Çölyak-Hastalığı.jpg


Çölyak Hastalığı


İnce bağırsağın Gluten adı verilen proteine karşı ömür boyu hassasiyet göstermesine çölyak hastalığı adı verilir.

blank

En çok bilinen gluten içeren gıdalar arasında; buğday, yulaf, çavdar ve arpa sayılabilir. Belirtileri pek çok farklı hastalıkla karıştırılan bir sağlık sorunu olan çölyak tedavisi bu nedenle kimi zaman geç başlayabiliyor.

Karın ağrısı, şişkinlik ve kilo alamamak gibi belirtileri olan çölyak hastalığı, ömür boyu sürecek olan bir alerji olarak görülebilir. Vücudun yeterince gıda alabilmesi ince bağırsakta görev yapan ve Villus adı verilen kıvrımlar tarafından sağlanır. Çölyak hastalarındaysa gluten içerikli gıdalar alındığında baş gösteren alerjik durum bu çıkıntıların tahrip olmasına ve zamanla yok olmalarına neden olur. Bağırsak yüzeyinin azalması alınan gıdaların emilmesine engel olur. Beslenme yetersizliğinin ardından ortaya çıkan çölyak tedavisi zorunlu bir hal alır.


  • Çölyak Hastalığının Belirtileri Nelerdir?
  • Hastalığın Teşhisi Nasıl Konur?
  • Çölyak Hastalığında Tedavi Biçimleri
  • Gluten Diyeti Ne Anlama Gelir?
Çölyak Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Farklı sağlık sorunlarıyla karıştırılan tipik belirtileri olan çölyak hastalığı;

* Kilo azlığı,
* Kusma ve iştahsızlık,
* Kas zayıflığı,
* Kansızlık,
* Büyüme geriliği,
* Eklem ağrıları,
* Aşırı sinirlilik,
* Ciltte döküntü ve
* Ağızda çıkan aftlarla kendini belli eder.

Çölyak hastalığı hemen her yaşta teşhis edilebilir. Bu hastalığın belirtileri farklı sağlık sorunlarıyla karıştırıldığı için doğru teşhisin konulabilmesi son derece önemlidir. Hastalığın insan sağlığı üzerindeki etkilerinin önemi bilinmeli ve konusunda uzman olan hekimlerden destek alınmalıdır. Kesin teşhis için kan testleri ve ince bağırsakta yapılacak biyopsi sonuçlar önem taşır.

Hastalığın Teşhisi Nasıl Konur?

Çölyak hastalığının teşhisi için kansızlık ve karın ağrısı bulgularının yeterliliği kontrol edilmelidir. Yakın akrabalar arasında çölyak hastası olan kişilerin bulunması hastalığa yakalanma riskinin artması anlamına gelir. Bu aşamada hastadan kansızlığın araştırılması için tam kan sayımı alınır. İltihaplanmanın değerlendirilmesi için ESR adı verilen test yapılır. D, E ve B12 vitaminlerinin durumu ölçülür. Dışkı yağı kontrolü yapılır.

Çölyak Hastalığında Tedavi Biçimleri

Çölyak tedavisi glutensiz bir yeme biçiminin uygulanabilmesidir. Diyetin tam anlamıyla uygulanmasının ardından ince bağırsağın yüzeyi olması gerektiği şekli alır. Bu durum organın işlevini ve sorumluluklarını yerine getirmesini sağlar. Süreç içerisinde alınacak en ufak miktarda gluten tahribatın yeniden oluşmasına neden olur.

Uygulanan çölyak tedavisi sırasında diyet listesine bağlı kalınması sorunların tamamen ortadan kaybolmasını sağlar. Kısa süre içerisinde belirgin bir iyileşme kaydedilir. Şikayetlerin tamamen yok olması için; hastanın yaşı ve tahribatın derecesi önem taşır. Diyetin iyileşmenin görülmesinin ardından bozulması yaşanacak sorunların boyutunun artmasına ve önüne geçilemeyecek tahribatların oluşmasına neden olabilir.

Alternatif tıp yöntemlerinin veya biorezonans gibi uygulamaların çölyak tedavisi için faydalı olmayacağı bilinmelidir. Bu hastalığın tek tedavi yöntemi Glutensiz bir diyettir. Belli dönemlerde bırakılan diyetin ardından hastaların sıkıntı hissetmemesi diyetten vazgeçilmesi anlamına gelmemelidir.

Gluten Diyeti Ne Anlama Gelir?

Gluten diyeti çölyak hastalığı tedavisinde kullanılır. Özellikle başlangıç aşamasında hastanın moralini bozan süreç, zaman ve sabırla üstesinden gelinecek bir alışkanlık halini alır. Hastalığın yaygınlaşmasının ardından glutensiz gıda seçenekleri de artırılmıştır. Bugün pek çok büyük markette glutensiz gıda seçenekleri arasında ağız tadına uygun alternatifler bulunabilir. Sağlıklı ve lezzetli olduğu kadar da gluten içermeyen gıdalar arasında; yumurta, fındık, fasulye, taze et, balık, meyve, sebzeler ve süt ürünleri sayılabilir.

Pek çok tahılda da gluten bulunmaz. Mısır ve mısır unu, pirinç ve soya en bilinenlerdir. Glutensiz yapılmamış olan; pasta, ekmek, bira, kraker, patates kızartması, makarna, salata sosları, hazır çorbalar ve soslu sebzelerden kesinlikle uzak durmak gerekir. Bu hastalığın en büyük riski yapılan diyetle yeterli vitaminin alınamayacak olmasıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Obezite.jpg


Şişmanlık (Obezite)


Tüm dünyada ve ülkemizde hızla artan ve hayatımıza giren bir hastalık olan obezite ( şişmanlık ) bızleri ne yazık kı sadece fiziksel olarak değil, kronik birçok hastalığa davet çıkararak metabolik açıdanda sıkıntıya sokmaktadır.

blank

Şişmanlık, besinlerle alınan enerji miktarı ile enerji harcanması arasındaki kronik dengesizliğe bağlı olarak vucut yağ kütlesinin, yağsız kütleye göre aşırı artması kaynaklı bir hastalıktır Günümüzde Türkiye’de çok yüksek rakamlara ulaşmış her 3 kişiden birisi obez olmuştur. Obezite tedavi edilmesi gereken en önemli hastalık türklerınden olan ve tek tedavisi kişiye özel uygun bir beslenme programıyla diyet tedavisidir Şişmanlık ile birlikte kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, safra kesesi hastalıkları, bazı kanser türleri, kemik-eklem rahatsızlıkları, solunum rahatsızlıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık gibi hastalıkların oluşum riski artmaktadır.


  • Şişmanlık (Obezite) Nedenleri
  • Şişmanlık Saptanması
Şişmanlık (Obezite) Nedenleri

Kalıtımsal faktörler
Enerji alımı ve harcanmasındaki dengesizlikler
Fiziksel aktivite azlığı
Hormonal etmenler

Şişmanlık Saptanması

Şişmanlığın teşhisinde birçok yöntem kullanılmaktadır Bunlar arasında en pratik yöntem Beden Kütle İndeksi (BMI) adını verdiğimiz formüldür. Bu formüle göre beden ağırlığınız hakkında bir fikir edinmek için ağırlığınızı (kg), boyunuzun metre cinsinden karesine (m2) bölüp aşağıda ki skalada hangi bölüme girdiğinize bakmanız yeterlıdir BKI Ağırlık (kg) / Boy (m2)

BKI DEĞERLERİ;

18 9 kg/m2’nin altında olanlar – ZAYIF
19-24 9 kg/m2’nın arasında olanlar – NORMAL
25-29 9 kg/m2’nın arasında olanlar – TOPLU (HAFİF ŞİŞMAN)
30-34 9 kg/m2’nin arasında olanlar – ŞİŞMAN (OBEZ) (SAĞLIK AÇISINDAN RİSKLİ !)
35-uzeri olanlar – AŞIRI ŞİŞMAN (SAĞLIK AÇISINDAN ÇOK RİSKLİ)

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Vejeteryan-Beslenme.jpg


Vejeteryan Beslenme


Son yıllarda vejetaryen ve vegan beslenmenin popülerliği artmakta ve bir yaşam tarzı, hayat felsefesi olarak yaklaşılmaktadır.

blank

İnsanların vegan/vejetaryenlığı seçme nedenleri farklılık gösterebilir. Bunlar, canlı yaşamına saygı göstermek, hayvan sömürüsüne karş ı etik bir duruş sergilemek, ekolojiye verilen zararı azaltmak, saığ lıklı olmak ve dini inançlar gibi nedenler olabilir.

Vejetaryanizm (Vejetaryenlik) farklı beslenme şekillerinde küçük farklılıkları kapsayan genel bir terimdir ve birçok çeşidi bulunmaktadır. Vejetaryen diyetler sağlık için yarar sağlamaktadır. Fakat hayvansal gıdaların kısmen ya da tamamen diyetten çıkarılması optimal veya düzenli bir beslenme dengesi sağlamamaktadır. Vejetaryen beslenme düzeninde diyetten kırınızı, beyaz et ve türevlerinin tamamen çıkarılması esas alınır.

Özellikle diyetin sıkı bir şekilde kısıtlandığı beslenme düzenlerinde protein, demir, kalsiyum vb. gibi bazı besin öğelerinin yetersizliği görülebilmektedir. Bunların yanı sıra vejetaryen beslenme tarzı bazı hastalıklarda yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır;


  • Obezite
  • Hipertansiyon
  • Hipertiroidi
  • Diyabet
Obezite

2011 yılında yapılan bu çalışmada; hepçil, semi-vejetaryenler, vejetaryenler ve veganlar hakkında diyetetik bilgi elde etmek için çapraz, niceliksel, anonim web tabanlı bir anket oluşturulmuştur. Veganlar; hepçil, yarı-vejetaryen ve vejetaryenlerden anlamlı olarak daha düşük ortalama ve vücut kütle indeksi göstermiştir.

Hipertansiyon

Vejetaryen ve vejetaryen olmayan bireyler kıyaslandığında vejetaryen beslenen bireylerin hipertansiyon prevalaıısı daha düşük bulunmuştur.

Hipertiroidi

Hipertiroidi ve vejetaryen beslenme ilişkisine bakılan bir çalışmada; Veganların, lakto-ovo vejetaryenlerin ve pesco-vejetaryenlerin, hepçillere kıyasla daha düşük riske sahip oldukları bulunmuştur.

Diyabet

Vejetaryen diyetlerde görülen yüksek miktarda karbonhidrat ve düşük miktarda yağ oranının hücresel insülin duyarlılığını arttırdığı ve bu şekilde diyabete karşı koruyucu etkisi olduğu bulunmuştur. Ayrıca, diyette hayvan proteinleri yerine soya, soya ürünleri veya bitkisel proteinler ile değiştirilmesi, hem tip 1 hem de tip 2 diyabetlerde böbrek hastalığının riskini ve ilerlemesini azalttığı gösterilmiştir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Meyve-Beslenme.jpg


Meyve ve Beslenme


Meyveler bilinçsiz tüketildiğinde bir çok hastalığı sebeb olabiliyor özellikle kilo problemi yaşayanların günlük sebze tüketimlerine çok dikkat etmeleri gerekiyor içerisinde ki meyve şekeri aslında çok da masum değil…

blank

Günde 4- 5 porsiyona kadar normal olarak kabul edilen meyve tüketimi aslında biraz daha düşürerek günde 2-3 porsiyon bizim için fazlaca yeterli olacaktır.fazla meyve tüketmek metabolizmada da sıkıntılara neden olabilir

Meyveler tatlı yeme isteğini artırıyor!

Meyveler protein ve yağ içermez. İçerisinde bol miktarda karbonhidrat, vitamin ve mineral bulunur. Çok fazla miktarda meyve yenilmesi kandaki şeker oranının dengesizliğe sebep olur.Bu durum hem açlığa neden oluyor ve tekrar tekrar tatlı şeylere yönelimi artırıyor bu yüzden fazla meyve tüketiminde kilo almak kaçınılmaz hale gelir.


Sadece meyve yemek vücudun dengesini bozar

Bu büyük bir hata.Çünkü 10 gün boyunca sadece meyveyle beslenmek vücudun tüm dengesini alt üst etmeye yetecektir. Karbonhidrat içeren besini çok fazla miktarda tüketmek, protein ve yağ ahırımda azalmaya, sonra da metabolizmada bozukluklara ve kilo artışına sebeb olacaktır

Aç karnına meyve yemeyin

Açken yenilen meyveler, kan şekerinde hızlı değişimlere sebep oluyor. Meyvelerle beslenmek, kilo alımına, kan şekerinin aniden yükselmesine ve düşmesine sebep olabiliyor. Bu nedenle meyveleri tercihen ara öğün saatlerinde tüketmek gerekiyor. Şeker hastalarında veya hipoglisemisi olanlarda meyve yanında süt, yoğurt, ayran, peynir gibi bir besinle tüketmek şeker dengesini daha iyi sağlıyor.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Düz-Karın-Diyeti.jpg


Düz Bir Karın için Sağlıklı Beslenme


Hepimizin bildiği üzere karın kasının %30’u egzersiz % 70’i beslenme yani diyetle sağlanır.

blank

Yani karın kası spor salonlarında değil ev mutfağında yapılır. Hadi gelin karın kasları için önemli 8 ipucunu inceleyelim;

  • Enerji dengelemek çok önemli aldığınız enerjinin kas sağlığı açısından yararlı besinlerden alıp yaktığınız enerjinin yağlardan yakılmasına özen gösterin
  • Günde 4 öğün beslenin öğünlerinizde besin gruplarınızı çok iyi seçin sizin için yararlı olan besinleri seçin
  • Fastfood, pilav, makarna vs gibi kalorisi yüksek özellikle sağlıksız yağ oranları yüksek gıdalardan uzak durun
  • Yağsız diyet olmaz unutmayınki yağlar mideyi çok geç terkederler ve uzun süre tok kalmamızı sağlar bu yüzden diyette sağlıklı yağları tercih edin
  • Egzersiz sonra protein alimim ihmal etmeyin çünkü metabolizmamızın çalışması için proteinler çok önemlidir
  • Şeker içerikli içeceklerden uzak durun doğru içecekleri tercih edin unutmayın hiçbir içecek size yağ yaktırmaz ama doğru içecekler metabolizmanızı hızlandırarak yağ yakımını sağlar
  • Belkide kilit nokta burası günlük alman gerekenden biraz fazla kalsiyumun bir zararı yoktur kalsiyum göbek bölgesindeki yağların yıkımını sağlar
  • Meyve tüketimin fazla olmasın ve tercihen sabah saatlerinde meyveyi tüket

Düz kaslı bir karın hayalinizde kalmasın gerçek olsun.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Cinsel-Sağlık-Diyeti.jpg


Cinsel Sağlık için Nasıl Beslenmeliyiz?


Sağlıklı vücuda sahip olmayı istemek ve birçok hastalık çeşidinden korunmada beslenmenin ne kadar önemli bir rolü olduğunun farkındayız.

blank

Beslenme alışkanlıklarının cinsel sağlık üzerinde de etkili olduğunu belirtmek isterim. Bazı besinlerin libidoyu arttırdığını hatta bu Libido arttırıcı besinleri 2-4 hafta arasında düzenli tüketmenin özellikle kadınlarda cinsel isteği arttırıcı yönde sonuç verdiği biliniyor.

Peki bu besinler nelerdir?


  • Proteini eksik bırakmayın:
  • Çinko
  • Magnezyum
  • Balık ve balık yağı
  • Şekerli besinler
  • Trans yağ asitleri:
Proteini eksik bırakmayın:

Proteinin cinsel sağlık üzerinde olumlu etkilerine dair araştırmalar devam etmekte olsa da , günlük aldığımız kalorinin en az %25’inin proteinden sağlanması gerekiyor. Bu da günde en az 120 gram et veya tavuk veya balık ve 1-2 bardak süt ve ürünlerini tüketmek ile sağlanabilir.

Çinko

Çinko alımının libido açısından çok önemli olduğu kanıtlanmış olup Testosteronu östrojene çeviren enzimin işlevini azaltan bu mineral, en çok kuruyemişler tam tahıllı ürünler yulaf gibi ürünlerde çok bulunuyor .

Magnezyum

Magnezyum minerali serbest testosteronu bağlayan hormonun etkisini azaltmaktadır . Kuruyemişler, yumurta peynir tam tahıllı ürünler kakao gibi besinlerde bulunmaktadır.

Balık ve balık yağı

Beyinde dopamin salgilanmasının artmasını sağlar buda özellikle kadınlarda libidoyu artırtdıgına dair çalışmalar yapılmakta. Bu bilgiler ışığında haftada 2 3 kere balık tüketiminin cinsel sağlık açısından iyi olacağına balık tüketmeyenler içinde diyetisyen kontrolünde omega 3 kullanımı önerilebilir.

Şekerli besinler

Şekerli gıdalar tüketildiği zaman yüksek serotonin salgılandığı için libidonun azalması söz konusu olabilir bu yüzden rafine şeker içerikli gıdalardan uzak durulmalıdır.

Trans yağ asitleri:

Sağlık üzerinde hepinizin bildiği gibi bir çok kötü etkisi bulunan trans yağların libidoyu azaltıcı etkisi de bulunmaktadır bu yüzden ambalajlı ürünler alınırken mutlaka etiketini okuyunuz trans yağ içermeyen ürünleri alınız.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Zevkle-Kilo-Verme-Süreci.jpg


Zevkle Kilo Verme Süreci


blank

Beslenme alışkanlıklarımızı değiştiriyorsunuz. “Alışkanlık” denince, biraz bağımlılık, biraz ‘tedirginlik girdiği, için diyet denilen şey yağsız ve tatsız besinler yeme sürecidir’ ön yargısı sizi zorlayabilir ve mutsuz hissettirebilir .ya öyle değilse? Ya sizi yavaşlatan ve işinizi zorlaştıran şey koca bir kuruntudan beşka bir şey değilse ….


  • Diyetin ilk günü zordur derler. Oysa ikinci gün, ortaya koyacağınız bakış açınız çok önemli. O gün kalktığınızda ‘vay be dün başardım, demek ki oluyor bu iş!’ cümlesini kendinize mutlaka tekrar edin.
  • Uzmanınızın size özel yazdığı menüleri baharatlarla harmanlayın ve mutlaka güzel bir süslemeyle yemeklerinizi hazırlayın
  • Su tüketimine özen gösterin mutlaka hatırlatıcınızı sizi su içmeniz için uyarmasını planlayın
  • Diyette olduğunuz aklınıza geliyor ve sürekli yemek yeme düşüncesine kapılıyorsanız kendinize uğraş bulun hem sizin için faydalı olan bir uğraş olursa daha iyi olacaktır mesela yürüyüş….
  • Bu yolda kendiniz için bişeyler yapıyorsunuz hayatınızı daha sağlıklı gerçirmek için adımlar atıyorsunuz bunu sürekli tekrar edin uzmanınızla iletişim halinde olun
  • Kilo veremedim diye diyeti bırakmayın unutmayın vucudumuzunda belirli bir zaman için toparlanmaya ihtiyacı var siz bu kiloları 1 ayda mı aldınız da 1 ayda vermek istiyorsunuz zaman tanıyın
  • Herzaman inanmak başarmanın yarısıdır…
  • Yemeklerinizi hazırlarken dikkat edin kalorisi yüksek besinlerden uzak durun unutmayın 10 kaşık yağda koysanız 1 kaşık yağda koysanız yemeğinizin lezzeti aynı olacaktır sonuçta yağ koydunuz yemeğe bu yüzden herzaman ölçülü olun…

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Antioksidan-Beslenme.jpg


Antioksidan Beslenme


Vücudumuz oksijenli solunumlarda hasara sebep olacak, doğal serbest radikal (yan ürünler) açığa çıkartırlar.

blank

Antioksidanlar ‘serbest radikal yok edici” olarak görev yaparlar ve bu serbest radikaller tarafından oluşan hasarı onarırlar. Kalp hastalığı, maküler dejenerasyon, diyabet, kanser gibi sağlık sorunlarının tümü oksidatif hasarın neden olduğu hastalıklardandır. Antioksidanlar bağışıklık sisteminin güçlenmesini artırır ve dolayısıyla kanser ve enfeksiyon riskini düşürür.


En Yaygın Bilinen Antioksidanlar

A vitamini ve karotenoidler
Havuç, kabak, brokoli, tatlı patates, domates, lahana, karalahana. kavun, şeftali ve kayısı
C vitamini
Portakal ve limon gibi turunçgiller, yeşil biber, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, çilek ve domates
E vitamini
Fındık ve tohumlar, tam tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler, bitkisel yağ
Selenyum
Balık ve kabuklu deniz ürünleri, kırmızı et, tahıl, yumurta, tavuk ve sarımsak

Diğer Yaygın Antioksidanlar
Kırmızı şarap
Mor üzüm v
Nar
Likopen
Pembe Greyfurt
Karpuz
Brokoli
Kivi
Lahana gibi koyu yeşil sebzeler
Brüksel lahanası
Ispanak
Keten tohumu
Yulaf ezmesi
Arpa
Çavdar
Vitamin Antioksidanlar
Koenzim Q10 (CoQ10)
Glutatyon
Vücut tarafından üretilen antioksidan enzimleri
Süperoksit Dısmutaz (SOD)
Katalaz
Glutatyon peroksidaz


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp