En Son Eklenenler


Hemoroid’e Hangi Bölüm Bakar? 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Hemoroid’e Hangi Bölüm Bakar?


Hemoroid’e hangi bölüm bakar

Hemoroid’e hangi bölüm bakar, hemoroid problemleri için makalemizde Hemoroid’e hangi bölüm bakar sorularına yanıt veriyoruz.

Basur olarak da bilinen hemoroidler, dahili veya harici olabilir. Anüs veya rektumda iç hemoroid, anüs dışında ise dış hemoroid gelişir. Varisli damarlara benzerler. Dış hemoroidler en yaygın görülen ve en sıkıntılı olanıdır. Hemoroid ağrıya, şiddetli kaşıntıya ve oturma güçlüğüne neden olabilir.

Hemoroid’e Hangi Bölüm Bakar? 2022

Dört yetişkinden üçünde zaman zaman hemoroid görülür. Çok yaygındırlar ve rektal damarlardaki baskıdan kaynaklanırlar. Kronik kabızlık, bağırsak hareketleri sırasında ıkınma, ailede hemoroid öyküsü olması ve hamilelik hemoroid riskini arttırır.

Hemoroid genelde kendi kendine geçer. Tedaviler genellikle semptomları hafifletmeye odaklanır. Sıcak suyla yıkama yapılabilir, hidrokortizon kremi, hemoroid kremi veya fitil kullanılabilir. Egzersiz yapmak, bol su içmek ve lifli beslenme, kabızlığı gidermeye ve gelecekte hemoroid oluşumunu önlemeye yardımcı olabilir.


Hemoroid’in sebebi ne olabilir?

Hemoroid, anüsünüzün etrafındaki damarlar üzerinde çok fazla baskı olduğunda ortaya çıkar.

Aşağıdaki durumlarda hemoroid gelişir ya da hemoroid riski artar:

  • Bağırsak hareketleri sırasında ıkınma
  • Tuvalette uzun süre oturmak
  • Kronik ishal veya kabızlık
  • Obez olmak
  • Hamilelik
  • Düşük lifli bir diyet yemek
  • Düzenli ağır kaldırma
  • 50 yaş üstünde olmak

Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Hemoroid için ne zaman doktora gitmeliyim?

Hemoroid genellikle ağrıya neden olmaz. Ancak dış hemoroidlerde ciltte kan pıhtısı oluşursa ya da iç hemoroidler sarkarsa ciddi ağrıya neden olabilir.

Anüs çevresinde kaşıntı, ele gelen şişlikler, taze kırmızı renkli kan varsa ve oturup kalkarken ağrı şikayetleriniz bir haftadan uzun süredir geçmiyorsa doktora başvurmalısınız.



Hemoroid için hangi doktora gitmeliyim?

Hemoroid tedavisi için genel cerrahi uzmanından randevu almalısınız. Makat hastalıklarında uzmanlaşmış proktolog ya da kolorektal cerraha da başvurabilirsiniz. Doktorunuz hemoroidinizin durumunu anlamak için,muayene sırasında aşağıdaki soruları soracaktır. Randevuya gitmeden önce bir yere not almanız daha net ve eksiksiz cevap vermenizi sağlar.

  • Belirtileriniz neler ve bunları ne kadar zamandır yaşıyorsunuz
  • Bağırsak hareketleriniz nasıl (kabız, ishal, normal), günde kaç kez tuvalete çıkıyorsunuz
  • Beslenme alışkanlıklarınız nasıl, ne kadar lifli gıda alıyorsunuz
  • Şikayetlerinizi şiddetlendiren şeyler -varsa
  • Şikayetlerinizi yatıştıran şeyler -varsa
  • Aldığınız tüm ilaçlar, vitaminler veya takviyeler , dozları dahil
  • Ailenizde hemoroid veya kolon, rektum veya anüs kanseri olan var mı?

Genel Cerrah dış hemoroidleri görsel muayene ile teşhis edebilir. İç hemoroidler parmakla kontrol edilebilir ancak elle hissedilemeyecek kadar yumuşaktır. Ayrıca hissedilen yumrunun sebebi hemoroid olmayabilir. Bu nedenle anoskop, proktoskop veya sigmoidoskop ile inceleyebilir.

Aşağıdaki durumlarda doktorunuz kolonoskopi yapılmasını isteyebilir:

  • Belirtileriniz ve şikayetleriniz başka bir sindirim sistemi hastalığınız olabileceğini düşündürüyorsa
  • Kolorektal kanser için risk faktörleriniz varsa
  • Orta yaştaysanız ve yakın zamanda kolonoskopi yaptırmamışsınız


Hemoroid nasıl tedavi edilir?

Başlangıç seviyesindeki hemoroid şikayetleri, bağırsak hareketlerinin düzenlenmesi, tuvalet alışkanlıklarının değiştirilmesi, topikal kremler, beslenme düzenlemesi gibi tedavilerle giderilebilir.
Daha fazla meyve, sebze ve tam tahıl yemek dışkıyı yumuşatır ve hacmini artırır, bu da mevcut hemoroid semptomlarını kötüleştirebilecek zorlamalardan kaçınmanıza yardımcı olur.
Hidrokortizon içeren reçetesiz bir hemoroid kremi veya fitil yardımcı olabilir.
Anal bölgenizi günde iki ila üç kez 10 ila 15 dakika boyunca ılık suyla oturma banyosunda bekletmek şikayetlerinizi giderebilir. Oturma banyosu klozetin üzerine sığacaktır.
Rahatsızlığınızı gidermek için geçici olarak asetaminofen (Tylenol, diğerleri), aspirin veya ibuprofen (Advil, Motrin IB, diğerleri) kullanabilirsiniz.
Evde yapılabilcek değişikliklerle tedavide başarı sağlayamıyorsanız ve
hemoroidiniz sadece hafif rahatsızlık veriyorsa, doktorunuz reçetesiz satılan kremler, merhemler, fitiller veya pedler önerebilir. Cildinizi inceltebileceğinden, doktorunuz tarafından belirtilmedikçe bir haftadan fazla reçetesiz satılan bir steroid krem ​​kullanmayın.

Dış hemoroid içinde ağrılı bir kan pıhtısı (tromboz) varsa, doktorunuz hemoroidi çıkarabilir ve bu da hızlı bir rahatlama sağlayabilir. Lokal anestezi altında yapılan bu işlem, pıhtı oluşmasından sonraki 72 saat içinde yapılırsa daha etkilidir.

Sürekli kanayan ve ağrılı hemoroid durumunda doktorunuz az kesili yöntemlerle tedavi önerebilir. Bu tedaviler genellikle genel anestezi gerektirmez, işlemden hemen sonra çıkabilirsiniz. Lastik bant ligasyonu, Enjeksiyon (skleroterapi),Pıhtılaştırma (kızılötesi, lazer veya bipolar)

Hemoroid, kişilerin sadece küçük bir yüzdesinde ameliyat gerekir. Diğer tedavi yöntemleri başarılı olmadıysa veya büyük hemoroidiniz varsa, doktorunuz hemoroidin çıkarılmasını (hemoroidektomi) ya da zımbalanmasını (Stapler hemoroidopeksi – longo yöntemi) önerebilir.



Hemoroid için acil servise ne zaman gitmeliyim?

Normalde hemoroid acil servise gitmenizi gerektirecek şikayetlere neden olmaz. Ancak hemoroid bölgesi aşırı tahriş olmuşsa, hemoroid aşırı kanama yapıyorsa acil servise başvurabilirsiniz. Hemoroid tedavisi proktoloji uzmanı genel cerrahi uzmanlığı gerektirdiğinden, acil servis doktoru hemoroidinizi muayene etmeyecektir. Büyük olasılıkla geceyi rahat geçirmenizi sağlamak için şikayetlerinizi hafifletecek bir ilaç ya da krem reçete edecek, poliklinik muayene saatlerinde olacak şekilde genel cerrahi bölümüne sevk edecektir.




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Meme Başı Akıntısı 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Meme Başı Akıntısı


Meme Başı Akıntısı

Meme başı akıntısı kadınlarda belirli dönemlerde görülen önemli bir rahatsızlık türü olarak bilinmektedir. Genellikle birçok kadının belli yaş sonrası lohusa olmadığı halde memelerin her ikisinde de oluşan akıntı sorunu yaşaması muhtemel olarak değerlendirilen konular arasındadır.

Meme Başı Akıntısı 2022

Çeşitli nedenler yüzünde oluşan meme akıntısı mutlaka araştırılması gereken bir konudur. Çünkü akıntı sebebi meme kanseri de olabilmektedir. Yapılan tetkik incelemelerinde kısmi şekilde bazen tümör yapısı görünememektedir. Bu yüzden duktoskopi yöntemi uygulanması gerektiği bilinmektedir. Bununla birlikte sadece kist, tümör veya kanser nedeniyle bu akıntılar başlamaktadır.

Kişinin aşırı stresli bir hayat yaşaması durumunda da görüldüğü bilinen bir rahatsızlık olarak değerlendirilmektedir. Pek çok kadının önemsemediği bu durum bir süre sonra kesilen meme akıntısının araştırılmaması nedeniyle sonradan ortaya çıkan kanser durumu gecikmiş bir tedaviyi de öne çıkarmaktadır. Bu yüzden oluşan belirtiye dikkat etmek gerekmektedir.

Meme başı akıntısı genellikle sütsü bir yapıya sahiptir. Kadının bebeğini emzirme dönemindeymiş gibi bir akıntı başlamaktadır. Kısmi şekilde beyaza dönük olan bu akıntı beraberinde meme yapısında şişlik ve ağrıda oluştuğu bilinmektedir.


Meme kanseri dışında oluşum nedenleri arasında sıkça gözlemlenmiş durumlar psikosomatik ve hormonal sorun şeklinde nitelendirilmektedir. İki memeden aynı anda süt renginde akıntı var ise bunun sebebi genellikle hormonal sorun veya stres kaynaklı geliştiği düşünülmektedir. Memede oluşan akıntı tek meme yapısında görülüyor ve akıntı rengi kırmızıya dönük ise altında yatan sorun genellikle meme kanseri olarak bilinmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Meme Başı Akıntısı Nedir?

Meme başı akıntısı çift göğüs ya da tek göğüste oluşan beyaz, sarı veya kırmızıya dönük şeklinde nitelendirilen sıvı oluşumlarıdır. Memede oluşan akıntı hali çeşitli nedenler yüzünden gelişmektedir. Kadınlarda görülen bu sorun özellikle 40 yaş ve sonrasında oluştuğu bilinen bir sorun olarak bilinmektedir. Birçok kadının önemsemediği bu durum kimi zaman meme kanserine yol açabilen bir sorun olarak algılanması gerekmektedir.

Tek meme yapısında oluşan akıntı rengi beyaza dönük değilse farklı bir renkte akıntı başlamış ise şüphe uyandıran bir durum olarak algılanması gerekmektedir. Çünkü tek meme yapısında oluşan akıntı hali genellikle meme kanseri oluşumu göstermektedir. Bu yüzden erken tedavi önemli role sahiptir.

Meme başı akıntısı psikosomatik ve hormon sorunlarına yönelik nedenlerle oluştuğu bilinmektedir. Kadınlarda görülen bu sorun çoğu zaman önemsenmeyen bir konu olarak algılansa da altında yatan neden ayrıntılı bir şekilde araştırılması gerekmektedir. Oluşan akıntılar her iki göğüste de olabilmektedir. Akıntı beraberinde ise kadının meme yapısında farklı boyutlara ulaşan şişlik hali de gözlemlenmektedir. Şişmiş göğüs yapısı beraberinde ise ağrı şikâyeti de oluştuğu bilinmektedir. Kimi zaman oluşan şişlik yapısı yumru şeklinde de olabilmektedir. Akıntı rengi süt yapısına benzeye şekilde olmasına rağmen meme kanseri durumunda kırmızıya dönük olabilmektedir. Bu yüzden her akıntı halinde kontrol yaptırılması önemli rol oynamaktadır.

Geç kalınmış bir durum beraberinde kötü bir hastalığı da yanında taşımaktadır. Akıntı başladığı dönemlerde kadının lohusa veya gebe olup olmaması da önemli bir durumdur. Çünkü lohusalık döneminde veya gebelik döneminde de görülebilen durumlar olarak bilinmektedir. Bu iki durum haricinde akıntı oluşmuş ise mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesi gerekmektedir.



Meme Başı Akıntısı Nedenleri

Meme başı akıntısı nedenleri psikosomatik ve hormonal açıdan değerlendirilmektedir. Psikosomatik hastalıklar nedeniyle oluşabilen sıvı akışı aynı zamanda hormon dengesizliği halinde de görülebilmektedir. Ayrıca oluşan meme akıntılarının genel nedeni papillom oluşumu kaynaklıdır. Papillom ise iyi huylu ve kötü huylu şeklinde nitelendirilen tümör yapıları olarak bilinmektedir. Bu bakımdan meme başında oluşan akıntı rengi dikkate alınması gerekmektedir.

Çoğunlukla süt renginde oluşan meme başı akıntısı nadir şekilde meme kanserini öne çıkaracak şekilde sarıya dönük şekilde veya kırmızı halde de olabilmektedir. Böyle bir durum ise tehlikeli olan meme kanserine yönelik bir belirti olarak bilinmektedir. Akıntı başlaması hali meme başında emzirme hali dışında kişinin iltihap kapması nedeniyle de ortaya çıkabilmektedir. Tıp dilinde periduktal mastit olarak belirtilen bu durum detaylı şekilde incelenmesi gerekmektedir. Çünkü oluşturduğu akıntının yanı sıra ağrı yaptığı da bilinmektedir.



Meme Başı Akıntısı Belirtileri

Meme başı akıntısı belirtileri genel açıdan kapsamlı şekilde incelenmesi gereken tıbbi bir rahatsızlık olarak ifade edilmektedir. Çeşitli durumlara yönelik oluşan akıntının belirtileri ise şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Meme yapısında akıntı ile birlikte şişlik oluşturması
  • Memelerin her ikisinde ya da birinde görülmesi
  • Sarı, beyaz, süt tonu veya kırmızıya dönük olması
  • Kadının iç çamaşırında gözle görülecek şekilde olması
  • Meme yapısında ağrı oluşturması

Yukarıda sıralanmış belirtiler meme başı akıntılarına yönelik beraberinde oluşan durumlar olarak değerlendirilmektedir. İyi huylu veya kötü huylu tümör yapısından kaynaklanabilen bu akıntıların oluşması halinde gecikme yapılmadan araştırılması gerekmektedir. Çünkü bu akıntının beraberinde memenin boyutunda küçülme, büyüme veya şekil bozukluğu da oluşabilmektedir. Ayrıca mevcut durumdaki akıntının miktarı da çok önemlidir.

Meme başından akıntı başlaması durumunda şişlik ve ağrı ağrı çoğalıyor ise mutlaka tedavi edilmesi bir durum var demektir. Akıntının akmasıyla birlikte şişlik hali ve ağrı da dineceği için akması genellikle iyi sayılmaktadır. Fakat oluşan meme başı akıntısı halinde durum değerlendirmesi yapmak adına rengi önem taşımaktadır.



Meme Başı Akıntısı Tanı Yöntemleri

Meme başı akıntısı tanı yöntemleri öncesinde kadının göğüslerinde oluşan akıntı beraberindeki şişlik ve ağrı hali öne çıkmış bir durum olarak bilinmektedir. Aynı zamanda bu şişlik haliyle birlikte meme yapısında bozulmalarda başlamaktadır. Çoğunlukla önemsenmeyen bu durumun belirtilerine dikkat eden kadınlar hekime başvurmaktadır.

Hekime başvurma halinde meme yapısındaki sertleşme, yumru şeklinde şişlik oluşması veya akıntı hali mevcut durumda olmasa bile doğru tanı yapabilme açısından mamografi ve ultrason çektirilmesi istenmektedir. Ayrıca gerekli görülen veya şüphe edilen durumlarda MR çekimi ve duktografi çekimi yapılmaktadır. Özellikle kötü huylu tümör veya kanser oluşumlarına yönelik erken teşhis açısından kullanılan duktografi uygulaması bu konuda çok önemli role sahiptir.



Meme Başı Akıntısı Tedavi Yöntemleri

Meme başı akıntısı tedavi yöntemlerinde gerekli görülen tüm tetkikler yapılması sonucunda uygulandığı bilinmektedir. Meme başı akıntısının rengi ve oluşturduğu belirtiler doğrultusunda kanser olup olmadığını ortaya çıkaran durum hekim tarafından değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme sonrasında kanser türüne yönelik bir oluşum gözlemlenmiş ise patolojik uygulama yapılması gerekli görülebilir. Genel olarak süt kanallarından akıntı yapan meme yapısındaki papillolar ameliyatsız şekilde çıkartılmaktadır.

Papillolar kadınların emzirme dönemlerinde oluşan süt tarzındaki akıntıyı devam ettirmesi yüzünden gerekli görülen bir uygulamadır. Bunun beraberinde akıntı hali meme kanserine yönelik bir sorundur.



Bu yüzden tedavi yapılması gereken durum olarak ifade edilir. Yapılan cerrahi uygulama beraberinde gereksiz alana da cerrahi uygulama yapılması mümkün olabilmektedir. Bu yüzden akıntı yapan alanın işaretlenerek cerrahi müdahalenin yapılması önemlidir.

Yapılan işlemde ameliyatlarda kullanılan iplik ile bu işlem gerçekleştirilmektedir. Duktoskopi işlemi beraberinde hastanın göğüs başına ameliyat ipi geçirilmektedir. Geçirilen ipe akıntı yapan baş kısmı eklenerek çıkarılmaktadır. Böyle meme kanseri oluşumu da önlenmiş olmaktadır.

Diyafram Bozuklukları, Gaz – Dışkı Tutamama (Anal İnkontinens), hemoroid (basur), İltihabi Bağırsak Hastalıkları (Crohn Hastalığı Ve Ülseratif Kolit), Kalın bağırsak kanseri





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Anal Pruritus (Anal Kaşıntı) 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Anal Pruritus (Anal Kaşıntı)


Anal Pruritus (Anal Kaşıntı)

Anal pruritus (anal kaşıntı) kronikleşmiş olan hemoroid, kıl kurdu ve parazitler nedeniyle oluşan bir çeşit kanser olarak tanımlanmaktadır. Bu hastalık genellikle crohn hastalığı ve anal fissür beraberinde gelişen durum olarak bilinmektedir. Bu nedenle hastalığın öncesindeki durum öne çıkan konuların başında gelmektedir.

Anal Pruritus (Anal Kaşıntı) 2022

Anal bölge kanserleri olarak incelenen durum esnasında makat kısmında kaşıntı sebebi ile oluşan kızarıklık hali gözle görülecek şekilde fark edilmektedir. Ayrıca sulanma ve yanma hissi de oluşturduğu bilinmektedir. Oluşan kaşıntı nedeniyle psikolojik bakımdan da etkilenen kişinin çok yoğun şekilde rahatsız olması da gözlemlenmektedir. Doğru tanı konulabilmesi açısından kişide oluşan şikâyetler dikkate alınması gerekmektedir. Aksi halde ilerleyen bir anal bölgesi hastalığına da sebebiyet verebilmektedir.

Anal pruritus (anal kaşıntı) genel olarak makat bölgesinde yer alan bir sorun olarak bilinmektedir. Kişiyi rahatsız edecek boyuta ulaşan kaşıntının beraberinde farklı hastalıklarda oluşabilmektedir. Anal fissür ve hemoroid hastalıkları bu bakımdan incelenen ve oluşabilecek sonuçları arasında yer almaktadır. Hassas bir bölge olarak tanımlanan makat bölgesindeki kızarıklık ve yanma hali beraberinde makat bölgesindeki derinin dertleşme ihtimali de oldukça yüksektir.


Oluşan durumla birlikte sertleşen deri yapısı daha fazla tahriş olmaktadır. Bu yüzden mutlaka geniş açıdan değerlendirilmesi gereken bir durum olarak bilinmektedir. Bu rahatsızlığın oluşumuna yönelik tanı çeşitleri ise hekimin kararı sonucunda uygulanmaktadır. Tek açıdan bakılmayan durumla ilgili farklı yöntemler kullanıldığı bilinmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Anal Pruritus (Anal Kaşıntı) Nedir?

Anal pruritus (anal kaşıntı) rahatsızlığı genel olarak makat bölgesinde meydana gelen çeşitli parazit veya fissür türü hastalıklarla oluşan bir durum olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca hemoroid oluşumu ve crohn hastalığının beraberinde de ortaya çıkabilen durum olarak bilinmektedir. Deri dokusunu olumsuz yönde etkileyen bu durum beraberinde derinin sertleşip kalınlaşmasına ve beraberinde daha çok tahriş olmasına da yol açmaktadır.

Anal kaşıntı kimi zaman deri hastalıklarına bağlı da gelişebilen rahatsızlık türü olarak bilinmektedir. Kıl kurdu şeklinde belirtilen durumlar sonucu anal bölge kanserlerine dönüşen hali kişiye uzun süreli rahatsızlık yaşatmaya başlamaktadır. Oldukça önemli bir durum olarak bilinen anal kaşıntı erkeklere nazaran kadınlarda daha fazla gözlemlenmiş konular arasında yer almaktadır.

Anal pruritus (anal kaşıntı) ile birlikte makat bölgesinde kızarıklık oluşmaya başlamaktadır. Kişinin tuvalet ihtiyacı sırasında yanma hissi yaşaması aynı şekilde bölgeyi temizlediği anda da fark edilen bir durum olarak bilinmektedir. Çeşitli nedenlerle oluşabilen bir rahatsızlık türü olduğu için detaylı inceleme gerektiren bir durum ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu rahatsızlığın gelişmesini tetikleyen pek çok durum olabilmektedir. Bu yüzden hekim muayenesi yaptırılması şarttır. İlerleyen zamanlarda kendiliğinden hafiflese bile kronikleşmiş bir sorun olmasından dolayı rahatsızlık tekrar nüksedebilmektedir. Böyle bir durumda ise daha çok zorlayıcı durumlarda yaşanması mümkün olmaktadır.



Anal Pruritus (Anal Kaşıntı) Nedenleri

Anal pruritus (anal kaşıntı) nedenleri arasında hastalığın gelişme faktörü öne çıkmaktadır. Tahriş edici bir kaşıntı oluşturan kaşıntı isteği çoğu zaman şiddetlenmekte olan bir durum olarak belirtilmektedir. Genel bakımdan anal kaşıntı nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Anal bölgenin açık kısmındaki deri üzerinde tuvalet sonrası dışkı kalmasından kaynaklı kaşıntı başlamaktadır.
  • Anüs bölgesini doğrudan tahriş edebilecek beslenme şekli nedeniyle kaşıntı oluşmaktadır. Bu beslenme şekline örnek verilecek olursa kola, süt, alkollü ve asitli içeceklerin beraberinde baharatlı yiyecek tüketimi de önemli rol oynamaktadır.
  • Antibiyotik kullanımlarından dolayı kaşıntı oluşmaktadır. Çünkü bazı antibiyotik türleri kişinin bağırsak florasını da bozmaktadır.
  • Hijyen nedeniyle kullanılan tuvalet kâğıtlarının parfüm veya boya içermesi nedeniyle kaşıntı oluşmaktadır.
  • Hemoroid, fissür, rektal çatlak ve anorektal kanser çeşitleri kaşıntı oluşturmaktadır.
  • Anal kondilom ve mantar hastalıkları kaşıntı oluşturmaktadır.
  • Çeşitli cilt sorunları ve enfeksiyonların oluşmasıyla anal pruritus oluştuğu gözlemlenmektedir.

Yukarıda belirtilen nedenler anal pruritus rahatsızlığına yönelik önemli konular arasında yer almaktadır. Ayrıca hekimlerin belirtiği durumlar olup araştırılmış ve gözlemlenmiş nedenler arasında yer aldığı bilinmektedir. Bununla birlikte kaşıntıya sebebiyet oluşturabilen en kaçınılmaz durum ortak kullanım alanı olarak bilinen tuvaletlerdir. Özellikle ortak kullanılan tuvalet alanlarında var olan klozetler anal kaşıntı nedenleri arasında ilk sırada gösterilecek durum olarak belirtilmektedir. İnsanların bu konuda hassas davranması ve gerekli hijyeni göstermesi gerekmektedir. Aksi halde birçok hastalıkların kişiye bulaşma ihtimali oldukça yüksektir.



Anal Pruritus (Anal Kaşıntı) Belirtileri

Anal pruritus (anal kaşıntı) belirtileri arasında gözlemlenen ilk durum kişide şiddeti artış gösteren ve istemsiz şekilde gelişen kaşıntı hali olarak bilinmektedir. Ek olarak makat bölgesinde kaşıntını nedeniyle gelişen kızarıklık ve yanma hissi de belirtiler arasındadır. Oluşan kızarıklık neticesinde kişinin makat bölgesini kontrol etmek açısından bakmak istediğinde rahatsızlıkla ilgili sinyal öne çıkmaktadır. Örneğin; makat bölgesinde oluşmuş mantar sebebi ile kaşıntı başlamış olabilir. Böyle bir durumda ilk olarak beliren durum makattaki kaşıntı beraberinde sıvı dolgusu oluşturan mantarın patlama halidir.

Mantarın oluşması sonrasında sıvı dağılımı ile bölgesel olarak yayılacak hale gelmesi de mümkün bulunmaktadır. Bu yüzden mutlaka hekim tarafından detaylı bir şekilde fiziki muayene yaptırmanız gerekmektedir. Çünkü mantar dışında farklı nedenlere bağlı olarak ta gelişen kaşıntılar olmaktadır. fissür, crohn, hemoroid (basur) türünde bir rahatsızlık veya anal kanser belirtisi de olabilmektedir.



Anal Pruritus (Anal Kaşıntı) Tanı Yöntemleri

Anal pruritus (anal kaşıntı) tanı yöntemleri öncesinde ilk olarak gelişen rahatsızlığa yönelik hastanın tıbbi geçmişi dinlenmektedir. Hekim tarafından yapılan fiziki muayene esnasında bazı tetkiklerin yapılması istenmektedir. Bu tetkiklerin istenmesindeki amaç oluşan rahatsızlığın hangi durumdan kaynaklandığına yönelik inceleme olarak bilinmektedir. İnceleme yapılması açısından hekim tarafından yapılması istenen tetkik sıralaması ise şu şekilde yer almaktadır.

  • Anoskopi
  • Rektoskopi
  • Sigmoidoskopi
  • Kolonoskopi
  • Dışkı analizi
  • Deri biyopsisi
  • Alerji testi

Yukarıda belirtilen yöntemler rahatsızlığın tam tanısının konulması açısından uygulanan tetkikler olarak bilinmektedir. Bu tetkiklerin uygulanması sonrasında rahatsızlıkla ilgili net bir teşhis koyan hekimin aynı zamanda rahatsızlığın hangi durumdan kaynaklandığını da söylemesi mümkündür. Nedenine yönelik bir tedavi şekli uygulanması açısından doğru tanı önemli rol oynamaktadır. Çünkü anal pruritus farklı birçok sebepten kaynaklanabilmektedir.



Anal Pruritus (Anal Kaşıntı) Tedavi Yöntemleri

Anal pruritus (anal kaşıntı) tedavi yöntemlerinde ilk olarak önemli durum hastalığın hangi durumdan oluştuğu bilgisidir. Çünkü altta yatan nedene bağlı olarak tedavi yapılması uygun görülmektedir. Oluşan kaşıntı rahatsızlığı konulan tanı teşhisine göre yapılması gerekmektedir. Eğer mantar oluşmasından dolayı kaşıntı başlamış ise mantar ilacı verilmektedir. Ayrıca çeşitli pomat uygulamaları, banyo uygulaması veya kortizonlu krem kullanımı önerilmektedir.

Hekim tarafından oluşan rahatsızlığın nedenine bağlı olarak yapılacak tedavi yöntemleri bu şekilde belirtilmektedir. Bu yüzden anal pruritus tedavi yöntemleri iki aşamalı olarak belirtilmektedir. Bu süre zarfında kişinin beslenme programına da dikkat etmesi önem taşımaktadır. Çünkü asit bazlı içecek tüketimi veya baharatların bol miktarda kullanılması da tedaviyi olumsuz yönde etkileyecek durumlardan biri sayılmaktadır. Ayrıca kişinin tuvalet yapması sonrasında makat bölgesini çok iyi şekilde temizlemesi gerekmektedir.

En küçük bir dışkı parçası bile kaşıntıya neden olabilmektedir. Kaşıntı nedeniyle de sıkça yaşanan tahriş durumları ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden tedavi yöntemleri hekim tarafından önerilen kısmı ve sizin uygulamanız gereken durumlar bakımından iki aşamalıdır.

Diyafram Bozuklukları, Gaz – Dışkı Tutamama (Anal İnkontinens), hemoroid (basur), İltihabi Bağırsak Hastalıkları (Crohn Hastalığı Ve Ülseratif Kolit), Kalın bağırsak kanseri





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Anal / Perianal Siğil (Makat Ve Makat Çevresi Siğilleri) 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Anal / Perianal Siğil (Makat Ve Makat Çevresi Siğilleri)


Anal / Perianal Siğil (Makat Ve Makat Çevresi Siğilleri)

Anal / perianal siğil oluşumu HPV virüsü nedeniyle oluşan ve makat çevresinde karnabahar görüntüsüne benzer şekilde geliştiği bilinen rahatsızlık olarak tanımlanmaktadır. Genital bölgede oluştuğu bilinen siğillere benzeyen bu hastalık insan papilloma virüsü nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Çoğu zaman kaşıntı şeklinde anlaşılan bu durum içerisinde şişkin bir mukus sıvısı oluşturarak gözlemlendiği bilinmektedir.

Anal / Perianal Siğil (Makat Ve Makat Çevresi Siğilleri) 2022

Sümüksü şeklinde gelişen bu virüsün çeşitli nedenlerle ortaya çıkma ihtimali çok yüksektir. Örneğin; bu virüsü taşıyan biri ile ortak kullanım alanı olan tuvaletinizi paylaştığınız zaman en sık karşılaşılan durum olarak nitelendirilmektedir. Makat ve çevresinde oluşan bu rahatsızlık beraberinde kişide istemsiz olarak oluşan rahatsızlık duygusu da pekişmeye başlamaktadır. Çünkü bu siğiller giderek çoğalabilen ve hızlı bulaşıcılık özelliği taşıyan virüs çeşitleri olarak bilinmektedir.

Anal/perianal siğil hastalığı çok çeşitli şekilde oluşabilmektedir. Makat çevresinin tek bir bölümünde oluşmaya başlayan siğil, giderek büyümeye başlamaktadır. İçi sıvı dolu kabarcıkların yan yana birleşmesi sonucunda ise ortaya karnabahar görüntüsü çıkmaktadır. Oluşan hastalığın neticesinde hastalanmış kişinin kendini aşırı derece de psikolojik olarak kötü hissetmesi normaldir. Çünkü virüs kaynaklı gelişen bir problem olarak bilinmektedir.


Cilt hastalığı olarak tanımlanan bu sorun genel bakımdan incelendiği ve araştırıldığı zaman cinsel temas yoluyla bulaştığı gözlemlenmiştir. Bu nedenle kişinin hijyenik olmayan bir cinsel ilişki yaşaması sonrasında geliştiği öne sürülmektedir. Kümelenmiş siğil topluğu bu bakımdan genital bölgede çıkmaya başladığı zaman önemli derece de kişiyi strese sokan bir durumu da beraberinde getirmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Anal/Perianal Siğil Nedir?

Anal/perianal siğil genel bakımdan makat ve makat çevresi siğilleri şeklinde ifade edilen ve HPV virüsünden kaynaklanan hastalık olarak ifade edilmektedir. Oluşumu ardından gözlemlenen durumlar arasında ilk olarak kaşıntı, sümüksü şeklinde sıvı akıntısı gözlemlenmektedir. Şekil bakımında karnabahar görüntüsü oluşturan bu virüs çeşidi cinsel temas edilen kişide var olması ve bulaşması sonucuyla oluştuğu bilinmektedir.

Doğrudan temas yolu nedeniyle bulaşan virüsün nedeniyle çok çeşitli semptomatik durumlarda ortaya çıkabilmektedir. Fakat bu durum ancak araştırılma sonrasında saptanabilecek bir konu olarak yorumlanmaktadır. AIDS olarak ta ortaya çıkabilen bu virüs kaynağı tam olarak araştırıldığı zaman anlaşılabilen boyuta sahiptir. Bu yüzden mutlaka incelenmesi gereken bir durumu öne çıkarmaktadır.

Anal/perianal siğil kişinin psikolojik bakımdan da sorun yaşamasını sağlayan bir rahatsızlık türü olarak belirtilmektedir. Oluşan rahatsızlık bir başkasının bu virüsü taşıması ve vücut sıvılarının birleşmesi sonucu ortaya çıktığı bilinmektedir. Böyle bir rahatsızlık yaşayan kişinin ilk olarak oluşan duruma yönelik hastalığı nereden kaptığına dair düşünmesi gerekmektedir. Çünkü hastalığın bulaş oranı çok hızlı bir özelliğe sahiptir. Sadece kişinin eşinden kaynaklanabilecek bir durum olmaması nedeniyle ortak kullanılan alanlardan da bulaşabileceği kısmı unutulmamalıdır. Fakat ilk akla gelen durum şüphesiz bir şekilde kişinin birlikte yaşamını sürdürdüğü kişiden kaynaklı bulaştığı düşünülmektedir.



Anal/Perianal Siğil Belirtileri

Anal/perianal siğil makat ve çevresinde gelişen mukus içerikli sıvı tabakasının birleşmesi ile karnabahar görüntüsü oluşturan bir çeşit HPV virüsü olarak tanımlanmaktadır. Genital bölgede oluşan siğillere benzetilen bu durum çok çeşitli durumlardan dolayı oluşabilmektedir. Kişinin genital bölgesine yönelik hijyenik kuralları önemsememesi, ortak tuvalet kullanımı yapması veya genital bölgeye yönelik bir ağda uygulaması yaptırması sonrası oluşabileceği bilinmektedir. Hastalığın genel belirtileri ise şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Makat ve makat çevresinde karnabahar görüntüsüne benzeyen şekilde şişlik oluşması
  • Oluşan şişliklerin birleşerek büyümesi
  • Virüsün oluştuğu yerde kaşıntı başlatması
  • Siğillerin kanama yapması
  • Mukuslu şekilde sıvı akıntısı başlatması
  • Makat bölgesinde ıslaklık hissi oluşturması

Yukarıda belirtilen durumlar genel bakımdan anal/perianal siğil bakımından belirtilen semptomlar olarak bilinmektedir. Bu siğillerin oluşumunda virüs taşıyıcısı olan kişiyle cinsel birleşim yaşama durumu rahatsızlığı oluşturan başlıca durumlardan biri olarak bilinmektedir. Vücut sıvısı şeklinde bulaş ihtimali olan rahatsızlığın kişinin vücut yapısındaki ter şekliyle de geçmesi mümkün olmaktadır.



Anal/Perianal Siğil Nedenleri

Anal/perianal siğil nedenleri arasında ilk sırada yer alan durum kişinin cinsel ilişki içinde olduğu kişiden bulaştığı düşünülmektedir. Fakat HPV virüsü taşıyan birçok kişi bulunmaktadır. İnsanların birbirleri ile etkileşimde ve temasta bulunmaları sonucunda oluşan siğil nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır.

Cinsel ilişki esnasında virüs taşıyan kişinin vücut sıvılarının diğer kişiye bulaşmasıyla
Kadınların genital bölge temizliği yaptırdığı zamanlar ve hijyenik olmayan yerlerden bulaşmasıyla
Ortak kullanım alanı olarak klozet kullanımlarından bulaşmasıyla

Yukarıda belirtilen durumlar öne çıkmış bazı nedenler olarak bilinmektedir. Anal/perianal siğil çeşitleri makat ve çevresinde geliştiği için çok çeşitli nedenlerle oluşabildiği de bilinmektedir. Tek bir açıdan incelendiği zaman akla gelen ilk konu cinsellik olmasına rağmen farklı nedenleri de öne çıkmaktadır. Bu yüzden uzman hekim tarafından incelenmesi gereken bir konu olarak bilinmektedir. Kadınlar bu tarz konulara yönelik daha duyarlı davranırken erkeklerin geçiştirme özelliği çok öne çıktığı için genel bakımdan erkeklerden bulaştığı düşünülmektedir. Fakat HPV virüs taşıyıcısı olarak sadece erkeklerde olduğunu belirtmek doğru bir neden değildir. Bu yüzden her insanın genital bölge temizliğine özen göstermesi gerekmektedir.



Anal/Perianal Siğil Tanı Yöntemleri

Anal/perianal siğil tanı yöntemleri arasında ilk olarak hekim tarafından fiziki muayene yapılmaktadır. Hekimin incelemesi anında gözlemlenen durumun tanısı hızlı bir şekilde konulabilmektedir. Araştırılması adına oluşan siğilden sürüntü örneği alınmaktadır. Aynı zamanda cilt yapısının örneğine bakılmak için biyopsi yapılmaktadır. Bununla birlikte ikinci kısımda yer alan uygulama anüs kısmın incelenmesi gerektiğidir.

Anoskop olarak bilinen tıbbi cihaz ile birlikte anüs bölgesine bakılarak tam bir teşhis yapıldığı bilinmektedir. Kadınlar bu konuda hassas davrandığı için oluşan virüs kaynaklı siğillerin tanısını yaptırmakta geç kalmamaktadır. Fakat erkekler bu durumu zamana yaydığı için ileride daha büyük bir sorunla karşılaştıktan sonra hastaneye gitmektedir. Yapılan tanı yöntemi uygulamasının ardından hekimin belirtiği şekilde tedavisi başlatılmaktadır.



Anal/Perianal Siğil Tedavi Yöntemleri

Anal/perianal siğil tedavi yöntemleri arasında birçok uygulama bulunmaktadır. Kişinin yaşamakta olduğu rahatsızlığın çeşidine ve durumuna yönelik tedavi yöntemi değişkenlik gösterebilmektedir. Genel bakımdan incelendiğinde uygulanan tedavi uygulamaları şu sıraya sahiptir.

  • Oluşan virüs kaynaklı siğillerin dondurulması
  • Oluşan siğillerin kimyasal bir şekilde yok edilmesi
  • Lazer ablasyon işlemi yapılması
  • Koterizasyon yapılması
  • Eksizyon uygulanması
  • İlaç tedavisi

Yukarıda belirtilen tedavi şekilleri kişinin sağlık durumunu da göz önünde bulundurarak uygulanmaktadır. Uygulanmakta olan bu tedavilerin lokal anestezi altında yapılırken aynı zamanda rahatsızlığı yaşayan kişinin bağışıklık durumuna göre tedavi önerilmektedir. Herhangi bir yan etki oluşturmaması açısından kişinin sağlık durumu bu yüzden önemlidir.



Anal/perianal siğil tedavisini geciktiren kişiler için ev ortamında uygulanılacak bazı adımlar rahatsızlığın kıs süre zarfında geçmesini sağlamaktadır. Öncelikle evli kişiler açısından cinsel birliktelik öncesinde genital bölge temizliği yapılması gerekmektedir. İkinci olarak kişinin bir arada yaşadığı kişiyle ortak kullanım alanı olarak bilinen tuvalet temizliğine ve el yıkama alışkanlığına özen göstermesi gerekmektedir.

Bazı durumlarda oluşan kaşıntıyı önleme amaçlı limon kolonyası kullanıldığı bilinmektedir. Bu uygulamanın tam olarak doğru olup olmadığı bilinmemesine rağmen oluşan kaşıntı hissini yok ettiği kanıtlanmıştır. Bu nedenle kişinin rahatsızlık yaşamasını sağlayan durumlardan kaçınması gerektiğinin unutulmaması gereklidir.

Diyafram Bozuklukları, Gaz – Dışkı Tutamama (Anal İnkontinens), hemoroid (basur), İltihabi Bağırsak Hastalıkları (Crohn Hastalığı Ve Ülseratif Kolit), Kalın bağırsak kanseri





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Anorektal Manometre 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Anorektal Manometre


Anorektal Manometre

Anorektal manometre genel olarak anal kanal kısmında oluşan basınç hissini ölçmeye yarayan bir cihaz olarak bilinmektedir. Bu cihaz sayesinde ufak balon şeklindeki kateter ile bilgisayardan kişiye yönelik inceleme yapılmaktadır. Anal kanaldaki kasların ve sinirlerin hangi durumda nasıl çalıştığını inceleyen anorektal manometre bağırsak işlevini de kontrol edebilecek bir uygulamadır. Bu yüzden makat bölgesinde gelişen bozuklukların kontrolünde çok sık kullanılan bir yöntem olarak bilinmektedir.

Anorektal Manometre 2022

Kişinin katı dışkısını nasıl yapabildiğini veya tutup tutamadığını incelemeye yarayan bu alet sayesinde oluşan bozukluklar da giderilmektedir. Tıp alanında kullanılan bu alet oldukça geliştirilmiş şekli sayesinde tam teşekküllü birçok hastanede bulunan ve kullanılan bir cihaz olarak bilinmektedir.

Anorektal manometre anal kısımda bulunan kasların ve sinirlerin genel açıdan fonksiyonlarını inceleyen bir uygulamadır. Birçok anal hastalıkta kullanılabilen bu yöntem uzman hekimler tarafından uygulanmaktadır. Basınç halinde oluşan değerlerin tam olarak belirtilmesine yarayan bu cihaz oldukça önemli bir uygulama olarak bilinmektedir. Makat ucuna yerleştirilen kateter sayesinde oluşan basınç halinde tüm durum gözlemlenir.


Ardından bilgisayara otomatik olarak aktarılmaktadır. Kişinin dışkılama anında yaşadığı durumu net bir şekilde ortaya koymaya yarayan cihaz bağırsak hareketlerini de takip edebilme özelliğine sahiptir. Bu yöntemin kullanılmasına olanak sağlayacak durumlar arasında anorektal manometre uygulanacak kişinin makat kısmındaki kas ve sinir fonksiyonlarında herhangi bir sorun olmaması gerekmektedir. Makatta ağrı oluşması, çatlak veya kanama gibi durumlarda kullanılan bu uygulama hekim tercihine göre kullanılmaktadır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Anorektal Manometre Nedir?

Anorektal manometre hiçbir şekilde yan etkisi bulunmayan ve risk içermeyen bir uygulamadır. Makat çevresinde yer alan sinir ve kas fonksiyonlarını ölçmeye yarayan ve bu işlemi makat ucuna küçük bir balon yerleştirerek yapan uygulamadır. Makatta sarkma, ağrı, çatlak oluşması veya kabızlık yaşanması halinde kullanılan bir uygulama olarak bilinmektedir.

Kişide istemsiz şekilde gelişen makat sorunları nedeniyle kullanılan bir yöntem olarak bilinmektedir. Katı dışkılama esnasında yaşanan problemler beraberinde veya çeşitli makat sorunlarına yönelik kullanıldığı bilinmektedir. Özellikle kişinin istemsiz şekilde gaz çıkarması veya dışkısını tutamaması halinde bu uygulama yapılmaktadır. Çünkü makat çevresindeki kas ve sinir dokusunun normal şekilde çalışması gerekmektedir. Dokuda başlayan bozulmalar nedeniyle bağırsak hareketleri ve bağırsakta da bozulmalar yaşanabilmektedir. Çeşitli sağlık sorunlarını önlemek amaçlı kullanılan bir uygulamadır.

Anorektal manometre genel bakımdan ayakta tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Fakat bu yöntemin belirli aşamaları bulunmaktadır. Uygulanması gereken durumların öne çıkması veya belirti göstermeye başlaması halinde anorektal manometre uygulaması yapılmaktadır.

Ağrısız ve acısız bir işlem olmasından dolayı hastaya genel anestezi yapılmasına gerek kalmadan uygulandığı bilinmektedir. Ayrıca anorektal yönteminde kişiye lavman yapılması gerekmektedir. Rektumun boşaltılması ardından işleme başlanmaktadır. Rektum boşaltılmazsa uygulanan anorektal esnasında sorun oluşabilmektedir. Bu yüzden kişinin tuvaleti geldiği anda yaşadığı sorun önemli rol oynamaktadır.



Anorektal Manometre Hangi Durumlarda Uygulanır?

Anorektal manometre anal kaslarla ilgili durumlara yönelik uygulanması gereken yöntem olarak bilinmektedir. Sinir ve kas fonksiyonlarını ölçmeye yarayan bu yöntem doğrudan beliren değerleri bilgisayara aktarmaktadır. Kullanılması gereken durumlar şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Kişinin istemsiz şekilde gaz veya dışkı kaçırması halinde uygulanır.
  • Kronik kabızlık problemi yaşayan kişilerde uygulanır.
  • Makatta fistül oluşması sonrasında kullanılmaktadır.
  • Makatta çatlak oluşmasında kullanılmaktadır.
  • Makatta ağrı oluşumunda kullanılmaktadır.
  • Makatta sarkma yaşanması durumlarında kullanılmaktadır.
  • Rektosel oluşmasında kullanılmaktadır.
  • Makat darlığı oluşmasında kullanılmaktadır.
  • Soliter rektal ülser sendromu esnasında kullanılmak olan bir yöntem olarak bilinmektedir.

Yukarıda belirtilen durumlar esnasında kullanılan anorektal manometre oldukça önemli bir yöntem sayılmaktadır. Yukarıda belirtilen durumlar anorektal manometre uygulanması gereken durumlardır. Bu uygulamayı bağırsak cerrahisi uzmanlığı bulunan hekimler yapmaktadır. Bu yüzden her hekimin ilgi alanı olmadığı için risk alınacak bir durum önerilmemektedir.



Anorektal Manometre Aşamaları Nelerdir?

Anorektal manometre aşamaları genel bakımdan aynı sıralamada uygulanmaktadır. Kişiden kişiye göre değişiklik gösteren şikâyet konusu gözlemlenerek uygulanacak yöntemle ilgili aşamalar şu şekilde sıralanmaktadır.

  • İlk olarak ağrı ve acı hissi oluşturmaması bakımından ayakta uygulanan bir tedavi yöntemi olduğu bilinmektedir.
  • Genel anestezi gerektirmediği için risk taşımayan yöntem olarak uygulanmaktadır.
  • Anorektal manometre uygulamasının 1 gün öncesinde besin tüketimi yapılmaması gerekmektedir.
  • İşlemin başlama öncesinde kişiye lavman uygulaması yapılıp rektum boşaltılması gerekmektedir.
  • İşlem pozisyonu genellikle sol tarafa yatar şeklinde belirtilmektedir.
  • İnce kateter rektuma yerleştirilmesi açıcından jel sıvı kullanılmaktadır.
  • Anal sfinkter dinlenme esnasında nasıl bir basınç hissettiğini kaydetmeye başlamaktadır.
  • İç ve dış anal sfinkter oluşumları gözlemlenerek kaydedilmektedir.
  • İşlemin tamamlanıp bitmesi açısından rektuma yerleştirilmiş olan kateterin çıkarılması gerekmektedir.
  • Toplam işlem süresi ortalama 30 dakika olarak bilinmektedir.

Yukarıda sıralanmış olan tüm aşamalar anorektal manometre uygulamasına yönelik durumlar olarak bilinmektedir. Yapılan anorektal manometre uygulaması sonrasında kişi hiçbir şekilde ağrı veya farklı bir problem hissetmemektedir. Bu sayede kısa süre zarfında tamamlanan işleme yönelik tüm incelemeler bilgisayara kaydedilmiş olacaktır.



Anorektal Manometre Nasıl Uygulanır?

Anorektal manometre uygulaması bağırsak cerrahisi olan bir uzman hekim tarafından uygulanmaktadır. Yukarıda belirtilen aşamaların nasıl uygulandığı konusunda genel bilgileri olduğu bilinmektedir. Herhangi bir risk içermeyen uygulama yapılan kişide hiçbir şekilde rahatsızlık oluşturmamaktadır. Genel bakımdan anorektal manometre uygulaması şu şekilde sıralanmaktadır.

Anal kanal kısmına 0,5 mm aralıklar halinde basınç ileticileri uygulanır. Bu uygulama su perfüzyonlu veya balon basıncı şeklinde tarif edilmektedir.
Anal kanal basınçlarını inceleyip kaydedebilme açısından kişinin öksürmesi, ıkınması veya sıkması istenmektedir.
Kateter ucuna yerleştirilmiş olan küçük balonun şişirilmesi ve inmesi ile rektum kısmının genişleyip daralmasına yönelik durumu incelenmektedir.

Ortalama 30 dakika süren bu uygulamanın kişinin tuvalet konusunda ne derece zorlandığını da ortaya koymaktadır. Bu nedenle tıbbi açıdan önemli bir uygulama olduğu bilinmektedir. Çünkü pelvik hastalık türlerinin tanısını da koymak açısından önemli role sahip olduğu bilinmektedir. Örneğin; makat kısmında oluşan ağrının, çatlağın hangi durumdan kaynaklandığı da ortaya çıkmış olmaktadır. Bu yüzden birçok makat sorununa yönelik uygulanmaktadır.



Anorektal Manometre Riski Nedir?

Anorektal manometre genel olarak kısa süreli bir uygulama olup hiçbir şekilde yan etki oluşturmayan uygulama olarak bilinmektedir. Bununla birlikte uygulanan kişide hiçbir şekilde riskli durumlar oluşturmadığı bilinmektedir. Kişinin makat kısmında yaşadığı ağrı durumunu inceleyen yöntem beraberinde ülser kaynaklı oluşan sendromları da inceleyebilmektedir. Ayrıca yanma, kaşıntı, fistül ve çatlak oluşumlarında da rahatlıkla kullanılan bir yöntem olarak bilinmektedir.

Rektuma yapılan lavman işlemi sayesinde uygulama bağırsak cerrahisi tarafından uygulanmaktadır. Bu yüzden kolaylıkla uygulanan bir yöntem olarak bilinmektedir. Uygulanan kişinin dinlenme esnasında veya dışkılama, zorlama, ıkınma gibi durumlarında kas ve sinir uçlarındaki fonksiyonu genel olarak inceleyen bu yöntem oluşan hastalığa yönelik tedavi şeklini de ortaya çıkarmaktadır. Bu yüzden anal makatta sorun yaşayan insanlar açısından uygulanabilecek önemli bir yöntem olarak bilinmektedir.



Hekim önerisi üzerine yapılan uygulama acısız ve anestezi gerektirmeyen bir uygulama olup kesinlikle şüphe edeceğiniz bir yöntem değildir. Bu yüzden rahatlıkla uygulanması mümkündür. Böylelikle yaşadığınız makat sorunlarına yönelik şikâyetlerinizden ve oluşan rahatsızlıktan da kurtulmanız şüphesiz mümkündür.

Diyafram Bozuklukları, Gaz – Dışkı Tutamama (Anal İnkontinens), hemoroid (basur), İltihabi Bağırsak Hastalıkları (Crohn Hastalığı Ve Ülseratif Kolit), Kalın bağırsak kanseri





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.




Apandisit


Apandisit

Apandisit vücutta var olan ince bir keseden ibarettir. Ortalama olarak 9cm uzunluğu olan apandisit genel olarak tıp dilinde apendiks olarak tanımlanmaktadır. Sindirim sisteminin parçası olarak bilinen apandisit kör çıkışlı olup aynı zamanda kalın bağırsağa bağlı olan bir kese olarak tarif edilmektedir.

Apandisit 2022

Çocuklarda daha büyük olduğu bilinen kesenin büyümeye başlaması ile birlikte kısaldığı bilinmektedir. Bu nedenle ortalama büyüklüğü 9cm ile 30 cm arasında değişiklik göstermektedir. Apandisit görevi genel açıdan bireyin hastalık dönemlerinde sığınak görevi gören alan olarak bilinmektedir. Sindirim florası yapabilmesi sayesinde hastalıklara karşı koruma kalkanı oluşturduğu da bilinen yönlerindendir. Apandisit rahatsızlığına yönelik apendiks alımı yaşandığı zaman bireye herhangi bir zararı henüz tespit edilmemiştir. Aynı zamanda faydalı olduğu kısımda her insanda değişken bir rol oynayabilmektedir.

Apandisit genel anlamda bağışıklık sistemine önemli katkı sağlayan organ niteliğinde olduğu bilinmektedir. Fakat işlevi genel açıdan tam olarak bilinmemektedir. Apandisit ile ilgili rahatsızlık oluştuğu zaman alınmasında da sakınca görülmemektedir. Çünkü kişiye faydası veya zararı saptanmış bir özelliği tam olarak bulunmamaktadır. Genel tabiri ise apendiks oluşması sonrasında ortaya çıkan apandisit durumu olarak bilinmektedir.


Apandisit rahatsızlığına yönelik pek çok durum öne çıkmasına rağmen tam olarak hangi durumun sebep olduğu da bilinmemektedir. İnce bağırsak ile kalın bağırsağın birleşme dokusu olarak tarif edilen apandisit rahatsızlığı dokunun iltihaplanması sonucu ani gelişen bir durum olarak bilinmektedir. Bu nedenle apandisit ile ilgili sorunun acilen çözülmesi tıbbi açıdan çok önemli rol oynamaktadır. Aksi halde ciddi ve hayati tehlike oluşturabilecek boyutta olduğu bilinmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Apandisit Nedir?

Apandisit ince ve kalın bağırsağın birleşme noktasından doku şeklinde olan bir kesenin iltihaplanması hali olarak tarif edilmektedir. Ortalama 30 ile 9 cm arasında değişkenlik gösteren apendiks çocuklarda daha uzun olmasına rağmen yetişkin bireylerde daha kısa boydadır.

Oluşan duruma yönelik hangi sorunun yol açtığı henüz bilinmemektedir. Gövdenin sağ alt tarafında yer alan apendiks iltihaplandığı vakit kişiye sıkıntı oluşturmaya başlamaktadır. Ani şekilde gelişen bu durum genel açıdan erken teşhis edilmesi gereken önemli bir konu olarak bilinmektedir. Tıbbi açıdan acil bir durum olarak nitelendirilen apandisit hızla ameliyat işlemini öne çıkarmaktadır.

Apandisit genel bakımdan yetişkin bireylerde oluşabilen bir durum olarak bilinmektedir. 2 yaş altı çocuklarda görülmeyen durumun izahı tam olarak yapılamamaktadır. Çünkü apendiks boyu bebeklerde yeni gelişmeye başlamış bir organ yapısı olarak nitelendirilmektedir.

Çocukluk çağında ise apendiks boyu oldukça uzun yapıdadır. Vücuttaki işlevi tam olarak bilinmemesine rağmen bağışıklık sistemine yönelik katkı sağladığı düşünülen apendiksin hastalık zamanında önemli bir kalkan görevi gördüğü düşünülmektedir. Fakat kör çıkışlı kesenin iltihaplanmasıyla birlikte alınması gerektiği durum esnasında kişiye verdiği bir zarar gözlemlenmemektedir. Bu yüzden işlevi ve yararı hakkında net bir tabir bulunmamaktadır.



Apandisit Nedenleri

Apandisit nedenleri arasında bazı hastalıkların öne çıkmasına rağmen oluşum nedeni tam olarak bilinmemektedir. Fakat bu rahatsızlığı tetikleyebilecek durumlar bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca apandisit oluşumu bazı hastalık türleri ile benzer belirtiler göstermektedir. Bu yüzden doğru teşhis açısından mutlaka hekim tarafından muayene edilmesi gereken acil bir durum olarak yorumlanmaktadır.

Apandisit rahatsızlığına herhangi bir üst solunum yolu enfeksiyonu veya alakasız şekilde gelişen kabızlık sorunu da yol açabilmektedir. Bağırsak duvarında yer alan lenf düğümünün şişmesi nedeniyle apendiks girişi kapanmaya başlamaktadır. Bu nedenle oluşan apandisit sorununa yönelik kör çıkışlı bir kese şeklinde tarif yapılmaktadır. Bu kesenin iltihaplanması durumu halinde karın bölgesinde şişlik oluşmaya başlamaktadır. Apandisit oluşumu ile birbirine benzeyen hastalık çeşitleri ise şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Pelvik enfeksiyon türü
  • Mesane rahatsızlıkları
  • Kabızlık
  • İdrar enfeksiyonları
  • Gastroenterit sorunu
  • Crohn hastalığı
  • Huzursuz bağırsak sendromu
  • Pelvik inflamatuar hastalık (Kadınlarda görülen benzer bir durum olarak değerlendirilmektedir.)
  • Adet döneminde oluşan şişlik ve ağrı hali
  • Ektopik gebelik oluşması

Apandisit rahatsızlığına yönelik yukarıda belirtilen hastalıklar oluşan iltihap halinde benzer durumlar yaşatmaktadır. Şişlik, ağrı veya gaz sancısı şeklinde gelişen belirtiler apandisit rahatsızlığında da aynı şekilde gözlemlendiği için bu hastalıkların listesi apandisit sorununda belirtilmektedir.



Apandisit Belirtileri

Apandisit belirtileri bazı hastalık türleri ile aynı belirtileri gösterebilen bir rahatsızlık türü olarak bilinmektedir. Bu nedenle karıştırılmaması ve doğru teşhis edilebilmesi açısından pelvik inceleme ve laparoskopi yapılması gerekmektedir. Rahatsızlığın oluşması halinde ortaya çıkan belirtiler şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Gödenin sağ alt tarafındaki karın bölgesinde aniden başlayan ağrı veya sancı oluşturması
  • Mide bulantısı ile birlikte gelişen kusma hali
  • İştah kaybı oluşturması
  • Kabızlık ya da tam tersi ishal yapması
  • Karında gözlemlenen belirgin bir şişlik hali oluşturması

Apandisit ile ilgili semptomlar genel açıdan bazı hastalık türlerinde de görülmesi bakımından inceleme gerektiren bir durum olarak bilinmektedir. Özellikle kadınların Ektopik gebelik esnasında veya adet dönemlerinde oluşan benzer sancı hali kısmi şekilde karıştırılmaktadır. Bu yüzden laparoskopik inceleme yapılması doğru teşhis açısından önemli rol oynamaktadır. Belirtilerin dikkate alınması halinde acil şekilde tıbbi müdahale gerektiren bir durum olarak bilinmektedir. Bu yüzden hiçbir şekilde beklemeden en yakın sağlık kuruluşuna gitmeniz önerilmektedir.



Apandisit Tanı Yöntemleri

Apandisit tanı yöntemleri genel olarak çocuklar ve yetişkin bireyler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Çocuklarda fiziki muayene ile teşhis edilebilen durum yetişkin bireylerde bazı incelemeler gerektirmektedir. Ultrason, BT, laparoskopik inceleme yapılması sonrasında doğru tanı yapılabilmektedir. Oluşan şikayetleri baz alarak gerekli tanı yöntemleri hekim kararı sonucu uygulanmaktadır. Fakat aciliyet gerektiren veya çok belli edici durumlarda uzman bir hekim oluşan sorunu hızlı bir şekilde anlayabilmektedir. Oluşan rahatsızlığın anlaşılma sonrasında hızlı bir tıbbi tedavi başlatılmaktadır.



Apandisit Tedavi Yöntemleri

Apandisit tedavi yöntemlerinde öne çıkan iki durumdan ilki cerrahi operasyon ile oluşan kese iltihabının çıkarılması olarak bilinmektedir. Bununla birlikte apendiks çıkarılması açısından açık cerrahi yöntemlerden biri uygulanabilmektedir. Bu işlemler laparoskopik ve ameliyat şeklinde bilinmektedir. Hızlı iyileşme açısından kapalı cerrahi yöntemler önemli role sahiptir. Bu yüzden açık ameliyatlar çok fazla tercih edilmemektedir.

Apendisit çıkarılmasında karın içine laparoskopik alet olarak bilinen kameralı cihaz yerleştirilmektedir. Böylece ameliyatı yapan cerrah tarafından oluşan durum net bir şekilde görüntülenebilmektedir. Cerrahi işlemin uygulanıp apendiksin çıkarılması ardından iç kesime emilebilen dikiş atılmaktadır. Ortalama 10 gün içinde iyileşmeye başlayan kişinin yaşadığı ağrı ve şişkinlik hali doğrudan yok olmaktadır. Açık ameliyat şeklinde ise karın kısmının sağ tarafından büyük bir kesik açılmaktadır.

Karın içine ulaşan cerrah apendiksi çıkartma sonrasında emilemeyen dikiş atılmaktadır. Emilemeyen dikiş atılması sebebiyle ameliyatı yapılan kişinin bir sonraki cerrahi müdahalesinde dikişleri alındığı bilinmektedir. Genel bakımdan her iki ameliyat türünde de aynı işlem yapıldığı bilinmektedir. Fakat cerrahi işlemin mümkün olmadığı durumlarda ise damar yolu açılarak kişiye antibiyotik ilaç verilmektedir. Hekim tarafından risk gözeten durumların oluşması halinde rahatsızlığı yaşayan kişinin takip edilmesi önemli rol oynamaktadır.

Çocuklarda uygulanılan tedavi yöntemi ise açık ameliyat ya da laparoskopik yöntem olarak bilinmektedir. Erken teşhis edilen durumlarda daha hızlı çözülebilen bir konu olarak bilinmesine rağmen gecikme yaşanmış kişilerde uygulanan tedavi yöntemi daha uzun sürmektedir.

Diyafram Bozuklukları, Gaz – Dışkı Tutamama (Anal İnkontinens), hemoroid (basur), İltihabi Bağırsak Hastalıkları (Crohn Hastalığı Ve Ülseratif Kolit), Kalın bağırsak kanseri





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Barrett Özofagus 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Barrett Özofagus


Barrett Özafagus

Barrett özafagus genel olarak yemek borusu anlamına gelen ifadeye sahip olmasıyla bilinmektedir. Yenilen yiyecek ve içeceklerin yutak ile mide bağlantısını sürdürme amaçlı işlev gördüğü bilinmektedir. Minenin genel içerik yapısında var olan kapacık ile sfinkter adı ile adlandırılan kasların bozulmuş şekilde işlev görmeye başlaması halinde mide Reflüsü oluştuğu bilinmektedir.

Barrett Özofagus 2022

Tıp dilinde bu terim GÖRH Reflü olarak bilinmektedir. Oluşan reflü hastalığının sonucunda tüketilen asit bazlı besin maddeleri sonucu kronikleşen bir durum oluştuğu bilinmektedir. Rahatsızlığın başlaması nedeniyle özafagusta yer alan hücrelerde değişim gözlemlenmektedir. Hastalığı gözlemleyen ve ispat eden Dr. Noman Barrett sayesinde hastalığın genel adı barrett özafagus olarak tanımlanmaktadır.

Barrett özafagus hastalığı klinik açıdan 1950 yılında reflü hastalığı ile birlikte ispat edilmiş bir hastalık türü olarak tanımlandığından günümüzde daha geniş şekilde incelendiği bilinmektedir. Gelişen tıp dünyasında GÖRH Reflü olarak bilinen adı halk arasında asit dengesini kaybetmiş mide yapısı olarak yorumlanmaktadır. Bu rahatsızlığı yaşayan kişilerin genel bakımdan yemek arasında rahatsızlık yaşaması, mide yanması, mide suyu yükselmesi ve hatta sancılanan mide nedeniyle konuşmakta bile zorlanır hale geldiği gözlemlenmiştir.


Oluşan belirtilerin genel anlamda öne çıkması haricinde farklı durumlarda oluşabilmektedir. Yutak kısmından geçen yiyeceklerin zor şekilde mideye inmesi sonucu kişi her yemek yeme halinde sorun yaşayabilmektedir. Genel olarak belli başlı belirtilerinin yanı sıra yemeği yeme anında göğüs kısmında dahi acı hissi oluşturduğu bilinen bir durum olarak tarif edilmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Barrett Özafagus Nedir?

Barrett özafagus genel olarak yemek borusunun bitiş kısmı ile mide alanının başladığı alan olarak bilinmektedir. Yutak kısmından geçen yiyeceklerin düzgün bir şekilde sindirilmesine yarayan işleve sahip olduğu bilinmektedir. Barrett özafagus rahatsızlığı genel olarak reflü hastalığına sahip olan kişilerde görülen bir durum olarak bilinmektedir. Bu nedenle öne çıkan belirtileri reflü kapsamında incelenmektedir.

Reflü haricinde hastalığın gelişimine yönelik bilgilerden biri de özafagus kanserinden dolayı oluşmaya başlaması kaynaklı bilinmektedir. Bu nedenle mide açısından ciddi bir hasar oluşturabilen önemli durumları öne çıkarmaktadır. Barrett özafagus durumuyla ilgili en önemli şey displazinin derecesi ve varlığı olarak öne çıkmaktadır. Bu durumun oluşmasında önemli etken olarak belirlenen displazinin yapılacak tedavi yöntemine de etki ettiği bilinmektedir. Bu nedenle uzman hekimler tarafından incelenen durumların başında gelmektedir.

Barrett özafagus rahatsızlığı genel bakımdan reflü rahatsızlığına bağlı şekilde yükselişe geçmektedir. Gastroözofageal durumunun oluşarak reflüyü arttırması sonucu barrett özafagus geliştiği düşünülmektedir. Birçok araştırma ve incelemede ortaya çıkan genel durumların başında bu ikilem yer aldığı için rahatsızlığı yaşayan kişiyle ilgili ilk yorum bu şekilde yapılmaktadır. Ayrıca genetik faktörün bu hastalıkta önemli bir etken olduğu bilinmektedir. Barrett özafagus rahatsızlığı yaşayan kişilerin ailesinin geçmiş tıbbi öykülerinde yer alan bir durum olduğu öne çıkmaktadır. Bununla birlikte bireyin sigara ve zararlı madde alışkanlıklarına sahip olması sonucunda da geliştiği bilinmektedir.



Barrett Özafagus Belirtileri

Barrett özafagus belirtileri kesin bir şekilde belirtilmemesine rağmen reflü odaklı gelişen semptomlar ile fark edilen durum olarak bilinmektedir. Rahatsızlığın öne çıkmasını sağlayan en önemli konu kişide reflü oluşması kaynaklıdır. Bu nedenle oluşan belirtileri de reflü ile aynı olduğu düşünülmektedir. Barrett özafagus belirtileri ise genel açıdan şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Yemek yeme öncesi ve sonrasında ağız içine acı su tadı gelmesi
  • Göğüs kısmında ağrı ve yanma hissi başlatması
  • Nedeni belirsiz şekilde gelişen ses kısıklığı
  • İstemsiz ve nedensiz şekilde başlayan uzun süreli öksürükler
  • Net bir şekilde iyileşmemiş olan diş ve diş eti sorunları
  • Sürekli yaşanılan hıçkırıklar
  • İstemsiz şekilde sürekli olarak yaşanan geğirme hali ve isteği
  • Yemek yeme esnasında yutma zorluğu çektirmesi

Yukarıda yer alan belirtiler genel bakımdan barrett özafagus rahatsızlığına yönelik yaşanan semptomlar olarak bilinmektedir. Reflü tarzında ilerleyen rahatsızlığın yutak kısmında kist veya tümör tarzı bir şey oluşturmuş olması kişiye uzun süreli rahatsızlıklar yaşattığı bilinmektedir. Aynı zamanda hastalığın net bir şekilde belirtilen tedavi şekli olmadığı bilinmektedir.

Sadece oluşumlarını yavaşlatıcı durumlar öne çıkmaktadır. Bu durumlar antireflü cerrahi ve ilaç tedavileri olarak bilinmektedir. Fakat gelişen tıp dünyası her geçen süre zarfında çok yeni cerrahi yöntemler keşfetmesi bakımından hekim kararı doğrultusu ile kişiye yönelik tedavi yöntemi uygulamaktadır.



Barrett Özafagus Tanı Yöntemleri

Barrett özafagus rahatsızlığı reflü rahatsızlığına yönelik aynı şikâyetler doğrultusu ile ilerlemektedir. İki durumun birbiri ile doğru orantıda ilerlemesi genel bakımdan ortak belirti göstermektedir. Bu nedenle kişide meydana gelen semptomlar doktor tarafından tıbbi öyküsü şeklinde dinlenmektedir. Tıbbi geçmişi incelenen hastaların ailesinde de böyle bir durumun olup olmadığı da sorgulanmaktadır. Çünkü özafagus rahatsızlığı yaşayan kişilerin ailelerinin geçmişinde de aynı belirtiler öne çıkmaktadır. Bununla birlikte uygulanan ilk adım endoskopi yöntemi olarak bilinmektedir. Endoskopi işlemi sayesinde özafagus kısmın iç duvarı incelenip biyopsi alınmaktadır.

Küçük cımbıza benzeyen aletin esnek bir boru ile özafagus kısmına iletilip kamera ile gözlemlenmesi gerçekleştirilmektedir. Yemek borusu incelemesi sonrasında alınan doku parçaları patalog tarafından incelenmektedir. Patalog incelemesinin bitmesi ardından hastalığın teşhisi konulabilmektedir. Bu uygulamanın yapılması öncesi ve dâhilinde hastada oluşan durumlarda gözlemlenmektedir. Örneğin; uzun süren bir hıçkırık tipi veya kesilmek bilmeyen öksürük hali de hastalıkla ilgili doktorun şüphesini çeken durumlar olarak bilinmektedir.



Barrett Özafagus Risk Faktörleri

Barrett özafagus rahatsızlığının oluşumuna yönelik bazı risk faktörleri bulunduğu bilinmektedir. Araştırma ve incelemeler doğrultusunda ortaya çıkan risk faktörlerinin ilk başında gelen durumu kişinin yaşadığı reflü rahatsızlığın şiddeti olarak saptanmıştır. Devamında ise obezite durumu nedeniyle kişide reflüyü arttıracak veya geliştirecek bir yeme şeklinin oluşması halidir. Genel açıdan ise aile öyküsünde yer aldığı bilinen özafagus sorunları olarak bilinmektedir. En fazla tetikleyen durum ise sigara kullanımı olarak bilinmektedir.



Barrett Özafagus Tedavi Yöntemleri

Barrett özafagus tedavi yöntemleri arasında öne çıkan ilk durum kişiye reflü tedavisi uygulanacak olmasıdır. Fakat displazi denilen kanser gelişimi mevcut halde ise farklı tedavi yöntemi öne çıkmaktadır. Kanser oluşumu gözlemlenmemişse belirli aralıklarda reflü durumunun endoskopi ile birlikte kontrol edilmesi gereken bir süreç başlatılmaktadır.

Barrett özafagus rahatsızlığında kanser oluşumu gözlemlendiği vakit hekim kararı neticesinde açık cerrahi operasyon veya endoskopik işlem ile birlikte oluşan durumun çıkarılması sağlanmaktadır. Bu operasyon ciddi ve hayati tehlike taşıması yönünden risk içermektedir.
Barrett özafagus tedavileri arasında oluşan displazi ve kanser türüne yönelik farklı metotlarda kullanıldığı bilinmektedir. Endoskopik tedavi çeşitleri arasında lazer ve ilaç tedavileri öncelikli olarak kullanılmaktadır. Ayrıca radyo frekans ya da kontrollü elektrik sayesinde bölgenin işlevsiz bir hale gelmesi sağlanmaktadır.



Ablasyon yöntemi olarak yapılan bu uygulamalar karşısında net bir sonuç elde edilemeyen durumlarda açık cerrahi operasyonlar devreye girmektedir. Bu operasyonlarda hastalığın durumuna yönelik kit çıkartılması veya özafagusun çıkartılması işlemi yapılmaktadır.

Beraberinde ise reflü durumuna yönelik oluşum sağlayan hastalığın devamında hastalara genel bakımdan cerrahi işlemler önerildiği bilinmektedir. Bahsi geçen bu durum son aşamalardan biri olduğu için ilk olarak uygulanan metot reflü tedavisine benzer şekilde ilerleyen ilaç tedavileri olarak bilinmektedir.

Diyafram Bozuklukları, Gaz – Dışkı Tutamama (Anal İnkontinens), hemoroid (basur), İltihabi Bağırsak Hastalıkları (Crohn Hastalığı Ve Ülseratif Kolit), Kalın bağırsak kanseri





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Buerger Hastalığı 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Buerger Hastalığı


Buerger Hastalığı

Buerger hastalığı genel bakımdan erkeklerde görülen dama tıkanıklıkları şeklinde ifade edilen bir hastalık türüdür. Genç yaştaki erkeklerde görülen bu hastalığın oluşum nedeni bireyin yoğun şekilde sigara kullanımına bağlı oluştuğu bilinmektedir. Periferik damar hastalığı şeklinde bilinen Buerger hastalığı kişinin ısrarlı şekilde sigara kullanımına bağlı olarak ilerleyen bir döngü başlatmaktadır. Genellikle hastalığın ortaya çıkardığı ilk durum el ve ayaklarda bulunan ince damarları tıkaması şeklinde bilinmektedir.

Buerger Hastalığı 2022

Direkt olarak tütün mamulleri kullanan kişilerde görülen Buerger hastalığı beraberinde dolaşım bozukluğuna da sebep olmaktadır. Tromboz adı verilen kan pıhtısı oluşturan kronikleşmiş durumlar sigara kullanımı sonucunda gelişmektedir. Her yıl sigara kullanımına bağlı olarak birçok kişinin yaşamını kaybettiği bilinmektedir. Sigaranın direkt olarak insan vücuduna etki ettiği hastalıklardan biri olan Buerger hastalığı da bu yüzden önemli hastalık türlerinden biri olarak bilinmektedir.

Buerger hastalığı farklı atardamar yapısını hedef alan bir rahatsızlık olmasına rağmen genellikle el, ayak ve bacaklardaki ince damarları tutmasıyla bilinmektedir. Kişinin akut enflamasyon geçirmesi halinde direkt olarak soğuk havaya karşı hassasiyeti oluşmaya başlamaktadır. Beraberinde sigara kullanımına devam eden kişilerde kangren durumu oluştuğu bilinmektedir. İlk evresinde ten renginde koyulaşma şeklinde değişim oluşturarak haber verici bir durum oluşturmaktadır.


Son safhada ise kişinin ayak parmakları, bacağı ya da el kısmında kangren durumları yaşanabilmektedir. Böyle bir sonuca ulaşıldığı zaman kangren oluşan kısmın vücuttaki diğer damarları tehdit edici bir durum oluşturmaması için bölgenin kesilmesi gerekebilmektedir. Kişinin genç yaşta hayatını körelten bu durum oldukça tehlikelidir. Bu yüzden sigara kullanımı mümkün olduğunca azaltılmalı hatta hiç kullanılmamalıdır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Buerger Hastalığı Nedir?

Buerger hastalığı sigara kullanımına bağlı olarak gelişen bir periferik damar hastalığı olarak bilinmektedir. Tütün ve tütün mamullerinden herhangi birinin aşırı derece kullanılması sonucunda görülen bir rahatsızlık olarak bilinmektedir. Hastalığın oluşumu sigara kaynaklı geliştiği gibi aynı zamanda erkeklerde görüldüğü bilinmektedir.

Sürekli sigara kullanımı nedeniyle oluşabilen bu hastalık ilerleyen süre zarfında kişinin el, ayak, bacak kısmında ağrı oluşumu ile kendini göstermeye başlamaktadır. Ek olarak bu ağrının beraberinde kişinin ten renginde değişimde başlamaktadır. Oluşan durum kan pıhtısı haline gelmesi ve ince damarların doğrudan tıkanmış hali olarak öne çıkmaktadır.

Erken teşhis ile müdahale yapılması bireyin kurtulmasını sağlayabilir. Fakat çok ilerlemiş durumda kişide kangren görülmesi mümkün olmaktadır. Kangren sonucunda da kangren olan bölgenin ampütasyon yapılması gerekmektedir. Tıbbi açıdan ampütasyon olarak belirtilerin bölgenin gerçek anlamda kesilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Buerger hastalığı kangren durumuna yönelik önemli bir zemin hazırlayıcısı olarak nitelendirilmektedir. Çünkü genç yaşta kangren olan kişilerin ileri yaşlarında ve hayatlarının geri kalanında yaşayacağı zorluklar bir hayli fazla olmaktadır. Bu durumu göz önünde bulundurduğunuz zaman sigara kullanımından önemli derece uzak kalmanız gerektiğinizi de anlamış olursunuz. Çünkü Buerger hastalığını başlatan durumda sigara kullanımından kaynaklanmaktadır.

Hastalığın başlamasını ve gelişmesini hızlandıran sigara kullanımı azaltıldığı veya bırakıldığı takdirde damar yapısındaki tıkanıklıklarda kendiliğinden düzelebilme ihtimaline sahiptir. Bununla birlikte hastalık genellikle ayak tırnaklarının kesilmesi şeklinde kendini göstermeye başlamaktadır.

Tırnak kesilmesi anında kişide yara oluşması ve bu yaranın ilerleyerek büyümesi halinde enfekte olması sonucunda hastalık net bir şekilde belli olmaktadır. Sigara kullanımı ile birlikte kişide oluşan ağrı ve şişlik hali strese, efor sarf edilmesine ve soğukta kalmasına bağlı olarak olumsuz yönde ilerlemektedir. Tıkanan damar yapısı ince olmasından ötürü bypass yapılması çok zor olmaktadır.



Buerger Hastalığı Belirtileri

Buerger hastalığı belirtileri genel bakımdan genç yaştaki erkeklerde görülen durum olarak benzer durumlarla öne çıkmaktadır. Özellikle bireyin hastalığı yaşaması halinde görülen semptomlar şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Havanın soğuk olduğu zamanlarda normal bir insana göre daha fazla üşümesi
  • El ve ayak kısmında karıncalanma yapması
  • El ve ayak parmaklarında uyuşma yapması
  • Yürüme halinde oluşan ağrı şekli daha fazla olduğu belirtilmektedir.
  • Dinlenme durumuna bağlı olarak şiddeti azalmış ağrı yapısının bir sonraki efor halinde şiddetlenerek çoğaldığı görülmektedir.
  • Hastalığın ileri evresinde kişide oluşan yaralar açık halde kalmaya başlamaktadır. İyileşme süresi normalden çok daha uzun olan bu süre zarfında kişide oluşan yaranın iltihaplanma hali de belirtilerinden biri sayılmaktadır.
  • Oluşan iltihaplar kangrene neden olmaktadır.

Buerger hastalığı yaşayan kişilerde çeşitli durumlara bağlı olarak kendiliğinden doku üzerinde yaralar meydana gelmeye başlamaktadır. Bir türlü iyileşmeyen bu yaraların iltihap yapması halinde ve sigara kullanımının devam etmesi durumunda kangren oluşmasının ihtimali çok yüksek olmaktadır. Kangren nedeniyle belirli uzuvların kesilmesi gerekebilir. Bu yüzden hastalıkta en önemli rol oynayıcı durum ve etken risk faktörü sigara olarak bilinmektedir.

Kadınlarda da görülebilen bir hastalık türü olmasına rağmen nadir şekilde görüldüğü belirtilmektedir. Hastalığın geliştirdiği durumlar kişinin fark edebileceği şekildedir. Bu yüzden oluşan tüm belirtilere dikkat edilmesi gerekmektedir. Belirtilerin yanı sıra sigara kullanımından doğan akciğer sorunları veya üst solunum yolu problemleri de aynı safhada oluşabilmektedir. Çünkü tütün ürünleri doğrudan damar tıkanıklığa yol açmaktadır.



Buerger Hastalığı Tanı Yöntemleri

Buerger hastalığı tanı yöntemleri arasında ilk öne çıkan durum bireyin yaşadığı belirtileri hangi süre zarfından itibaren yaşamaya başlaması halidir. Hekim tarafından dikkat edilen ilk durum kişinin aktif bir sigara kullanıcısı olup olmadığını sorgulamaktır. Özellikle 22 ile 43 yaş aralığında görülme olasılığı çok yüksek olan buerger hastalığı kişinin hangi sıklıkla sigara içtiğine yönelik doğru orantıda ilerlediği bilinmektedir.

Yapılan fiziki muayene esnasında kişinin uzuvlarının normal derecenin altında soğuk olması, nabız hali kontrolü ve cilt yapısının oldukça soluk olması bu hastalığa yönelik bakılan durumlar olarak bilinmektedir. Çünkü nabzın olmaması buerger hastalığı konusunda en önemli belirti sayılmaktadır. Bununla birlikte hastalığı tetikleyen duruma yönelik tanı konulabilmesi açısından ilk yapılan yöntem kolajen doku hastalığının olup olmadığını anlamaktır. Bu yüzden yapılan ilk tanı uygulaması Doppler Ultrasonografiler yöntemidir.

Böylece atardamar yapısına yönelik ilk tetkik tamamlanmış olmaktadır. İkinci yöntem ise tomografidir. Son olarak oluşan hastalığın teşhisini kesinleştirmek için kişiye anjiyografi yapılmaktadır. Bu uygulama sonrası kesin tanısı konulan kişiye tedavi başlatılmasına karar verilmektedir.



Buerger Hastalığı Tedavi Yöntemleri

Buerger hastalığı tedavi yöntemleri arasında ilk uygulanması gereken adım kişinin sigara kullanımını bırakması şeklinde öne çıkmaktadır. Çünkü hastalığı oluşturan en önemli sebep sigara olarak bilinmektedir. Sigara kullanımının yanı sıra stresli bir yaşam sürdürülmesi önemli etkenlerden biridir.

Her geçen gün gelişen tıp dünyasında hız kazanan durumların başında bu hastalığa yönelik kangren oluşumlarının önüne geçilmesi şeklinde tedavi metotları da önemli rol oynamaktadır. Ampütasyon yapılmasına gerek kalmadan oksijen tedavisi veya lokal kan artırımı yapılabilmektedir.

Buerger hastalığı yaşayan kişilerde uygulanan ilaç tedavisi olumlu cevap vermediği zaman uygulanan yöntem bypass cerrahisi olmaktadır. Ayrıca kök hücre tedavisi de bu hastalıkta önemli role sahiptir. Doku yapısının bozulmadan veya kesilmesine gerek kalmadan uygulanan yöntem kişinin hayatında önemli rol oynamaktadır. Fakat en önemli tedavi şekli sigaradan ve diğer tüm tütün ürünlerinden uzak durulmasına yönelik dirençli davranmak ve sigarayı tamamen bırakmaktır.

Diyafram Bozuklukları, Gaz – Dışkı Tutamama (Anal İnkontinens), hemoroid (basur), İltihabi Bağırsak Hastalıkları (Crohn Hastalığı Ve Ülseratif Kolit), Kalın bağırsak kanseri





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Crohn Ve Kolit 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Crohn Ve Kolit


Crohn Ve Kolit

Crohn ve kolit rahatsızlığı inflamatuar olarak gelişen bağırsak hastalığı çeşitlerinden biri olarak bilinmektedir. Genel bakımdan her ikisinden aynı anda bahsedilse de her iki türdeki rahatsızlık çeşidi farklı olarak bilinmektedir. Crohn hastalığı genel bakımdan yemek borusu ile ilgili olmasından dolayı mide bölümlerinde tutulma yapabilen türde olduğu bilinmektedir. Kolit rahatsızlığı ise kalın bağırsağın iç yüzey tabasındaki iltihaplanma olarak ifade edilmektedir. Bu durum ülser sorunu olarak ta gözlemlenmektedir.

Crohn Ve Kolit 2022

Her iki rahatsızlığın genel bakımdan mide ve bağırsak rahatsızlıklarına yönelik ortak noktası bulunması nedeniyle sindirim sistemine yönelik sorunlar yaşattığı bilinmektedir. Oluşan durum beraberinde bağışıklık sistemi de bozulduğu düşünülmektedir. Böylece vücudun direnç seviyesi düşerek bağırsak hastalıkları veya mide rahatsızlıkları yaşanması çok normal bir durum haline gelmektedir.

Crohn ve kolit rahatsızlıkları genel bakımdan kişinin mide problemleri yaşamasına yönelik ülser oluşumunda bir aşama şeklinde nitelendirilmektedir. Yemek borusu, yutak, ince ve kalın bağırsak işlevlerinin bozulmasını ele alan konuda ülseratif kolit durumu da öne çıkabilen durumlar arasında yer almaktadır. Bu yüzden kolit rahatsızlığına yönelik en doğru ifade biçimi ülseratif kolit olarak bilinmektedir.


Kolit rahatsızlığı ile birlikte bağırsak kanalında daralma durumu da meydana geldiği bilinmektedir. Crohn rahatsızlığında ise ilk sırada gözlemlenen durum kişide karın ağrısı oluşturmaya başlaması, vücudun ateş seviyesinin yükselmesi ve kronik halsizlik durumu gözlemlenmektedir. Özellikle çocukluk çağında gözlemlenen durumlar arasında sıkça belirtilen şikâyetler arasında istemsiz şekilde kilo kaybı da yaşandığı bilinmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Crohn ve Kolit Nedir?

Crohn ve kolit hastalığının hangi durumdan kaynaklı olduğu bilinmemesine rağmen crohn rahatsızlığı görülen kişilerde kolit rahatsızlığı da oluştuğu bilinmektedir. Crohn rahatsızlığı genel olarak ince bağırsağın kalın bağırsak ile birleşim yerinde meydana gelen bir iltihap hali olarak tanımlanmaktadır. Kolit rahatsızlığı ise direkt olarak kalın bağırsağı etkileyen ve kanal daralması yapabilen tutulumlar olarak değerlendirilmektedir.

Her iki rahatsızlığın sindirim sistemine yönelik doğru orantılı ilişkisi bulunmaktadır. Bu yüzden vücudu tümden etkileyen iki farklı durum açığa çıkmaktadır. Genel bakımdan mide yapısında bozulmalara yol açan hastalık beraberinde ülser oluşumları ve mide iltihapları gözlemlenmektedir. Bu durum yara oluşması şeklinde de ifade edilen bir durum olarak gözlemlenmektedir. Bu yüzden tıbbi tedavileri arasında en önemli etken yöntem cerrahi boyutta olan operasyonlardır. Ciddi derece de hayatı etkileyen bu hastalık ortalama 35 ile 45 yaşındaki kadınlarda daha fazla görülmektedir.

Crohn ve kolit rahatsızlığı sindirim sisteminde kalınlaşma yapan bir hastalık türü olarak bilinmektedir. Sadece yetişkinlerde oluşmayan bu durum çocuklarda da görülebilen bir rahatsızlık olarak bilinmektedir. Belirtileri arasında ishal ve ateş durumları öne çıkmasına rağmen bir çeşit bağırsak sorunu olmasından ötürü anüs kısmında çatlaklarda oluşturduğu bilinmektedir.



Bağırsak hastalıkları vücudun birçok yerinde hasar bırakabilecek güce sahiptir. inflamatuar şekilde ilerlemesinden dolayı hekimler tarafından gözlemlenmiş birçok durumu da açığa çıkartmaktadır. Bu rahatsızlıkların başında ilk sırada gözlemlenen durum göz hastalıklarıdır. Göz hastalıklarına yönelik çift görme, ışığa karşı duyarlılık, görme merceğinde oluşan iltihap durumu veya gözde bir cisim varmış hissi yaratması olarak tanımlanmaktadır.

Beraberinde çocukluk çağında görülecek durumlar arasında cilt lezyonları yer almaktadır. Crohn ve kolit rahatsızlığında görülen eklem sorunları ise crohn hastalığı ile doğrudan ilişkili rol oynamaktadır. Başlıca eklem sorunlar el, ayak, bacak ve kalça kısmında görülen tutulmalar ile ortaya çıkan boyuttadır. Kişinin yaşamını ani şekilde durduran bu rahatsızlık türü bağırsak hastalığı ile yakından ilişkiye sahip olduğu bilinmektedir.

Beraberinde ise ağız içi yaralarda oluşmaya başlamaktadır. Beyaz şekilde tarif edilen bu yaralar aft olarak bilinmektedir. Aft durumunu sıkça yaşayan kişilere yönelik ilk başta vitamin eksikliği teşhisi konulsa da bağırsak hastalıklarına yönelik yaşanabilecek durumlar arasında olduğu bilinmektedir. Crohn ve kolit rahatsızlığının beraberinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri de idrar yolu enfeksiyonları olarak bilinmektedir.



Crohn ve Kolit Belirtileri

Crohn ve kolit rahatsızlığının belirtileri genel bakımdan her insanda aynı semptomlarla ortaya çıkmamaktadır. Bu yüzden tek bir kategoride veya belirtide durum değerlendirmesi yapmak doğru değildir. Örneğin; yemek yeme sonrasında rahatsızlık hisseden bazı kişilerde bağırsak daralması olması yüzünden kusma durumu meydana gelmektedir.

Beraberinde ise göbek çevresinde ağrı oluşturduğu bilinmektedir. Kişinin yaşadığı rahatsızlık nedeniyle iştahsızlık durumu da başlamakta ve beraberinde kabızlık hali de oluştuğu bilinmektedir. Kalın bağırsağın tutulması sonrasında ise kişinin katı dışkısında kan oluşumu gözlemlendiği bilinmektedir. Oluşan bu durum aynı zamanda hastalığın belirtilerinden biri sayılmaktadır.

Crohn hastalığının başlangıcından itibaren görülen durumlar arasında yetişkin bireylerde istemsiz kilo kaybı oluşurken çocuklarda ise ateşinin yükselmesi meydana gelmektedir. Oluşan durumla ilgili fark edemeyen kişinin mutlaka en yakın sağlık kuruluşunda hastalığı teşhis ettirmesi önemli role sahiptir. Çünkü crohn ve ülseratif kolit durumunda farklı belirtiler ile gözlemlenen durumlar öne çıkmakta ve bunun yanı sıra tedavisi cerrahi şekilde yapılabilmektedir. Genel bakımdan kolit durumunda ortaya çıkan semptomlar şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Karın ağrısının kramp şeklinde başlaması
  • Kişinin sık şekilde ishal olması ve bu ishalin beraberinde kanama başlaması
  • Katı dışkı beraberinde sümüksü bir sıvı oluşması
  • Kansızlık oluşması
  • Sürekli tuvalete gitme isteği oluşması
  • Yetişkin kişilerde kabızlık oluşturması
  • İştah kaybı oluşturması


Crohn ve kolit rahatsızlığına yönelik yukarıda sıralanan belirtiler kolit durumunda oluşan durumlar olarak bilinmektedir. Crohn hastalığına yönelik belirtiler ise şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Karın bölgesinde şişlik oluşması
  • Karın ağrısının sürekli yaşanması
  • Dışkılama yapıldığında kan gelmesi
  • Kişinin dinlenme sonrasında dahi kendisini halsiz ve yorgun hissetmesi
  • İstemsiz şekilde gelişen iştah kaybı
  • Nedeni bilinmeyen kilo kaybı oluşmaya başlaması
  • Belirsiz şekilde oluşan ateşlenme hali
  • Anüs bölgesinde çatlak, fistül, akıntı ve apse oluşturması

Yukarıda sıralanmış durumlar genel bakımdan crohn ve kolit rahatsızlıkların görülen belirtiler olarak bilinmektedir. Bu belirtilerin görülmesi halinde kişinin vakit kaybetmeden erken teşhis ve tedavi açısından hekime gözükmesi şarttır.



Crohn ve Kolit Tedavi Yöntemleri

Crohn ve kolit rahatsızlıklarının tedavi öncesinde dikkate alınması gereken belirtiler dâhilinde tanı koyulması gerekmektedir. Özellikle uzun süren ve geçmek bilmeyen karın ağrıları yaşanması sonrasında tanı konulmasına yönelik uygulanması gereken durumlar bulunmaktadır. Bu durumlar kişinin kan tetkiki yaptırması, dışkı incelemesi yaptırması, sindirim sistemine yönelik film çekimi, endoskopi, kolonoskopi ve biyopsi olarak bilinmektedir. Oluşan rahatsızlığa yönelik hangi durumu yaşadığınızın tanısı yapılması ardından hastalığın evresine yönelik tedavi başlatılmaktadır.

Crohn ve kolit rahatsızlığında ilk sırada yer alan ve uygulanan tedaviler inflamatuar ilaç tedavisi olarak bilinmektedir. Fakat verilen ilaçların yüksek doz içermesi nedeniyle yan etki oluşturabilme ihtimali gözlemlenerek tedavi planı yapıldığı bilinmektedir. Genç bireylerde bu durum tehlikeli bir sonuç hazırlayabileceği için takip edilerek yapılması önemli rol oynamaktadır.



Fakat ilerlemiş crohn hastalığında anüs kısmında çatlak oluşturan durum yaşandığı zaman cerrah tarafından önerilen durum ameliyat olarak bilinmektedir.

İltihaplanmış olan bağırsak bölümünün çıkarılma işlemi sonrası açıkta kalmış olan bağırsakların ucu birbirine denk gelecek şekilde birleştirilmektedir. Risk içeren bir yöntem olmasından dolayı her iki hastalığın tedavisinde en son aşamada uygulanan yöntem ameliyat olarak bilinmektedir.

Diyafram Bozuklukları, Gaz – Dışkı Tutamama (Anal İnkontinens), hemoroid (basur), İltihabi Bağırsak Hastalıkları (Crohn Hastalığı Ve Ülseratif Kolit), Kalın bağırsak kanseri





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Divertikülit 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Divertikülit


Divertikülit

Divertikülit sindirim siteminde yer alan küçük keselere verilen tıbbi ad olarak tanımlanmaktadır. Şişkin biçimde oluşan bu keselerin kalın bağırsağın alt kısmında olduğu bilinmektedir. Genellikle 40 yaş ve sonrasında meydana gelen hastalığın genel tanımı divertiküloz olarak bilinmektedir. Hastalığın oluşma evresinde divertikülit olan bilinen şişkin keseler iltihaplanmaya başlamaktadır. Bu rahatsızlığın oluşum sonrasında kişide meydana gelen durumlar arasında özellikle sık yaşanan karın ağrıları ve mide bulantıları görülmektedir.

Divertikülit 2022

Keselerin tek birinin iltihaplanması ya da her birinin iltihaplanması halinde bağırsak hastalığı da oluştuğundan diyet konusunda farklılık başladığı gözlemlenmiştir. Hafif şekilde gözlemlenen durumlara yönelik antibiyotik tedavileri öne çıkarken daha ağır durumlarda cerrahi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Ayrıca kişinin yapacağı beslenme alışkanlıklarının değişikliği de bu tedavi şekline yönelik uygulamalardan biri olarak bilinmektedir.

Divertikülit rahatsızlığı genellikle lifli besinlerin nadir şekilde tüketilmesine bağlı olduğu bilinmektedir. Daha doğrusu katı dışkı oluşumuna sebebiyet verecek besinlerin sıkça tüketilmesi sonucunda oluştuğu düşünülmektedir. Bu nedenle kişinin beslenme alışkanlığının bu konuda önemli role sahip olduğu bilinmekte ve nedenlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.


Kalın bağırsakta basınç hissini arttıran bu durum beraberinde kolon kısmında da sorunlar oluşturmaktadır. İltihaplanma oluşması sonucunda yırtılma meydana gelirse bazı enfeksiyonel hastalıklarda oluşabilmektedir. Enfeksiyon oluşumlarına yönelik risk faktörleri arasında en baskın durum kişinin yaşının ilerlemiş olması ve beraberinde sigara kullanıyor olması şeklinde bilinmektedir. Aynı zamanda obezite özelliğinin olması veya yanlış besinleri bir arada tüketmesi risk faktörü oluşturabilen durumlar arasında bulunmaktadır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Divertikülit Nedir?

Divertikülit rahatsızlığının genel olarak nedeni net bir şekilde belirtilmemesine rağmen kalın bağırsağın alt kısmında yer alan keselerin iltihaplanması ile birlikte oluşan şişkinlik durumu olarak bilinmektedir. Bu keselerin bazı risk faktörlerine yönelik şişip iltihaplanması ile birlikte antibiyotik tedaviler uygulanmaktadır. Oluşturduğu komplikasyonlar arasında ise ilk yaşanabilen durum kese torbalarında apse oluşması ya da irin birikmesi şeklinde gözlemlenmektedir.

Kişinin yaş ortalaması baz alındığında ortalama 40 yaş sonrasında görülen bir rahatsızlık olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda farklı hastalıklara yönelik kullanılan ilaçların yan etkisi olarak ta görülmektedir. Kişinin bu rahatsızlığı yaşamaya başladıktan sonra ciddi derece de her yemek sonrası bulantı yaşadığı şikâyetler arasında yer alan bir durumdur.

Divertikülit rahatsızlığı yaşanmasına yönelik önemli durumların başında kişinin obezite hastalığına sahip olmasıdır. Çünkü obezite rahatsızlığı divertikülit oluşumuna zemin hazırlayan durumlardan biri olarak yorumlanmaktadır. Tam tersi olarak lifli besin kaynağının az miktarda veya hiç tüketilmemesi halinde bağırsaklar daha az çalıştığı için divertikülit durumu oluşabilmektedir. Beraberinde de kişinin kötü alışkanlıklardan biri olan sigara kullanımı mevcut halde ise divertikülit yaşama ihtimali çok yüksek olarak bilinmektedir.



Beraberinde de kabızlık oluşması veya katı dışkılama esnasında zorluk yaşanması en muhtemel durumlardan biri olarak bilinmektedir. Hafif konumda olan rahatsızlığa yönelik ilaç tedavisi uygulanmasına rağmen akut şekilde gelişmiş divertikülit durumunda bazı enfeksiyon durumları da öne çıkmaktadır. Bu durumlar genel olarak şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Kalın bağırsağın alt kısmında yer alan keselerde irin şeklinde iltihap oluşması
  • Yara izi oluşmasından dolayı bağırsak kanallarında tıkanma meydana gelmesi
  • Bağırsak ile organlar arasında anormal durumlar oluşturması
  • Fistül oluşumu yapması
  • İltihaplanmış olan kese yırtılması ( acil durum olarak bilinen kese yırtılması halinde bağırsakta yer alan tüm içerik karın içine yayılmaktadır.)

Yukarıda belirtilmiş durumlar akut durumda ilerleyen divertikülit oluşumu esnasında oluştuğu bilinmektedir. Bu yüzden hayati tehlike oluşturabilecek ve aciliyet gerektiren durumları da yaşatmaktadır.



Divertikülit Belirtileri

Divertikülit belirtileri arasında ilk sırada yer alan durum karın kısmının sol tarafında sürekli yaşanılan ağrı olarak gözlemlenmektedir. Bu ağrı kimi zaman şiddetli olabildiği gibi kimi zamanda normal durum olarak algılanan hale bürünmektedir. Genel bakımdan divertikülit oluşumu halinde görülen belirtiler şu şekilde sıralanmaktadır.

  • Kişide istemsizce gelişen mide bulantısı hali ve beraberinde kusma durumu
  • Ani gelişen ateş yükselmesi
  • Karın bölgesinde hassasiyet yaşaması (Herhangi bir darbe almamasına rağmen karın kısmına el değdirilmesinden dahi korkması)
  • Kabızlık yapması
  • Kabızlığın tersi şekilde ishal oluşturması

Yukarıda belirtilen durumlar hastalığın evresine bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. Fakat genel olarak tüm belirtileri bu sıralama da yer almaktadır.



Divertikülit Nedenleri

Divertikülit nedenleri çok çeşitli olabildiği gibi tam olarak tek bir neden belirtilmemektedir. Bu nedenle hastalığın oluşumuna yönelik bazı durumlar neden olarak gösterilmektedir. Kolon kısmında yer alan zayıf alana baskı yapabilecek durumlar arasında ilk sırada yer alan konu kişinin katı gıda tüketmesi olarak yorumlanmaktadır.

Katı gıda tüketiminin yanı sıra lif kaynağı olmayan besinleri tercih etmesi öne çıkmaktadır. Çünkü sürekli katı gıda tüketilmesi ile beraber kabızlık durumu oluşmakta ve kalın bağırsak baskı altına girmektedir. Genel bakımdan incelendiğinde divertikülit oluşumuna yönelik nedenler şu şekilde sıralanmaktadır.

  • 40 yaş ve sonrası görülme olasılığı yüksek olduğundan yaşın artması ile birlikte görülme ihtimali artmaktadır.
  • Kişinin aşırı kilolu olması divertikülit rahatsızlığına zemin hazırlayan bir durum olarak bilinmektedir.
  • Kişinin sigara kullanıyor olması bu rahatsızlığa yönelik oluşumu destekleyen bir durum olarak bilinmektedir.
  • Yoğun şekilde egzersiz yapılması hastalığın yaşanma riskini çoğaltan durum olarak kabul edilmektedir.
  • Hayvansal gıdaların çok fazla tüketilmesi ve lif bakımından önemli besinlerin tüketilmemesi hastalığı oluşturan durumlardan biri olarak kabul edilmektedir.
  • Diğer hastalıklara bağlı olarak kullanılan bazı ilaçların yan etkisi şeklinde hastalık gelişebilmektedir.

Yukarıda sıralanmış nedenler genel bakımdan divertikülit oluşuma yönelik önem vermeniz durumlar olarak bilinmektedir. Genel bakımdan hekimlerin görüşleri de bu yöndedir. Çünkü hastalığın oluşturduğu belirtiler nedenlerine göre ilerlemektedir.



Divertikülit Tanı Yöntemleri

Divertikülit tanı yöntemleri genellikle hekim tarafından yapılan fiziki muayene esnasında yaptığı belirtiler dâhilinde ortaya çıkmaktadır. Fakat tam bir teşhis konulması adına hekim tarafından istenen tetkikler bulunmaktadır. İlk olarak istenen tetkik sıralamasında kan ve idrar testleri yapıldığı bilinmektedir.
Karın ağrısı karaciğere bağlı ilerlediği için karaciğer enzimlerine bakılması da gerekmektedir. Bu yüzden karaciğer enzim testi de yapılmaktadır. Ayrıca kişinin ishal olma durumu mevcut halde ise dışkı testi de istenebilmektedir. Dışkı testine ek olarak BT taraması yapılması hastalığın tam teşhis edilmesine yönelik önemli bir yöntem sayılmaktadır.



Divertikülit Tedavi Yöntemleri

Divertikülit tedavi yöntemleri genel bakımdan hastalığın evresine göre ilerlemektedir. Bu yüzden tek bir tedavi metodu ile başlamamaktadır. İlk olarak hekim tarafından önerilen tedavi şekli komplike olmayan tedavi uygulanmaktadır. Komplike olmayan tedavi evde yapılan tedavi olarak bilinmektedir. Ayrıca hastalığın ilk evresi ve şiddetinin hafif olduğu durum olarak bilinmektedir.

Hastalığın ilerlemiş halinde ise komplike olan tedavi şekline geçilmektedir. Bu tedavi şeklinde bağışıklığınızın düşük olması, birden fazla hastalığın oluşumu gözlemlenmiş olması ve apse durumları halinde ameliyat yapılması gerekmektedir. Hastalıklı olarak yorumlanan bağırsağın çıkarılması ya da iltihaplı bölümün kesilmesi ile yapılan ameliyat tekrardan uçları birleştirilecek şekilde uygulanmaktadır. Bu durum birincil bağırsak ezeksiyonu ve kolostomi ile bağırsak ezeksiyonu şeklinde belirtilen bir durumdur.

Başarı ile tamamlanmış ameliyat sonrasında ise hasta hekim tarafından takip edilmektedir. Ortalama 6 hafta sonrasında kolonoskopi yapılarak hastalığın durumu kontrol altına alınmakta ve tedavisi tamamlanmaktadır.

Diyafram Bozuklukları, Gaz – Dışkı Tutamama (Anal İnkontinens), hemoroid (basur), İltihabi Bağırsak Hastalıkları (Crohn Hastalığı Ve Ülseratif Kolit), Kalın bağırsak kanseri





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!


Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.


Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…


Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.


Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp