Implant-Tedavisi-Fiyatlari-2021-Dora-Hospital-1200x679.jpg

İmplant Tedavisi Fiyatları 2021 Dora Hospital

İmplant Tedavisi Fiyatları 2021, hastaların talep ettiği tedavi türüne ve uygulama yapılacak dişlerin sayısına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. İmplant tedavisine ihtiyaç duyan kişiler, diş hekimlerine başvurarak detaylı muayeneden geçmek durumundadır. İmplant tedavisi için muayeneden geçen ve tedaviye uygun bulunan hastalar, kaybettikleri dişlerinin yerine gerçek diş fonksiyonuna sahip protez dişlere sahip olabilirler. İmplant tedavisi için kullanılan yöntemler, hastaların durumuna ve istedikleri dişlerin özelliklerine göre uzmanlar tarafından belirlenmektedir. İmplant uygulaması için kullanılan teknikler belirlendikten sonra, gerçek diş köküyle aynı görevi göre implant vidaları, hastaların çene kemiğine sabitlenmektedir. Ön ya da arka dişlerde olması fark etmeksizin, hastaların istedikleri özellikle implant protezleri hazırlanmakta ve tedaviye başlanmaktadır.



İmplant Tedavisi Öncesinde Nelere Dikkat Edilmektedir?

İmplant tedavisine başlamadan önce, hastaların ağız ve diş sağlığına dair detaylı muayene yapılmaktadır. Diş ve dişeti sağlığında, herhangi bir bakteriyel enfeksiyon olup olmadığını anlamak adına, klinik muayenesi ve radyolojik görüntüleme işlemleri uygulanmaktadır. Klinik muayene esnasında, diş ve dişeti sağlığının genel durumu teyit edilirken, radyolojik görüntüleme sayesinde, çene kemiği ve diş köklerindeki genel yapı incelenmektedir. Hastaların kronik rahatsızlıkları teyit edilerek, hastalıkların kontrol altına alınması sağlanmaktadır. Operasyondan en az 2 hafta öncesinde, hastaların sigara, tütün ürünü ve alkol kullanımını sonlandırması gerekmektedir. Kan sulandırıcı ilaçlar, ameliyat öncesinde tamamen kesilmelidir.


İmplant Tedavisi Fiyatları 2021 Bilgi Formu



İmplant Tedavisi Sonrası Karşılaşılan Durumlar Nelerdir?

İmplant sonrası iyileşme dönemi, ortalama 6 aylık süreci kapsamaktadır. İmplant vidasının diş etine yerleştirilmesinin ve bölgenin dikilmesinin ardından, hastalar odaya alınmaktadır. Lokal anestezi kullanılarak ameliyat gerçekleştirildiği için hastalar aynı gün içerisinde taburcu edilecektir. Operasyon sonrası ilk birkaç gün, ameliyat bölgesinde morarma ve şişlikler meydana gelebilir. Bölgede şişlik ve morarma oluşmaması için ilk 24 saatlik süreç içerisinde, implant bölgesine buz uygulaması yapılmalıdır. Her 15 dakikada bir tekrarlanan buz uygulamasıyla, implant bölgesindeki morarma ve ödemler en aza indirilecektir. Hastaların ilk 2 hafta boyunca, yumuşak ve sıvı besinleri tüketmeleri gerekir. İmplant sonrası, sağız içinde bakteri oluşmaması için çok sıcak yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır.



İmplant Tedavisi Kimlere Uygulanır?

İmplant uygulanan kişilerin genel özellikleri ve implant tedavisini gerekli kılan durumlar şunlardır:

İmplant uygulaması için hastaların 18 yaşını geçmesi ve yüz gelişimini tamamlaması gerekmektedir. İmplant vidalarının çene kemiğine tam olarak yerleşebilmesi ve herhangi bir komplikasyon göstermemesi adına, hastaların kemik ve yüz gelişimi tamamlanmak zorundadır. 18 yaşından küçük olan ve implant tedavisine alınmak istenen hastalar, çene ve yüz gelişimine uygun olup olmadığının anlaşılması için detaylı muayeneden geçirilecektir.
Ön ya da arka dişlerini kaybeden hastalar, yeni dişe sahip olmak için implant tedavisi yaptırmalıdır.
Geçici ya da yüzeysel diş protezleri için uygun bulunmayan hastalar, daimi protezler için implant tedavisine alınmaktadır.
Çene kemiğinin uygun yapıda olmaması durumunda, hastaların diş protezi kullanabilmesi için implant tedavisi tercih edilmektedir.
Alt ve üst çenedeki tüm dişlerin kaybedilmesi durumunda, gerçek dişlerle aynı işleve sahip protezler yapabilmek için implant vidaları tercih edilmektedir.
Ön ve arka dişlerdeki diş kayıplarının giderilmesi adına, implant uygulamasıyla, doğal dişlere bire bir uyumlu implant protezleri hazırlanmaktadır.
Hastaların diş ve kemik yapılarında herhangi bir komplikasyon gelişmemesi adına, sadece kemik erimesi ve benzeri problemleri bulunmayan hastalara implant tedavisi uygulanacaktır.
Hastaların herhangi bir kronik problemi bulunmamalıdır.
Kan sulandırıcı ilaç kullanan hastaların, tedaviden önce kan sulandırıcı kullanımını sonlandırması gerekir.



İmplant Tedavisinin Uygun Olmadığı Kişilerin Özellikleri Nelerdir, Hangi Durumlarda İmplant Tedavisi Yapılamaz?

İmplant yapılmayan durumlar ve implant tedavisine uygun olmayan kişilerin temel nitelikleri, aşağıda sıralanmıştır:

İmplant tedavisi, yüksek tansiyon sorunu bulunan hastalar için uygun görülmemektedir. Tansiyon hastalığının kontrole alınmasının ardından, implant ameliyatı başlatılabilir.
Hastaların yüksek şeker ve diyabet sorununun bulunması durumunda, implant tedavisinin uygulanması söz konusu değildir. Diş etleri ve çene kemiğinde açılacak yaraların iyileşmesi için şeker dengesinin stabil durumda kalması gerekmektedir.
Hastaların kemik erimesi ve bunu tetikleyen farklı bir rahatsızlığının bulunması, implant tedavisinin yapılmasını engellemektedir. İmplant vidalarının doğru şekilde yerleştirilmesi adına, çene kemiğinin sağlam ve eksiksiz olmasına dikkat edilmektedir.
Doğuştan gelen sebepler, genetik faktörler ya da sonradan gelişen travmalara bağlı olarak, hastaların çene kemiğinin belirli bir kısmının kaybedilmesi, implant tedavisinin yapılmasını engellemektedir.
İmplant uygulamasından önce, hastaların ağız ve diş sağlığında gelişmiş, herhangi bir bakteriyel opsiyonun bulunmamasına özen gösterilmelidir. Ağız ve diş sağlığını etkileyen bakteriyel enfeksiyonlar, implant tedavisinin başarısız olmasına yol açacaktır.



İmplant Tedavisinin Sağladığı Avantajlar Nelerdir?

İmplant uygulamasının getirileri ve operasyonun sağladığı avantajlar, aşağıda detaylı şekilde listelenmiştir:

İmplant tedavisinin kullanılmasıyla, hastalara gerçek diş fonksiyonu bulunan, protez dişler takılmaktadır.
İmplant tedavisinin tercih edilmesiyle, hastalar uzun süreli diş protezlerine sahip olabilirler.
Diş protezlerinin daimi olması, protezlerin zarar görme riskini azaltmaktadır.
İmplant vidalarının çene kemiğine yerleştirilmesinin ardından, köprü tedavisi ya da çoklu diş protezleri sağlam şekilde yerleştirilmektedir.
İmplant vidaları, titanyum karışımdan elde edildiğinden, hastaların ağız ve diş yapısında herhangi bir komplikasyona yol açılmayacaktır.
İmplant tedavisi için belirlenen implant protezleri, ağız içindeki yumuşak dokularla etkileşime girmemektedir.
İmplant vidaları, çene kemiğinin boyutlarına uygun olacak şekilde tasarlanmaktadır. Çene kemiğine büyük gelecek ya da tam yerleşmeyecek vidaların kullanılmaması için implant vidaları özel olarak tasarlanmaktadır.
İmplant vidaları bir defa yerleştirildikten sonra, hastaların implant tedavisini tekrarlamasına gerek kalmayacaktır.
İmplant vidalarının yerleştirilmesinin ardından, istenen özelliklerde diş protezi hazırlanabilir ve yerleştirilebilir.
Tekli diş kayıplarında, sağ ve soldaki dişlerin aşınmasına gerek kalmadan, implant dişleri bölgeye yerleştirilebilir.
İmplant protezleri, gerçek dişlerle bire bir uyumlu renkte ve boyutlarda hazırlanmaktadır.

İmplant Tedavisi Nasıl Uygulanır, Aşamaları Nelerdir?

İmplant ameliyatının uygulanışı için izlenen adımlar, tüm detaylarıyla ele alınmıştır:

İmplant öncesi klinik ve radyolojik muayene yapılarak, hastaların genel sağlık durumu incelenmektedir.
Ağız sağlığındaki tüm bakteri ve enfeksiyonlar kontrol altına alındıktan sonra, operasyon için kullanılacak yöntem belirlenmektedir.
Hastaların genel sağlık durumu kontrol altına alındıktan sonra, implant ameliyatına başlanacaktır.
İmplant tedavisi için hastalara lokal anestezi uygulanmakta ve damar yolundan sedasyon uygulaması yapılmaktadır.
İmplant öncesinde, ağız içerisi dezenfekte edilmektedir. İmplant uygulanacak diş bölgesi dezenfekte edildikten sonra, diş etine uygun boyutlarda kesi açılmaktadır.
Diş etinin içerisi temizlendikten ve steril hale getirildikten sonra, diş kemiğine ulaşana kadar bölge açılmaktadır.
Diş kemiğine yerleştirilecek implant boyutunda bölgenin açılmasının ardından, implant vidası çene kemiğine oturtulmaktadır.
İmplant vidasının üzerini geçecek şekilde, diş etleri kapatılmakta ve uygun şekilde dikilmektedir.

İmplant uygulamasının ilk aşaması, diş etinin kapatılmasıyla sona ermektedir. İkinci aşamaya geçmek için implant bölgesinin iyileşmesi ve implant vidasının çene kemiğiyle tamamen sarılması beklenir. Ortalama 3 ay ila 6 ay arasındaki süreçte, implant vidası tamamen kemikle kaynamakta ve diş eti tamamen iyileşmektedir. Bu süre içerisinde, hastaların dişleri için geçici diş protezleri hazırlanmakta ameliyat esnasında, implant vidasına sabitlenmektedir. İmplant bölgesinin tamamen iyileşmesinin ardından, hastalar için hazırlanan gerçek diş protezleri bölgeye yerleştirilmektedir.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Implant-Fiyatlari-2021-Dora-Hospital-1200x679.jpg

İmplant Fiyatları 2021 Dora Hospital

İmplant Fiyatları 2021, hastaların genel sağlık durumuna ve implant için tercih edilen yönteme bağlı olarak, farklı şekilde ücretlendirilmektedir. İmplant tedavisi için belirtilen işlemlere ve işlemleri gerçekleştirecek uzmanlara bağlı olarak, implant işlemleri için farklı şekilde ücretlendirme yapılacaktır. İmplant tedavisi, özellikle diş protezinin kalıcı olmasını isteyen kişilere uygulanmaktadır. İmplant tedavisi için tercih edilen yöntemler, bütün dişler için aynı etkiyi göstermektedir. Diş yapısına ve dişlerin rengine bire bir uyumlu diş protezlerinin yerleştirildiği implant tedavisi, dışarıdan bakıldığında gerçek dişlerle bire bir uyumluluk gösterecektir. İmplant uygulaması sonrasında, hastalar doğal dişlerinde olduğu gibi implant dişlerini kullanabilirler. İmplant işlemlerinin uygulama adımlar ve uygulama hakkında merak edilen detaylar, yazı içerisinde tüm başlıklarıyla incelenmiştir.



İmplant Protezi Hangi Durumlarda Uygulanmaktadır?

İmplant uygulanan durumlar ve implant tedavisinin yapılmasını zorunlu kılan etkenler, aşağıda detaylı şekilde sıralanmıştır:

İmplant uygulaması, ağzında hiç dişi bulunmayan ve çene kemiği yapısındaki erime sebebiyle, normal diş protezlerinin kullanımı mümkün olmayan hastalarda, uzun süreli ve dayanıklı diş protezlerinin kullanılması için gerçekleştirilmektedir.
İmplant vidaları, çene kemiğine yerleştirilen vidalar sayesinde, diş kökü görevi görmekte ve çene kemiği bulunmayan hastaların, diş protezi kullanmasını sağlamaktadır.
Hastaların büyük azı dişlerini kaybetmesi ve arka dişlerin olmaması gibi durumlarda, implant tedavisi kullanılarak sağlam ve daimi diş protezleri uygulanmaktadır.
Ön ve arka dişlerinden bir ya da birkaç tanesinin kaybedilmesi durumunda, hastaların eksilen dişlerinin yerine implant protezleri yerleştirilmektedir. Takılıp çıkarılan protezler yerine, daima dişlerde sabit kalacak diş protezlerinin kullanılması için implant vidaları üzerine sabitleme yapılmaktadır.
Sıralı dişlerin büyük bir kısmının kaybedilmesi durumunda, hastalara uzun sıralı köprüler uygulamak, protezlerin kısa vadede zarar görmesine yol açmaktadır. İmplant vidalarıyla, protezlere birkaç bölgeden destek sağlanmakta ve dişlerin sabitlenmesi sağlanmaktadır. Köprü tedavisine ihtiyaç duyulduğunda, implant tedavisiyle eşzamanlı olarak işlem yürütülmektedir.
Ortalardaki ya da önlerdeki dişlerden bir tanesinin kaybedilmesi durumunda, eksik dişin sağ ve soluna herhangi bir zarar verilmeden, sadece eksik diş için implant tedavisi uygulanmaktadır.


İmplant Fiyatları 2021 Bilgi Formu



Kimler İmplant Tedavisi Yaptırabilir, Hangi Durumlarda İmplant Yapılmaz?

İmplant tedavisinin yapıldığı kişilerde aranan temel özellikler, aşağıda ırasıyla ele alınmıştır:

İmplant tedavisi için hastaların 18 yaşını geçmesi gerekmektedir. 18 yaşından küçük hastalarda, implant uygulamasına ihtiyaç duyulursa, hastaların kemik gelişimi ve yüz gelişiminin tamamlanıp tamamlanmadığına dikkat edilmektedir.
Hastaların kemik erimesi probleminin bulunmaması gerekir. Kemik erimesi yaşayan hastalar, çene kemiğinin güç kaybetmesi sebebiyle, implant tedavisinden faydalanamazlar.
Hastaların çene kemiğinde, doğuştan ya da sonradan gelişen travmaya bağlı olarak, herhangi bir eksiklik bulunmamalıdır.
İmplant uygulaması, ileri derece kalp hastalığı bulunan kişilerde gerçekleştirilmemektedir. İleri evre kalp rahatsızlığı, narkozlu işlemlerin yapılmasını engelleyecektir.
Hastaların ileri evre şeker hastalığı bulunuyorsa, bölgedeki yaraların iyileşmesi zorlaşacağından, şeker hastalığının kontrol altına alınması gerekmektedir.
Romatizmal hastalıkları bulunan kişiler, implant tedavisine uygun bulunmamaktadır.
Çok fazla endişe ya da kaygı yaşayan hastalar, cerrahi operasyonlara uygun bulunmadığından, implant tedavisinin yapılması imkansız hale gelmektedir.
Hastaların ağız bakımına ve implant uygulamasından sonra, temizliğine dikkat edemeyeceği tespit edildiğinde, implant tedavisi gerçekleşmemektedir.



İmplant Öncesinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

İmplant tedavisinden önce, uzmanlar tarafından dikkat edilen noktalar ve tedavi öncesi yapılması gerekenler şu şekildedir:

İmplant vidaları, çene kemiğine sabitlenecek kadar uzun cisimlerdir. Titanyum maddeden elde edilen implant vidalarının yerleştirileceği kadar, çene kemiğinde ve diş kökünde yer bulunması gerekmektedir.
Çene kemiğinin sağlamlığı, diş implantı için en fazla dikkat edilen konular arasında yer almaktadır. İmplant vidasının sağlam olması ve uzun ömürlü şekilde kullanılması açısından, çene kemiğinin yeterli güçte ve kalitede olması gerekir.
İmplant tedavisine bağlamadan önce, hastalar klinik ve radyolojik muayeneden geçirilmektedir.
İmplant uygulamasından önce, hastaların ağız ve diş sağlığının yerine olup olmadığına dikkat edilmektedir. Ağız sağlığında problem bulunması durumunda, implant tedavisine başlanmamaktadır.

İmplant tedavisinin ardından, hastalar normal seviyede ağrı hissetmektedir. Diş çekimi sonrasında yaşanan ağrıyla, implant sonrası karşılaşılan ağrının seviyesi aynı orandadır.



İmplant Uygulamasının Aşamaları Nelerdir?

İmplant tedavisinin uygulanışı ve implant için belirtilen aşamalar, tüm detaylarıyla listelenmiştir:

İmplant tedavisini talep eden hastalar, ilk olarak uzmanlar tarafından muayene edilecektir.
Klinik ortamda yapılan muayenede, hastaların ağız ve diş eti sağlığında herhangi bir bakteriyel gelişimin olup olmadığı tespit edilmektedir.
Radyolojik görüntüleme yöntemleri kullanılarak, hastaların çene kemiği ve diş köklerinde herhangi bir problem olup olmadığı tespit edilmektedir.
Hastaların ağız ve diş sağlığında herhangi bir sorun olmadığına kanaat edildikten sonra, implant tedavisine başlanmaktadır.
İmplant uygulaması için işlem türü ve implant vidasının özellikleri belirlendikten sonra, hastalar operasyona alınır.
İmplant işlemi için hastalara lokal anestezi uygulanmaktadır. Hastaların sakinleşmesi adına, damar yolundan sedasyon uygulanmakta ve operasyona başlanmaktadır.
İmplant uygulanacak diş köküne erişmek için ağız için iyice dezenfekte edilmekte ve diş eti belirli ölçüde kesilmektedir.
Diş eti kesildikten sonra, kalan diş kökleri temizlenmekte ve bölgeyi dezenfekte etmek için solüsyon uygulanmaktadır.
Diş etinin içerisi ve çevresi temizlendikten sonra, implant vidalarının yerleşebileceği kadar oyuk açılmaktadır. Çene kemiğine kadar ilerleyen bu oyuk sayesinde, implant vidası bölgeye yerleştirilir.
Çene kemiğinin implant vidasını sarması ve bölgenin iyileşmesi için vidanın üzeri diş etiyle kapatılmaktadır.
Diş eti dikildikten sonra, implant vidasının üzerine geçici diş protezi yerleştirilmektedir.
İmplant vidasının çene kemiğine tam olarak kaynaması ve diş etinin iyileşmesi adına, hastalar 3 ila 6 ay arası beklemelidir.
Bölge iyileştikten sonra, implant üzerindeki geçici diş protezi çıkarılmakta ve hazırlanan gerçek protez yerleştirilmektedir.

İmplant işleminin ardından, hastalar normal dişleriyle aynı rahatlığı hissedecek ve uzun ömürlü diş sahibi olacaktır.



İmplant Uygulamasının Avantajları Nelerdir?

İmplant tedavisinin avantajları ve implant sonrası hastaların elde ettiği getiriler şunlardır:

İmplant tedavisi, diş protezlerine diş kökü desteği sağlamakta ve protezlerin ömrünü uzatmaktadır.
Ön ve arka dişlerin tamamında, implant diş protezleri kullanılabilir.
Titanyum maddeden elde edilen implant vidaları, hastaların diş kökü ya da ağız içi yumuşak dokuların hiçbiriyle etkileşime geçmemektedir.
İmplant vidaları, diş kökleri kadar dayanıklı ve uzun ömürlü malzemelerdir. İmplant vidalarının diş köküne tam uyması adına, özel boyutlarda üretim yapılmaktadır.
Diş yüzeyine yerleştirilen implant protezleri, gerçek dişlere bire bir uyum sağlamaktadır. Diş köküne bire bir uyum sağlayan implant protezleri, doğal dişlerle aynı renk ve görünüme sahip olacaktır.
İmplant uygulaması çene kemiğinde kayıp yaşayan ve normal diş protezlerine uyum sağlayamayan tüm kişilerde, etkili sonuç üretmektedir.
Geçici protezler yerine, implant sayesinde daimi diş protezi elde edilmektedir.

İmplant protezinin hazırlanışı ve implant protezlerinin genel özellikleri şu şekildedir:

İmplant sonrası dişlere uygulanacak diş protezleri, hastaların ağzına bire bir uyumlu ölçülerde tasarlanmaktadır.
İmplant protezi için hastaların diğer dişleriyle aynı kalınlıkta ve aynı renkte protezler hazırlanır.
Protezin hazırlanması için hastaların diş ve ağız ölçüsü alınmaktadır. Alınan kalıplara uygun olarak, implant protezi hazırlanır ve implant üzerine sabitlenir.
Zirkonyum ya da porselen malzemeden elde edilen implant protezleri, gerçek dişler kadar dayanıklılık göstermektedir.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Implant-Dis-Tedavisi-Fiyatlari-2021-Dora-Hospital-1200x679.jpg

İmplant Diş Tedavisi Fiyatları 2021 Dora Hospital

İmplant Diş Tedavisi Fiyatları 2021 için farklı yöntemler kullanılmakta ve tercih edilen uygulama metoduna göre, işlem ücretleri değişmektedir. İmplant uygulaması, çene kemiğine sabitlenecek diş protezleri için kullanılmakta ve hastaların daimi dişlere sahip olması sağlanmaktadır. İmplant diş tedavisi, ameliyat şeklinde gerçekleştirilmekte ve kaybedilen dişlerin yerine, yeni dişlerin getirilmesi sağlanmaktadır. Çıkarılabilir diş protezleri, hastaların daimi dişleri kadar dayanıklı olmadığından, ömrü kısa ve kullanımı zor ürünler arasında yer almaktadır protez dişlerin, diş köküyle sabitlenmesi ve çiğneme fonksiyonları sırasında herhangi bir zarar görmemesi açısından, implant diş tedavisiyle, protez dişlere diş kökleri yapılmaktadır. Uzun ömürlü diş protezi kullanımı sağlayan implant diş uygulamasının tüm özellikleri, yazı başlıkları içerisinde detaylandırılmıştır.



İmplant Sonrası Nelere Dikkat Edilmesi Gerekir?

İmplant tedavisinden sonra, ilk 6 aylık süreçte bölgeye çok fazla cisim temas etmemesi gerekir. Hastaların ilk günlerde yaşayacağı morarma ve şişlik komplikasyonlarını gidermek adına, bölgeye soğuk kompres uygulanmalıdır. Ağrı kesici ve antibiyotik kullanımı, bölgede herhangi bir bakteri oluşumunu engelleyecektir. Hasaların çok sıcak ve sert şeyleri tüketmekten kaçınması, implant sonrası oluşabilecek problemleri ortadan kaldırmakta ve iyileşme sürecini hızlandırmaktadır.


İmplant Diş Tedavisi Fiyatları 2021 Bilgi Formu



İmplant Diş Tedavisinin Uygulandığı Durumlar Nelerdir?

İmplant yapılan durumlar ve implant ameliyatının yapılma sebepleri, aşağıda sıralı şekilde açıklanmıştır:

İmplant tedavisi, ön ya da arka dişlerini kökünden haybeden hastalar için tercih edilmektedir.
Diş kökünün yerinden çıkmasına sebep olan herhangi bir problem sonrasında, boş alan bölgeye yeni bir diş protezi yerleştirilmektedir. Diş protezinin daimi olabilmesi için implant vidaları kullanılmakta ve diş protezleri vidalara sabitlenmektedir.
Alt ve üst çenelerdeki bütün dişlerin kaybedilmesi ya da kemik erimesi sebebiyle dişlerin kökünden çıkması gibi durumlarda, implant vidalarıyla protez dişler yerine sabitlenmektedir.
Hastaların büyük azı dişlerinin çekilmesi ya da travma sonrası dişlerin yerinden çıkması gibi durumlarda, kaybedilen dişleri yerine aynı işlevde yeni diş protezleri yerleştirilmektedir.
Birden fazla sırası diş kaybedildiğinde, bu dişlerin tamamına geçici protez uygulamak yerine, sıralı dişler için körü implant tedavisi uygulanmaktadır.
Bir dişin kökünden kaybedilmesi durumunda, oluşan boşluğun sağ ve sol kenarındaki dişlere herhangi bir zarar gelmeden, diş protezleri sağlam şekilde yerine oturtulmaktadır.



İmplant Diş Yapmadan Önce Dikkat Edilen Noktalar Nelerdir?

İmplant ameliyatından önce, hastaların ve uzmanların dikkat etmesi gereken detaylar, aşağıda ele alınmıştır:

İmplant vidalarının, minimum seviyede de olsa alındığı ve uzluğu bulunmaktadır. Kullanılan bu vidaları, çene kemiğine tam olarak yerleşmesi adına, çene kemiğinde yeteri kadar alan bulunmak zorundadır.
İmplant vidalarının tam olarak yerine oturması için çene kemiğinin dayanıklı ve sağlam olması gerekmektedir. Kemik erimesi gibi kronik hastalıklara bağlı olarak, çene kemiğinin erimeye aşlaması ya da travma sonrası, çene kemiğinin büyük bir kısmının kaybedilmesi, implant vidalarının uygulanmasını engelleyecektir.
Diş etlerinin implant vidasını kaplayabilmesi adına, diş etlerine herhangi bir problemin bulunmaması gerekmektedir. Ağız içi ve diş etlerde gelişen herhangi bir bakteriyel hastalık, implant operasyonunun zaman içerisinde zarar görmesine yol açacak ve tedaviyi olumsuz etkileyecektir.

İmplant tedavisi yapılmadan önce, hastaların genel durumunu anlamak adına klinik ve radyolojik muayene uygulanmaktadır. Klinik muayene esnasında, gelişen tüm bakteriyel problemler tespit edilmekte ve radyolojik görüntülemeler sayesinde, oluşan problemlerin etkileri göz önüne serilmektedir. Kemik durumu ve dişlerin genel yapısının ele alındığı radyolojik görüntülemeler, implant tedavisinin olmazsa olmaz aşaması sayılmaktadır.



İmplant Tedavisinin Aşamaları ve Özellikleri Nelerdir?

İmplant ameliyatının uygulanışı ve uygulama sürecinde belirlenen tüm aşamalar, tüm detaylarıyla listelenmiştir:

İmplant uygulaması için dikkate alınan ilk aşama, klinik muayene sürecidir. Hastaların genel sağlık durumunu ve ağız sağlığını ele alan muayene sürecinde, implant ameliyatını engelleyen herhangi bir faktör olup olmadığı belirlenmektedir.
İmplant yapılacak bölge ya da bölgeler incelenerek, kullanılacak implant yöntemleri belirlenmektedir. İmplant yapılmak istenen diş ya da dişlerin özellikleri, boyutları ve yapıları incelendikten sonra, tedavi planlaması yapılacaktır.
İmplant için kullanılacak protez türüne karar verilerek, gerçek dişler için en uygun diş protez rengi belirlenmektedir.
Operasyon aşamasına geçildikten sonra, hastalara lokal anestezi verilmekte ve damar yolundan sedasyon uygulanmaktadır. İmplant ameliyatı başladıktan sonra, diş sayısına bağlı olarak, ortalama 30-90 dakika sonunda işlem tamamlanmaktadır.
İmplant için ağız içerisi steril hale getirildikten sonra, operasyon için diş etine belirli oranda kesi açılmaktadır.
Diş eti kesildikten sonra, özel solüsyon yardımıyla diş etinin içerisi ve etrafı dezenfekte edilmektedir.
Diş eti iyice temizlendikten sonra, kullanılan diş implantının ölçülerine uygun olarak, çene kemiğinde boşluk açılmaktadır.
Çene kemiğinin içerisine, uygun boyutlarda diş implantı vidaları yerleştirilmekte ve diş etiyle, implant vidasının üzeri kapatılmaktadır.
İmplant vidasının üzeri kapandıktan sonra, ortalama 3-6 aylık sürede, diş etinin tamamen iyileşmesi ve diş implantının çene kemiğine tamamen tutunması beklenmektedir.

Bekleme süresince, hastalara geçici diş protezi takılmakta ve iyileşme süresinin ardından, hazırlanan gerçek protezler, implant vidasının üzerine yerleştirilmektedir.



Kimler İmplant Diş Tedavisi Yaptıramaz, İmplantın Riskli Olduğu Durumlar Nelerdir?

İmplant yapılmayan durumlar ve implant tedavisinin riskli bulunduğu etkenler şunlardır:

Hastaların 18 yaşından küçük olması ve kemik gelişimini tam olarak tamamlamaması durumunda, implant tedavisi yapılmamaktadır. Çene kemiği, yüz şekli ve diş dizilimi tam olarak yerleşmeden yapılan implant uygulamalarında, ileri dönemlerde farklı yan etkilerle karşı karşıya kalınması söz konusudur.
Diyabet sorunu bulunan ve şeker seviyesi ileri seviyede yükselen hastalar, şeker ve diyabeti kontrol altına alınmadan implant uygulamasına uygun bulunmamaktadır. İmplant tedavisi için uygulanan operasyonda, diş eti ve çene kemiğine belirli düzeyde kesiler açılmaktadır. Açılan kesilerin iyileşmesi için diyabet ve yüksek şekerin kontrol altında tutulması gerekmektedir.
Hamile kadınlar, anestezi işlemlerine uygun bulunmadıkları için implant ameliyatına alınmamaktadır. İmplant tedavisinin başlatılması adına, hamilelik ve emzirme döneminin sona ermesi gerekmektedir.
Kişilerin çok fazla sigara ve tütün ürünleri kullanması, implant tedavisinin başarısız olmasına yol açmaktadır. Sigara kullanımı, implant tedavisi için olumsuz etki oluşturduğundan, işlem için sigara kullanımının sona ermesi gerekmektedir.
Kişilerin alkol ve uyuşturucu kullanması durumunda, implant tedavisi uygulanmamakta ve operasyon riskli bulunmaktadır.
Hastaların baş ve boyun kısmındaki kitleleri gidermek adına, yüksek seviyede radyoterapi tedavisi alan kişiler, implant operasyonu için uygun bulunmamaktadır.
Yüksek tansiyon hastası olan kişiler, implant tedavisi için uygun bulunmamakta ve implant operasyonu kişilere uygulanmamaktadır.
Bağ dokusunda problem oluşturacak herhangi bir hastalığı bulunan kişilerin, hastalığı kontrol altına alınmadan implant tedavisine başlanmamaktadır.
Hemofili hastaları ve bağışıklık sisteminde derin problem bulunan kişilerin, implant ameliyatına alınması oldukça riskli sayılmaktadır.
İmplant ameliyatında, hastaların ağız ve diş sağlığının yerinde olmasına dikkat edilmektedir. İltihabi ya da bakteriyel herhangi bir hastalığı bulunan kişilerin, implant tedavisine alınması söz konusu değildir.
Hastaların doğuştan ya da sonradan gelişen, herhangi bir travmaya bağlı olarak, çene kemiği yapısında problem bulunması, implant ameliyatının yapılmasını engellemektedir. İmplant için kullanılan vidalar, çene kemiğine sabitlenmek zorundadır ve çene kemiğinde yer bulunmaması, implant tedavisini başarısız kılacaktır.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Dis-Beyazlatma-Fiyatlari-2021-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Diş Beyazlatma Fiyatları 2021 Dora Hospital

Diş Beyazlatma Fiyatları 2021, tercih edilen yönteme göre farklı şekilde ücretlendirilmektedir. Diş beyazlatma işlemleri için kullanılan farklı teknikler, kişilerin tercihine göre değişiklik göstermektedir. Diş hekimleri tarafından, klinik ortamda gerçekleştirilen diş beyazlatma uygulamaları, dişlerde oluşan lekeler ve renk değişimlerini ortadan kaldırmaktadır. Uzun süreli diş beyazlığı sağlayan diş beyazlatma işlemleri, dişlerin daha temiz ve sağlıklı bir görünüme kavuşmasını sağlamaktadır. Diş beyazlatma işlemlerinin belirli sürelerde tekrarlanması ve diş bakımına özen gösterilmesi, diş yüzeyinin estetik görünümde olmasını sağlamaktadır. Diş beyazlatma işlemlerinin talep edilmesinin ardından, hastalar için en uygun beyazlatma yöntemi belirlenmekte ve uygulama sürecine geçilmektedir. Diş beyazlatma işlemleri hakkında merak edilenler, yazı içerisinde ele alınmıştır.



Diş Beyazlatma Tedavisi Ne Kadar Süre Etkisini Sürdürür?

Diş beyazlatma işleminin etkisi, dişlerin bakımına ve ağız hijyenine dikkat edilmesi şartıyla maksimum 2 yıl boyunca devam etmektedir. Kişilerin diş yapısı, diş temizliği ve ağız hijyenine olan dikkat göz önüne alınarak, diş beyazlatma işlemlerinin süresinde değişiklikler görülmektedir. Diş beyazlatma işleminin ardından, 2 hafta boyunca diş rengini etkileyen her türlü kimyasal ve besinden uzak durulmalıdır.


Diş Beyazlatma Fiyatları 2021 Bilgi Formu



Diş Beyazlatma İşlemlerinin Riski Var Mıdır?

Diş beyazlatma tedavisinin riskleri görülmemekle birlikte, bazı durumlarda küçük çaplı komplikasyonlarla karşı karşıya kalınmaktadır. Diş beyazlatma işlemlerinde, %10 oranında beyazlatıcı jel kullanılması durumunda, dişlerde ya da ağız içi dokularda herhangi bir yan etkiyle karşılaşılmamaktadır. Dişlere herhangi bir zarar vermeyen diş beyazlatma uygulamaları, dişlerde kalıcı hasar bırakmamaktadır. Uygulama sonrası ilk birkaç gün boyunca, diş minesinde ve diş dokusunda hassasiyet meydana gelebilir. Havaya, soğuk ve sıcağa karşı gelişen bu hassasiyet, kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.



Diş Beyazlatma İşlemlerinin Yapılma Sebepleri Nelerdir?

Diş beyazlatma yapılma nedenleri, diş yüzeyindeki renk değişimini ortadan kaldırmaktır. Diş renginin doğuştan koyu olması ya da diş yüzeyinde lekelerin oluşması, diş beyazlatma uygulamalarının sebebi sayılmaktadır. Diş yüzeyinde, sonradan oluşan sararmalar oluşması durumunda, dişlerin eski rengine gelmesi için diş beyazlatma uygulamaları kullanılmaktadır. Diş beyazlatma işlemlerini zorunlu kılan etkenler, iki ana başlık altında değerlendirilmektedir:

İç Renklenme: Diş yapısının içerisine işleyen ve diş temizliği uygulamalarıyla giderilmesi mümkün olmayan dişler, diş beyazlatma işlemleriyle tedavi edilmektedir. anne karnında, kişilerin diş yapısının oluşması esnasında gelişen belli başlı problemler ya da büyüme çağında yapılan hatalar, diş renginin sararmasına yol açmaktadır. Çok fazla flor alınması ya da ilaç kullanımı gibi etkenler, diş renginin sararmasına yol açmaktadır. Dişlerin sabitlenmiş lekelerinin giderilmesi amacıyla, diş beyazlatma işlemleri uygulanmakta ve diş renginin açılması sağlanmaktadır.

Dış Renklenme: Sigara kullanımı, çok fazla çay ve kahve tüketilmesi, diş minesine zarar veren asitli içeceklerin tercih edilmesi gibi etkenler, diş rengini değiştirmektedir. Çeşitli gıda ve ürünlerin kullanımıyla, diş yüzeyine yapışan maddeler diş rengini değiştirmektedir. Diş taşının temizlenmesinin ardından, kullanılan ilaçlar sebebiyle diş rengi değişiklik göstermektedir.

Diş beyazlatma uygulamaları, diş yüzeyindeki lekelenme ve renk değişikliği sebeplerine göre farklılaşmaktadır. Diş yüzeyindeki sorunlar belirlendikten sonra, diş beyazlatma süreci planlanmaktadır.



Diş Beyazlatma Uygulamalarının Türleri Nelerdir?

Diş beyazlatma çeşitleri, iki farklı kategoriye ayrılmaktadır. Diş beyazlatma teknikleri, ofis ve ev tipi olarak iki ayrı kategoride değerlendirilir.

Ofis Ortamı Diş Beyazlatma: Diş hekimlerinin gerçekleştirdiği ve UV ışınları kullanılarak uygulanan diş beyazlatma yöntemidir. Tek seferlik uygulamalar olan ofis ortamı diş beyazlatma işlemi, diş renginin 3-4 ton daha fazla açılmasını sağlayacaktır. Oldukça hızlı şekilde tamamlanan ofis diş beyazlatma işlemleri, dişlere herhangi bir zarar vermemekte ve dişlerin istenen boyutta beyazlamasını sağlamaktadır.

Evde Diş Beyazlatma: Hastaların kendisi tarafından uygulanabilen diş beyazlatma uygulamalarıdır. Ağız ölçüsüne göre hazırlanan kalıplarla, dişlere günlük olarak jel sürülmekte ve diş tonunun, diş rengine bağlı olarak açılması sağlanmaktadır.

Diş beyazlatma uygulamalarının türleri, şu şekilde listelenebilir:

Ev tipi diş beyazlatma uygulaması
Ofis tipi diş beyazlatma uygulamaları
Kanal tedavisiyle uygulanan tek diş beyazlatma uygulaması
Kombine diş beyazlatma uygulaması / ofis + ev tipi diş beyazlatma

Kişiler için en uygun diş beyazlatma uygulamalarının tespit edilmesi için diş hekimleri tarafından detaylı muayene yapılmakta ve karar sürecine geçilmektedir.



Diş Beyazlatma İşlemleri Nasıl Uygulanır?

Diş beyazlatma uygulama aşamaları ve diş beyazlatma yöntemleri için izlenen adımlar, aşağıda detaylı şekilde sıralanmıştır:

Ev Tipi Diş Beyazlatma: Ev ortamında yapılacak diş beyazlatma işlemleri, diş hekimleri tarafından alınacak özel ölçümler sonrasında, kişilere özel olarak hazırlanan plaklar kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Dişlerin ev ortamında beyazlatılması için hazırlanan plağın günlük olarak kullanılması gerekmektedir. Diş plaklarının kullanımından önce, plakların içerisine özel beyazlatıcı jeller sürülmektedir. Sürülen diş beyazlatma jelleri, %10 ila %15 arası karbamid peroksid ya da hidrojen peroksit içermektedir. Ev tipi diş beyazlatma uygulaması, toplamda 10-15 gün arası devam ettirilmelidir. Gün içerisinde 4-6 saat arası plakların takılması gerekirken, geceleri kullanılacak plakların, en az 8-10 gün takılması gerekmektedir. Ev tipi diş beyazlatma uygulamasında kullanılan diş plağının içerisine, diş hekimlerinin belirttiği oranda beyazlatıcı jel sürülmelidir. Plaklara sürülen beyazlatıcı jelin, diş eti ve farklı yumuşak dokularla temasa geçmemesi gerekmektedir.

Ofis Tipi Diş Beyazlatma: Diş hekimleri tarafından, klinik ortamında gerçekleştirilen diş beyazlatma uygulamasıdır. kısa sürede ve tek seansta tamamlanan diş beyazlatma uygulamasında, dişlere lazer tedavisi uygulanmaktadır. klinik ortamında, diş hekimleri tarafından dişlerin üzerine özel bir jel sürülmektedir. Dişlere lazer uygulamadan önce, hastaların gözlerini korumak amacıyla özel gözlükler takılmaktadır. diş yüzeyine sürülen jeller, UV ışınları kullanılarak aktifleştirilmekte ve dişlerdeki sarı lekelerin geçmesi sağlanmaktadır. klinik ortamda gerçekleştirilen diş beyazlatma uygulaması, toplamda 1 saat içerisinde sona ermektedir.

Kombine Diş Beyazlatma: Klinik ortamda yapılan diş beyazlatma işlemleriyle birlikte, ev tipi diş beyazlatma işlemlerinin de uygulanması şeklinde gerçekleştirilmektedir. UV ışınlarıyla diş beyazlatma işlemi gerçekleştirildikten sonra, hastalar ortalama 2-3 gün boyunca, ev tipi diş beyazlatma uygulamasına devam etmektedir.

Kimler Diş Beyazlatma İşlemi Yaptırabilir, Kimlere Uygulama Yapılmamaktadır?

Diş beyazlatma yaptıracak kişilerin, sahip olması gereken temel nitelikler ve diş beyazlatma uygulamasının yapılmasını engelleyen faktörler, aşağıda sıralanmıştır:

Diş beyazlatma uygulamasının yapılması için kişilerin en az 18 yaşında olması gerekmektedir. Estetik diş hekimliği uygulamalarından biri olan diş beyazlatma süreci, 18 yaşından küçük kişilere uygulanmamaktadır.
Hastaların ağız ve diş sağlığının yerinde olması gerekmektedir.
Dişlerinde çürüme görülen ve diş kökünde bakteriyel hastalık bulunan kişiler, tedavi edilmeden diş beyazlatma uygulamalarını talep edemezler.
Diş etlerinde bakteriyel enfeksiyon gelişen kişiler, diş beyazlatma uygulamalarına alınmamaktadır. Diş etlerinin cep şekline gelmesi ve diş köküne kadar ilerleyen enfeksiyonlarla karşı karşıya kalması, estetik diş uygulamalarına engel olmaktadır.
Diş temizliğine özen göstermeyen ve ağız bakım alışkanlığı bulunmayan kişiler, diş beyazlata işlemlerinden herhangi bir olumlu dönüş alamazlar. Diş beyazlatma işlemlerinin faydalı olması için ağız sağlığına ve temizliğine özen gösterilmesi gerekir.
Gebeler ve emziren anneler, diş beyazlatma işlemleri için uygun bulunmamaktadır.
Daimi dişlerin tamamının çıkmaması ve kişilerin büyüme – gelişme sürecini tamamlamaması durumunda, diş beyazlatma işlemleri uygulanmamaktadır.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Cene-Estetigi-Fiyatlari-2021-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Çene Estetiği Fiyatları 2021 Dora Hospital

Çene Estetiği Fiyatları 2021 uygulamaları, çene yapısındaki bozukluklara bağlı olarak farklı özelliklere sahiptir. Yüz hatlarıyla, çene şeklinin birbirine uyumlu bulunmaması durumunda, çene estetiği operasyonları tercih edilmekte ve yüz şeklinin orantılı olması sağlanmaktadır. Çene estetiği uygulamaları arasında, kalıcı çözüm olan ameliyat seçeneği yer alırken, geçici olarak etki sağlayan ameliyatsız işlemler de yer almaktadır. Çene estetiği için uzmanlara başvuran kişiler, operasyon öncesi detaylı muayeneden geçirilmektedir. Kişilerin operasyona uygun bulunması durumunda, çene yapısındaki bozukluklar ve yüz hatları dikkatle incelenmektedir. Yapılan inceleme ve muayeneler sonucunda, kişiler için en uygun çene estetiği operasyon modeli belirlenecek ve işlem süreci başlatılacaktır. Her hastanın, çene estetiği uygulamalarından beklentisi ve yüz yapısı farklı olduğundan, kişiye özel programlama yapılmaktadır. Çene estetiği uygulamaları hakkında merak edilenler, yazı başlıkları içerisinde tüm özellikleriyle ele alınmıştır.



Çene Estetiği Fiyatı Ne Kadar?

Çene estetiği işlem fiyatları, tercih edilen işlem türüne ve uygulamanın özelliklerine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Çene estetiği uygulamalarının fiyatları için bizimle iletişime buraya tıklayarak geçebilirsiniz. Kişilerin ameliyat tercihi yapması ve operasyon için yüz yapısında birçok tedavi sürecine ihtiyaç duyulması gibi durumlarda, çene estetiği işlemlerinin fiyatları artış gösterecektir. Çene estetiği uygulamaları, her kişide farklı özellikler göstereceğinden, uygulama süreci için kesin bir fiyatlandırma yapılması mümkün değildir. Çene estetiği için kullanılan işlem türleri ve işlemi gerçekleştirecek uzmanların özellikleri dikkate alınarak, uygulama için farklı şekillerde ücretlendirmeler belirlenmektedir.


Çene Estetiği Fiyatları 2021 Bilgi Formu




Çene Estetiği İşlemlerinin Türleri ve Özellikleri Nelerdir?

Çene estetiği uygulamalarının çeşitleri ve uygulamaların genel özellikleri, aşağıda tüm detaylarıyla ele alınmıştır:

Üst Çene Estetiği Ameliyatı: Üst çenedeki yapısal bozuklukların giderilmesi için uygulanan üst çene ameliyatı öncesinde, hastaların çene röntgeni alınmaktadır. Alınan röntgen sonrasında, diş yapısındaki ortodontik problemler belirlenmekte ve ameliyat öncesinde gerekli ortodonti tedavileri uygulanmaktadır. Dişler uygun konuma geldikten sonra, üst çene için operasyon gerçekleştirilmektedir.

Alt Çene Estetiği Ameliyatı: Alt çenenin çok ileride ya da çok geride olması durumunda uygulanan ameliyat türüdür. Çenenin röntgeni çekildikten sonra, çene için uygun alçı model hazırlanmaktadır. Hazırlanan alçı modeller sayesinde, çene ameliyatı öncesi oluşacak görünüm hastalara sunulmaktadır.

Çene Ucu Estetiği: Çene ucunun şekillenmesi için uygulanan operasyon türüdür. Çene ucunu törpüleyerek gerçekleştirilen çene ucu estetiği, çene şeklinin yamuk ya da hasarlı olması durumunda uygulanmaktadır. Kesin çözüm sunan ve oldukça başarılı şekilde ilerleyen çene ucu estetiği sonrası, hastaların çene estetiği yaptırmasına gerek kalmamaktadır.

Çene Ucu Dolgu İşlemleri: Çene ucunun daha dolgun ve daha büyük görünmesini sağlayan, ameliyatsız uygulama türüdür. Bölgeye yağ enjeksiyonu yapılarak ya da ameliyatla çene protezi yerleştirilerek, çene ucunun daha dolgun ve şekilli görünmesi sağlanmaktadır. Cerrahi uygulamaları arasında, çene ucu protez işlemi ve çene kemiğinin öne çekilme işlemi yer almaktadır.

Çene Ucu Törpüleme İşlemleri: Çene ucundaki fazla kemiğin törpülenmesiyle gerçekleştirilen çene ucu ameliyatında, çenenin daha sivri ya da daha yuvarlak olması sağlanmaktadır. Özellikle çene ucunda iki ayrı kemik bulunan kişilerin tercih ettiği bu uygulama sonrası, çene ucu kalıcı şeklini alacaktır.



Çene Estetiği Kimlere Uygulanır?

Çene estetiği yapılan kişilerin temel nitelikleri ve hastalarda aranan kriterler, aşağıda ele alınmıştır:

Çene estetiği yapılması için hastaların 18 yaşından büyük olması gerekmektedir. 18 yaşından küçük bireyler, yüz gelişiminin tamamlanmaması sebebiyle, çene estetiği işlemlerine uygun bulunmamaktadır.
Kişilerin ergenlik ve gelişim dönemlerini tamamlaması, çene estetiği uygulamaları için ilk kriter sayılmaktadır. Yüz hatlarının tam olarak oturmaması ve kemik gelişiminin devam etmesi durumunda, çene estetiği uygulamalarından başarılı sonuç alınmamaktadır.
Kişilerde kemik erimesi ve benzeri hastalıkların bulunması, çene estetiği operasyonunun olumsuz sonuç ermesine ve etkisini kaybetmesine yol açmaktadır.
Kişilerin travma ya da kaza sonrası çene kemiğini kaybetmesi durumunda, çene estetiği öncesi çeşitli protez işlemleri uygulanmak zorundadır.
Ortodontik olarak çene yapısında bozukluk bulunan kişiler, çene estetiği ameliyatından önce ortodonti tedavisine alınmalıdır.
Diş diziliminde bozukluk bulunan hastalar, çene estetiği işlemleri için uygun bulunmamakta ve operasyondan önce, diş teli tedavisinin yapılması gerekli görülmektedir.
Sadece estetik amaçla yaptırılacak çene estetiği işlemlerinde, kişilerin tercihleri ve genel sağlık durumları dikkate alınacaktır. operasyon esnasında uygulanacak anestezinin, kişilerde herhangi bir reaksiyona yol açmaması gerekmektedir.



Çene Estetiği Ameliyatı Nasıl Uygulanır, Detayları Nelerdir?

Çene ameliyatının uygulama detayları ve ameliyat sürecinde karşılaşılan durumlar, aşağıda adım adım detaylandırılmıştır:

Çene estetiği ameliyatı için hastalara genel anestezi uygulanmaktadır.
Çene kemiğine ya da çene ucuna yapılacak uygulamalara göre, açılacak kesinin yeri değişiklik göstermektedir.
Yüzde herhangi bir yara izi ve estetik bozukluk oluşmaması adına, hastaların ağzının içinden kesi açılmaktadır.
Ağız içerisinde gerekli noktalardan kesi açıldıktan sonra, çene kemiğine erişilmekte ve kemiğin konumu değiştirilmektedir.
Sadece çene ucuna işlem yapılması durumunda, çene ucu gerekli şekilde törpülenmekte ve işleme bağlı olarak, çene ucuna uygun protezler yerleştirilmektedir.
Çene ameliyatındaki tüm işlemler tamamlandıktan sonra, açılan kesiler kapatılmakta ve hastalar odaya alınmaktadır.

Çene estetiği ameliyatlarının türüne ve yapılacak işlem detaylarına bağlı olarak, ameliyat süresi değişiklik göstermektedir. Sadece çene ucuna yapılacak ameliyatlar, 1-2 saat içerisinde tamamlanabilirken, çene kemiği ameliyatları 6-7 saat arası devam edebilmektedir.



Çene Estetiği Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Çene estetiği sonrası, hastaların karşılaştığı durumlar ve dikkat edilmesi gereken konular, aşağıda tüm detaylarıyla listelenmiştir:

Çene estetiği ameliyatı sonrasında, genel anestezinin etkisinin geçmesi ve hastaların uyanması için hastalar odaya alınmaktadır.
Hastaların en az 1 gece gözetim altında tutulması gerekirken, herhangi bir komplikasyonda, daha uzun süre yatış yapılabilir.
Çene estetiği yapılan bölgede, herhangi bir komplikasyon görülmemesi için bölgeye sürekli olarak buz kompres uygulanması gerekmektedir.
Her 15 dakikada bir tekrarlanacak şekilde, ameliyat bölgesine buz kompres uygulanması gerekmektedir.
Buz kompres işleminin, ilk 24 saatlik süreyle devam ettirilmesi, bölgede morluk ve şişlik oluşumunu en aza indirecektir.
Hastaların en az 1 hafta bozunca dinlenmesi ve yatarken başın yukarda tutulması, ameliyat sonrası reaksiyon gelişimini engelleyecektir.
Hastaların kanama ya da morarma yaşama riskinin düşürülmesi için başın yüksekte tutulmasına dikkat edilmelidir.
Çene estetiği ameliyatı öncesinde ve sonrasında, kan sulandırıcı ilaçların kullanımına son verilmesi gerekmektedir. Kan sulandırıcı ilaçlar, bölgede kanama oluşma riskini artırmakta ve ameliyatı tehlikeye atmaktadır.

Çene Estetiği Ameliyatının İyileşme Süreci Nasıl İlerler?

Çene ameliyatının iyileşmesi için yapılması gereken işlemler ve hastaların dikkat etmesi gereken konular, aşağıda belirtilmiştir:

Çene estetiği ameliyatının iyileşmesi için en az 2 hafta boyunca dinlenmek ve sosyal hayata yavaş yavaş dönüş yapmak gerekmektedir.
Ameliyat sonrası ilk duşun alınması için ameliyatın üzerinden 2 gün geçtiğinden emin olunmalıdır.
Hastaların dikişleri, ameliyattan 3-4 gün sonra alınacak ve bölge özel şekilde dezenfekte edilecektir.
Yara yerine herhangi bir şeyin temas etmemesi ve sert yiyeceklerden uzak durulması gerekmektedir.
Ameliyat sonrasında, çok sıcak yiyecek ve içeceklerden uzak durulmalıdır.
Kişilerin çok fazla konuşmaması ve sert şeyleri ısırmaktan kaçınması, iyileşme sürecini hızlandıracaktır.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Boyun-Germe-Ameliyati-Fiyatlari-2021-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Boyun Germe Ameliyatı Fiyatları 2021

Boyun Germe Ameliyatı Fiyatları 2021, kişilere uygulanacak yöntemlere bağlı olarak, uygulama fiyatları değişiklik göstermektedir. Boyun germe operasyonu, ameliyathane ortamında ve uzman estetik cerrahları tarafından gerçekleştirilmektedir. Boyun germe ameliyatı için belirlenen uygulama türü, ameliyat olmak isteyen kişilerin genel sağlık durumu üzerinden değerlendirilmektedir. Boyun derisinde meydana gelen bollaşma ve yapı kayıplarının giderilmesi için kullanılan boyun germe ameliyatı, bölgenin daha sıkı ve toplu durmasını sağlamaktadır. Boyun bölgesinde meydana gelen deri sarkmaları, özellikle aşırı kilo alıp verme ve ileri yaş sebebiyle kendini göstermektedir. Alt çenesi, normalden daha geride olan kişilerde daha fazla karşılaşılan bir problem olan boyun sarkmaları, ameliyat sonrası tamamen toparlanacaktır. Boyun germe ameliyatı hakkında merak edilenler ve operasyon detayları, yazı içerisinde tüm özellikleriyle ele alınmıştır.



Boyun Germe Ameliyatı Operasyonunun Özellikleri Nelerdir?

Boyun germe işlemi, özellikle 55 yaşın üzerindeki kişiler tarafından tercih edilen, estetik cerrahi operasyonlarından bir tanesidir. Boyun bölgesinde ve çene altındaki gıdıda görülen deri sarkmaları, boyun germe ameliyatıyla tamamen toparlanmaktadır. Boyun bölgesindeki sarkık derinin gerilmesi ve boynun daha genç bir görüntü sağlaması için kullanılan boyun germe ameliyatı, çeşitli vücut şekillendirme estetiği operasyonlarıyla komplike şekilde gerçekleştirilebilir. Yaşlanma belirtilerinin en fazla görüldüğü bölgelerden biri olan boyun, ameliyat sonrasında tüm yağ dokusundan ve sarkık deriden arındırılmaktadır. Kişilerin yaşına ve durumuna bağlı olarak, boyun germe ameliyatı 10-15 yıl boyunca etkisini sürdürecektir. Özellikle çene estetiğiyle komplike şekilde uygulandığında, kişilerin yüz hatları ve estetik görünümü tamamen değiştirilecektir.


Boyun Germe Ameliyatı Fiyatları Bilgi Formu



Boyun Germe Ameliyatı Sonrası Yara İzi Oluşur Mu?

Boyun germe operasyonu izi, gözle fark edilemeyecek kadar azalmakta ve estetik görünüme herhangi bir olumsuzluk katmamaktadır. Boyun germe ameliyatı için özel olarak belirlenen dikiş tekniklerinin yanında, pansuman sürecinde de özel ilaç ve solüsyonlar kullanılmaktadır. Kullanılan pansuman teknikleri, boyun germe ameliyatı sonrası yara izi oluşumunu en aza indirecektir. Ameliyat için yapılan cerrahi kesiler, deri çizgisinin doğal seyrinde açıldığından, dikiş sonrası deri kendini toparlamakta ve herhangi bir kesi iziyle karşılaşılmamaktadır.



Boyun Germe Ameliyatı Kimlere Uygulanmaktadır, Hangi Durumlarda Boyun Germe Ameliyatı Yapılır?

Boyun germe yapılan durumlar ve operasyon için uygun bulunan hastaların temel nitelikleri, aşağıda sıralı şekilde açıklanmıştır:

Boyun germe ameliyatı, 55 yaşını geçmiş kişilerde sıklıkla tercih edilen operasyonlardan bir tanesidir.
Erken yaşlarda da uygulanabilen boyun germe ameliyatı, 18 yaşından küçük kişiler için ideal sayılmamakta ve uygulama gerçekleştirilmemektedir.
Boyun germe ameliyatı, alt çenesi çok geride olan kişilerde uygulanmaktadır. Bu kişilerde görülen çene altı sarkmaları, boyun germe ameliyatıyla tamamen ortadan kaldırılmaktadır.
Aşırı kilo alıp verme sonucunda, boyun bölgesindeki deride bollaşma görülmesi, boyun germe ameliyatıyla tedavi yapılmasını zorunlu hale getirmektedir.
Gıdı bölgesine yapılan liposakşın işlemlerinin ardından, kalan sarkmış derinin ortadan kalkması için boyun germe ameliyatı uygulanmaktadır.
Obezite tedavisi gören kişilerde, boyun bölgesi derisinde bollaşmalar gözlemlenmektedir. Oluşan bollaşmaların giderilmesi adına, kişilere boyun germe ameliyatı uygulanmaktadır.

Boyun germe ameliyatının yapılmadığı ya da riskli bulunduğu durumlar, aşağıda sıralanmıştır:

Kişilerin 80 yaşının üzerinde olması, ameliyat işlemlerini zorlaştırmakta ve uygulama sürecine engel olmaktadır.
Kronik hastalıkları bulunan kişiler, riskli grupta değerlendirilmekte ve boyun germe ameliyatı için uygun bulunmamaktadır.
Kronik şekilde devam eden yüksek tansiyon hastaları, boyun germe ameliyatı öncesinde tedavi edilmeli ve operasyonda herhangi bir komplikasyon gelişmemesi sağlanmalıdır.
Kalp hastalığı ve kardiyovasküler problemler, boyun germe ameliyatının yapılmasını engellemektedir.
İleri düzeydeki şeker ve diyabet hastalıkları, boyun germe ameliyatı için risk faktörü taşımakta ve kişilerin ameliyata alınma ihtimali düşmektedir. Ameliyat sonrası yaraların iyileşme süreci de diyabet sebebiyle tehlikeye girmektedir.
Aşırı derecede alkol ve sigara tüketen kişiler, boyun germe ameliyatı için uygun bulunmamaktadır.



Boyun Germe Ameliyatı Öncesi Nelere Dikkat Edilmektedir?

Boyun germe işleminden önce, kişilerin dikkat etmesi gereken konular şunlardır:

Boyun germe ameliyatından en az 2 hafta önce, E vitamini kullanımı ve aspirin benzeri kan sulandırıcı ilaç kullanımının sonlandırılması gerekmektedir. Aynı şekilde, ameliyat sonrasındaki ilk 2 hafta içerisinde de bu ilaçların kullanılmaması, kanama riskini engellemek açısından önemlidir.
Ameliyat esnasında ve sonrasında, kanama riski oluşturacak tüm ilaçlardan uzak durulması gerekmektedir.
Ameliyat esnasında herhangi bir komplikasyon oluşmaması adına, işlemden 2 hafta önce sigara ve alkol tüketiminin durdurulması ve operasyon sonrasında da kullanıma ara verilmesi gerekmektedir.
Ameliyattan birkaç gün önce, saçların boyatılmaması ve saçların doğal kalmasına dikkat edilmelidir. Kimyasal içerikler, ameliyat yerinde komplikasyona yol açabilir.
Ameliyatın riske atılmaması için operasyon öncesinde genel sağlığa dikkat edilmelidir. Soğuk algınlığı ya da çeşitli bakteriyel enfeksiyonlar, boyun germe ameliyatının ertelenmesine yol açacaktır.



Boyun Germe Ameliyatı Nasıl Uygulanır, Operasyon Detayları Nelerdir?

Boyun germe işleminin uygulanışı ve ameliyat esnasında izlenen adımlar, tüm detaylarıyla listelenmiştir:

Boyun germe ameliyatı öncesinde, hastalara genel anestezi uygulanmakta ve hastanın tamamen uyuşması sağlanmaktadır.
Genel anestezi uyguladıktan sonra, kulak önünden başlayarak, kulak memesine kadar gelen ve kulak arkasına doğru yönelen bir kesi açılmaktadır.
Yüz ve boyunda bulunan derinin serbest hale gelmesini sağlayan bu kesi sonrasında, yüzdeki kasların hareketlerini kontrol eden mimik kasları, özel dikişler yardımıyla tek tek yukarı çıkarılmakta ve asılmaktadır.
Boyun ve çene altında bulunan fazla deri kesilerek, boyun derinin normalleşmesi sağlanmaktadır.
Boyun bölgesinde ve gıdıda fazla yağların bulunması durumunda, deri kesme işleminden önce bölgeye liposakşın uygulanmaktadır.
Açılan keşiden içeri sokulan liposakşın kanülleri, bölgedeki ölü yağ dokusunu dışarı çıkaracaktır.
Bölgedeki fazla yağlar temizlendikten sonra, boyunda yer alan dik yapılı bantların serbest hale gelmesi için ortalama 3-4 cm uzunluğunda yatay kesi açılmaktadır.
Bölge tamamen serbest hale geldikten sonra, kaldırılan kaslar yerin yerleştirilmekte ve bölge özel dikiş ipiyle dikilmektedir.
Estetik dikiş tekniğinin kullanılması, boyun germe ameliyatı sonrasında yara izi oluşumunu engelleyecektir.

Boyun germe ameliyatı tamamlandıktan sonra, hastalar normal odaya çıkarılmakta ve gözetim altında tutulmaktadır.

Boyun Germe Ameliyatı Sonrası Karşılaşılan Durumlar Nelerdir, Nelere Dikkat Edilmelidir?

Boyun germe iyileşme süreci ve operasyon sonrasında, hastaların dikkat etmesi gereken konular, aşağıda detaylıca belirtilmiştir:

Boyun germe ameliyatı sonrasında, hastaların uyanması ve dinlenmesi için normal odaya çıkış yapılmaktadır.
Genel anestezi altında gerçekleştirilen boyun germe ameliyatı sonrasında hastalar genel anestezinin etkilerini üzerinden atması ve tamamen ayılması gerekmektedir.
Hastaların ayılma ve anestezi etkilerini atma süreci içerisinde, kusma, burun kanaması ve mide bulantısı şikayetleri gözlemlenebilir.
Ameliyat yeri özel bir bandaj kullanılarak sarılmaktadır. Bölgenin iltihap kapmaması adına, düzenli olarak pansuman yapılması ve dikişlerin özel ilaçlarla steril hale getirilmesi gerekmektedir.
Ameliyat sonrasında, gerekli görüldüğünde bölgeye direnler takılmaktadır. Takılan direnler, 1 gece kalmakta ve ertesi güne, içerisinde biriken tüm kanla birlikte çıkarılmaktadır.
Ameliyat yerinde morluk, kızarıklık ve şişlik oluşması, normal kabul edilir. Bölgeye düzenli olarak buz kompres uygulamak, bu komplikasyonları en aza indirecektir.
Hastaların en az 2 hafta dinlenmesi ve ardından normal hayata dönmesi gerekmektedir.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Odem-Nedir-Nasil-Onlenir-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Ödem Nedir Nasıl Önlenir? Dora Hospital

Ödem Nedir Nasıl Önlenir? Ödem; vücuda alınan sıvı oranı ile vücuttan atılan sıvı oranı arasındaki dengenin kaybedilmesi durumunda oluşmaktadır. Ödem hem iç etkenlerden hem de dış faktörlerden kaynaklanabilmektedir.



Ödemin Oluşma Nedenleri Nelerdir?

Ödemin sebepleri şöyledir:

Lodos ödem oluşturabilmektedir.
Hareketsizlik sonucu sıvının dokuda birikmesi ile ödem olabilmektedir.
Fazla ısı ve nem oranı ödeme yol açmaktadır.
Tansiyon düzenleyici gibi ilaçlar ödeme neden olmaktadır.
Ödeme neden olan maddelerden biri de tuzdur.
Regl döneminde ve hamilelik döneminde ödem oluşabilmektedir.


Ödem Bilgi Formu




Ödem Oluşmasının Engellenebilmesi İçin Yapılabilecekler Nelerdir?

Ödem oluşmaması için yapılabilecekler aşağıda sıralanmıştır:

Yemekler az tuzlu tüketilmelidir. Soda, maden suyu ve turşu gibi besinlerin tüketiminde dikkatli olunması gereklidir. Çünkü tuz oranları fazladır.
Şekerli besinlerden uzak durulması gereklidir. Bunun nedeni; şekerli besinlerin su tüketimini arttırması, doğal olarak da böbreklerin ihtiyacından fazla su süzmemesi ile birlikte fazla suyun vücutta depolanmasıdır.
Asitli ve şekerli içeceklerden, demli çaylardan, kafein içeren içeceklerden uzak durulmalıdır.
Karbonhidrat tüketimine dikkat edilmelidir ve az tüketilmelidir.
En az 7 ile 8 saat arası bir süre verimli uyku alınması gereklidir.
İdeal kilodan daha fazla kiloya sahip olunmamalıdır. Çünkü kilonun damarlara bası yapması durumunda dolaşım yavaşlamaktadır. Böylece de ödem oluşmaktadır.
Hareket etmeye özen gösterilmelidir.



Ödemi Önlemek İçin Bitkisel İlaçlar Kullanılabilir Mi?

Ödem önleyici bitkisel yöntemler bulunmaktadır. Ancak bu yöntemleri uygulamaktansa bir doktora başvurmak daha mantıklı bir çözümdür. Çünkü ödemin oluşmasının temelinde ciddi bir rahatsızlığın olup olmadığını hastanın kendisinin tespit edebilmesi mümkün değildir. Ayrıca bitkisel ilaçların dengesiz kullanımı sonucunda sıvı elektrolit bozuklukların görülebilmesi mümkün olmaktadır. Yine de ödemi azaltan ve aynı zamanda bağırsak düzenleyici olarak da bilinen bazı bitkisel ilaçlar şunlardır:

Adaçayı ödemi önlemektedir.
Ihlamur ödemin atılmasını sağlayabilmektedir.
Yeşil çay içerek ödem azaltılabilmektedir.
Kantaron otu ile yapılan karışımlar ödemi önlemektedir.
Anason ödem önleyicidir.
Biberiye ödem önleyici bitkiler arasındadır.
Ödem önleyici bitkilerden biri de rezenedir.
Nane limon çayı da ödem önlemektedir.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Varis-Tedavisi-Fiyatlari-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Varis Tedavisi Fiyatları Dora Hospital

Varis Tedavisi Fiyatları için varisin durumuna, uygulanacak olan tedavi yöntemine ve hasta özelliklerine göre bir çok etkene bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Varisler, toplardamarların deri altında mavi renkli belirgin şekilde görülmesi olarak tanımlanabilir. Varis tedavisi her hasta için farklı şekillerde yapılabilir. Erken evre varis tedavisi için ameliyat olmaya gerek kalmayabilir. Bu durumlarda bazen yalnızca varis çorabı yardımı ile hastalığın önlenmesi mümkün olur. Özellikle ameliyat için yaşı riskli olan hastalarda varis çorapları tercih edilir. Yapılan araştırmalar Batı toplumlarında varis probleminin yüzde 10 ile yüzde 20 arasında görüldüğünü ortaya koymuştur. Hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilmekle beraber, kadınlarda varis görülme olasılığı daha yüksektir.



Varis Oluşma Nedenleri Nelerdir?

Varis oluşumunda nedenlerin başında şişmanlık gelir. Şişmanlık yalnızca varis değil, bilinen diğer bütün hastalıkların oluşmasında da davetiye çıkarır. Buna ek olarak gebe kalmak, çok uzun süre ayakta vakit geçirmek, kabızlık, ileri yaş, doğum kontrol hapı kullanımı, bazı hormon tedavileri, kadın olmak, bazı meslekleri yapmak, fazla dar giysiler giymek gibi etkenler varis oluşumuna zemin hazırlar.

Varis oluşumunda temel neden, toplardamarda bulunan kapakçıkta yetmezlik olmasıdır. Kan bu nedenle sürekli geriye doğru kaçar. Bu durum da damarda basınç artışına bağlı olarak şişlik gelişir. Zaman geçtikçe de damarlarda genişleme miktar artar ve kıvrılmalar oluşur. Kasıkta ve bacak bölgesinde varis sık görülür.


Varis Tedavisi Fiyatları Bilgi Formu



Varis Tedavisi Nasıl Yapılır?

Varis tedavisi için geleneksel yöntem olarak damarın çıkarılması söz konusudur. BU yöntem zahmetlidir aynı zamanda hastaların uzun süren iyileşme sürecinden geçmelerini gerektirir. Bazı hastalar için damar içine köpük verilir. Fakat genellikle bu yöntemden sonra hastalık kendini tekrar ettiğinden tercih edilmez. Lazerle tedavi yöntemi ise etkilidir. Damat için katater yerleştirilir. Yerleştirilen katater ardından lazer ışınları ile damarı yakar. Radyofrekans yönteminde de benzer şekilde varislerden kurtulunur. Radyofrekans yönteminde radyo dalgaları ile varisler yanar. Hastalar bu tedavi yönteminden sonra aynı gün içinde hastaneden çıkarak sosyal yaşamlarına geri dönebilirler. İşlem sırasında lokal anestezi yapılır.



İleri Evre Varislerde Varis Tedavisi Nasıl Yapılır?

İleri evre varislerde varis tedavisi yapılması için farklı seçenekler bulunur. Bu seçeneklerden hangisinin hasta için daha uygun olduğuna hekim hastayı muayene ederek karar verecektir. Yöntemlerin başında standart ameliyat gelmektedir. Bu yöntemde hastanı kasık çizgisinden 1 ile 3 cm arasında kesi yapılır. Daha sonra özel bir tel kullanılır ve bu telle toplar damarlar dizin bulduğu seviyeye getirilir. Fazla genişlemiş olan varisler için 5 ile 7 milimetre kadar küçük kesiler atılarak çıkarılmaları sağlanır. Bu yöntemin dışında hekim radyofrekans, lazer ablasyon yöntemi, köpük skleroterapi gibi diğer yöntemlerden faydalanmak isteyebilir. Bütün bu yöntemlerde hastanın en azından bir gece hastanede yatmaları gerekmektedir. İşlem gören hastalar ortalama 10 gün içinde normal yaşamlarına geri dönebilirler.



Skleroterapi ile Varis Tedavisi Yapılması

Skleroterapi yöntemi ile varis tedavisi avantajları nedeni ile insanlar tarafından tercih edilmektedir. Son yıllarda özellikle köpük skleroterapi kullanılmaktadır. Hem daha az ilaç kullanılıyor hem de daha geniş alanlara ulaşmak mümkün oluyor. İlaç kullanılırken hava ile karıştırılıyor. Bu sayede daha yoğun bir madde elde ediliyor. Bu yöntemin deneyimli hekimler tarafından uygulanması çok önemli. Kısa sürede işlem bitiyor. Deneyimli hekimler sayesinde karşılaşılması mümkün olan komplikasyonların sayısı en aza indirilmiş oluyor.

Genel olarak ameliyat sırasında işlem uzunluğunu belirleyen etken, hastaların sahip oldukları varis sayısı oluyor. Varis sayısı ne kadar fazla ise, tedavi için de o kadar uzun süre gerekiyor. İşlemden hemen sonra hasta kendi başına yürüyerek evine dönebilecek durumda oluyor. Dilerse hasta işine de devam edebiliyor. Ek dinlenme süresi, sosyal yaşantıdan uzak kalma gibi durumlar söz konusu olmuyor. Bazı durumlarda hasta için özel olarak kompresyon özelliği olan çorapların kullanılması gerekebilir. Tedaviden kesin sonuç almak adına ortalama bir iki hafta kadar beklemek gerekiyor.



Varis Oluşma Belirtileri Nelerdir?

Varis oluşumunda belirtiler arasında:

Kaşınma,
Ağrı hissi,
Bacaklarda mavi ve mor renkli şişlikler,
Bacaklarda şişlik,
Bacaklarda ağırlık hissi,
Bacaklarda uyuşukluk yer alır.

Bu belirtiler bazen hastalar tarafından göz ardı edilebilmektedir. İlk aşamada varisler yalnızca görsel olarak bakıldıkları zaman hastaya rahatsızlık verirler. Zaman ilerledikçe de yukarıda sayılan belirtiler görülmeye başlar. Daha ileriki aşamalarda ise bacakta şiddetli ağrılar görülür. Ağrıa iltihaplanma ve varis yırtılması eşlik eder. Ayrıca akciğerlerde pıhtı atması problemi de görülebilir.

Varis Çeşitleri Nelerdir?

Varis çeşitleri toplamda 3 başlık altında incelenebilir. Bu çeşitler:

Büyük toplardamar varisleri,
Kılcal damar varisleri,
Son olarak retiküler varislerdir.

Kılcal damarlarda oluşan varislerde örümcek ağına benzeyen bir görüntü olur. Genellikle doğum kontrol hapının kullanılması ve gebelik nedeni ile genç kadınlarda sık rastlanılan bir problemdir. Retiküler varisler genellikle diz arkasında ya da ayak bileği çevresinde görülür. Hafif kabarık olurlar ve renkleri mavidir. Büyük toplardamar varisleri en sık görülen varis çeşitlerindendir. Bacakta olurlar. Safen ven adı verilen damarda yetmezlik nedeni ile oluştukları bilinmektedir. Görüldükleri yerde yeşilimsi renk olur. Kişilerde varis belirtilerinin tümü gözlenir.

Varis Oluşmasını Engellemek için Tavsiyeler

Varis oluşumunu engellemek için tavsiyeler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Çok sıkı ya da dar kıyafetler tercih etmeyin.
Düzenli olarak egzersiz yapın.
Uzun süre bacak bacak üzerine atıp oturmayın.
Kabızlıktan korunmak için yüksek lifli besinler tüketmeye özen gösterin.
Uzun süre ayakta kaldığınız zamanlarda bacaklarınızı havaya dikerek dinlenin.
Ayakta durmanızı gerektiren bir işle meşgulseniz, varis oluşumundan önce varis çorapları giyebilirsiniz.
Uzun süre oturmanız gerektiği zaman ayağa kalkıp dolaşın.
Direk varislerin üzerine değil, bacakta aris olmayan bölgelere nazikçe masaj yapın.
Mümkün olduğu kadar az topuklu ayakkabı tercih edin. Bunun yerine spor ayakkabılar kullanın.
Fazla kilolu iseniz, kilolarınızı verin.
Varis oluşma belirtilerine sahipseniz en kısa zamanda doktorunuza danışın.

Endo Venöz Yöntemi ile Varis Tedavisi

Endo Venöz yönteminden faydalanarak varis tedavisi yapılması sahip olduğu bir çok avantajları nedeni ile tercih edilir. Bu avantajlar arasında:

Güvenli olması,
İşlem öncesinde genel anestezi kullanılmaması,
Başarılı kozmetik sonuçların elde edilmesi,
Ağrısız bir işlem olması,
Yüzde 98 oranında başarı elde edilmesi,
Girişim yapıldıktan bir iki saat sonrasında bile normal yaşama dönülmesi,
Kısa süreli işlem yapılması yer alır.

Eğer hastanın yaşı ileri ise endo venöz yönteminin kullanılması önerilmez. Bu hastalar için diz altı varis çorabı çoğu zaman yeterli olur.

Skleroterapi ile Varis Tedavisi Avantajları Nelerdir?

Skleroterapi yöntemi ile varis tedavisi avantajları arasında:

Aynı gün içinde eve dönme,
Kısa sürede işlem tamamlanması,
İşlem öncesinde özel olarak hazırlık gerektirmemesi,
Acısız olması yer alıyor.

Varis tedavisi hakkında fiyat öğrenmek isterseniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Oksjen-Tedavisi-Uygulanan-Hastaliklar-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Oksjen Tedavisi Uygulanan Hastalıklar Dora Hospital

Oksjen Tedavisi Uygulanan Hastalıklar nelerdir? Oksijen tedavisi, hastalara %100 oksijen solutularak yapılan yaygın bir tedavi yöntemi olarak bilinmektedir. Özellikle tamamiyle basınç altına alınmış izole bir ortamda verilen oksijenli tedaviler, medikal tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır. Pek çok farklı metotta uygulanan bu yöntemde asıl amaç hastaların aralıklı da olsa yüzde yüz oksijenle tedavi olmalarını sağlamaktır.



Oksjen Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?

Oksijen tedavisinin yan etkileri genellikle kişiden kişiye göre değişmektedir. Yaklaşık 2 ile 2,5 saat arasında süren yan etkiler, sonrasında kaybolmaktadır. Hastanın tedavi alma süresi ve ortalaması kişinin hastalık durumuna göre değişmektedir. Bu oran kimi hastalarda günde bir iken kimi hastalarda ise günde dörde kadar çıkabilmektedir. Yararı olduğu kadar kısa süreli yan etkisi bulunan bu tedavinin en yaygın olarak görülen etkileri şunlardır;

Kapalı yerde kalma korkusu,
Kulakta ve sinüslerde meydana gelen problemler,
Akciğerlerde sorun oluşması,
Soluk borusunda meydana gelen yanma, kuruluk ya da nefes darlıkları,
Kişilerde kısa süreli huzursuzluk, sinirlilik hali,
Bulantı ya da kusma,
Kulak çınlaması, yüz kaslarında meydana gelen ani gerilmeler ve kasılmalar,
Kısa süreli görme kayıpları,
Uyuşma, karıncalanma ya da ileri aşamalarda meydana gelebilen nöbetler,
Oksijen zehirlenmesi,

Gibi durumlar yaygın olarak oksijen tedavisi alan kişilerde karşılaşılan yan etkilerdir.


Oksjen Tedavisi Uygulanan Hastalıklar Bilgi Formu




Oksjen Tedavisi Hangi Hastalıklar İçin Kullanılmaktadır?

Oksijen tedavisinin kullanıldığı hastalıklar, genellikle basıncın etkili olduğu rahatsızlıklardır. Buna göre Sağlık Bakanlığının yayınlamış olduğu yönetmelikte yer alan ve oksjen tedavisinde kullanılan hastalıklar şunlardır;

Akut osteomiyelitler,
Kafa kemikleri ve sternum osteomiyelitleri,
Vurgun,
Kişide meydana gelen hava ya da gaz embolisi,
Karbonmonoksit, siyanid gibi zehirlenmelerde,
Gazlı kangren,
Yumuşak dokuda meydana gelen enfeksiyonlar,
Akut travmatik iskemiler,
Kişide diyabete bağlı olarak yara iyileşmelerinin geciktiği durumlar,
Aşırı kan kaybı,
Radyasyon tutulması,
Termal yanıklar,
Beyin absesi,
Ani işitme kayıpları,

Gibi pek çok hastalıklarda oksijen tedavisi uygulanmaktadır. Ancak uygulama yapacak olan kişinin ve tedaviyi alacak olan kişinin oldukça fazla dikkat etmesi gerekmektedir. Zira bu tedavinin faydası olduğu kadar yan etkisi de bulunmaktadır.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Cocuk-Immunolojisi-ve-Alerji-Nedir-Dora-Hospital-1200x679.jpg

Çoçuk İmmünolojisi ve Alerji Nedir Dora Hospital

Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Nedir? Alanı 0-18 yaş aralığında bulunan kişilerin, bağışıklık sistemi ve alerji kapsamındaki durumlarının tanı, tedavi, takibi ile ilgilenmektedir. Çocuk hastalıkları konusunda alerjinin belirlenmesi yaşanacak acil ve ani tepkilerin önlenmesi için gereklidir.

Alerjik şikayetlerin oluşması, bağışıklık sisteminde bir problem olduğunu göstermektedir. Bu tip durumlarla karşılaşmamak için mutlaka alerji testinin yapılması ve uygulanması gerekmektedir. 0-18 yaş aralığının belirlenmesinin nedeni; yasa gereği 18 yaşına kadar bütün bireyler devlet tarafından çocuk olarak görülmesidir.



Alerji Tespiti İçin Deri Prick Test Nasıl Yapılır?

Deri prick testi alerji teşhisi ve tanısının konulması için en detaylı testlerden biridir. Çizme testi olarak da bilinen prick test; sırt, kol ya da dirseğin iç yüzeyine alerjik sıvı dökülür. Steril lanset çubuk ile deride yüzeysel bir çizik oluşturulur.
Gıda ve solunum alerjik testleri için uygulanan prick test, özellikle yeni doğan çocuklarda uygulanmalıdır. Ailede, astım gibi alerjik hastalıkları olanlar için yeni doğan bebeklerde bu test mutlaka yapılmalıdır.


Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Bilgi Formu




Alerji Tedavisi İçin Uygulanan Yöntemler Nelerdir?

Alerji tedavisi kapsamında uygulanan yöntemler alerjinin türüne göre farklılık göstermektedir. Çocuk hastalıkları için uygulanan yöntemler:

İlaç tedavisi,
Alerji aşı tedavisi ve
Korunma yöntemleridir.

Alerjiler, genetik olarak ya da doğum sırası oluşan yan etkilerden dolayı oluştuğu için kalıcı olarak tedavi edilmemektedir. Bahar aylarında polen alerjisi olan bireyler için ilaç tedavisi uygulanırken saman nezlesi gibi alerjiler için de aşı tedavisi uygulanmaktadır.



Alerjik Hastalıkların Belirtileri Nelerdir?

Alerjik hastalıkların belirtileri alerjinin türü fark etmeksin ortak olarak görülmektedir. Çocuk sağlık durumlarına göre alerjik reaksiyon çeşidi farklı olabilir. Terminolojik adı, immün sistem olan bağışıklık sisteminde görülen eksikler sonucu alerji ortaya çıkmaktadır. Alerjik hastalıkların kendini gösterme şekilleri:

Ciltte kızarıklık, şişkinlik ve kabarıklık,
Ciltte kaşıntı ve yanma,
Sürekli devam eden öksürük ve hapşırık,
Hırıltısı nefes alma,
Egzama,
Burun akıntısı,
İshal,
Kusma,
Karın ağrısı ve
Gaitada kan şeklinde görülmektedir.


Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.


Doktorlarımıza Soru Sorabilirsiniz!

Konusunda uzmanlaşmış kadromuzla her zaman sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duymaktayız… Dora Hospital Fulya bölgesinde sizlere hizmet vermektedir. Dora Hospital İletişim bilgilerine ise menü aracılığı ile ulaşabilirsiniz.
Soru Sorabilirsiniz…

Bizi Takip Edebilirsiniz…

Sosyal medya üzerinden hastanemiz hakkında haberler görüntüleyebilir, gelişmelerden haberdar olabilirsiniz.

Yol Tarifi

Doktora Sor

Whatsapp