Rahim-Duvarı-Kalınlaşması-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Rahim Duvarı Kalınlaşması

Rahim Duvarı Kalınlaşması

Rahim duvarı kalınlaşması yaşayanlar genellikle östrojen hormonunu dengeleyecek yeterli progesteron salgılanmaması durumlarında sorun yaşamaktadır. Adet boyunca kadınlarda, salgılanan hormonların da etkisiyle rahim duvarlarında değişiklik gözlemlenir. Âdetin ilk yarsında östrojen salgılanarak rahim duvarlarının kalınlaşmasını sağlar ve rahmi gebelik için hazırlar. Rahim kalınlaşması oluşan tabakaların normalden daha fazla kalınlaşması olarak tanımlanabilir.


Temelde östrojen ve progesteron hormonlarının uyumuna bağlı bir sorundur. Gebeliğin oluşmaması halinde bu iki hormonun seviyesi azalmaktadır. İki hormon arasındaki dengenin bozulması ile rahim duvarında beklenenden daha fazla bir kalınlaşma yaşanabilir. Bazı durumlarda bu kalınlaşma kansere bile neden olabilir.


Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Kimlerde Görülür?

Rahim duvarı kalınlaşması adet öncesi ve sonrası dönemler incelenerek teşhis edilebilir. Rahim duvarı kalınlaşma sorunu genellikle orta yaş ve üzeri kadınlarla birlikte, farklı dış etmenlere bağlı olarak her yaş grubunda görülebilir. Rahim duvarı kalınlaşmasında risk grupları:

  • 35 yaş ve üzeri kadınlar,
  • Menopoz öncesi dönemde olanlar,
  • Adet arası dönemleri uzun olanlar,
  • Hiç gebelik yaşamayan kadınlar,
  • Şeker, polikistik over sendromu, obezite vb. hastalıklar,
  • Erken yaşta adet görenler,
  • Genetik yatkınlık vb.

Olarak sınıflandırılabilir.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Türleri Nelerdir?

Rahim duvarı kalınlaşması türleri dört ana başlık altında incelenebilir. Bunlar:

  • Basit atipisiz,
  • Basit atipili,
  • Kompleks atipili,
  • Kompleks atipilisiz,

Olarak sınıflandırılmıştır. Atipi, rahim içinden alınan örnek ile yapılan değerlendirilme sonucu, hücrelerde anormal değişikliklerin gözlemlenmesi olarak tanımlanabilir. Atipi durumuna göre dört farklı grupta rahim kalınlaşması durumu incelenmektedir.

Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Rahim Duvarı Kalınlaşması Belirtileri Nelerdir?

Rahim duvarı kalınlaşması belirtileri yapılan detaylı tetkikler sonucu teşhis edilebilir. Rahim duvarının kalınlaşmasında en yaygın belirti, normalden uzun süren şiddetli adet kanamalarıdır. Ağrılı adetle birlikte kasık ağrıları da görülebilir. Düzensiz ve aşırı adet kanamaları doğrudan rahim duvarı kalınlaşması belirtisi olarak algılanmamalıdır. Ancak bu şüpheyle doktor tarafından kesin tanı konulabilir.

Teşhis için rahim kalınlaşması için özel uygulanan biyopsi yöntemi kullanılabilir. Yapılan teşhisler sonucunda uygun tedavi yöntemine geçilir. Farklı çeşitlerde ve seviyelerde ortaya çıkabileceği için her hastaya özel farklı bir tedavi uygulanabilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Romatoid-Artrit-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Romatoid Artrit

Romatoid Artrit

Romatoid artrit evreleri ve seviyesine göre hastalarda farklı sorunlara neden olabilir. Eklem iltihaplarının en yaygı formu olan romatoid atrit, eklemlerin içinde yer alan sinoviyum adı verilen zarda ya da diğer organlarda iltihaplara neden olabilir. Romatoid atrit hastalığı uzun süre devam edebilen kronik rahatsızlıklar arasında yer almaktadır.


Vücudun birçok farklı noktasında yer alan eklemleri etkileyebilir. Kıkırdak, eklem ve kemik yapılarında ciddi hasarlara neden olabilir. Romatoid atrit oluşumu kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Ancak hastalığın genellikle genç ve orta yaş grubunda kişilerde ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.


Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Romatoid Artrit Belirtileri Nelerdir?

Romatoid atrit belirtileri genellikle farklı türden hastalıklara benzer özellikler gösterdiği için doğrudan tanı konulması zor bir rahatsızlıktır. Romatoid atritin başlıca belirtileri arasında:

  • Eklem ağrıları,
  • Şişlik,
  • Hareket kısıtlılığı,
  • Eklemde katılık,
  • Hassasiyet vb.

Yer almaktadır. Kişiden kişiye değişiklik gösteren rahatsızlık, doku hasarına neden olabilir. Genellikle eklemde sakatlığa neden olduğu için romatoid atrit erken tanı ve tedavisi yapılması gereken ciddi bir rahatsızlıktır. Romatoid atrit hastalığı bazı hastalarda karaciğer ve akciğer iltihaplanmalarına da neden olabilir.

Romatoid Artrit Tedavisi Nasıl Yapılır?

Romatoid atrit tedavisi ile hastalığın tamamen iyileşmesi mümkün değildir. Fakat hastalığın getirdiği ağrılar engellenerek, hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Romatoid atrit tedavisinde ilaç ve fizik tedavi uygulanabilir. Tamamen hastalığın boyutlarına ve kişiye göre farklı tür tedaviler uygulanabilir. Tedavi sırasında çeşitli ağrı kesiciler ve kortizonlu ilaçlar kullanılabilir.

Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Romatoid Artrit Hangi Durumlarda Ortaya Çıkar?

Romatoid atrit alevlenme dönemi hasatlarda yoğun acılara neden olabilir. Günümüzde romatoid atritin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte farklı yorumlar yapılmaktadır. Bağışıklık sisteminin düzgün çalışmadığı durumlarda, romatoid atrit iltihap hücrelerine ve eklemlere doğru hareket ederek yayılabilir. Eklem sıvısı artarak eklemelerde şişlik vb. durular ortaya çıkar.


Genellikle gelişme çağındaki gençlerde hastalığa karşı bir yatkınlık gözlemlenmektedir. Diğer artritlerden ayrılan en temel özelliği eklemlerde meydana gelen sorunlardır. Eklem dokusuna kadar ulaşan iltihap hücreleri ekleme hasar vermektedir. Romatoid atrit hastalığı için en uygun tedavi uzman doktorlar tarafından yapılan detaylı muayene ve teşhislerden sonra belirlenmektedir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Duodenum-Mukozası-Nedir-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Duodenum Mukozası Nedir?

Duodenum Mukozası Nedir?

Duodenum ülseri, diğer bir adıyla onikiparmak bağırsağı ülseri peptik ülserler arasında en yaygın görülen ülser çeşitlerinden biridir. İnce bağırsağın yaklaşık 25 cm kadar olan ilk bölümünde yer alan onikiparmak bağırsağı, C harfi görünümüne sahiptir. Bu bölgede meydana gelen ülser, duodenum ülser olarak tanımlanır.


Onikiparmak bağırsağı ülserinin ortaya çıkmasında birçok farklı neden sayılabilir. Sağlıksız beslenme ve tedavi edilmeyen gastrit en temel sebepleri arasında gösterilmektedir. Duodenum mukozası, hastaların ağzına ekşi su gelmesi ve mide ekşimesi gibi şikâyetlerle ortaya çıkabilir.


Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Duodenum Ülseri Belirtileri Nelerdir?

Duodenum ülseri belirtileri farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Onikiparmakbağırsağı ülserinin başlıca belirtileri:

  • Mide ekşimesi,
  • Ağıza özellikle geceleri ekşi su gelmesi,
  • Solgun görünüm,
  • Baş dönmesi,
  • Çok sık terleme,
  • Mide üzerine temasta ağrı,
  • Yemekten sonra göğüs bölgesine ilerleyen ağrılar,

Yer almaktadır.


Bu belirtiler özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha çok artış göstermektedir. Duodenum mukozası özellikle yaşam tarzının değiştirilmesi ve beslenmeye dikkat edilmesi halinde hafifler.

Duodenum Ülseri Kimlerde Görülür?

Duodenal ülser tanı ve teşhisi yapılırken bu hastalığın genellikle düzensiz yaşam tarzı, gürültü, aşırı derecede sigara, sinir bozuklukları vb. durumlar yaşayan kişilerde ortaya çıkmaktadır. Hastanın yaşam tarzı hastalığın ortaya çıkmasında en büyük etkenlerden biridir. Bunun yanı sıra:

  • Tedavi edilmeyen gastrit,
  • Asit miktarında artış,
  • Aşırı derece alkol ve sigara kullanımı,
  • Çok sıcak veya soğuk ürün tüketimi,
  • Hamur işi tüketimi,
  • Sinir ve stres bozuklukları,
  • Hormon dengesizliği vb.

Unsurlara dikkat etmeyen hastalarda onikiparmak ülserinin oluşma ihtimali oldukça yüksektir.

Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Duodenum Mukozası Tedavisi Nasıl Yapılır?

Duodenum ülseri tedavisi için hastalara farklı tür uygulamalar yapılabilir. Bu uygulamalar genellikle hastalığın boyutlarına göre değişiklik göstermektedir. Tedavi için öncelikli olarak hastalığı doğuran nedenlerin ortadan kaldırılması gerekir. Yaşam tarzında yapılacak ufak değişimler tıbbi tedaviye de yardımcı olacaktır. Buna göre:

  • Az ve sık sık yemek yemek,
  • İstirahat etmek,
  • Stres, kaygı ve üzüntüden uzak kalmak,
  • Sigara, alkol vb. ürünlerden uzak durmak,

Tedavi için gerekli en önemli unsurlardır. Duodenum mukozası tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doğumsal-Kol-Felci-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Doğumsal Kol Felci

Doğumsal Kol Felci

Doğumsal kol felci tanısı zorlu doğum sonrasının hemen akabinde yapılabilir. Zorlu doğum sırasında, bebeğin kola giden sinirlerinin hasar görmesi ile ortaya çıkan kol felci, söz konusu sinirlerde ortaya çıkan hasarın boyutlarına göre değişiklik göstermektedir. Kızlarda doğumsal kol felcinin görülme sıklığı erkeklere oranla daha fazladır.


Kol felcinin ortaya çıkmasının ardından çeşitli rehabilitasyon ve fizik tedavi yöntemleri uygulanabileceği gibi mikro cerrahi yöntemleri de uygulanabilir. Hatalığın derecesine ve hasar seviyesine göre doğuştan kol felci hastalarda farklı tip tedaviler uygulanabilir.


Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Doğumsal Kol Felci Nedir?

Brakiyal pleksus adı verilen sinir ağına ait sinirlerin doğum esnasında hasara görmesi doğumsal kol felcine neden olmaktadır. Doğumun zorlu geçmesi halinde ortaya çıkan bu rahatsızlık için farklı tür tedaviler uygulanabilir.


Doğum sırasında bebeğin doğum kanalında sıkışarak, kollara giden sinir ağı olan brakiyal pleksus sinirlerinin hasar görmesi bu sorunun ortaya çıkmasından en büyük etkendir. Birçok farklı siniri içinde barındıran brakiyal pleksus, obstertrik brakiyal pleksus paralizisi (doğumsal kol felci) hasara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Doğumsal Kol Felci Tedavisi Nasıl Yapılır?

Doğumsal kol felci tedavisi farklı şekillerde yapılabilir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon ile tedavi mümkündür. Ancak bu tedavi yöntemi hafif ve kısmi yaralanmalar için uygulanır. Diğer felç durumlarının yaşanması halinde mikro cerrahi yöntemleri ile sinir ameliyatı yapılabilir.


Tedavi edilmeyen veya geç kalınan tedavilerde hastanın çocukluk döneminde yaşam boyu kolda kısalık ve fonksiyon bozuklukları ortaya çıkabilir. Doğuştan kol felci ihmal edilmemesi gereken ciddi bir rahatsızlıktır.

Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.
Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Doğumsal Kol Felci Görülme Sıklığı Nedir?

Doğumsal kol felcinin nedenleri arasında en önemlisi doğum sırasında bebeğin brakiyal pleksus sinirlerinin hasar görmesidir. Buna bağlı olarak ortaya çıkan rahatsızlık, hastanın hayat boyu sorun yaşamasına neden olabilir. Hastalığın görülme sıklığı kızalar da daha fazladır. Yaklaşık %60 oranında hasarla sağ kol üzerinde meydana gelmektedir.


Doğumsal kol felci genellikle tek bir kol üzerinde ortaya çıkmaktadır. Doğuştan kol felci olan hastalara erken müdahale yapılması oldukça önemlidir. Fonksiyon bozukluğunun etkileri yaşam boyu görülebilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Dizde-Ağrısız-Protez-Dora-Hospital-Hastanesi-1200x679.jpg

Dizde Ağrısız Protez


RÖNTGEN GÖNDER

RÖNTGENİNİZİ PAYLAŞIN

Röntgeninizi Op. Dr. Mahmut Kalender’e gönderin, anında bilgi alın!


HEMEN RÖNTGEN GÖNDER


Dizde Ağrısız Protez

Dizde ağrısız protez ameliyatları özellikle diz osteoartritin (kireçlenme) tedavisinde ağrıyı azaltmak ve diz işlevlerini arttırmak için gerçekleştirilmektedir. Diz ağrısının tedavisinde hareketi azaltmak ve dizi dinlendirmek için fiziksel aktivite alışkanlıklarının değiştirilmesi, kilo verme sonucunda dize gelen yükün azaltılması gibi önlemlerin dışında konservatif ya da cerrahi operasyonlar ile diz protezi uygulamaları da söz konusu olabilmektedir.


Konservatif yöntemler olarak karşımıza çıkan tedavi yollarında amaçlanan durum, diz ekleminde ağrının ve şişliğin azaltılarak uyluk kaslarının optimal işlevsel kapasitesinin kazandırılmasıdır. Antienflamatuar ilaçlar ile diz ekleminin çevresindeki kaslara kuvvet ve esneklik kazandırmak için uygulamalar yapılabilmektedir.


Cerrahi tedavi yöntemlerinde ise eklemin yıkanması ve kıkırdak yapılardaki hasarlı bölgelerin temizlenmesi mümkün olmaktadır. Ancak hastanın diz eklem yüzeyi tamamen bozulmuşsa, bu dizde eklem replasmanı uygulaması son tedavi yöntemi olarak tercih edilmektedir. Genellikle dizde kireçlenme tedavisinde protez uygulaması en etkili tedavi yöntemidir.



Diz Protezi Nasıl Yapılır?

3 Dakikada Bilgi Alın





Diz Protez Uygulaması Zamanı

Diz protez ameliyatının zamanı, özellikle hastanın günlük hayatını idame ettiremeyeceği ve dizinden duyduğu ağrının artık katlanılmaz seviyeye geldiği vakitte gündeme gelmektedir. Bu duruma gelen hastalar artık dizlerini bükemez ve açıp kapatamaz bir hale gelmiştir. Yapılan uzman doktor muayenesi ve tetkiklerin ardından fizik tedavi ve ilaç tedavisi uygulanıp bu tedavi yöntemleri de fayda sağlamadığı durumlarda diz protezi ameliyatından başka bir çözüm yolu kalmadığı anlaşılmaktadır.

Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Diz protezinin uygulama zamanı hastanın özel durumuna göre değişiklik gösterebilse de genellikle hastanın ağrısız bir şekilde yürüme mesafesinin 300 metrenin altına düşmesi ve her gün ağrı kesici ilaç kullanmak zorunda kalması gibi durumlar halinde hastaya diz protezi uygulaması yapılması kaçınılmaz olmaktadır.

Çünkü diz eklemindeki ağrılar sebebiyle her gün ya da gün aşırı ağrı kesici kullanmak zorunda kalan kişilerde, zamanla ilaç kullanımına bağlı olarak böbrek ve karaciğer hasarı meydana gelebilmektedir. Bu sebeple hastanın ağrı kesici ihtiyacının önüne geçilmesi ve hastanın ağrısız olarak yürüme mesafesinin artırılması için diz protezi ameliyatı yoluna başvurulması gerekmektedir.


Daha Detaylı Bilgi Almak İster misiniz?






Diz Protezi Nedir, Ne İşe Yarar?

Diz protezinin işlevi, halk arasında kireçlenme olarak tabir edilen hastalığın akabinde kişinin dizine uygulanan ameliyat ile takılan, kişinin dizinin yerini alan vücutla biyouyumluluğu bulanan materyal ile diz ekleminin fonksiyonunun arttırılmasıdır. Diz protezi metalden üretilmektedir.

Diz kireçlenmesinde tıbben 3. ve 4. seviyede olan yani hastalığın ilerlemiş boyutlarında tedavi için cerrahi yöntemlere başvurulması kaçınılmazdır. Bu yüzden, yaşı ve kireçlenmesi ilerlemiş olan hastalara genellikle diz protezi uygulanmaktadır. Diz protezinin hangi durumlarda yapılacağı, doktor muayenesi ile birlikte netlik kazanmasının yanı sıra genelde hastanın diz ekleminin artık işlevini kaybettiği anlaşıldığı hallerde uygulanmaktadır. Hastanın mevcut dizi ile günlük hayatında karşılaştığı merdiven inip çıkma, arabaya inip binme ve hatta yürüme gibi aktiviteleri gerçekleştirmesinin mümkün olmadığının anlaşılması durumunda diz protezi yapılmaktadır.


Diz Protezi Uygulamasından Sonra Yaşam Kalitesi

Diz protezi uygulamasından sonra kişinin hayat standardı kişinin diz protezini kullanım şekline bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. Bu ameliyattan sonra kişi artık hayatına yapay bir diz eklemiyle devam etmek zorundadır. Diz protezinin uzun ömürlü kullanılabilmesi için yüksekten atlama, düşme gibi riskli hareketlerde bulunulmamalı ve ameliyat sonrasında düzenli diz protezi kontrollerinin aksatılmaması gerekmektedir.

Her ne kadar vücutla uyumlu hale gelen metalden yapılmış bir eklem olsa da diz protezi yapılan hastanın beklentisi günlük hayatını ağrı çekmeden bir şekilde idame ettirmek olmalıdır. Aksi halde diz protezi doğal olarak sağlıklı bir dizin sağlamış olduğu fonksiyonları tam olarak yerine getiremeyecektir.

Bu sebeple dizlerinde hareket kısıtlığı olan hastaların yaklaşık %90’ı diz protezi sonrası daha iyi bir hareket açıklığına sahip olsa da cerrahi müdahale sonrasında futbol, basketbol gibi kontak sporlar yapılamamaktadır. Ancak çok zorlamamak şartı ile kısa mesafeli koşular yapılabilmesi mümkün olmaktadır.


Daha Detaylı Bilgi Almak İster misiniz?





Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Diz Protezinin Ömrü Ne Kadardır?

Diz protezinin kullanım ömrü, protezi oluşturan metal ve plastik parçaların devamlı hareket etmesine bağlı olarak aşınma yaşamasıyla doğru orantılıdır. Aşınmanın çok olmasıyla birlikte diz protezinin fonksiyonunu devam ettirebilmesindeki süre de belli olmaktadır. Deneyimli ve alanında profesyonel bir cerrah tarafından yapılan diz protez ameliyatlarında elde edilen verilere göre protezin dayanma süresi 20 yıl civarıdır.

Diz protezinin ömrüne etki eden faktörler; doktorun deneyimli olması, kullanılan protez malzemesinin kalitesi ve dayanıklı olması ve hastanın protezi kullanma biçimidir. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde 20 yıla yakın konforlu bir yaşam süresi elde edilmesi mümkün olabilmektedir.

Diz Protezi Uygulaması Nasıl Yapılır?

Diz protezi ameliyatı yapılışı esnasında hastaya uygun anestezi müdahalesi gerçekleştikten sonra dizin ön kısmından yapılan bir kesi ile diz eklemine ulaşılır. Eklemi meydana getiren üç kemiğin birbiri ile temas halinde olan yüzlerindeki kıkırdak dokusu ve ince kemik tabakası birlikte kesilerek çıkarılır. Daha önceden belirlenen ve yerleştirilecek konumları ayarlanan protez parçaları, kemik dolgu maddesi ile birlikte diz eklemindeki yüzeylere tutturulur.

Diz protezi ameliyatı ile hastanın diz eklemindeki zayıf ve artık işlevini kaybetmiş bölümler yerini metal ve güçlendirilmiş plastikten yapılmış parçalar ile kaplanarak hastanın diz ağrıları çekmesinin ve günlük hayatını idame ettirmesinin önü açılmış olur.

Diz ameliyatı süresi, operasyonu gerçekleştiren cerrahın uzmanlığına bağlı olarak değişse de genellikle 1 ya da 2 saat sürmektedir. Hasta ameliyattan sonra bir günlük dinlenmeye alındıktan sonra ertesi günden itibaren diz egzersizlerine başlanır ve kişi yardımlar ile koridor içinde yürütülür. Hastanın protez diz eklemini kendi başına kullanabilir hale gelmesinin ardından taburcu edilir. Taburcu olma süresi hastanın yaşına, fiziksel özelliklerine ve diz protezinin biyouyumluluğu ile bağlantılı olmakla birlikte genellikle 3 yada 5 gün olarak görülmektedir.

Diz Protez Ameliyatı Sonrası İyileşme Süreci

Diz protez uygulaması akabinde iyileşme süreci, ilk başlarda destekli daha sonra desteksiz yürüme egzersizleri ile başlatılmalıdır. Bu aşamada ilk birkaç haftalık süreçte yürüteç ya da koltuk değneği gibi ekipmanlara ihtiyaç duyulabilir. Her hastanın ağrı hissi ve iyileşme süreci birbirinden farklı olduğu için tam olarak iyileşme süresine dair net bir açıklama yapılması mümkün olmamaktadır. Ancak ameliyattan en geç 8 hafta kadar sonra kişinin tek başına hayatını idame ettirmesi ya da otomobil kullanması mümkündür.

Hastanın diz protezinin iyileşme sürecinde 6 aylık bir döneme dikkat edilmelidir. Bu süre zarfında dizin ön tarafında haffi bir ısı artışı ve sertlik hissi olabilir, ancak bu his zaman içinde kaybolur. Diz ekleminin standart fonksiyonlarında ciddi bir kayıp olması beklenmez. İyileşme sürecinin etkili bir şekilde atlatılmasından sonra hastanın hızlı yürüme, zorlamadan bisiklete binme veya yüzme gibi sporlar yapmasına imkan verilmektedir. Fakat protez diz ameliyatında iyileşme süreci tamamen geride bırakılmış olsa dahi hastanın sıçrama ve koşma gibi aktiviteleri içeren sporlar yapması tavsiye edilmemektedir.

Diz Protezi Ameliyatı Sonrası Yaşanabilecek Sorunlar

Diz protezi uygulaması sonrası problemler, bütün cerrahi müdahalelerde olduğu gibi, anestezi ile ilgili sorunlar, enfeksiyon ve bacak damarlarında pıhtı oluşumu gibi sorunlardan oluşabilmektedir. Uygulanan protez parçalarının zaman içinde kullanıma bağlı olarak aşınması ve protez çevresi eklemde kırıklar gibi sorunlar görülebilmektedir. Bu sorunların ortaya çıkma riski diz protezi uygulayan cerrah, kullanılan materyal ve hastanın alışkanlıklarına bağlıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Burun-Estetigi.jpg

Burun Estetiği

Burun Estetiği

Şekil bozuklukları bakımından olduğu gibi sağlık bakımından da estetik cerrahi alanında önemli bir yere sahip olan burun estetiği, son yıllarda oldukça gelişime uğradı. Burun şeklinin beğenilmemesi bu ameliyatlardaki sebeplerin başında geliyor.


Estetik cerrahi alanında en çok burun ameliyatları yapılmaktadır. Burnun uzun ya da kemerli olması gibi durumlar da estetik cerrahına başvuru sebepleri arasında gösterilebilir. Zaman zaman belli burun şekillerinin talep görmesi de bu yönteme başvuranların sayısını da artırabilmektedir.


Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Burun Estetiği 2019 Fiyatları

3 Dakikada Fiyat Alın







Daha Detaylı Bilgi Almak İster misiniz?






Burun Estetiği Nedir?

Burundaki yapısal bozuklukları düzelten burun estetiği, cerrahi bir işlem olması nedeni ile bir takım riskleri de içerisinde barındırıyor. Özellikle hastanın yeni burun şekline alışması kısmen zaman alabiliyor. Bu gibi durumlar da dikkate alındığında estetik cerrahiden yararlanırken iyi düşünmek ve doğru adım atmak gerekir. Yol haritası çizilirken de cerrah ile birlikte hareket etmek oldukça önemlidir.

Burnun yapısı kadar uzunluğunu da değiştirmeye yardımcı olan cerrahi yöntem ile burun ve dudak arasında kalan boşluğun da kapanmasına yardımcı oluyor. Burun kemiğinin yanı sıra kıkırdağa da şekil verilebiliyor. Görüldüğü gibi burun estetiğinde çok yönlü seçenekler bulunuyor.

Burun, yüzün görüntüsünü de değiştirdiği için estetik ile orantı sağlanabiliyor. Operasyonlar bakımından hastanın dikkat etmesi gereken bazı konular bulunuyor. Bunların başında ise tercih edilen cerrahın deneyimi bulunuyor. Özellikle estetik ve teknik deneyimi yüksek olan cerrahların tercih edilmesi başarıyı artıracaktır.

Burun Estetiği Neden Yaptırılır?

Burun görsel bakımdan yüz genelinde dikkati ilk çeken bölümlerden biridir. Bu da yüz hatlarını öne çıkarması bakımından ve estetik açıdan önemini artırıyor. Özellikle asimetrik bir yapı ya da burun deliklerinin büyük olması bazı kişiler için ciddi sorun oluşturabiliyor.

Görsel bakımından önemli olmakla birlikte sağlık bakımından da estetik bazı durumlarda zorunlu olabiliyor. Özellikle burun kemiği nedeni ile nefes alıp verirken zorluk yaşanması bunlardan sadece biridir. Burun kemiğinin ya da kıkırdağın yeniden şekillendirilmesi nefes alışı kolaylaştırırken bir yandan da görsel deformasyon da tamir edilmiş olmaktadır.

Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Hayalperest beklentilerden uzak olan ve özellikle sağlık sorunlarını gidermek isteyen hastalar burun estetiği ameliyatlarından büyük fayda sağlamaktadır. Estetik ameliyatları öncesinde hastaya süreç hakkında detaylı bilgi cerrah tarafından verilmelidir. Ayrıca hastanın fotoğraflarının çekilerek ameliyat sürecinde nasıl bir sonuç elde edilmesine de birlikte karar vermekte yarar bulunuyor. Böylece hasta sürpriz ile karşılaşmayacaktır.


Daha Detaylı Bilgi Almak İster misiniz?






Burun Estetiği Ameliyatı

Hasta ile karşılıklı fikir alışverişi yapılarak karar verilen ameliyat öncesinde süreç boyunca ne gibi sıkıntılar ile karşı karşıya gelebileceğinden bahsetmek gerekir. Ameliyatlar genellikle lokal ya da genel anestezi altında yapılır. Bu tamamen hastaların kişisel hikayelerine bağlı olarak doktorlar tarafından belirlenen bir konudur.

Ameliyatlar yapılacak işlemin uzunluğuna da bağlı olarak yaklaşık 2 saat kadar sürebiliyor. Ameliyat bitiminde hastanın burun deliklerine tampon yerleştirilmektedir. Burun üzerine ise atel takılarak işlem tamamlanır.

Ameliyat sonrasında şişlik ya da morlukların görülmesi doğal bir süreçtir. Özellikle göz çevresinde ve burun etrafında bu morluklar ile karşılaşma ihtimali daha yüksektir. Buruna yerleştirilen tampon birkaç gün içerisinde çıkarılarak hastanın daha rahat nefes alıp vermesi sağlanır. Fakat atel ise bir hafta daha burunda tutulur.

Burunda operasyon sonrası olan şişlikler 1 ile 2 ay içerisinde düzelmeye başlar. Bu süreç içerisinde ise doktor kontrolleri devam edecektir. Cerrahi operasyon ile yapılan estetik ameliyatının yanı sıra ameliyatsız estetik ameliyat seçenekleri de bulunuyor.

Whatsapp Üzerinden Bilgi Alabilirsiniz.

Ameliyatsız Burun Estetiği

İlk duyulduğunda kulağa pek inandırıcı gibi gelmese de bazı durumlarda ameliyatsız burun estetiği yapılabiliyor. Düz bir burun köprüsüne sahip olmak istemeyenler için dolgu yöntemi kullanılarak ameliyatsız bir müdahalede bulunmak mümkündür.

Enjektör yardımı ile cildin alt dokusuna uygulanan sıvı ile de tamamlayıcı bir uygulama yapılmaktadır. Kısa süre içerisinde ağrısız ve zahmetsiz olan bu yöntem ufak kusurların düzeltilmesi bakımından hastalar için iyi bir alternatiftir. Özellikle daha önceki ameliyat nedeni ile burnun bazı düzeltmelere ihtiyacı bulunuyorsa dolgu yöntemi hastalara tavsiye edilebilir.

Burundaki hacim eksikliğini ortadan kaldırmak için tercih edilen ameliyatsız estetik yöntemi büyük düzeltmeler için yeterli kalmayabilir. Bu gibi durumlarda cerrahi yöntem değerlendirilebilir. Tedavi yöntemi seçimi konusunda cerrah gerekli uyarıları hasta ile paylaşacaktır.

Burun Estetiği Sonrası

Burun estetiği sonrasında yaklaşık 2 aylık bir süre sonunda yüzdeki tüm şişlikler ortadan kalkmış oluyor. Fakat burnun tam anlamı ile son şeklini alması için ile 6 ay ile 1 yıl arasında bir süreç gerekiyor. Ameliyat sonrasında belli aralıklar ile doktor kontrolleri de devam eder. Burun Estetiği öncesi ve sonrası resimlerine en kısa sürede ulaşmak için bize whatsapp üzerinden yazabilirsiniz. Öncesi ve Sonrası resimlerine ulaşabilirsiniz.


Burun Estetiği Fiyatları

Burun estetiğinde fiyatlar genellikle hastanın ihtiyaç duyduğu tedavi yöntemine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Dilerseniz siz de link üzerinden rahatlıkla fiyatlar konusunda net bir bilgiye sahip olabilirsiniz. Sadece 3 dakika içerisinde, burun estetiği fiyatlarına ulaşabilirsiniz. 2019 Burun estetiği fiyatlarına whatsapp üzerinden ulaşabilirsiniz.

Burun Ameliyatı Yaptıranların Yorumları

Burun ameliyatı yaptıranlar, doğru bir cerrah ile çalışmaları halinde başarılı sonuçlar ile karşılaşıyor. Dilerseniz siz de hasta yorumlarını okuyup değerlendirerek estetik konusunda karar verebilirsiniz.


Uzun yıllar uyku kalitesinde yaşadığım problemler ve nefes almanın giderek zorlaşmasından dolayı yaşam kalitem oldukça düşmüştü. Onlarca Kbb doktoru ve burun estetiği uzmanı ile görüşme sağladıktan sonra, içlerinden en net sonuca yakın çözüm sunan Dora Hospital Estetik Birimi oldu. 2 Ay önce gerçekleşen burun ameliyatı sonucu şu an da burnumun estetik görünümü düzeldiği gibi nefes alma ve uyku problemlerim de son bulmuş oldu.

*Ayşe Mermerci



Araştırmalarım sonucu Türkiye’de Avrupa standartlarının üzerinde çok daha makul ve etkili estetik ameliyatları gerçekleştirdiğinizi gördüm. Yurtdışında yaşadığım halde Almanya’dan Türkiye’ye gelerek estetik kliğinizde ücretsiz muayene olduktan sonra 1 hafta sonrasına ameliyat tarihi belirlendi. Ameliyat sonucu kesinlikle tatmin ediciydi. Burun Ameliyatı için gözü kapalı tavsiye edebileceğim tek yersiniz.

*Gizem Şerbetçi


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Cilt-Çatlağı.jpg


Cilt Çatlağı


Özellikle kadınlarda görülen cilt çatlakları, bir görüntü sorununun dışında ciddi bir cilt rahatsızlığıdır. Genellikle görsellik boyutu ile ele alınan bu rahatsızlığın altında vücudun bazı organları ile ilgili oluşan bozukluklar yatıyor olabilir.

Cilt çatlağı sorunu yaşayan kimseler, mutlaka bir dermatolog kontrolüne başvurmalıdır.

 Cilt Çatlağı Nedir?

Cildin yapısı %80 oranında kollajenden oluşmaktadır. Cildin %4’lük kısmında ise elastin bulunmaktadır. Bu cilt dengesi bozulmaya başladığı zaman, ortaya çatlaklar çıkmaya başlar. Daha geniş bir ifadeyle, ciltteki elastin dengesi azalmaya başladığında cilt hasar görmeye başlar. Çünkü elastin cildin gerginliğini, esnekliğini sağlayan bir yapıdır.  Sebepleri bu yapının bozulması ile ortaya çıkar ve ciltte yara görünümlü çatlaklar oluşmaya başlar. Yani bu bilgilerden hareketle cilt çatlağı cildin doğal yapısının bozulması sonucunda ortaya çıkan bir bozukluktur denilebilir.

Cilt çatlağı şeklinde kendisini dışa vuran bu denge bozukluğunun altında, vücuttaki hormonal bozukluklar, karaciğer fonksiyon bozuklukları gibi nedenler yatıyor olabilir. Bu nedenler göz önünde bulundurularak cilt çatlağı şikayeti ile doktora gidildiğinde karaciğer fonksiyon testleri ve çeşitli hormonların durumunu ölçen testler uygulanacaktır.


  • Cilt Çatlağı Hangi Durumlarda Oluşmaktadır?
  • Cilt Çatlağı Nasıl Tedavi Edilir?
Cilt Çatlağı Hangi Durumlarda Oluşmaktadır?

Cilt çatlağı sebepleri oldukça çeşitlidir. Genellikle kilo alıp verme gibi durumlarda ortaya çılan cilt çatlakları hamilelikte de kendisini göstermektedir. Cilt çatlağı sebepleri arasında hamilelik ve kilo alıp verme halinde vücudun hormon dengesinin bozulması yer almaktadır. Vücutta değişen hormon seviyeleri cildin elastin yapısına zarar vererek, çatlak oluşumuna neden olmaktadır.

Halk arasında cilt çatlağı sebepleri olarak hamilelik ve kilo alma hallerinde cildin fazlası ile gerilmesi ve bunun da cilt çatlamasına neden olacağı görüşü hakimdir. Fakat bu, tamamen bir yanılgıdır. Cilt çatlağına sebep olan durum, tamamen vücuttaki hormonların dengesinin bozulmasıdır.

İnsan vücudundaki hormonlar düzensiz beslenme, sigara ve alkol tüketimi, sürekli ve yoğun şartlarda çalışma, yeterli biçimde dinlenememe gibi nedenlere bağlı olarak değişim göstermektedir. Özellikle sağlıksız beslenme, yağlı, şekerli, asitli gıdaların fazlasıyla tüketilmesi bu durumda son derece etkili olmaktadır.

Cilt Çatlağı Nasıl Tedavi Edilir?

Belirtildiği üzere  sebepleri aslında vücudun iç dengesine bağlıdır. Cilt çatlağı oluşumu tedavi edilirken öncelikle gereken tahliller yapılmalı ve bu duruma neden olan hormonal bozukluğun tam olanak ne olduğu tespit edilmelidir. Daha sonra bu bozukluğu ortadan kaldıracak tedaviler uygulanmalıdır.  Sebepleri ile birlikte incelendikten sonra tedavi için bu durumu içeriden destekleyecek ilaçlar verilebilir. Genellikle ciltle ilgili tedaviler söz konusu olduğunda, sanki “yalnızca dışarıdan sürülerek uygulanan krem ve merhemlerle tedavi sağlanır” gibi düşünülmektedir. Ancak tedavinin içeriği daha geniş kapsamlıdır.

Tedavisinde çeşitli ilaçlar ile vücudun iç dengesi ve hormonal düzeni sağlandıktan sonra dışarıdan uygulanan birtakım yöntemler de bulunmaktadır. Bunlar lazer tedavisi, ozon tedavisi gibi yöntemlerdir Ayrıca tedavi aşamasında çatlakların görüldüğü bölgeyi nemlendirmek de önemlidir. Bunun için doktor tarafından uygun görülen nemlendirici ve kremler kullanılabilir.

Tedavisi süresince beslenmeye de dikkat etmek ve vücudun susuz kalmasını engellemek gerekmektedir. Bunun için günde en az iki litre kadar su içilmeli, yağlı ve şekerli gıdalardan uzak kalınmalıdır. Ayrıca bu aşamada spor yapmanın da faydaları büyüktür. Karın ve bacak bölgesini çalıştıracak olan egzersizler ya da tempolu bir yürüyüş vücuttaki çatlakların görünümünü azaltmaya yardımcı olacak ve metabolizmanın eski dengesini tekrar kazanmasını sağlayacaktır. Görüldüğü üzere cilt çatlakları ciddi sebeplere dayanmaktadır. Bu durumun tedavisi için mutlaka bir uzman kontrolüne başvurulmalı ve doktora danışılmadan herhangi bir uygulama yapılmamalıdır.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Çatlak-Tedavisi.jpg


Çatlak Tedavisi


Genellikle kadınlarda kilo artışına bağlı olarak vücudun belirli noktalarında çatlaklar meydana gelmektedir. Derinin alt dokularında görülen yoğun ve sürekli gerilmeler nedeni ile bu sorun meydana gelmektedir.

Derinin gerilmesi, deride bulunan bazı hücrelerden kimyasal olan maddelerin ortaya çıkmasını tetikler. Bu nedenle deride bulunan kollajen ve elastik olan lifler ciddi zarar görür.

Çatlak tedavisi bugüne kadar en zor olan tedavilerden biriydi. Bunun için birçok farklı krem kullananlar, herhangi bir olumlu ya da kalıcı sonuç alamamaktadır. Gebelik dönemi geçiren kadınlarda da çatlak sorunu çok sık görülmektedir.

Hormonal ve genetik kökenli olarak görülen çatlaklar, kadınların psikolojilerini olumsuz etkilemektedir. Bunu bir kusur ve eksiklik olarak gören kişiler, ruhsal bir çöküntü yaşarlar ve bu durum cinsel yaşamlarına da olumsuz olarak yansır. Eşlerinin kendilerini beğenmeyeceğini düşünen kişiler Çatlak tedavisi için birçok farklı yöntem denemektedir. Kremler, ilaçlar ve buna benzer uygulanan yöntemlerin hiçbiri kalıcı olarak çatlak tedavisi yapamamaktadır.


Çatlaklar ilk oluştuklarında pembe ya da mor renkte görülmeye başlarlar. Daha sonra gri renge dönüşürler ve daha az görülmeye başlarlar. Çatlak sorunu basen, karın, kalça ve meme bölgesinde çok fazla görülmektedir. Bu bölgelerde çatlakların daha sık görülmesinin temel nedeni yağ dokusunun oranının fazla olmasıdır.

Çatlak tedavisi uygulaması yapan kliniğimiz, bu anlamda en iyi hizmetleri vererek çatlak sorununa kalıcı çözümler sağlamaktadır. Birçok yöntemden yarar sağlayamayan ve hayal kırıklığına uğramış olan kişiler, uygulamış olduğumu tedaviden son derece memnun kalmaktadır. Çatlak tedavisi için uyguladığımız yöntemler aşağıda anlatılmıştır.


  • Dermaterapi Yöntemi
  • PRP Yöntemi (Platelet Rich Plasma)
  • Boya Lazerleri
  • Fraksiyonel Lazer
Dermaterapi Yöntemi

CE belgeli olan silindir şeklinin üst kısmında 192 tane ince çelik iğneler vardır. Dermaterapi, bu iğneler aracılığı ile yapılmaktadır. Çatlakların görüldüğü alana 6 ile 10 kez arasında yıldız şeklinde uygulanmaktadır. Aynı bölgeden birçok kez geçildiği zaman 1 cm karelik alanda 250 – 300 civarı mikro kanal açılmaktadır. Bu alana da Çatlak tedavisi için bazı maddeler rahatlıkla uygulanır. Uygulama sonrasında çatlakların üzerine tedavi etmesi için bir ajan uygulanmaktadır. Böylece kollajen üretim sağlanarak dokuların yenilenmesi sağlanır.

Mikro kanallar açılırken, herhangi bir kanama ya da acı hissi olmamaktadır. Açılan mikro kanallar 20 dakika içerisinde kendiliğinden kapanmaktadır. Bu yöntem bütün cilt tiplerine uygundur. Uygulama sonrasında görülen kırmızılık da operasyonun etkisinden sonra düzelmektedir.

PRP Yöntemi (Platelet Rich Plasma)

Platelet Rich Plasma yönteminde, hastanın kan örneği alınarak plateletten zengin olan serum mezoterapi ile hastanın çatlaklarının üzerine enjekte edilir. Çok başarılı olan bu yöntem, 6 haftada 1 kez uygulanarak kalıcı şekilde çatlakları geçirmeye yardımcı olur.

Boya Lazerleri

Pulse DYE Lazer denilen bu yöntem, özellikle de kırmızı ve mor olan zor çatlaklar üzerinde çok başarılıdır. Pulse lazer, damarlar üzerine etki ettiği için kızarıklığı ve inflamasyonu da azaltmaktadır. Bu yöntemin uygulanacağı kişiler konusunda çok dikkatli olunmalıdır. Çünkü bu yöntem sonrasında, özellikle esmer tenli kişilerde lekelenme oluşmaması içi n bazı tedaviler de uygulanır.

Fraksiyonel Lazer

Çatlak tedavisi yöntemlerinden en etkili olan yöntemdir. Bu yöntem cildin hem üst hem de alt tabakasına etki ettiği için çok özeldir. Lazer ışınları, elekten geçirilen una benzer şekilde çatlakların üzerine yansıtılır. Dermise kadar giden lazer ışıkları, deri çatlaklarına etki etmektedir.

Bütün çatlakların çatlak tedavisi uygulamasında % 50 oranında başarı elde edilmektedir. Özellikle de beyaz tenli kişilerde bu başarı gözle görülür derecede yüksektir. Bu yöntemde seanslar 6 hafta ara ile uygulanmaktadır. Bu sayı kişinin durumuna göre değişir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Buz-Lazer-Epilasyon.jpg


Buz Lazer Epilasyon


Son zamanlarda adı sıkça duyulan buz lazer epilasyon ve lazer epilasyon işlemlerinin en az acı verenidir. Aynı zamanda teknolojik imkanların sunduğu en önemli yöntemdir.

Yaklaşık olarak 810 nm dalga boyutunda bir diode lazer teknolojisi ile birlikte çalışıyor. Lazer epilasyon 2009 senesinde Ütüleme lazer Epilasyon teknolojisinin de etkisiyle kişilerde son derece acısız bir hale getirildi. Bu teknoloji de yine Buz lazer teknolojisinin mucidi ve aynı zamanda üreticisi olan Alma Lasers tarafından piyasaya sürüldü ve o günden veri ilgi odağı.

Geçtiğimiz yıllarda yine Alma Lasers, üretime sunmuş olduğu bu Buz Lazer teknolojisiyle lazer epilasyona yepyeni bir boyut kazandırdı. Artık seans süreleri yarı yarıya kısılmış durumda çünkü Soprano ICE lazer cihazlarının tedavi için kullanılan başlık uçları çok daha büyük ve geniş bir şekilde üretiliyor. Bu sebepten ötürü buz lazer teknolojisi ile sıcak taş masajı rahatlığında ve çok kısa süren seansların sonunda uygulama yaptırabilirsiniz. Aynı zamanda Buz lazer cihazının markası orjinal ismi ile Soprano ICE olarak sistemlerde kayıtlıdır.


  • Operasyon ne kadar sürüyor?
  • Tercih edenlerin asıl amacı nedir?
Operasyon ne kadar sürüyor?

Geliştirilen bu imkan sayesinde buz lazer epilasyon ve 35 dakikada komple vücudu tertemiz hale getirebiliyor. Buz lazer (Soprano Ice) teknolojisinin sunduğu yeni imkanlardan biri de büyük spot kullanıcılara sahip tedavi başlıkları . Örneğin diğer lazer epilasyon sistemleri kullanılarak saatler süren tüm vücut epilasyonu sadece 30 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanıyor. Bu özelliğinin yanında kesin sonuçlar elde etmek adına gerekli olan seans sayısı da neredeyse yarı yarıya düştü. Klinik araştırmalar sonucunda altı hafta aralıklarla altı seansın kesin sonuçlar elde etmek için yeterli olduğunu kanaat getirildi.

İsminden da anlaşılacağı gibi Buz Lazer epilasyon  demek acı ağrı bulunmayan konforlu lazer epilasyon demektir ve istenmeyen tüylerden kurtulmak adına vücutta gezdirilen tedavi başlıklarının uygulama esnasında buz tutup acıyı ve ağrıyı ortadan tamamen yok etmesi ve bunu yaptığı anda da etkinliğinden herhangi bir şey kaybetmemesidir.

Tercih edenlerin asıl amacı nedir?

Ülkemizde her yıl yaklaşık olarak yüz binlerce insanın başvurduğu ve fazla türlerinden kurtulup daha gösterişli ve daha bakımlı bir vücuda sahip olmak için acılara katlandığı.Türkiyede sayısız hastanede ve alanında gerçekten uzman doktorlar tarafından çok rahat bir şekilde düzenli bir biçimde yapılan lazer epilasyon bu yöntem ile daha çok talep görmeye başladı.

Fiyatları bir önceki lazer tedavileri ile neredeyse aynı olan ve aynı fiyata çok daha hızlı çok daha kaliteli hizmeti sunan bu ürün yavaş yavaş tüm hastanelerin ekipmanlarına katılmak üzere. Yurt dışında ve yurt içinde istenildiği zaman başlanabilecek bu yöntem kesindir. Acısız oluşu ve hızlı bir sürede bitişi ile son derece ilgi odağı olan bu yöntem için hastanelerin iletişim kısımlarından kurabilirsiniz.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Gastroenterit.jpg


Gastroenterit Nedir? Belirtileri Nelerdir?


Gastroenterit kusma ve ishale neden olan ve çoğunlukla bebek ve çocuklarda görülen bağırsak enfeksiyonudur.

Sıcaklarda bu hastalığın görülme oranı artar. Çünkü mikroorganizmalar sıcak havalarda kolayca çoğalarak gastroenterit dediğimiz bağırsak enfeksiyonuna yol açabilmektedir.

Gastroenterit Belirtileri
En yaygın belirtileri kusma ve ishaldir. Ayrıca mide ağrısı, ateşlenme, baş ağrısı gibi şikayetler de görülebilmektedir. Kusma ve ishalin yol açtığı su kaybı durumunda ise hastada ağız kuruluğu, göz altlarında çökme, koyu renkli idrar gibi problemler de oluşabilmektedir.

Gastroenteritin sebep olduğu ataklar çoğunlukla birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçmektedir. Ancak birkaç günü geçen atak durumlarında ishal nedeniyle vücutta su kaybı oluşmaya başlar, bu durum da özellikle çocuklar için olumsuz sonuçlara neden olabilir.


  • Gastroenterit Neden Oluşur?
  • Gastroenterit İçin Öneriler
Gastroenterit Neden Oluşur?

Gastroenterit virüs, bakteri kaynaklı bir sağlık problemidir. Günlük hayatta birçok durum bu enfeksiyonun oluşmasına sebep olabilmektedir. Bunlardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

-Ellerinizden yediğiniz besinlere mikrop bulaşabilir. Bu durum da sindirim sisteminde enfeksiyona neden olabilmektedir.
-Soslu, kremalı yiyecekler, açıkta satılan yiyecek içecekler, pastörize olmayan süt ve süt ürünleri, çiğ gıdalar enfeksiyon sebebi olabilmektedir.
-Dışarda içeceklere eklenen buzlar genellikle musluk suyundan yapıldığı için enfeksiyona sebep olabilmektedir.
-Havuz ve kirli denize girmek de enfeksiyon kapmaya neden olabiliyor. Mümkün olduğunda temizliğinden emin olunan sulara girilmeli ve su yutmamaya özen gösterilmelidir.

Gastroenterit İçin Öneriler

-Vücudunuzun tuz, su ve mineral dengesine dikkat etmelisiniz. İshal ve kusma vücutta su kaybına yol açar, bu nedenle bol su içmelisiniz.
-İshal süresince yağsız beslenmeye özen göstermelisiniz. Patates haşlama, yoğurt, elma, muz, havuç gibi ishale iyi gelebilecek besinler tüketebilirsiniz.
-Baharatlardan, bol posalı meyve sebzelerden, kepek ekmeğinden uzak durmalısınız.
-Hekime danışmadan ishal ilacı ya da farklı bir ilaç kullanmamalısınız.
-Uzun süre devam edip, tedaviye cevap vermeyen ishal durumlarında, özellikle kanlı ve sümüklü ishal söz konusuysa altta yatan farklı ve ciddi bir bağırsak hastalığı olabilir.

Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.



Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Whatsapp Hattımız

7/24 Arayabilir & Soru Sorabilirsiniz
+90 507 178 17 79


Dora Hospital Fulya

Dora Hospital Adres :
Fulya Mahalle, Yavuz Sokak.
No:7, 34758 Şişli / İstanbul


Sosyal Medyadan

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Whatsapp ile Sor +90 507 178 17 79
Estetik / Obezite
Ortopedi / Diş