HPV enfeksiyonu nedir?
Human papilloma virus (hpv) enfeksiyonu cinsel yolla bulaşır ve genital siğil olarak bilinen kondilomları oluşturur. Hiç ilişkiye girmemiş kişilerde enfeksiyon görülmez, ancak enfekte olan cilt bölgelerinin birbiri ile teması ile de hastalık bulaşabilir. Siğiller enfeksiyon alındıktan 1-6 ay sonra gelişir.Virus ile temas eden herkeste enfeksiyon bulguları ortaya çıkmaz, ancak kondülom ortaya çıkan bireylerin % 60-90’ında partnerde de virüs olduğu saptanmıştır.Genital siğiller, kadın ve erkekte en sık dış genital bölgede, makat etrafında , idrar kanalı çevresinde ,vajinada, rahim ağzında ve nadiren de ağızda oluşur. Bu siğiller karnıbahar görünümünde bazen kanayabilen, yanma, kaşıntı yapabilen ağrısız oluşumlardır. Tek veya çok sayıda, bazen toplu iğne başı kadar ufak, bazen de 4-5 cm çapında olabilirler. HPV vücuda girdiğinde hücre DNA’sı içine yerleşir ve zaman zaman alevlenmelere yol açarak tekrarlayan enfeksiyonlar oluşturur. Bu yüzden HPV enfeksiyonu kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilir. Son yıllarda bazı tiplerinin 4-5 yıl gibi bir sürede vücuttan atılabildiği ve enfeksyonun tamamen kaybolabildiği sanılmaktadır. Virus ile temas eden herkeste enfeksiyon bulguları ortaya çıkmaz, aslında çoğu kişide HPV, vücudun savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirilir. Bir başka durumda ise hasta virüsü taşır ancak kişide uzun süre hiçbir belirti görülmez. Bu durum enfekte kişinin hastalığı yaymasına engel değildir ve ilişkide bulunduklarına hastalığı bulaştırabilir. Kendisinde hastalık görülmeyip virüsü bulaştırabilen bu kişilere “taşıyıcı” (portör) denilir. Bu yüzden biz cinsel olarak aktif kadınların yılda bir defa pap smear testi yaptırmalarını önermekteyiz.
HPV ve kanser
HPV’nin şu an bilinen ve sınıflanan 100’e yakın alt tipi vardır. Az riskli virüsler genelde PAP smearda ortaya çıkan ASCUS ,SIL, CIN (Cin 1, CİN 2, CİN 3 ) gibi değişimlere neden olur. HPV tip 16, 18, 31, 33, 35 ve 52 ise rahim ağzı kanserlerinden sorumludur. Bu nedenle HPV tiplendirilmesi çok önemlidir. Genetik laboratuvarlarında HPV DNA tiplemesi moleküler biyoloji tetkikleriyle günümüzde kolaylıkla yapılmaktadır. Rahim ağzı kanseri tanısı konmuş kadınların % 95’inde HPV virüsü saptanmaktadır. Rahim ağzı kanserinin(serviks kanseri) en önemli, hatta belki de tek nedeni HPV enfeksiyonudur. Bu nedenle enfekte kişiler pap smear testi ve gerektiğinde kolposkopi ile izlenmelidir. Genital siğil (kondilom) varlığında bu virüsün bulaştırıcılığı çok daha fazladır ve bu kondilomların yakılması ile virüsün bulaştırıcılığı azalarak hastalık nekahat dönemine girer. Bu dönem ne kadar uzunsa bulaştırıcılık da o oranda azalmaktadır. Rahim ağzı kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında meme ve akciğerden sonra 3. sırada yer alır ve öldürücü bir kanserdir. Ancak kanser türleri arasında önlenebilir olması açısından ayrı bir öneme sahiptir. Serviks kanserini önlemenin yolu düzenli aralıklarla pap smear alınmasıdır.
HPV tanı ve tedavisi
Genital siğillerin görülmesi HPV tanısını koydurur. HPV’nin rahim ağzında yaptığı değişimler ise pap- smear testinde saptanır. Pap smear (rahim ağzı kanseri taraması) testi ömür boyunca 6 ayda bir yapılmalıdır. Şüpheli durumlarda rahim ağzı kolposkop denilen bir cihaz ile incelenir . Şüpheli lezyondan alınacak küçük bir parçanın patolojin incelenmesi kesin tanıyı koydurur. Daha sonra hastalığının derecesine göre rahim ağzındaki anormal bölge LEEP ya da konizasyon ile çıkartılır ve hasta pap smear ile düzenli kontrollere aIınır. SIL ileri evre ise, hasta başka çocuk istemiyorsa ya da 40 yaşın üzerindeyse rahimin alınması (histerektomi) düşünülebilinir.
PAP smearda HPV’ye bağlı olduğu düşünülen değişimler ( özellikle koilosit hücreleri ve koilosit görünümü) saptandığında aynı materyal içinde HPV’ye ait DNA incelemeleri yapılarak HPV varlığı ve tipi saptanabilir. Örneğin rahim ağzı kanserlerinin % 50’sinde HPV tip 16 saptanmaktadır. Kondilom tanısı konan kişilerin partnerleri de mutlaka muayene olmalı ve genital siğili varsa tedavi edilmelidir. Çünkü tedavi edilmemiş bir eş enfeksiyonun sürekli yeniden bulaşmasına neden olabilir. Erkeklerde siğil yoksa HPV’nin saptanması mümkün değildir. Çünkü HPV kanda tesbit edilemez.
HPV enfeksiyonunun tedavisinde temel prensip nüksleri en aza indirmek için kitlelerin mümkün olduğunca temizlenmesidir. Lezyonlar küçük ise virüslere etkili ilaçlar lokal olarak kullanılır. Büyük lezyonlar koterizasyon yoluyla yakılarak tedavi edilir. Lezyonlar çok yaygın ise cerrahi yol ile çıkarılabilinir. Lezyonlar kaybolsa da hastalığın ve bulaştırma riskinin devam edebileceği konusunda hasta uyarılmalıdır.
Gebelikte HPV enfeksiyonunun önemi
Bazen kitlelerinin aşırı büyümesi doğum kanalının tıkayarak vajinal yolla normal doğuma engel olur. Bebek doğumda esnasında, doğum kanalından geçerken HPV’yi kapabilir.Virüsün bulaşması bebeğinin larinksinde (ses tellerinin bulunduğu organ) papillomlar (ufak kitleler , laringeal papillomatozis) oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle kondilom varlığında ve kondilom öyküsünde hamilelere sezeryan önerilir.
Nasıl Korunmalı?
HPV cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğundan bu konuda alınan genel önlemlerin alınması HPV enfeksiyonundan korunmada tek yoldur. Ancak şüpheli ilişkilerde kondom kullanımı bile korunmaya yetmez. Cinsel temas esnasında, erkek genital bölgesinin prezervatifle korunmayan kısımlarından kadına ya da kadından erkeğe bulaşma söz konusu olabilir. Bu yüzden kondilom lezyonları olanlarla ilişkiden kaçınılmalıdır.

HPV enfeksiyonu nedir?  Human papilloma virus (hpv) enfeksiyonu cinsel yolla bulaşır ve genital siğil olarak bilinen kondilomları oluşturur. Hiç ilişkiye girmemiş kişilerde enfeksiyon görülmez, ancak enfekte olan cilt bölgelerinin birbiri ile teması ile de hastalık bulaşabilir. Siğiller enfeksiyon alındıktan 1-6 ay sonra gelişir.Virus ile temas eden herkeste enfeksiyon bulguları ortaya çıkmaz, ancak kondülom ortaya çıkan bireylerin % 60-90’ında partnerde de virüs olduğu saptanmıştır.Genital siğiller, kadın ve erkekte en sık dış genital bölgede, makat etrafında , idrar kanalı çevresinde ,vajinada, rahim ağzında ve nadiren de ağızda oluşur. Bu siğiller karnıbahar görünümünde bazen kanayabilen, yanma, kaşıntı yapabilen ağrısız oluşumlardır.

 

 

Tek veya çok sayıda, bazen toplu iğne başı kadar ufak, bazen de 4-5 cm çapında olabilirler. HPV vücuda girdiğinde hücre DNA’sı içine yerleşir ve zaman zaman alevlenmelere yol açarak tekrarlayan enfeksiyonlar oluşturur. Bu yüzden HPV enfeksiyonu kesin tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul edilir. Son yıllarda bazı tiplerinin 4-5 yıl gibi bir sürede vücuttan atılabildiği ve enfeksyonun tamamen kaybolabildiği sanılmaktadır. Virus ile temas eden herkeste enfeksiyon bulguları ortaya çıkmaz, aslında çoğu kişide HPV, vücudun savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirilir. Bir başka durumda ise hasta virüsü taşır ancak kişide uzun süre hiçbir belirti görülmez. Bu durum enfekte kişinin hastalığı yaymasına engel değildir ve ilişkide bulunduklarına hastalığı bulaştırabilir. Kendisinde hastalık görülmeyip virüsü bulaştırabilen bu kişilere “taşıyıcı” (portör) denilir. Bu yüzden biz cinsel olarak aktif kadınların yılda bir defa pap smear testi yaptırmalarını önermekteyiz.

 

HPV ve kanserHPV’nin şu an bilinen ve sınıflanan 100’e yakın alt tipi vardır. Az riskli virüsler genelde PAP smearda ortaya çıkan ASCUS ,SIL, CIN (Cin 1, CİN 2, CİN 3 ) gibi değişimlere neden olur. HPV tip 16, 18, 31, 33, 35 ve 52 ise rahim ağzı kanserlerinden sorumludur. Bu nedenle HPV tiplendirilmesi çok önemlidir. Genetik laboratuvarlarında HPV DNA tiplemesi moleküler biyoloji tetkikleriyle günümüzde kolaylıkla yapılmaktadır. Rahim ağzı kanseri tanısı konmuş kadınların % 95’inde HPV virüsü saptanmaktadır. Rahim ağzı kanserinin(serviks kanseri) en önemli, hatta belki de tek nedeni HPV enfeksiyonudur. Bu nedenle enfekte kişiler pap smear testi ve gerektiğinde kolposkopi ile izlenmelidir. Genital siğil (kondilom) varlığında bu virüsün bulaştırıcılığı çok daha fazladır ve bu kondilomların yakılması ile virüsün bulaştırıcılığı azalarak hastalık nekahat dönemine girer. Bu dönem ne kadar uzunsa bulaştırıcılık da o oranda azalmaktadır. Rahim ağzı kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında meme ve akciğerden sonra 3. sırada yer alır ve öldürücü bir kanserdir. Ancak kanser türleri arasında önlenebilir olması açısından ayrı bir öneme sahiptir. Serviks kanserini önlemenin yolu düzenli aralıklarla pap smear alınmasıdır. 

 

HPV tanı ve tedavisi Genital siğillerin görülmesi HPV tanısını koydurur. HPV’nin rahim ağzında yaptığı değişimler ise pap- smear testinde saptanır. Pap smear (rahim ağzı kanseri taraması) testi ömür boyunca 6 ayda bir yapılmalıdır. Şüpheli durumlarda rahim ağzı kolposkop denilen bir cihaz ile incelenir . Şüpheli lezyondan alınacak küçük bir parçanın patolojin incelenmesi kesin tanıyı koydurur. Daha sonra hastalığının derecesine göre rahim ağzındaki anormal bölge LEEP ya da konizasyon ile çıkartılır ve hasta pap smear ile düzenli kontrollere aIınır. SIL ileri evre ise, hasta başka çocuk istemiyorsa ya da 40 yaşın üzerindeyse rahimin alınması (histerektomi) düşünülebilinir. PAP smearda HPV’ye bağlı olduğu düşünülen değişimler ( özellikle koilosit hücreleri ve koilosit görünümü) saptandığında aynı materyal içinde HPV’ye ait DNA incelemeleri yapılarak HPV varlığı ve tipi saptanabilir. Örneğin rahim ağzı kanserlerinin % 50’sinde HPV tip 16 saptanmaktadır. Kondilom tanısı konan kişilerin partnerleri de mutlaka muayene olmalı ve genital siğili varsa tedavi edilmelidir. Çünkü tedavi edilmemiş bir eş enfeksiyonun sürekli yeniden bulaşmasına neden olabilir. Erkeklerde siğil yoksa HPV’nin saptanması mümkün değildir. Çünkü HPV kanda tesbit edilemez. HPV enfeksiyonunun tedavisinde temel prensip nüksleri en aza indirmek için kitlelerin mümkün olduğunca temizlenmesidir. Lezyonlar küçük ise virüslere etkili ilaçlar lokal olarak kullanılır. Büyük lezyonlar koterizasyon yoluyla yakılarak tedavi edilir. Lezyonlar çok yaygın ise cerrahi yol ile çıkarılabilinir. Lezyonlar kaybolsa da hastalığın ve bulaştırma riskinin devam edebileceği konusunda hasta uyarılmalıdır.

Gebelikte HPV enfeksiyonunun önemi Bazen kitlelerinin aşırı büyümesi doğum kanalının tıkayarak vajinal yolla normal doğuma engel olur. Bebek doğumda esnasında, doğum kanalından geçerken HPV’yi kapabilir.Virüsün bulaşması bebeğinin larinksinde (ses tellerinin bulunduğu organ) papillomlar (ufak kitleler , laringeal papillomatozis) oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle kondilom varlığında ve kondilom öyküsünde hamilelere sezeryan önerilir.

Nasıl Korunmalı?HPV cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğundan bu konuda alınan genel önlemlerin alınması HPV enfeksiyonundan korunmada tek yoldur. Ancak şüpheli ilişkilerde kondom kullanımı bile korunmaya yetmez. Cinsel temas esnasında, erkek genital bölgesinin prezervatifle korunmayan kısımlarından kadına ya da kadından erkeğe bulaşma söz konusu olabilir. Bu yüzden kondilom lezyonları olanlarla ilişkiden kaçınılmalıdır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>