En Son Eklenenler


Suçiçeği 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Suçiçeği

Suçiçeği çocukluk çağında çok sık karşılaşılan bir virüs çeşidinin bulaşması sonucu deri döküntüleri oluşturan bir hastalık türü olarak bilinmektedir. Hastalığı taşıyan kişiye temas edilmesi veya hava partiküllerinden dolayı bulaşma oranı yüksek olan bu hastalığın VZV virüs çeşidinin yol açtığı bir durum olarak bilinmektedir. Bu konuda en etkin role sahip olan durum aşılama uygulaması olarak bilinmektedir. Çünkü aşılanmamış çocuklar veya yetişkinler her daim risk altında olduğu bilinmektedir. Bu hastalık bağışıklık sisteminde baskı oluşturması ile birlikte ensefalit hastalığına da neden olabilmektedir. 

Beyin iltihabı olarak bilinen ensefalit hastalığını yaşayan çocukların büyük bölümü ise kalıcı hasarlarla mücadele etmektedir. Bağışıklığı düşüren bu virüs aynı zamanda zatürre hastalığına da sebep olabilmektedir. Bu nedenle çok tehlikeli bir virüs olmasına rağmen alınabilecek önlemler ile kısa sürede atlatılacak bir rahatsızlık olduğu bilinmektedir. 

Suçiçeği hastalığı kişiye bulaştıktan sonraki ilk 2 hafta içinde belirtilerini net bir şekilde göstermeye başlamaktadır. Deri döküntüleri oluşturan bu hastalık türü öncesinde yüksek ateş oluşturmaktadır. Yüksek ateş oluşmasının yanı sıra kişide yoğun bir şekilde gözlemlenen halsizlik durumu da öne çıkabilmektedir. En basit bir işi yapmaktan dahi kaçınma hali özellikle bu hastalığın oluşum evresinde gözlenen bir durum olarak belirtilmektedir. 

Hastalığın teşhis edilmesi halinde denetim altına alma amaçlı antiviral ilaç kullanımı yaptırılmaktadır. Fakat bu uygulama beraberinde deride iz yapacak şekilde oluşan suçiçeği yaralarının kesinlikle kaşınmaması gerekmektedir. Çünkü kaşınmaya başladığı an içindeki mikroplu sıvı oluşan durumu başa döndürecek etkiye sahiptir. 

Suçiçeği Nedir?

Suçiçeği hava yolu, temas veya öksürük yolu ile bulaşabilen bir virüs çeşidinden kaynaklı olduğu bilinen deri döküntüsü oluşturan hastalık olarak bilinmektedir. Hastalığın kuluçka süresi zarfında ilk olarak belirlenen durumlar arasında yüksek ateş, baş dönmesi ve deri döküntüsü oluşturduğu bilinmektedir. 

Beraberinde ise deyim yerindeyse kişinin elini kaldıracak hali olmadığı yönünde belirti vermeye başlamaktadır. Güçsüzlük hissinin oluşturduğu bir durum olarak öne çıkan bu hastalığın antiviral yol ya da aşı yoluyla denetim altına alınması mümkün bulunmaktadır. Fakat bu hastalığa yönelik koruyucu aşı yaptırmamış kişilerin her zaman risk altında olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte hastalığı geçirme ve atlatma süreci daha baskılıdır. 

Suçiçeği bağışıklık sistemine direkt olarak zarar verdiği bilinen VZV virüs kaynağı ile oluşan hastalık türüdür. Bu yüzden bağışıklık sistemini bozan hastalığın beraberinde pnömoni veya ensefalit yaşanma ihtimali çok yüksek olduğu bilinmektedir. Baskılanan bağışıklık sistemi neticesinde kişide meydana gelebilen bu iki durum suçiçeği beraberinde ön görülen durumlar olarak belirtilmektedir. Beyin iltihabı ve zatürre geçirilmesi halinde oluşan durum çok daha ciddi bir hale dönüşmektedir. Bu nedenle zamanında aşı olunması önemli rol oynamaktadır. Aşı olmayan kişiler için bağışıklık sistemini koruma ve güçlendirme adına takviye edici besin maddelerini kullanmak akıllıca bir yöntem olmaktadır. Hastalığın yaşanması halinde ise antiviral ilaç desteği alınması enfekte olmuş hastalığı atlatmak açısından önemli role sahip olduğu bilinmektedir. 

Suçiçeği Nedenleri

Suçiçeği nedenleri arasında Herpes virüs çeşidi olarak bilinen VZV virüs gösterilmektedir. Bu virüs nedeniyle ortaya çıkabilecek hastalıklardan ilki suçiçeği olarak bilinmektedir. İkinci olarak oluşabilen hastalık türü ise zona hastalığı olarak bilinmektedir. 

Hastalığı geçirmiş veya enfekte olmuş kişilerde bu hastalığın belirtileri düşük bir şekilde bulunmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte hastalığı yaşayan kişilerin virüs kapsamı adı altında yaşadığı durumu inaktif bir dönem halinde atlatması mümkün bulunmaktadır. Bağışıklığın bozulması veya düşmesi halinde hastalık yeniden tetiklenmekte ve hastaların birçoğu zona hastalığını da yaşamaya başlamaktadır. Çünkü bağışıklık düşüşü ile birlikte kişinin sinir sistemine dayalı problemler de öne çıkmaktadır. Bu yüzden hastalığın tekrar pekişmesine sebep olacak bir zemin hazır hale gelmektedir. 

Suçiçeği Belirtileri

Suçiçeği belirtileri genel bakımdan hastalığın başlama sürecinden sonraki dönemde görülmeye başlamaktadır. Görülen belirtilen bazı kişilerde daha seyrek bir halde izlenim gösterebilmektedir. Ortalama olarak 10 gün ile 21 gün arasında belirtileri gözlemlenen suçiçeği rahatsızlığının genel semptomları şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Döküntü oluşmadan önce hafif ateş başlangıcı oluşturması
  • Burun akıntısı oluşturması
  • Halsizlik yapması
  • İştahsızlık yapması
  • Gövde kısmından başlayan deri döküntülerinin ayaklara kadar yaygınlaşması
  • Döküntüler belirgin hale geldikten sonra yüksek ateş oluşturması
  • Kızarmış şekilde oluşan küçük kabarcık ile başlaması sonrasında büyümesi

Suçiçeği oluşumunda gözlemlenmiş belirtiler yukarıda sıralanmış olup farklı durumlarında öne çıkması mümkün görülmektedir. Bununla birlikte hastalığın belirtilerini çok hafif şekilde geçirilmesi de mümkün bulunmaktadır. Kişinin bağışıklık sistemi ile yakından ilgili olan bu hastalığın oluşturabileceği durumlar kişiden kişiye değişkenlik göstermektedir. Aynı zamanda bu belirtiler dâhilinde zona hastalığı, zatürre, ensefalit hali de oluşabilmektedir. 

Suçiçeği Tanı Yöntemleri

Suçiçeği tanı yöntemleri arasında ilk olarak ateş ve halsizlik hali belirtisi olarak kabul edildiği için en yakın sağlık kuruluşuna gidilmektedir. Hekimin detaylı fizik muayenesi yapması esnasında teşhis koyabilmesi mümkündür. Hastalığı geçiren enfekte olmuş kişide kırmızı kabarcık şeklinde oluşan deri döküntüleri mevcut durumda ise teşhis edilmesi daha kolaydır. Fakat tam bir tanı konulabilmesi açısından oluşan deri döküntülerinden sürüntü alınması gerekmektedir. Aynı zamanda kişinin kan örneği alınarak laboratuar incelemesi yapılmaktadır. Böylece net bir teşhis konulmaktadır. Teşhis edilen hastalığın sonrasında ise tedavi süreci başlatılmaktadır. 

Suçiçeği Tedavi Yöntemleri

Suçiçeği hastalığının teşhis edilme durumlarında iki durum öne çıkmaktadır. İlk olarak kişinin veya çocuğun sağlıklı olup olmama hali öne çıkmaktadır. Suçiçeği tedavi gerektiren bir hastalık olmamasına rağmen kişinin sağlık durumuna bakılarak uygulanan yöntemler değişmektedir. Sağlıklı kişilerde bu durum tedavisiz bir şekilde atlatılmaktadır. Fakat sağlığı genel anlamda bozuk olan kişilerde mutlaka tedavi gerektiği bilinmektedir. 

Genellikle bu hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar ateş düşürücü ve deride yara oluşturması ve kaşınma özelliği oluşturması sebebi ile antihistaminik ilaç kullanımı yapılması olarak bilinmektedir. Hastalığın oluşum sürecindeki belirtiler suçiçeğinin oluşması ardından hızla etkisi düştüğü bilinmektedir. Bu yüzden istirahat halinde kalınması önerilmektedir. Bu hastalıkta çocuk veya yetişkine kesinlikle verilmemesi gereken ilaç türü aspirin olarak bilinmektedir. Çünkü aspirin verilme halinde beyin iltihabı oluşabilmektedir. Bu yüzden çok tehlikeli bir durum öne çıkabilmektedir. 

Suçiçeği hastalığının tedavisine yönelik ateş düşürücü kullanılacak ise mutlaka bu ateş düşürücü hekim tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü bu hastalığın beraberinde pekişebilecek farklı hastalık türleri de öne çıkabilmektedir. Beyin hasarına yol açabilen zatürre rahatsızlığı da bu hastalığın beraberinde görülecek durumlardan biri olması sebebiyle mutlaka hekim tarafından uygun görülen ilaç kullanımı yapılmalıdır. Aksi takdirde geri dönülmesi zor olan yollara girmeniz mümkündür. 

Bu hastalığın bulaşma oranını düşürmek açısından el yıkama alışkanlığına özen gösterilmesi ve kapalı alanlarda uzun süre kalınmaması önemli bir adım sayılmaktadır. Aynı zamanda var olan hastalığın bulaşma ihtimalini de düşüren bir durum olarak bilinmektedir. Hastalığı atlatan kişilerin öksürme veya hapşırma halinde ağzını kapatması gerekmektedir. Oluşan döküntüler nedeniyle mikrop kapılmaması açısından kaşınmaması gerekmektedir. Ayrıca yetişkinlerde ve çocuklarda suçiçeği hastalığından korunma amacı ile yapılan aşı önemli bir role sahip olduğu bilinmektedir. 

Rota Virüsü, Rektal Polip, Raşitizm, Pediatrik Onkoloji Ve Hematoloji, Otizm Spektrum Bozukluğu




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Rota Virüsü 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Rota Virüsü

Rota virüsü genel olarak bağırsaklarda oluşan bir rahatsızlık türü olup hastalığın görüldüğü kişilerde çok yoğun şekilde ilerleyen ishal ve bağırsak enfeksiyonu başlatmasıyla bilinmektedir. Bununla birlikte en yaygın virüs tipi olarak bilinmektedir. Dünya çapında görülen bu hastalık türü özellikle bebeklerde ve çocuklarda ishal şeklinde belirti göstermektedir. Rota virüsü her alanda ve her zaman oluşan bir virüs çeşidi olarak bilinmektedir. 

Geçtiğimiz yıllarda rota virüsü vakaları 113 milyonu aşkın şekilde bildirilmiş durumdadır. Rota virüsünün beraberinde ülke çapında yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen sonuçlardan biri de hastalığın yaygın bir salgın haline dönüştüğü ve kıtlıkla mücadele edilen yerlerde ölümle sonuçlandığı bilinmektedir. Bu nedenle çok tehlikeli ve ölümcül bir virüs çeşidi olduğunu da belirtmek gerekir. 

Rota virüsü enfeksiyonunu önlemenin en önemli adımı hijyen kurallarına uyulmasıdır. Özellikle el yıkama alışkanlığının kazandırılması sayesinde bu enfeksiyon türü önlemektedir. Ortak kullanım alanlarında yer alan zararlı bakterilerin çocuğun ya da bebeğin elini ağzına götürmesi sonrasında bağırsak enfeksiyonuna yol açtığı bilinmektedir. 

Hastalığın başlangıç modeli ishal olarak nitelendirilmektedir. Bu hastalığın önlenmesi amacıyla geliştirilen rota virüsü aşısı kısmen koruyucu göreve sahip olmasına rağmen 5 yaş altındaki çocuklarda yoğun bir şekilde yayıldığı tespit edilmiştir. Bu yüzden yapılan rota virüsü aşılarının birkaç çeşidi bulunmaktadır. Hastalığın gidişatına göre geliştirilen aşılar bu anlamda önemli role sahip oldukları bilinmektedir. 

Rota Virüsü Nedir?

Rota virüsü genel olarak bağırsaklarda enfeksiyon oluşturan ve ilk belirtisi ishal olarak gözlemlenen bağırsak iltihabı olarak bilinmektedir. Özellikle 5 yaş altındaki çocukların bu virüs çeşidine en az 1 kez yakalandığı gözlemlenmiştir. Tüm dünyada görülebilen bu virüs çeşidi viral yollarla bulaşabilen hastalıklar şeklinde ifade edilmektedir. Bu yüzden çocuğun yaşadığı ortamın sağlığa uygunluk açısından önemli rol oynadığı bilinmektedir. 

Pis ortamın yarattığı etkiler neticesinde rota virüsü çok hızlı şekilde yayılmaktadır. Bu yüzden çocuklara el yıkama konusunda alışkanlık kazandırılması çok önemli rol oynamaktadır. Hastalığın özellikle görüldüğü zamanlar ilkbahar ve kış mevsimi olarak bilinmesine rağmen yılın her döneminde görüldüğü de belirtilmektedir. Bağırsaklarda iltihap oluşması ile birlikte çocukta başlayan ishal durumu beraberinde sıvı kaybı da oluşturmaktadır. Oluşan sıvı kaybı nedeniyle de yetersiz bir kalan bir tedavi süreci sonucunda hastalık neticesinde ölümler görülmektedir. Bu yüzden ciddi bir enfeksiyon oluşturduğunu bilmek gerekmektedir. 

Rota virüsü rahatsızlığı salgın türünde ilerleyen bir hastalık olduğu için ortak kullanılan alanlardan ya da çocukların birbiriyle temas etmesi sonucunda çok hızlı bulaştığı bilinmektedir. Aynı zamanda oyuncakların ortak şekilde kullanılması sonrasında dahi bu virüs hızlı bir bulaş özelliği gösterebilmektedir. 5 yaşın altındaki çocuklarda bu durum çok sık yaşandığı için çok dikkatli olunması gerekmektedir. Aynı zamanda bu virüsü geçiren veya atlatan çocuk yeniden aynı virüse yakalanma ihtimaline de sahip olduğu bilinmektedir. Hastalığın oluşum gösterme süresi 2 gün olarak bilinmekte iyileşme veya tedaviye cevap verme hali ise yaklaşık 1 hafta olarak bilinmektedir. Bu virüsten korunmanın en önemli yolu ise el yıkama alışkanlığı olarak bilinmektedir. 

Rota Virüsü Belirtileri

Rota virüsü belirtileri genellikle hastalığın bulaşma zamanından sonraki 2 gün içinde görülmeye başlamaktadır. İlk başta ani şekilde gelişen ateş hali ve kusma olarak başlayan durum beraberindeki günlerde sıvı kaybına yol açan şekli ile ishale dönüştüğü bilinmektedir. Yaygın bir şekilde ilerleyen rota virüsünün genel belirtileri şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Yüksek ateş oluşturması
  • 24 saatten fazla süreli ishal yapması
  • Sıvı kaybı oluşturması
  • Karın ağrısı yapması
  • Tepki verememe hali oluşturması
  • Halsizlik 
  • Kaka renginin siyaha dönük olması veya katrana benzemesi
  • Dışkıda kan gözlemlenmesi

Yukarıda sıralanan belirtiler yetişkin kişilerde daha farklı ilerlemektedir. Bu yüzden oldukça tehlikeli ve bulaş oranı yüksek bir virüs olduğunu belirtmek doğru bulunmaktadır. Belirtileri arasında görülen durumlardan biri de az idrara çıkma olarak bilinmektedir. Aynı şekilde tam tersi olarak yoğun şekilde idrara çıkma hali de ortaya çıkabilmektedir. Fakat oluşan bu durum yetişkinlerde görülen bir semptom olarak bilinmektedir. 

Rota virüsü genel olarak ilk başlarda belirtilerini çok net şekilde gösterebilen bir rahatsızlık olmasına rağmen hiçbir belirti göstermeden de ilerleyebilmektedir. Bu yüzden oluşan durumlardan en az ikisi mevcut halde gözlemleniyorsa mutlaka tanı koyulması ve tedavi edilmesi açısından en yakın sağlık kuruluşuna gitmeniz gerekmektedir. Çünkü bu virüsün bağırsak iltihabı oluşturması nedeniyle vücutta sıvı kaybı başlaması uzun süren bir durum haline dönüşürse hastalığın sonucu ölümle sonuçlanabilmektedir. Bu yüzden önlem alınması ve bulaş oranının azaltılması açısından aşı tedavisi yaptırılması gerekmektedir. 

Hastalığın nadir şekilde yaptığı durumlardan biri de bağırsakları tıkaması olarak bilinmektedir. Hayati tehlike oluşturan bu durum şiddetlenerek ilerlediği zaman hastanın kurtarılma oranı daha düşük seviyededir. Bu yüzden ilerlememesini sağlayacak durumların uygulanması önem taşımaktadır. 

Rota Virüsü Nasıl Bulaşır?

Rota virüsü en hızlı şekilde bulaşan ve 5 yaş altında bulunan çocukların en az 1 kez geçirdiği virüs veya enfeksiyon çeşidi olarak bilinmektedir. Hastalığı taşıyan bir başka çocuğun tuvaletini yapma sonrasında ellerini yıkamaması ve beraberinde dokunduğu her alan ve eşyadan yana bulaştırma hali çok net bir şekilde bilinmektedir. Özellikle de tuvalet sonrasında el yıkanmaması hali bu virüsün oluşumunu destekleyici en önemli durumlardan biri olarak bilinmektedir. 

Rota virüsü vücuda girmiş halde bulunması sonrasında semptomların gözükmemesi normal karşılanmaktadır. Beraberinde ise elini ağzına götürmesi sonrası bir başkasına temas etme veya öpme sonrasında da bulaştırma hali çok yüksek olarak belirlenmiştir. Bu durumla birlikte hastalığı yaşayan kişinin temas ettiği alanlar temizlenmediği zaman virüs bulaştırma oranını haftalarca saklayabilmektedir. Bu nedenle yaşanılan ortamında detaylı bir şekilde temizlenmesi gerekmektedir. 

Rota Virüsü Tedavi Yöntemleri

Rota virüsü rahatsızlığına yönelik önerilen veya tavsiye edilen bir ilaç ve antibiyotik kullanımı bulunmamaktadır. Hastalığın teşhisi yapılma sonrasında hekimin belirlediği önerilerin yapılması tedavi yöntemi olarak bilinmektedir. Fakat oluşan bu durum ortalama 8 gün içinde kendiliğinden düzelebilmektedir. 

Hastalığın ilerlememesi açısından bu süre zarfında çocuğun kendini toparlaması açısından hijyen kurallarının en iyi şekilde uygulanması önem taşımaktadır. Ayrıca ishal oluşturduğu için mutlaka sıvı tüketiminin yoğunlaştırılması önerilmektedir. Çünkü aşırı sıvı kaybı yaşanması halinde vücut tümden etkilenmeye başlamaktadır. Bebeklerde görülen bir durum ise ve emzirilen bir bebek ise mutlaka emzirme süresi uzun tutulması gerekmektedir. Ayrıca hekim önerisi ile birlikte ek sıvı verilmesi mümkün görülen durumlardan biri olarak bilinmektedir. 

Rota virüsü geçiren enfekte olmuş çocuğun yaşı 5 yaşından büyük ise belirli bir süre istirahat ve sıvı alımının yoğunlaştırılması önerilmektedir. Bu süre zarfında çocuğun en çok dikkat etmesi gereken durum hangi sıklıkla tuvalete giderse gitsin elini yıkaması gerektiğini unutmaması olarak bilinmektedir. Çünkü enfekte olmuş bir çocuk taşıyıcı durumda olduğu için elini sürdüğü alanların temizlenmemesi halinde tekrardan aynı hastalığı yaşama ihtimaline sahiptir. Bu yüzden çocuğun sağlığı ve bulaş oranını düşürmek amaçlı temizlik kurallarına tümden uyulması büyük önem taşımaktadır. 

Rektal Polip, Raşitizm, Pediatrik Onkoloji Ve Hematoloji, Otizm Spektrum Bozukluğu, Nefrotik Sendrom




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Rektal Polip (Juvenil Polip) 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Rektal Polip (Juvenil Polip)

Rektal polip (juvenil polip) genel olarak çocukluk çağında görülen bir kanama rahatsızlığı olarak bilinmektedir. Rektal polip sap oluşumu veya olmaması nedeniyle ortaya çıkabilen bir ur olarak ifade edilmektedir. Ur oluşumu genellikle 5 ile 15 yaş arasında ortaya çıkabilecek sorun olarak nitelendirilmektedir. Genel belirtisi ise kanamasıdır. Boyutu 20 mm’ye kadar ulaşan polip çift taraflı da olabilmektedir. Fakat tek taraflı oluşum sergilediği vakit bu miktar 10mm olarak bilinmektedir. Bağırsak duvarına bağlı olan polip genellikle bir sap ucuna bağlıdır. 

Gaita çıkışı esnasında sürtünmeden kaynaklı kanamaya başlayabilir. Polipleri &70’i son bağırsak kısmında yer almaktadır. Kalan %15’i ise alt bağırsakta yer almasıyla bilinmektedir. Genel bakımdan iyi huylu ur yapısına sahip olduğu bilinen urların patolojik inceleme yapılması gerekmektedir. Çünkü oluşum gösteren urların farklı bir hastalığı oluşturma veya öne çıkarma durumu da bulunmaktadır. 

Rektal polip (juvenil polip) genel bakımdan çocuğun katı dışkı yaparken yaşadığı bir sorun olarak ifade edilmektedir. En ufak bir gaita sürtünmesi nedeniyle kanama oluşturan bu rahatsızlık mutlaka incelenmesi gereken bir hastalık olarak bilinmektedir. İleriye dönük farklı rahatsızlıkları da beraberinde taşıyan bir hastalık türü olması ve çocukluk çağında görülmesi nedeniyle anemi türü rahatsızlık çeşitlerine de eşlik edebilmektedir. Patolojik incelemeler sonucunda genellikle iyi huylu ur yapıları öne çıkmasından ötürü erken teşhis ile tedavisi yapılması mümkün bulunmaktadır. 

Rektal Polip (Juvenil Polip) Nedir?

Rektal polip (juvenil polip) katı dışkı çıkışında kan belirtisi ile kendini gösteren ve bağırsak kaynaklı bir rahatsızlık türü olarak bilinmektedir. Son bağırsak ve alt bağırsak bölümlerinde bir sapa bağlı şekilde başlayan bu rahatsızlık türü çocukluk çağında görülen bir hastalık olarak nitelendirilmektedir. 

İlk başlarda fark edilemeyen bu durum çocuğun ailesine söylemesi sonucunda fark edilecek bir durum olarak bilinmektedir. Gaita çıkışı esnası veya sonrasında fark edilebilen bu durum birkaç damla kan ile ilk belirtilerini göstermektedir. Bu nedenle çocuk açısından gaita çıkışı daha zahmetli bir hale gelmektedir. Çocuğun yaşadığı durumu anlamak açısından özellikle belirtiği kan çıkma durumu birkaç gün takip edilmesi gerekmektedir. 

Rektal polip (juvenil polip) rahatsızlığı ilk başlarda şüphe oluşturabilen bir rahatsızlık olarak algılanmamasına rağmen ilaçlı kalın bağırsak filminin çekilmesi sonucu saptanabilen bir durumdur. Bu nedenle çocukta gözlemlenen takip süreci önemlidir. Özellikle gaita çıkışı sağlanırken acı ve ağrı hissedilmeye başlanmışsa bu durum şüpheleri üzerine çeken bir sorunun varlığına işaret etmektedir. Hassasiyet gerektiren bu konu beraberinde farklı durumları da öne çıkarmaktadır. Çünkü oluşan rektal polip ur oluşumu sonucunda var olmaktadır. Urların genel bakımdan iyi huylu oluşu tedavi sürecini kısaltan bir durum olarak bilinmektedir. Fakat rektal polip kalın bağırsaktan kaynaklı bir sorun olduğu için ve ileriye dönük kolon kanserine sebep olabileceği için mutlaka teşhis edilmesi ve tedavi edilmesi gereken hastalık türü olarak bilinmektedir. 

Rektal Polip (Juvenil Polip) Belirtileri

Rektal polip (juvenil polip) bağırsağa bağlı bir şekilde gelişen ur türü ve bu ur oluşumu nedeniyle gaita çıkışı esnasında kanama oluşturan rahatsızlık türü olarak bilinmektedir. Rektal polip rahatsızlığında ilk olarak anlaşılabilen belirti gaita üzerinde veya sonrasında rektal kısımdan kan çıkmasıdır. Genel olarak hastalığın oluşturduğu belirtiler şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Rektal kanama başlatması
  • Gaita renginde farklılaşma oluşması
  • Çocuğun tuvalet alışkanlıklarında değişiklik yaşanmaya başlaması
  • Gaita çıkışı esnasında kan gelmesinden dolayı tuvalet yapma konusunda çocuğun zorlanması ve beraberinde kabızlık sorununda gelişmesi
  • Aşırı derece yorgun ve halsiz hissetme
  • Göbek ağrılarının başlaması
  • Nadir olarak görülen kansızlık problemleri

Yukarıda belirtilen semptomlar rektal polip (juvenil polip) hastalığında yaşanabilen durumlar olarak öne çıkmaktadır. Bu durumların dışında farklı semptomlar da oluşabilmektedir. Çocukta tıbbi açıdan farklı bir rahatsızlığın olması halinde durum daha karmaşık hale gelebilmektedir. Tıbbi anlamda patolojik yöntemle incelenmesi gereken kalın bağırsağın ilaçlı röntgeni çekilerek oluşan durum saptanabilmektedir. Genellikle çocukluktan ergenliğe dayanan süreçte yaşanan bu rahatsızlık olabildiğince erken zamanda teşhis edilmesi gerekmektedir. Çünkü ileriki yaşlarda kolon kanseri oluşturabilecek türde olduğu düşünülmektedir. 

Rektal Polip (Juvenil Polip) Tanı Yöntemleri

Rektal polip (juvenil polip) rahatsızlığının tanı yöntemlerinde ilk olarak hekim ve hasta ilişkisinde hastalığın yaşandığı süreçte görülen belirtiler ele alınmaktadır. Fizik muayenesinde yapılan uygulama ve incelemeler genellikle oluşan hastalığın tanısını koyma açısından yeterli görülmektedir. Fakat anlaşılması zor olan şüpheli durumlarda hekim tarafından istenilen yöntem ilaçlı kalın bağırsak filmi olarak bilinmektedir. Ek olarak ise endoskopi istenebilmektedir. 

Çocuğun yaşadığı durumlar aile tarafından fark edilmiş bir boyuta ulaşmışsa bu durum tanı koyulmasını da kolaylaştırmaktadır. Tam teşhis ve tanı koyulması açısından uygulanmakta olan yöntemlerden biri de patolojik inceleme olarak bilinmektedir. Bu sayede kesin ve net bir teşhis konularak tedavi süreci başlatılmaktadır. 

Rektal Polip (Juvenil Polip) Tedavi Yöntemleri

Rektal polip (juvenil polip) tedavi yöntemi genel olarak cerrahi işlemlerle yapılmaktadır. Aynı gün içinde anal yolda giriş yapılması sonucu oluşan urun ameliyatla çıkarılması şeklinde bilinmektedir. Bu hastalığın kesin tedavi şekli cerrahi yöntem olmasından dolayı ilerlemesi halinde daha vahim sonuçlar oluşturabilmesi mümkün bulunmaktadır. 

Hastalığın tedavi yöntemlerine ek olarak oluşturabileceği problemler de ele alınması gerekmektedir. Çünkü gaita yapısında kan ile belirti veren durum süreci başladığından itibaren çocukta kansızlık veya anemi tarzında sorunlarda yaratmaktadır. Bu yüzden oluşan kansızlıkla ilgili de tedavi uygulanması gerekebilmektedir. Ayrıca kabızlıkta oluşturabilen bu rahatsızlık çok çeşitli şekilde ilerleyeceğinden tedavi sürecinde çocuğun beslenme şekline daha dikkat edilmesi gerekmektedir. Sıvı alımının çoğaltılması ve posalı yiyecek seçimi bu hastalığın cerrahi işleminden sonra uygun görülen durumlardan biridir. 

Rektal polip tedavi yöntemleri arasında yetişkin bireyler açısından kullanılan yöntemler şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Polipektomi: Tel bir döngü sayesinde oluşan polip yani urun kalın bağırsaktan çıkarılma yöntemidir. Fakat oluşan polip boyutu 1 cm’den büyük ise yakınında bulunan doku yapısına zarar vermemek adına sıvı enjekte edilmesi sayesinde uygulanıldığı bilinmektedir. 
  • Minimal invaziv cerrahi: Kalın bağırsakta yer alan poliplerin normal seviyeden büyük olması halinde laparoskopi yöntemi ile çıkarılması işlemi olarak bilinmektedir. 
  • Kolon ve rektum çıkarılması: Nadir olarak görülebilen FAP türünde bir hastalık oluşumu gözlemlendiği an kolon kanserine dönüşmemesi açısından rektumun komple çıkarılması işlemi olarak bilinmektedir. Ameliyat ile yapılan bu yöntem en son aşamada gerekli görülen bir durum olarak bilinmektedir. 

Rektal polip (juvenil polip) tedavisi cerrahi işlemle birlikte yapılması uygun görülen bir yöntem olmasına ve gün içinde bu ameliyatın yapılıp taburcu olunmasına rağmen belirli bir süre dikkat edilmesi gereken durumlar bulunmaktadır. Bu durumların başında çocuğun zorlanmamasını sağlayan beslenme şekli, tuvalet alışkanlığının yeniden kazandırılmasıdır. Bu hastalığa yönelik en sık görülen polip çeşidi adenom tipi olarak bilinmektedir. 

Adenom tipinde olması kolon kanseri oluşumu açısından çok tehlikelidir. Bu nedenle çocuğun yaşamakta olduğu belirtileri ciddiye alarak en kısa süre içinde yakınınızda bulunan sağlık kuruluşuna gitmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Aksi halde ileriye dönük çok önemli bir sorun yaşamanız mümkün olabilir. 

Raşitizm, Pediatrik Onkoloji Ve Hematoloji, Otizm Spektrum Bozukluğu, Nefrotik Sendrom, Labial Yapışıklık,




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Raşitizm 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Raşitizm 

Raşitizm çocuklarda D vitamini eksikliğinde görülen bir hastalık olarak bilinmektedir. Özellikle uzun süre D vitamini eksikliği yaşayan çocuklarda bulunan hastalık olarak öne çıkmaktadır. Bu hastalığın genel özelliği kemiklerin zayıf ve kırılgan olmaya başlaması şeklinde adlandırılmaktadır. D vitamini eksikliği nedeniyle oluşan bu hastalık türü nadir olarak genetik şekilde de başlayabilmektedir. 

Vücudun bir ihtiyacı olarak bilinen kalsiyum ve fosforun D vitamini sayesinde emilim yapması gereklidir. Fakat D vitamini eksikliği oluşmaya başladığında çocuğun en küçük bir yaralanma sonrasında bile daha geç iyileştiğini fark etmek mümkün olmaktadır. Zayıf kemik yapısı nedeniyle yaptığı en ufak bir aktivite de hızlıca yorulmaya başlamaktadır. 

Raşitizm hastalığı özellikle çocukları hedef alan bir hastalık türüdür. Bu nedenle kalsiyum ve fosfor emilimine ihtiyaç duyan vücut yapısının D eksikliğini uzun süreli yaşaması halinde raşitizm hastalığı başlamaktadır. Direkt olarak eklem yapısını bozan ve güçsüz kas yapısını öne çıkaran bu hastalık ilerleyen süreçte çocuğun hayatını daha da kötü hale getirebilmektedir. Bu hastalığı yaşayan çocuklarda farklı bir hastalık yoksa D vitamini ihtiyacının karşılanması ve ek ilaç takviyesi ile oluşan hastalık düzelebilmektedir. Fakat farklı bir hastalık mevcut durumda ise mutlaka hastalığın teşhisi konulur konulmaz tedavisi başlatılması gerekmektedir. Çünkü ilerleyen her süre zarfında çocuğun iskelet kemik yapısında deforme oluşmaya başlamaktadır. Böyle bir durumda ise düzeltici rol oynayan cerrahi uygulamalar öne çıkmaktadır. 

Raşitizm Nedir?

Raşitizm çocukluk çağında kemik deformeleri oluşturan D vitamini eksikliğinden kaynaklanan bir hastalık türü olarak bilinmektedir. Çocuğun uzun süreli D vitamininden mahrum kalması sonucunda gelişen bu hastalık kalsiyum ve fosfor emilimi yapamaması halinde çeşitli kemik bozuklukları meydana getirmektedir. Bireyin tıbbi anlamda farklı bir rahatsızlığı varsa ekstra bir tedavi yapılması uygun b ulunmaktadır. 

Fakat mevcut halde başka bir tıbbi rahatsızlık yoksa çocuğun diyet programına D vitamini eklenmesi halinde oluşan rahatsızlık düzelebilmektedir. Bununla ilgili geniş bir inceleme yapılması önemli role sahiptir. Mineral fosfor yapısı genel olarak insan iskeletinin yapısında bulunması gereken bir bileşen olarak bilinmektedir. Bu yüzden normal bir düzeyde bulunması gereklidir. 

Raşitizm rahatsızlığı D vitamini ve fosfor eksikliğine bağlı oluşan bir hastalık türü olduğundan çocuğun veya bireyin beslenme programı önemli rol oynamaktadır. Nedenleri arasında ilk olarak öne çıkan durum beslenme tarzı ve yaşam biçimi ile alakalı olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte güneş ışığı D vitamini açısından çok önemlidir. Her çocuğun veya bireyin güneş ışığından faydalanması gereklidir. Küçük yerlerde yaşayan ailelerin çocukları genel bakımdan yaşam tarzları nedeniyle D vitamininden normalin üstünde faydalanmaktadır. Fakat gelişen teknoloji ve kentsel yaşam nedeniyle büyük şehirlerde yaşayan çocuklar D vitamini eksikliği çok sık yaşamaya başlamıştır. Bu yüzden kemik deformelerini başlatan raşitizm hastalığı öne çıkmaktadır. 

Raşitizm Nedenleri

Raşitizm nedenleri arasında ilk olarak dikkat çeken konu D vitamini eksikliği olmasıdır. Gün ışığından yararlanmayan veya uzun süre kapalı alanlarda kalan çocuklarda raşitizm rahatsızlığı geliştiği bilinmektedir. Gün ışığından yararlanılması D vitamini aldığının açıkça göstergesi olarak kabul edilmektedir. Fakat D vitamini kapsayan yiyeceklerde önemli rol oynamaktadır. Özellikle yumurta sarısı, somon balığı, süt, tahıl ürünler ve çeşitli meyve sularının da tüketilmesi gerekmektedir. Çünkü D vitamini açısından önemli rol oynaması nedeniyle bu tarz yiyecek ve içeceklerden tüketilmesi de gerekli görülmektedir. 

Güneş ışığının daha az sıklıkla görüldüğü şehirler raşitizm hastalığına çok büyük zemin hazırlamaktadır. Örneğin; coğrafi açıdan incelendiğinde nemli bir iklim yapısına sahip olan Karadeniz, raşitizm hastalığı konusunda tehlikeli bir bölge olarak bilinmektedir. Çünkü yılın büyük bölümü yağmurlu geçmektedir. Bu nedenle güneş ışığının çok fazla gözükmediği alanlardan biri olarak tarif edilmektedir. Bununla birlikte genel nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Çocuğun normal süresinin daha erken vaktinde doğmuş olması D vitamini düşüklüğüne sebep olmaktadır. 
  • Güneş ışığından mahrum kalınması
  • HIV enfeksiyonları yaşaması nedeniyle kullanılan ilaçların yan etkisi sonucunda D vitaminin düşmesi
  • Koyu tene sahip olması nedeniyle güneş ışığını daha az çekmesinden oluşması
  • Doğru olmayan beslenme programı nedeniyle gelişmesi

Yukarıda sıralanan nedenler genel olarak raşitizm hastalığına takviye yapıcı etkenler ve risk faktörleri olarak belirtilmektedir. Fakat içlerinde en önemli role sahip olan durum güneş ışığından mahrum kalınması olarak bilinmektedir. 

Raşitizm Belirtileri

Raşitizm belirtileri başında ilk olarak öne çıkan durum çocukta kas zayıflığı görülmesi olarak bilinmektedir. Bununla birlikte gelişim geriliği yaşaması ve motor becerilerini yapamaması olarak belirtilmektedir. Bu hastalıkta oluşan belirtiler şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Gecikmiş büyüme hali
  • Kas zayıflığı
  • Bacaklar arasında eğri bir yapı oluşması
  • El ve ayak bileklerinde kalınlaşma hali
  • Göğüs kemiğinde çıkıntı oluşması
  • Kemik ağrıları
  • İskelet deformitesi olması

Yukarıda belirtilen semptomlar raşitizm hastalığında gözle görülecek şekilde meydana gelebilen durumlar olarak özetlenmektedir. Bu nedenle hastalığı oluşturan etkenleri göz önünde bulundurarak davranılması gereklidir. Çünkü güneş ışığı raşitizm hastalığında çok önemli rol oynamaktadır. Ayrıca vücudun normal düzeyde ve her zaman gün ışığına ihtiyacı vardır. 

Raşitizm Tanı Yöntemleri

Raşitizm tanı yöntemleri öncesinde fiziki açıdan muayenesi yapılan çocuğun hangi şartlarda bulunduğu hekim tarafından sorgulanmaktadır. İkinci olarak tıbbi geçmişin dinlenmesi ile birlikte oluşan kemik bozukluğu, kas zayıflığı veya anormallikler hekim tarafından kontrol edilmektedir. Bununla birlikte raşitizm hastalığının başlaması ile birlikte ayak ve el bileklerinin kalınlaştığı fark edilmektedir. Bununla birlikte çocuğun kafatası normalden daha zayıf bir yapıya sahip olmaktadır. Bu nedenle yumuşak kafatasına sahip olup olmadığına bakılmaktadır. 

Belirtilerinden biri olan göğüs kemiğinin çıkıntı oluşturup oluşturmaması dikkat çeken konulardan biri sayılmaktadır. Hekim tarafından detaylı yapılan fiziki muayene bitmesi ardından röntgen filmi istenmektedir. Ek olarak kan ve idrar tahlilleri yapılmaktadır. Kan ve idrar tetkikleri bu hastalığın oluşum nedenini de ortaya çıkaran bir gösterge sayılmaktadır. Aynı zamanda hastalığın tam teşhisi açısından önemli role sahip olduğu bilinmektedir. 

Raşitizm Tedavi Yöntemleri

Raşitizm tedavi yöntemleri hekim tarafından belirlenen düzeyde yapılması gerekmektedir. D vitamini eksikliği ve fosfor emilimini doğru düzeyde takviye edilmesi sayesinde hastalık tedavi edilebilmektedir. Fakat D vitamininden doğru düzeyde kullanılması çok önemlidir. Çünkü fazlası çocukta anormal şekilde gelişebilen bir başka sorunda oluşturabilmektedir. 

D vitamini eksikliği haricinde fosfor emilimini bozan bir durum gözlendiği takdirde oluşan durumu düzeltmek adına da tedavi uygulanmaktadır. Çocukta oluşan raşitizm durumu erken teşhis edilmiş durumda ise kısa süre zarfında düzeltilebilmektedir. Fakat ilerlemeye başlamış halde ise hekim tarafından kullanılması gereken vücut aparatları kullanılması gereklidir. Medikal bir yöntem sayesinde vücuda en uygun şekilde kullandırılan aparat sayesinde hastalık önlenebilmektedir. 

Daha ileri vakalarda ise cerrahi müdahale söz konusu olmaktadır. Çünkü raşitizm hastalığı nedeniyle çocuğun iskelet yapısı genel anlamda bozulmaya başlamıştır. Bu evrede yapılan cerrahi operasyon ileriye dönük bir başka durumun oluşmasını da engellemektedir. Fakat bu uygulama son adım olarak bilinmektedir. Çocukta oluşan belirtiler henüz başında iken dikkate alınırsa ve fark edilen iskelet deformesi oluşursa mutlaka en yakın sağlık kurumuna gidilmesi gerekmektedir. 

Pediatrik Onkoloji Ve Hematoloji, Otizm Spektrum Bozukluğu, Nefrotik Sendrom, Labial Yapışıklık, Kızamıkçık




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Pediatrik Onkoloji Ve Hematoloji

Pediatrik onkoloji ve hematoloji bölümü genel olarak çocukluk çağında yer alan kanser ve kan hastalıklarına yönelik inceleme yapan tıp alanı olarak bilinmektedir. Çocukluk çağında oluşa anemi rahatsızlıkları başta olmak üzere solid tümör çeşitleri, lenfoma ve lösemi hastalıklarına bakan bu bölümde uzun süreli tedaviler yer almaktadır. Bu hastalıkları yaşayan çocukların genel bakımdan poliklinik tarzı veya hastaneye yatış tarzı ile tedavi edildiği bilinmektedir. 

Pediatrik ve onkoloji bölümünde birçok çeşitli hastalıklara bakılmaktadır. İmmun hastalık, depo hastalıkları, kemik iliği yetersizliği, talasemi ve orak hücreli anemi gruplarını inceleyen tıp dalı hastalıklar konusunda çok önemli bir role sahiptir. Bu hastalıkların kişinin ya da çocuğun üzerinde hayati tehlike oluşturmasından kaynaklı pediatrik adı altında incelenen her türlü hastalık türüne bakıldığı bilinmektedir.

Bu bölümle birlikte ilişki halinde olan diğer bölümler şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Yoğun bakım 
  • Enfeksiyon
  • Nöroloji
  • Nefroloji
  • Çocuk cerrahisi
  • Göğüs hastalıkları
  • Radyasyon onkolojisi
  • KBB
  • Göz hastalıkları
  • Deri hastalıkları
  • Ortopedi
  • Beyin cerrahisi
  • Çocuk psikiyatrisi
  • Gastroenteroloji
  • Kardiyoloji
  • Kan bankası

Yukarıda sıralanan bölümlerle düzenli takip ve iş birliği içinde sürdürülen pediatrik onkoloji ve hematoloji bölümü tıp dalında inceleme yapılan birçok hastalığa baktığı bilinmektedir. Bu nedenle çok önemli bir tıp dalıdır. 

Pediatrik onkoloji ve hematoloji dalında özellikle sık görülen ve en çok tedavisi yapılan hastalık türü beyaz küre hastalığı olarak bilinmektedir. Kan hastalıkları ile ilgili her türlü hastalık çeşidine bakılan pediatrik bölümde çok çeşitli vakalarda görülmektedir. Bu alanda birbirinden değişik birçok anemi çeşidine bakıldığı bilinmektedir. Hekimler tarafından yapılan tedavi çalışmalarında önemli oranda başarı elde edilmektedir. 

Pediatrik Onkoloji ve Hematoloji Nedir?

Pediatrik onkoloji ve hematoloji bölümü genel bakımdan kan ile ilgili hastalık çeşitlerine bakan tanı koyan ve tedavisini yapan tıp bölümü olarak bilinmektedir. Özellikle çocukluk çağında çok sık görülmekte olan anemi çeşitleri başta olmak üzere demir eksikliği veya B12 tedavisinde önemli rol oynamaktadır. Çocukların gelişimi açısından çok önemli role sahip olan bölüm her geçen gün daha çok geliştirilmekte ve yapılan tedaviler sonucu birçok kişinin hayatı olumlu şekilde değişmektedir. 

Onkoloji genel olarak kanser tedavisi yapılan bölüm olarak bilinmektedir. Aynı zamanda teşhisi konulan hastaların her bakımdan yeni bir dönemin başladığı süreç olarak ta bilinmektedir. Hematoloji ise kan eksikliği veya kanda görülen sorunlarla ilgili durumu öne çıkarmaktadır. Her ikisinin birleşmesi sonucunda birçok bölüm ile iletişim halinde olan bir tıp alanı ortaya çıkmaktadır. 

Pediatrik onkoloji ve hematoloji bölümü çocukluk çağında görülen kanser vakaları ve kan yapısındaki anormallikleri tedavi eden bölüm olarak bilinmektedir. Bu nedenle aynı anda pek çok tıp alanı ile ortak çalışmalar sürdürmektedir. Özellikle kanser tedavisi gören kişilerde ek olarak psikiyatr veya psikolog dalı da önemli role sahip olduğu bilinmektedir. Bireyin yaşamdan soyutlanmaması ve daha iyi ve hızlı şekilde iyileşebilmesi adına bu bölümün önemli katkısı bulunmaktadır. 

Pediatrik Onkoloji ve Hematoloji Hastalıkları

Pediatrik onkoloji ve hematoloji bölümünde çok çeşitli anemi hastalıklarına bakılmaktadır. Bu hastalıkların özellikle çocukluk çağında görülme sıklığı her geçen gün artış göstermektedir. Ebeveynleri endişelendiren bu durum beraberinde diğer tıp alanlarıyla da iletişim halinde olunmasını öne çıkarmaktadır. Pediatrik onkoloji ve hematoloji hastalıkları genel bakımdan şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Demir eksikliği ile oluşan anemi
  • B12 eksikliği ile oluşan anemi
  • Doğuştan oluşan kan hastalıkları
  • Akdeniz anemisi
  • Orak hücreli anemi hastalığı
  • Anormal hemoglobin hastalıkları
  • Kemik iliği yetmezliği
  • Aplastik anemi hastalığı
  • Fanconi Aplastik anemi hastalığı
  • Diaman-blackfan anemi hastalığı
  • İdiopatik trombositopenik purpura hastalığı
  • Nötropeniler
  • Çocukluk çağında görülen lösemi rahatsızlığı
  • Kanama diatezi
  • Trombo bozukluğu hastalığı

Yukarıda belirtilen hastalık çeşitleri genel olarak pediatrik onkoloji ve hematoloji tıp alanına bağlı bir şekilde tanısı yapılan ve tedavisi sürdürülen hastalıklar olarak bilinmektedir. Bu hastalıkların düzenli takibi ve sürdürülen tedaviye ek destek olarak hekimlerin kararı ve fikirleri doğrultusunda çocuk psikiyatrı bölümü önemli bir role sahip olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda ilk bölümde sıralanan diğer tıp alanları ile birlikte işbirliği halinde olan bir bölümdür. 

Pediatrik Onkoloji ve Hematoloji Hastalıkları Nedenleri

Pediatrik onkoloji ve hematoloji hastalıklarının genel olarak vücudun çok önemli bir ihtiyacı olarak bilinen kan yapısındaki bozulmalar sonucunda oluştuğu bilinmektedir. Hematoloji bölümü genel bakımdan kan bilimi olarak bilinen bir tıp alanı olduğu için oluşan kan hastalıklarının teşhisine ve tedavisine bakan bölüm olarak bilinmektedir. Bununla birlikte kan hastalıklarının %80’i çocukluk çağında oluştuğu bilinmektedir. Bu yüzden çocuk hematolojisi önemli bir role sahiptir. 

Kan değerlerinde görülen anormal durumlar sonucu oluşabilen pek çok kan hastalığı vardır. Ayrıca anemi oluşmasının tek nedeni kanser değildir. B12 eksikliği veya demir eksikliği de anemi yapmaktadır. Bu yüzden detaylı inceleme yapılması kan bilimi açısından çok önemlidir.

Pediatrik onkoloji ve hematoloji hastalıklarının genel nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Çocuğun bulunduğu alanlarda sigara içilmesi
  • Kimyasal maddelerle sıkça temas halinde olunması
  • Gıda koruyucular nedeniyle oluşması
  • Yanlış beslenme tarzına sahip olunması
  • Tarım ilaçlarından kaynaklı oluşması
  • Genetik risk faktörleri
  • Hareketsiz bir yaşam tarzına sahip olunması

Pediatrik onkoloji ve hematoloji bölümünde görülen anemi hastalıklarının genel nedenleri üstteki sıralama şeklinde gözlemlenmektedir. Fakat oluşabilen durumlara yönelik farklı nedenlerde hematoloji ve onkoloji hastalıklarına sebep olabilmektedir. Bu yüzden net bir neden belirtilmesi doğru bulunmamaktadır. Özellikle yanlış bir yaşam tarzına sahip olan ebeveynlerin çocuklarında görülecek en sık durum çeşitli anemi rahatsızlıkları olarak bilinmektedir. 

Pediatrik Onkoloji ve Hematoloji Hastalıkları Belirtileri

Pediatrik onkoloji ve hematoloji hastalıklarını yaşayan bireylerde genel olarak görülen belirtiler benzer halde ilerlemektedir. Tedavi öncesi ve sonrasında oluşabilecek durumlar benzer olmakla birlikte çocuklarda bu durum daha ağır geçebilmektedir. Oluşan anemi hastalıklarına yönelik belirtiler şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Yüz ve gözlerde solgun bir yapıya sahip olunması
  • Halsizlik 
  • Saç dökülmesi
  • Çarpıntı hissi
  • Göz kararması ve baş dönmesi
  • Erken yorulma
  • Nefes darlığı ve kulak çınlaması 

Yukarıda sıralanan durumlar genel bakımdan onkoloji ve hematoloji hastalıklarına görülmüş olan belirtilerdir. Pediatrik hastalık türlerinde görülebilecek farklı semptomlarda oluşabilmektedir. Bu nedenle tek bir belirtiye yönelik tanı konulmamaktadır. 

Pediatrik Onkoloji ve Hematoloji Tanı Yöntemleri

Pediatrik onkoloji ve hematoloji hastalıklarına yönelik en önemli tanı yöntemi bireyde oluşan belirtilerin beraberinde kan tahlili sonuçları olarak bilinmektedir. Gerekli görüldüğü an MR ve BT çekimleri de yapılarak tanı kesinleştirilmektedir. 

Pediatrik Onkoloji ve Hematoloji Tedavi Yöntemleri

Pediatrik onkoloji ve hematoloji tedavi yöntemleri ayakta gün aşırı veya hastanede yatış şeklinde ilerleyen bir süreci kapsamaktadır. Hastalığın durumuna yönelik yapılan ilaç tedavileri, ışın tedavileri ve kemoterapi uygulamaları en iyi bilinen yöntemleri arasında yer almaktadır. Bu hastalığın neticesinde uygulanan tedavilere yönelik belirli aralıklarda bireye kan tetkikleri yapılarak hastalığın durumuna göre ara verilmektedir. 

Hastalık sürecinde kişinin veya çocuğun kendisini iyi hissetmesi açısından psikiyatr bölümü ile işbirliği içinde olunması çok önemli rol oynamaktadır. Bu sayede yaşamdan kopmayan kişi yaşama daha sıkı sarılarak pozitif bir bakış açısı ile tedavisini sürdürmektedir. 

Otizm Spektrum Bozukluğu, Nefrotik Sendrom, Labial Yapışıklık, Kızamıkçık, Kızamık




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Otizm Spektrum Bozukluğu 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Otizm Spektrum Bozukluğu 

Otizm spektrum bozukluğu genel olarak hasta bireyin diğer yaşıtlarına göre beyin işlevleri ilgili sorunlar yaşaması olarak ifade edilen tıbbi bir rahatsızlık olarak bilinmektedir. Spektrum anlamı ise hastalığı yaşayan kişinin çok çeşitli belirtiler gösterme hali olarak yorumlanmaktadır. Tıbbi inceleme anlamında çok zorlayıcı semptomların açığa çıkması nedeniyle geniş anlamda ifade edilen rahatsızlıkları ele alan konu olarak bilinmektedir. Bu rahatsızlık kişide süre gelen bir davranış tarzı da oluşturmaktadır. 

Aynı davranışlar veya hareketlerin tekrar edilmesi şeklinde de yorumlanmaktadır. Özellikle hastalığın çocukluk döneminde başlaması ilerleyen yaşlarında ciddi problemler yaşatabilen bir duruma doğru ilerlemektedir. Bu yüzden yetişkinlik dönemine geçiş esnası ve sonrasında sosyal ve yaşamsal zorlukları da beraberinde taşıyan bir hastalık olarak yorumlanmaktadır. 

Otizm spektrum bozukluğu rahatsızlığı araştırmalar ve incelemeler sonucunda doğum sonrasındaki ilk iki yıllık süre zarfında tanısı koyulabilen ve ortaya çıkan hastalık olarak yorumlanmaktadır. Bu hastalığın gelişim belirtileri öne çıkmaya başladıktan sonra erken süre içinde teşhis yapılır ve tedavi başlatılırsa kalıcı hasarları en aza indirilebilmektedir. Buda hastalığı yaşayan çocuğun ilerleyen dönem içinde daha az sorun yaşamasını sağlamaktadır. Fakat tedavi edilmeyen vakalarda bu durum tam tersine bir döngü içine girmektedir. Bu yüzden çocuğun ilerleyen yaşantısında büyük sıkıntılar oluşturmaktadır. 

Hastalık aynı zamanda gelişim bozukluğu olarak ta ifade edildiği için farklı şekilde de yorumlanabilmektedir. Hastalığın genel tanısı arasında farklı durumlarda öne çıkabilmektedir. Örneğin; hastalığın bütün etkilerinin bir arada gözlenmemesi halinde sadece bir kaçı var olduğu zaman çocuğa konulan tanı genellikle Atipik otizm olmaktadır. Bu nedenle oluşabilen belirtilere genel açıdan bakmak gerekmektedir. 

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedir?

Otizm spektrum bozukluğu rahatsızlığı tıp alanında incelenmiş olan araştırmalar sonucu kanıtlanmış olan gelişim bozukluğu hastalığı olarak bilinmektedir. Hastalığın belirtileri doğumdan sonraki 2 yıl içinde veya sonrasında görülebilmektedir. 

Çocukta anlamsız şekilde gelişen davranışların görülmesi veya aynı davranış biçimi konusunda ısrarcı bir yapıya sahip olması belirtilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu hastalığın gelişmesindeki en etkin faktör genetik kalıtsallık ya da çevresel faktörler olarak bilinmektedir. Fakat genel bir neden sıralanması gerektiği vakit net bir ifade belirtilmemektedir. Bununla birlikte hastalığın kendi içinde yer alan çeşitleri de mevcuttur. Çeşitleri genel anlamda otizm spektrum bozukluğu adı altında toplanmaktadır. 

Otizm spektrum bozukluğu ilk bakışta anlaşılacak bir durum değildir. genel belirtilerinin süre gelmesi hem çocuk hem de aile açısından önemlidir. Bu yüzden hastalık dolayısı ile pekişmeye başlayan huy tarzı çocukta kalıcı hale gelen bir durum olarak öne çıkmaktadır. 

Genetik mutasyon etkileşimi söz konusu olduğunda birden çok durum gözlemlenebilmektedir. Fakat ilk incelemelerde oluşan hastalık tıbben Rett sendromu veya kırılgan X sendromu ile karıştırılabilmektedir. Bu yüzden detaylı inceleme yapılması gereken bir rahatsızlık türü olarak bilinmektedir. Çocuğun direkt olarak beyin gelişimini etkileyen bu hastalığın kalıcı hasarlar oluşturması da mümkün gözükmektedir. Özellikle farklı gen yapısı nedeniyle oluşan semptomların seviyesi daha da fazla yükselebilmektedir. 

Otizm Spektrum Bozukluğu Nedenleri

Otizm spektrum bozukluğu nedenleri arasında ilk olarak öne çıkan 2 konudan biri gen mutasyonu ve çevresel faktörler olarak bilinmektedir. Fakat net bir neden konusu belirtilmeyen bu hastalıkta farklı gen yapısı önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Bu konuyla ilgisi olduğu düşünülen aşıların ise genel bakımdan hastalığa yol açmadığı tıp uzmanları tarafından net bir dille ifade edilmektedir. Fakat günümüzdeki otizm spektrum bozukluğuna sahip olan çocuk sayısı giderek artış göstermektedir. Özellikle genetik mutasyon yapısının bozulması ile ortaya çıkabilen bu durum sonradan da oluşabilen bir durum olarak özetlenmektedir. Genel açıdan ortaya çıkan nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Gebelik döneminde yan etkisi çok fazla olan ilaçların kullanılması 
  • Viral enfeksiyonların geçirilmesi
  • Gen mutasyonları
  • Çevresel risk faktörleri

Yukarıda belirtilen nedenler genel açıdan otizm spektrum bozukluğu ile ilgili konular arasında yer almaktadır. Bununla birlikte hastalığın gelişmesine zemin hazırlayan durumlar da öne çıkabilmektedir. Bu yüzden net bir ifade ile belirtilmesi doğru bulunmamaktadır. Hem kalıtsal hem de sonradan gelişen bir hastalık olduğu için bu şekilde ifade edilmesi doğru bulunmaktadır. 

Otizm Spektrum Bozukluğu Belirtileri

Otizm spektrum bozukluğu belirtileri arasında ilk sırada gözlemlenmiş olan belirtiler bebeğin göz teması kuramaması, hırçın tavırlar sergilemeye başlaması şeklinde ifade edilmektedir. Fakat her hırçın davranış sergileyen çocuk ya da bebek otizm spektrum bozukluğu yaşamamaktadır. Bu durum sürekli yaşanmaya başladığı zaman durum tanısı çeşitli incelemeler sonucunda konulmaktadır. 

Sonradan da gelişebilen bu durum özellikle bebeklik çağında 2 yaşına kadar gözlemlenebilir durumdadır. Özellikle çocukta izlenim gösteren durumlar arasında aniden kendini göstermek isteyip sonra geri durmak istemesi bir belirti olarak adlandırılabilir. Genel açıdan hastalığın belirtileri şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Çocuğa ismiyle seslendiğiniz zaman tepki vermemesi veya vermek istememesi
  • Kucaklanmak istememesi
  • Tek başına oyun kurması veya diğer çocuklarla birlikte iken onlardan uzak kalmak istemesi
  • Belirli kelimeleri kullanması, kendi istediği şekilde anormal olarak algılanan şarkılar söylemeye çalışması
  • Tek düze şekilde bir konuşma eğilimi göstermesi
  • Duyguların farkına varmaması veya anlamaması
  • Belirtilen nesneleri getirmemesi veya ifade etmek istediği nesneyi gösterememesi
  • Sosyal iletişim konusunda aşırı hırçın davranması, saldırgan bir yapıya sahip olması
  • Komik paylaşımları algılamaması
  • Tehlikeli durumlardan kaçınmaması ve algılamaması

Yukarıda sayılan belirtiler arasına daha birçok durum eklenebilmektedir. Bu yüzden otizm spektrum bozukluğu yaşayan çocuklarda çok çeşitli durumlar öne çıkmaktadır. Bununla birlikte ortaya çıkabilen belirtilerin çok yoğun şekilde sergilendiği durumlarda bulunmaktadır. Bu durum hastalığın şiddeti veya yükselişe geçmiş hali olarak ta tanımlanmaktadır. 

Otizm Spektrum Bozukluğu Tanı Yöntemleri

Otizm spektrum bozukluğu tanı yöntemleri arasında ilk olarak gen mutasyonu etkileşimi ve çevresel faktörler araştırılmaktadır. Hekim tarafından tıbbi anlamda çocuğun geçmişi dinlenme esnasında fiziki muayenesi de yapılmaktadır. Muayene esnasında çocukta gözlemlenen belirtiler aynı halde ilerliyor ise tanı %70 oranında konulabilmektedir. Bu konuda tam bir teşhis yapabilme adına uygulanan yöntemler hekim tarafından bakılan bilişsel, sosyal, beceri ve konuşma tarzında uygulanan adımlar olarak bilinmektedir. 

Uygulanan adımlarda çocuğun hangi durumda tepki verdiği veya vermediği gözlemlenir. Aynı zamanda geç veya erken vermesi, taklit etme yeteneği bulunması, gülümsemesi, konuşması gibi birçok konuda uzman doktor tarafından inceleme yapılmaktadır. Bu sayede tanısı konulan hastalığın ilerlemeden tedavi edilmesi büyük önem taşıdığı bilinmektedir. 

Otizm Spektrum Bozukluğu Tedavi Yöntemleri

Otizm spektrum bozukluğu tedavi yöntemleri genel olarak hekim tarafından belirlenen durumlar eşliğinde ve anne babanın sorumluluğunda ilerleyecek yapıdadır. Net bir şekilde belirlenen bir ilacı veya tedavisi olmayan hastalığın ileriye dönük bir çaba sayesinde çok önemli adımlar atılması mümkün bulunmaktadır. 

Hastalıkta yapılabilecek en etkili tedavi yöntemi çocuğun zihinsel gelişimini destekleyen durumlara yönlenmesi ve oluşan semptomların azaltılması sayesinde gelişim konusunda en üst seviyeye ulaşılmasıdır. Böylece yaşanılan rahatsızlığı yok sayarak normal bir birey gibi yetişecektir. Bu yüzden hekim ve ebeveyn arasındaki iletişim önemlidir. Aynı zamanda eğitim, aile ve diğer terapilerin beraberinde kullanılması otizm spektrum bozukluğunda çok önemli role sahiptir. 

Nefrotik Sendrom, Labial Yapışıklık, Kızamıkçık, Kızamık, Kistik Fibrozis




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Nefrotik Sendrom 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Nefrotik Sendrom 

Nefrotik sendrom genel olarak albümin proteinin fazla oluşmasından kaynaklı doğan bir böbrek sorunu olarak bilinmektedir. Bu sorunun oluşması nedeniyle her iki böbreğin etkilenme hali mevcut durumdadır. Fakat sadece biri de etkilenebilmektedir. Böbreklerde yer alan glomerül adındaki kan damarları çok küçük boyutta olduğu bilinmektedir. Bu damarların normal sistemde çalışmayı bıraktığı zaman ortaya çıkan durum idrarda gözlemlenmiş olan protein yapısı olarak bilinmektedir. Bu proteinin normal seviyenin üzerinde görülmesi hali Nefrotik sendromu oluşturmaktadır. 

Kanda yer alan albümin azalması halinde ise vücudun çeşitli bölümlerinde ödemler oluşmaya başlamaktadır. Ödem oluşmasının yanı sıra çeşitli enfeksiyonel hastalıklara da zemin hazırladığı bilinmektedir. Bu hastalığın çocuklarda daha fazla görülmesi nedeniyle ortaya ciddi durumlar çıkmaktadır. Fakat kortizon türü ilaç tedavileri ile bu durum kontrol altına alınabilmektedir. Bununla birlikte en çok görülme yaş ortalaması çocuklarda 2 ile 6 yaşlar arasında olduğu bilinmektedir. 

Nefrotik sendrom hastalığı genel bakımdan idiopatik şekilde gelişmektedir. Bu nedenle tam olarak neyden kaynaklandığı bilinmeyen hastalıklardan biri olarak ifade edilmektedir. Fakat her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da tetikleyici durumlar vardır. 

Nefrotik sendrom yaşayan çocukların idrar kültürlerinde yoğun albümin proteinine rastlanmaktadır. Bu sayede kandaki protein seviyesi de oldukça düşük bir seviyede çıkmaktadır. Bu durumla birlikte kandaki kolesterol ve yağ seviyesi de ciddi bir şekilde yükselişe geçmektedir. Hastalığın teşhisi esnasında ortaya çıkan durumların geneli bu şekilde yorumlanmaktadır. 

Nefrotik Sendrom Nedir?

Nefrotik sendrom hastalığı çeşitlere ayrılması ile bilinen kandaki protein miktarını düşürerek idrar yolu ile dışarı atılmasını sağlayan hastalık grubu olarak bilinmektedir. İdrarda görülen fazla protein sebebi ile böbrek hastalığı da meydana gelebilmektedir. Bununla birlikte yağ ve kolesterol oranını da hızla yükselttiği bilinen bir hastalık türüdür. 

Böbrekler vasıtası ile kandaki protein miktarını doğrudan idrar yollarına filtreleyen damar yapısı da hasar görmektedir. Bu durum neticesinde vücudun belli bölgelerinde iltihaplanma meydana geldiği bilinmektedir. Şişlik tarzında kendini gösteren bu durum farklı çeşitleri ile birlikte çocuğun yaşamını etkileyecek pozisyondadır. Bu hastalığın beraberinde ise kişinin veya çocuğu kortizon türündeki ilaç tedavisine başlaması gerek görülmektedir. 

Nefrotik sendrom tedavilerinde kortizon ilaçları öne çıkan bir durum olarak bilinmektedir. Steroid ilaç tedavilerinin yanı sıra kortizon kullanımlarının da yan etkisi oldukça fazla olduğu bilinmektedir. Bu nedenle hasta olan çocuğun bol sıvı tüketmesi gerektiği öne çıkmaktadır. Yetişkin bireylere oranla çocuklarda daha fazla görülebilen bu durum ciddi bir şekilde hastalık dönemi başlatmaktadır. Bu hastalığın ifadelerinden biri de nil hastalığı olarak bilinmesidir. Hastalığın oluşum nedenleri arasında ilk olarak sıralanan durumlar böbrek rahatsızlıkları, sık geçirilen enfeksiyon sebepleri, kanser ve diyabet rahatsızlıkları öne çıkmaktadır. Bu nedenle çocuğun geçirdiği hastalıklara karşı duyarlı davranılması gerekmektedir. Ayrıca bazı gıdaların alerjik yapısı da bu hastalığa neden olduğu için alerji olma halinde hekim kontrolü yaptırılması gereklidir. 

Nefrotik Sendrom Nedenleri

Nefrotik sendrom hastalığının nedenleri arasında ilk olarak böbrek rahatsızlıkları gözlemlenmektedir. Fakat bu hastalığın genel nedeni olarak gösterilmesi doğru bulunmamaktadır. Bilinen bir nedene bağlı olarak gelişen bir hastalık değildir. Genel bakımdan çok çeşitli durumlardan kaynaklanması sebebiyle hastalığı tetikleyen durumlar şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Bağışıklık sistemine yönelik sorunlardan kaynaklı olması
  • Böbrek rahatsızlıkları nedeniyle oluşması
  • Gıda alerjileri nedeniyle oluşması
  • Obezite sebebi ile oluşması
  • Bazı ilaçların yan etkileri nedeniyle oluşması

Yukarıda bahsedilen durumlar gene olarak nefrotik sendrom nedenleri arasında gösterilmektedir. Fakat bu hastalığı başlatabilecek pek çok durum oluşabilmektedir. Hastalığın gelişmesi ile birlikte aynı anda görülebilen bağırsak rahatsızlıkları da bulunmaktadır. Nadir olarak gözlemlenen rahatsızlıklar arasında üst solunum yolu enfeksiyonlarının da eşlik ettiği bilinmektedir. 

Nefrotik sendrom hastalığının sayılan nedenlerle oluşabilmesinin yanı sıra bilinmeyen şekilde de açığa çıkması mümkün olmaktadır. Özellikle küçük çocuklarda daha çok görülen bu rahatsızlık türü gıda alerjileri nedeniyle oluştuğu bilinmektedir. Aynı zamanda çocuğun az sıvı tüketimi sonucunda da oluşabilmektedir. 

Nefrotik Sendrom Belirtileri

Nefrotik sendrom hastalığının birçok belirtisi bulunmaktadır. İlk sırada yer alan durumlar çocuğun göz kapaklarında şişlik oluşturmasıdır. Geri kalan belirtileri ise şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Karın kısmında ve bacaklarda oluşan şişlikler
  • Yüz kısmının şişmesi ve sıvı alımının çok yapılmasından kaynaklı kilo alınması
  • Erken tedavisi yapılmadığı zamanlarda ödem oluşturmaya başlaması
  • Akciğer ve kalp zarı arasında sıvı birikimleri veya ödem oluşturması
  • Aşırı derecede yorgun hissetme ve halsizlik durumlarının sürekli yaşanmaya başlaması
  • İştah kaybı oluşturması
  • Karın ağrısı oluşturması ve ishal yapması
  • İdrarın azalmasını sağlaması
  • Aşırı köpüklü idrar yapması
  • Karın içinde asit oluşturmaya başlaması (Bu durum sıvı birikmesi olarak ta gözlemlenir.)
  • Tırnak dibinin soluk bir şekilde gözükmesi
  • Saçların mat bir görünüm kazanması
  • Kulağın kıkırdak yapısının sertleşmeye başlaması
  • Çeşitli gıdalara yönelik alerjik durum oluşturması

Yukarıda sıralanan belirtiler genel bakımdan nefrotik sendrom hastalığında görülen durumlar olarak bilinmektedir. Fakat bu belirtilerin en baskın halde gözlendiği kısım göz çevresinde oluşan şişlikler şeklinde açığa çıkmaktadır. Özellikle hekim muayenelerinde ilk bakılan kısım çocuğun veya kişinin göz kapakları olup ikinci olarak idrar tahlilleri öne çıkmaktadır. 

Nefrotik Sendrom Tanı Yöntemleri

Nefrotik sendrom hastalığının tanı yöntemleri öncesinde hastalanmış kişinin tıbbi geçmişi dinlenmektedir. Bununla birlikte kişide veya çocukta oluşan belirtiler fiziki muayene eşliğinde incelenmektedir. Çocukta gelişen bir durum ise var olan hastalığa tanı konulması amaçlı hekim tarafından ailede olan bir hastalığın olup olmadığı araştırılmaktadır. Tam anlamıyla doğru bir şekilde tanı konulabilmesi için ilk olarak idrar tahlili yapılmaktadır. 

İdrar tahlili sayesinde idrardaki protein seviyesine bakılmaktadır. İkinci olarak kan değerlerini incelemek ve kolesterol seviyesini ölçebilmek açısından kan tetkiki yapılmaktadır. Beraberinde ise böbrek rahatsızlıkları bu hastalığa sebep olabileceği için renal ultrason çekimi yapılmaktadır. Ağrısız bir test olarak uygulanılan bu çekim esnasında böbrekte oluşabilen taş veya kist haline bakılmaktadır. Son olarak ise hem ameliyat esnasında hem de ameliyat öncesinde böbrekten doku parçası alınarak böbrek biyopsisi yapılmaktadır. 

Nefrotik Sendrom Tedavi Yöntemleri

Nefrotik sendrom tedavi yöntemlerinde ilk olarak öne çıkan durum hastalığın oluşturduğu belirtileri en aza indirmek ve diğer organlara zarar vermesini önlemek amaçlı doktor tarafından başlatılan ilaç tedavileri yer almaktadır. Çünkü genel bakımdan hastaların büyük bölümü kortizon ilacı kullanılarak yapılan tedavilere çok iyi cevap vermektedir. 

Hastalığın tekrar etmemesi açısından baskılayan ilaç tedavisi beraberinde çocuğun tuzlu gıda tüketimine ara vermesi önemli yer tutmaktadır. Çünkü tuz alımı vücutta bölgesel olarak ödem oluşturmaktadır. Yan etkilerini tam anlamıyla yok etme amaçlı çocuğun bol su içmesi gerektiği de bilinmektedir. 

Hekim tarafından aileye verilen tedavi bilgilerine yönelik doğru uygulama yapıldığında nefrotik sendrom hastalığı atlatılacak bir rahatsızlıktır. Bununla birlikte ileriki yaşlarda dikkat edilen önlemler sayesinde hastalığın tekrardan nüksetme durumu çok düşük olarak bilinmektedir. Hastalığın şiddeti çok üst seviyede olduğu zaman antibiyotik kullanımın başlatılması uygun görülmektedir. Antibiyotik kullanımının yanı sıra immünsüpresif ve kortikosteroid ilaç çeşitleri de hastalığın şiddetine göre uygun dozda kullandırılmaktadır. 

Labial Yapışıklık, Kızamıkçık, Kızamık, Kistik Fibrozis, Kawasaki Hastalığı




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Labial Yapışıklık 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Labial Yapışıklık

Labial yapışıklık genel olarak doğumdan sonra gelişen bir sorun olarak bilinmektedir. Kız çocuklarında görülebilen bu rahatsızlık genel bakımdan genital bölgelerinde dudak olarak ifade edilen kısmın önünde beyaz veya mavi bir doku ile kapanması şeklinde ifade edilmektedir. Sadece kız çocuklarında oluşabilen bu durum ortalama olarak %3 oranında görülmüş bir durum olarak bilinmektedir. 

İnce doku ile genital bölgenin üst tarafını kapatan doku doğumsal bir risk faktörü ile oluşmamaktadır. Tam tersine bu durumu tetikleyecek bazı hareketler bulunmaktadır. Oluşan Labial yapışıklık hali çoğunlukla kendiliğinden geçebilen bir rahatsızlık olarak ifade edilmektedir. Belirlenen bu oran %95 civarındadır. Fakat kısa süre içinde geçmeyen Labial füzyon hali kimi zaman ergenlik dönemine kadar devam edebilmektedir. 

Labial yapışıklık hali doğumdan 6 ay sonra oluşmaya başlayan bir rahatsızlık olarak ifade edilmektedir. Kalıtsal bir rahatsızlık olmaması nedeniyle çocuğun doğumu ile ilgili bir durum saptanmamıştır. Oluşan Labial sorun sonrasında kız çocuklarında idrar yollarında sorunlar da oluşturduğu öne çıkmaktadır. Bununla birlikte idrar sorunlarından da kaynaklı oluştuğu bilinmektedir. Aynı zamanda genital bölgenin sürekli nemli kalmasından dolayı mantar enfeksiyonu oluşmasıyla da ortaya çıkan bir durum olarak bilinmektedir. 

Oluşan bu durumu önlemek adına yapılması gereken durumlar ebeveynler için önemli olduğu bilinmektedir. Özellikle çocuğun tuvaletini yapma sonrasında herhangi bir sorun oluşturmaması açısından genital bölgenin iyi bir şekilde su ile yıkanması gerekmektedir. 

Labial Yapışıklık Nedir?

Labial yapışıklık kız çocuklarının cinsel bölgesinde var olan ve dudak şekline benzetilen kısmın üst bölümünde beyaz veya maviye dönük bir ton renginde dokunun oluşma hali olarak bilinmektedir. Bu durum tıp dünyasında Labial füzyon olarak ta geçmektedir. Çeşitli nedenlerle oluşabilen bu durum doğumla ilgili bir sorun olarak görülmemektedir. Çoğunlukla çocuğun sürtünmesi, genital bölgeyi aşındıracak hareketler yapması, mantar oluşması veya idrar enfeksiyonu geçirmesiyle ilgisi olan bir rahatsızlık türüdür. 

Doğumdan sonra 6 aylık iken başlayabilen bu sorun çoğunlukla 5 yaşına kadar sonlanmaktadır. Fakat bazı istisna durumlarında oluşan rahatsızlık türü çocuğun ergenlik dönemine kadar ilerlemektedir. Böyle bir durumda mutlaka tıbbi tedavi ve takip gerekmektedir. Ayrıca oluşan durumu sonlandırmak adına tuvalet yapımı sonrasında cinsel bölge çok iyi temizlenmesi gerekmektedir. 

Labial yapışıklık genel olarak kız çocuklarının cinsel bölgelerinde meydana gelen bir sorun olarak bilinmektedir. Normalde nemli bulunan bu bölgenin sıvı değeri azalmaya başlaması ile tahribat başlamaktadır. Oluşan bu tahrişler çeşitli sabun kullanımlarından veya mantar enfeksiyonlarına bağlı olarak geliştiği saptanmıştır. Aynı zamanda idrar yolları enfeksiyonu geçirmiş olması da bu soruna yönelik bir zemin hazırladığı bilinmektedir. Genellikle idrar yanması başlaması sayesinde fark edilen bu durum çocuğun oluşan rahatsızlığı dile getirmesi ile anlaşılmaktadır. Özellikle ortak kullanım alanlarından biri olarak varsayılan tuvalet yapımı sonrasında genital bölge temizliği bu yüzden çok önemlidir. Rahatsızlığın hızlı bir şekilde atlatılması konusunda hijyenik uygulamalar çok önemli role sahiptir. 

Labial Yapışıklık Nedenleri

Labial yapışıklık oluşmasının birçok nedeni olmaktadır. Bu nedenle rahatsızlığı tetikleyen önemli nedenler şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Sürtünme veya genital bölge temizliği yaparken peçete ile çok fazla sürtme işlemi sonrası genital bölgenin dudak kısmı tahriş olmasıyla oluşmaktadır. 
  • Östrojen hormonunun eksikliğinden kaynaklanmaktadır. 
  • Rahatsızlığın başlaması yüzünden dudak kısmı olarak belirtilen her iki tarafın birbirine yapışması sonucu oluşmaktadır. 
  • Çeşitli sabun kullanımları nedeniyle oluşması
  • Şampuan ile temizleme veya ıslak mendil ile temizleme yapılması sebebi ile oluşmaktadır.
  • Mantar oluşmasından kaynaklı gelişen bir sorun olması
  • İdrar yolu enfeksiyonundan kaynaklı oluşması
  • Hijyen kurallarına uyulmaması 
  • Bebeklerde bez değiştirme süresinin çok uzun tutulmasından kaynaklanması şeklinde nedenler sıralanmaktadır. 

Yukarıda belirtilen nedenler Labial yapışıklık ya da füzyon oluşturabilen durumlar olarak bilinmektedir. Aynı zamanda bu hastalığı tetikleyen durumlar olarak bilinmektedir. 

Labial Yapışıklık Belirtileri

Labial yapışıklık belirtileri arasında en çok öne çıkan durum kız çocuğunun belirtmiş olduğu idrar yanma sorunları olarak öne çıkmaktadır. Genel olarak başlayan rahatsızlığın oluşturduğu durum gözle görülecek şekildedir. Bebeklik döneminde çocuğun uzun süre aynı bezde kalmasından kaynaklı oluşabilen bu durum 5 yaşına kadar sürebilmektedir. Bununla birlikte ergenlik dönemine kadar ilerleyecek bir sorun olarak bilinmektedir. Fakat bu rahatsızlığı oluşturan nedenler öne çıkarsa veya bu durumlar engellenirse hastalığın kendiliğinden geçtiği de bilinen bir durumdur. Bu yüzden hastalığa sebebiyet verecek riskli durumlardan kaçınılması gerekmektedir. Özellikle bebeklik çağında dikkat edilmesi gereken bir konu olduğu için anneler tarafından çocuğun genital bölgesi bol su ile yıkanması gerekmektedir. 

Labial Yapışıklık Durumunda Yapılması Gerekenler

Labial yapışıklık rahatsızlığının oluşmaması açısından ebeveynlerin yapması gereken şeyler şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Çocuğun belirli süre ile aralıklarla takip ve kontrol edilmesi gerekmektedir. 
  • Tuvalet sonrası bakımının çok hijyenik bir şekilde yapılması gerekir. 
  • Uzman doktor kontrolü yaptırılması gerekir. 
  • Islak mendil kullanımlarından kaçınılması önemli rol oynamaktadır. 
  • Dudak kısmı olarak belirtilen genital bölge üzerinde biriken sıvının üstünden alınması yeterli olacaktır. Çünkü detaylı temizlenmesini isterken tahrişte olması mümkündür. 
  • Hekim muayenesi sonrasında önerilen nemlendirici krem kullanımı belirli bir süre mutlaka kullanılması gereklidir. 

Yukarıda sıralanan durumlar kız çocuklarında oluşabilen genital soruna yönelik ebeveynlerin uygulayacağı yöntemler olarak bilinmektedir. Labial yapışıklık halinde öncelikli olarak yapmanız gereken ilk şey uzman doktora gitmektir. Hekim tarafından önerilen krem kullanımı yapılması da bu konuda önemli rol oynamaktadır. Çok acil bir durum gerekmediği takdirde düzenli hijyen bakımı yapılması hastalıkta önemli rol oynamaktadır. 

Labial Yapışıklık Tedavi Yöntemleri

Labial yapışıklık tedavi yöntemleri arasında ilk olarak yapılması gereken şey çocuğun hekim tarafından yapılacak fiziki muayenesinde tahriş olmuş bölgeye yönelik tedavi başlatılması gerektiğidir. Ayrıca bu sorunun oluşmasına yönelik tetikleyici neden araştırılması gerekmektedir. Eğer oluşan durum mantar veya idrar yolu enfeksiyonundan kaynaklanan bir sorun ise tedavi sıralaması ona göre uygulanması gerekmektedir. 

Bu uygulama öncesinde ise Labial yapışıklık sorununu gidermek adına oluşan tahribatı düzeltmek gerekmektedir. Bunun için hekim tarafından uygulanan yöntemleri kullanılması gerekir. herhangi bir tahribat veya enfeksiyon halini yok etme sonrasında belirli bir süre kullanılması gereken pomatlar ile oluşan sorun cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavi edilebilmektedir. Fakat çok inatçı bir şekilde oluşan durumlar açısından kesme tarzında cerrahi bir müdahale gerekebilmektedir. 

Bu durum genel olarak yaşanmamasına rağmen nadir olarak uygulanabilecek yöntem olarak bilinmektedir. Kesme tarzında belirtilmesi gerçekte genital bölgede dudakların kesilmesi değil ayırt edilmesi ile bilinen ve uygulanan yöntemdir. Yapılan cerrahi müdahale ardından yaklaşık 3 hafta boyunca sorunun tekrarlaması büyük ihtimalli olarak görülmektedir. Fakat tekrarlamaması açısından yapılması gerekenler kısmında yer alan uygulamaları yapmanız oldukça önemlidir. 

Böyle hastalığı atlatan çocuğunuzda aynı bulgular tekrardan oluşmayacaktır. Tahriş edici uygulamaların tümünden uzaklaşılması ve genital bölgenin temizliğinin çok iyi şekilde yapılması Labial yapışıklık tedavisi sayılmaktadır. Hijyen durumu ne kadar iyi olursa o kadar sorun yaşanmamaktadır. Tam tersi şekilde genital bölge ne kadar uzun süre pis kalırsa o kadar sorun yaratacak problemlere sebep olacaktır. idrar enfeksiyonu ve mantar hastalıkları bu sorunlardan biri olarak bilinmektedir. 

Kızamıkçık, Kızamık, Kistik Fibrozis, Kawasaki Hastalığı, Kabakulak




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Kızamıkçık 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Kızamıkçık 

Kızamıkçık rahatsızlığı küçük çocuklarda çok sık gözlemlenmiş olan viral yolla bulaşan bir virüs hastalığı olarak bilinmektedir. Bu hastalığın oluşumuyla birlikte en belirgin durumlar arasında yüksek ateş ve deri döküntüleri yer almaktadır. Bulaşıcı oranı oldukça yüksek olan bu hastalığın yaşanması halinde çocuğun hastalık süreci içinde izole edilmesi gereklidir. Ayrıca bu hastalığın salgın şeklinde ilerlemesini engelleyecek olan kızamıkçık aşısı çok önemli bir rol oynamaktadır. 

Kızamıkçık hastalığı genel olarak semptomlarını 3-4 gün içinde göstermeye başlamaktadır. Fakat bu semptomlar hastalığın bitiş sürecine yaklaştığı vakit azalarak kendiliğinden yok olmasıyla bilinmektedir. Normal bir hastalık olarak algılanan kızamıkçık rahatsızlığı bazı durumlarda tehlikeli boyutlara ulaşmakta ve hayati tehlike oluşturabilmektedir. Gebelik dönemi içinde annenin kızamıkçık geçiriyor olması bebeğe yansıyan bir durum olarak kabul edildiğinden hasar verici durumları da öne çıkarabilmektedir. 

Kızamıkçık rahatsızlığı çocuklarda daha hafif gözlemlenirken yetişkin bireylerde şiddetini arttıran eklem ağrılarına ve çeşitli komplikasyonlara da neden olabilmektedir. Yetişkin kişilerin kızamıkçık yaşaması halinde çok önemli durumlar da öne çıkabilmektedir. 

Yürüme zorluğu tarzındaki problemlerin yanı sıra ikinci enfeksiyon başlangıçlarını da açığa çıkaran bir durum olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle yaş ortalaması yüksek olan kişilerde kızamıkçık rahatsızlığı daha ciddi şekilde algılanmalı ve tıbbi tedavisi yaptırılması gereklidir. çocuklarda ise bu hastalığın oluşmasını önlemek amacıyla en geç 4 yaşına kadar kızamıkçık aşısı yapılması şarttır. 

Kızamıkçık Nedir?

Kızamıkçık hastalığı kişiden kişiye çok hızlı bulaşabilen ve salgın niteliğinde değerlendirilen virüs içerikli rahatsızlıklardan biri olarak bilinmektedir. Kızamıkçık hastalığı başladıktan bir süre sonra vücutta kırmızı ve belirgin döküntüler oluşmaya başlamaktadır. 

Hasta kişinin bulunduğu ortamdaki hava partiküllerinden veya hasta kişinin diğer bir kişiye temas etmesi yoluyla bulaştığı bilinen hastalık türü olarak ifade edilmektedir. Bu hastalığın gebe kadınlarda dahi görülme oranı çok fazladır. Özellikle korunma açısından kızamıkçık hastalığına yönelik aşı uygulaması yapılmaktadır. Bu sayede oluşabilecek bir virüs salgını henüz başlamadan önlenmektedir. Hastalığı yaşayan enfekte olmuş bir bireyin hapşırması anında diğer kişiye veya çocuğa bulaşma ihtimali çok fazladır. Bu nedenle hijyen kurallarına her zaman dikkat edilmesi gerekmektedir. 

Kızamıkçık viral bir enfeksiyon türü olarak bilindiği için hekim kontrolü dahilinde ekstra bir durum olmadıkça tedavi gerektiren bir hastalık değildir. fakat hastalığın zarar verici yönleri ağır basmasından dolayı oluşabilen semptomların kontrol altına alınması gerekmektedir. Bu nedenle gebe kadınlarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde oluşan durumlar daha ağır ve şiddetli ilerlediği için tıbbi müdahale gerektirdiği bilinmektedir. Hastalığı taşıyan kişi fark etmeden bulaştırabileceğinden el, ağız ve yüz hijyeninde üst safhada dikkat edilmesi önemli rol oynamaktadır. Deri döküntüsü başlamadan önce genellikle lenf düğümleri şişmeye başlayarak kendini gösterir. Ayrıca yükselmeye devam eden bir ateş fark edildiği an hızlı teşhis ve tedavi açısından önemli rol oynamaktadır. 

Kızamıkçık Belirtileri

Kızamıkçık belirtileri arasında en yaygın olarak bilinen durum 39 derece ve üzeri ateş olma hali ve deri döküntüleridir. Bu iki belirti dışında gelişen semptomatik durumlarda kişiden kişiye değişkenlik göstermesi nedeniyle öne çıkabilir. Bu nedenle geri kalan kızamıkçık belirtileri şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Yüz bölgesinde döküntüler oluşturması
  • Saçlı deride döküntü oluşturması
  • Bölgesel şekilde yayılan bir döküntü bulgusu oluşturması
  • 39C ateş oluşturması 
  • Şiddetini arttıran baş ağrıları
  • Eklem ağrıları yapması
  • Lenf düğümlerinin şişmesini sağlaması
  • Burun tıkanması ya da aşırı derece de burun akıntısı başlatması
  • İltihap içeren kırmızı göz şekli 

Yukarıda bahsedilen semptomlar kızamıkçık hastalığı beraberinde gelişen durumlar olarak bilinmektedir. Bununla birlikte ortalama 5 günlük süre zarfında kendiliğinden geçmesi beklenen hafif bir viral enfeksiyon olarak bilinmektedir. Yetişkin bireylerde bu semptomlar daha şiddetli olabileceği için ikinci bir enfeksiyona maruz kalma olasılığını yüksek tutmaktadır. Fakat çocuklarda daha hafif şekilde ilerlemektedir. 

Kısa süreli bir hastalık türü olmasına rağmen yürüme konusunda zorluk yaşatması hastalığın ciddi boyutunu da yansıtan bir durum olarak ifade edilmektedir. Bu hastalığın geçirilmesi ile birlikte vücutta bağışıklık kazanan kişinin tekrardan hastalığı yaşama olasılığı oldukça düşüktür. Çünkü vücut var olan mikropların tanınması sonrasında o mikroba karşı bağışıklık geliştirmektedir. Bu nedenle hastalığa karşı korunma ve savunma mekanizması açısından kızamıkçık aşısı ve diğer virüs aşıları önemli bir role sahiptir. 

Kızamıkçık rahatsızlığı geçiren kadınların çocuklarında görülebilecek durumların başında ağrı oluşturan eklem iltihapları ve artrit problemi gelmektedir. Romatoit artrit olarak bilinen iltihaplı eklem romatizması ise uzun süreli bir hastalık türü olarak bilinen ve eklemlerin hasar görüp bozulmalara yol açan kronik bir hastalık türü olarak bilinmektedir. Bu nedenle hamile kadınların gebelik döneminde kızamıkçık geçirmesi oldukça tehlikelidir. Beraberinde ise doğan çocuklarında oluşabilecek durumlar şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Büyüme ve gelişim gecikmesi 
  • Katarakt oluşturması
  • Sağırlık yapması
  • Doğumsal nedenlere bağlı olarak geliştiği bilinen kalp defektleri
  • Organ kusurları oluşturması
  • Zekâ geriliği yapması

Yukarıda sıralanan semptom veya rahatsızlıklar gebelik döneminde kızamıkçık hastalığına yakalanmış bir kadının doğuracağı çocukta görülecek durumlar olarak bilinir. Bu oluşumlar farklı komplikasyonlara da eşlik edebilmektedir. Bu nedenle çok ciddi şekilde uzun süreli tedavi gerektiren durumlar oluşturabilmektedir. 

Kızamıkçık Tanı Yöntemleri

Kızamıkçık tanı yöntemleri arasında öncelik olarak oluşan semptomlara bakılmaktadır. Hastalanan kişinin veya çocuğun son 3 günde yaşamış olduğu belirtiler hekim tarafından tıbbi geçmiş anlamında dinlenmektedir. Doğru bir şekilde tanı konulması açısından laboratuar testleri yapılmaktadır. Gerekli görüldüğünde idrar ve kan tetkiki de yapılarak tam teşhisi konulmaktadır. Hekim muayenesi sonrasında ise çok ağır ve şiddetli semptomların düşürülmesi adına gerekli tedavi başlatılmaktadır. 

Kızamıkçık Tedavi Yöntemleri

Kızamıkçık hastalığının genel tedavisi karma aşıları içinde yer alan aşı olarak bilinmektedir. Çocuğun yaş alması ile birlikte uygulanan karma aşılar içinde yer alması ile bilinmektedir. Bununla birlikte ilköğretim 1. Sınıfta iken korunma amaçlı aşının tekrarı sayılan dozu uygulanmaktadır. Ayrıca kızamıkçık geçiren biriyle temas etmiş olan kişinin 3 gün için kızamıkçık aşı yaptırması halinde hastalık başlamadan bağışıklık sistemine kazandırılmış olacaktır. Bu uygulama aynı zamanda koruyucu olduğu bilinmektedir. 

Çocukluk döneminde aşı yapılmışsa tekrarına gerek görülmediği için yapılmamaktadır. Hastalığın yaşanan semptomlarını düşürmek adına ateş düşürücü ilaç verilmesi mümkündür. Fakat bakteriyel yolla bulaşmış bir hastalık değilse herhangi bir antibiyotik kullanımına gerek görülmemektedir. 

Kızamıkçık tedavileri arasında öne çıkan durumlardan biri de hastalığı geçiren kişinin yaş aralığına yönelik uygulama yapmasıdır. Öncelik olarak bulaşıcı bir hastalık türü olması nedeniyle kişinin izole olması gereklidir. Bulunduğu yerin temiz ve konforlu olması bulaş oranını düşürmektedir. 

Hijyen kurallarının tam bir şekilde uygulanıldığı vakit hastalığın kısa sürede etkisini kaybettiğini fark etmeniz mümkündür. Beraberinde ise istirahat halinde kalınması ve hastalık süresi boyunca bol sıvı tüketilmesi önemli rol oynamaktadır. Bu hastalıkla birlikte ikinci bir enfeksiyon oluşmaması açısından etrafınızdaki kişilere veya yakın geçmişte temas halinde olduğunuz kişilere bilgi vermeniz önemlidir. Çünkü aynı semptomların kısa süre içinde başkalarında da görülmesi mümkündür. Zorunlu olarak dışarı çıkma ihtiyacı duyduğunuz an ise maske takmanız gerekmektedir. 

Kızamık, Kistik Fibrozis, Kawasaki Hastalığı, Kabakulak, İnmemiş Testis




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Kızamık 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi

Kızamık

Kızamık hastalığı genel olarak kızamık virüsü ile başlayan bir rahatsızlık olup bulaşıcı hastalık türlerinden biri olarak bilinmektedir. Çocukluk çağında çok sık şekilde görülebilen bu rahatsızlık vücut direncini düşüren bir enfeksiyon hastalığı olarak bilinir. Yaygın bir salgın oluşturabilen bu hastalıkla ilgili bebeklik dönemi içinde yapılan aşılar bulunmaktadır. 

Oluşabilecek bir salgını en baştan önlemek amaçlı uygulanılan aşılar tüm dünya çapında uygulanılmaktadır. Aşının kullanılmasından sonra ise hastalığın yayılma oranı %95 olarak düşüşe geçmiştir. Bu bakımdan kızamık aşısının zamanında yapılması çok önemli rol oynamaktadır. Bu hastalıklar genel bakımdan suçiçeği, kızamıkçık ve kızamık türünde yer alan deri döküntüsü oluşturduğu bilinen hastalık grubunda yer almaktadır. 

Kızamık hastalığında en önemli durum hastalığı geçiren çocuğun belirli bir süre zarfında dış ortamlarla teması kesilmesi gerektiğidir. Hastalığın başlaması ile birlikte oluşan kırmızı noktalar bulaşıcı olma riskini öne çıkaran bir durum olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle hastalığın bulaşma oranını düşürme açısında istirahat halinde olunması ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi çok önemli bir katkı sunmaktadır. Çünkü temizlik kurallarına uyulmadığı takdirde aynı süre içinde birden fazla çocuğa bulaşma oranı çok fazladır. 

Dünya genelinde ve sağlık örgütlerine göre bulaşıcı bir virüs özelliği taşıyan bu hastalıkta çocuğun izole edilmesi önemli role sahiptir. Kızamık hastalığı paramiksovirüs geneline ait bir hastalıktır. Bu nedenle dikkat edilmesi gereken ve takibi yapılması önemli rol oynayan rahatsızlık olarak ifade edilmektedir. Genel açıdan etkin bir tedavi biçimi olmamasına rağmen hastalıkla ilgili durdurucu veya baskılayıcı rol oynayan aşılar en önemli tedavisi sayılmaktadır. 

Kızamık Nedir?

Kızamık ilkbahar ve kış aylarında çok sık görülebilen paramiksovirüs nedeniyle oluştuğu bilinen ve kırmızı deri döküntüsü oluşturan bulaşıcı hastalık türüdür. Bulaşıcı bir hastalık türü olması nedeniyle kızamık geçiren bir çocuğun bulunduğu alan mutlaka havalandırılması gerekmektedir. Çünkü virüsün etki süresi oda içinde en az 1 saat süre ile kalabilmektedir. Aynı zamanda havada asılı kalan partiküller nedeniyle bulaşma oranı çok yüksektir. 

Eş zamanlı olarak birden fazla kişiyi etki altına alan bu hastalığın beraberinde çocukta ani gelişen semptomlar görülebilmektedir. Salgın türünde nitelendirilen bu hastalık, hastalığı geçiren birinin bulunduğu ortamdaki havayı soluması, öksürmesi, hapşırması veya deri teması ile bulaştığı bilinmektedir. 

Kızamık hastalığı ile ilgili yapılan aşı uygulamaları bugüne kadar birçok oluşabilecek vakayı önceden önlemiştir. Bu nedenle en önemli tedavisi olarak varsayılan kızamık aşısı doğum sonrasında yapılan rutin kontrol aralıklarında yapılmaktadır. Kızamık rahatsızlığı başladıktan sonra ortalama 4 gün içinde vücudunun her yerinde kırmızı noktalar oluşan çocuğun bir sonraki 4 gün içinde ev halkına da bu hastalığı bulaştırması mümkündür. Bu nedenle çocuğun yaşadığı ortamın çok iyi bir şekilde temizlenmesi gerekmektedir. Ayrıca kullanılan ortak eşyaların ayrılması da önemli rol oynamaktadır. Çünkü ortak kullanılan bir havlu veya yeme içme aracı bir başkasının da aynı hastalığı geçirmesine neden olabilmektedir. 

Kızamık Belirtileri

Kızamık hastalığı çoğu zaman belirtilerini nezle ya da grip şeklinde gösteren bir rahatsızlıktır. Bu nedenle ilk başlarda karıştırılma oranı çok yüksek olabilmektedir. Doğru teşhis açısından oluşan semptomlar halinde en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesi gerekmektedir. Kızamık hastalığının genel belirtileri ise şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • Yüksek ve ani ateş oluşturması
  • Kesik aralıklarda ilerleyen inatçı öksürük oluşturması
  • Burun akıntısı başlaması
  • Gözlerde kızarıklık oluşturması
  • Işık hassasiyeti oluşması veya ışığa bakamama hali oluşması
  • Gözde yanma, kaşıntı, tahribat oluşturması ve akıntı başlatması

Yukarıda sıralanan belirtiler kızamık rahatsızlığında görülen semptomlar olarak bilinmektedir. Fakat aynı durumlar benzer üst solunum yolu rahatsızlıklarında da görülebildiğinden mutlaka zamanında kontrol edilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Aksi takdirde anlayamadığınız ve çocuğunuzun geçirmekte olduğu hastalık hane halkı ve çevresindeki çocuklara da bulaşabilmektedir. Böyle bir durumda ise salgın oluşacağından dikkatli davranılması gerektiği önemli rol oynamaktadır. 

Kızamık hastalığının belirtilerinden biri olarak bilinen diğer durum ise saç çizgisinde oluşmaya başlayan deri döküntüleridir. Kırmızı noktalar halinde oluşan bu durum kızamık hastalığının en önemli sinyali sayılmaktadır. Çünkü oluşan rahatsızlık kendini bu şekilde belli etmektedir. Aynı zamanda oluşan döküntüler ortak bir noktada birleşebilmektedir. 

Bununla birlikte çocuğun yüz kısmında şişme oluşturmaktadır. Beraberinde ise koyulaşarak kaybolduğu bilinmektedir. Fakat bu döküntülerin oluşması anında çocukta en öne çıkan durum çok yüksek ateş başlangıçlarıdır. Ateşle birlikte gelişen deri döküntülerinin çıkması sonrasında ateş stabil hale gelmektedir. Bu hastalığın beraberinde ise çeşitli komplikasyonlar da oluştuğu bilinmektedir. Bu komplikasyonlar ise şu şekilde sıralanmaktadır. 

  • İshal ve kusma oluşturması
  • Orta kulakta başlayan enfeksiyon hali
  • Konjonktivit olarak bilinen göz enfeksiyonu oluşturması
  • Larenjit başlaması
  • Çeşitli akciğer enfeksiyonları oluşması
  • Nöbet geçirilmesi
  • Beyinde iltihap oluşturması
  • İnatçı ve kesilmeyen öksürük
  • Göğüs ağrısı ve nefes darlığı oluşturması
  • Menenjit rahatsızlığı başlatması

Yukarıda sıralanan durumlar genel olarak kızamık rahatsızlığın beraberinde gelişebilen durumlar olarak bilinmektedir. Bu hastalığın beraberinde ilerleyen tüm durumlar hastalığı tetiklediği gibi aynı zamanda kalıcı tahribatta oluşturmaktadır. Özellikle bağışıklık sistemi tam anlamıyla gelişmeyen çocuklarda kimi zaman korkutan durumlar da söz konusu olabilmektedir. 

Kızamık Tanı Yöntemleri

Kızamık hastalığının tanı yöntemlerinde genel bakımdan hekimin fiziki muayene esnasında gözlemlediği deri döküntüleri öne çıkmaktadır. Bununla birlikte yapılan uygulamalar arasında serolojik testler de bulunmaktadır. Aynı zamanda damaktan sürüntü alınması ve kan testi yapıldığı bilinmektedir. Ek olarak ise idrar tahlilide yapıldığı bilinmektedir. Uygulanan tanı yöntemleri sayesinde hastalığın teşhisi tam olarak konulabilmektedir. 

Bebeklerde ve çocuklarda tehlikeli boyutlara ulaşabilen kızamık rahatsızlığı aynı zamanda bir virüs çeşidi olarak bilinmektedir. Bu nedenle tanısı yapılacak hasta çocuğun bu süre zarfında izole edilmesi gerekmektedir. Özellikle ebeveynleri çocuklarında gözlemlediği kızamık belirtileri sonrasında çocuğunu izole etmesi, bulunduğu ortamı havalandırması ve hijyen kurallarını tam olarak doğru uygulaması hastalığın bulaşma oranını da düşürmektedir. Kontrol altına alınamadığı zaman ise tıbbi müdahale ve virüs karşıtı aşı gerekli görülmektedir. 

Kızamık Tedavi Yöntemleri

Kızamık tedavi yöntemleri öncesinde dikkat edilecek durum oluşan hastalık farklı bir rahatsızlığı sebep olup olmaması halidir. Eğer oluşan kızamık rahatsızlığı bir başka hastalığı beraberinde getirmemişse evde uygulanabilecek hijyen kuralları ve çocuğun istirahatte kalması yeterli görülmektedir. 

Viral bir enfeksiyon olarak bilinmesi nedeniyle antibiyotik kullanımı önermeyen hekimler sadece bakteriyel şekilde gelişmesi anında antibiyotik kullanımı yaptırmaktadır. Evde yapılabilen adımlar arasında göz kapaklarının temizlenmesi veya ateş düşürücü uygulamalar yapılması çocuğu rahatlatmaktadır. Bunun beraberinde odasının sürekli havalandırılması önemlidir. Ayrıca nemli bir ortam çocuğun deri döküntüsü yaşaması nedeniyle iyi geldiği bilinmektedir. 

Kızamık hastalığının tedavisinde önemli bir durum olan A vitamini kullanımı çok önemlidir. Özellikle Dünya Sağlık Örgütünün belirlemiş olduğu bu uygulama çocuklar açısından bağışıklığı güçlendiren bir vitamin olarak öne çıkarılmaktadır. Bununla birlikte kızamık aşısı yapılması halinde hastalık ortalama 10 gün içinde atlatabilmektedir. Son olarak kızamık rahatsızlığını geçiren çocuk açısından uygulanması gereken adımlar istirahat halinde olması, ev ziyaretlerinin yapılmaması, yaşadığı ortamın temiz tutulması ve sosyal aktivitelerinde geçici süreyle ara vermesi gerektiğidir. Bu sayede kızamık salgını da oluşmamaktadır. 

Kistik Fibrozis, Kawasaki Hastalığı, Kabakulak, İnmemiş Testis, Yenidoğan Sarılığı




Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp