Mutluluk-Çubuğu-Nedir-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Mutluluk Çubuğu Nedir?

Mutluluk çubuğu kullananlar birçok açıdan daha sağlıklı ve tatmin edici bir cinsel ilişki yaşamaktadır. Penis protezi olarak tanımlanan mutluluk çubuğu, doğal yollarla penis sertleşmesi yaşayamayan erkeklerin bu sorunlarının ortadan kaldırılmasını sağlayan en etkili yöntemlerden biridir. Basit veya doğal tedavi yöntemlerine cevap vermeyen hastalar, penis protezi tercih ederek cinsel birliktelik için gerekli penis sertleşmesini bu yöntem ile sağlayabilir. Yapay bir penisin vücut içine yerleştirilmesi ile yapılan işlemler sonrasında kişiler cinsel birliktelik için hazır hale gelebilir. Mutluluk çubuğu için günümüzde birçok farklı tip ürün kullanılmaktadır. Söz konusu unsurlar özelliklerine ve kişisel tercihlere göre değişiklik gösterebilir.


Mutluluk Çubuğu (Penis Protezi) Çeşitleri Nelerdir?

Mutluluk çubuğu çeşitleri arasında birçok farklı tipten bahsedilebilir. Penis protezleri ağırlıklı olarak silikon alaşımlı metaryalden yapılır. Penis içinde var olan 2 süngersi haznenin içine yerleştirilmesinin arından penis protezi olan kişide 2 çubuk bir penis içine yerleştirilmiş olur. Genellikle mutluluk çubuğunun 3 farklı çeşidi yaygın olarak kullanılır. Bunlar:

-Tek parçalı, bükülebilir protez,
-İki parçalı protezler,
-Üç parçalı penis protezleri.

Olarak gruplandırılmıştır. Tek parçalı protezler diğerlerine oranla daha ucuzdur. Ameliyat sonrasında penis daima serttir ve kişi ilişkiye daima hazırdır. Bu nedenle günlük yaşamda kişiler şort, mayo veya pantolon giyerken zorlanabilir. Ancak iki ve üç parçalı protezler şişirilebilir özellikte olduğu için sertleşme kontrol edilebilir.

Mutluluk Çubuğu Fiyatları Form

Mutluluk çubuğu Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Penis protezi ameliyatı genel veya belden anestezi uygulanarak yapılabilir. Yaklaşık 1,5 saatlik bir ameliyatın ardından penis üstünde ve altında kesi ile protez yerleştirme işlemi yapılır. Penis altından yapılan işlemler sonrasında kesi izi büyük oranda yok olur. Ameliyattan sonra 1 gün sonra hastalar evine gidebilir. Ameliyat sonrasında 4 – 5 hafta kadar cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Mutluluk çubuğu ameliyatı sayesinde kişi protez türüne göre farklı beklentileri karşılayabilir.

Penis Protezi Ameliyatı Sonrası Süreç Nasıldır?

Mutluluk çubuğu ameliyatı sonrası hastaların 1 gün hastanede kalmaları ve 1 hafta sonra doktor kontrolüne gelmeleri tavsiye edilmektedir. 4 – 5 veya 8 hafta boyunca kişinin cinsel ilişkinde kaçınması gerekmektedir. Ameliyat sonrasında yerleştirilen proteze ve kişinin genel sağlık durumu ile iyileşme düzeyine göre farklı tip uygulamalara başvurulabilir. Mutluluk çubuğu ameliyatı ortalama olarak 1,5 saat içinde tamamlanır. Kısa süre içinde yerleştirilen protezin ardından kişiler cinsel ilişki için ihtiyaç duyulan sertleşme sorunlarını tamamen geride bırakmaktadır.

Son yıllarda birçok kişi tarafından tercih edilen bu ameliyatın birçok ünlü isim tarafından da tercih edildiği bilinen bir gerçektir. Mutluluk çubuğu ameliyatı fiyatları ise ameliyatta kullanılacak protezlerin özelliklerine ve diğer birçok farklı unsura göre değişiklik gösterebilir.

Penis Protezi (Mutluluk Çubuğu) Cinsel Hazzı Nasıl Etkiler?

Mutluluk çubuğu kadın için temelde daha fazla cinsel haz sağlamaktadır. Günümüzün en büyük cinsel sağlık problemlerinden biri olan penis sertleşme sorunlarının giderilmesindeki en etkili tedavi olan penis protezi, erkeklerde cinsel isteksizlik yaratmaz. Aksine penisin sert kaldığını gören birçok erkekte psikolojik olarak cinsel arzunun daha fazla arttığı görülmüştür. Öte yandan penis protezinin bir diğer avantajı kişinin her zaman cinsel ilişki için hazır olmasıdır. Doğal yollarla olduğu gibi protez penis ameliyatı sonrasında erkekler tarafından haz alınmaktadır.

Günümüzde sertleşme sorunları yaşayan birçok erkeğin tercih ettiği bir yöntem olan mutluluk çubuğu partnerler arasında sağlıklı bir cinsel ilişkinin yaşanması için oldukça önemli katkılar sağlar. Penis protezi ameliyatı ise tedavi yöntemine ve çeşitlerine göre değişiklik gösterebilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Mutluluk-Çubuğu-Fiyatları-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Mutluluk Çubuğu Fiyatları Dora Hospital

Mutluluk çubuğu çeşitleri ve ameliyat tekniklerine bağlı olarak fiyatlar değişiklik göstermektedir. Günümüzde üç farklı çeşidi bulunan mutluluk çubuğu:

-Tek parçalı bükülebilir protezler,
-İki parçalı peni protezi,
-Üç parçalı şişirilebilir protezler.

Olarak sınıflandırılabilir. Kişiler tarafından hangi tip ürün tercih edilmişse ona göre farklı bir fiyat uygulanabilir. Penis protezinin bükülebilir ve sabit kalan modellerinin yanı sıra normal halde yumuşak ve su ile şişirildiğinde sertleşen modelleri de mevcuttur. Mutluluk çubuğu fiyatı söz konusu değişkenlere göre farklılık göstermektedir.


Mutluluk Çubuğu Nedir, Ne İşe Yarar?

Mutluluk çubuğu nedir sorusu son yılların en çok merak edilen sorularından biridir. Mutluluk çubuğu diğer adıyla penis protezi, sertleşme problemi yaşayan erkeklerin cinsel ilişkiye rahatlıkla girebilmelerini sağlayan ve penis içine yerleştirilen bir çeşit yapay penis protezidir. Sabit sert ve bükülebilir modellerinin yanında, isteğe göre şişirilen modellerinin olması cinsel ilişkinin kalitesini arttırdığı gibi erektil disfonksiyon tedavisi için en etkili yöntemlerden biridir.

Penis içine protez türüne göre farklı yöntemler kullanılarak yerleştirilen mutluluk çubuğu, hasta veya partneri tarafından istenildiği zaman hazır hale gelerek veya sürekli sert kalarak her zaman kişinin penisinin cinsel ilişki için hazır halde olmasını sağlıyor. Ameliyat sonrasında kişilerin 6 haftalık bir sürenin ardından cinsel ilişki yaşamaya başlamaları mümkün görülmüştür.

Mutluluk Çubuğu Fiyatları Form

Mutluluk Çubuğu (Penis Protezi) Ameliyatı Ne Kadar Sürede Yapılır?

Penis protezi ameliyatı ortalama olarak 1 – 1,5 saat içinde tamamlanmaktadır. Ortalama olarak 1 saat süren ameliyatın ardından hastalar 1 gün sonra taburcu olarak 4 – 8 hafta sürecek bir iyileşme sürecinin ardından cinsel ilişki için hazır hale gelmektedir. Genellikle üç farklı çeşidi de yaygın olarak kullanılan mutluluk çubuğunun, tek parçalı sabit modelleri daha ucuzdur. Ancak kullanım açısından iki veya üç parçalı modellerin tercih edilmesi kişi için daha yüksek faydalar sağlar.
Penis protezi ameliyatının kısa süre içinde yapılması ve hastalara sağladığı faydalar neticesinde günümüzde en çok tercih edilen penis sertleşme tedavisi arasında ilk sırada yer almaktadır. Mutluluk çubuğu fiyatı yine ameliyatta tercih edilecek protez türüne göre değişiklik gösterir.

Penis Protezi Ameliyatını Kimler Yaptırabilir?

Mutluluk çubuğu ameliyatı olanlar genellikle doğal yollarla veya basit tedavilerle ereksiyon sorunlarını aşamayan kişilerdir. Günümüzde 40 yaş ve üzeri her iki erkekten birinde görülen sertleşme sorunlarının çözümünde son yıllarda sıklıkla tercih edilen bu yöntem sayesinde penis sertleşmesi sorunu yaşayan erkeklerin sorunları için çözüm sağlanmaktadır.
Kısa süre içinde tamamlanan ameliyat sonrasında hastalar diledikleri zaman sertleşebilir veya sürekli sert kalarak her zaman cinsel ilişki için hazır olabilir. Protez çeşitlerine ve hasta tercihlerine göre tedaviyi uygulayacak uzmanlar tarafından farklı tip yöntemler de kullanılabilir.

Mutluluk Çubuğunun Faydaları Nelerdir?

Penis protezi faydaları arasında en önemlisi kişinin her zaman ve her koşulda cinsel ilişkiye hazır olmasıdır. Diğer taraftan kadın partner için uzun süreli bir haz duyulmasını ve cinsel tatminin en üst düzeyde olmasını sağlayan penis protezi, erkeklerinde ilişkiden haz almasını sağlar. Yapılan araştırmalara göre penis protezi kullanan çiftler arasında cinsel memnuniyet %90’nın üzerinde seyretmektedir.

Çağımızın en yaygın görülen cinsel sağlık problemlerinden biri olan sertleşme sorunları çoğu ilişkinin bitmesine veya eşler arasında cinsel tatminsizliğe bağlı olarak soğukluğun artmasına neden olmaktadır. Protez çeşitlerine göre belirlenen mutluluk çubuğu fiyatı ve sağladığı yüksek faydalar sayesinde kişiler cinsel ilişkiden karşılıklı olarak haz almaktadır. Peni protezi yaptırmadan önce kişinin genel sağlık durumu dikkate alınır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Göğüs-Dikleştirme-Ameliyatı-Fiyatları-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Göğüs Dikleştirme Ameliyatı Fiyatları Dora Hospital

Göğüs dikleştirme ameliyatı fiyatları farklı etkenlere göre değişiklik göstermektedir. Göğüs dikleştirme işlemini yapacak olan doktorun kim olduğu, işlemin detayları, kullanılacak olan malzemeye kadar bir çok etken fiyatların artmasına ya da azalmasına katkıda bulunabilir. Meme kaldırma ameliyatı olarak da bilinen göğüs dikleştirme ameliyatı sırasında farklı teknikler kullanılabilir. Kullanılan tekniğin ne olduğu fark etmeksizin mutlaka genel anestezi altında işlemin gerçekleştirilmesi gerekir. Ortalama 2 ile 4 saat arasında işlem son bulur.


Göğüs Dikleştirme Ameliyatı Neden Yapılır?

Göğüs dikleştirme ameliyatı adından da anlaşılacağı üzere, sarkan göğüslerin daha dik görünüme kavuşmasını sağlamak için yapılır. Göğüs sarkması özelikle belli bir yaştan sonra başlar. Yumuşaklık ve deformasyonlar kişinin öz güven problemleri yaşamasına neden olabilir. Sık kilo alıp vermek, yaşlanmak, doğum yapmak, emzirmek ve yer çekimi gibi etkenler göğüs sarkmasına zemin hazırlar. Son zamanlarda yapılan çalışmalar kadınların yanlış sütyen seçimine bağlı olarak da göğüslerinin sarkma problemi ile karşı karşıya geldiğini belirtmişlerdir.

Göğüs Dikleştirme Ameliyatına Karar Nasıl Verilir?

Göğüs dikleştirme ameliyatı kararı verilmesi için doktor hastayı ayakta muayene eder. Hem meme başı hem de meme bezi miktarı ölçümü yapılır. Hastanın göğüslerinin nasıl bir görünümde olması istediği dinlenir. Eğer sarkma miktarı az ise ve meme bezi miktarı da yeterliyse bu durumda meme bezinin altına silikon konulabilir. Meme böylece hem daha dolgun hem de daha dik olur. Bazı durumlarda hastaların göğüslerinde sarkma miktarı fazla olabiliyor. Hem de meme bezinin yetersiz olduğu durumlarda hastalara meme toparlaması işlemi ile birlikte protez işlemi de yapılır. En zor meme ameliyatı budur.

Göğüs Dikleştirme Ameliyatı Sonrasında Hastaları Neler Bekliyor?

Göğüs dikleştirme ameliyatı sonrasında hemen buz kompres yapılması gerekir. Sporcu sütyeni giyilmesi gerekir. Dikişlerin üzerinde ince bantlar bulunur. Bunun dışında pansuman yapılması gerekmez. Ameliyat işlemi bittikten 1 ya da 2 gün sonunda konulan drenlerin çekilmesi gerekir. Dren çekilme işleminden sonra da hasta duş alabilir. Bütün dikişlerin alınması 15 gün sürer. Fakat sporcu sütyeni giyimine devam etmek gerekir. En az hafta boyunca giyilmelidir. Bu sütyenin giyilmesinin nedeni hastaların ağrılarına iyi gelmesidir. Ameliyattan sonra memelerde ödem oluşması tamamen normal bir durumdur. Zaman geçtikçe meme alması gereken şekli alır. Memenin arzu edilen şekle gelmesi için geçmesi gereken süre kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ortalama 8 ile 10 hafta arasında memeler son halini alır.

Göğüs Dikleştirme Ameliyatı Sonrasında Yeniden Sarkma Problemi ile Karşılaşır mıyım?

Göğüs dikleştirme ameliyatı sonrasında sarkma olabilir. Yapılacak doğum, çok kilo alıp verme gibi etkenler ile sarkma sorunu yeniden oraya çıkabilir. Bu nedenle hekimler çocuk planlaması yapmayan ve vücut kilosunda büyük değişiklikler yaşamayacak olan kişiler için ameliyat yapmayı uygun bulurlar. Buna karşın, kişilerin meme sarkması problemi yaşamalarına neden olacak etkenlere dikkat etmeleri halinde, sarkma problemi ile karşılaşmayacaklardır.

Göğüs Dikleştirme Ameliyatı Sonrasında Memede İz Kalır mı?

Göğüs dikleştirme ameliyatı sonrasında memede iz kalması söz konusu olabilir. Fakat bu iz yaklaşık 3 cm civarında küçüktür. Yalnızca meme protezi konulduğu durumlarda bu bölgede iz olur. Bu izin memenin altında kalan bölgede olacağı için hastaları rahatsız etmez. Meme deri roparlanması işlemi yapıldığı zaman T, L ya da I şekillerinde izler olabilir. Meme başının etrafında memenin diğer kısmına göre ton farkı olduğu için çok belli bir iz sö konusu değildir. Göğüs dikleştirme ameliyatı sonrasında 6 sene geçtiğinde, izlerin fark edilmesi mümkün değildir. Zaman geçtikçe izler daha az belirgin hal alacaktır.

Göğüs Dikleştirme Ameliyatı Sırasında Hangi Problemler ile Karşılaşılabilir?

Göğüs dikleştirme ameliyatı sırasında karşılaşılacak problemler başında kanama, hematom yer alır. Bazı hastalarda yara iyileşmesinin gecikmesi ayrıca belirgin yara izi kalması gibi durumlar da söz konusu olur. Özellikle hastaların şeker problemi olması, çok fazla miktarda sigara tüketilmesi ya da ailede iz kalma ile ilgili hastalıkların bulunması gibi durumlarda benzer problemler ile karşılaşılır. Bu hastalar için özel yöntemler kullanılarak tedavi yapılabilir.
Ameliyatların bazılarında yara açılması, dikiş atmas, iltihaplanma gibi problemler olabilir. Bu problemleri düzeltmek için hekimin tam zamanında müdahale etmesi gerekir. Müdahale ile birlikte bu problem ortadan kalkar. Dikiş açılmışsa, açılan dikişin yerine yenisi dikilebilir. Yap dokusu parçalanması halinde, dikiş aralarından akıntı gelebilir. Hastalar memelerinde sızlama, akıntı, yanma ve batma hissi gibi problemler ile karşılaşabilirler.

Göğüs Dikleştirme Ameliyatında Meme Başını Kaybetme Riski

Göğüs dikleştirme ameliyatı sonrasında meme başını kayıp etmek söz konusu olabilir. Özellikle çok sarkık olan memelerde meme başının korunarak dikleştirme yöntemlerinden faydalanılır. Genellikle bu durum ile karşılaşmamak adına meme başına yama yapılması gerekir. Meme başının kaybı söz konusu olduğu zaman hastalara dövme yöntemi önerilir. Hem cerrahi yöntemler hem de dövme uygulaması birlikte kombine edilir. Bu sayede yeniden meme başına kavuşulur.

Kimler Göğüs Dikleştirme Ameliyatı Olmalı?

Göğüs dikleştirme ameliyatı olması gereken kişiler herkes değildir. Eğer göğüslerinizde fazla miktarda sarkıklık yoksa ve ameliyat sonrasında kalacak olan izlerden duyacağınız rahatsızlık büyük ise bu durumda ameliyat olunması tercih edilmez. Eğer gerçekten göğüslerinizin sarkmasından çok rahatsızsanız, bu durum size psikolojik anlamda sıkıntı vermeye başladıysa, ameliyat olmaktan başka çareniz kalmadığını düşünüyorsanız, bu durumda ameliyat olmanız sizin için daha iyi olur.

Göğüs Dikleştirme Ameliyatı Sonrasında Bebeğimi Emzirmeye Devam Edebilir miyim?

Göğüs dikleştirme ameliyatı sonrasında bebek emzirmek mümkündür. Ameliyat öncesinde nasıl bebeğinizi emziriyorsanız, aynı şekilde bebeğinizi emzirmeye devam edebilirsiniz. Emzirme konusunda önemli olan meme ucunun ameliyat sırasında dokunulmamış olmasıdır. Meme ucu süt kanallarına bağlıdır ve süt buradan gelir. Bazı göğüs dikleştirme ameliyatlarında meme başının yerinden alınıp daha yukarıya konulduğu teknikler uygulanır. Bu ve benzeri tekniklerin uygulanması halinde bebeğinizi emziremezsiniz. Ameliyat sonrasında emzirmeye devam etmek için hastalara central pedicule adı verilen tekniğin uygulanması gerekir. Bu teknikte meme ucu ve kanallar tek bir parça halinde ele alınır ve emzirme işleminde sıkıntı olmaz. Ameliyat olmadan önce doktorunuzla durumunuz hakkında detaylı olarak konuşun ve emzirecek bebeğiniz varsa bunu mutlaka belirtin.

Göğüs Dikleştirme Ameliyatı Sonrasında Yararlı Olacak Bazı İpuçları

Göğüs dikleştirme ameliyatı sonrası için faydalı olacak ipuçları başında ameliyat olmadan öne mutlaka kontrol mamogramı çektirmek geliyor. Çekilen mamogram mutlaka saklanmalıdır. Diğer bir ipucu aynanın karşısına geçerek, göğüslerin ne kadar sarkığını ve toparlandığını kontrol etmektir. Eğer kontrol sırasında meme ucunun meme altına katlantı altında kaldığını görürseniz, bu durum göğüs dikleştirme ameliyatı yaptırmanızın sizin için iyi olduğuna işarettir. Göğüs dikleştirme ameliyatında unutulmaması gereken önemli nokta, göğüslerin büyüklüğü ve sarkıklığı arttıkça, göğüste kalacak olan izin de artmasıdır. Küçük göğüsler ve göğüs sarkma miktarı çok olmayan kişiler ameliyattan sonra çok büyük izler ile uğraşmak zorunda kalmazlar. Göğüs dikleştirme ameliyatı yapmanız halinde memelerinize tam istediğiniz şekli vermeniz mümkün olur.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Çene-Estetiği-Fiyatları-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Çene Estetiği Fiyatları Dora Hospital

Çene estetiği uygulamalarının fiyatları, kişilerin tercih ettiği çene yapısına, uygulamada kullanılmak istenen yöntemlere, işlemleri gerçekleştirecek uzmanlara ve operasyon için tercih edilen kliniklere göre değişiklik göstermektedir. Çene estetiği, yüz hatlarının daha yumuşak bir hal alması için uygulanır ve kalıcı sonuçlar oluşturur. Çene kemiklerinin iri olması ya da çene bölgesinde yağ dokusunun bulunması, çene yapısının bozulmasına yol açacaktır. Her yüz tipine uygun çene modeli farklı olduğundan, kişilere uygulanacak operasyon türleri de özel olmaktadır. Estetik cerrahlar tarafından yapılan inceleme sonrasında, çene estetiği için hangi uygulamaların kullanılacağı belirlenecektir.


Çene Estetiğinin Genel Özellikleri ve Önemi

Çene estetiğinin önemi ve ameliyat hakkında merak edilen konular, aşağıda tüm detaylarıyla ele alınmıştır:
Çenesinin yapısı çok küçük olan kişilerin burunları, normalden daha büyükmüş gibi algılanmaktadır. Hastaların burunlarının küçük olması ya da ameliyatla küçültülmesi, burunların büyükmüş gibi algılanmasının önüne geçmeyecektir. Bu tür hastaların yüz şekillerini dengelemek için çene estetiği uygulanmaktadır.
Çene yapısının normalden çok daha küçük olması, boyun bölgesinde yaşlanma ve sarkma problemleriyle karşılaşılabilir. Bölgede oluşan yaşlanma ve kırışıklık problemlerinin giderilmesi için çene estetiği yöntemleri kullanılmaktadır.
Eğri çene yapısına sahip olan hastalar, ısırma konusunda problem yaşayacaktır çeneye ait fonksiyonel özelliklerin etki kaybetmesine yol açan bu durumlar, hastaların ağzı açık uyumasına ve geceleri ağız kokusu oluşumuna yol açmaktadır.
Çene yapısındaki bozuklukların giderilmesiyle, ağız içi hastalıkların önüne geçilmekte, hastaların dış görünüşündeki oransal sorunlar giderilmekte ve ortodontik açıdan oluşan tüm problemler sonlandırılmaktadır.

Kaç Çeşit Çene Estetiği Türü Vardır?

Çene estetiği çeşitleri ve uygulamaların genel özellikleri, şu şekilde sıralanmaktadır:

Çene estetiği operasyon çeşitleri, hastaların çene yapısında meydana gelen ısırma ve çiğneme sorunlarına göre değişiklik göstermektedir.
Çene yapısı normalden daha büyük olan kişilere, çene törpüleme operasyonu uygulanmaktadır.
Diş yapısında problem yaşayan kişilere, ortodontik takviye yani diş teli tedavisi uygulanmaktadır.
Çene kemiklerinde şekil sorunu yaşayan kişilere, ortognatik cerrahi yöntemi uygulanmaktadır.
Uygulanacak estetik çene cerrahisi yöntemleri, diş hekimleri tarafından yapılacak muayene ve tetkikler sonucunda belirlenmektedir. Ciddi boyutlarda ısırma ve çiğneme sorunu yaşayan hastalar, sadece ortodontik tel tedavisiyle iyileşemeyecektir. Bu tip hastaların, ortognatik çene cerrahisi operasyonuna alınması ve çene kemiklerinde kaydırmaların yapılması gerekecektir. Isırma ya da çiğneme konusunda herhangi bir problemle karşılaşmayan hastalar, sadece çene yapılarının yüz tiplerine uymaması sebebiyle, çene estetiği yaptırabilirler. Çene estetiği amacıyla uygulanan operasyonlar, ortodontik ve ortognatik çene cerrahisi yöntemlerinden daha kolay şekilde gerçekleştirilmektedir. Çene estetiği operasyonları, diğer çene cerrahisi işlemlerinden daha basittir ve uygulamalar kısa sürede iyileşir. Çene törpüleme ameliyatları, ortalama 15 ila 20 dakika arasında sürmektedir. Ameliyat sonrasında, kişilerin yemek yemesinde herhangi bir problemle karşılaşılmayacaktır.

Çene Yapısındaki Sorunlar Nasıl Fark Edilir?

Çene estetiği gerektiren durumların anlaşılması için uygulanacak birkaç yöntem bulunmaktadır. Gülündüğünde, alt ya da üst diş etlerinin çok görünmesi, üst çenenin çok uzun kalması, alt çenenin önde kalması, ağzın kapatılmak istenmesinde çenelerin birleşmemesi ya da aynı hizada kapanmaması gibi durumlar, çene yapısında sorun olduğuna işaret etmektedir. Alt çenenin ortasında kalan bölüme dikkat edildiğinde, bu bölgeyle dudaklar arasında doğru orantı olup olmadığı anlaşılmaktadır. Çenenin orta noktasına göre, dudaklar çok ileride ya da çok geride kalıyorsa, çene yapısında problem olduğu anlaşılmalıdır. Alt çenede olan problemler, çok ileri seviyede değilse kolaylıkla anlaşılamayacaktır. Çene yapısında estetik sorunu olan kişiler, doktor kontrolünden geçmeden bu tür bir sorunun varlığından bile habersiz olabilirler. Estetik cerrahı tarafından, ameliyat öncesinde belli başlı fotoğraf görüntüleri alınarak, hastalardaki çene probleminin tam olarak nerede olduğu tespit edilmektedir.

Çene Estetiği Öncesinde Kullanılan İşlemler Nelerdir?

Çene estetiği yöntemleri ve bu yöntemlerin genel özellikleri, aşağıda detaylıca ele alınmıştır:
Alt çene ve üst çeneye göre, iki farklı ameliyat yöntemi belirlenmektedir.
Üst çene ameliyatının yapılmasından önce, hastaların çene yapısının tam olarak anlaşılması için röntgen çekilmektedir.
Üst çene ameliyatından önce, dişlerdeki ortodontik problemler tespit edilmekte ve ameliyattan önce bu problemler tedavi edilmektedir.
Alt çene operasyonu çekilecek hastalar, çene yapısının detaylıca anlaşılması için röntgene alınmaktadır.
Çene yapısının tam olarak anlaşılması ve çene estetiği operasyonunda rehber görevi görmesi için bölgenin alçı modeli hazırlanmaktadır.
Çene ucuna uygulanan estetik, yüz şeklini başlı başına değiştirmektedir. Bu sebeple, bölgeye herhangi bir müdahalede bulunmadan önce, çene yapısı doğru şekilde belirlenmeli ve yüz tipine en uygun çene modeli hazırlanmalıdır.

Çene Ucu Törpüleme Ameliyatı Nedir, Nasıl Uygulanır?

Çene törpüleme operasyonunun genel özellikleri ve ameliyatın uygulama yöntemleri, şu şekilde ifade ele alınabilir:
Diğer estetik operasyonlara kıyasla, daha fazla dikkatli olunması gereken operasyonlardan bir tanesi de çene ucu törpüleme ameliyatıdır.
Operasyondaki milimetrik hatalar, yüz yapısını tamamen değiştirir ve istenmeyen sonuçlar oluşturur.
Çene ucu normal ölçülerden daha büyük olduğu zaman, hastalar çene ucu törpüleme ameliyatına alınmaktadır.
Çene ve yüz yapısı arasındaki orantının sağlanması açısından, çenedeki çıkıntılı bölgeler törpülenmektedir.
Ameliyat sonrasında elde edilen çene yapısıyla, geriye kalan yüz hatları arasında uyum sağlanması için farklı işlemler de uygulanabilir.
Yüz germe operasyonu ve burun küçültme operasyonu, çene ucu törpüleme işlemleriyle birlikte uygulanan estetik müdahaleler arasındadır.

Çene Estetiği Operasyonundan Sonra Nelere Dikkat Edilmelidir?

Çene estetiği sonrasında dikkat edilmesi gereken durumlar şunlardır:
Ameliyat sonrasında, çene ucunda şişliklerin ve morarmaların oluşması oldukça doğal karşılanmaktadır.
Ameliyatın ardından oluşan ağrılar, birkaç gün içerisinde kendiliğinden kaybolur. Ağrılar sebebiyle endişelenmeye gerek yoktur.
Doktor tarafından belirlenen ağrı kesicilerin kullanımına özen gösterilerek, ameliyat ağrılarının dozu hafifletilebilir.
Çene ameliyatı sonrasında, hastaların en az 1 hafta dinlenmesi gerekir. 1 hafta sonra, hastalar normal yaşantısına devam edebilir.

Çene Estetiği Sonrasında Bölgede Yara İzi Olur Mu?

Çene estetiğinde iz kalma durumu, ameliyatın uygulanma yöntemlerine göre değişiklik göstermektedir. Çene estetiğinin yapılması için ağız içinden ya da çene altından kesi oluşturulabilir. Çene altından yapılan kesiler sonucunda, hastaların yüz yapısına göre bazı yara izleri oluşabilir. Ancak bu uygulama, farklı bir komplikasyona yol açmayacaktır. Ağız içerisinde kesi oluşturulması sonrasında ameliyat yapıldığı zaman, ameliyata dair herhangi bir yara izi kalmayacaktır. Ancak ağız içinde kesi oluşturulması, ameliyat sonrasında alt dudakta his kaybına yol açabilir. Hastaların ameliyat sonrasında herhangi bir yara izine sahip olmaması için ağız içinden kesi atılması gerekir. Çene estetiği uygulayan cerrahların büyük bir kısmı, ağız için çene estetiğini tercih etmektedir.

Çene Estetiği Sonrası İyileşme Döneminin Genel Özellikleri

Çene estetiği iyileşme süreci, ortalama 1 hafta olarak belirtilmektedir. Ameliyat sonrasında, hastaların çene bölgesinde şişlikler ve hafif gerilmeler meydana gelebilir. Ameliyat yerinde ufak çaplı ağrı ve sızılar oluşsa da bu komplikasyonlar, hastaların konuşmasına ya da yemek yemesine etki etmeyecektir. Çene estetiğinde herhangi bir enfeksiyon riskinin önüne geçebilmek için yemek sonrası ağız temizliğine dikkat etmek gerekir. Çene etrafında meydana gelen his kaybı ve şişlikler, 1 haftanın sonunda tamamen kaybolacaktır. Çene estetiği iyileşme döneminde, ağız temizliğine dikkat edilmesi ve çok fazla konuşmamaya özen gösterilmesi, iyileşme döneminin hızlanmasına yardımcı olmaktadır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Çekik-Göz-Ameliyatı-Fiyatları-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Çekik Göz Ameliyatı Fiyatları Dora Hospital

Çekik göz estetiğinin fiyatları, operasyon sırasında tercih edilen yöntemlere, operasyonu yapan uzmana ve operasyonun gerçekleştirildiği hastaneye göre değişiklik göstermektedir. Çekik gözlü olmak isteyen ya da çekik göz yapısını badem göze çevirmek isteyen kişiler, estetik operasyonlar sayesinde isteklerini yerine getirebilirler. Çekik göz ameliyatı olan kişiler, ameliyat sonrasında daha kısık bir göz yapısına sahip olacaktır. Ameliyat esnasında göz kapaklarındaki kaslar bağlandığından, çekik göz ameliyatı kalıcı olacaktır.


Çekik Göz Estetiği Nedir?

Çekik göz ameliyatı, göz yapısını çekik hale getirmek isteyen kişilere uygulanan, estetik operasyonlardan bir tanesidir. Sadece ameliyat şeklinde uygulanabilen operasyon sonrasında, kişilerin bakışı daha kısık bir hal alacaktır. Son yıllarda çok fazla tercih edilen estetik operasyonlardan bir tanesi olan çekik göz ameliyatı hem kadın hem de erkeklere uygulanmaktadır. Göz yapısının çekik olması için kalıcı bir çözüm elde etmek isteyen kişiler, çekik göz ameliyatıyla istedikleri görünüme kavuşabilirler.

Çekik Göz Estetiği Kimlere Yapılır?

Çekik göz ameliyatının yapılması için kadın ya da erkek diye herhangi bir ayrıma gidilmemektedir. Çekik göz operasyonunun uygulanacağı kişiler, 3 farklı kategoride ele alınabilir. Göz yapısının normalden daha çekik olmasını isteyen genç kişiler, gözün dış kuyruğunun aşağı yönde olmasından şikâyet eden hastalar ve yaşlanma sonucunda göz kapağında düşmeler görülen hastalar, çekik göz operasyonuyla istedikleri göz yapısına ulaşabilirler.

Çekik Göz Estetiği Detayları Nelerdir?

Çekik göz ameliyatının uygulanışına ait tüm detaylar, aşağıdaki açıklamada ele alınmıştır:
Çekik göz ameliyatı yapmak için genel anestezi kullanılmaktadır.
Hastaların durumuna göre, lokal anestezi de uygulanabilir.
Ameliyatın uygulama süresi, ortalama 1 saat ila 1,5 saat aralığında değişmektedir.
Çekik göz ameliyatı esnasında, göz kapağının dış yüzeyinde yer alan sert doku, göz kapağının yan tarafındaki kemiğe sabitlenmektedir.
Çekik göz ameliyatıyla beraber, kaş kaldırma operasyonu, üst ve alt göz kapağı estetikleri, orta yüz gerdirme operasyonu ve yağ enjeksiyonu operasyonu gibi farklı kombinasyonlar uygulanabilir.
Çekik göz ameliyatıyla birlikte uygulanacak operasyon türleri, hastaların genel durumuna ve ihtiyaçlarına göre ele alınmaktadır.
Çekik göz estetiği sonrasında, herhangi bir ağrı yaşanamamaktadır. Göz çevresinde operasyonun uygulandığı bölgelerde, hafif ödem ve morluklar meydana gelebilir. Ödem ve morlukların geçmesi için 5 ila 7 gün beklemek gerekir. Göz çevresindeki ödemler iyileşene kadar, başın yüksekte tutularak yatılması gerekir. İki yastık birden kullanılması, hastaların iyileşme sürecini hızlandırmaktadır.

Badem Göz Ameliyatı Nedir, Özellikleri Nelerdir?

Badem göz estetiğinin özellikleri ele alındığında, göz yapısını küçük bulan kişilerin daha büyük gözlere sahip olması sağlanmaktadır. Yüz yapısına göre daha küçük gözlere sahip olan kişiler, badem göz ameliyatı sonrasında daha geniş çerçeveli gözlere ulaşmaktadır. Göz yapısı çekik olan kişiler, badem şeklindeki büyük gözlere sahip olmak istediklerine karar verdikten sonra bir uzmana başvurmaktadır. Badem göz ameliyatının geri dönüşü olmayacağından ve gözlerin şeklini doğrudan etkileyeceğinden, kişilerin bir süre düşünmesi ve kesin karara varması gerekir.

Badem göz ameliyatı, herhangi bir sağlık sorunu sebebiyle değil, tamamen estetik ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleştirilir. Kişilerin göz yapısı badem göze uygun olduğunda, badem göz ameliyatı için hazırlıklara başlanacaktır. Badem göz ameliyatını gerçekleştirecek kişilerin, alanında deneyim kazanmış bir göz hastalıkları ve göz cerrahisi uzmanı olması gerekir.

Badem Göz Estetiği Nasıl Yapılır?

Badem göz ameliyatının uygulanışı hakkında bilinmesi gereken tüm özellikler, aşağıda detaylı şekilde belirtilmiştir:

Badem göz ameliyatı, oldukça kolay şekilde gerçekleştirilen estetik operasyonlar arasındadır.
Ameliyatın uygulanması için lokal ya da genel anestezi uygulanabilir. Anestezi türünün belirlenmesinde, hastaların genel durumu dikkate alınmaktadır.Ameliyat esnasında, gözlerin dış kısmına birer adet ufak kesi atılmaktadır.
Açılan kesiler sayesinde, gözlerin kenarları yukarıya doğru çekilir.
Göz ameliyatları için geliştirilen özel ipler kullanılarak, göz kenarlarına 3-4 adet dikiş atılmaktadır.
Ameliyat sonrasında, hastaların gözlerine bandaj takılmamaktadır. Bandaj yerine, minik bir streç kullanılarak bölge mikroplardan uzak tutulur.
Ameliyat esnasında atılan dikişler, ameliyattan 3 ila 4 gün sonra, özel bir cihazla alınmaktadır. Kullanılan cihaz sayesinde, ameliyat dikişlerinin izi kalmayacaktır.
Badem göz ameliyatının ilerleyişi ve gözlere verilecek şekiller, kişilerin yüz yapısına göre değişmektedir.

Kimler Badem Göz Estetiği Yaptırabilir?

Badem göz ameliyatının yapılması için kişilerin en az 25 yaşında olması gerekir. Badem göz ameliyatının uygulanması için belirtilen en yüksek yaş aralığı 45’tir. 45 yaşından büyük olan kişiler, çekik göz ameliyatı olabilirler ancak badem göz ameliyatı olamazlar. Badem göz ameliyatı olmak isteyen kişilerin uyum sağlaması gereken durumlar şu şekildedir:

Kişilerin, cerrahi müdahaleye engel olacak herhangi bir sağlık sorunu bulunmamalıdır.
Ameliyat esnasında çok ağır anestezi uygulaması yapılmasa da hastaların anestezi ilaçlarına karşı hassasiyeti bulunmamalıdır.
Badem göz operasyonu sonrasında ortaya çıkacak göz yapısının, yüz hatlarıyla uyum sağlaması gerekir.
Badem göz estetiği uygulama yaşı arttıkça, ameliyatla birlikte uygulanması gereken kombine operasyon çeşitliliği de artacaktır.
Ameliyat aşamasında, göz kenarlarının aşağı düşmüş kısımları yukarı çekilmektedir. Bu sebeple gözleri aşağı doğru sarkan ya da göz kenarları aşağı bakan kişiler, badem göz ameliyatına uygun bulunmaktadır.
Badem göz ameliyatı olmak isteyen kişiler, doktor kontrolünden geçerek, yüz yapılarının ameliyata uygun olup olmadığını teyit ettirmelidir. Göz yapısı uygun olmadığı zaman, kişilerin badem göz ameliyatı olması mümkün değildir.

Badem Göz Ameliyatı Öncesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Badem göz estetiği öncesinde dikkate alınan durumlar ve uzmanlar tarafından uygulanan işlemler aşağıda detaylı şekilde ele alınmıştır:

Badem göz ameliyatına karar vermeden önce, seçilen cerrahların daha önce bu tip bir operasyon gerçekleştirip gerçekleştirmediği araştırılmalıdır.
Cerrah ve klinik seçimi yapıldıktan sonra, doktorlar tarafından detaylı incelemeler başlatılacaktır.
Badem göz ameliyatı esnasında, göz kenarlarına cerrahi kesiler açılmaktadır. Hastaların bu kesileri kaldıracak yapıda olup olmadığı, ameliyat sonrası travma riski ve kesilerin zarar görmesine sebep olacak herhangi bir bulaşıcı hastalığın olup olmadığı konusunda araştırma yapılmaktadır.
Hastaların 18 yaşından öce, badem göz estetiği yaptırması mümkün değildir. 18 yaşını tamamlayan kişiler, ameliyat sürecini başlatabilirler.
Ameliyata girilmeden önce, cilt doku analizi, kan testi ve idrar testi gibi ufak testeler talep edilmektedir.
Hastaların anestezi ilaçlarına alerjisi olup olmadığı araştırıldıktan sonra, ameliyat süreci başlatılabilir.

Badem Göz Ameliyatı Sonrasında İyileşme Süreci

Badem göz estetiği sonrası karşılaşılacak durumlar ve operasyonun iyileşme süreci hakkındaki detaylar aşağıdaki gibidir:

Badem göz ameliyatı sonrasında, sadece 1 gün hastanede yatış yapılmaktadır. Birinci günün ardından, hastalar taburcu olabilirler.
Badem göz estetiği, oldukça basit bir operasyondur ameliyat sonrasında büyük komplikasyonların oluşma riski bulunmamaktadır.
Operasyonun gerçekleştirildiği ilk gün, enfeksiyon riskinin önlenmesi amacıyla oldukça dikkatli davranmak gerekir.
İkinci günün sonrasında dikişler alınacaktır.
Dikişlerin alınmasının ardından, 8 günlük iyileşme süreci beklenmelidir. İyileşme süreci, ilk güne kıyasla daha serbesttir.
Badem göz ameliyatı sonrasında oluşan şişliklerin erkenden iyileşmesi için hastaların 2 yastıkla uyuması ve başı hep yüksekte tutması gerekir.
Badem göz estetiği, kalıcı olarak gerçekleştirilen operasyonlar arasındadır. Göz yapısının eski haline dönüştürülmemesi sebebiyle, kişilerin iyice düşünmesi ve kesin karar vermesi gerekir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Boyun-Germe-Ameliyatı-Fiyatları-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Boyun Germe Ameliyatı Fiyatları Dora Hospital

Boyun germe ameliyatında fiyat doktora, kullanılan tekniğe, hastanın özelliklerine ve diğer bir çok etkene göre değişiklik göstermektedir. Özellikle yaşlanmaya bağlı olarak gelişen boyun sarkmaları için estetik boyun germe ameliyatı sayesinde çözüm bulabilirsiniz. Hem yüz hem de boyun germe ameliyatı sırasında işlemi yapacak olan hekimin seçimi çok önemlidir. Alanında uzman, tecrübe ve bilgi sahibi bir cerrah ile çalışmanız halinde her şey sizin için daha kolay olur. Ameliyat süreci sizin için kolay geçer, ameliyat sonrasında karşılaşmanız mümkün olan problemleri en aza indirmiş olursunuz.


Boyun Germe Ameliyatı Neden Yapılır?

Boyun germe ameliyatı yapılması özellikle yaşın ilerlemesi ile birlikte söz konusu olur. Yaşla birlikte boyun derisinde bollaşma görülür. Bununla beraber sarkmalar da göze çarpar. Boyun ve çene arasında bulunan açı zamanla kayıp olur. Çok fazla kilo alıp veren biri iseniz de yaşınız genç olsa dahi boyun sarkması problemi yaşarsınız. Alt çenesi doğuştan küçük olan kişiler de erken yaşlanma belirileri göstermeye başlarlar. Eğer fazla kilolarınız varsa, halk arasında gıdı olarak bilinen fazla yağlar boyun bölgenizde birikerek sarkık bir boyun görünümünüzün olmasına neden olabilir. Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan bu problemlerin ortak çözümü boyun germe ameliyatı yapılmasıdır.

Boyun Germe Ameliyatı Kararı Nasıl Verilmelidir?

Boyun germe ameliyatı yapılması için karar verilmesi adına ilk önce hastanın muayene edilmesi gerekir. Genellikle 55 yaş ve üzeri olan kadınlarda belirgin şekilde hem yüzde hem de boyun bölgesinde yaşlanma belirtileri çıkmaya başlar. Alında kırışıklıklar vardır, göz alıntında çizgiler vardır, göz altı halkaları olabilir. Gülme çizgisi adı verilen çizgiler ağız kenarında aşağıya doğru kayabilir. Bu gibi bulguların tespit edilmesi halinde hem yüz hem göz hem de boyun germe işlemleri aynı anda uygulanabilir. Böylece uygulanan işlemden sonra hasta gençleşmiş olur.

Boyun Germe Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Boyun germe ameliyatı yapılması işlemini önce kulak önünden kulak memesine doğru oradan da kulak arkasına dönen kesi yapılması gerekir. İşlem ile birlikte boyun derisinin sabitlenmesi sağlanır. Mimik kasları dikişlerden faydalanılarak yukarı doğru çekilir. Fazla olan deri çıkarılır ve kulak ön ve arkasında bulunan kesiye dikilir. Eğer işlemi yaptıran kişinin çene altında gıdısı varsa, biriken yağlar liposuction yöntemi ile alınır. Boyun bölgesinde bulunan dikine bantlar yatay kesi alınması yöntemi ile serbestleştirilir. Birbirlerine dikim sağlanır. Böylece boyunda iç korse oluşturulmuş olur. Boyun germe ameliyatı sırasında yüzün diğer bölgelerinde de işlem yapıldığından ameliyat süresi 7 saate kadar çıkabilir. Ortalama 5 saat sürer.

Boyun Germe Ameliyatına Girecek Kişileri Ameliyata Girmeden Önce Dikkat Etmeleri Gerekenler Nelerdir?

Boyun germe ameliyatına girmeden önce dikkat edilmesi gerekenler mutlaka öğrenilmeli ve buna göre gereken tedbirler alınmalıdır. Boyun germe ameliyatına girecekseniz, kanamayı artırma ihtimali olmaması açısından aspirin ve buna benzer ilaçları kullanmayı bırakmalısınız. Ameliyat sonrasında saçlar en az 1 ay boyunca boyanmayacaktır. Bu nedenle ameliyata girmeden hemen önce boya işlemi yapılması iyi olabilir. Sigara kullanan hastalar ameliyata girmeden en az 3 hafta öncesinden sigara içmeyi kesmelidirler. Saçların uzun tutulması ameliyata girecek olan kişiler için faydalı olur. Uzun saç ile pansumanlar gizlenebilir.

Boyun Germe Ameliyatından Sonra İz Kalacak mı?

Boyun germe ameliyatından sonra iz kalması mümkündür fakat kalacak olan izlerin mümkün olan en az şekilde olmasına dikkat edilir. Cerrahi kesiler doğal deri kıvrımlarını takip eder şekilde yapılır yani bu iler kulak arkasında ya da saçlı deride kalır. Bu nedenle izler göze çarpmamış olur. Yara iyileşmesinin gecikmesine neden olacak durumlarda, tedavi yapılması gereken izler bulunabilir. Özellikle sık sigara kullanan, enfeksiyon taşıyan, kanaması durmayan kişilerde iz kalma ihtimali daha yüksektir.

Boyun Germe Ameliyatından Sonra Nelere Dikkat Etmek Gerekiyor?

Boyun germe ameliyatından sonra dikkat edilmesi gereken noktalar bulunuyor. Bu konular hakkında hekim sizi detaylı olarak bilgilendirecektir. Süreci sağlıklı ve sorunsuz bir şekilde kolayca atlatabilmek için hekiminizin size söylediği önerilere uymanız gerekir. Ameliyattan hemen sonra 1 gün içinde kulak arkası bölgesinden sıvıların toplanması için konulmuş olan dren alınması gerekir. Eğer ameliyattan hemen sonra buz uygulaması yaparsanız, iyileşme sürecini iyileştirmiş olursunuz. Ameliyatın yapıldığı ikinci günde taburcu olabilirsiniz. Taburcu olduğunuz gün giymek için güneş gözlüğü getirmenizde fayda vardır.

Ameliyattan 1 hafta sonrasında hem yüz hem de göz kapağı bölgesinde bulunan dikişlerin alınması gerekir. 10 gün içinde de saç içinde kalan dikişlerin alınması gerekir. Hasta ameliyattan çıktıktan en erken 2 gün sonrasında banyo yapabilir. Genellikle bir iki gün boyunca yüz bölgesinde hissizlik olur. Bu durum tamamen normaldir.

Boyun Germe Ameliyatından Sonrası için Bazı Öneriler

Boyun germe ameliyatından sonrası için öneriler temelinde hastaların hareketlerinde dikkatli olmaları geliyor. Makyaj yapıyorsanız, makyaj yaparken, saçlarınızı tararken çok dikkatli olun. Ani hareketler yapmaktan kaçının. Nazik olun. Ayrıca ameliyattan sonra en az 2 hafta boyunca ağır işlerden, egzersizlerden kaçınmanız gerekir. Ameliyattan sonra en az 1 ay geçmeden buhar banyosu yapılması, saunaya girilmesi önerilmez. Ameliyattan çıktıktan sonra 6 ay boyunca düzenli olarak güneş koruyucu krem kullanılması önerilir. Hava kapalı bile olsa bu kremler cilde uygulanmalıdır. Ameliyat sonrasında oluşacak olan ödemden ve morluklardan endişe etmeyin. Ortalama 3 hafta içinde bütün şişlik ve morluklar kayıp olacaktır. Ameliyattan çıktıktan ortalama 2 hafta sonrasında işe dönebilirsiniz.

Boyun Germe Ameliyatından Sonra Kanama Riski

Boyun germe ameliyatından sonra kanama riski bulunuyor. Bu risk ile seyrek olarak karşılaşılmaktadır. Bazen ameliyat yapıldığı sırada, bazen de ameliyattan sonra kanama problemi ile karşılaşılır. Eğer kanama problemi ameliyat sırasında olursa, hekim acilen müdahale eder ve acil drenaj tedavisi uygular. Bazen kan transfüzyonu yapılması gerekir. Kanama riskinin olmaması için ameliyattan önce kesinlikle aspirin ve buna benzer ilaçların kullanımı olmamalıdır. Ayrıca sigara içilmemelidir. Deri altında kanama olması halinde iyileşme gecikmiş olur. Ayrıca ameliyat sonrasında iz kalır. Hipertansiyon hastalarının bazılarında ameliyat sırasında kanama problemi görülür.

Boyun Germe Ameliyatından Sonra Karşılaşılabilecek Riskler

Boyun germe ameliyatından sonra riskler başında enfeksiyon gelmektedir. Genellikle enfeksiyon riski ameliyat sonrasında olmaz. Olması halinde ek antibiyotik tedavisinin uygulanması ya da cerrahi müdahale yapılması gerekir. Hastaların en merak ettikleri konu ameliyat sonrasında kötü iz kalması riskidir. Her ne kadar ameliyattan sonra izler iyileşse de bazı hastalarda yaraların iyileşmesi çok daha zor olabilir. Yara iyileşme süresinde kişinin genetik özellikleri, varsa sahip olduğu hastalıklar, sigara kullanımı ve ilaç kullanımı gibi etkenler önemli rol oynar. Eğer hastalarda rahatsızlık verecek şekilde izler olursa, ek tedavi yöntemi ile bu izlerin giderilmesi gerekir.

Boyun germe ameliyatı sonrasında ya da ameliyat sırasında motor ve duyu sinirleri hasarı söz konusu olabilir. Kişiler ameliyattan çıktıktan sonra yüz hareketlerinde zayıflık olduğunu hissedebilirler. Bu tür sinir hasarları zamanla kendiliğinden bir müdahale yapılmasına gerek kalmaksızın iyileşir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Ameliyatsız-Zayıflama-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Ameliyatsız Zayıflama

Ameliyatsız Zayıflama Dora Hospital

Ameliyat olmadan zayıflama sağlayan yöntemler arasında en etkilisi mide b0t0ks’udur.

2020 yılında mide botoksunun fiyatları, uygulayıcı kurum ve şahıslara göre ya da işleminin şekline göre değişkenlik göstermektedir. Fiyatlar için gerçek bilgiler, muayene esnasında verilmekte, hastanın ihtiyaç duyduğu tedavilerin belirlenmesi sonucunda netleştirilmektedir.

Mide Botoksu fiyatları, ünlülerin bu işlemleri yapmasının ardından daha çok talep görmesiyle artış göstermektedir. Pek çok ünlünün mide Botoksu yardımıyla verdiği kilolar haberler tarafından paylaşılmakta ve bu işlemin tanınmasını sağlamaktadır.


Mide Botoksu yaptırmak isteyenler için öncelikle bu sürecin bir ameliyat olmadığının bilinmesi gerekmektedir. Ameliyat olmamasına rağmen, hastalar uyku durumundayken yapılan bir işlem olması sebebiyle herhangi bir ağrı ya da acının hissedilmesi mümkün olmamaktadır.

Mide Botoksu Fiyatları 2020 Form

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Varis-Tedavisi-Fiyatları-2020-Dora-Hospital-1200x679.jpg


Varis tedavisi fiyatları konusunda net bir fiyat söylenememektedir. Hastanın hastalık derecesi gibi bazı parametreler varis oluşumuna uygulanacak tedaviyi değiştirmektedir. Bu nedenle varis tedavisi fiyatları da uygulanacak tedavi yöntemine göre değişiklik göstermektedir.


Varis Tedavisi Fiyatları 2020 Dora Hospital

Varis Fiyatlarını Etkileyen Kriterler

Varis fiyatlarını etkileyen parametreler uygulanacak tedavi yönteminin belirlenmesinde kullanılmaktadır. Bu kriterler şu şekilde sıralanabilmektedir:

Hastanın vücudunda varis hastalığının yaygınlığı kriterlerin başında gelmektedir. Hastanın yalnızca bir bacağının dar bir alanında varis oluşması gerçekleşebileceği gibi her iki bacağı sarmış durumda da olabilmektedir. Bu durum tedavi yöntemini yani fiyatı değiştirmektedir.
Hastanın vücudunda oluşan varis tipi bir diğer kriterdir. 4 temel varis tipi bulunmaktadır. Varis tipine göre uygulanan tedavi yöntemi de değişiklik gösterecektir.
Damarların genişliği ve uzunluğu tedaviyi ve dolayısıyla fiyatı değiştiren bir diğer parametredir. Damarların daha geniş ve daha uzun olması durumunda varis tedavisi daha zor bir süreçten oluşmaktadır. Damar durumuna göre kullanılacak tedavi tekniği değişiklik göstermektedir.

Varis Nedir?

Varis, bacakta bulunan toplardamarların genişlemiş ve kıvrılmış bir şekilde mavi renkte görülmesi olarak tanımlanabilmektedir. Varis oluşumunda toplardamar duvarında yapısal bir bozukluk meydana gelmektedir. Bu nedenle de damarlar genişlemekte ve damar kapakçıkları bozulmaktadır. Bu durum kanın geri gitmesine neden olmaktadır. Kanın geri gitmesi, damardaki basıncın artmasına sebebiyet vermektedir. Varis hastalığı, yetişkin bireylerin yaklaşık %20’sinde görülebilen oldukça yaygın bir hastalıktır. Kadınlarda daha sık rastlanmakla birlikte erkeklerde görülme olasılığı da bulunmaktadır. İlerleyen yaşlarda varis oluşumunun daha sık meydana geldiği bilinmektedir. 50 yaşının üzerindeki bireylerin %50’sinde varis görülebilmektedir.

Varis Oluşumu Nedenleri

Varis oluşumu sebepleri içerisinde birçok farklı faktör bulunmaktadır. Bu nedenle net bir şekilde şu sebeple oluşuyor denilememektedir. Genel olarak varis oluşumuna neden olan faktörlerse şu şekilde sıralanabilmektedir:
Hamilelik
Şişmanlık
Ayakta uzun süre durmak
Kadın olmak
Doğum kontrol hapı kullanmak
Hormon tedavisi uygulamak
Devamlı dar giysiler giymek
Kabızlık
Yaş ilerlemesi
Genetik yatkınlık

Bu faktörler en sık rastlanan varis nedenleridir. Kişinin varis oluşumunun önüne geçmek için dikkat etmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Bu noktalar şu şekilde belirlenmiştir:

Uzun süre ayakta kalmaktan kaçınmak gerekmektedir.
Hamilelik döneminde varis çorabı kullanmak varis oluşma riskini azaltacaktır.
Düzenli egzersiz yapmak gerekmektedir.
Bacakları akşam saatlerinde yarım saat kadar yukarı bir seviyede tutmak faydalı olacaktır.
Bacakları soğuk suyla yıkamak faydalı olacaktır.
Fazla kilo konusunda gerekli tedbirleri alarak şişmanlamaktan kaçınmak gerekmektedir.

Varis Belirtileri Nelerdir?

Varis belirtileri arasında en sık rastlananlar şu şekilde sıralanabilmektedir:

Kişinin bacaklarında özellikle akşam vakitleri yorgunluk ve ağrı hissi olması
Efor sarf edildikten sonra hastanın bacaklarında ağırlık hissi olması
Bacakta kılcal damarlar oluşması
Kişinin ayak bileklerinin şişmesi
Kişinin bacaklarında mavi ve mor renkte şişlikler oluşması
Kişinin ayak bileklerinde mor lekeler oluşması
Ciltte kaşıntı ve kuruluk gibi sıkıntılar meydana gelmesi
Bir yere çarpıldığında çok küçük bir çarpma olsa dahi cilt altında kanama meydana gelmesi
Ayak bilekleri derisinde çökme

Varis halk arasında çok ciddi bir hastalık olarak tanınmasa da kişinin hayat kalitesini oldukça düşürmektedir. Bu nedenle de varis tanısı koymak ve tedaviye başlamak önem arz etmektedir. Hasta, varis belirtileri olduğundan şüphelenmesi durumunda yapması gereken varis tedavisi başlatılabilmesi için doktora başvurmaktır. Uzmanlar tarafından yapılan Doppler inceleme neticesinde hastaya tanı koyulmakta ve tedaviye başlanılmaktadır. Doppler incelemesi bir çeşit ultrason incelemesi olarak tarif edilebilmektedir. Herhangi bir yan etkisi bulunmadığı için tüm hastalara uygulanabilen bir inceleme yöntemidir. Yapılan inceleme sonucunda damarlar hakkında oldukça önemli bilgilere ulaşım sağlanmaktadır.

Varis Tipleri Nelerdir?

Varis tipleri 4 adet bulunmaktadır. Kişide bulunan varis tipine göre uygulanacak tedavi yöntemi de farklılık göstermektedir. Varis tipleri şu şekilde listelenebilmektedir:

Örümcek Ağı: Damarların yüzeysel yerleşim göstermesi şeklinde oluşan varis tipidir. Genellikle damar çapları maksimum 1 milimetre seviyede olmaktadır. Yaygın olarak kırmızı renkte gözükmektedir. Telanjiektazi olarak da adlandırılan bu varis tipinde yıldız veya örümcek ağı şeklinde oluşumlar meydana geldiği için örümcek ağı olarak anılmaktadır. Tüm bacağı sarma ihtimali yüksek olan varis tiplerinden birisidir.
Retiküler Varis: Cilt dokusunda kabarık şekilde oluşan varis seçenekleridir. Damar çapları maksimum 4 milimetre olarak gözükmektedir. Mavi renkli oluşumlar meydana gelmektedir.
Büyük Toplardamar Varis: Elle dokunulduğunda hissedilebilen ve gözle görülebilen varis tipidir. Damar çapları minimum 3 milimetre olarak kendini göstermektedir. Yeşil renkte gözlemlenebilmektedir. Cilt dokusundan daha kabarık şekilde oluşmaktadır. Kişinin ayakta durduğu zamanlarda rahatlıkla fark edilebilmektedir.
Derindeki Büyük Damar Varisi: Dışarından gözlemlenemeyen bir varis türüdür. Bununla birlikte kişinin bacaklarında ödem oluşmasına sebebiyet verebilmektedir.

Varis Tedavi Yöntemleri

Varis tedavisi seçenekleri arasında birçok farklı yöntem bulunmaktadır. Hasta üzerinde yapılan inceleme işlemleri ardından hekim tarafından en uygun varis tedavisi seçeneği önerilmektedir. Kullanılabilecek tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilmektedir:
Transdermal Lazer: Örümcek ağı ve retiküler varis seçeneklerinde genellikle tercih edilen ve estetik görünümün düzeltilmesi amacıyla uygulanan yöntemdir. Bu varis tiplerinin kişi de ciddi bir sağlık problemi oluşturmaması sebebiyle yalnızca görüntü düzeltilmektedir.
Skleroterapi: İnce iğneler kullanılarak damarların içerisinde sklerozan madde enjekte edilmektedir. Bu sayede damar duvarlarının yapışması sağlanmaktadır. Damarın yapışması ise görüntünün düzelmesini ve damarın vücut tarafından emilmesi sağlanmaktadır. Skleroterapi seansları 15 dakika sürmektedir. Kişide varis oluşumunun yaygınlığına göre uygulanması gereken seans sayısı değişiklik göstermektedir. Bu yöntem ile damar oluşumlarının %80’e kadar yok olması söz konusu olabilmektedir. Hastaların %90’ında tedaviye yanıt verilmektedir. Tedaviye yanıt alınmadığında ise işlemin tekrar yapılması gerekmektedir.

Varis Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Varis cerrahi tedavi seçenekleri şu şekilde sıralanabilmektedir:

Stripping: Genel anestezi yöntemi kullanılarak yapılan bir müdahaledir. Toplardamarın sıyrılarak çıkarılması şeklinde açıklanabilmektedir. Hastanın aynı gün ayağa kalkması mümkün olmaktadır. Normal hayata dönülebilmesi için gereken süre ise yaklaşık 1 haftadır.
Damar İçi Termal Ablasyon: Toplardamarın yakılarak kapatılması işlemidir. Lokal veya genel anestezi uygulanabilen bir cerrahi tedavi yöntemidir. Hastanın aynı gün içerisinde ayağa kalkması mümkün olmaktadır. Normal yaşantıya dönmek için gereken süre ise Stripping yönteminden çok daha kısadır.
Damar İçi Köpük Skleroterapisi: Toplardamar içerisine sklerozan madde enjekte edilmektedir.

Varis Tedavisi Yaptırmamanın Sonuçları

Varis tedavisi yaptırmamak hastada olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir durumdur. İlk olarak varis bilindiği gibi bacaklarda ağrı ve karıncalanma şeklinde kendini gösterebilmektedir. Bu durum hastanın hayat kalitesini oldukça düşürmektedir. Diğer sonuçları ise şu şekilde listelenebilmektedir:

Bacaklarda dolaşım bozuklukları oluşması sebebiyle dolgunluk hissi ve uzun süre ayakta kalamama hatta yürüyememe gibi sorunlar meydana gelebilmektedir.
Küçük çaplı çarpmalarda kanamalar meydana gelebilmektedir. Bu kanamalar uzun sürebilmektedir.
Ülser oluşmaktadır. Bu durum enfeksiyon ve hatta kanser riskini de beraberinde getirebilmektedir.
Yukarıda saymış olduğumuz başlıca sebepler nedeniyle varis oluşumu belirtileri yaşayan bir kişinin en kısa zamanda muayene olması ve doktor önerilerine uygun olarak varis tedavisine başlaması gerekmektedir. Varis tedavisi hakkındaki tüm sorunlarınızı cevaplandırmak ve fiyat bilgisi almak için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Saç-Ekimi-Fiyatları-2020-Dora-Hospital-1200x679.jpg


Saç ekimi uygulaması, kafada bulunan kıl köklerinin bazı nedenlerle tıkanması nedeniyle saçların dökülmesi halinde yapılabilir. Saç dökülmesinde, normal şartlarda saçlar kendini yeniler ve tekrar saç oluşumu mümkündür. Ancak bazı durumlarda saç kökleri işlevlerini yerine getiremez. Bu durumlarda saç ekimi uygulaması gerçekleştirilmelidir. Bu uygulama sayesinde kafada bölgesel ya da tam kellik görülmesi ortadan kalkar.


Saç Ekimi Fiyatları 2020 Dora Hospital

Saç Ekimi Hangi Durumlarda Yapılır?

Saç ekimi gerektiren durumlar, herhangi bir nedenle kafadaki kıl köklerinin deforme olmasıdır. Bu deformasyon, şu nedenlerle meydana gelebilir:

Erkeklerde sık görülen kronik saç dökülmesi
Saç kıran
Cilt problemleri
Bazı iç hastalıkları
Kullanılan ilaçlardan kaynaklanan saç dökülmeleri
Stresten kaynaklanan saç dökülmeleri
Psikolojik nedenlerle meydana gelen dökülmeler
Hava kirliliği gibi çevresel etmenler

Bahsedilen nedenlerle saç dökülmesi görülebilmektedir. Bu durumlarda saç ektirme işlemi ile saçların yeniden kafada bulunması sağlanır. Ancak bazı durumlarda saç ektirme işlemi öncesinde yapılması gereken işlemler bulunmaktadır. Bu işlemler, özellikle cilt problemlerinde öncelikle cilt problemlerinin iyileştirilmesini kapsar. Öncelikle nedensel davranılmalı, nedenlerin ortadan kaldırılması sağlanmalıdır. Aksi halde ekilen saç köklerinin tutmaması durumu da mümkündür.

Saç Dökülmesi Neden En Çok Erkeklerde Görülür?

Saç dökülmesinin erkeklerde daha fazla görülmesinin nedeni, erkeklerde bulunan testesteron hormonudur. Hormonun kanda çözülmesini sağlayan dehidratestesteron enzimi, saç diplerinde birikir. Enzim, biriktiği köklerde saç oluşumunu engeller. Aynı zamanda var olan saçların beslenmesini de önler. Bu nedenle saç dökülmeleri ortaya çıkar ve yeni saç oluşumu meydana gelemez. Bu durumda meydana gelen saç dökülmeleri, geri dönüşü olmayan kellikle sonuçlanır. Erkek kelliği olarak bilinen bu durum, genetik ile aktarılmaktadır. Türkiye de bu nedenle kellik görülen ülkeler arasında yer alır. Bu yüzden Türkiye’de saç ekimi daha çok erkekler tarafından yapılmaktadır.

Saç Ekimi Yaptırırken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Saç ekimi yaptırırken dikkat etmeniz gerekenler, şu şekilde sıralanabilir:

İlk olarak gittiğiniz hekimin deneyimli olmasına dikkat etmelisiniz. Deneyimsiz bir hekim, sizi gereksiz zahmet ve para harcama mecburiyetinde bırakabilir.
Saç ektirme yaptıktan sonra, ekilen saçın tutmama olasılığının varlığını bilmelisiniz.
Saç ektirme sonrası, mentol içeren şampuanlar kullanmamalısınız.
Saç ekimi işleminden sonra saç kurutma makinesini mümkün olduğunca kullanmamalısınız.
Saçlarınızın hava almasını sağlamalı, sürekli olarak şapka kullanmaktan kaçınmalısınız.
Saçlarınızı güneş ile yüksek oranda temas ettirmemelisiniz.
Saç kremi gibi kimyasalları mümkün olduğunca kullanmamalı, kullanımı en aza indirmelisiniz.
Kullandığınız şampuanlarda kimyasal maddelerin en aza indirilmiş olmasına dikkat etmelisiniz.
Saç diplerine zarar veren boya, kolonya gibi uygulamalardan uzak durmalısınız.
Saçlarda çekilmeye bağlı travmalardan uzak durmalısınız.
Saçların taranması sırasında, özellikle uygulamanın gerçekleştirildiği ilk günlerde hassas davranmalısınız.

Saç Ekimi Fiyatlarını Neler Etkiler?

Saç ekiminin ücretlendirmesi sırasında kullanılan kriterler, kullanılan teknik ile ilgili değişkenlerdir. Birden fazla teknik bulunması nedeniyle saç ekiminin hangi şekilde yapılacağı, kullanılacak materyaller ve gerekli malzemeler uygulamanın ücretini etkiler. Kullanılan alet ve mekan, operasyonun fiyatını etkiler. Ayrıca operasyonu gerçekleştiren personel de kendi fiyatını belirleyebilir. Fiyatın bu şekilde belirlenmesi durumu nedeniyle güzellik merkezlerinde ya da hastanelerde yapılan bu işlemin ücretleri büyük değişiklik göstermektedir. Saç ekimi işleminde bölgesel ya da tam ekim yapılması, ücretleri etkilemektedir. Ayrıca kişilerin saç ekimi işlemlerinde kullanılan köklerin tutmaması, işlemin tekrarlanmasına neden olabilir. İkinci işlem için de ayrıca ücret ödenmesi gerekecektir.

Saç Ekiminde DHI Tekniği Nedir?

Saç ekimi uygulamasında kullanılan DHI tekniği, tıraşsız saç ekimi olarak bilinmektedir. Kadınlarda ağırlıklı olarak yapılan bu uygulama, herhangi bir saç tıraşı gerektirmez. Diğer seçeneğin aksine saç tıraşına gerek kalmaması sayesinde, saç ekiminden hemen sonra da sosyal hayatta sorun yaşanmaması sağlanmaktadır. Saç tıraşı yapılması zorunlu olan tek bölge, saç köklerinin alındığı bölgedir. Kişilere, yine kendi saç kökleri ekilir. Bu sayede kişinin saç renginin değişmesine gerek kalmaz. Donör bölge, çoğunlukla saçın enseye yakın kısımlarıdır. Buranın tıraş edilmesinden sonra açık olan kellik bölgesine eklenecek saç kökleri iğne ile alınır. Ardından nakil gerçekleşir. Kanal açma ve kök yerleştirme işlemleri aynı anda yapıldığından, kökün ölmesi engellenmiş olur. İşlem sırasında lokal anestezi kullanılır. İşlem, ortalama olarak 6- 8 saat sürer. İşlemin en büyük avantajı, ön saç çizgisinde doğal sonuç alınmasıdır. Doğru yapılmış bir DHI işlemi, saç çizgisinin değişmemesi sayesinde saçların doğal bir şekilde çıkmasına ve dışarıdan fark edilmemesine neden olur. Ancak işlemde kullanılacak saç köklerinin sayısı azdır. Bu nedenle saç ekimine göre daha sınırlı sayıda saç teli elde edilmesini sağlar. Genellikle bölgesel kelliklerde ve kadınlarda meydana gelen kulak üstü kısmının açılması durumlarında kullanılır.

Saç Ekiminde FUE Tekniği Nedir?

Saç ekimi uygulamasında kullanılan FUE tekniği, kişinin bir donör bölgesinden elde edilen saç köklerinin, kafaya ekilmesi ile yapılır. Teknik, saçların tamamının tıraş edilmesini gerektirir. Ancak gür ve sorunsuz büyüyen saçların elde edilmesi için bu tekniğin uygulanması gerekir. Lokal anestezi ile uyuşturulan donör bölgeden saç kökleri, iğneye benzer bir alet yardımıyla toplanır. Ardından kafanın tamamı uyuşturulur ve alınan kıl kökleri kel bölgelere ekilir. Saç kökleri, oda sıcaklığında 2 saat canlılığını koruyabilmektedir. Ancak bu işlem ortalama 7-8 saat sürer. Bu nedenle işlem süresince kullanılacak kökler özel bir solüsyonda bekletilir. Blade adlı bıçaklarla kel bölgede hatlar çizilerek saç ekiminde izlenecek yol belirlenir. Ardından bıçakla atılan çiziklere saçların ekimi gerçekleştirilir.

Saç Ekiminde Perkutan Tekniği Nedir?

Saç ekimi uygulamalarında perkutan tekniği, saç ekimi sonrası ön saç çizgisinde geri çekilme sorunu yaşayan hastalar için kullanılmaktadır. Özel bir teknik olan bu uygulamada, saç kökleri yoğun olarak ekilir ancak uygulama çok az klinikte bulunmaktadır. Oldukça doğal ve gür bir saç görünümü elde edilmesini sağlayan bu uygulama, aynı zamanda pahalı bir ileri teknolojiden oluşmaktadır. İşlemden en fazla 12 ay sonra oldukça doğal görünümlü ve gür saçlara sahip olunabilir. Bu yöntemde santimetrekareye 60 kök saç ekilebilmektedir.

Başlangıcı FUE ile birebir aynı olan yöntem, saç köklerinin uyuşturulması ve gevşetilmesi ile başlar. Lokal anestezi uygulanan hastanın donör bölgesi belirlenir ve saç kökleri buralardan elde edilir. Sonrasında kel bölgeye ekim gerçekleşir. Ancak ekim, her saç kökü için tek tek, ince bir iğne ile yapılır. Bu nedenle uzun sürer ve zahmetlidir. Ancak işlem, mükemmel sonuç vermektedir.

Türkiye’de Saç Ekimi İşlemi

Türkiye’deki saç ekme uygulamaları, güzellik merkezleri ve hastaneler tarafından gerçekleştirilmektedir. Kliniklerde de saç ekme yapan uzmanlar bulunsa da, uzmanın yetkinliğinin araştırılması gerekir. Türkiye, dünyada saç ekimi konusunda en yüksek başarıya sahip uygulamaların yürütüldüğü ülkeler arasındadır. Bu özelliği ile dünyadan sağlık turistlerini çekmektedir. Bunların yanında Türkiye, saç ekimi uygulamalarının en uygun fiyatlarla yapıldığı ülkeler arasında yer almaktadır. saç ektirmek ve saç ekimi işlem ücretleri hakkında bilgi sahibi olmak için bizlerle iletişime geçebilirsiniz.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Obezite-Ameliyatı-Fiyatları-2020-Dora-Hospital-1200x679.jpg


Obezite ameliyatı fiyatları konusunda net bir bilgi verilebilmek için doktor veya yetkililerle bizzat görüşme sağlanması gerekmektedir. Obezite ameliyatı fiyatları uygulanacak metotlara göre değişiklik gösterebilecek ameliyat seçenekleridir.


Obezite Ameliyatı Fiyatları 2020

Obezite Nedir?

Obezite, vücutta bulunan yağ oranının yağsız kütleye oranla aşırı miktarda birikmiş olmasıdır. Obeziteyi hesaplayabilmek için boy ve kilo değeri üzerinden yapılan bir hesaplama yöntemi olan “Vücut Kitle İndeksi” hesaplaması kullanılmaktadır. Çünkü obezite daha basit bir tabirle kişinin boyuna oranla vücut ağırlığının ideal sınırı aşırı miktarda aşmış olmasıdır. Bu durum yapılan hesaplamalar neticesinde belirlenmektedir. Obezite, çağımızın en yaygın hastalıklarından birisidir. Kişinin hayat kalitesini düşürmesinin yanı sıra bazıları ölümcül risk taşıyabilen birçok hastalığa da davetiye çıkarmaktadır. Obezite tedavisi için kullanılan birçok farklı yöntem bulunmaktadır. Bu çarelerden hangisinin hasta için en uygun çare olduğuna hekim karar vermektedir.

Obezite Ölçümü Nedir?

Obezite ölçümü için kullanılan en genel ve pratik yöntem vücut kitle indeksi ölçümüdür. Bu yöntemde kişinin boyu ve vücut ağırlığı arasındaki orantı tespit edilerek obezite derecesi hesaplanmaktadır. Vücut kitle indeksi hesaplaması için kullanılan farklı teknikler bulunmaktadır. Bununla birlikte kişinin obez olup olmadığı hakkında bir öngörü oluşturmak için kullanabileceği en basit yöntem şu şekildedir:

Kişinin kilogram cinsinden vücut ağırlığını, boyunun metre cinsinden karesini alarak çıkan sonuca bölmesi gerekmektedir.

Çıkan sonuç vücut kitle indeksinizi göstermektedir. Buna göre obezite derecenizi şu şekilde ölçebilmeniz mümkündür:

20 – 24,9 aralığı normal bir aralıktır. Yani obezite riski bulunmamaktadır.
25 – 29,9 aralığı kilolu olduğunuzu anlatan bir aralıktır.
30 – 34,9 aralığı obez olarak adlandırılmaktadır.
35 – 39,5 aralığı tıp II obez olarak adlandırılmaktadır.
40 – 49,9 aralığı morbid obez olarak adlandırılmaktadır.
50 ve üzeri ise süper obez olarak adlandırılmaktadır.

Morbid obez ve süper obez olarak adlandırılan kişiler için cerrahi tedavi önerilmektedir. Obez grubunda yer alan kişilerde ise yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi yandaş bir hastalık meydana gelmesi durumunda obezite ameliyatı tavsiye edilmektedir.

Obezite Hangi Hastalıklara Neden Olmaktadır?

Obezitenin sebep olduğu hastalıklar hem fiziksel hem de psikolojik birçok hastalıklar olarak görülmektedir. Avrupa’da yılda yaklaşık 1 milyon kişinin ölüm nedeni obezite olarak açıklanmaktadır. Bu nedenle oldukça dikkat edilmesi gereken bir hastalıktır. Obezitenin neden olduğu sağlık problemleri ise şu şekilde listelenebilmektedir:

İnsülin Direnci
Tip 2 Diyabet Hastalığı ( Şeker Hastalığı)
Yüksek Tansiyon
Koroner Arter Hastalığı
Hiperlipidemi
Metabolik Sendrom
Safra Kesesi Hastalıkları
Yumurtalık Kanseri
Meme Kanseri
Kolon Kanseri
Prostat Kanseri
Osteoartrit
Felç
Uyku Apnesi
Karaciğer Yağlanması
Astım
Solunum Güçlüğü
Anoreksiya Nevroza
Blumia Nevroza
Binge Eating
Deri Enfeksiyonu
Kasık ve Ayak Bölgelerinde Mantar
İskelet Sistemi Problemleri
Aşırı Kıllanma

Yapılan araştırmalar obez bir kişinin obez olmayan yaşıtlarından 12 ila 15 yıl arasında daha az yaşadığını göstermektedir.

Obezite Nasıl Tedavi Edilir?

Obezite tedavisi yöntemleri için öncelikle hastanın tetkik ve tanı işlemleri gerçekleştirilerek obezite derecesi tespit edilmektedir. Kişinin yüksek risk altında olmadığı durumlarda genel olarak diyet ve egzersiz tedavileri yeterli olmaktadır. Obezitenin en büyük sebeplerinden birisinin hareketsiz yaşam tarzı ve sağlıksız beslenme olması nedeniyle tüm obezite derecelerinde egzersiz ve diyet uygulamalarının büyük bir önemi bulunmaktadır. Bu tedavilerin tüm hastalar için yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Tedavilerin kişinin sağlığını geri kazanmasında yeterli olmadığı görüldüğünde ilaç tedavileri denenebilmektedir. İlaç tedavisi çok tercih edilen bir yöntem değildir. Çünkü hastalar üzerinde farklı yan etkileri görülebilmektedir. Bu çalışmaların sonuç vermemesi halinde kalıcı bir kilo verme durumu yaşanabilmesi için cerrahi tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

Obezite Ameliyatı Seçenekleri

Obezite cerrahi tedavi seçenekleri mide küçültülmesi ve emilimin engellenmesi şeklinde iki farkı gruba ayrılmaktadır. Bu grupların her ikisinde de farklı ameliyat seçenekleri bulunmaktadır. Bu seçenekler şu şekilde listelenebilmektedir:

Ayarlanabilir Mide Bandı: Mide kelepçesi olarak bilinmektedir. Günümüzde güncelliğini yitirmiş bir tedavi seçeneğidir. Çünkü oluşabilen komplikasyonlar diğer seçeneklere göre daha fazladır.
Tüp Mide Ameliyatı: Midenin tüp haline getirilmesi şeklinde açıklanabilmektedir. Bu sayede midenin daralması amaçlanmaktadır. Fizyolojik bir ameliyat seçeneği olması sebebiyle en sık tercih edilen seçeneklerden birisidir.
Mide Katlama: Midenin dikiş atılarak daraltılması söz konusu olmaktadır. Kişinin açlık hissinin önüne geçmediği için yüksek bir etki beklememek gerekmektedir.
Mide Balonu: Mideye endoskopi uygulanarak balon yerleştirilmesi işlemidir. Midede tokluk hissini arttırdığı için özellikle süper obezlerde kilo vermeyi sağlayabilmektedir. Genellikle hastanın ameliyat öncesi kilo vermesini sağlamak için gerçekleştirilmektedir. Yani doğrudan bir çözüm değildir.
Gastik By-Pass: En sık tercih edilen obezite ameliyatı seçeneklerinden birisidir. Emilim bozucu ameliyat seçeneklerinden birisidir. Midenin küçültülmesi ve emilim yapılan ince bağırsak mesafesinin azaltılması söz konusu olmaktadır.
Mini Gastrik By-Pass: 2 milimetrelik ince bağırsağın emilimde devre dışı bırakılması ve bu sayede ince bağırsak mesafesinin azaltılması amaçlanmaktadır.
Duodenal Switch Ameliyatı: Obezite çözümünde en etkili ameliyat seçeneklerinden birisidir. Mide, tüp mide ameliyatında olduğu gibi tüp haline getirilmektedir. Ardından aşağı seviyede bir ince bağırsağa bağlanmaktadır.

Tüp Mide Ameliyatı Nedir?

Tüp mide ameliyatı, günümüzde en sık tercih edilen ameliyat seçeneklerinden birisidir. Hastanın hekim tarafından tavsiye edilen beslenme ve egzersiz programlarına uyması halinde fazla kilolarının tamamına kadar kurtulma imkanı bulunmaktadır. Tüp mide ameliyatı yukarıda da bahsetmiş olduğumuz gibi midenin küçültülerek tüp haline getirilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Temel amaç kişinin obeziteden kaynaklı sağlık sorunları yaşamasının önüne geçilmesi ve kişinin kilo vermesidir.2001 yılından beri uygulanan yöntemlerden birisidir. Hastada midenin küçültülmüş olmasından kaynaklı bir kilo kaybı meydana gelmektedir. Midenin tüp halini almasıyla mide hareketleri de azaltılmış olmaktadır. Bu durum da hastanın zayıflaması için önemli noktalardan birisidir. Tüm mide ameliyatında kapalı cerrahi yöntemi uygulanmaktadır. Küçük kesiler uygulanması nedeniyle hastanın iyileşme süreci oldukça hızlı ve rahat geçmektedir.

Tüp Mide Ameliyatı Avantajları

Tüp mide ameliyatı faydaları şu şekilde listelenebilmektedir:

Kapalı cerrahi yöntemi kullanıldığı için hastanın normal hayatına dönmesi için gereken süre oldukça kısadır.
Ağrı hissi çok kısa bir süre yaşanmaktadır.
Ameliyatta midede bulunan mide kapakçık kısmı korunmaktadır. Bu durum dunping sendromunu engellemektedir. Yani kişinin tükettiği besinler mideyi daha geç terk etmektedir.
Bağırsak tıkanıklığı, kemik erimesi ve ülser gibi rahatsızlıkların önüne geçebilecek bir yöntemdir.
Hasta %40 ila %100 oranında fazla kilolarından kurtulmaktadır. Bu süreçte hastanın beslenme ve egzersiz düzeni de büyük önem arz etmektedir.

Obezite Ameliyatı Sonrası Yapılacaklar

Obezite ameliyatından sonra dikkat edilmesi gerekenler şu şekilde listelenebilmektedir:

Hastanın hekiminin belirlemiş olduğu beslenme programına uyması büyük önem arz etmektedir. Genellikle ilk 4 günlük süreçte hasta damar yolu ile beslenmektedir.
İlk 1 ay ise sıvı ile beslenebilmektedir. Sıvı miktarı da yine hekim tarafından belirlenmektedir. Bu miktar genellikle 5 öğün ve her öğünde 150 ml şeklinde belirlenmektedir.
Kişinin ilk 3 aylık periyotta sıvı gıdaların yanında püre ile beslenmesi tavsiye edilmektedir.
Sonraki süreçte ise yine doktor tavsiyelerine uymak şartıyla normal beslenme rutinine dönülmektedir.
Hastaya bu süreçte uygulaması gereken fiziksel aktiviteler verilmektedir. Bu egzersizlerin de düzenli olarak yapılması gerekecektir.

Obezite ameliyatı, hastanın fazla kilolarının tamamından kurtularak sağlıklı bir hayata dönüş yapabilmesi için sunulan cerrahi tedavi yöntemleridir. Uzman doktorlardan obezite ameliyatı detayları hakkında bilgi almak, sorularınızı cevaplandırmak ve ameliyat fiyatlarını öğrenmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp