacaktır. Bu dönemde tüketilmesi gereken ilk besin grubu süt ürünleridir. Yoğurt, süt ve kefir gibi besinler dönemin yarattığı stresi azaltacak ve yaşlılığa bağlı olarak oluşabilen kemik erimesi problemlerini önleyecektir. Bu sebeple özellikle sabahları süt ürünlerine yönelinmeli ve bu tarz kalsiyum içerikli besinler tüketilmelidir.

Düzenli meyve ve sebze tüketimi de vücudun dengesini sağlayacaktır. Abur cubur yemek yerine bu tarz meyvelerin tüketilmesi ve şeker ihtiyacının bunlar ile karşılanması süreci kolaylaştıran faktörlerdendir. Tüm bunların yanı sıra sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durulmalı ve bol bol su tüketilmelidir. Özellikle sigara döneminin çok daha zorlu geçmesine sebebiyet verecektir.

Menopozun Kadına etkileri nedir?

Menepoz 40 ile 52 yaşlar arasında geçirilen,kadınlar için kendine özgü bir dönemdir. Menepoz bir hastalık değildir. Menapoza giren kadında hormonal bir dizi değişiklik olur. Bu dönemde kadın adetten kesilir. Bu kesilme kadında hormon değişimleriyle ilgilidir. Bu dönem korkulmaması gereken bir dönemdir. Hatta bu dönemde hem hamile kalma korkusu yaşamadan cinsel ilişki söz konusu olduğu için, hem de artık kadın bu konuda tecrübeli olduğu için bu dönem kadınının rahat, mutlu, kendine güvenli, huzurlu geçireceği bir dönem olmalıdır.

Bu konu hem çocuğu olan, hem de hiç çocuğu olmayan hanımları bir sıkıntı içine sokar. Özellikle hiç çocuk sahibi olmayan hanımlar bu dönemi daha sıkıntılı geçirirler. Bu çok normaldir. Bu dönemde hormon değişikliklerinden dolayı fizyolojik olaylar ortaya çıkar. Bu döneme has özellikler olarak terleme, yüzde kızarma, iç sıkıntısı, huzursuzluk, yorgunluk, uyku problemleri görülür. Bu dönemde bazı hanımlarda cinsel istekte artma, bazılarında ise azalma görülebilir.

Bu döneme psikolojik olarak bakıldığında düzenli bir yaşamı olan bir hanım bu dönemi çok zorlanmadan geçirir. Bu dönem de ergenlik dönemi gibi doğal ve gelip geçen bir dönemdir. Bazen 45 civarında menopoza girilebilir. Bazen de 50 civarında girilir. Tüm bu tarihlerde soyaçekim etkili olmaktadır. Bu dönemde özellikle eş hoşgörülü, anlayışlı olmalıdır. Ve de her iki eş de bu dönemin geçici bir dönem olduğunu bilmelidir.

Menopoza Girme yaşı nedir?

Östrojen düşüklüğünün en erken göstergeleri düzensiz ve miktarı değişken adet kanamalarıdır. Menopoza girişi etkileyen en önemli faktörler kalıtım ve ırktır. Yedi Güneydoğu Asya ülkesinde gerçekleştirilen bir araştırma ile menopoz yaşı ortalama 51 olarak belirlenirken, Türkiye’de bu ortalama 45-47’ye kadar düşmektedir.

Bununla beraber 30’lu yaşların ortalarında “erken”, 50’lili yaşların ortalarında ise “geç” olarak da görülebilir. Siyah ırk kadınları beyaz kadınlara göre iki yıl erken menopoza girmektedirler ve doğum sayısının fazla olması da menopoz ile tanışmayı geciktirmektedir. Menopoza girme yaşını belirleyen bir diğer unsur da kadının kendi annesinin,teyzesinin menopoza girme yaşıdır.

Menopoz Tedavisi

Menopoz dönemi doğal bir süreçtir ve yaşı gelen her kadın bunu yaşayacaktır. Fakat kişi yaşı erken olmasına rağmen belirtileri yaşıyorsa ve girdiğini düşünüyorsa mutlaka bir uzmana başvurmalı ve kesinlikle geç kalmamalıdır. Bu tarz erken durumlarında çeşitli ilaç tedavileri uygulanacak ve gerekli olan hormonlar düzenlenerek adet döngüsünün devam etmesi sağlanacaktır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Gestasyonel-Diyabet.jpg


Gestasyonel Diyabet


Diyabetin hamile kadınlarda görünen biçimine gestasyonel diyabet denmektedir.

blank

Hamilelik sürecinin 20 – 22 hafta gibi zaman aralıklarından sonra ortaya çıkar. Dünyadaki gebe kadınların yüzde 3’ünde görülebilmektedir. Bu hastalıkta hem erken teşhis hem de sürekli kan şekeri takibi hayati bir önem taşımaktadır.

Tip 1 ve Tip 2 şeker hastalıklarından farklı olan gestasyonel diyabet sadece hamile kadınlarda görüldüğü için bir diğer adı da gebe diyabetidir. Çoğu zaman başlı başına bir hastalık olarak görülse de çeşitli tetkikler ve inceleme sonunda bazı gebe kadınlarda Tip 2 diyabet de olduğu gözlenmektedir. Bunun anlamı, kadın hastanın hamile kalmadan önce de şeker hastalığı riski taşımasıdır.


  • Gestasyonel Riski Taşıyanlar Kimlerdir?
  • Gestasyonel Diyabet Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler Nelerdir?
  • Kontrol Edilmeyen Kan Şekerleri Sonucu Bebeklerde Oluşabilecek Rahatsızlıklar
Gestasyonel Riski Taşıyanlar Kimlerdir?

           1- 35- 40 Yaş Üstü Hamile Olanlar: Muhtelif bir yaş aralığından sonraki gebelikler tıbbi açıdan belli başlı riskler taşımaktadır. Bu risklerden en tehlikelisi ve riskli olanlarından biri de gestasonel diyabettir. Vücut orta yaştan sonra belirgin şeker ayarlarını dengelemekte güçlük çekmektedir. Hamilelik süresi boyunca zayıflayan organizmada diyabet ihtimali az da olsa bulunmaktadır.

           2- Ailesinde daha önce diyabet teşhisi konulmuş olanlar: Kan şekerlerinin dengesiz bir seviyede seyrettiği gestasyonel diyabet irsi bir rahatsızlıktır. Ailesinde daha önceden bu hastalıktan muzdarip kişilerde görülme ihtimali, diğerlerine göre daha fazladır.

           3- Aşırı kilolular: Obezite seviyesinde ya da obez sınırları yakınlarında olan kilolu hanımların gebelik ile birlikte kan şekerleri oranlarında bir azalma ya da artma bulunmaktadır. Bu da gestasyonel diyabet hastalığının önünü açan bir diğer faktördür.

           4- Daha önceki doğumlarında diyabet olanlar: Kadın doğum uzmanları hamilelikten sonra 48 saat içerisinde insülinin istenilen normal seviyesine düştüğünü belirtmektedir. Ancak bir önceki doğumlarında gestasyonel diyabet olan annelerin bir sonraki doğumlarında yeniden gestasyonel diyabet olma ihtimalleri yüzde doksan oranında yüksektir. Bu nedenle yeniden hamile kalma durumlarında uzman hekimlere bu durum belirtilmeli ve önlemler henüz hamileliğin başında alınmalıdır.

Gestasyonel Diyabet Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler Nelerdir?

Hasta anne adaylarının hem kendi hem de bebeklerinin sağlıkları için dikkat etmesi gereken önemli detaylar mevcuttur. En başta hekimlerin de uyarısı ve tavsiyesi üzerine mümkünse kendi kan şekerlerini ölçümlerini kendileri yapmalıdırlar. Günde 5 ile 7 defa kan şekerini ölçmeli ve aksi bir gösterge ile karşılaşıldığında hemen sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Bununla birlikte kan şekerlerine ve kilo boy endeksine uygun olarak hazırlanan özel diyetlere harfi harfine uymak sön derece önemlidir. Sağlık kuruluşlarından detaylarını öğrenebilecekleri Fraktozamin adlı kan şekeri testini de 3 haftalık periyotlarla uygulamalıdırlar.

Eğer bunu yaptırmalarına imkan yok ise Hemoglobin A1c değerlerine 2 ayda bir bakılmalıdır.

Yapılan araştırmalar ve kadın doğum uzmanlarının açıklamalarına göre diyetlerine ve kan değerlerine uygunluk konusunda gestasyonel diyabet hastası kadınlar bebek sağlıklarını düşündükleri için son derece dikkatlidir. Bu da hastalığın iyileşme süreci açısından başarılı bir katkıdır.

Kontrol Edilmeyen Kan Şekerleri Sonucu Bebeklerde Oluşabilecek Rahatsızlıklar

Eğer verilen tıbbi diyetlere uyulmaz ya da kan şekeri takibi düzenli olarak yapılmazsa doğacak olan bebekte ciddi kalp rahatsızlıkları meydana gelebilir. Hem kalp kapakçığı bölgesinde hem de kardiyak kısmında belli başlı defektler oluşabilmektedir. Bununla birlikte nörolojik sorunlar da tıpkı beyin ve sinir sistemi hasarları gibi bebeğin bünyesinde meydana gelebilmektedir.

Bebeğim 4 kilodan fazla doğduğu birçok doğum gestasyonel diyabet rahatsızlığının bir sonucudur. Bununla birlikte her ne kadar doğumdan sonra 48 saat içerisinde kan şekerleri düşüp diyabet hastalığı nihayete erse de doğumdan 6 ay sonra yeniden bir bakım ve muayene yaptırmak kritik bir öneme sahiptir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Gebelikte-Beslenme.jpg


Gebelikte Beslenme


Gebelikte anne adayının beslenme biçimi son derece önemlidir. Bu süreç içerisinde annenin kilo alacak şekilde değil, bebeğe gerekli olan vitamin ve mineralleri karşılayacak şekilde beslenmeye özen göstermesi beklenir.

blank

Tatlı ve aşırı yağlı gıdaların bebeğin beslenmesi üzerinde bir değeri olmazken anne adayının aldığı kilolar üzerindeki etkisi büyüktür. Gebelikte beslenme düzeninin dengeye alınması ve gebeliği takip eden doktor tarafından gerekli listenin hazırlanması önerilir.

Güçlü bir kahvaltı sağlıklı beslenmenin temel kuralıdır. Hamilelerin öğün atlamamaları ve 3 öğün arasına yayacakları ara atıştırmalıklarla sağlıklı bir 42 hafta geçirmeleri hedeflenmelidir. Yatmadan önce alınacak bir bardak ılık süt ya da bir porsiyon meyve kan şekerinin dengelenmesi açısından tavsiye edilir. Hamilelikte beslenme programı hazırlanırken; işlenmiş etler, hazır çorbalar ve asitli içeceklerden uzak durulması gerekir.


  • Bebek Gelişimi İçin Doğru ve Yeterli Beslenme
  • Gebelikte Kaç Kilo Alınması Normaldir?
  • Çoğul Gebeliklerde Kilo Alımı
Bebek Gelişimi İçin Doğru ve Yeterli Beslenme

Hamile olduğunu öğrenen anne adaylarının kafasını kurcalayan en önemli konulardan birisi de hiç kuşkusuz gebelikte beslenme kurallarıdır. Bebeğinin sağlığı ve gelişimi için yeterli beslenemediğini düşünen anne adayları bu aşamada fazla tüketim alışkanlığına kendini kaptırabilir. Gebelik boyunca anne adaylarının en çok dikkat etmesi gereken konu kontrollerini ihmal etmeden yeterli sıvı alımını gerçekleştirmektir.

Gebelikte Kaç Kilo Alınması Normaldir?

Gebelik süresi boyunca yeterli kilonun alınamaması halinde bebekte düşük kilolu doğabilir. Hamilelikte beslenme ve yeterli oranda kilo alımı hem anne hem de bebek için en sağlıklı olandır. Bebeğin doğum kilosuyla anne adayının gebelikte aldığı kilolar arasında doğru orantı olduğu tıbben kanıtlanmış durumda olsa bile aşırı şişman annelerin düşük kilolu ve minyon bebekler doğurduğuna rastlamak da mümkündür. Bu aşamada kilolu kadınların az ve zayıf kadınların daha fazla kilo alması istenebilir.

Hamile kaldığında vücut kitle endeksi normal sınırlar içinde kalan bir anne adayı gebelikte beslenme önerilerine bağlı kalarak hamileliğin sonuna kadar 11 ile 16 kilo arasında artış gösterebilir. Gebelik öncesinde vücut kitle endeksi 20’nin altında olan kadınların en fazla 18 kilo alarak süreci tamamlaması uygundur. Hamilelik öncesinde fazla kilolu olanlarınsa tüm gebeliği +7 kilo ile tamamlaması gerekir.

Hamile olan anne adayının süreç içerisinde kilo vermeye çalışması gebelik üzerinde ciddi komplikasyonların yaşanmasına neden olabilir. Hamilelikte beslenme kuralına uygun yapılmasına karşılık genç anne adaylarının gebeliğin ilk haftalarında kilo alımı beklenenden daha yavaş artabilir. Bulantı ve kusmaların olması halinde kilo kaybı da kendiliğinden yaşanacaktır. Kişisel gelişim ya da sağlık sorunları nedeniyle gebeliğin bir diyetisyen hekim tarafından takip edilmesi de doğrudur.

Çoğul Gebeliklerde Kilo Alımı

Çoğul gebeliklerde anne adayının ihtiyaçları ve gebelikte beslenme programı farklı planlanmalıdır. İkiz bebek bekleyen anneni gebelik öncesi kilosunun normal sınırlarda olması halinde süreç +23 kilo alımına kadar çıkabilir. Hamileliğin sonlarına yaklaştıkça vücuttaki sıvı tutulumu arttığı için el ve ayaklarda şişmeler yaşanabilir. Bu durum doğal olarak kilo artışını da beraberinde getirecektir.

Günlük Yaşantınızda Radikal Değişikliklere Gitmeyin!

Dünya sağlık örgütü tarafından açıklanmış olan “Beslenme piramidi” incelenerek gerekli düzenlemeler yapılabilir. Hamilelikte beslenmenin doğru yapılabilmesi için günlük hayatın kökten değişmesine gerek duyulmaz. Beslenme alışkanlıklarında yapılacak düzenlemeler sağlıklı bir 42 haftanın yaşanması için yeterlidir. Yeterli karbonhidrat alımının ardından günlük öğünlerin meyveyle takviye edilmesi ve alınan yağ miktarının en düşük seviyeye çekilmesi son derece önemlidir.

Gebelikte beslenme dendiğinde çeşitlilik üzerinde durmak gerekir. Önerilen gruplar içinden her gün farklı menüler hazırlamak yeterli vitamin alımını da kolaylaştırır. Hamilelikteki ana sıvı kaynağının su olduğu da unutulmamalıdır. Yiyeceklerin taze olarak tüketilmesi, konserve ve çiğ et tüketiminden uzaklaşılması hamilelikte beslenme hakkında uyulması gereken en önemli başlıklardır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp