Glutatyon

Glutatyon’un ne olduğunu, ne işe yaradığını, vücut sağlığı için önemini anlatmak için vücutta hücre hasarına neden olarak pek çok hastalığa kapı açan maddelerden bahsetmek gerekir. Halk arasında bazen kanserojen madde bazen toksin denilen maddeler ile anlatılmak istenen çoğunlukla serbest radikallerdir. Serbest radikaller hem vücuttaki kimyasal süreçlerin doğal yan ürünüdür hem de beslenme ve hava kirliliği gibi çevresel faktörlerle oluşurlar. Vücutta belli bir oranda bulunması vücut direnci sağlar. Antioksidanların düşük hızda çalışmasını sağlar. Ancak serbest radikaller ile antioksidan seviyesi arasında bir dengesizlik olduğunda hücrede oksidatif stres ve dolayısıyla hücre hasarı başlar. Antioksidanlar bu hasarı önleyen moleküllerdir. Antioksidan ve serbest radikal miktarının dengeli olması vücut sağlığı için kritik önemdedir.

Glutatyon Nedir?

Glutatyon, karaciğer ve sinir hücrelerinde doğal olarak üretilen ve hücre içinde yer alan tek antioksidandır. “Ana antioksidan” “ana molekül” olarak adlandırılmasının nedeni de budur. Üç amino asidin bileşimidir; sistein, glutamik asit ve glisin. Serbest radikaller, ağır metaller gibi toksinlerin saf dışı edilerek vücuttan uzaklaştırılmasında önemli bir rol oynar. 

Serbest radikalleri karaciğere taşır, burada yenilenir ve tekrar aktif hale gelir. Bu şekilde toksinleri temizlemek için çalışan glutatyon için doğal detoks demek yanlış olmayacaktır. Normal şartlarda vücuttaki glutatyonun yüzde 10’u inaktif yüzde 90’ı aktif formdadır. GSH da denilen aktif glutatyon seviyesinin yüzde 90’ın altına düşmesi durumunda vücut serbest radikalleri uzaklaştıramaz hale gelir. Yüzde 70’in altına düştüğünde ise toksin birikimi artar ve bağışıklık sistemi zayıflamaya başlar. Toksin birikimi arttıkça GSH miktarı azalmaya devam eder.

Glutatyon üretimi normalde yaşla birlikte azalır. Ancak üretimdeki bu düşüş, yüksek stresli yaşam, kötü beslenme alışkanlıkları, niteliksiz gıda, sigara, alkol ve çevresel kirleticiler gibi aşırı toksinler ve yetersiz uyku ile daha da artar.  

Birçok kronik sağlık sorunu vücutta yüksek serbest radikal ve düşük glutatyon seviyeleri ile ilgilidir.

Glutatyon Eksikliğinin Nedenleri

Vücuttaki glutatyon seviyeleri vücudun olağan işleyişinden kaynaklanan toksinleri elimine etmek için yeterlidir. Dışarıdan alınan toksinleri de bir seviyeye kadar uzaklaştırabilir.

Ancak her gün maruz kalınan zararlı maddeler harcanan glutatyon miktarını ciddi oranda arttırır. 

  • Parasetamol
  • Boya çözücüler (aseton, tiner gibi )
  • Petrol ve yan ürünleri
  • Ağır metaller 
  • Böcek öldürücüler (pestisitler), zirai mücadele ilaçları (herbisidler)
  • Nitratlar ve kimyasal gıda katkıları (salam, sosis, tütsülenmiş gıdalar vb)
  • Yapay tatlandırıcılar
  • Sentetik gıda boyaları;
  • Benzopirenler (sigara dumanı, mangal dumanı, egzos dumanı vb.)
  • Alkol
  • Ev temizlik ürünleri (deterjanlar, çamaşır yumuşatıcılar, oda kokuları, naftalin, temizlik malzemeleri, beyazlatıcılar vb.)
  • Mutfak malzemeleri (yapışmayan tava kaplamaları, plastik saklama kapları, konserve kutuları ve karton ambalajların iç kaplamaları vb.)
  • Klorlu su
  • Röntgen ışınları
  • UV radyasyon
  • Elektromanyetik alanlar (EMF)
  • Endüstriyel atıklar.

Yetersiz beslenme – Vitamin ve minerallerin eksikliği yeterince glutatyon sentezlenememesine, diğer antioksidanların yetersizliği ise daha fazla glutatyon harcanmasına neden  olur;

Aşırı egzersiz – Vücutta fazla miktarda serbest radikal oluşturarak  glutatyon harcanmasına neden olur;

  • Kronik stres
  • Kaygı, endişe

Depresyon;

Gece ışığa maruz kalmak melatonin salınımını baskılar ve glutatyonun azalmasına neden olur. (Başucu lambaları, cep telefonu, tablet gibi cihazların ekranından yayılan mavi ışık)

Yaş – Vücutta glutatyon üretimi 20 yaşından itibaren her on yılda ortalama %10 azalır.

Tüm bunlar size oldukça ürkütücü gelebilir. Bu etkenlerin bazılarını kontrol etmek mümkün iken bazılarından kaçmanın mümkün olmadığı bir çevrede yaşıyoruz. Vücudumuz da içinde yaşadığımız çevrenin sundukları ile bir bütündür. Beslenme ve günlük yaşam alışkanlarında yapılacak değişiklikler ve gerektiğinde alınabilecek takviyelerle vücudu güçlendirip toksik etkenlerin zararını en aza indirmek mümkündür.

Glutatyon Seviyesi Nasıl Arttırılır?

Beslenme alışkanlıkları ile

Glutatyon üretimin karaciğerde gerçekleştiğini belirtmiştik. Glutatyon seviyesinin korunması için öncelikle karaciğerin güçlü olması gerekiyor. Karaciğeri güçlendiren besinler glutatyon üretimini artırmaya da yardımcı olacaktır. Bu besinler arasında kükürt bakımından zengin olan sarımsak ve soğan, brokoli, lahanalar, su teresi, karnabahar gibi sebzeler ile radika şalgam yer alır. Enginar, deve dikeni gibi slymarin oranı yüksek sebzelerin karaciğeri koruyucu, temizleyici, yenileyici olduğu bilinmektedir.

Glutatyon sentezinde etkili olan folat, B6 ve B12 vitaminleri ve biotin gibi metilasyon maddeleri içeren besinler tüketilmelidir. Bu tür besinler arasında mercimek, börülce, ıspanak, kuşkonmaz, maydanoz, avokado, pancar, karaciğer  sayılabilir.   

Glutatyon sentezinde yer alan enzimlerin çalışmasını sağlamak da glutatyon seviyelerinin artırılmasına yardımcı olur. Bu anlamda Magnezyum çok önemli bir mineraldir. Ispanak, kabak, ayçiçek ve kabak çekirdeği,  Balık, ıspanak, kabak, balkabağı çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği, fasulyegiller, ceviz, badem, yer fıstığı ve balık zengin magnezyum kaynaklarıdır. 

Kanda aktif Glutatyon (GSH) düzeylerinin düşmesine neden olan çinko eksikliğinin de giderilmesi gerekir. Kırmızı ve beyaz et, kabuklu deniz ürünleri en zengin çinko kaynaklarıdır. ancak yüksek çinko düzeyinin  toksik etkili olduğu da bilinmelidir.

Selenyum glutatyon üretiminin yanı sıra glutatyon geri dönüşümünde etkilidir. Yumurta, ıspanak, karaciğer, hindi, otlayan hayvanların eti ve sardalya yüksek selenyum içeren besinlerdir. 

Bir antioksidan türü olan α-Lipoik Asit bileşiği seviyelerinin artırılması da aktif glutatyon (GSH) düzeylerinin artmasına yardımcı olur. 

C ve E Vitaminleri glutatyon seviyesinin arttırılmasında oldukça önemlidir. C vitamini kırmızı kan hücrelerinde glutatyon düzeyini artırırken E vitamini C vitamini ile birlikte çalışarak glutatyonun geri dönüşümüne destek olur. E vitamini için zeytinyağı, badem, tatlı patates, avokado, ıspanak, ayçiçeği, balkabağı, alabalık C vitamini için ise turunçgiller, kırmızı ve yeşil biber, çilek, kivi başta gelen besin kaynaklarıdır.

Zerdeçal, tarçın, kakule ve çörek otu glutatyon üretimini tetikleyen baharatlardır.

Yaşam tarzı değişiklikleri ile

Melatonin hormonu vücut fonksiyonları için önemli bir hormondur ve kana gece salınır. Üretimi büyük ölçüde ışığa bağlıdır. Gece özellikle uyku sırasında ışığa maruz kalmak melatonin üretimini azaltır hatta engeller. Melatonin başka antioksidanları uyarma özelliği de olan güçlü bir antioksidandır. Melatoninin vücutta GSH düzeylerinin korunmasında çok etkili olduğu bilinmektedir. Bu nedenle melatonin seviyesini korumak için gece uyku sırasında, başucu lambası, cep telefonu ışığı vb her türlü ışık kaynağı kapatılmalı ya da uzaklaştırılmalıdır. Bunun dışında beslenme ile melatonin alınabilecek tek kaynak vişnedir. 

Fiziksel aktivite glutatyon düzeylerinin artmasını sağlar. Haftada en az üç kez 30 dakikalık yoğun egzersiz vücudun antioksidan savunmasını güçlendirir.

Vücutta serbest radikal birikimine neden olan etkenlerin yaşamdan uzaklaştırılması ya da tamamen çıkarılması harcanan glutatyon miktarını azaltarak, glutatyon seviyelerinin normalleşmesini sağlar. Sigara, alkol, işlenmiş ve hazır gıdalar tüketmemek, gıdayla temas eden ya da solunan her tür toksin kaynağını kullanmaktan vazgeçmek toksin birikimini engeller.

Melatonin hormonun etkisi düşünüldüğünde ise düzenli, yeterli ve herhangi bir ışık kaynağına maruz kalmadan kaliteli uyumak önemlidir.

Glutatyon Eksikliği Belirtileri Nelerdir?

Aşağıdaki durumların sebebi düşük glutatyon seviyesi olabilir:

  • Kronik yorgunluk
  • Zayıflık
  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Uyku sorunları
  • Sık tekrar eden hastalıklar
  • Dermatit
  • Konsantrasyon zorluğu
  • Eklem ağrıları
  • Ruh hali dengesizliği veya depresyon

Düşük glutatyon seviyeleri ile ilişkili olabilecek kronik sağlık sorunları arasında bağışıklık sistemi bozuklukları, fibromiyalji, kalp hastalığı, cilt bozuklukları ve diğer birçok hastalık vardır. Bu hastalıkları tedavi etmek için reçete edilen birçok ilaç bu seviyeleri daha da düşürebilir..

Glutatyon Takviyeleri 

Glutatyon seviyelerinin beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri ile düzenlenmesinin mümkün olmadığı durumlarda, kronik hastalıkların tedavisine destek olma ya da yaşlanma etkilerini gidermek amacıyla glutatyon takviyelerine başvurulabilir.

Glutatyon takviyeleri ağız yoluyla, solunum yoluyla ve damar yoluyla alınabilir. Ağız yoluyla alındığında emilimi düşüktür. Bu nedenle ağız yoluyla glutatyon takviyesi almaktansa glutatyon sentezini arttıran vitamin ve mineraller alınmalıdır.

Damar yoluyla alınan intravenöz (IV) yani serum glutatyon ise vücuttaki glutatyon miktarını artırmanın en iyi yoludur. Glutatyonu damardan verilmesi, neredeyse %100 emilimle doğrudan kan dolaşımına girmesini sağlar.

Glutatyon Serumu Nedir?

Glutatyon serumu, aktif glutatyon içeren sıvıdır. Aktif glutatyon almanın en etkili yolu serum enjeksiyonudur. Çünkü damardan alınan glutatyonun tamamı kana karışır.

Glutatyon serumu, toz haldeki glutatyonun su ya da ampuwa ile karıştırılmasıyla elde edilir. Ağrısız ve acısız bir uygulamadır ve  yaklaşık 15-20 dakika sürer.

Glutatyon Tedavisi

Glutatyon tedavisi, glutatyon serum, IV glutatyon, GSH tedavisi olarak da isimlendirilmektedir. Glutatyon tedavisi, tedavinin amacı, kişinin genel sağlık durumu, yaş ve cinsiyetine göre belirlenen dozun seanslar şeklinde uygulanmasıdır. Tedavinin kaç seansta tamamlanacağı toplam doz miktarına bağlıdır. Haftada bir uygulanabildiği gibi ayda bir uygulamanın da yeterli olduğu durumlar vardır. Tedavi programı 4-6 seansta tamamlanabileceği gibi 10 seans da sürebilir. 

Glutatyon tedavisi gerekli görülürse tekrarlanabilir.

Herhangi durum için glutatyon kullanmayı düşünüyorsanız, takviye almaya başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Özellikle kronik bir durumu kendi kendine tedavi etmek ve standart tıbbi prosedürden kaçınmak veya geciktirmek geri dönüşü olmayan ciddi sonuçlara yol açabilir.

Glutatyon Tedavisi Hangi Hastalıklarda Etkilidir?

Glutatyon, hücre hasarını engelleyen bir antioksidan olduğundan ve pek çok hastalık hücre hasarına bağlı olarak geliştiğinden hemen her hastalığın tedavisine destek verebilir. Ancak hücre hasarının baskın olduğu ve dünya nüfusunun büyük kısmını etkileyen hastalıkların tedavisinde daha çok öne çıkmaktadır. Yapılan araştırmalar yaşlanmayı tersine çevirdiğini, kanseri önlediğini ve hafıza sorunlarını giderdiğini göstermektedir. Aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarının serbest radikaller ve toksinlerle dolayısıyla glutatyon eksikliği ile ilişkili olduğu bilinmektedir.

Glutatyon tedavisi, hücre hasarını engellediğinden bu hastalıklardan korunmada ve semptomlarını iyileştirmede etkili bir yöntemdir:

  • Fibromiyalji
  • Kronik yorgunluk sendromu
  • Yüksek kolesterol
  • Damar sertleşmesi
  • Kalp hastalığı
  • Lyme hastalığı
  • Alzheimer hastalığı
  • Kolit
  • Kireçlenme
  • Astım
  • Katarakt
  • Şeker hastalığı
  • Glokom
  • Karaciğer hastalıkları
  • Parkinson hastalığı
  • Alkol kullanım bozukluğu

Bunların dışında glutatyon takviyesi ile ilişkisi araştırılan ve olumlu sonuçlar alınan hastalıklar da var: 

Glutatyon tedavisi oksidatif stresi azaltır

Oksidatif stres, serbest radikallerin üretimi ile vücudun onlarla savaşma yeteneği arasında bir dengesizlik olduğunda ortaya çıkar. Çok yüksek seviyelerde oksidatif stres, birden fazla hastalığın habercisi olabilir. Bunlara diyabet, kanser ve romatoid artrit dahildir. Glutatyon, oksidatif stresin etkisini ortadan kaldırmaya yardımcı olarak zamanla hastalığın şiddetini azaltabilir.

Glutatyon tedavisi sedef hastalığını iyileştirebilir

Peyniraltı suyu proteininin ağızdan verildiğinde, ek tedavi ile veya ek tedavi olmaksızın sedef hastalığını iyileştirdiğini gösteren çalışmalar var. Peynir altı suyu proteininin glutatyon seviyelerini arttırdığı daha önce biliniyordu. Bir çalışmada katılımcılara, üç ay boyunca günlük oral ek olarak 20 gram peyniraltı suyu verildi ve başarılı olduğu görüldü. Araştırmacılar daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtmiş olsa da glutatyon tedavisi cilt hücrelerini de güçlendirdiğinden sedef hastalığı etkilerinin azaltılmasında olumlu sonuçlar vermektedir.

Glutatyon tedavisi karaciğer yağlanmasında hücre hasarını azaltabilir

Karaciğerde hücre ölümü, glutatyon da dahil olmak üzere antioksidan eksikliği nedeniyle şiddetlenebilir. Bu, hem alkol bağımlılarında hem de alkol kullanmayanlarda karaciğer yağlanmasına yol açabilir. Glutatyonun, kronik karaciğer yağlanması olan olan hastaların kanındaki protein, enzim ve bilirubin düzeylerini iyileştirdiği gösterilmiştir.

Bir çalışmada yüksek dozlarda verilen glutatyon serumunun karaciğer yağlanması olan kişilerde etkili olduğu bildirilmiştir. Çalışmanın sonuçları, karaciğerdeki hücre hasarının bir belirteci olan malondialdehitte azalma olduğunu da göstermiştir.

Glutatyon tedavisi yaşlılarda insülin direncini iyileştirebilir

Glutatyonun kilo yönetimi ve yaşlılarda insülin direncindeki etkisini araştırmak için yapılan başka bir çalışmada glutatyon seviyesi düştükçe vücutta daha az yağ yakıldığı dolayısıyla daha çok yağ depolandığı görüldü.

Glutatyon tedavisi periferik arter hastalığı olan kişilerde hareketliliği arttırılabilir

Periferik arter hastalığı, periferik arterlerin tıkanmasıyla ortaya çıkar. Bu etkiyi araştırmak için yapılan bir çalışmada, katılımcılara beş gün boyunca günde iki kez glutatyon serumu verildi ve hareketlilikleri izlendi. Plasebo tuzlu su yerine glutatyon verilen katılımcılarda dolaşımın iyileştiği ve daha uzun mesafeler boyunca ağrısız yürüme yeteneğini arttığı görüldü.

Glutatyon tedavisi parkinson hastalığı semptomlarını azaltabilir

Parkinson hastalığı merkezi sinir sistemini etkiler ve titreme gibi semptomlarla tanımlanır. Şu anda tedavisi yoktur. Glutatyon tedavisi ise titreme gibi semptomları azaltarak parkinson hastalarında yaşam kalitesini iyileştirir.

Glutatyon tedavisi otoimmün hastalıklarla savaşmada yardımcı olabilir

Otoimmün hastalıkların neden olduğu kronik inflamasyon oksidatif stresi artırır. Bu hastalıklar arasında romatoid artrit, çölyak hastalığı ve lupus bulunur. Glutatyon, vücudun bağışıklık tepkisini uyararak veya azaltarak oksidatif stresin azaltılmasına yardımcı olur. Otoimmün hastalıklar, belirli hücrelerde mitokondriye saldırır. Glutatyon, serbest radikalleri ortadan kaldırarak hücre mitokondrilerini korumaya çalışır.

Glutatyon tedavisi kontrolsüz diyabetin etkisini azaltabilir

Uzun süre düşmeyen yüksek kan şekeri, oksidatif strese ve doku hasarına yol açabilir. Glutatyon seviyesinin artırılması yüksek şeker seviyelerine rağmen kontrolsüz diyabetli kişilerde oksidatif stresi ve hasarı azaltır. 

Glutatyon tedavisi solunum yolu hastalıklarının semptomlarını azaltır

N-asetilsistein, astım ve kistik fibroz gibi durumları tedavi etmek için kullanılan bir ilaçtır. Solunum yolunda oluşan balgamın incelmesi ve yumuşamasına yardımcı olur. Ayrıca iltihabı azaltır. N-asetilsistein glutatyonun yan ürünüdür. Glutatyon tedavisi de solunum yolu hastalıkları semptomlarının azaltılmasında etkili bir yoldur.

Glutatyon Tedavisi Kimlere Uygulanabilir?

Bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyen tüm erişkinlere glutatyon tedavisi uygulanabilir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek ile birlikte, aşağıdaki durumlarda da glutatyon tedavisi planlayabilirsiniz.

  • Bağışıklığınızı güçlendirerek salgın hastalıklardan korunmak istiyorsanız,
  • COVID-19 geçirmişseniz ve etkilerini en aza indirerek hızla toparlanmak istiyorsanız,
  • Kemoterapi ve radyoterapi almış ve tedavi süresini tamamlamışsanız
  • Karaciğer yağlanması hastalığınız varsa,
  • İnsülin direnciniz varsa,
  • Sigara kullanıyorsanız,
  • Parkinson veya Alzheimer hastası iseniz,
  • Yaşlanma etkilerini geciktirmek ve cilt lekelerini azaltmak istiyorsanız,
  • Cilt hastalıkları, psoriasis, cilt leke ve kırışıklıkları, akne gibi sorunlarınız varsa
  • Kas performansınızı artırmak istiyorsanız,
  • Böbreklerinizi, kullandığınız ilaçların neden olduğu zarardan korumak istiyorsanız,
  • Vücudunuzdaki iltihap (enfeksiyon) oluşumunu azaltma ihtiyacı duyuyorsanız,
  • Otizmli iseniz ya da otizmli yakınınız varsa
  • Periferik arter hastalığınız varsa
  • Sık sık solunum yolu enfeksiyonu geçiriyorsanız
  • Profesyonel sporcu iseniz

Glutatyon tedavisi kimlere uygulanamaz?

Glutatyon tedavisi, bu konuda bir çalışma yapılmadığından ve etkileri bilinmediğinden hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlarda uygulanamaz.

Kemoterapi ve radyoterapi tedavisi devam eden hastalara uygulanamaz.

Çocuklarda kullanımına dair yeterli çalışma olmadığı için uygulanmamaktadır. Bazı ciddi hastalıklarda sadece doktor kontrolünde kullanılabilir.

Glutatyon Tedavisinin Yan Etkisi

Glutatyon tedavisi ile glutatyon seviyelerini arttırmak herhangi bir risk oluşturmaz. Ancak yine de takviye almak herkese tavsiye edilmeyebilir. Sizin için uygun olup olmadığını belirlemek için doktorunuzla görüşmelisiniz.

Nadiren de olsa şu yan etkiler görülebilmektedir:

  • Karın krampları
  • Şişkinlik
  • Bronşlarda daralma nedeniyle nefes almada zorluk
  • Döküntü gibi alerjik reaksiyonlar

Glutatyon Tedavisi Fiyatları

Glutatyon tedavisi fiyatları, tedavide uygulanacak doz ve tedavinin kaç seansta tamamlandığına göre değişir.

Oldukça popüler olan bu tedavi yöntemine karar vermeden önce, mutlaka uzman doktor tavsiyesi alın ve uygulamanın uzman doktor denetiminde hastane ortamında yapıldığı zaman güvenilir ve etkili sonuçlar vereceğini aklınızda bulundurun.



En Son Eklenenler


Glutatyon 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



PCR Testi Bilgi Formu

PCR testi nedir?

PCR, polimeraz zincir reaksiyonu anlamına gelir. Virüs gibi belirli bir organizmadan genetik materyali tespit etmek için yapılan bir testtir. Test sırasında virüs sizde varsa, test bir virüsün varlığını algılar. Test, artık virüs bulaşmadıktan sonra bile virüsün parçalarını tespit edebilir.


    Ad Soyad (Zorunlu)

    Alan Kodunuz ile Telefon (Zorunlu)

    KVKK Bilgi Metni Devamı



    COVID-19 PCR testi nedir?

    COVID-19 için polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) testi, üst solunum yolu numunenizi analiz ederek COVID-19’a neden olan virüs olan SARS-CoV-2’nin genetik materyalini (ribonükleik asit veya RNA) arayan moleküler bir testtir. Bilim insanları, örneklerden küçük miktarlardaki RNA’yı, varsa SARS-CoV-2 saptanabilene kadar çoğaltılan deoksiribonükleik aside (DNA) yükseltmek için PCR teknolojisini kullanır. PCR testi, Şubat 2020’de kullanıma izin verildiğinden beri COVID-19 teşhisi için altın standart test olmuştur. Doğru ve güvenilirdir.




    Kalça Protez Ameliyatı


    Kalça Protez Ameliyatı 2022

    İlaçlar ve Fizik tedavinin yetersiz kaldığı sonuç alınamadığı durumlarda Hastanın tercihine bağlı olarak Kalça Protezi Ameliyatı alternatif bir tedavi yöntemidir.

    Kalça Protezi 3 Nedenle Yapılmaktadır:

    1. Kalça Kireçlenmesi
    2. Kalça Kırıkları
    3. Avaskuler Nekroz.

    Bu Nedenle günlük yaşam kalitesini etkileyen Şiddetli Ağrı, Hareket kabiliyetinde kısıtlık gibi durumlarda Kalça Protezi Ameliyatı uygulanmaktadır.

    60 Yaş Üzeri Hastalarda tercih edilir.

    Özel Durumlarda daha Genç hastalarda da uygulanabilmektedir.


    Dora Sağlık Bilgi Formu







    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



    En Son Eklenenler


    Botoks 2022

    Plastik ve Estetik Cerrahi


    Botoks


    Botoks

    Botoks olarak kısaltılmış olan tıbbi uygulamanın tam ismi Botulinum Toksinidir.

    Bu tıbbi uygulama bir bakteri çeşidinden alınan toksin maddesinin kişilerin yüz bölgelerine uygulanması ile yapılmaktadır. Botoks uygulamaları çok farklı nedenlere bağlı olarak yapılan ve uygulamaların uzmanlarca yapılması gereken cerrahi işlemler olarak tanımlanmaktadırlar. İnsanlar estetik açılardan ya da farklı hastalıkların tedavileri amacı ile bu yönteme başvurabilmektedirler. Bu doğrultuda Botoks uygulamaları farklı birçok sağlık kurumunda uzman personeller tarafından kişiler özelinde planlanarak uygulanan işlemler olmaktadır.

    Botoks 2022

    Botoks Nedir?

    Bu işlem temel olarak kişinin sinir uçlarında birbiri ile iletimleri sağlayan temel etken maddelerin o kısımlar tarafından salınmalarının ortadan kaldırılmasını sağlar. Bu toksin uygulandığı alandaki tüm sinir uçlarına etki ederek o bölgede ki sinir iletimi ve iletişiminin kesilmesini sağlamaktadır.

    Botoks uygulamasında kullanılan ana madde olan toksin maddesi tıbbi ortamlar altında ve laboratuar koşullarında ilgili bakterilerden elde edilir. Bu işlem çoğunlukla estetik tıp alanında uygulanmakla beraber farklı hastalıkların tedavileri içinde uzman hekimler tarafından zaman zaman tercih edilebilen bir tedavi yöntemi olabilmektedir. Bu cerrahi işlem genel anlamda insanlar tarafından yüz bölgesinde meydana gelen kırışıkların giderilmesi ve çok daha genç görünümlere sahip olabilmek içinde uygulatılabilmektedir.

    Yine özellikle aşırı terleme gibi sağlık sorunlarının tedavilerinde de kullanılan yöntem hastaların tedavileri amacıyla tedavi planlamaları içine alınabilmektedir. Zorlu ve kronik bir rahatsızlık olan migren hastalığının ataklarının azaltılması içinde kimi zaman bu yöntem önleyici bir tedavi şekli olarak uygulanabilmektedir.


    Botoks etki bakımından ise lokal yani bölgesel bir etkiye sahip olan bir tıbbi uygulama olarak etkisini gösterebilmektedir. Uygulama sadece iğne ile enjekte edildiği alanda aktif olurken diğer kas ve sinirlere herhangi bir etkisi olmamaktadır. Bu işlem ile yapılan enjeksiyonlar ise sürekli olarak değil belirli bir zaman aralığı için de etkin olmaktadır.


    Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



    Botoks Nasıl Uygulanır?

    Bütün tıbbi işlemlerde olduğu gibi Botoksunda uzman sağlık personeli tarafından uygulanması son derece önemli ve kişinin sağlığı açısından son derece önemli olabilmektedir. Bu kapsam içinde uygulamalar öncesinde kişinin kontrollerinin yapılması ve beraberinde uygun dozunda kişiye göre belirlenmesi fazlasıyla önem taşıyan başlıklar içinde yer alabilmektedir. Bu tıbbi uygulamanın özünde hem hastalık önleyici hem de hastalık tedavi edici özellikleri de bulunmaktadır.

    Botoks uygulamaları belirlenen bölgeye yapılan enjeksiyon işlemleri ile yapılan işlemleri kapsamaktadır. Bu işlemler son derece kısa süreler içinde yapılabilmektedir, ortalama olarak işlem süreleri ise 15-20 dakika gibi zaman aralıklarını kapsayabilmektedir. Müdahale sonrası kişiler yapılan müdahaleler sonrası herhangi bir ağrı ya da benzeri sorunlar yaşamamaktadırlar.

    Ayrıca işlem sonrasında hastalar hemen günlük hayatlarına ve sosyal mesailerine de geri dönebilmektedirler. Bu işlemi geçiren kişilerin herhangi bir istirahat ya da bekleme süresi de bulunmamaktadır, fakat işlem yapılan gün bireylerin spor ve yüzme gibi eylemlerden uzak durmaları gerekmektedir. Genel olarak ise gebe olan kadınlar ve bebek emziren kadınlar dışında uygun yaş grubu ve sağlık durumunda olan hemen herkes bu işlemi uzmanlara yaptırabilmektedirler.

    Botoks uygulaması genel olarak farklı nedenlere bağlı olarak yapılabilmektedir, bazı nedenler ise şu şekilde sıralanabilirler;

    • Yüz bölgesinde meydana gelen kırışıklıkların tedavisi
    • Yüz bölgesinde şekillendirme işlemleri
    • Vücudun çeşitli bölgelerinde oluşan aşırı terleme sorunlarının tedavisinde
    • Migren hastalığında


    Botoks Tedavi Yöntemleri

    Bu tedavi yöntemi ile farklı sorunların ortadan kısmi süreler için kaldırılması amaçlanmaktadır. Bu sayede ortadan kaldırılan rahatsızlıklar ya da sorunların kişilerin üzerinde ki olumsuz etkileri de ortadan kalkabilmektedir. Uygulama sadece yapıldığı vücut bölgesini etkilemektedir ve diğer bölgelere herhangi bir etkisi olmamaktadır. Estetik kaygıların ortadan kaldırılması amacı ile de bu yöntem çoğunlukla tercih edilen tıbbi işlemler arasında ilk sıralarda da yer alabilmektedir.

    Botoks işlemi tedavi yöntemleri ise uygulama öncesi, uygulama safhası ve uygulama sonrası gibi başlıklar altında ele alınabilmektedir. Uygulama öncesinde öncelikle kişinin hangi amaçla bu yöntemi uygulayacağı ortaya konulmaktadır. Sonrasında ise ortaya çıkarılan amaca göre işlemin yapılacağı bölge ya da bölgeler uzman ya da uzmanlar tarafından tespit edilmektedir.

    Estetik amacı ile yapılan tedavilerde ise genel olarak şu sorunların geçici süreler için etkili olarak ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır;

    • Alın bölgesinde meydana gelen alın çizgileri
    • Kaş arasında ortaya çıkan kaş çizgileri
    • Göz çevresinde meydana gelen kazayağı ya da göz kırışıklığı olarak tanımlanan sorunlar
    • İstenilen seviyelerde kalkık olmayan kaşların kaldırılması
    • Dudak üst kısımlarına uygulanan dolgunluk işlemleri
    • Ön ve yan boyun derisi kırışıklık ve sarkmalarında

    Botoks uygulaması yapısı gereği sürekli bir etki gösteren bir işlem değildir, yapılan doza göre sınırlı bir süre için etkili olan bir işlem olarak tanımlanabilmektedir. Bu durumda bu tıbbi işlemin belirli zaman aralıklarında tekrar yaptırılması çoğunlukla gerekli olan bir durum olabilmektedir.



    Botoks Neden Yapılır?

    Estetik ve fiziksel görünümle alakalı oluşan sorunların sonlandırılması ve yine kronikleşen bazı sağlık sorunlarının etkilerinin azaltılması bu işlemin yapılma nedenleri arasında sayılabilmektedir. Bu doğrultu içinde özellikle yüz estetiği kapsamında istenmeyen ve kişileri özellikle psikolojik yönden olumsuz etkileyen durumların kısmi süreler içinde ortadan kaldırılması da yine bu işlemlerin uygulanma nedenleri arasında sıralamada yer alabilmektedirler. Ayrıca birçok insan için bir sorun olan terleme gibi rahatsız edici sorunlara da bu uygulama ile çözümler aranabilmektedir.

    Botoks temel olarak yüz kasalarının sürekli olarak çalışması ve bu etkilere bağlı olarak meydana gelen çizgiler ve kırışıklıklar gibi sorunlar için kullanılır. Bu kapsamda ayrıca henüz yüz bölgesinde çizgi ya da toplanması olmayan bireylerde de ileriye dönük bu gibi sorunların olmaması içinde bu yöntem uygulanabilmektedir. Yüz ve boyun bölgesinde oluşan çizgi ve benzeri sorunlar öncelikli olarak kişilerin çok daha yaşlı görünmelerine neden olabilmektedir.

    Bu uygulama ile müdahale edilen sinir uçları salgı salgılamadıkları için kasları uyaramamaktadırlar ve sonuç olarak da kaslar daha az çalışıp yüz ve boyun bölgesinde kırışık ya da benzeri etkilere neden olamamaktadırlar. İlerleyen zaman da yinelenen işlemlerde bu etkilerin çok daha uzun süreler sürmesine olanak tanıyabilmektedir.

    Botoks yine kaş arası ve dudak bölgesi için de çoğunlukla tercih edilip uygulanan bir yöntem olarak ifade edilmektedir. Kişiler istedikleri görünümlere ve yüz hatlarına bu uygulama sayesinde kavuşabildikleri için psikolojik olarak da çok daha olumlu etkilenebilmektedirler. Bu işlemin etkisini göstermesi içinde belirli bir sürenin geçmesi gerektiği genel olarak belirtilmektedir.



    Botoks Sonrası Neler Yapılmalı?

    İnsanların hem yüz bölgeleri estetikleri için hem de farklı rahatsızlıkları için yaptırabilecekleri bu işlem öncesinde ve sonrasında bazı dikkat edilmesi gereken hususlar da bulunmaktadır. Bu işlem hastalar için oldukça zahmetsiz ve kolay bir uygulama olduğu için genel anlamda işlem sonralarında ağrı ya da benzeri durumlar beklenmemektedir.

    Botoks uygulaması sonrası dikkat edilmesi gereken bazı noktalar ise şöyle sıralanabilirler;

    • İşlem sonrası sauna ya da hamam gibi yerlere gitmemek gerekir
    • İşlem sonrası ilk gece uyku pozisyonuna dikkat edilmelidir
    • Yüz üstü yatmamaya dikkat edilmelidir
    • 3-4 gün kadar bir süre ile havuza ya da denize girilmemelidir.

    Bişektomi, Uçuk, Terleme Tedavisi, Siğil, Siğil Tedavisi





    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



    PRP

    PRP

    PRP işlemi genel olarak kişilerin kendi kanlarında yer alan trombosit maddeleriyle farklı amaçlarla yapılan tedavileri olarak tanımlanmaktadır. Bu tedavi şeklinde kan tedavi işlemi yapılacak bireyin kendisinden alınmaktadır. Bu tedavinin ana özelliklerinden bir tanesi de bu durum ortaya çıkarmaktadır. Bireyden alınan kan ise yine farklı teknik ve cihazlar yardımıyla değişik uygulama ve işlemlerden oluşan bir takım çalışmalara tabi tutulmaktadır.

    Daha sonra ise bu trombosit kişide planlanan ve gerek duyulan farklı dokulara enjeksiyon yardımıyla verilmektedir. Bu tedavi şekli plazma uygulaması veya tedavisi olarak da isimlendirilmekte ve farklı amaçlarla kişiler üzerinde uygulanabilmektedir. Özellikle farklı türde yaşanan sağlık sorunları ya da benzer sorunların çözümünde ise günümüzde kullanılan tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır.



    Genel Tanıtım

    PRP tedavisi Platelet Rich Plasma isimlerinin baş harflerinin kısaltılmasıyla elde edilen bir tanım olarak ifade edilmektedir. Açılımı ise bireyin sahip olduğu kendi kanının içinde yer alan özel unsurların kullanılması yöntemiyle tedavisi edilmesi olarak açıklanmaktadır. Bu nokta da kişilere ayrıştırıldıktan ve farklı işlemlerden geçirildikten sonra verilen ana madde ise kandan ayrıştırılmış olan zengin plazma olmaktadır.

    Plazma olarak tanımlanan bu özel madde ise özellikle kanın yerinde ve uygun olarak pıhtılaşmasını sağlayan özelliklere sahip olan bir madde olarak tanımlanmaktadır. Bu sayede istenilen bölgeye uygulanan tedavi ile kişinin mevcut olan bazı sorunları için çözümler üretilebilmektedir. Yine kişilere enjekte edilen bu madde hücreleri geliştirebilmekte ve onların beslenmesini de hızlandırabilmektedir.

    PRP uygulaması ile elde edilmek istenen farklı sonuçlardan bir tanesi ise özellikle sorunlu doku bölgelerinde yer alan hücrelerin tekrar sağlıklı ve normal olmalarını sağlamak olmaktadır. Bu sayede bozulan dokular hücrelerin tekrar sağlıkla gelişmeleri ile tekrar eski sağlıklı formlarına geri dönebilmektedirler. Yine farklı etkilerle hastalanan ya da zarar görmüş olan doku yapıları bu tedavi şekli ile hızlı ve etkili olarak düzeltilmeye de çalışılmaktadır.

    Bu plazma tedavisi yine özellikle farklı bölgelerde görülen ya da ortaya çıkan enfeksiyon gibi sağlık sorunlarının ortadan kaldırılması amacı ile de uygulanabilmektedir. Trombositlerin vücut ve dokular üzerinde önemli faydalı etkileri de bulunmaktadır bu tedavi ile verilen bu maddeler ile de bu olumlu etkilerin ortaya çıkarılması da sağlanmaya çalışılmaktadır.


    PRP Bilgi Formu



    Nasıl yapılır?

    PRP uygulaması ise temel olarak farklı aşama ve süreçlerden meydana gelen bir tedavi bütünü olarak tanımlanmaktadır. Bu süreçler ise sırayla ve birbirini takip ederek uygulanmaktadır ve sonuç olarak tedavi işlemleri tamamlanmaktadır. Bu sayede hedeflenen bölgeye ya da dokuya verilen plazma ve trombosit maddeleri ile kişinin dokularının tekrar sağlıklı hale gelmesi de amaçlanmaktadır.

    Bu noktada hazırlanacak olan etken maddenin ne kadar olacağı ve dozunun toplam miktarı gibi konularda uygulama alanına ve büyüklüğüne göre de değişebilmektedir. İşlemler sırasında izlenen yol ve aşamalar ise uzmanlar tarafından planlanmakta ve yürütülmekte olan faaliyetler olarak ilerlemektedir. Bu nokta da işlemde ki en önemli amaçlardan biri ise plazmanın beklenen etkileri kısa süreler içinde enjekte edildiği dokularda göstermesi noktası olmaktadır.

    PRP işlemi ilk olarak hastanın kanının belirlenmiş olan miktarda alınması uygulaması ile başlamaktadır. Bu aşamada alınacak kan miktarı belirtildiği gibi işlemin uygulanacağı bölge ile direk ve doğrudan bir ilgisi de bulunmaktadır. Bu aşamadan sonra ise alınan kan uygun bir kan tüpünün içine konulmaktadır. Bu işlemden sora ise aşıl işlem olan kanın trombositlerinin ayrılması işlemlerine geçilmektedir. Bu aşamada kullanılan ayrıştırma cihazları ile alınmış olan kan kendisini oluşturan birleşen maddelerine ayrılmaktadır.

    Bu ayrılma sonrası ise trombositler elde edilmektedir. Yine bu trombosit yapılarının farklı faydalarından biri olarak ise hücre yapılarının ihtiyaç duyduğu faktörleri sağlamaları olarak açıklanmaktadır. Ayrıştırma işlemleri bittikten sonra ise farklı işlemler sonucunda elde edilen plazma maddesi kişiye tekrar verilmek üzere hazır hale getirilmektedir.

    PRP işlemi ise yapılacağı alana göre farklı dozlarda ve yoğunluklarda yapılabilmektedir. Tendonlar için hazırlanan miktarlar ile saç dökülmesi gibi sorunlar için hazırlanmış olan plazma miktarları aralarında miktar bakımından farklılıklar taşımaktadır. Farklı amaçlarla yapılabilen bu tedavi özelliği olan işlemler için kandan trombosit yapıların ayrıştırılması işlemleri de ortalama olarak on ya da on beş dakika gibi zamanlar sürebilmektedir.

    Tendon bölgeleri için yapılan tedavi işleminden önce ise enjeksiyonun yapılması gereken uygun bölgenin belirlenmesi de gerekmektedir. Bu belirleme çalışmaları için ise bazı durumlarda farklı teknik ve görüntüleme imkânlarında da yararlanılmaktadır.Bu sayede işlemin yapılacağı bölge de son derece net ve doğru olarak tespit edilip, gerekli plazma yapısı doku bölgesine enjekte edilebilmektedir.



    Nerelerde Kullanılır?

    PRP işlemleri ya da tedavisi ise oldukça farklı durumlar ve yaşanan sağlık sorunları için kullanılabilen özellikleri olan bir uygulamalar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsam da yaşanan farklı cilt sorunları ya da farklı doku hasarları için uzman hekimler bu yöntemi hastalarına uygulamaya karar verebilmektedirler.

    Farklı unsurlar bakımından ise bu teknikle uygulanan tedavi yöntemleri uygulanma zamanı bakımından ise son derece yeni tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır. Bu durumda etkilerinin kesinliği ve olası sonuçları ile ilgili çalışmaların devam etmesi gibi durumları ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca uygulanan tekniklerin sonuçları bakımından da ayrıca değerlendirilmeleri ve kişilere göre ortaya çıkardıkları sonuçlarında gözlenmeleri yapılmaktadır.

    PRP yani zenginleştirilmiş trombosit ve plazma tedavisi kişiler üzerinde farklı alan ve bölgelerde oluşan sorunlarda tercih edilebilmektedir. Bu kapsamda genel olarak en fazla bu uygulamanın tercih edilip uygulandığı sorun ve rahatsızlıklar ise şu şekilde sıralanabilirler;

    Cilt ve deri dokusunun gençleştirilmesi, bu tür uygulamalarda özellikle yaşa bağlı olarak gelişebilen kırışıklık yapıları düzeltilmeye çalışılmaktadır.
    Kalıcı cilt izlerini ortadan kaldırılması
    Kireçlenme rahatsızlığı, bu sorunu yaşayan kişilerde ise uygulama genel olarak kalçalar ya da diz eklemleri gibi bölümlere yapılmaktadır.
    Saç dökülmesi, saç dökülmelerinde ise bu enjeksiyonlar kişinin saç derisine yapılmaktadır.
    Ameliyatlara bağlı gelişen sorunların çözümü
    Tendon sakatlık ve oluşan yaralanmaları



    Tedavi Yöntemleri

    PRP ile uygulanan tedavi yönteminde temel uygulama önce kanın trombositlerinin alınması daha sonrası zenginleştirilmiş plazmalarında hasta olan kişilere enjekte edilmesi şeklinde olmaktadır. Bu noktada çıkış noktasını ise bireyin kendi kanı içinde ki faydalı ve etkili maddelerle tekrar sağlığına kavuşması noktası oluşturmaktadır. Bu şekilde hücrelerin yapıları güçlendirilmek ve aynı zamanda protein ve benzeri açılardan da desteklenmek istenmektedir.

    Yapılacak olan uygulamanın kaç kere tekrarlanması ya da başka bir ifade ile kaç seans sürmesi gerektiği de değişkenlik gösterebilmektedir. Bu noktada bu unsurları belirleyen önemli başlıklardan bir tanesi ise uygulanacak alanın neresi olduğu durumu olmaktadır. Yine iyileşme ve etki gösterme süreleri de hem kişilere göre hem de uygulamanın miktarına göre değişik süreler alabilmektedir.

    PRP işlemleri de farklı tıbbi işlem ve uygulamalar gibi farklı olumsuz yan etkiler oluşturabilme durumlarına sahip olabilmektedir. Uygulama yönteminin temelinde enjeksiyon tekniğinin olması durumu da farklı risk unsurlarının meydana gelebilmesine neden olabilmektedir. Bu noktada bu işlemler sonrasında oluşabilecek bazı olumsuz yan etki ve risk durumları ise şunlar olabilmektedirler;

    Dokularda farklı hasar durumlarının olabilmesi
    Yine işlem bölgelerinde kanamalar oluşabilmesi
    Sinir yapıları üzerinde hasarlar meydana gelebilmesi
    Enfeksiyon oluşabilmesi


    Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


    Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!


    Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.


    Soru Sorabilirsiniz…

    Bizi Takip Edebilirsiniz…


    Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.


    Yol Tarifi

    Doktora Sor

    Whatsapp