En Son Eklenenler


Vücut Kitle İndeksi Hesaplama 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Vücut Kitle İndeksi Hesaplama


Vücut Kitle İndeksi Hesaplama

Vücut kitle indeksi hesaplama son dönemlerde gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bireyler vücutlarında her şeyin kontrol altında olduğundan emin olmak için vücut kitle endeksi hesaplama yöntemine başvurmaktadırlar. Bu sayede bireyler olmaları gereken sağlıklı kiloya göre hareket etmektedirler.

Vücut Kitle İndeksi Hesaplama 2022

Vücut Kitle Endeksi Nasıl Hesaplanır?

Vücut kitle hesaplama yapılmasının amacı halk arasında boy kilo indeksi olarak bilinen kilogram cinsinden vücut kitlesinin metre cinsinden ise vücut uzunluğunun karesine bölünmesiyle hesaplanmaktadır.

Genellikle bireyler bu kitle hesaplama durumunu bireylerin sahip olduğu kilonun ideal kiloya uygun olup olmadığını ölçmek için yapmaktadırlar. Bu sayede birey ideal kilosunu öğrenip sağlıklı bir yaşam için neler tüketip tüketmemesi gerektiğinin bilincine varabilir. Ancak bu ölçüm, vücutta ne kadar yağ ya da kas olduğunu göstermemektedir bunu öğrenmek için bir uzmana başvurulmalıdır.

VKİ olarak kısaltılan vücut kitle indeksi hesaplama, kilonun (kilogram cinsinden) boyun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle yapılmaktadır ve çıkan sonuca göre bireyin kilo sınıflandırılması yapılır. Çıkan sonuç 30’un üzerindeyse birey obez, 40’ın üzerindeyse birey morbid obez ve 50’nin üzerindeyse birey süper obez olarak kabul edilmektedir. Bu durumlarla karşılaşıldığı taktirde derhal bir uzmanla görüşülmelidir aksi taktirde ne kadar geç uzman yardımı alınırsa durumun düzelmesi o kadar zorlaşır ve birey bir o kadar hasar görür.

Vücut kitle indeksi hesaplama (VKİ) işlemi yapılırken sadece bireyin ağırlığı ve boyu dikkate alınmaktadır. Ancak detaylı vücut kitle indeksi hesaplanırken sadece bireyin ağırlığı ve boyu değil bunun yanında bireyin yaşı, cinsiyeti, vücut yağ yüzdesi ve bel çevresi gibi değerler de dikkate alınmaktadır. Hesaplama sonucunda elde edilen değerlere bakılarak vücudunda sağlığını bozacak ölçüde aşırı yağ birikimi olanlar, uzman kontrolünde görüşüp tekrar vücut kitle indeksi hesaplaması yaparak bu değerleri kendileri için ideal olan seviyeye gelebilmektedirler. Bir örnek verecek olursak:


Diyelim ki birey 100 kilo ve 1.80 boyunda olsun ve vücut kitle indeksi hesaplaması yapıyor olsun

1.8×1,8 için boyun karesi 3.24 olarak hesaplanmaktadır.
100/3.24 işleminin sonucu 30.8 çıkmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün referans aralıklarına bakarsak 30 ve üzerindeki bireyler obez olarak değerlendirildiği için hesaplamasını yaptığımız birey obez sınıfında yer almaktadır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Vücut Kitle İndeksi Hesaplamasında Sınıflandırma Nasıl Yapılır?

Vücut kitle endeksi hesaplama yapılırken Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı obezite sınıflandırmasında çıkan değerler temel alınır bu değerler ise şöyledir:

  • 18.5 kg/m2’nin altında olan bireylere zayıf birey denmektedir.
  • 18.5 kg/m2 ile 24.9 kg/m2 arasında olan bireylere normal kiloda birey kabul edilmektedir.
  • 25 kg/m2 ile 29.9 kg/m2 arasında olan bireylere fazla kilolu birey kabul kabul edilmektedir.
  • 30 kg/m2 ila 39.9 kg/m2 arasında sonuca ulaşanlara obez birey denmektedir.
  • 40 kg/m2 ya da üzerinde çıkan sonuçlar için ileri derecede obez birey, yani morbid obez birey denmektedir.


Yaş Aralıklarına Göre İdeal Vücut Kitle İndeksi Nasıl Olmalıdır?

Vücut kitle endeksi hesaplama yapılırken, yaşa göre olması gereken body mass index (BMI) referans aralıkları şöyledir:

  • 19-24 yaş arasında olan bireyler için ideal referans aralığı 19-24 BMI aralığında olması gerekmektedir.
  • 25-34 yaş arasında olan bireyler için ideal referans ağırlığı 20-25 BMI aralığında olması gerekmektedir.
  • 35-44 yaş arasında olan bireyler için ideal vücut kitle indeksi 21-26 BMI aralığında olması gerekmektedir.
  • 45-54 yaş arasında olan bireyler için ideal body mass index, 22-27 BMI aralığında olması gerekmektedir.
  • 55-64 yaş arasında olan bireyler için ideal body mass index, 23-28 BMI aralığında olması gerekmektedir.
  • 65 yaş ve üzerinde bireyler için vücut kitle indeksinin ideal değeri 24-29 BMI aralığında olması gerekmektedir.


İdeal Vücut Kitle İndeksine Sahip Olmak İçin Boyumuza Göre Kilomuz Nasıl Olmalıdır?

Cinsiyet ve metabolizmaya bağlı olarak değişiklik gösteren ideal kilo boy için de değişiklik göstermektedir vücut kitle endeksi hesaplama yapılırken, boya göre ideal kilolar ise şöyledir:

  • 150 cm boyunda olan bir erkek için ideal kilo 48 kg iken 150 cm boyunda olan bir kadında ideal kilo 43 kg olmaktadır.
  • 158 cm boyunda olan bir erkek için ideal kilo 55 kg iken 158 cm boyunda olan bir kadında ideal kilo 51 kg olmalıdır.
  • 160 cm boyunda olan bir erkek için ideal kilo 57 kg iken 160 cm boyunda olan bir kadında ideal kilo 52 kg olmalıdır.
  • 162 cm boyunda olan bir erkek için ideal kilo 59 kg iken 162 boyunda olan bir kadında ideal kilo 54 kg olmalıdır.
  • 165 cm boyunda olan bir erkek için ideal kilo 61 kg iken 165 cm boyunda olan bir kadında ideal kilo 57 kg olmalıdır
  • 170 cm boyunda olan bir erkek için ideal kilo 66 kg iken 170 cm boyunda olan bir kadında ideal kilo 61 kg olmalıdır.


Çocuklarda Vücut Kitle İndeksi Sonuçları Nasıl Değerlendirilir?

Çocuklarda vücut kitle indeksi hesaplama tıpkı yetişkinlerdeki gibi kg ve metre cinsinden aynı hesaplarla yapılmaktadır fakat çocuklarda çıkan sonuçlar daha farklı değerlendirilmektedir. 2 ila 18 yaş arası çocukların vücut kitle indeks değerleri aynı çıkmış olmasına rağmen çocukların bir tanesi ideal kilosunda gibi gözükebilirken diğer çocuk obez çıkabilmektedir.

Yani sadece boy ve kiloya bakarak değil bu durumda yaşa ve cinsiyete göre vücut kitle indeksi hesaplama ile değerlendirilmesi yapılmalıdır. Ayrıca çocukların hesaplama işlemi yapılırken bazal metabolizma hızının ölçümü yapılması gerekmektedir bu işlem ise uzman bir hekim tarafından yapılmalıdır.



Normal Kilo Aralığını Koruma Yolları

Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği referans aralığında normal seviyede çıkanlar yani sonuçları18.5 kg/m2 ile 24.9 kg/m2 arasında olan bireyler, boyları ile uygun kiloda olmaktadırlar.

İdeal kilonun korunabilmesi için düzenli ve sağlıklı beslenmenin yeri büyüktür. Bunun yanında düzenli olarak yapılan fiziksel aktiviteler de aynı önemi taşımaktadır, ağır bir fiziksel aktiviteye gerek duyulmaksızın günlük yapılan yürüyüşler, gün içinde aktif işlerde bulunma gibi durumlar ideal kilonuzun korunmasına yardımcı olacaktır.



Obezite Teşhisinde Vücut Kitle Endeksi Dışındaki Faktörler

Vücut kitle indeksi hesaplama işlemi sonucunda bireyler kendilerinin nerede olduklarını görmektedirler. Obezite ile birlikte vücutta yağ dokunun birikmesi sonucunda zararlı hormon salgılanması da artmaktadır, biriken yağ doku genellikle bel çevresinde birikmektedir. Bel çevresinde yoğun yağ birikimi, özellikle sindirim sisteminde yaşanan sağlık problemleri gibi çok sayıda sağlık problemini yanında getirebilmektedir. Aynı zamanda hekimler obez bireyin bel çevresini ölçerek obezitenin derecesinin tespit etmektedirler.

Obezite hesaplaması bireyin sahip olduğu sağlıklı kas dokunun, zararlı yağ dokusuna oranı ile yapılabilmektedir. Bu hesaplama sonucunda elde edilen bilgiler sayesinde bireyin sağlıklı olup olmadığını tespit edebilir ve buna göre obezite hastalığının tedavisi için uygun adımlar atılır. Yetişkin erkek bireylerde yağ oranı %12 ile %18 arasındayken ve yetişkin kadınlarda %20 ile %28 arasında olan yağ oranı normal kabul edilmektedir fakat bu durum erkeklerde %25 ya da üzerine ve kadınlarda %30 ya da üzerine çıkarsa obezite hesaplamasında bunlar da dikkate alınmaktadır.

Obezite Tedavisi, Kolesterol, Ketojenik Diyet, Gece Yeme Bozukluğu, Diyet Tedavisi





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Obezite Tedavisi 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Obezite Tedavisi


Obezite Tedavisi

Obezite tedavisi Dünya’da en büyük sağlık sorunu olan obezite hastalığında kullanılmaktadır.

Genellikle gelişmiş ülkelerde yaygınlaşan bu hastalığın birçok sebebi bulunmaktadır. Uzmanlara göre yanlış ve aşırı beslenmenin ve fiziksel aktivite yetersizliğinin önemli ölçüde sebebiyet verdiği obezite, bireylerin yaşamlarında psikolojik ve fizyolojik hasarlara yol açmaktadır.

Obezite Tedavisi 2022

Obez hasta sayısı Dünya genelinde gün geçtikçe artmaktadır, durum ülkemizde de pek farklı değildir. Obezite hastalığı kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir ve hastalığın temeli genç yaşlarda atılmaktadır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Obezite Nedir?

Obezite tedavisi, obezite içindir. Obezite, bireyin vücudunda sağlığı ciddi boyutta zarara sokacak kadar fazla yağ birikmesidir bir nevi obez bireyin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için erişmesi gereken kiloyu ciddi boyutta aşması durumudur ve muhakkak en kısa zamanda tedavi edilmesi gerekmektedir aksi takdirde obezite, bireyin hayatını tehlikeye sokar.

Obezite, kendisini çocukluk ve adolesan (ergenlik) döneminde göstermeye başlar. Obez birey ve bireyin hayatındaki insanlar düzenli ve dengeli beslenme, düzenli egzersizler ve bireyin moral, motivasyonunu yüksek tutmak konusunda bilinçlendirilmelidir.

Çocukluk ve adolesan dönemi obezite için bir dönüm noktasıdır. Birey bu dönemlerde hassas olduğu için yaşanılan olumsuz herhangi bir olay bu hastalığı tetikleyebilir. Bu dönemlerde ailenin ve okuldaki yetkililerin bilinçli olması ve bireye buna göre davranılması önemlidir. Birey ile iletişim kurulmalı ve obezite tedavisi için bir an önce uzmanlara başvurulmalıdır.



Obezitenin birçok sebebi olduğu için obezite tedavisi uygulanmasına başlayabilmek için birden fazla uzmanla görüşmek gerekmektedir. Bunlar: endokrinoloji uzmanı, beslenme uzmanı, fizik tedavi uzmanı, psikiyatri uzmanı ve bir de egzersiz danışmanıdır. Bazı durumlarda uzmanlar, gerek duyulduğunda hastayı kardiyoloji ve göğüs hastalıkları uzmanının da muayene etmesi gerektiğini söylemektedir.

Obezite, bireyin yaşam süresini ve kalitesini düşürmektedir. Obez bireyler, günlük yaşamlarında hareket etmekte güçlük çekmektedir. Obez bireyler evin içerisinde yürümek, kıyafetlerini değiştirmek, banyo yapmak, alışverişe gitmek gibi gün içerisinde hepimizin yaptığı günlük işlerin çoğunu yardım alarak yapmaktadırlar. Yürümekte ve nefes almakta zorluk çekmektedirler.

Obez bireyler yaşam kalitelerinin düştüğünün ve yaşamlarının bu hastalığı aşamadıkları taktirde tehlikeye gireceğinin bilincindedirler fakat obez bireyler yemek yeme isteğinden vazgeçemezler.



Obezite Tedavisi Yöntemleri Nelerdir?

Obezite tedavisi ve erken teşhis hastalığın yenilmesinde büyük önem taşımaktadır. Bazı obez bireyler obezite hastalığından diyet ve düzenli egzersizlerle kurtulabiliyorken bazı obez bireyler için cerrahi tedavi gerekmektedir.

Obezite tedavisi uygulanırken tedavinin birçok yolu vardır. Diyet tedavisinde, uzmanlar tarafından hazırlanan vücut kitle endeksinin sonuçlarına göre bireye uygun bir sağlıklı ve düzenli beslenme programı oluşturulmaktadır. Bu obezite tedavisi amacı ise bireye düzenli ve sağlıklı beslenmenin aşılanması ve devamlılığın sağlanmasıdır.

Egzersiz tedavisi ise genel olarak tek başına uygulanmamaktadır. Nedeni ise obez bireylerin egzersizleri verimli yapamaması ve bunun için yeterli hareket kabiliyetine hastalıklarından dolayı erişemiyor olmalarıdır. Çünkü obez bireyler hastalıkları sebebiyle hareketlerinde kısıtlama yaşamaktadır. Bu durum egzersiz tedavisinin tek başına pek de etki göstermemesine sebep olabilmektedir. Bu yüzden egzersiz tedavisi diyet tedavisiyle birleşmektedir ve böylelikle çok daha etkili bir obezite tedavisi olmaktadır.

Bir diğer yöntem psikolojik tedavidir. Obezite tedavisi olan psikolojik tedavi diyet ve egzersiz tedavisi ile birlikte uygulanmaktadır. Psikolojik tedavideki genel amaç obez bireyin moral ve motivasyonunu yüksek tutmak bunun yanında bireyin kendisiyle barışmasını sağlamaktır.

Yukarı yönlü kilo problemi yaşayan kişilerde kullanılan tedavi yöntemlerinden biri de cerrahi müdahalelerdir. Bu yöntem genel itibariyle en son başvurulan yöntemler arasında yer almaktadır ve hastanın içerisinde bulunduğu duruma bağlı olarak farklı niteliklere dahil olan çeşitlere ayrılır.



Obezite Ameliyatları Nelerdir?

En sık tercih edilen obezite tedavisi yöntemlerinden biri ise cerrahi tedavidir. Hekimlerimiz bireylerin uygunluklarına ve ihtiyaçlarına göre çeşitli ameliyatlar yapmaktadırlar. Tüp mide ameliyatı kapalı uygulanan bir ameliyattır. Bu ameliyatla obez bireyin midesinin yarısından fazlası alınmaktadır.

Bireyin midesinin yarısından fazlasının alınmasının sebebi ise bireyin daha az yemek yemesine ortam sağlamaktır. Bu ameliyat bir ila bir buçuk saat arasında değişmektedir. Hasta ağır bir işte çalışmıyorsa bir günlük bir istirahatten sonra işine dönebilmektedir fakat hasta ağır bir işte çalışıyorsa bu istirahat bir hafta sürmektedir. Ameliyattan bir ay sonra hasta egzersizler yapmaya başlayabilmektedir.

Kilo kaybı sebebiyle oluşan sarkmaların engellenebilmesi için hekim kontrolünde beslenme çizelgesi oluşturulmaktadır. Mide kelepçesi ameliyatı da kapalı bir ameliyat çeşididir. Bu ameliyatta midenin giriş kısmına bir bant yapıştırılır ve mideye giriş yapan besin önce bu banda gelir bantların ucundaki balon midede bir cep oluşturur, besin mideden önce cebe dolmaktadır. Bu sayede bireyler midelerine henüz yemek girmemesine rağmen tokluk hissederler.

Obezite Derecesi Nasıl Belirlenir?

Obezite tedavisi görmesi gerektiği düşünülen kişilere uzmanlar tarafından vücut kitle endeksi yapılmaktadır.

  • Vücut kitle endeksi 20-25 arasında olan kişiler normal kilolu birey,
  • Vücut kitle endeksi 25-30 arasında olanlar fazla kilolu birey,
  • Vücut kitle endeksi 30-35 arasında olanlar obez birey,
  • Vücut kitle endeksi 35 ve üzeri olanlar ise morbid obez birey demektir.


Obezite Risk Faktörleri Nelerdir?

Obezitenin ortaya çıkmasında birçok sebep vardır, aynı şekilde obezitenin sebep olduğu birçok hastalık vardır. Obezite organlara ciddi hasar vermektedir.

Bu sebeple obezite ciddi ve geri dönüşü zor olan hastalıklara yol açabilir.

  • Kanser
  • Diyabet (Tip 2)
  • Erkeklerde kısırlık
  • Yüksek tansiyon
  • Karaciğer yağlanması
  • Damar sertliği
  • Eklem bozuklukları
  • Uyku apnesi
  • Kadınlarda yumurtalık kistleri ve buna bağlı adet düzensizlikler
  • Aşırı tüylenme
  • Erkek çocuklarda gömük penis ve hormonal bozukluklar
  • Depresyon gibi hastalıklara yol açabilmektedir.


Obezite Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Obezite hastalığının birçok sebebi vardır.

Birçok sebep sonucu bireyin vücudu değişik tepkiler vermektedir. Bazen de bireyin vücudu tepkilerini yemek yeme isteği ile gösterebilir. Aşırı ve yanlış beslenme, bu sebeplerden biridir. Birey doğumundan itibaren bir beslenme düzeni içinde gelişir, bu durum daha çok aile bireylerinin elindedir.

Aile bireylerinin çocuklarına karşı tutumu ve yemek yeme düzeni ve yeterliliği konusundaki davranışları uzmanlar tarafından önemsenmektedir. Eğer sağlıklı ve yeterli beslenme durumu bireyde çocukluğundan itibaren sağlanamazsa ve yetişkinlik döneminde de devamlılık gösterirse bu durum birey için hastalığın bir miktar daha zor aşabileceği ve yüksek olasılıkla obezite tedavisi görmesi gerekeceği anlamına gelmektedir.

Fiziksel aktivite yetersizliği de hastalığa neden olmaktadır. Sürekli masa başında, televizyon karşısında ya da farklı herhangi bir yerde çok az hareket ederek yaşamını sürdüren, sağlıklı ve yeterli beslenme durumunu kontrol altında tutamayan bireylere obezite bir adım daha yaklaşmaktadır. Gelir düzeyine bağlı olarak bireyde stres ve kaygıya dayalı yeme bozukluğunun ortaya çıkması muhtemeldir. Psikolojik etmenler de bu obeziteye etkilemektedir.

Bireyin yaşamı obeziteye büyük ölçüde etkiler. Bazı bireyler geçmişte yaşadığı olumsuz durumları yemek yiyerek bastırmaktadır. Bazı bireyler yemek yemenin bireylerin kedilerini yaşamdan ve gerçeklerden bir miktar uzak tutarak huzurlu ve kaygısız zaman geçirmelerini sağladığını düşünebilirler. Bu yüzden sağlıksız ve düzensiz beslenmeye yönlenebilirler.

Obezite hastalığının oluşumunda sık sık uygulanan sağlıksız diyetlerin yeri de vardır. Bazen birey yaşamını köklü bir değişime sürükleyerek sağlıksız diyetler uygulayabilir. Bu diyetler bir gün son bulduğunda, bireyler birkaç kez de olsa sağlıksız ve düzensiz beslendiği zaman bu sağlıksız ve düzensiz beslenme durumu onları rahatlamış hissettirebilir. Eğer bu durum kontrolden çıkarsa ve devamlılığını korursa obezite söz konusu olabilmektedir.

Vücut Kitle İndeksi Hesaplama, Kolesterol, Ketojenik Diyet, Gece Yeme Bozukluğu, Diyet Tedavisi





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Kolesterol 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Kolesterol


Kolesterol

Kolesterol vücudumuz çok önemli bir yapı malzemesidir. Bütün hücrelerimizin duvarları, hormonlarımız her şeyimiz için gereklidir. Kolesterolümüz olmazsa olmazımızdır fakat kandaki kolesterol seviyemiz belirli bir düzeyde olmalıdır. Aynı zamanda kolesterolün düzeyindeki bozukluklar kalp ve damar hastalıklarının oluşumunda etkilidir.

Kolesterol 2022

Kolesterol Nedir?

Kolesterol, hayvan hücrelerinin zarlarında bulunan ve aynı zamanda kan plazmasında taşınan, vücutta özellikle endokrin sistem ve sindirim sisteminde birtakım görevlere sahip olan bir maddedir yani aslında vücudumuz için önemi çok büyüktür. Bütün vücut hücrelerinde ve hücre zarının temel bileşenleri arasında yer alan kolesterolün vücutta pek çok önemli işlevi vardır fakat kandaki kolesterolün seviyesinin normale kıyasla daha yüksek çıkması bazı sorunlara yol açmaktadır. Kandaki kolesterolün seviyesinin normalin üzerine çıkması, kalp ve damar hastalıkları gibi pek çok hastalığın oluşmasına neden olabilmektedir. Kanda birikmiş olan kötü kolesterolse (LDL) damarların duvarlarına yerleşerek damar tıkanıklarının oluşmasına sebep olmaktadır.


Bunun yanında aynı şekilde yine normalden yüksek seviyede olan kolesterolle, safra kesesinde bulunan bazı maddeler ile birleşerek safra taşlarının oluşumuna yol açabilmektedir. Yağ yapıdaki kolesterolün insan yaşamı için oldukça önemlidir ve birçok önemli görevleri vardır. Kolesterolümüz, hücre zarının akışkanlığını sağlamak, D vitamini ve steroid yapıdaki hormonların sentezinde yer almak gibi görevleri üstlenmektedir. Kolesterolümüz yağ yapıdadır ve bu özelliği nedeni ile kan dolaşımında trigliseritler ile birlikte çeşitli lipoprotein partiküllerin içerisinde taşınır.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Kolesterol Neden Yükselir?

Kolesterol seviyesi bazı durumlarda normalin üstüne çıkmaktadır, kandaki kolesterolün seviyesinin normalin üzerinde olmasının iki farklı nedeni vardır: Bunlardan biri diyet ile bireyin vücuduna aldığı kolesterolün miktarının yüksek olmasıdır.

Kolesterolse hayvansal kaynaklı besinlerde bulunmaktadır yani hayvansal kaynaklı besinlerin aşırı tüketilmesi ve kızartma ürünlerinin çok fazla tüketilmesi vücuda yüksek miktarlarda kolesterol girmesine neden olur sonucunda ise bireyde kolesterolün kandaki seviyesi yüksek çıkar. Bir diğer neden ise beslenme dışında kolesterolün kandaki yüksekliğine katkıda bulunabilecek yaşam tarzı faktörleri ve tütün ürünleri kullanımı olmaktadır.

Anlatılan bu nedenler dışında da birçok sebep vardır ve bunlar bireylerde kolesterolün kandaki seviyesinde yüksekliğine sebep olabilir. Bireyin aşırı kilolu ya da obez olması, sağlıksız ve düzensiz beslenmesi, tütün ürünleri kullanması kandaki kolesterol seviyesinde yüksekliğe sebep olabilmektedir. Bunun yanında ise birey düzenli egzersiz yapmayıp hareketsiz bir yaşam tarzına sahip ise kolesterol seviyesinde yükseklik görülebilmektedir. Ailede yüksek kolesterole sahip başka bireylerin olması, bireyin şeker hastası olması ve böbrek hastalıkları gibi sebepler bireylerde kolesterol seviyesinde yüksekliğe sebep olmaktadır.



Kolesterol Çeşitleri Nelerdir?

Kolesterol çeşidi dediğimiz şey aslında kolesterolü taşıyan lipoprotein çeşidinin ifade şeklidir, kolesterolü taşıyan lipoproteinlerin pek çok türü bulunmaktadır. İyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL) bunlardan en yaygınlarıdır.
İyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL) haricinde VLDL (Çok Düşük Yoğunluklu Lipoprotein), Şilomikronlar ve Trigliseridler gibi kolesterolün çeşitleri bulunmaktadır.



Kolesterol Belirtileri Nelerdir?

Kolesterol, çeşitli belirtiler ile kendisini göstermektedir. Hekimler tarafından normal şartlar altında kalp hastalığı için risk faktörü bulunmayan çocuklar ve genç yetişkinlerin genellikle 9 ila 11 yaşları arasında bir defa ve 17 ila 19 yaşları arasında bir defa kolesterolün seviye testi yapılması tavsiye edilmektedir.

  • Kolesterolün kan seviyesindeki yükseklik kendisini bazı belirtiler ile gösterebilmektedir.
  • Kolesterol seviyesinde yükseklik halinde yüzde ve özellikle de göz çevresinde sarı renkli yağ bezeleri oluşabilmektedir
  • Göğüs ağrısı, halsizlik ve yorgunluk durumu, ayak ve bacaklarda ağrı ve uyuşma
  • Baş dönmesi
  • Oluşan yaraların oldukça geç iyileşmesi
  • Solgun görünümlü cilt
  • Nefes darlığı
  • Ciltte lekelerin çıkması
  • Vücudun çeşitli bölgelerinde bireyin hasar almamasına rağmen morarma oluşması şeklinde kolesterolün kandaki seviyesindeki yükseliş kendisini belli eder.

Genellikle kandaki kolesterolün yüksek olması durumu kendisini bir anda göstermez, hafif semptomlar göstererek ilerler. Zamanla belirti yelpazesi genişledikçe yüksek kolesterolde kendisini göstermeye başlar. Bu yüzden yavaş ve hafif semptomlar ile ilerleyen bu duruma erken müdahale edebilmek için bireylerin rutin kontrollerde kolesterolün kandaki seviyesinin incelenmesini daha değerli kılar. Özellikle 20 yaş ve üzerindeki bireylerin kesinlikle düzenli olarak kolesterolün kandaki seviyelerinin takip altında tutulması önerilir.



Kolesterol Nasıl Tedavi Edilir?

Kolesterol teşhisi konulmuş bireylerin kandaki kolesterolün seviyesini düşürmek için öncelikle yaşam tarzı değişiklikleri önermektedir yani birey hareketsiz bir hayat yaşıyor ise günlük yapılan yürüyüşler tavsiye edilebilir, bu tarz ufak değişiklikler kolesterolün kandaki değerlerini düşürmek için yeterli olmasa da yardımcı olmaktadır. Doktorlar sadece diyet ve yaşam tarzı değişikliklerinin yeterli olmadığı hastalara diyet ve yaşam tarzı değişikliklerinin yanı sıra kolesterolün kandaki seviyesini düşürmeye yardımcı olacak ilaçlar kullanılmasının ya da diğer tedavilerin uygulanmasını uygun görebilirler.

Kolesterolün kandaki seviyesi yüksek bireyler yaşam tarzlarında değişim yapabilirler. Yapılan düzenli fiziksel aktiviteler kandaki kolesterolün kontrollü bir seviyede kalmasına yardımcı olmaktadır. Yapılan fiziksel aktivitenin ağır bir program olmasına gerek yoktur. Günlük yapılan yarım saat ya da bir saatlik yürüyüş bile kolesterolün kandaki seviyesi yüksel olan bireylere iyi gelecektir. Bunun yanı sıra bireyin kilosu fazla ise yapılan fiziksel aktivite çok daha önemlidir çünkü fazla kilo yüksek kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı değildir ve bireylerin kilo vermesi, kolesterol seviyesini daha kontrollü tutabilmede önemlidir.

Yaşam tarzı değişikliklerinden bir diğeri ise tütün kullanımıdır. Tütün kullanımı kalbe ve damarlara zarar vermektedir. Yüksek kolesterolün de aynı şekilde kalbe ve damarlara zarar verebilmektedir bu yüzden tütün kullanımı kolesterolün kandaki seviyesinin uygun seviyede tutulmasını zorlaştırmaktadır. Bunun yanında kolesterolün bir diyeti bulunmaktadır. Kolesterol hastalarının beslenmelerine dikkat etmeleri çok önemlidir. Tüketilen besinler vücuttaki kolesterol oranını yükseltebilir buna bağlı olarak kalpte ve damarlarda hasarlara yol açabilmektedir.



Kolesterol Hastaları Neler Yenmelidir?

Kolesterol hastalarının beslenmelerine dikkat etmeleri çok önemlidir. Tüketilen besinler vücuttaki kolesterolün oranını yükseltebilir buna bağlı olarak kalpte ve damarlarda hasarlara yol açabilmektedir.

  • Hastalar yemeklerde tereyağı margarin gibi katı ve hayvansal yağlar yerine bitkisel ve sıvı yağlar tercih etmelidir.
  • Kızartma yenmesi kolesterol seviyesini kontrol altında tutmayı zorlaştırdığı için hasta bireyler kızartma yememelidir.
  • Yüksek yağ içeriği olan besinlerden olabildiğince uzak durulmalıdır.
  • Süt ve süt ürünleri tüketimi yaparken de tam yağlı olmamasına dikkat edilmedir.
  • Tam yağlı yerinde yarım yağlı süt ve süt ürünleri tercih edilmektedir.
  • Kandaki kolesterolün seviyesi yüksek olan hastalar paketli ürün tüketmeden önce mutlaka ürünün içeriğinde doymuş
  • yağın olup olmadığından emin olmalıdır.
  • Hastalığa sahip bireyler, bütün sebze ve meyveleri tüketebilmektedir.
  • Hasta bireyler tatlı yerken ise yağsız süt ile yapılan tatlı tercihi yapmalıdır.

Bunun yanında kolesterol hastaları dışarıda yemek yediği zaman içerisinde hangi tür yağın katıldığından emin olmalıdırlar aksi takdirde kullanılan yağlar yüzünden kandaki kolesterolün seviyesi artabilir.

Kolesterol hastalığı sürekli kontrol altında tutulması gerekmektedir. Bireylerin düzenli olarak kontroller ile kandaki kolesterol seviyesine bakılmalıdır. Çocuk yaşlarda gidilen kontroller sayesinde bireyler hastalığa önceden hazırlıklı olup buna göre önlemlerini daha sağlıklı bir şekilde alabilmektedirler. Bu yüzden yapılan düzenli testler ve rutin doktor kontrolleri büyük önem taşımaktadır. Kolesterol şüphesi taşıyan bireyler en kısa zamanda bir hekimle görüşmelidir.

Ketojenik Diyet, Gece Yeme Bozukluğu, Diyet Tedavisi





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.




Ketojenik Diyet


Ketojenik Diyet

Ketojenik diyet özellikle çocuklarda refrakter epilepsiyi tedavi etmek amacı ile uygulanan bir diyettir.

Ketojenik diyeti uygulamanın çocuklardaki refrakter epilepsiyi tedavi etmeye yaramasının yanında bazı kanser türleri, epilepsi, Alzheimer, polikistik over ve tip 2 diyabet gibi hastalık ve sağlık sorunlarına karşı faydalarının yanı sıra kilo vermek amacı ile de uygulanmaktadır.

Ketojenik Diyet 2022

Ketojenik diyette yüksek yağlı besinlerin baz alınmasının yanı sıra bunun yanında ise düşük karbonhidrat içermektedir. Ketojenik diyette genel olarak diğer diyet türlerine nazaran daha uzun sürede sonuç veren bir diyettir. Bu yüzden bireyler ketojenik diyeti uygulamaya karar vermeden önce bu durumu gözden geçirmelidir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Ketojenik Diyet Nedir?

Ketojenik diyet uygulanmasının başlaması vücudumuz sayesinde keton üretmeye başlamaktadır. Vücudun keton üretmesi halinde birey ketozise girmektedir. Ketozise girmek kişiden kişiye değişiklik gösterir. Genellikle iki ila yedi gün arasında değişen bu süreç, egzersizlerle ve doğru diyet programıyla desteklendiği sürece ketozise girme süresi kısalır ve vücut yağ yakmaya başlar.

Ketozise girmenin uzun sürmesinin sebebi ise vücudun alışık olmadığı bir beslenme çeşidine yönelmesidir. Bu diyet bir başka deyişle vücudu yeniden eğitmektir. Ketozise girmeyi kolaylaştıran bazı yöntemler vardır. Bunlar egzersiz yapmak, aralıklı oruç denemesi yapmak, doğru yağ tipini seçmek gibidir.

Kısaca daha kolay ketozise girebilmek için normalden daha fazla enerji harcayarak enerji ihtiyacı oluşturmak gereklidir çünkü vücut enerji istediğinde ketojenik diyet sayesinde az tüketilen karbonhidrat, bu enerjiyi karşılayamadığı için vücut yağ yakma yolunu tercih etmektedir. Ketojenik diyetin birçok çeşidi vardır. Ketojenik diyeti uygularken önemli olan bireyin kendine uygun olan diyet çeşidini seçip onu uygulamasıdır. Ketojenik diyetin çeşitleri mevcuttur.



Klasik ketojenik diyeti uygularken bireyler besin tüketiminde karbonhidrat kısıtlaması ve yoğun yağ tüketimi ile vücudu ketozise daha hızlı sokarlar. Genellikle kanser tedavisinde ek olarak uygulanmaktadır. Kanser tedavisinde uygulanmasının sebebi ise karbonhidrat tüketiminin ciddi boyutta kesilmesi ve vücutta keton üretimini arttırmaktır. Bireyler bu diyet programında oranları %65 yağ, %25 protein ve %10 karbonhidrat şeklinde besinler tüketmektedir.

Yüksek proteinli bir ketojenik diyet uygularken bireyler yoğun yağ tüketiminin yanında yoğun protein tüketirler. Genellikle kilo vermek isteyen, spor yapan ya da fiziğini korumak isteyen bireyler tarafından tercih edilmektedir. %60 yağ, %30 protein ve %10 karbonhidrat şeklinde uygulanan bir diyet çeşididir.

Düşük glisemi indeksli ketojenik diyetler arasında en uzun vadelisidir. Ketojenik diyetin uygulanması uzun sürebilmektedir. Aylarca hatta yıllarca uygulayan bireyler bulunmaktadır. Bu diyet çeşidini ise genellikle uzun vadeli diyet yapan bireylerin tercih etmektedir. Diğer diyetlere nazaran daha yavaş ketozise girilmektedir. Bireyler bu ketojenik diyetin programda oranları%65 yağ, %25 protein ve %10 karbonhidrat şeklinde besinler tüketmektedir.

Orta zincirli yağ asitleri ile ketojenik diyette orta zincirli yağ asitleri sindirim sürecinin ardından karbonhidratların hızına eş değer bir hızda metabolize edilir anında enerjiye dönüştürülmeye çalışılır. Bu sayede direkt keton oluşturur ve ketozise girmek daha da kolaylaşır. Özellikle ketozise girmekte zorlanan ve ilaca karşı dirençli epilepsisi olan çocuklarda tercih edilebilen ketojenik diyetin bir çeşididir. Bireyler bu ketojenik diyetin programda oranları %70 yağ, %15 protein ve %15 karbonhidrat şeklinde besinler tüketmektedir.



Ketojenik Diyet Uygulanırken Tüketilmemesi Gereken Besinler Nelerdir?

Ketojenik diyet uygulanırken dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri ise tüketilecek besinler olmaktadır. Ketojenik diyetin uygulanması yapılırken en bireyler tahıl ya da tahıldan elde edilen ürünleri (pirinç, buğday, çavdar, yulaf, makarna) tüketmemelidir. Bunun yanında bakliyat ve fasulye çeşitleri, rafine edilmiş katı ve sıvı yağlar, şeker ve alkol tüketimi yapmamalıdır. Ayrıca yüksek karbonhidratlı meyveler ya da kuru meyvelerden olabildiğince kaçınılmalıdır.



Ketojenik Diyet Uygulanırken Tüketilmesi Gereken Besinler Nelerdir?

Ketojenik diyet uygularken bireyler olabildiğince karbonhidrattan kaçınılmalıdır. Bunun yerine sebzeler, et ürünleri, yağ oranı yüksek olan meyveler (avokado), yemek yağarken zeytinyağı, susam yağı tarzında çeşitli yağların dikkatli ölçüde kullanımı ve yağlı kuruyemiş tüketimi yapılabilmektedir.



Ketojenik Diyetin Yan Etkileri Nelerdir?

Ketojenik diyet birçok hastalığa ve sağlık problemlerine karşı fayda sağlasa da bazı bireylerde yan etki yapabilmektedir. Bireyin yaşamını etkileyen ketojenik diyetin uygulaması hekim kontrolünde belirli araştırma ve muayeneler sonucunda olmalıdır. Aksi taktirde yan etkiler bireyi tehlikeye sokabilir ve oluşan sağlık problemleri ciddi boyutlara gelebilir.

Bireylerde gastrointestinal bozukluklar görülebilmektedir. Beslenme planınızda köklü bir değişiklik yaptığınızda ishal, kabızlık ya da gaz gibi sindirim sistemi problemleriyle karşılaşabilirsiniz. Bu durum genellikle yeterince yeşillik tüketmememiz ya da yapay tatlandırıcı içeren besinler tükettiğimizden kaynaklanmaktadır. Bireylerde saç kaybı ya da saç seyrelmesi de sık rastlanmaktadır.

Saç kaybı ya da seyrelmesi, kilo kaybı sonucunda genellikle karşı karşıya gelinen bir durumdur. Bu durum özellikle günlük kalorileri azaltılması sonucunda gerçekleşmektedir. Bireyler iltihaplanma riski taşımaktadır. Ketojenik diyeti uygulan bireylerde, sedimantasyon ve ürik asit genellikle düşmektedir. Sağlıklı ve uzmanlarca hazırlanan ketojenik diyetler, iltihaplanmayı azaltır.



Yaygın yanlış ve sağlıksız olan ketojenik diyetlerin iltihaplanmayı arttırdığı görüşü araştırmalardan yola çıkılarak desteklenmektedir. Bunların yanında bireylerde böbrek taşı olabilmektedir. Böbrek taşı ürik asidin bir anda fırlaması nedeniyle ortaya çıkabilecek bir durumdur. Ketojenik diyetler çoğu zaman ürik asitin düşmesini sağlar buna bağlı olarak da böbrek taşı ortaya çıkmaktadır. Kramplar ve performans düşüşü de sık görülen yan etkilerden biridir.

Kilo kaybından ve vücudun alışık olmadığı bir düzene geçildiğinden vücutta çeşitli kramplar ve yapılan işlerde performans düşüklüğü söz konusudur. Bunun bir diğer sebebi iste vücut genellikle enerjisini karbonhidrattan alıyorken ketojenik diyet sayesinde bireyin karbonhidratı ciddi boyutta azaltmasına bağlı olarak vücudun gerekli enerjiyi ürettiği ketondan sağlamaya çalışmasıdır. Bu da belirli bir süre vücudun dengesinin şaşmasına sebep olmaktadır. Diyetin yan etkilerinden bir diğerinde ise bireyde işlerine karşı konsantrasyon eksikliği ve keyifsizlik görülmektedir.

Karbonhidrat tüketimini azaltan bireylerde karbonhidrat tüketimi azaltılmasına bağlı olarak yorgunluk hissedilebilir. Ketojenik diyeti uygulayan bazı bireyler karbonhidratların azaltılması sonucunda konsantrasyon eksikliği gibi sorunlar ile karşılaşabilir fakat bu durum birey adaptasyon sürecini tamamlayana kadar sürmektedir.

Kolay morarma diyetin yan etkilerindendir. Vücudumuzdaki kolay morarmaların bir diğer sebebi ise alınan düşük proteinli besinler olmaktadır. Ketojenik diyetle birlikte birey proteinli besin tüketimini de eski hayatına nazaran azalttığı için kolay morarma yaşayabilmektedir. Yan etkilerden biri de menstrual döngülerde düzensizlik ya da adet görememedir. Protein ve karbonhidrat tüketimi oldukça önemlidir.

Ketojenik diyetle birlikte birey protein ve karbonhidrat tüketimini sağlıksız bir şekilde azalttığı ya da kestiği takdirde menstrual döngüde düzensizlikler ya da adet görememe gibi durumlar meydana gelebilmektedir. Ketojenik diyetlerin, sağlıklı uygulandığı taktirde menstrual döngüye ya da adet görmeye herhangi bir zararı olmamaktadır.

Ketojenik diyet çok faydalı olduğu kadar düzgün ve kontrolsüz uygulanması halinde yanında yan etkiler de barındırmaktadır bu yan etkilerin sebebi ise genellikle tüketilmesi gereken besinlerin diyeti uygulayan bireyler tarafından kontrolsüzce azaltılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durum yaşanmaması için bireyler bilinçli bir şekilde bir uzman hekim ile görüşüp birey için en uygun ketojenik diyet programını bulup düzenli olarak diyete uyum sağlaması olacaktır bu sayede ketojenik diyetin yanlış uygulanması sebebiyle ortaya çıkmış olan bu yan etkiler ortadan kalkacaktır.

Gece Yeme Bozukluğu, Diyet Tedavisi,





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Gece Yeme Bozukluğu Sendromu 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Gece Yeme Bozukluğu Sendromu


Gece Yeme Bozukluğu Sendromu

Gece yeme bozukluğu sendromu tanısı konusunda şüphelenmek için belirtilerin en az 3 ay sürmesi gerekmektedir.

Vücudumuzda her şeyin bir dengesi ve düzeni olduğu gibi bu durum yeme içmede de geçerlidir. Metabolizmamız sabahın erken saatlerinde en hızlı ve en verimli halini alır bu durum uyanma halinde bir saat içerisinde alınan besinlerin gün içerisinde sağlanacak enerji değerlerinin önemli bir bölümünü kapsar.

Gece Yeme Bozukluğu Sendromu 2022

Gece yeme bozukluğu sendromu yaşayan bireyler bu düzene ayak uyduramaz. Gün içerisinde alınması gereken besinlerin yarısından fazlasını gece alır. Bu sendromu yaşayan bireyler haftanın bazı günlerinde uykularından uyanıp yüksek kalorili besinler tüketmektedir ve akabinde gerginlik, sinir ve pişmanlık hissetmektedir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Gece Yeme Bozukluğunun Nedenleri

Gece yeme bozukluğu sendromu yaşayan sahip bireyler geceler yatmadan yemek yedikleri için ya da gece uyku arasında uyanıp yemek yedikleri için sabahları tok uyanırlar. Bu yüzden öğünlerini aksatmaktadırlar, akşam yemeğinden sonra ya da yatmadan yemek yemek isterler bu yemek yeme isteği daha çok bol yağlı yahut şekerli atıştırmalara yöneliktir yani bu istek genellikle kalorili ve kan şekerini yükselten besinler üzerinedir. Gece yeme bozukluğu sendromunun uzmanlarca birçok nedeni vardır.

  • Düzensiz uyku
  • Hormonal sebepler
  • İnsomnia (uykusuzluk)
  • Depresyon, travma
  • Anksiyete bozukluğu
  • Düzeni olmayan beslenme alışkanlığı
  • Diyabet
  • Obezite
  • Düşük özgüven
  • Kan şekeri kontrolsüzlüğü
  • Panik atak ve stres gibi durumlar da gece yeme bozukluğu sendromunun ortaya çıkmasında etken olarak görülebilir.

Kahvaltı ne kadar zengin olursa gece yeme bozukluğu sendromunu o kadar kolay kontrol altına alabilir. Gece yeme bozukluğu sendromu yaşayan bireylerde sabahları tok uyanma çok yaygın görüldüğünden bireyler sabahları yemek yeme ihtiyacı duymazlar.



Sabahları bir fincan çay ya da kahvenin güne başlamak için yeterli olacağı görüşü yaygındır. Fakat bireylerin kendilerini kahvaltı yapmaları için zorlamaları gerektiğini ifade eder. Kahvaltı yapma alışkanlığını kaybetmiş olan kişilerin, zengin bir kahvaltı yerine daha küçük ölçekli kahvaltılar ile bu alışkanlıklarını geri kazanabilmeleri mümkündür. Bu sayede, daha besleyici bir başlangıç öğünü için hem bedenen hem de zihnen kendilerini hazırlayabilirler.

Kahvaltı ne kadar zenginleşirse öğün kontrolü daha kolay olacaktır. Öğlenleri ve gündüzleri yüksek proteinli besinler tüketilmelidir. Öğlenleri ve gündüzleri alınan yüksek proteinli besinler sayesinde gece bireyleri uyandıran o belirtiler yavaşça ortadan kalkmaya başlar. Bu sayede akşam yemeğinde fazla yemek yeme isteği azalır ve bunun yerine daha kontrollü beslenme sağlanarak gece yeme bozukluğu sendromu engellenebilir.

Geceleri uyanan bireylerin çoğu gün içerisinde ara öğün yapmazlar, buna dikkat etmek büyük önem taşır. Ara öğünler, geceleri açlık hissi yüzünden uyku bölünmelerine karşı bir engeldir. Gün içerisinde kahvaltıdan sonra yapılan ara öğünler, örneğin: Sütlü bir kahve, bir kek, salata, yoğurt gibi besinler akşam yemeği ve daha sonrasında yenilen aşırı kalorili ve şekerli yiyecekleri yeme isteğini engeller. Özellikle ara öğünde dikkat edilmesi gereken saatler vardır.



Uzmanlar bu saatlerin akşamüzeri saat beş gibi gece yeme bozukluğu sendromu yaşayan bireylerin genel olarak açlık hissetmeye başladığı zamanlardır. Bu saatlerde ara öğüne verilen özen bu sendromu yenmede çok büyük önem taşır. Ara öğünde dozunda ve doyurucu bir öğüne ihtiyaç duyulur. Eğer bu öğün dozunda ve doyurucu olursa akşam yemeğinde besinleri gereğinden fazla alma ihtiyacı zamanla azalacaktır. Bireyler günde üç ila beş tane ara öğün yaparlarsa gece yemek yeme isteği azalacaktır. Eğer azalmıyorsa söz konusu sendromun arkasında duygusal sebepler olabilir.

Yaşanılan olayların beynimizde her zaman bir yeri vardır. Bu durum kişiden kişiye değişiklik gösterir. İnsanlar çok farklıdır bir müzik, bir görüntü, bir kelime bile insanların kendilerini sorgulamalarına yetebilir akabinde yaşanılan olayı fazla düşünmek, üstesinden gelememek, yaşanılan olayı aklından çıkaramamak, bireyde bir süre sonra karamsarlığa yol açabilir bu karamsarlık bazı kişilerde gece yeme bozukluğu sendromu olarak ortaya çıkabilir.

Bir insan bir müzik duyduğunda kendisini çok mutlu, güvende ve huzur dolu hissedebilir. Fakat farklı bir insan aynı müziği duyduğunda geçmişte yaşadığı şeyler yüzünden içinde büyük bir karamsarlık, panik ve korku ve hissedebilir bireyde panik atak, depresyon ve anksiyete boy gösterebilir, bazı durumlarda birey bunları yemek yiyerek aşacağını düşünür ve bunu düzenli hale getirir. Bu durumun yaşadıklarımızla ilgisi büyüktür.

Gece yeme bozukluğunu yaşayan bireyler gün içerisinde yaşanan olumsuz olaylar yüzünden kendilerini rahatlatmak amacıyla yemek yemeye yönelebilir. Bu durum gece yeme bozukluğu sendromunun sebeplerinden bir tanesidir. Uzmanlarla görüşüp durumun aşılması gerekmektedir.



Gece Yeme Bozukluğu Sendromu Tanı Yöntemleri

Gece yeme bozukluğu sendromu teşhisi yapmadan önce bireyler dahiliye hekimine gidip sebepleri araştırmak gerekir. Dahiliye hekimine gidilmesi durumun hormonal etkilerinin olup olmadığını anlamak için önem taşır. Bu durum için ayrıca psikolog ya da psikiyatristten yardım almak akabinde diyetisyene başvurup bir düzenli beslenme planı oluşturmak önemlidir.

Geçtiğimiz yıllarda gece yeme bozukluğu sendromunun haricinde çok sık rastlanan tıkanırcasına yeme bozukluğu olan binge eating disorder bulunuyor. Tıkanırcasına yeme bozukluğu görülen bireylerde gece yeme bozukluğu sendromu gibi gereğinden fazla alınan besinler düzenli olarak geceleri değil de bir anda bireyin yemek yerken kontrolü kaybetmesi sonucunda aşırı besin tüketimi gerçekleşir.

Tıkanırcasına yeme bozukluğuna sahip bireyler çok kısa bir zaman diliminde aldığı aşırı besinler dolayısıyla kalp ve damar rahatsızlıkları ve diyabet gibi hastalıklar görülebilir. Tıkanırcasına yeme bozukluğuna sahip bireyler tıpkı gece yeme bozukluğu sendromunu yaşayan bireyler gibi yemek yedikten sonra genellikle kendilerini sorgulamaktadır akabinde hislerinde öfke ve pişmanlık boy gösterebilir ayrıca depresif hareketler de gözlemleyebiliriz.



Gece Yeme Bozukluğu Sendromu Tedavi Yöntemleri

Gece yeme sendromu anlık bir tedavi ile bütünüyle çözülemez. Hem psikolojik hem de fiziksel açıdan sürdürülen sistemli bir süreçtir. Bu nedenle zaman alır. Diyetisyene başvurulup hazırlanan düzenli ve sağlıklı beslenme programını düzenli uygulamak gerekir. Gece yemek yeme isteğini bastırmak için bu programda mutlaka uyumadan iki ila üç saat önce bir ara öğün olmalıdır. Bu gece aşırı yeme ya da gece uyanıp yemek yeme isteğinin önüne geçilmesi için önemlidir.

Gece kan şekerinin dengede tutulması için alınacak bu öğünün protein ve karbonhidrat ağırlıklı bir öğün olması gerekmektedir. Bu öğün meyve, bir bardak süt, bir kase yoğurt ya da bir miktar peynir olabilir. Eğer bu öğün yeterli gelmiyor ise yeşillik ya da salatalık tercihi yapılabilir. Bu besinlerin enerji değeri düşük, lif değeri yüksek ve içerisinde bol miktarda su olduğu için rahatlıkta tüketilebilir.

Kilolu bireylerde zayıf bireylere nazaran daha sık görüldüğü tespit edilen gece yeme bozukluğu sendromunu kontrol altında tutmak için hareket etmek önemlidir. Düzenli hareket, gece yeme bozukluğu sendromunu yaşayan bireylerde hem psikolojik hem fiziki açıdan önem arz etmektedir. Uzmanlar yapılan yarım saatlik bir yürüyüşün bile etkisinin büyük olduğunu ve kan şekerinin dengede tutulması için gerekli olduğunun altını çizmektedir. Ayrıca psikolojik açıdan güçlü bir tetikleyici olan stresten uzak durulmalıdır.

Diyet Tedavisi





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



En Son Eklenenler


Diyet Tedavisi 2022

Plastik ve Estetik Cerrahi


Diyet Tedavisi


Diyet Tedavisi

Diyet tedavisi bireylerin hem fiziksel hem zihinsel sağlığı için önemlidir.

Yemek yeme alışkanlıklarına bağlı olarak bireylerde bazı hastalıklar oluşabilir. Anoreksiya nevroza, bulimiya nevroza ve obezite gibi birçok hastalık yeme bozukluğundan kaynaklanabilir. Bu hastalıkların birçok yan etkileri vardır en önemlisi ise bazı bireyler bu hastalıklar sebebiyle hayatlarını kaybedebilir.

Diyet Tedavisi 2022

Diyet Tedavisi Nedir?

Diyet tedavisi bireylerin yemek yeme alışkanlıklarını kontrol altında tutmalarına yardımcı olan bir tedavi yöntemidir. Çeşitli sebeplerden ötürü meydana gelen obezite hastalığında hekimler gerek tıbbi gerek cerrahi gerekse de diyet ve egzersiz olarak pek çok tedavi yöntemi uygularlar, bu tedavi yöntemleri bireyin kilosuna bağlıdır. Bu yöntemlerden biri olan diyet tedavisinde obez bireyin her gün tükettiği kalori değerlerinden beş yüz ila bin kalori arasında azalma amaçlanmaktadır. Tabi bu durum uzun ve yavaş ilerler.

Bireyin yeme alışkanlıklarından vazgeçmesi için uzun bir süre gereklidir ve bu durumun sağlıklı olması için yavaşça vücut yeni düzene alıştırılır. Birey diyet tedavisince sağlıksız ve yağlı besinler yerine daha sağlıklı, dengeli ve protein ağırlıklı besinler tüketmelidir. Obez bireyler bu diyet tedavisiyle sayesinde haftada beş yüz gram ila bir kilogram arasında kilo kaybı yaşarlar ve bu aslında çok büyük bir gelişmedir.


Diyet tedavisini egzersiz ile destekleyen bireylerde bu kilo kaybı daha fazla olabilir. Bazı durumlarda ise bu tedavi aşırı zayıflık gösteren bireyler içindir. Bireyler diyet tedavisince sağlıklı ve dengeli kilo almaya özen göstermelidir. Yapılan egzersiz ve uyulan diyet takvimi ile kilo alımı daha kolay sağlanabilmektedir. Bireyler diyet tedavisince protein ağırlıklı besinler tüketmelidir.


Dora İlgi Alanları Bilgi Formu



Diyet Tedavisine Ek Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Diyet tedavisi söz konusu olduğunda uygulanan yaygın yöntemlerden biri egzersiz tedavisidir. Hastanın durumuna göre doktoru tarafından önerilen uygun egzersiz programları ile diyet süreci desteklenebilir. Obez hastalar, aşırı kiloları nedeniyle çoğu zaman spor yaparken sağlık sorunları yaşıyor bunun yanında aşırı kilo sebebiyle bireyler hareket kısıtlaması çektiği için egzersiz yapmak bireyler için zorlaşıyor. Bu tür sorunlar, hastanın egzersize başlamasına rağmen hemen yorulup bırakmasına ya da zaten yapamayacağım hissine kapılıp egzersize hiç başlayamayabiliyor.

Diyet tedavisi uygulanmasına rağmen birey kilo almaya devam ediyor ve kilo verme isteği olmasına rağmen egzersiz yapmak isteyemeyebiliyor. Bu durumda hastayı en az yoracak ve zorlayacak egzersizler yapılmalıdır. Mesela yüzme, su jimnastiği gibi hafif ve rahatlatıcı egzersizler yapılabilir. Bu tür egzersizlerin uzun sürmesine gerek yoktur haftada en azından üç gün yarım saat ya da kırk beş dakika yapılan aktivitenin bile hastanın kilo kaybı yaşamasında etkisi olabiliyor.

Davranış değişikliği tedavisinde, tedavinin amacı bireyin hayatına yöneliktir. Hastanın günlük işlerde kolaya kaçtığı işler yerine daha aktif olmayı gerektiren işler yapması istenir. Bireyin arabayla bir yere gitmekten ziyade motor ya da bisiklet kullanarak istenilen yere gidilmesi gibi hastanın daha çok efor harcanması gereken işleri günlük hayatına yerleştirilmesi istenir. İlaç tedavisi hastanın elinde olmadan kilo alımı gerçekleşiyor ise bu durumda hekimler sorunun ne olduğunu belirleyip ona göre ilaç tedavisine başlamaktadır.



Diyet Tedavisinde Neler Yenmeli?

Diyet tedavisi uygularken tüketilen besinlere dikkat edilmesi gerekmektedir.

Meyveler son derece besleyicidir tüketmede herhangi bir sakınca görülmemektedir. Tedavi süresince taze meyve tüketimi sayesinde birey şeker özlemi yaşadığı zamanlarda mevsimlik taze meyveler bu isteği bastırabilmektedir.

Birey yoğurt tüketimi de yapabilir. Yoğurt protein açısından yüksektir, yüksek derece kalsiyum, B vitamini barındırır bunun yanında şeker oranı düşüktür. Birey sağlığı için de çok önemlidir. Hem kemiklerine için hem de sindirim sistemine olumlu etkileri olur.

Bitter çikolatayı ise diyet tedavisini uygularken tatlı isteği ile baş edemeyen bireyler tüketebilir. Bitter çikolatanın diyetteki yeri çok azdır fakat birey gerçekten tatlıya ihtiyaç duyduğu zaman bitter çikolatayı tercih edebilir. Kalorisi diğer tatlı türlerine göre daha düşüktür. Meyvenin yanında da tüketilebilir. Dozunu aşmamak gereklidir.

Diyette süzme peynir tüketimi yapılabilmektedir. Süzme peyniri içerdiği yüksek protein sayesinde tüketildiği zaman doyuruculuk hissi yaşanmaktadır. Bu yüzden diyetlerde süzme peynir tüketimi yapılabilir fakat yine de dozunu bilmek gereklidir.

Kuru meyveler sağlıklı bir beslenme stili için besleyicidir, aynı zamanda tatlıdırlar ve lif oranı oldukça yüksek bir vitamin ve mineral kaynağıdır. Kuru meyvelerde bulunan yüksek antioksidan bireyleri kalp hastalığı ve kanser gibi hastalıklardan korumada etkilidirler. Kuru meyvenin tüketiminde de hekimler herhangi bir sakınca görmemektedir. Diyet tedavisi sağlıklı bir yaşam amaçlayan herkes içindir. Diyet tedavisini genellikle aşırı kilolu ya da aşırı zayıf insanlar tercih eder.



Yeme Bozukluğu Yaşayan Bireylerde Diyet Tedavisi

Diyet tedavisi sıklıkla kilo vermek isteyen bireylerin başvurduğu bir yöntemlidir ve birey için çok önemlidir çünkü eğer birey aşırı kilolu ise kilolarından kurtulmadığı taktirde birçok sağlık problemi yaşayabilir. Bu yüzden birey sıkı bir diyet tedavisinin programına uymalıdır bunun yanında egzersizler ile kilo verme isteğini destekleyebilir.

Bir uzman yardımı ile gerektiğine ilaç kullanımı da yapılabilir. Birey bir uzmana gitmez, diyet programına uymaz ve egzersiz yapmadan yeme alışkanlıklarına devam ederse bireyler çeşitli sağlık sorunları ile karşılaşabilirler. Bireylerde şeker hastalığı, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, safra kesesi hastalıkları, felç, bazı kanser türleri, ruhsal sorunlar, aşırı kullanma, solunum zorluğu, kas ve iskelet sistemi problemleri, deri enfeksiyonları ve ayaklarda mantar enfeksiyonları gibi çeşitli sağlık sorunları meydana gelebilir.

Diyet tedavisi sadece kilo vermek isteyen bireyler için değil kilo almak isteyen bireyler de uygulayabilmektedir. Bazı durumlarda genetik olmakla birlikte genellikle çevreden etkilenme sonucunda oluşan kilo kaybının birçok sebebi vardır.

Metabolizmanın hızlı çalışması sonucunda enerji tüketiminin fazla olması zayıflık sebeplerindendir ayrıca gün içerisinde çok aktif olmak da zayıflık sebeplerinden biri olabilmektedir ya da bağırsaklarda parazit olması tüketilen besinlerin vücut tarafından sindirilememesine sebep olmaktadır. Bu da kilo alamama sorununa neden olmaktadır ayrıca sindirim sisteminde sağlık problemlerine yol açabilir. Tiroid hormonlarının ya da böbreküstü bezlerinin fazla çalışması da kilo alamama ve zayıflık sebeplerinden biri olabilmektedir.



Yetersiz, sağlıksız ve düzensiz beslenme, iştahsızlık, öğün aralarında olan uzun boşluklar da kilo alamama nedenleri arasındadır bireyler diyet tedavisi programı sayesinde yeme alışkanlıklarını düzene sokmalıdır. Bireyin yaşadığı psikolojik sorunlar, stres, depresyon ve anksiyete gibi sebeplerden dolayı birey aşırı zayıflık yaşayabilmektedir. Sebeplerden biri ise dolaşım ve boşaltım sisteminde olan sorunlardır. Bu durumun belirlenmesi için bir uzmana gitmek gereklidir. Bunun yanında aşırı zayıflık genetik olabilmektedir. Bireyin aile bireylerinde görülen rahatsızlık bireye aktarılmış olabilir. Yine bir uzman dahilinde görüşülmelidir.



Bireyler farkında olmasa bile şeker hastası olabilirler ve şeker hastalığı bazı bireylerde zayıflığa yol açmaktadır bu yüzden bir uzmanla görüşüp gerekli testleri vermek gereklidir, diyet tedavisi sayesinde sağlıklı ve düzenli beslenerek şeker hastalığı altında tutulmalıdır.

Kilo alamama nedenleri arasında enfeksiyonel hastalıklar da bulabilir. Aynı zamanda bireyin kötü alışkanlıklara sahip olması kilo alamama nedenleri arasındadır. Sigara kullanımı bireylerde iştah kapatabilir, bağımlılık dahilinde ise bireyde yeme bozukluğu durumu oluşabilmektedir.





Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp