Omurga ve Omurilik Tümörleri

Omurgada oluşan tümörler iyi huylu (selim), ya da kötü huylu (habis) olabilirler. Bu tümörler omuriliğin içinde, ya da etrafındaki dokularda ve omurgada gelişebilirler.

Bir omurilik tümörü ya da bu bölgedeki omuriliğe bası yapan herhangi bir kitle sinirlere baskı yaparak ağrı, nörolojik problemler ve bazen felçlere neden olabilir. Omurga tümörlerinin selim ya da habis olması sonucu değiştirmez; tedavi edilmezlerse kalıcı felçlere sebep olabilirler.

Omurganızın bir tümör tarafından zarar görebilecek kısımları şunlar olabilir:

  • Omurga: omurga, omur adı verilen kemiklerin üst üste dizilmesi ile oluşur ve içinden omurilik geçer
  • Omurilik: omurganın içerisindeki kanalda bulunur ve beyincikten kuyruk sokumuna kadar uzanır. Beyinden vücuda ve vücuttan beyine mesajları taşır. Omuriliği etrafında üç tabakadan oluşan ve onu korumakla görevli olan bir kılıf vardır. En dıştaki tabaka “dura” adını alır ve çok dayanıklıdır.
  • OMURGA TÜMÖRLERİNİN ÇEŞİTLERİ NELERDİR
  • RİSK FAKTÖRLERİ VAR MIDIR?
  • BELİRTİLER NELERDİR?
  • DOKTORA NE ZAMAN GİTMELİYİM?
  • DOKTOR RANDEVUSUNA HAZIRLIK
  • MUAYENE VE TETKİKLER
  • TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR?
OMURGA TÜMÖRLERİNİN ÇEŞİTLERİ NELERDİR
  • Dura dışındaki (omurga) tümörler: omurgada oluşan tümörlerin çoğu vücudun başka yerlerinde oluşan kanserlerden omurgaya yayılırlar (metastaz). Bunların arasında prostat, meme, akciğer ve böbrek kanserleri ilk sıraları alırlar. Metastatik tümörlerde ağrı genellikle ilk belirtidir. Omurga kemiklerinin kendilerinden çıkan tümörler çok daha seyrek görülürler. Bununla birlikte, osteosarkom ve Ewing tümörü gibi bazı tümörler özellikle gençleri seçerler. Ayrıca Osteoid osteoma ve hemangioma omurganın daha sık görülen kendi tümörleridirler.
  • Duranın altında omuriliğin dışında gelişen tümörler: Bu tümörler omuriliği çevreleyen kılıflardan, ya da omurilikten çıkan sinirlerin kılıflarından kaynaklanırlar. Bu tümörler selim ya da habis olabilirler.
  • Omurilik dokusundan gelişen tümörler: Bu tümörler omurilikteki sinir hücrelerinden çok onlara destek olan hücrelerden doğarlar. Çoğunlukla kötü huylu tümörlerdir. Nadiren başka bölgelerde oluşan kanser de omurilik dokusu içine metastaz yapabilirler.
RİSK FAKTÖRLERİ VAR MIDIR?

Omurilik tümörlerinin kesin nedeni belli değilse de genetik faktörlerin tümör gelişiminde büyük rolü olduğu düşünülmektedir. Omurilik tümörleri genellikle şu kişilerde daha çok görülürler:

  • Nörofibromatozis 2: Ailevi görünüm özelliği olan bu selim tümör insanlarda beyincikte işitme sinirine komşu olarak tek veya iki taraflı gelişir ve olarak işitme kaybına neden olur. Bu tümörün bulunduğu şahıslarda omurilik tümörü gelişme sıklığı da fazladır.
  • Von hippel Lindau Hastalığı: Birçok organı da tutabilen bu hastalık beyin, gözde retina, ve omuriliğin damarlarından kaynaklanan selim bir tümördür; ayrıca böbrek ve böbreküstü bezleri gibi organlarda başka tümörler de oluşturur.
  • Vücut bağışıklığının yetersiz olduğu durumlar: Kan hücrelerini tutan kanserli hastalarda vücut bağışıklığı hastalığa bağlı olarak ya da yapılan tedavileri yan etkisi olarak azaldığından bu hastalarda omurilik tümörleri görülebilirler.
  • Halen bulunan başka organ kanserleri: Vücudun başka yerinde yerleşmiş herhangi bir kanser omuriliğe metastaz yapabilirse de meme, akciğer, multipl myeloma ve prostat kanserlerinde metastaz daha sık rastlanır.
BELİRTİLER NELERDİR?

Bulgu ve belirtiler tümörün cinsine ve bulunduğu yere göre değişir. Tümör büyüdükçe omuriliği ve ondan çıkan sinir köklerini etkileyerek çok çeşitli bulgu ve belirtiler verebilir.

Omurilik tümörünün belirtileri şunlar olabilir:

  • Tümörün yerleştiği bölgeye göre değişen ve vücudun başka bölgelerine de yayılabilen ağrı.
  • Kol ve bacaklarda güç ve duyu kaybı
  • Bazen düşmelere de neden olabilen yürüme güçlükleri
  • Ağrı, sıcaklık ve soğukluk duyularının azalması
  • İdrar yapma ve dışkılama işlevlerinin bozulması
  • Baskı altında kalan sinirlere bağlı olarak vücudun değişik kısımlarında felçler

Omurilik tümörlerinin belirtileri sıklıkla omurganın diğer iyi huylu hastalıkları ile karıştırıldığından tanı konulması güçleşir ve gecikir. Örneğin boyun ve bel ağrısı omurganın bütün hastalıklarının ortak belirtisidir.

DOKTORA NE ZAMAN GİTMELİYİM?

Belirtildiği gibi birçok omurilik hastalığı omurilik tümörlerinin bulgu ve belirtilerini taklit ederler. Ancak aşağıdaki belirtileri taşıyorsanız hemen doktora görünün:

  • Kol ve bacaklarınızda giderek artan güçsüzlük
  • Kol ve bacaklarda giderek artan uyuşma ve karıncalanmalar
  • Yürüme güçlüğü
  • İdrar ve dışkı işlevlerinde bozulma
DOKTOR RANDEVUSUNA HAZIRLIK

Omuriliğinizde tümör olabileceğini düşündüren bazı belirtiler yaşıyorsanız doktorunuzdan randevu alın. Muayene süresi kısıtlı olduğu için doktor tarafından bilgi istenebilecek bazı önemli noktaları önceden göz önüne alın. Bu noktalar şunlar olabilir:

  • Kol, ya da bacaklarınızdaki güç kaybı
  • Kol, ya da bacaklarınızdaki uyuşma ve karıncalanma gibi duyu bozuklukları.
  • İdrar yapma ve dışkılama işlevindeki değişiklikler
  • Eğer varsa, arkadaşlarınızın ya da yakın aile fertlerinin sizde gözlemlediği değişiklikler
  • Vitaminler ve diyet katkıları da dahil olmak üzere kullandığınız bütün ilaçlar
  • Doktora sormak istediğiniz bütün sorular. Özellikle, eğer omurilik tümörü tanısı almışsanız bilgilenmeniz için aşağıdaki soru örneklerinden yararlanabilirsiniz:
    • Ne tip bir beyin omurilik tümörü taşıyorum?
    • Omuriliğimin neresinde bulunuyor?
    • Ne büyüklükte?
    • Büyüme eğilimi gösteriyor mu ve hangi hızda?
    • İyi huylu mu, yoksa habis mi?
    • Tedavi seçenekleri nelerdir?
    • Ameliyat şart mı?
    • Ameliyattan sonraki durumum nasıl olacak?
    • Bu tip tümörlerin sonucu nedir?

Akınıza takılan her şeyi hatırlamak güç olacağı için önceden bir soru listesi hazırlayın.

MUAYENE VE TETKİKLER
  • Nörolojik muayene: Nörolojik muayene, kas gücü, duyu, denge ve refleks muayenelerini içerir. Bunlardan bir veya birkaçının bozulması omuriliğinizde bir tümör ya da bir hastalık olduğunu gösterir.
  • Görüntüleme yöntemleri: Görüntüleme yöntemleri omurilik tümörlerinin tansında başvurulan en önemli tetkiklerdir. Manyetik rezonans imaj (MRI) tekniği en çok kullanılan yöntemdir. Bazen damar yolu ile boya işlevi gören bir madde enjekte edilir. Bu madde tümörün daha iyi görüntülenmesini sağlar. Diğer bir görüntüleme tekniği bilgisayarlı tomografidir. (BT). BT, özellikle omurga kemiklerinde oluşan tümörleri görüntülemede yararlıdır.
  • Elektromyografi (EMG): Her ne kadar görüntüleme yöntemleri omurilik tümörlerine tanı konulmasında yeterli ise de bazı durumlarda ayırıcı tanı için EMG gerekebilir. EMG, sinir ve kaslardaki elektriksel iletimi ölçen bir tetkik yöntemidir.
TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR?

İdeal tedavi yöntemi omurilik tümörünü tamamen yok etmektir.

  • Cerrahi yöntem: Bu yöntem tedavide en geçerli yöntemdir. Tanı konulduktan sonra hemen ameliyat yapılmalıdır. Hastanın gözlenmesinin bir anlamı yoktur, çünkü kaybedilen vakit sırasında gelişebilecek felçler genellikle geri dönüşsüzdürler. Gelişen yeni teknikler daha önce ameliyat edilmesi imkânsız görülen tümörlerin bugün kolaylıkla çıkarılabilmelerini sağlamaktadırlar. Yüksek kalitede görüntü sağlayan cerrahi mikroskoplar tümör dokusunu normal dokudan ayırt etmede büyük kolaylık sağlamaktadırlar. Ayrıca operasyon sırasında kullanılan nöromonitorizasyon teknikleri de sinirlere olabilecek hasarı minimuma indirgemektedirler. Ultrasonik dalgalar ve lazer ışınları de ameliyat sırasında başvurulan teknik yöntemlerdir. Bununla birlikte, bütün bu gelişmiş teknolojiye rağmen bazı tümörler tam olarak çıkarılamayabilir. Tümör tam olarak çıkartılamazsa cerrahi tedaviye kemoterapi ve radyoterapi eşlik eder.
  • Standart radyasyon tedavisi: Bu yöntem operasyon sırasında tam olarak çıkartılamayan tümör artıklarını öldürmek, ya da nüks etme olasılığı olan habis tümörlerin tedavisi için uygulanır. Metastatik tümörlerde de en etkili yöntemlerden biridir. Radyoterapi bazı çok ağrılı hallerde, ya da cerrahinin çok riskli olduğu durumlarda başlıca tedavi şekli olarak da kullanılır.
  • Stereotactic radyasyon cerrahisi: bu teknik halen beyin tümörlerinin tedavisi için kullanılmaktadır. Omurilik tümörlerinin tedavisi için de araştırmalar yapılmaktadır.
  • Kemoterapi: Kanser tedavisinde uygulanan kemoterapinin amacı kanser hücrelerini öldürmek ya da büyümelerini yavaşlatmaktır.,Kemoterapinin tek başına ya da radyoterapi ile birlikte kullanımının sizin için ne ölçüde yararlı olacağına doktorunuz karar verecektir. Kemoterapinin halsizlik, bulantı, kusma, infeksiyon riskinin artması ve saç dökülmesi gibi riskleri vardır.
  • Diğer ilaçlar: Cerrahi, radyoterapi, ve bazen tümörün kendisi omurilik içerisinde ödeme neden olacağından bu durumu önlemek için doktorlar bazen tedavi süreci içerisinde kortizon alımını önerebilirler. Kortizonun her ne kadar ödem giderici etkisi varsa da uzun süreli tedavilerde kemik erimesi, kan basıncında yükselme, şeker hastalığı ve enfeksiyon riskini arttırma gibi yan etkileri de vardır.

Genel olarak omurilik tümörlerinin tedavi süreci haftalar boyunca devam eder. Bu süreç zarfında, tümörün oluştuğu yere bağlı olarak, kol ve bacaklarda geçici güç kaybı, duyu kayıpları oluşabilir. Ayrıca operasyon sonrası kanamalar ve sinir hasarları da görülebilen komplikasyonlar arasındadırlar.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.





Arterio Venöz Malformasyonlar (AVM)

AVM NEDİR?

Vücutta atardamarlarla toplardamarlar arasında kılcal damarlar vardır. Beyinde, atardamarlarla toplardamarları arada kılcal damar ağı bulunmadan birleşmelerine “aerterio venöz malformasyon” (AVM) adı verilir.

  • NEDEN OLUŞURLAR?
  • AVM’LERİN YARATTIĞI PROBLEMLER NELERDİR?
  • AVM’LER NELERE NEDEN OLABİLİRLER?
  • RİSK FAKTÖRLERİ VAR MIDIR?
  • DOKTORUNUZDAN RANDEVU ALIN
  • TANI İÇİN YAPILACAK TESTLER NELERDİR?
  • TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR?
NEDEN OLUŞURLAR?

Beyne gelen kan akımı “arter” adı alan kalın duvarlı atardamarlarla sağlanır. Arterler devamlı olarak dallara ayrılarak daha küçük dalları oluştururlar ve sonunda vücuttaki en ince damar olan ve “kapiller damar” adı verilen kılcal damar ağını meydana getirirler.

Beyin hücreleri kanla gelen oksijen ve besin maddelerini kapiller damarlardan alırlar. Kapiller damarlar aynı zamanda hücrelerdeki karbondioksit ve atık maddeleri de toplarlar. Sonra tekrar aralarında birleşerek daha ince duvarlı “ven” adını alan toplardamarları oluştururlar. Venler kanı temizlenmek üzere karaciğer, kalp ve akciğerlere taşırlar. AVM, arter ve venlerin arada kapiller damar ağı olmadan birleşmesi ile oluşur.

Bir başka deyimle AVM’ler arter ve venler arasındaki bir kısa devredir. Atardamarlardaki yüksek basıncı düşüren kılcal damar ağı bulunmadığından yüksek basınçlı kan doğrudan toplardamarlara geçeceğinden ince duvarlı bu damarlarda yırtılma ve kanamalara neden olur. Kılcal damar ağının bulunmaması ayrıca AVM etrafındaki beyin dokusunun beslenme bozukluklarına da neden olur. AVM’ler çocuğun ana karnında gelişimi sırasında damar sisteminin gelişim bozuklukları sonucu ortaya çıkar ve kesin nedeni belli değildir.

AVM’LERİN YARATTIĞI PROBLEMLER NELERDİR?

Beyin AVM’leri kanayıncaya kadar kendilerini belli etmeyebilirler. Bazı AVM’ler sara nöbetleri ile ortaya çıkabilirler. Beyin AVM’lerinin belirtileri şunlardır:

  • Sara nöbetleri
  • Baş ağrısı
  • Başta duyulan bir ses
  • Vücudun bir yarısında güçsüzlük ve uyuşukluk
  • AVM’nin yerine bağlı olarak ortaya çıkabilen görme bozuklukları, konuşma ve anlayış güçlükleri.
AVM’LER NELERE NEDEN OLABİLİRLER?
  • Kanama: AVM’lerde arter ve venler normal yapıda değildir. Damarların duvarları zayıf ve incedir. Daha önce belirtildiği gibi arter ve venler arasında kapiller yatak yoktur. Kan basıncını yavaşlatacak bir barier olmadığından yüksek basınçlı arter kanı venler üzerine aşırı yük bindireceğinden bu damarlarda yırtılma ve kanamalara neden olur. Kanama fazla ise beyin içinde birikerek kuvvet kaybı, uyuşukluk, görme ve işitme bozuklukları, hatta davranış bozuklukları gibi inme benzeri belirtilere sebep olabilir.
  • Beyin hücrelerinin yetersiz beslenmesi: AVM atardamarlarla toplardamarlar arasında kılcal damarların olmadığı bir kısa devre olduğundan kan doğrudan toplardamarlara geçer. Bu nedenle de hücreler yeteri kadar oksijen alamaz. Bu durum AVM etrafında işlevi olmayan ölü hücrelerin oluşmasına neden olur. Sonuç olarak sara nöbetleri, felçler ve uyuşukluklar ortaya çıkar.
  • Anevrizma oluşumları: Normal damarlarla karşılaştırıldığında AVM içerisindeki damarların duvarları yetersizdir. Kan basıncı bu ince ve zayıf damarlarda “anevrizma” adı verilen balonlaşmalara sebep olur. Bu anevrizmalar yırtılmaya daha da elverişlidirler.
  • Yer işgal eden kitleler: Bir kişi büyüdükçe beynindeki AVM de büyür ve bir kitle halini alabilir. Bu kitle beyne baskı yaparak adeta bir tümör gibi baş ağrılarına neden olabilir. Bu kitle beyin omurilik sıvısının dolanım yollarına baskı yaparak bu sıvının basıncının artmasına neden olabilir. Bu duruma “hidrosefali” denir. Hidrosefali baş ağrısı için başka bir nedendir
RİSK FAKTÖRLERİ VAR MIDIR?

AVM için belirli bir risk faktörü yoktur. Bazı ailelerde sık görüldüğü rapor edilmişse de belirli bir genetik faktör bulunmamaktadır.

DOKTORUNUZDAN RANDEVU ALIN

Eğer size beyninizde AVM olduğu söylendi ise ya da böyle bir kuşkunuz varsa bir beyin cerrahına başvurun. Görüşmeye gitmeden önce yaşadığınız bütün belirtileri gözden geçirin, hatta yazın. Yanınızda durumunuzu bilen bir arkadaş ya da yakınınızı da birlikte götürün. AVM tanısı konuldu ise doktora bazı sorular sormanız gerekebilir. Bunlar genel olarak şunlardır:

  • AVM beynimin neresinde?
  • Ne büyüklükte?
  • Tedavi seçenekleri nelerdir?
  • Bu AVM için cerrahi girişim şart mıdır?
  • Tedaviden sonraki durumum nasıl olabilir?
  • Bu tür AVM’lerin uzun vadede sonucu nasıldır?
TANI İÇİN YAPILACAK TESTLER NELERDİR?

Doktorunuz yakınmalarınızı dinledikten sonra sizden bazı tetkikler isteyecektir. Nörolojik muayene, diğer beyin hastalıklarında olduğu gibi, bir dizi tanı yöntemleri arasında ilk adımdır. Bunu görüntüleme yöntemleri takip eder.

  • Nörolojik Muayene: nörolojik muayene,  görme, işitme duyularının ölçülmesi; kas gücü, duyu, denge ve reflekslerin muayenesi gibi tetkikleri içerir. Bunlardan bir veya birkaçının bozulması beynin bir AVM ya da hastalık tarafından etkilendiğini gösterir.
  • Görüntüleme yöntemleri: görüntüleme yöntemleri AVM tanısında en önemli rolü oynayan tetkiklerdir.
    • Bilgisayarlı tomografi (BT): BT tetkikinde tanı için X ışınları demeti kullanılır. AVM tanısında çok hassa bir tetkik değildir. Başka amaçlarla yapılan BT tetkikleri tesadüfen bulunan AVM’ler için ipucu verebilir. Bazen AVM’lerde kireçlenmeler olabilir. Kireçlenmeler BT ile diğer görüntüleme yöntemlerine göre daha iyi görüntü vereceğinden bu vakalarda BT yardımcı olabilir.
    • BT anjiografi: Bu arter ve venleri görüntülemede kullanılan bir BT tekniğidir. Damardan ve boya etkisi gösteren bir madde verildikten sonra tetkik yapılır ve AVM’yi besleyen ve boşaltan damarlar bütün detayı ile görüntülenir. Görüntüler üç boyutlu olarak da yapılandırılabilir.
    • Manyetik rezonans imaj (MRI): Bu teknikte kuvvetli manyetik alan kullanılır. AVM’nin tam yerini görmeyi sağlar.
    • Manyetik rezonans anjiogram (MRA): Bu test MRI sırasında aynı anda yapılır. BT aniografide olduğu gibi damardan verilen bir boyadan sonra görüntüler elde edilir.
    • Beyin anjiografisi: Bu yötem AVM’lerin görüntülenmesinde en güvenilir tekniktir. Doktorlar kasık damarından boya enjekte ederler ve vucuttaki bütün damarlar görünür hale gelir. Bu tetkik yönteminde en küçük AVM’ler dahi görülür.
TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR?

AVM tedavisi için birçok seçenek vardır. Doktorunuz AVM’nin büyüklüğüne ve yerine göre sizin için en uygun yöntemi seçecektir.

  • Cerrahi tedavi: Eğer AVM beyinde ulaşılabilecek bir konumda ise cerrahi en etkili yoldur. Fakat AVM’nin büyüklüğü ve derinliği arttıkça ameliyatın riskleri de artar. Bu durumlarda doktorlar başka tedavi yöntemleri de önerebilirler. Operasyon sırasında AVM’yi oluşturan anormal doku yumağı ile birlikte çevresindeki ölü beyin dokusu da çıkartılır.
  • Endovasküler embolizasyon: Bu teknikte anjiografide olduğu gibi önce kasık bölgesinde ki atardamar içinden ince bir tüp AVM’nin olduğu bölgeye kadar gönderilir. Daha sonra “koil” (coil) adı verilien, “titanyum” isimli bir metalden yapılmış spiral ya da helezon şeklinde yayları andıran küçük parçalarla AVM’nin içi doldurulur. Bu amaçla koil dışında başka maddeler de kullanılabilir. AVM, normal beyin dokusunu besleyen damarları kapatmadan tamamen doldurulmalıdır. Bazen bu işlem ameliyattan önce, ameliyatı kolaylaştırmak ve risklerini azaltmak amacı ile de yapılabilir.
  • Stereotaktik radyasyon cerrahisi (stereotactic radiosurgery: Bu aslında bilinen anlamda bir cerrahi yöntem olmayıp radyasyon tedavisinin değişik bir şeklidir. Bu yöntemle değişik yönlerden gelen birçok ışın demeti tek bir noktaya odaklandırılır. Her ne kadar her bir demetin gücü çok fazla değilse de odaklandıkları noktada toplam olarak çok yüksek bir enerji oluşur. Böylece normal beyin dokusuna zarar verilmeden hasta dokuların tahrip edilmesi sağlanır. Bu yöntem çapı 2 cm. ya da daha küçük AVM’ler için uygundur. AVM’nin tamamen tıkanması iki-üç yıl sürebilir. İşlem tek seansta yapılır ve hastanede yatılması gerekmez.
  • İlaç tedavisi: Sara nöbeti geçiren hastalara nöbetleri önlemek için verilir. Bu ilaçlar hastalarda ameliyat sırasında ve sonrasında, daha önce nöbet geçirmemiş olsalar dahi, önlem amacı ile kullanılır.
  • Takip: Bazen her türlü tedavinin çok riskli olabileceği bazı hastalarda doktorlar hastayı sadece takibe alırlar. Aynı mantık problem yaratma olasılığı çok düşük olan çok küçük AVM’ler için de geçerlidir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.





Boyun Fıtıkları

BOYUN OMURGASI

Omurganın yapısını omurlar, diskler ve tendon adı verilen bağ dokuları oluşturur. Omurlar kemik bloklar olup üst üste sıralanarak omurgayı oluştururlar. Omurların arasındaki kıkırdak yapılar “disk” adını alırlar. Boyun bölgesi omurgasında yedi adet omur, fakat bu bölgede omurilikten çıkan sekiz çift sinir bulunur.

Omurların ortasında daire şeklinde bir delik bulunur. Bütün omurlar üst üste dizildiğinde bu delikler tüp şeklinde bir kanal oluşturur ve bu kanalın içerisinde omurilik vardır. Sinirlerin görevi beyinden uyarıları vücuda dağıtmak ve vücuttan gelenleri de beyne iletmektir. Böylece beyinden gelen uyarılarla iç organların çalışması, kol ve bacakların hareketleri sağlanır. Sinirler ayrıca ağrı, dokunma duyusu, sıcaklı ve soğukluk gibi duyuları da omurilik yolu ile beyne taşırlar.

DİSK

Birinci ve ikinci boyun omurları dışında bütün omurlar  arasında lastik, ya da silikon kıvamında darbe emici özellikli dokular vardır ve bunlara “disk” adı verilir. Disklerin ortasında jel benzeri bir çekirdek, etraflarında da daha sert kapsül şeklinde bir bant bulunur. Disklerin görevi omurgaya gelen darbeleri ve aşırı yüklenmeleri karşılamaktır. Yanlardan çıkan sinirler bu disklere komşu olarak seyrederler.

Çocuk ve gençlerde disk sudan zengin bir yapıya sahiptir. Yaşlandıkça, disklerdeki su oranı giderek düşer ve dış kısmında çatlaklar oluşmaya başlar. Boyun bölgesinde disklerin aşırı yüklenmesi sonucunda iç kısımdaki çekirdeğin etraftaki kapsülü yırtarak dışarıya çıkmasına “boyun fıtığı” denir.

  • BOYUN FITIĞI NİÇİN OLUŞUR?
  • BELİRTİLERİ NELERDİR?
  • NE ZAMAN DOKTORA GİTMELİYİM?
  • TANI YÖNTEMLERİ
  • TEDAVİ YÖNTEMLERİ
  • HASTANEDE NE KADAR KALIRIM?
  • NE ZAMAN ÇALIŞABİLİRİM?
BOYUN FITIĞI NİÇİN OLUŞUR?

Boyun fıtıklarının genel nedeni diskte “dejenerasyon” adı verilen,  zaman içerisinde oluşan bozulma ve yırtıklardır. Daha önce de belirtildiği gibi, çocukluk yıllarında diskin su içeriği oldukça fazladır. Zamanla bu su oranı azalır. Bu durum diskteki yırtılma ve aşınmaları kolaylaştırır. Ayrıca fıtıklaşmaya neden olan bazı risk faktörleri de vardır. Bunlar arasında aşağıdaki nedenler sayılabilir:

  • Duruş bozuklukları
  • Boyun kaslarının zayıflığı
  • Aşırı kilo
  • Sigara ve tütün kullanımı
BELİRTİLERİ NELERDİR?

Kol ağrısı: Fıtıklaşan diskin sinirler üzerinde oluşturduğu baskı boyun ve omuzdan başlayıp kola ve kürek kemiğine yayılan bir ağrıya neden olur. Kol ağrısı bazen sinirlerin geçtiği delikler içerisinde oluşan kireçlenmeler nedeni ile de görülebilir. Omurlar arasındaki eklemlerin kireçlenip büyümesi de sinirlere baskı yapabileceğinden aynı ağrılara neden olabilir.

Kas gücü kaybı: Kolda ve elde fıtık tarafından sıkıştırılan sinirlerin ulaştığı kaslarda işlev bozukları görülebilir. Bu durum, fıtığın yerine bağlı olarak diz, ayak bileği, ya da ayak parmaklarının gücünde azalmalara neden olabilir.

Uyuşma ve karıncalanmalar: Yine fıtığın yerine bağlı olarak, kol ve elde uyuşma ve karıncalanmalar olabilir.

Kramplar: Etkilenen sinirlerin ulaştığı kaslarda kramplar olabilir. Boyun ve omuz adalelerinde de spazm ve sertleşmeler görülebilir

Kas erimeleri: Damarlarda sonlanan sinir uçları dokuların gereksinimine göre daralıp genişleyerek hücreleri yeterli kan akımını sağlarlar. Fıtığı etkilediği sinir uçlarının ulaştığı kasların damarlarında bu işlev bozulduğu için kaslarda ortaya çıkan beslenme bozukluklarına bağlı olarak erme ve incelmeler olabilir. Bu duruma özellikle ilerlemiş vakalarda üst kol kaslarında rastlanır.

NE ZAMAN DOKTORA GİTMELİYİM?

Eğer boynunuzdan kolunuza ve kürek kemiğinize yayılan ağrınız varsa, kol ya da elinizde güç kaybı hissediyorsanız, kolunuzda ve elinizde karıncalanma ve uyuşmalar oluyorsa hemen doktora başvurun. Doktora gitmeden önce aşağıdaki soruların cevaplarınızı kafanızda yapılandırın, hatta bir liste yapın:

  • Ne zamandan beri yakınmalarınız var?
  • Sizce yakınmalarınızı başlatan zorlayıcı bir hareket yaptınız mı?
  • Ağrı boynunuzdan kürek kemiğinize, kolunuza,  elinize doğru yayılıyor mu?
  • Elinizde uyuşma, karıncalanma var mı?
  • Yakınmalarınızı arttıran herhangi bir hareket ya da pozisyon var mı?
  • Yakınmalarınızı azaltan herhangi bir hareket ya da pozisyon var mı?
  • Aldığınız bir ilaç var mı? Faydası oluyor mu?
TANI YÖNTEMLERİ

Birçok vakada hastalığın hikâyesi tanı koymada yardımcı olursa da kesin tanı için bazı tetkiklerin yapılmasını zorunlu kılar.

NÖROLOJİK MUAYENE

Doktorunuz ilk aşamada size “nörolojik muayene” adı verilen bir muayene uygular. İçin genel olarak aşağıda sıralanan muayeneler yapılır.

  • Kol ve el kaslarının muayenesi
  • Dokunma ve ağrı duyusunun muayenesi
  • Kol reflekslerinin muayenesi
  • Kol kaslarının çevrelerinin ölçümü

GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

Röntgen tetkiki: Her ne kadar röntgen tetkiki boyun fıtıklarının görüntülenmesinde yeterli bir yöntem değilse de iltihaplanmalar, tümörler, omurga kaymaları kemik kırıkları ve doğumsal bozukluklar gibi beklenmeyen rahatsızlıkları ortaya çıkarmada yardımcı olabilir.

Bilgisayarlı tomografi (BT): Bu tetkik daha çok kemik yapıyı gösterir, ancak röntgen tetkiklerine göre daha detaylı görüntüleme sağlar. Omurganın çeşitli yönlerdeki kesitlerini, hatta 3 boyutlu görünümünü elde etmek mümkündür.

Manyetik rezonans imaj (MRI): Bu tetkik, boyun fıtıklarının tanısında baş vurulan en yaygın yöntemdir. Vücudunuzun görüntülerinin elde edilmesi için kuvvetli manyetik alan kullanılır. Kemik yapıdan çok yumuşak dokuların görüntülenmesinde kullanılır. Boyun fıtıklarının yerini ve tarafını saptamada kullanılan en etkili yöntemdir.

Myelografi: Bu yöntem eski ve hemen, hemen tamamen terk edilmiş bir tetkik şeklidir. Bel bölgesinden iğne ile beyin-omurilik sıvısının içine röntgen ışınları altında görülebilen bir ilaç verilerek yapılır. Günümüzde, belki sadece MRI makinesine girmekte sakınca bulunan hastalarda uygulanabilir.

SİNİR TESTLERİ

Elektromyografi, bir sinir iletim testi olup sinir boyunca hareket eden sinir dalgasının şiddetini ve hızını ölçmek için kullanılır. Özellikle boyun fıtığı bulgu ve belirtilerini taklit eden başka hastalıkların ayırıcı tanısında çok yararlıdır.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

KORUYUCU TEDAVİ

Başlıca ilaç tedavisi ve yatak istirahatından oluşur. Yeni oluşan rahatsızlıklarda oldukça etkilidir.

  • İlaç tedavisi
    • Ağrı kesici ve kas gevşeticiler
    • Narkotikler: Ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçların etkili olmadığı hallerde kullanılabilir. Bu ilaçların kullanımı sadece hastane ortamında yapılmalıdır
    • Nöropatik ağrı ilaçları: Bu ilaçlar gabapentin (neurontin), pregabalin (Lyrica), duloxetine (Cymbalta), ve tramadol (Contramal) gibi ilaçları içerir. Bu ilaçlar genellikle sinir harabiyetlerinde kullanıldığından boyun fıtıklarında kullanımları sınırlıdır.
  • Fizik tedavi: Fizik tedavi uzmanları genel olarak bazı egzersiz hareketler gösterirler ve cihazlarla ve yöntemlerle ağrıyı hafifletmeye çalışırlar. Bu yöntemler arasında sıcak uygulaması, çekme ve germe hareketleri, ultrasonografi ve elektrikle uyarmalar sayılabilir.

CERRAHİ TEDAVİ

Boyun fıtıklarının hepsi ameliyat gerektirmez. Öte yandan ameliyat gerektirdiği halde ihmal edilen hastalarda kalıcı hasarlar oluşabilir. İlerlemiş boyun fıtıkları sadece kollara giden sinirlere baskı yapmakla kalmaz omuriliğe de baskı yaparak bütün vücutta kalıcı felce neden olabilirler. Yeterli bir süre uygulanan ilaç tedavisi ve yatak istirahatına rağmen kol ağrıları, kas güçsüzlüğü, uyuşma ve karıncalanmalar, devam ediyorsa ameliyata gereksiniminiz olabilir. Yapılan ameliyat “mikrodiskektomi” olarak adlandırılır. Ameliyat, boynun ön tarafından fıtık bulunan yerin tam üstünden orta hattın biraz sağından 2-3 cm. uzunluğunda bir cilt kesisinden girilerek yapılır. Fıtık tamamen temizlendikten sonra bu aralığa bir protez konulur.

HASTANEDE NE KADAR KALIRIM?

Hastanede kalış süreniz genel olarak bir gecedir.  Ameliyat için gereken tetkikler ya ameliyat günü sabah, ya da bir gün önceden yapılır. Ameliyattan sonraki gün sabah ayağa kalkarsınız ve o gün taburcu edilirsiniz. Ciltte görünen ameliyat dikişiniz olmaz. Sadece bir defa taburcu olmadan pansuman yapılır ve bir daha pansumana gerek olmaz. Kullanılan özel su geçirmez pansuman malzemeleri hemen banyo yapabilmenize olanak tanımaktadır.

NE ZAMAN ÇALIŞABİLİRİM?

Ameliyattan sonra bir hafta kadar istirahat edilmesini öneriyoruz.  Ameliyattan hemen sonra bir boyun korsesi takıp bir hafta kadar kullanacaksınız. İleri kas gücü kaybı olanlar için bazen iki haftalık fizik tedavi programı gerekebilir. Bir hafta sonra çalışamaya başlayabilirsiniz.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.





Bel Fıtıkları

BEL OMURGASI
Omurganın yapısını omurlar, diskler ve tendon adı verilen bağ dokuları oluşturur. Omurlar kemik bloklar olup üst üste sıralanarak omurgayı oluştururlar. Omurların arasındaki kıkırdak yapılar “disk” adını alırlar. Her omurun ortasında bir delik vardır ve üst üste geldikleri zaman bu delikler bir kanal oluşturur.

Bu kanalın içerisinde omurilik bulunur. Omurların arasında yanlarda birer delik vardır ve bu deliklerden, iki taraflı olarak, omurilikten çıkan ve bütün vücutta dağılan sinirler geçer. Sinirlerin görevi beyinden uyarıları vücuda dağıtmak ve vücuttan gelenleri de beyne iletmektir. Böylece beyinden gelen uyarılarla iç organların çalışması, kol ve bacakların hareketleri sağlanır. Sinirler ayrıca ağrı, dokunma duyusu, sıcaklı ve soğukluk gibi duyuları da omurilik yolu ile beyne taşırlar.

Bel bölgesindeki omurgada beş adet omur bulunur. Bu bölgedeki omurilikten sağlı sollu olmak üzere beş çift sinir çıkar

DİSK
Omurlar arasındaki lastik, ya da silikon kıvamındaki darbe emici özellikli dokular “disk” adını alır. Disklerin ortasında jel benzeri bir çekirdek, etraflarında da daha sert, kapsül şeklinde bir bant bulunur. Disklerin görevi omurgaya gelen darbeleri ve aşırı yüklenmeleri karşılamaktır.

Yanlardan çıkan sinirler bu disklere komşu olarak seyrederler. Çocuk ve gençlerde disk sudan zengin bir yapıya sahiptir. Yaşlandıkça, disklerdeki su oranı giderek düşer ve dış kısmında çatlaklar oluşmaya başlar. Bel bölgesinde disklerin aşırı yüklenmesi sonucunda iç kısımdaki çekirdeğin etraftaki kapsülü yırtarak dışarıya çıkmasına “bel fıtığı” denir.

  • BEL FITIĞI NİÇİN OLUŞUR?
  • BELİRTİLERİ NELERDİR?
  • NE ZAMAN DOKTORA GİTMELİYİM?
  • TANI YÖNTEMLERİ
  • TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?
  • HASTANEDE NE KADAR KALIRIM?
  • NE ZAMAN ÇALIŞABİLİRİM?
BEL FITIĞI NİÇİN OLUŞUR?

Bel fıtıklarının genel nedeni diskte “dejenerasyon” adı verilen, zaman içerisinde oluşan bozulma ve yırtıklardır. Daha önce de belirtildiği gibi, çocukluk yıllarında diskin su içeriği oldukça fazladır. Zamanla bu su oranı azalır. Bu durum diskteki yırtılma ve aşınmaları kolaylaştırır. Ayrıca fıtıklaşmaya neden olan bazı risk faktörleri de vardır:

Kilo: Aşırı kilo diskler üzerinde aşırı yüklenmeye neden olarak bel fıtıklarına yol açar.

Meslek ve yaşam tarzı: zor şartlar altında çalışan kişilerde bel fıtığına yakalanma riski daha fazladır. Devamlı ağır yük kaldırmak, orantısız eğilme ve bükülme hareketleri de bel fıtıklarının başlıca etkenlerindendir. Uygunsuz beslenme, yetersiz fiziksel egzersiz, sigara ve tütün kullanımı da ciddi risk faktörleri arasındadır.

Genetik yapı: çok yaygın değilse de bazı kişilerde disk yapısında kalıtımsal olarak zayıflık görülebilmektedir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Bel ağrısı: Künt ya da keskin bel ağrısı genel olarak bel fıtıklarının başlangıç belirtisidir. Bu belirti sıklıkla bel fıtıklarına refakat eder. Bu ağrının nedeni kapsülde ve omurların arka yüzlerini yukarıdan aşağı ilk boyun omurundan kuyruk sokumuna kadar döşeyen bağ dokusundaki gerilmeye hassa sinir uçlarının uyarılmasıdır.

Siyatik (Siyatalji): bel bölgesinde omurilikten çıkan sinirler kendi aralarında birleşerek “siyatik sinir” adı verilen vücudun en kalın sinirini oluştururlar. Siyatik sinir kalça bölgesinden itibaren aşağı doğru dallanarak bütün bacak bölgesinde dağılır. Fıtıklaşan disk tarafından gerilen kapsül ve bağdokusu bir süre sonra basınca dayanamaz ve yırtılır. Bu dokular yırtılınca üzerlerindeki gerilme ve basınç kalkacağı için birçok zaman bel ağrısı azalır veya kaybolur. Ancak dışarı çıkan disk çekirdeği bu defa omurilikten çıkan sinirin üzerine oturur ve bazen dayanılmaz ölçülere ulaşan bacak ağrısı başlar. Halk arasında bu ağrıya “siyatik” adı verilir ancak siyatik, yukarıda belirtildiği gibi, sinire verilen isimdir. Bunun yerine “siyatik ağrısı” ya da tıptaki adı ile “siyatalji” demek daha doğrudur.  Birçok hasta bel ağrısının geçerek bacak ağrısına dönüşmesini fıtığın iyileşme yoluna girdiği şeklinde yorumlarsa da gerçek, hastalığın geri dönüşsüz yola girdiğidir.

Kas gücü kaybı: Bel bölgesinde fıtık tarafından sıkıştırılan sinirlerin ulaştığı kaslarda işlev bozuklukları görülebilir. Bu durum, fıtığın yerine bağlı olarak diz, ayak bileği, ya da ayak parmaklarının gücünde azalmalara neden olabilir.

Uyuşma ve karıncalanmalar: Yine fıtığın yerine bağlı olarak, bacak ve ayakta uyuşma ve karıncalanmalar olabilir.

Kramplar: Etkilenen sinirlerin ulaştığı kaslarda kramplar olabilir. Sırt ve bel adalelerinde de spazm ve sertleşmeler görülebilir

Kas erimeleri: Damarlarda sonlanan sinir uçları dokuların gereksinimine göre daralıp genişleyerek hücreleri yeterli kan akımını sağlarlar. Fıtığın etkilediği sinir uçlarının ulaştığı kasların damarlarında bu işlev bozulduğu için kaslarda ortaya çıkan beslenme bozukluklarına bağlı olarak erme ve incelmeler olabilir. Bu duruma özellikle ilerlemiş vakalarda baldır kaslarında rastlanır.

İdrar, dışkılama ve cinsel fonksiyon bozuklukları: İlerlemiş vakalarda fıtıklaşan kıkırdak yalnız bacağa giden sinire değil idrar torbası, barsaklar ve cinsel organlara giden sinirleri de sıkıştırabilir. Bu durumda idrar yapamama, idrar kaçırma ve erkeklerde cinsel işlev bozuklukları da görülebilir.  Bu durum tedavi edilmeyen bel fıtıklarında görülen en ağır ve geri dönüşü olmayan sonuçtur.

NE ZAMAN DOKTORA GİTMELİYİM?

Eğer belinizden bacağınıza yayılan ağrınız varsa, ayağınızda güç kaybı hissediyorsanız, ayak ve bacağınızda karıncalanma ve uyuşmalar oluyorsa hemen doktora başvurun. Doktora gitmeden önce aşağıdaki soruların cevaplarınızı belleğinizde yapılandırın, hatta bir liste yapın:

  • Ne zamandan beri yakınmalarınız var?
  • Yakınmalarınız başlamadan önce ağır bir cisim kaldırdınız mı, ya da itip çektiniz mi?
  • Ağrı belinizden bacağınıza, topuğunuza doğru yayılıyor mu?
  • Bacağınızda, ya da ayağınızda uyuşma, karıncalanma var mı?
  • Yakınmalarınızı arttıran herhangi bir hareket ya da pozisyon var mı?
  • Yakınmalarınızı azaltan herhangi bir hareket ya da pozisyon var mı?
  • Aldığınız bir ilaç var mı? Faydası oluyor mu?
TANI YÖNTEMLERİ

Birçok vakada hastalığın hikâyesi tanı koymada yardımcı olursa da kesin tanı için bazı tetkiklerin yapılması zorunludur.

NÖROLOJİK MUAYENE

Doktorunuz ilk aşamada size “nörolojik muayene” adı verilen bir muayene uygular. Bunun için genel olarak aşağıda sıralanan muayeneler yapılır.

  • Bacak ve ayak kaslarının muayenesi
  • Dokunma ve ağrı duyusunun muayenesi
  • Bacak ve ayak reflekslerinin muayenesi
  • Bacak kaslarının çevrelerinin ölçümü

GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİ

Röntgen tetkiki: Her ne kadar röntgen tetkiki bel fıtıklarının görüntülenmesinde yeterli bir yöntem değilse de iltihaplanmalar, tümörler, omurga kaymaları kemik kırıkları ve doğumsal bozukluklar gibi beklenmeyen rahatsızlıkları ortaya çıkarmada yardımcı olabilir.

Bilgisayarlı tomografi (BT): Bu tetkik daha çok kemik yapıyı gösterir, ancak röntgen tetkiklerine göre daha detaylı görüntüleme sağlar. Omurganın çeşitli yönlerdeki kesitlerini, hatta 3 boyutlu görünümünü elde etmek mümkündür.

Manyetik rezonans imaj (MRI): Bu tetkik bel fıtıklarının tanısında baş vurulan en yaygın yöntemdir. Vücudunuzun görüntülerinin elde edilmesi için kuvvetli manyetik alan kullanılır. Kemik yapıdan çok yumuşak dokuların görüntülenmesinde kullanılır. Bel fıtıklarının yerini ve tarafını saptamada kullanılan en etkili yöntemdir.

Myelografi: Bu yöntem eski ve hemen, hemen tamamen terk edilmiş bir tetkik şeklidir. Bel bölgesinden iğne ile beyin-omurilik sıvısının içine röntgen ışınları altında görülebilen bir ilaç verilerek yapılır. Günümüzde, belki sadece MRI makinesine girmekte sakınca bulunan hastalarda uygulanabilir.

SİNİR TESTLERİ

Elektromyografi, bir sinir iletim testi olup sinir boyunca hareket eden sinir dalgasının şiddetini ve hızını ölçmek için kullanılır. Özellikle bel fıtığı bulgu ve belirtilerini taklit eden başka hastalıkların ayırıcı tanısında çok yararlıdır.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

KORUYUCU TEDAVİ

Başlıca ilaç tedavisi ve yatak istirahatından oluşur. Yeni oluşan rahatsızlıklarda oldukça etkilidir.

  • İlaç tedavisi
    • Ağrı kesici ve kas gevşeticiler
    • Narkotikler: Ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçların etkili olmadığı hallerde kullanılabilir. Bu ilaçların kullanımı sadece hastane ortamında yapılmalıdır
    • Nöropatik ağrı ilaçları: Bu ilaçlar gabapentin (neurontin), pregabalin (Lyrica), duloxetine (Cymbalta), ve tramadol (Contramal) gibi ilaçları içerir. Bu ilaçlar genellikle sinir harabiyetlerinde kullanıldığından bel fıtıklarında kullanımları sınırlıdır.
  • Fizik tedavi: Fizik tedavi uzmanları genel olarak bazı egzersiz hareketleri gösterirler ve cihazlarla ve yöntemlerle ağrıyı hafifletmeye çalışırlar. Bu yöntemler arasında sıcak uygulaması, çekme ve germe hareketleri, ultrasonografi ve elektrikle uyarmalar sayılabilir.

CERRAHİ TEDAVİ

Bel fıtıklarının hepsi ameliyat gerektirmez. Öte yandan ameliyat gerektirdiği halde ihmal edilen hastalarda kalıcı hasarlar oluşabilir. Yeterli bir süre uygulanan ilaç tedavisi ve yatak istirahatına rağmen kas güçsüzlüğü, uyuşma ve karıncalanmalar, bel ve bacak ağrıları devam ediyorsa ameliyata gereksiniminiz olabilir.

İki tip ameliyat şekli vardır:

  1. Mikrodiskektomi: Fıtığın oluştuğu bölgenin hizasında bel kemiğinin üzerinden yapılan küçük (3-4 cm.) cilt kesisinden girilerek özel mikroskoplar yardımı ile fıtık bulunarak çıkartılır.
  2. Mikrodiskektomi + füzyon: Bir’den fazla aralıkta fıtık varsa, ya da iki taraflı girişim uygulanması gerekiyorsa ileride oluşabilecek bir kaymayı önlemek amacı ile omurların, fıtık çıkartıldıktan sonra, birbirlerine vidalarla tutturulmaları gerekebilir. Bu işlem “füzyon ameliyatı” adını alır.

Çok büyük bel fıtıkları ani olarak ayakta tam felç, bacak aralarında süvari yaması tarzında uyuşukluk ve idrar yapma bozuklukları ile kendilerini gösterebilirler. Bu acil bir durumdur ve hastanın acil olarak ameliyata alınması gerekebilir.

HASTANEDE NE KADAR KALIRIM?

Hastanede kalış süreniz genel olarak bir gecedir.  Ameliyat için gereken tetkikler ya ameliyat günü sabah, ya da bir gün önceden yapılır. Ameliyattan sonraki gün sabah ayağa kalkarsınız ve o gün taburcu edilirsiniz. Ciltte görünen ameliyat dikişiniz olmaz. Sadece bir defa taburcu olmadan pansuman yapılır ve bir daha pansumana gerek olmaz. Kullanılan özel su geçirmez pansuman malzemeleri hemen banyo yapabilmenize olanak tanımaktadır.

NE ZAMAN ÇALIŞABİLİRİM?

Ameliyattan sonra bir süre istirahat edilmesi uygundur. Ameliyattan önce ileri kas gücü kaybı olanlar için bazen iki haftalık fizik tedavi programı gerekebilir. Çalışmaya başlamadan önce ortalama bir ay kadar istirahat edilmesini öneriyoruz.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.





Beyin Tümörleri

Beyinde oluşan normal dışı hücre topluluklarına beyin tümörü adı verilir. Bazı beyin tümörlerinin iyi huylu (selim) olmasına karşın bazıları kötü huylu kanserlerdir (habis). Her ne kadar “kanser” kelimesi vücutta beyin dışında başka dokuların habis tümörlerine verilen isim olsa da kötü huylu beyin tümörleri için de kullanılmaktadır.

Beyin tümörleri beyninizdeki hücrelerden doğabileceği gibi (primer beyin tümörleri) vücudunuzun başka yerlerinde oluşan kanserler de beyne sıçrayabilir (sekonder ya da metastatik beyin tümörleri).

  • NEDEN BEYİN TÜMÖRLERİ OLUŞUR?
  • BELİRTİLERİ NELERDİR?
  • RİSK FAKTÖRLERİ VAR MIDIR?
  • DOKTORUNUZDAN RANDEVU ALIN
  • MUAYENE VE TETKİKLER
  • TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?
NEDEN BEYİN TÜMÖRLERİ OLUŞUR?

Beyin tümörleri beyin hücrelerinden kaynaklanabileceği gibi onları destekleyen dokuların hücrelerinden, örneğin beyni saran zarlardan (meninksler), bazı salgı bezlerinden (hipofiz ve pineal ), ana karnında gelişim sırasındaki bazı kalıntılardan (dermoid, epidermoid) ya da beyin-omurilik sıvısı salgılayan hücrelerden (koroid pleksus tümörleri) de doğabilirler. Primer beyin tümörleri normal hücrelerin DNA’larında oluşan değişiklikler sonucunda oluşurlar (mutasyon).

Bu değişiklik beyinde anormal hücrelerden oluşan bir kitle meydana getirir ve bu kitle tümör adını alır. Vücudun başka bir yerinde oluşan tümör hücrelerinin, genel olarak kan yolu ile beyne yayılmaları metastatik beyin tümörlerini oluşturur. Metastatik beyin tümörleri primer olanlara göre daha sık görülürler. Birçok çeşit primer beyin tümörü vardır. Genel olarak tümörler kaynaklandıkları beyin hücrelerinin adı ile anılırlar.

İşitme ve denge sinirinin şvan hücrelerinden (schwan) oluşan akustik nöroma ya da şvannoma (schwannoma), astrosit’lerden oluşan astrositoma (astrocytoma), ependim hücrelerinden (ependym) oluşan ependimoma (ependymoma), medulloblast’lardan oluşan medulloblastoma, oligodendrosit’lerden (oligodendrocyt) oluşan oligodendrositoma (oligodendrocytoma), ve meninks kılıflarının hücrelerinden (meninx) oluşan meningioma ve pinel dokudan kaynaklanan pineablastomalar bunlara örnek olarak verilebilir.

Sekonder ya da metastatik beyin tümörlerini oluşturan kanser hücreleri vücudun herhangi bir yerindeki kanser dokularından beyne ulaşabilirlerse de meme, kalın barsak, böbrek, akciğer ve melanom gibi kanser türlerinin metastazları daha sık görülür.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Beyin tümörlerinin bulgu ve belirtileri tümörün büyüklüğüne, yerine, tipine ve büyüme hızına göre değişiklik gösterir. Belirti ve bulgular genel olarak şunlar olabilir:

  • Yeni başlayan, ya da daha önce olsa bile tarzı değişen baş ağrıları
  • Açıklaması olmayan ani bulantı ve kusmalar
  • Bulanık görme, çift görme, ya da görüş alanının daralması gibi görme problemleri
  • Özellikle vücudun bir yarısında oluşan kol ve bacakta güçsüzlük ve duyu bozuklukları
  • Denge bozuklukları
  • Hafıza ve algılama bozuklukları
  • Kişilik ve davranış değişiklikleri
  • Sara nöbetleri, özellikle daha önce nöbeti olmayan yetişkin hastalardaki nöbetler
  • İşitme problemleri
RİSK FAKTÖRLERİ VAR MIDIR?

Yaş: Beyin tümörleri her ne kadar yetişkinlerde daha çok görülürse de her yaşta görülmeleri de doğaldır. Hatta bazı tür beyin tümörleri özellikle çocukluk çağında görülürler.

Radyasyon: Kontrolsüz ışın tedavisi, nükleer kazalar ya da nükleer silahların yaydığı iyonize radyasyonun etkisinde kalmak beyin tümörlerinin gelişmesinde önemli etkendirler. Yüksek gerilim hatları, cep telefonlar ve ev aletlerinin yaydığı diğer tip radyasyon tiplerinin beyin tümörü oluşturduğu konusunda yeterli delil yoktur.

Aile bağlantısı: Beyin tümörlerinin küçük bir bölümünün kalıtımsal olarak geçtiği bilinmektedir. Bunu dışında bazı beyin tümörlerinin sindirim sistemi, üreme ve idrar yolları, akciğer ve çoklu sistem doğumsal anomalileri ile birlikte görülebildikleri bilinmektedir.

DOKTORUNUZDAN RANDEVU ALIN

Beyninizde tümör olabileceğini düşündüren bazı belirtiler yaşıyorsanız doktorunuzdan randevu alın. Muayene süresi kısıtlı olduğu için doktor tarafından bilgi istenebilecek bazı önemli noktaları önceden göz önüne alın. Bu noktalar şunlar olabilir:

*Vücudunuzdaki bütün belirtiler
*Eğer varsa, yakınlarınızın gözlemleri de dahil olmak üzere, kendinizde algıladığınız bütün davranış ve kişilik değişiklikleri
*Vitaminler ve diyet katkıları da dahil olmak üzere kullandığınız bütün ilaçlar.
*Her detayı hatırlamak zor olabileceği için durumunuzu bilen bir arkadaş ya da aile ferdini de yanınıza alının.
*Doktora sormak istediğiniz bütün sorular. Özellikle, eğer beyin tümörü tanısı almışsanız bilgilenmeniz için aşağıdaki soru örneklerinden yararlanabilirsiniz:

  • Ne tip bir beyin tümörü taşıyorum?
  • Beynimin neresinde bulunuyor?
  • Ne büyüklükte?
  • Büyüme eğilimi gösteriyor mu ve hangi hızda?
  • İyi huylu mu, yoksa habis mi?
  • Tedavi seçenekleri nelerdir?
  • Ameliyat şart mı?
  • Ameliyattan sonraki durumum nasıl olacak?
  • Bu tip tümörlerin sonucu nedir?

Akınıza takılan her şeyi hatırlamak güç olacağı için önceden bir soru listesi hazırlayın.

MUAYENE VE TETKİKLER

Nörolojik muayene: nörolojik muayene genel olarak adale gücü, dokunma ve ağrı duyusunun muayenesi, görme, işitme ve refleks muayenelerini içerir. Bunlardan bir veya birkaçının bozulması beynin bir hastalık ya da tümör tarafından etkilendiğini gösterir.

Görüntüleme yöntemleri: Görüntüleme yöntemleri beyin tümörü tanısında en önemli araçlardır. Manyetik rezonans imaj (MRI) beyin tümörü tanısında kişiye zararsız olan en yaygın ve güvenilir yöntemdir. Bazen tümörün daha iyi görüntülenebilmesi için tetkik sırasında damar yolu ile bir ilaç verilmesi gerekebilir. Diğer görüntüleme yöntemleri arasında bilgisayarlı tomografi (BT) ve pozitron emisyon tomografisi (PET) sayılabilir.

Metastatik beyin tümörleri için testler: Yapılan testler tümörün bir metastatik tümör olduğunu düşündürüyorsa Beyin cerrahınız tümörün kaynağını bulmak için başka testler isteyebilir. Bunlar, akciğer, karaciğer, böbrek mide gibi bazı organların görüntülenmesi ve kanser taraması için yapılan bazı kan testleridir.

Stereotaksik biyopsi: Ulaşılması güç, çok küçük, ya da riskli bölgelere yerleşen tümörler için kafatasına açılan küçük bir delikten iğne biyopsisi ile tümörden parça alınabilir. Bunun için Beyin bazı özel cihazlarla yapılan ölçümler sonucunda tümörün yerini tam olarak saptadıktan sonra kafatasına küçük bir delik açarlar ve bir iğne ile bu delikten girerek tümörden biyopsi alırlar.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Beyin tümörü tedavisi için birçok yöntem vardır. Tümörü tanısı konulduğunda en uygununu seçmek için bütün bu yöntemler gözden geçirilir.

Cerrahi: En etkili tedavi yöntemi tümörün cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Bu işlem kafatasında oluşturulan bir pencereden girilerek yapılır. Bu cerrahi yönteme “kraniotomi” adı verilir. Beyin tümörlerinin operasyonunda kraniotomi dışında daha önce bahsedilen stereotaksik teknikler, hipofiz tümörlerinde burun boşluğundan girilerek (transnazal, transsfenoidal) girişimler, ve endoskopik yöntemler sayılabilir. Beyin tümörleri için yapılan cerrahi girişimler, bütün diğer cerrahi girişimlerde olduğu gibi, kanama ve iltihap gibi riskler taşırlar. Ayrıca tümörün yerine cinsine ve büyüklüğüne bağlı olarak da ameliyattan sonra sara nöbetleri, geçici veya kalıcı şuur bozuklukları, güç kayıpları, görme ve işitme bozuklukları görülebilir.

Radyasyon (ışın) tedavisi: Işın tedavisinin amacı normal beyin hücrelerine zarar vermeden tümör hücrelerini öldürmektir. Standart ışın tedavisinde tümörün cinsine bağlı olarak 10-30 seans arasında değişmek üzere beyne ışın uygulanır. Bu tedavi genel olarak operasyondan sonra ameliyatta gözden kaçan ya da tam çıkartılamayan tümör hücrelerini yok etmek için ilave bir yöntemdir. Işın tedavisi vücudun dışında konumlanan bir makine yardımı ile uygulanır. Bazı vakalarda radyoaktif madde beynin içine tümörün yakınına bırakılır (brachytherapy). Işın, sadece tümörün olduğu kısma yönlendirilebileceği gibi bütün beyne de uygulanabilir. Işın tedavisi sırasında bitkinlik, baş ağrısı, kusmalar ve kafa cildinde etkilenmeler olabilir.

Radiosurgery (ışınsal cerrahi): Bu yöntem ışın tedavisinin değişik bir şekli olup bilinen anlamda bir cerrahi yöntem değildir. Çok sayıda ışın küçük bir alana odaklanır. Her bir ışını gücü çok fazla olmamakla beraber hepsi bir noktaya odaklandığı için bu noktada çok yüksek bir enerji elde edilir. Bu girişim tek seansta yapılır ve hastanede yatmak gerekmez.
Kemoterapi: Kemoterapi gereken hastalara tümör hücrelerini öldürmek için bazı ilaçlar verilir. Verilen ilaç tümörün cins ve hacmine göre değişir. Bulantı, kusma ve saç dökülmesi gibi yan etkileri vardır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.





Beyin Anevrizmaları

ANEVRİZMA NEDİR?

Beyin anevrizmaları beyin damarlarının zayıf yerlerinde oluşan baloncuk şeklindeki şişliklere verilen isimdir. Çoğunlukla atar damarların dallanma yerlerinde oluşurlar. Genellikle tomurcuk şeklinde (sakküler), ya da iğ biçiminde (füziform) oluşumlardır.

Bir anevrizma yırtıldığında kan beynin bütün kıvrımlarını ve ana atardamarların etrafını saran “araknoid” ve “pia” isimleri alan iki zarın arasına sızar. Bu iki zarın arasındaki boşluğa “subaraknoid aralık” denir ve burada “beyin-omurilik sıvısı” adı verilen berrak, renksiz bir sıvı bulunur. Bu sıvının içerisine olan kanamalara da “subaraknoid kanama” (SAK) adı verilir. Her ne kadar SAK’ın birçok nedeni varsa da, anevrizma kanamaları en sık karşılaşılan nedendir.

  • ANEVRİZMALAR NİÇİN OLUŞUR?
  • RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
  • KALITIMSAL RİSK FAKTÖRLERİ VAR MIDIR?
  • KANAYAN ANEVRİZMANIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
  • KANAMADAN SONRA NELER OLABİLİR?
  • TIBBİ YARDIM İÇİN NE YAPILMALI?
  • TANI İÇİN YAPILACAK TETKİKLER NELERDİR?
  • TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?
  • KANAMAMIŞ ANEVRİZMALAR
  • AİLE BİREYLERİNİN TAKİBİ
  • TEDAVİ SONRASI YAŞAM ŞEKLİ NASIL OLMALI?
ANEVRİZMALAR NİÇİN OLUŞUR?

Eğer atardamarların duvarında bir zayıflık varsa kan basıncı zamanla duvarda dışa doru bir balonlaşma oluşmasına neden olur. Damarların en zayıf yerleri dallanma noktalarıdır ve bu nedenle anevrizmaların en sık görüldüğü yerler buralarıdır.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

Anevrizma oluşumunda erken olduğuna inanılan risk faktörleri şunlardır:
Sigara ve tütün kullanımı
Yüksek tansiyon
Damar duvarındaki doğumsal bozukluklar
Aile bireylerinde anevrizma bulunması
40 üzerindeki yaş
Cinsiyet: Anevrizma oluşumunda kadın/erkek oranının 3/2 olduğu rapor edilmiştir
Arterio-venöz malformasyonun (AVM) anevrizma ile birlikte bulunması
Uyuşturucu, özellikle de kokain alışkanlığı
Tümörler
Önceden geçirilmiş kafa travmaları

KALITIMSAL RİSK FAKTÖRLERİ VAR MIDIR?

Bağ dokusu bozuklukları: bu hastalıkta damar duvarındaki bağ dokusunun yapısında bozukluk vardır. Bu hastalıkla birlikte beyin anevrizması olan kişilerin anne-baba ve kardeşlerinde de anevrizma gelişebilir.
Ehlers-Danlos sendromu, Marfan sendromu, fibromüsküler displazi gibi kalıtımsal hastalıklarla birlikte beyin anevrizmaları görülebilir.
Polikistik böbrek hastalığı: Böbrekte sıvı dolu kistler oluşur. Bu hastalarda ve aile bireylerinde anevrizma oluşumu sıktır.
Aile hikâyesi: Anevrizması olan kişilerin anne-baba ve kardeşler gibi birinci derce akrabalarında da anevrizma görülme oranı sıktır.

KANAYAN ANEVRİZMANIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Ani ve çok şiddetli baş ağrısı subaraknoid kanamanın ilk belirtisidir. Genellikle hastalar tarafından “daha önce hiç yaşanılmamış şiddette bir baş ağrısı” olarak tarif edilir. Subaraknoid kanamanın belirtileri genel olarak şunlardır:
Ani, çok şiddetli baş ağrısı
Bilinç kaybı
Bilinç bulanıklığı
Baş dönmesi
Boyun ve ense sertliği
Bulanık görme, çift görme
Işığa karşı hassasiyet

KANAMADAN SONRA NELER OLABİLİR?

Anevrizma yırtılmasından sonra birçok ciddi soru ortaya çıkar.

Kanamanın tekrarlaması: Kanayan anevrizmanın tekrar kanama riskinin %30 dolaylarında olduğuna inanılmaktadır. Tekrar kanama riskinin en yüksek olduğu zaman dilimleri ilk 24-48 saat ve 7.-10. Günler arasıdır. İlk 48 saat içinde görülen ikincil kanamalar ilk kanamadan sonra yaşayan hastalardaki en sık ölüm nedenidir. Erken tedaviye başlanması kanama tekrarını önleyen en önemli girişimdir.

Damar spazmı (vasospazm): anevrizma yırtıldığında kanama uzun süre devam etmez. Genellikle birkaç saniye içerisinde durur. Ancak beyin dokusu ile temas eden taze kan doku ve hücrelerde zedelenmeye neden olur. Bu olayın bir sonucu olarak damarlarda daralma (vasospazm) oluşur. Daralan damarlar beyne yeterli miktarda kan taşıyamaz olur. Bunu sonucunda da beyin dokularında kalp krizlerindekilere benzeyen enfarktüs alanları, yani hücre ölümleri görülür. Damar spazmları 3-14. Günler arasında oluşur. 7-10. Günlerde oran en yüksek düzeyine ulaşır.

Hidrosefali: Beyin zarları arasında ve beyin içerisinde sarnıç benzeri boşluklar içerisinde dolaşan sıvının hacim ya da basıncının artmasına “hidrosefali adı verilir. Bu sıvı devamlı olarak beyindeki özel dokular tarafından üretilir ve emilerek kana karışır. Günlük üretilen ve emilen miktar ortalama 500 mililitre kadardır. Anevrizma yırtılmalarından sonra oluşan hidrosefalinin nedeni beyin-omurilik sıvısının dolaştığı ince kanalları kan hücrelerinin tıkamasıdır. Bir başka neden de bu kan hücrelerinin beyin- omurilik sıvısının emilmesine engel olmasıdır. Sonuç olarak her iki bozukluk da sıvının beyinde birikerek basıncının artmasına, yani hidrosefaliye neden olur.

Sara nöbetleri: Anevrizma kanamalarından sonra sara nöbetleri sıklıkla görülür. Önceden bulunan yüksek tansiyon, beyin dokusunun içine de kanama oluşu, beyin infarktüsü ve uzun süreli koma sara nöbetlerini tetikleyen faktörlerdir.

TIBBİ YARDIM İÇİN NE YAPILMALI?

Beyin anevrizmalarına genellikle kanadıktan sonra tanı konulabilir. Ancak, bazı kişilerde başka amaçlarla, örneğin kafa travmalarından sonra yapılan tetkikler sonucunda da anevrizma tanısı konulabilir. Eğer bir kişi anevrizma kanamasını düşündüren belirtiler yaşıyorsa derhal bir hastanenin acil servisine başvurulmalıdır. Hastanın özel araçla değil ambulansla sevki önerilir. Ambulanslar acil yardım araç-gereçleri ve eğitimli personelle donatılmış olduklarından transport sırasında gerekebilecek acil girişimler bu araçlarda yapılabilir.

TANI İÇİN YAPILACAK TETKİKLER NELERDİR?

Eğer acil servis doktorları bir anevrizma kanaması geçirdiğinizi düşünürlerse kesin tanı için bir dizi tetkik yapacaklardır.
Bilgisayarlı tomografi (BT): Beyin BT, beyinde kanama şüphesinde yapılacak ilk tetkiktir. Eğer subaraknoid aralıkta, beyin omurrilik sıvısı içerisinde kan görülürse, bir anevrizma kanaması olasılığı yüksektir.

BT Anjiografi: Bu, damarları görüntülemek için uygulanan bir BT tekniğidir. Damardan verilen boya işlevli bir madde beyin damarlarının, dolayısı ile de eğer varsa anevrizmanın detayları ile görüntülenmesini sağlar. BT anjiogram radyoloji uzmanlarınca 3 boyutlu olarak da görüntülenebilmektedir.

Manyetik Rezonans Anjiogram (MRA): Bu test MRI tetkikinin değişik bir şeklidir. MRI tetkiki sırasında yapılır. Doktorlar MRI tetkiki sırasında damara boya görevi yapan bir madde enjekte ederler. Bu işlemden sonra damarlar ve eğer varsa, anevrizma görünür hale gelir.

Lomber Ponksiyon (LP- beyin-omurilik sıvısı testi): Anevrizma kanamalarından sonra beyin-omurilik sıvısı kanlı olacağından ve subaraknoid aralık da omuriliğin etrafında kuyruk sokumuna kadar uzandığından bel bölgesinden iğne ile girilerek alınan sıvı örnekleri kanlı olacaktır. Bu bulgu subaraknoid kanama için kesin tanıdır. Yapılan bu işleme “lomber ponksiyon” (LP) adı verilir. Eğer bir hastada SAK bulguları varsa fakat BT tetkiki kanama için yeterli delil sağlamıyorsa LP tanıyı kesinleştirmek için en etkili yöntemdir.

Beyin Anjiografisi: bu tetkik sırasında doktorlar kasık bölgesindeki atardamardan ince bir kateter (çok ince kanalı olan bir boru) sokarak röntgen kontrolü altında bunu beyne kadar ilerletirler. Bunun içerisinden boya işlevi gören bir madde enjekte ederler ve beyin damarlarının görünür duruma gelmesini sağlarlar. Bu işlem anevrizmaları gösterir. Beyin anjiografisi diğer görüntüleme yöntemlerine göre daha riskli olduğundan, diğer yöntemler SAK’ın nedeni hakkında yeterli bilgiyi vermediği durumlarda başvurulan bir tetkik şeklidir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?

Cerrahi tedavi: Cerrahi tedavi “klipleme” (clipping)adını alır. Beyin cerrahları kafa kemiğinin küçük bir kısmını çıkartarak anevrizmaya ulaşırlar. Anevrizmayı bulduktan sonra balon şeklindeki anevrizmanın dibine “klip” (clip) adı verilen ve çok küçük minyatür bir mandalı andıran bir kıskaç koyarlar. Bu klip anevrizmanın boynunu kapatarak içine kan dolmasını, dolayısı ile de yırtılmasını engeller

Koil uygulaması (coiling): Anjiografide olduğu gibi önce kasık bölgesinde ki atardamar içinden ince bir tüp anevrizmaya kadar gönderilir. Daha sonra koil” (coil) adı verilen, “titanyum” isimli bir metalden yapılmış spiral ya da helezon şeklinde yayları andıran küçük parçalarla anevrizmanın içi doldurulur. Bu cisimler anevrizmanın içerisinde kanın pıhtılaşmasını sağlayarak tıkanmasını sağlarlar. Hem ameliyatın hem de koil uygulamasının üstünlükleri ve riskleri vardır.

KANAMAMIŞ ANEVRİZMALAR

Kanamış bir anevrizma her zaman acil tedavi gerektirirken kanammış anevrizmaların bazı hallerde gözlem altında tutulması da düşünülebilir. Tedavi yolu tercih edilirse seçenekler kanamış anevrizmalarda olduğu gibi cerrahi ya da koil uygulamalarıdır. Gözlem ya da tedavi seçenekleri arasında tercih yapılırken şu noktalar dikkate alınır:

  • Kanama olasılığı
  • Anevrizmanın büyüklüğü, yeri ve genel görünümü
  • Hastanın yaşı ve genel durumu
  • Aile öyküsü
  • Hastanın kararı

Kanamadan tanı konulan anevrizmalarda cerrahi girişim riski daha az, hastanede kalış süresi daha kısa, iyileşme ve normal yaşama dönüş süresi çok daha hızlıdır.

AİLE BİREYLERİNİN TAKİBİ

Otoriteler, anevrizma tanısı konulan bir kişinin birinci derece akrabalarının da gözden geçirilmesini önerirler. Eğer bir ailede iki ya da daha fazla kişide anevrizma saptanırsa bunların 25 yaş üzerindeki birinci derece akrabalarının hepsinin görüntüleme yöntemleri ile tetkik edilmeleri önerilmektedir.

TEDAVİ SONRASI YAŞAM ŞEKLİ NASIL OLMALI?

Bir anevrizma hastası iseniz tedaviden sonraki yaşam tarzınızı gözden geçirmeniz gerekecektir.
Sigarayı bırakın: Sigaranın anevrizma oluşumundaki en etkili risk faktörlerinden olduğunu hiç unutmayın! Bu faktör özellikle kadınlarda daha da önemlidir.

Sağlıklı bir diyete başlayın: Bir diyet uzmanının görüşünü alın.
Spor yapmaya başlayın: Önce doktorunuzla görüşün.
Kan basıncınızı düzenli olarak kontrol ettirin: Yüksek kan basıncının da risk faktörleri arasında olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Kafein içeren içecekleri kısıtlayın: kafein kan basıncının yükselmesine neden olabilir.
Ikınma gerektiren aktivitelerden kaçının: Ağır yük kaldırmak gibi nefesinizi tutmak zorunda kalarak yapılan hareketlerden kaçının. Kabız olmamaya gayret edin.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Whatsapp Hattımız

7/24 Arayabilir & Soru Sorabilirsiniz
0507 178 17 78


Dora Hospital Fulya

Dora Hospital Adres :
Fulya Mahalle, Yavuz Sokak.
No:7, 34758 Şişli / İstanbul


Sosyal Medyadan

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Estetik,Diş ve Obezite Bilgi Hattı
Diğer Bölümler Bilgi Hattı